• dolar dolar 3.3645
  • euro euro 3.6278
Whatsapp
Eklenecektir.Vatsap Bildirme
  • 12-10-2016 19:07

AZERBAYCAN VE AZERBAYCAN TÜRKÇESİ

AZERBAYCAN VE AZERBAYCAN TÜRKÇESİ

AZERBAYCAN VE AZERBAYCAN TÜRKÇESİ

AZERBAYCAN ADI

Arap tarihçilerinin Arran ve Şirvan olarak adlandırdıkları Azerbaycan’ın ismi, Mehmed Emin Resulzâde’ye göre Makedonyalı İskender’in kurduğu Yunan-Bahter İmparatorluğu’na karşı bağımsızlığını ilan eden Satrap Atropet’in adından gelir. Bu ad ilk defa coğrafî ve siyasi bir terimle Atropetenye ve Atropet olarak anılmıştır. Bu sözcük Ermenice’de Atropatokan, Farsça’da Aterapata,Arapça’da Azerbaycan şeklini almıştır. Ahmet Caferoğluna göre, Azerbaycan, Atar ve Pata kelimelerinin birleşmesinden meydana gelmiştir. Atar Farsça’da ‘ateş’, pata ise ‘ülke’ demektir.

Birçok kişi de, Azerbaycan adının Farsça ‘ateş’ anlamına gelen ‘âzer’ sözünden çıktığına inanır. Bu düşünceye göre Azerbaycan ‘ateş ülkesi’ demektir. Eski tarihçiler bu ülkeye ‘Ateşler Ülkesi’ adını vermişlerdir. Adını, yerel petrol kaynaklarının ateşlerini beslediği sayısız Zerdüşt tapınağından almıştır.

Arap tarihçisi Taberî, çeşitli halk rivayetlerine dayanarak, ibadet edilen ateşin en büyüğünün burada bulunmasından dolayı bu ülkeye ‘Azerbaycan’ adının verildiğini söylemektedir. Orta çağ tarihçilerine göre, ‘Azerbaycan’ sözü Sâsâni padişahı Şâpur’un (240-272) zamanında Nuh neslinden olan ve peygamberlik iddiasında bulunan “Âzerbâz” adından alınmıştır.

XIX. yüzyıl Azerbaycan tarihçisi Abbasgulu Aga Bakıhanov ise, bu sözün ünlü halk kahramanı Bâbek’in (IX. yüzyıl) adından alındığını yazmaktadır. Dr. Cemaleddin Fegihi, Kâtip Harezmî’nin “Miftâhü’l-Ulûm” adlı eserine dayanarak “Azerbaycan” sözünü şöyle açıklamaktadır: Farsça “kış ayı” demek olan “âzer” kelimesine, bâd (rüzgâr) kelimesinin ve “nân” ekinin getirilmesiyle oluşmuş ve kelime “kış rüzgârının estiği yer” anlamına gelmektedir.

Kâşgârlı Mahmûd, “Dîvânü Lügâti’t-Türk” adlı eserinde Azerbaycan sözünü “Âzerbâd” yani “odun (ateşin) âbâd ettiği yer” şeklinde açıklamıştır. Sovyet hâkimiyeti zamanında “Azerbaycan” sözünün etimolojik bakımdan incelenmesi konusunda birçok fikir ileri sürülmüştür.

E. Demircizade “Aturpat” sözünü, “A” (Allah), “tur” (ateş), “pat” (baş) şeklinde açıklayarak, “baş ateş Tanrısı” anlamını vermiş ve daha sonra bu kelimenin “mekân” veya “ülke” anlamındaki “kan” kelimesiyle birleşerek “Aturpatkan” şekline girdiğini kaydetmiştir.

R. Gurban ise, “Azerbaycan” sözünün, eski “Az” (as) kavim adına “er” (kişi) ve “bay” (zengin) sözlerinin eklenmesiyle türediğini ve daha sonra bu birleşmeye de, “c” bağlayıcısı ile, “an” yer-mekân ekinin birleşmesiyle kelimenin Az+er+bay+can (Az erlerinin zengin ülkesi) şekline dönüştüğünü belirtmiştir.

Şamil Cemşidov da Atarpatekan sözünü esas alarak kelimeyi, “Oderpatekan” biçiminde ele almıştır. Yazara göre, od “ateş” demektir. “Od” kelimesine “er-” isimden fiil yapma eki getirilmiştir. Oder “yanmada, alevlenmede olan”, “sönmeyen”, “ebedi ateş” anlamını vermektedir. “pate” kelimesi ise “yer, mekân, vatan” anlamına gelmektedir. “kan” ise Farsça çokluk bildiren ektir. Böylece Oderpatekan; Od+er+pate+kan şeklinde meydana gelmiştir. Anlamı da “odlar yurdu” veya “sönmeyen odlar yurdu” demektir. Yazar kelimenin zamanla “Azerbaycan” şekline dönüştüğü görüşündedir.

Oğuz Türklerinin 11. yüzyıldan başlayarak Orta Asya'dan batıya doğru uzanan göçleri sonucunda Sirderya, Maveraünnehir, Harezm ve Horasan bölgelerinden Abbasi Devleti'nin başkenti Bağdat'a uzanan bölgede Oğuz Türkçesinin etki alanı genişlemiştir. Bu dönemde Oğuzların göçleri ile birlikte günümüz Azerbaycan topraklarının bulunduğu bölgenin Türkleşme ve İslamlaşma süreci ivedileşmiştir.
 
Sirderya, Maveraünnehir, Harezm ve Horasan bölgelerinden Abbasi Devleti'nin başkenti Bağdat'a uzanan bölge, Moğollardan sonra İlhanlıların; 14. yüzyılda ise Karakoyunlular ve Akkoyunluların egemenliklerine girmiştir.

Azerbaycan toprakları 15. ve 16. yüzyıllarda ise Safevi devletinin egemenliğine girmiştir. 17. yüzyılda Kaçar Hanedanı'nın kuruluşu sırasında bölgede bağımsız ordalar (hanlıklar) belirmiştir. 

1804–1813 Rus-İran Savaşlarının ardından 1813 yılında bu ordaların (hanlıkların) büyük bir bölümü Rusya'nın egemenliğine girmiştir. 18 Şubat 1828'de Ruslarla Kaçar Ordası (Hanedanı) arasında Türkmençay Antlaşması imzalanmış; antlaşma gereğince Aras'ın kuzeyinde kalan Azerbaycan toprakları Ruslara bırakılmıştır.

28 Mayıs 1918'de de Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti kurulmuş; yalnız 1920'de Sosyalist Sovyet Cumhuriyetler Birliğine katılmıştır. Azerbaycan, 30 Ağustos 1991'de Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliğinin çöküşüyle bağımsızlığını yeniden ilan etmiştir.


Batı Türkçesi 13. yüzyıldan 15. yüzyıl sonlarına kadar Azerbaycan, Anadolu, Irak, Suriye ve Balkanlarda tek yazı dili olmuştur. .

Azerbaycan topraklarının 15. yüzyılda Karakoyunlu ve Akkoyunluların; 16. yüzyılda da Safevî Devleti'nin egemenliğine girmesiyle Azerbaycan ve Osmanlı yazı dilleri 16. yüzyılda birbirinden ayrılır. Bu nedenle Batı Türkçesi, aralarındaki çok küçük ayrılıklarla 16. yüzyıldan günümüze iki yazı dili biçiminde ulaşır. 

20. yüzyılda bunlara Türkmen ve Gagavuz yazı dilleri de eklenir.



HABERE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

ÇOK OKUNANLAR