• dolar dolar 3.4500
  • euro euro 3.6607
Whatsapp
Eklenecektir.Vatsap Bildirme
  • 12-11-2016 08:20

Bilim dünyasındaki en ilginç ve ürkütücü 10 deney

Bilim dünyasındaki en ilginç ve ürkütücü 10 deney

İnsanın bilime duyduğu ilgi zaman zaman ahlâkın sınırlarını zorlayacak noktalara ulaşabilmektedir. İşte merakımıza yenik düşerek sınırları zorladığımız 10 ürkütücü deney:

10. Kediyi bir telefona dönüştürme deneyi

Kediyi bir telefona dönüştürme deneyi

Ernest Glen Wever ve Charles W. Bray isimli iki bilim insanı, 1929 yılında bir kediyi telefona dönüştürme deneyi gerçekleştirir. Deney kapsamında ilk olarak kedinin kafatasından bir parça çıkaran ikili, daha sonra hayvanın işitme sinirlerine ve bedenine birer elektrot yerleştirir ve bu elektrotlar 18 metre uzunluğundaki kablolarla bir amplifikatöre bağlanır. Böylece kedinin kulağına gelen bir ses, amplifikatörün bulunduğu odada da duyulur hâle gelir. 

Deneyin netice olarak sesi mükemmel bir kalitede aktarmayı başardığı kaydedilir ve komutlar kedi aracılığıyla basitçe aktarılabilir. İkili daha sonra kediyi öldürerek ses aktarımını tekrar dener ve sonuç olarak yalnızca canlı kedilerin telefon olarak kullanılabildiği anlaşılır. Amaç neydi derseniz, belki casusluk, belki de yalnızca merak, kim bilir...

9. I. Dünya Savaşı zamanı yüz nakli

I. Dünya Savaşı zamanı yüz nakli

I. Dünya Savaşı zamanında ve sonrasında şarapnelle yaralanan 3,000 civarı asker, İngiltere'de bulunan Queen's Hospital'da ameliyat edilmiş ve yaralarından arındırılmaya çalışılmıştır. Görsel olarak şok edici olan bu yaraların operasyonla iyileştirilmesi o zamanlar için çığır açan bir uygulama olarak görülmektedir. Dr. Harold Gillies, gerçekleştirdiği bu estetik ameliyatlar üzerine bir de kitap kaleme almıştır. 

Bu operasyonların en etkileyici olanlarından bir tanesi, yukarıda görsellerini paylaştığımız, Teğmen William Spreckley üzerinde gerçekleştirilendir. Yüzüne isabet eden mermiyle burun ve yanaklarında deformasyon meydana gelen teğmenin kaburgalarından alınan kıkırdak doku yüzüne yerleştirilmiş ve yeni bir burun meydana getirmek için kullanılmıştır. Üç yıl süren operasyonların ardından 1920 yılında taburcu edilen teğmenin yeni görünümü herkesi hayret içinde bırakmıştır.

8. Karanlıkta parlayan domuz deneyi

Karanlıkta parlayan domuz deneyi

Tarihte pek çok bitki ve hayvan genetik mutasyona uğratılarak karanlıkta parlamaları sağlanmıştır. Bunlar arasında tavuklar, tütün bitkisi, fareler ve en ilginci domuzlar bulunmaktadır. Ulusal Tayvan Üniversitesi'nin Hayvan Bilimi ve Teknolojisi bölümünden araştırmacılar, 2006 yılında denizanalarından aldıkları genetik bilgiyi domuz embriyosuna aktararak üç domuzun karanlıkta yeşil renkte parlamasını sağlamışlardır. 

Daha da ilginç olan ise, bilim insanlarının domuzların iç organlarının da parladığını keşfetmeleridir. Domuzların farklı renklerde parlaması için gerçekleştirilen deneyler aslında daha eski zamanlara dayansa da, Tayvan Üniversitesi araştırmacıları, kendi çalışmalarının bugüne kadar yapılanlar arasında en başarılısı olduğunu düşünmektedir ve bu genetik aktarımın hastalıkların tedavisi konusunda yol gösterebileceğini öne sürmektedir.

7. Farelere insan kulağı nakli

Farelere insan kulağı nakli

"Vacanti Faresi" adı verilen ve 1997 yılında yürütülen çalışmalarda kullanılan bu fare, bedenine bir insan kulağının başarıyla nakledildiği ilk hayvandır. Üzerinde bulunan kulak, üç yaşındaki bir çocuk kulağı büyüklüğündedir ve kulak şeklinde büyümesi sağlanan kıkırdak doku bir inekten alınmıştır. 

Bu çalışma, insanlardaki kayıp organların tekrar geliştirilmesi için düşünülmüş ve başarıya ulaşmış bir çalışmadır. Kaybedilen ise, büyük ihtimalle sırtında bir insan kulağı bulunmasını istemeyecek bir fare olmuştur.

6. Freud ve Emma Eckstein

Freud ve Emma Eckstein

Hafif mide rahatsızlıkları ve depresyon sebebiyle Sigmund Freud'un yardımını isteyen 27 yaşındaki Eckstein, doktor tarafından histeri ve o zamanlar akıl sağlığı için tehlikeli kabul edilen aşırı mastürbasyon tanısıyla tedavi edilmiş, bu süreçte kadın lokal anestezi ve kokainle uyuşturularak üzerinde deneysel ameliyatlar gerçekleştirilmiştir. Netice ise beklendiği şekilde felaket olmuştur ancak doktor Freud'un tıbbi merakları sona ermek bilmediği için tedavisi üç yıl kadar devam etmiştir.

5. İki başlı köpek deneyi

İki başlı köpek deneyi

Rus Devrimi'nin hemen ardından, 1918 yılında dünyaya gelen Vladimir Demikhov, 1960'lı yıllara kadar hayvanlar üzerinde nakil işlemleri gerçekleştirmiş bir cerrahtır. Bugün kendi alanında bir öncü sayılan bilim insanı, o dönemde hayvanlar üzerinde bir takım akıl almaz deneyler gerçekleştirmiştir. Bunlardan en acımasız olanı ise, bir köpeğin vücuduna ikinci bir baş ve ön ayaklar eklemeyi denediği çalışmadır. 

Deney kapsamında 9 aylık Shavka isimli köpeğin ön ayaklarını ve başını Brodyaga isimli bir sokak köpeğine diken cerrah, tasarladığı yeni canlının yaşayabilmesi için Shavka'nın şah damarını ve omurgasını Brodyaga'nınkiyle birleştirmiştir. Deney sonucunda ise iki köpek de yalnızca dört gün bu şekilde yaşayabilmiştir ancak Demikhov bu deneyi pek çok denek üzerinde yinelemiştir.

4. Holmesburg Hapishanesi Deneyi

Holmesburg Hapishanesi Deneyi

1951 yılında Pensilvanya Üniversitesi'nden dermatolog Dr. Albert M. Kligman, cilt üzerindeki deneyler için Holmesburg Hapishanesi'ndeki mahkumları denek olarak kullanmaya karar verdi. Mahkumlar üzerinde 20 yıl boyunca çalışan Kligman, diş macunu, deodorant, şampuan, vücut kremi, deterjan, sulu gıda, göz damlası, pudra ve saç boyası gibi pek çok ürünü mahkumlar üzerine test etti. Deneyler mahkumlara sık sık biyopsi yapılmasını gerektiriyor ve kimi zaman acı verici süreçler ihtiva ediyor olsa da, neyse ki mahkumların hiçbirinde kalıcı bir hasar oluşmadı.

3. QKHILLTOP Projesi

QKHILLTOP Projesi

1954 yılında CIA tarafından geliştirilen QKHILLTOP Projesi, Çinlilerin beyin yıkama teknikleri üzerinde çalışmak ve sorgulama için yeni metodlar üretmek üzere uygulanmıştır. Çalışmayı yürüten Cornell Üniversitesi'nden Dr. Harold Wolff, denekler üzerinde hapsedilmenin, yoksun bırakılmanın, aşağılanmanın, işkencenin, beyin yıkamanın, hipnozun ve geliştirilen çeşitli uyuşturucuların etkilerini gözlemlemiş ve deney sonuçlarını yıllar boyu CIA'e sunmuştur.

2. Çocuklara elektroşok terapisi

Çocuklara elektroşok terapisi

New York’ta bulunan Creedmoor Hastanesi'nde çalışan Dr. Lauretta Bender, 1960'lı yıllarda devrim niteliğinde bir tedavi yöntemi olarak gördüğü elektroşoku sosyal problemleri olan çocuklara uygulamaya başladı. Bender'ın metodu aynı zamanda çocukların kalabalık gruplar önünde mülakata alınmasını ve analiz edilmesini de içeriyordu. Elektroşok tedavisi uygulanan çocuklarda şizofreni başlangıcı görülmeye başlandığında Bender'ın çalışması durdurulduysa da, o zamana kadar çoktan 100'ün üstünde çocuk bu işkenceye maruz kalmıştı.

1. MK Ultra Projesi

MK Ultra Projesi

MK Ultra, yıllar boyunca CIA tarafından yürütülen ve insanların davranışsal şekillenmesini ve yönlendirilmesini araştıran projenin adıdır. Proje kapsamında, 1953-1973 yılları arasında insanların zihnini yönetmek için çeşitli metodlar denemiş ve denekler genellikle ABD ve Kanada vatandaşları arasından seçilmiştir. Rızaları alınmadan projeye dahil edilen bu insanlar, hipnoz, duyusal yoksunluk, işkence, sözlü ve cinsel taciz kullanılarak ve LSD verilerek test edilmiş, üstelik bu insanlık dışı deneyler devletin hastanelerinde ve üniversitelerinde yürütülmüştür.



Etiketler:
HABERE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

ÇOK OKUNANLAR