• dolar dolar 3.4283
  • euro euro 3.6749
Whatsapp
Eklenecektir.Vatsap Bildirme
  • 25-11-2016 18:39

Türk Bozkır Yapısı/Cihan Özgen

Türk Bozkır Yapısı/Cihan Özgen

Türk Bozkır Yapısı– Urug – Bod – Bodun – Devlet

Orhun Yazıtları'na göre, Türk Bozkır Cemiyeti’nin yapısını şu şekilde tespit etmek mümkündür:

1) Oguş (aile), 2) Urug (aileler birliği), 3) Bod (boy, kabile), 4) Bodun (boylar birliği), 5) El (il, devlet, bağımsız topluluk, imparatorluk).

1.5.3.6. Oguş (=Aile): Bir topluluğun hukukî, siyasî ve sosyal durumunu anlamak için önce o topluluğun küçük bir nüvesi durumunda olan aileye bakmak lâzımdır. Küçük bir aileyi incelemek aslında o topluluğu incelemek demektir. Çünkü toplulukları aileler meydana getirmektedir. Daha doğrusu aile, topluluğun en üst kademesinde bulunan devletin küçük bir modelidir. Ailede çocuklar üzerinde babanın otoritesi, devleti yöneten hükümdarın millet üzerindeki otoritesine benzemektedir. Türklere göre gök kubbesi devletin, çadır ise ailenin birer örtüsü idi. Gök altında devlet, çadır altında ise aile düzeni yer alıyordu. Bu sebeple, eski Türkler’de devlet düzeni ile aile düzeni arasındaki benzerlik çok canlı idi. Nitekim Türk ailesinde koca-karı ilişkisi ile devlette kagan-hatun ilişkisi arasında pek fark yoktu. Türk ailesinin temelinde görülen hukuki ve sosyal ortam, hiç şüphesiz en yüksek devlet düzeninde de kendini göstermektedir(21).

 

“Oguş” kelimesi Orhun Kitabeleri’nde geçer. Yapılan tercümelerinde, bu kelimeye çeşitli anlamlar verilmiştir. Kabile, boy, soy, akraba, nesil, aile gibi. Aynı kelime “Divanü Lûgat-it-Türk”ün tercümesinde de oymak, hısım, akraba olarak gösterilir.

Ayrıca, çeşitli araştırmalarda, Uygurlar’da da kan bağı ile bağlı olan küçük birliklere “oguş” dendiği ileri sürülmüştür.

Türkler’de aile tipi, kan akrabalığı esasına dayanıyordu. Aile, “pederî” tipte yani çeşitli topluluklarda görüldüğü gibi sulta (zor, cebir)’ya dayanan “pederşahî” değil, velâyet (dost, yardımcı) esasında, “baba hukuku”nun hakim olduğu bir sistemde idi. (Ziya Gökalp bu tipe “pederî aile” adını verir. Ona göre, pederî aile ile pederşahî birbirinden çok farklı idi. Pederî ailede babanın eşi ve çocukları üzerinde yalnız demokratik hakları vardı. Pederşâhî ailede ise, babanın evlâtları ve eşi üzerinde sultaya dayanan hakları vardı.)(22) Aile içerisinde evlenerek ayrı bir ev kuran oğullar arasında en küçük oğul, babasının evinde kalır ve baba ocağını devam ettirirdi. Bu yüzden hükümdar ailesinde en küçük erkek çocuğa “odtegin” (ocak prensi, ateş prensi) denilirdi. Türkler’de dıştan evlenme, “exogamie” esastı. Eski Türk toplumunda genellikle “monogamie” (tek eşlilik) görülür. Türklerde, -çok ender de görülmüş olsa- ölen kardeşin dul kalan karısı ile evlenme şekli mevcuttu. (Leviratüs). Leviratüs, kadının da istemesi halinde gerçekleşebilecek bir evlenme şeklidir. Kadın istemezse bu evlilik kesinlikle olmaz. Eski Türk ailesi, geniş aile şeklinde değil, “küçük aile” (dar aile) tipinde idi. Halbuki diğer topluluklarda aile, doğrudan doğruya babanın veya büyükbabanın tam otoritesi altında yaşayan ortak mülkiyete dayalı, evlenen aile üyelerinin aile birliğini terk etmediği, sayısı çok fertlerden oluşmakta idi (geniş aile). Eski Yunan, Roma, Çin ve özellikle Slav aileleri bu tipte idi. Küçük aile veya dar aile ise, anne, baba ve çocuklardan kurulu bir sosyal topluluktan ibarettir. Eski Türk topluluklarında aile tipinin küçük aile olduğu bazı tarihî kayıtlarla da belirlenmiştir. Türkçe’de bir erkek ile bir kadının aile kurma işlemine verilen isim, yani evlenme deyimi de, evlenen erkek veya kızın baba ocağından ayrılarak ayrı bir ev (aile) meydana getirdiğini göstermektedir. Bunun mazisi de, Göktürkçe kitabelere kadar inmektedir. Türkler’de aile, törenle yapılan evlenme sonucunda kurulurdu. Evlenmede diğer bir özellik, kız evinin oğlan evinden “kalın” istemesi geleneğidir. Kalın; kadının doğrudan kendisine erkek tarafından verilen çeyizdir. “Kalın”ı verilen gelin, “kalın” ı veren ailenin “eşit üyesi”dir. Türkler’de “kalın”, yaygın olarak taksitle ödenirdi. Fakat kız kaçıranlara, bir ceza olarak olsa gerek, kalını peşin olarak ödeme zorunluluğu konmuştu. Kalın verme, 10. yüzyılda Oğuzlar’da da devam etmiştir. Verilen kalının cins ve miktarı ise, evlenenlerin servetlerine göre değişirdi(23).

1.5.3.7. Urug (=Aileler Birliği): Urug tabirinin sosyal yapıda neyi ifade ettiği, tam olarak açıklık kazanmamakla birlikte, “aileler birliği” anlamına alınması mümkündür.

1.5.3.8. Bod (=Boy, kabile): Aileler veya urugların bir araya gelmesiyle oluşuyorlardı. Başında, boydaki iç dayanışmayı sağlayacak ve gerektiğinde silahla boyun menfaatlerini koruyacak bir “bey” bulunurdu. Belirli bir arazisi ve savaş gücü vardı. Bir siyasî birliğe dahil olmuş boya “ok” deniliyordu. Boy beylerinin seçiminde, malî güç, doğruluk ve cesaret gibi özellikler ön plânda tutulurdu. Bu özelliklere sahip kimseler arasından seçimle işbaşına getirilen kişi “bey” olurdu. Seçici kurul, boyu meydana getiren aile ve soyların temsilcilerinden kuruludur. Bu da eski Türk devletlerinde var olan meclislerin (toy), küçük çapta benzerinden başka bir şey değildir.

1.5.3.9. Bodun (=Boylar Birliği): Boy sözcüğünün çoğuludur ve boylar anlamında kullanılır. Başında genellikle arazinin büyüklüğüne ve halkının çokluğuna göre, yabgu, şad, ilteber gibi ünvanlar taşıyan idareciler bulunurdu. Bodunlar bağımsız veya bir “il”e bağlı olabilirlerdi. Boylarda soy ve dil birliği hâkim olduğu halde, bodun’lar daha çok sıkı bir işbirliğinin meydana getirdiği siyasî topluluklardır.

1.5.3.10. Devlet (=El, İl): Eski Türk ilinde idare, kesin şeklini devlet bünyesinde kazanmaktadır. Boy ve bodunların başkanlarının yasama ve yürütme sorumlulukları bütün ülkeyi kapsamak üzere “Hakan”(Kagan)a intikal etmektedir. Ülke çapında vergi ve asker toplama, orduyu düzenleme, sevk ve idare etme yetki ve hakları hükümdara geçiyor ve gerekirse; törede yenilikler yapma hakkı, il’in idarî, malî, kültürel işlerini düzenleme yetkisi de hükümdar aracılığıyla meclise veriliyordu. Eski Türk cemiyetinde siyasî teşkilâtlanmanın en üst kademesini teşkil eden “İl”, Willhelm Thomsen’e göre; “siyasî bakımdan bağımsız, muntazam teşkilâtlı millet” demektir.

Cihan Özgen

KAYNAKÇA:

(20) Örneğin, Türklerde “hapishane” gibi bir olgudan bahsedemeyiz. Çünkü yerleşik olmayan bir toplum olduklarından hapishanelere cezalarını çekmek üzere insanları yerleştirip, onları beklemek Türkler için imkânsızdır. Bu nedenle cezaların hemen hemen tamamı fizikseldir.

(21) Abdülkadir Donuk, “Çeşitli Topluluklarda ve Eski Türklerde Aile” , İÜ Tarih Dergisi, sayı: 33 (Mart 1980/81), İstanbul 1982, s. 147.

(22) Kafesoğlu, aynı eser, s. 216.

(23) Bahaeddin Ögel, Türk Kültürünün Gelişme Çağları, Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı Yayınları, İstanbul 1988, s. 256.



Etiketler:
HABERE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

ÇOK OKUNANLAR