BÖL, MANKURTLAŞTIR, YUT!

BÖL, MANKURTLAŞTIR, YUT!

Prof. Dr. Ekrem Barak Arıkoğlu

Türk’ün Ulu Türkistan merkezli yurtları vardı. Oymakları, obaları, aşiretleri, boyları vardı. Hepsi Türk’ün renk, coğrafya, iklim farklılığından kaynaklı bir Türkçe kullanırdı. İnanmayan Radloff’a sorsun! Bunlar birlik dirlik içinde olamadılar. İktidar kavgasıyla birbirlerini yediler, zayıf düştüler. Çağatay Hanlığı, Timur Hanlığı, Sibir Hanlığı dağıldı. Dağılmış, bitap düşmüş Türk yurtlarını Ruslar istila ettiler, yuttular.


1937-1938 yıllarında bütün Turan illerinde milli yanı olan bütün aydınlar soykırıma uğratıldı. Bu soykırımla bir gecede yargılanıp infaz edilenler Türklerin, Turan’ın en parlak beyinleri idi.

Kırgızistan’da Ata Beyt’te bunlardan bir kireç çukurunda yakılan 138 kişi vardır ki onlardan biri de Cengiz Aytmatov’un babası Törekul Aytmatov’dur. Bu soykırımda öldürülenlerin neredeyse tamamına yakını komünist ideolojiyi benimsemiş, ona inanmış insanlardı fakat millî yanları da vardı. Milletlerinin sosyalist aydınları idiler. Fakat sosyalist olsalar da sosyalizmin kuruluş felsefesi gereği mankurt olmamışlar, kendi boylarının değerlerini öne çıkarmışlar, analarının ak sütü kadar lezzetli ana dilleriyle şiirler yazmışlardı. Millî oluşları sonları oldu.


20. asrın başında Tuva, Hakas, Altay adında Sibirya Türk toplulukları yoktu. Güney Sibirya’da, küçücük bir alandaki Türk obaları, oymakları üçer beşer birleştirilip siz Altay milletisiniz, siz Tuva milletisiniz, siz Hakas milletisiniz, dendi. Dil çalışmalarında tarihsel ortaklıkları yok sayılıp ağız özellikleri öne çıkarıldı. Her köyün, her nehir kıyısının, her hayvan çiftliğinin kendi ağız özellikleri vardı. Bu ağız özellikleri o kadar kıymetliydi ve önemseniyordu ki bazen yeni oluşturulmuş yazı dili bile kabul edilmiyordu.


Hakasların Kızıl bölgesine gitmiştim. Bir bayan öğretmen bizim dilimiz Hakasçadan farklı, dolayısıyla anlaşamayız, dedi. Neler farklı, diye sorduğumda onlar kelimelerin başında ç- sesini kullanır biz y- kullanırız, dedi. Yani bir ç ve y farkı onun için farklı dil demekti. Bugün bizim Batı patentli mankurtlarımızın Çulum farklı dil, Şor, Dolgan, Duka, Tofa, Soyan farklı dil yazıp üzerine de dünya çapında hocalarından birkaç alıntı patlatmalarını görünce o Kızıl boyundan olan hanımı hatırlarım. Bugün Kazakça ile Kırgızca arasındaki fark bir Trabzon ağzı ile Muğla ağzında olan fark kadar değildir. O mankurtların beyninden bakarsak bizim de Anadolu’nun her ilinin kendi dili var dememiz gerek!


Sovyetler Moskova’dan gönderdiği dil uzmanlarına her boy için ayrı ayrı alfabeler yaptırdı, alfabelere üç dört farklı harf koydurdu. En uzak ağızlar yazı dili sayıldı. Sonra bakın sizin dilleriniz ayrı, alfabeleriniz farklı birbirinizle anlaşamıyorsunuz, haydin hep birlikte Rusçada anlaşalım dendi. Kendi dillerinde anlaşamayan! Türk boylarının hepsi Rusçada birleştirildi, anlaştırıldı, mankurtlaştırıldı. Aynı şeyi bütün Turan illerinde (Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkmenistan, Azerbaycan vd…) yaptılar. Kendi dilinizde anlaşamıyorsunuz, haydi Rusça öğretelim de iyi anlaşın!


Sovyetler dağılalı 30 yıl oldu. Bugün de Turan illerinin başkentlerinin sokaklarında Turan gençleri çoğunlukla Rusça ile anlaşıyor. Sosyalizmle eşitleyeceğiz diyenler emperyalizmle Turan illerinin hafızasını silip, dillerini unutturup, insanlarını mankurtlaştırdı.

Ama umutsuz olmayalım, öze dönüş, kendi dilini kullanma bilinci yavaş da olsa Turan illerinde yaygınlaşıyor. Bizim şu anda yapmamız gereken en önemli şey kardeşlerimizin kendi kültürlerine dönmelerini teşvik etmektir. Herkes kendi dilini konuşursa, herkes kendi kültürünü canlandırır, yaşar, yaşatırsa bütün ırmaklar Turan denizine akacak. Su akacak yatağını bulacak. Bizimkisi denize damla misali, Turan iline, Turan denizine damlayla da olsa su taşımak.

Tanrı Türk’e yar olsun Turan eller var olsun…

Yorumlar (0)
21°
parçalı az bulutlu