-Lar, -ler eki üzerine - Prof. Dr. Osman Fikri Sertkaya

-Lar, -ler eki üzerine - Prof. Dr. Osman Fikri Sertkaya

-LAR/-LER EKİNİN KULLANILIŞI VE FONKSİYONLARI ÜZERİNE

Facebook’un Kökenbilim (Etimoloji) sahifesinde Sayın Fatih Çelik “Alexandre Dumas’nın Üç Silahşor kitabının, ülkemizde “Üç Silahşörler” olarak bilinmesi çeviri hatası mıdır? Yoksa böyle kullanımlar var mıdır? Yüz evler, yedi cüceler, yedi uyurlar gibi” sorusunu sordu.

Bu soruda -lar/-ler ekinin fonksiyonu sorulmaktadır. Bilindiği gibi -lar/-ler eki Türkçede çokluk (pluralite) fonksiyonunda birden fazla kişi ve nesneyi ifade etmek için kullanılır. Ancak birden fazla kişi aynı durumda olup aynı işi yapıyorsa -lar/-ler ekinin buradaki fonksiyonu çokluk ifadesine ek olarak birliktelik (komitatif) fonksiyonunu da ifade ederek takım ve öbek bildirmesidir. Cevap olarak verilen örneklere bir bakalım:

Üç silahşörler : 1844 yılında Alexandre Dumas tarafından kaleme alınan “Les trois mousquetaires [(Üç silahşör(ler)]” romanının kahramanları Athos, Porthos, Aramis adını taşıyan üç silahşördür. D’Artagnan (okunuşu: Dartanyan) onlara sonradan katılan bir kişidir. Silahşörlük işini birlikte yapmaktadırlar.
Bir hocam tarafından silah-şör kelimesine benzetilerek tri-şör kelimesi uydurulmuştur. Anlamı “üçkağıtçı” imiş.

Üç aylar : Eski takvim sisteminde birbirini takip eden Receb, Şaban, Ramazan aylarıdır.

Üç şehitler (Destanı) : Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın eseridir.

Üç kuyular : İzmir’de bir semtin adıdır.

Yedi uyuyanlar (veya) yedi uyurlar : Dakyanus’tan kaçıp Mersin’de bir mağaraya köpekleri Kıtmîr ile birlikte saklanan ve 300 yıl bu mağarada uyuyan,  isimleri Yemliha, Mekselina, Misliha, Mernuş, Sazenuş, Tebernuş, Kefeştetayus olan kişilere Ashâb-ı kehf (Mağara sakinleri) adı yanında Yedi Uyurlar ve Yedi uyuyanlar da denilmiştir.

On iki adalar : İtalyan işgalinde iken Yunanistan’a terkedilen bir çok adadan bize yakın ve büyük olan on iki tanesi.

(Pamuk Prenses ve) Yedi cüceler :

(Ali Baba ve ) Kırk haramiler : 

Bu kullanılışlarda çokluk ifadesine ek olarak birliktelik ifadesi de bulunmaktadır.

Özelllikle semt ve mahalle adı olarak da 60 Evler (İzmit/Derince), 71 Evler (Eskişehir), 90 Evler (Manisa/Alaşehir), 100 Evler (Adana, Atatürk Parkından Yeni İstasyon’a kadar yapılan evlerin semt adı), şimdi 2000 evler (Adana) da olmuş. Derlense başka örnekler de çıkar.

Türkiye Türkçesinde bir özel kullanılış daha vardır. Tek kişinin şirket veya işyeri adını -lar/-ler eki ile genişletmesi. Merhum Ahmet Veli Menger Alman Mersedes-Benz firmasının Türkiye mümessilliğini almıştı. Ama şirketinin adı Menger-ler idi.
Benim iki arabamı da aldığım şirketin adı Çiftkurt-lar idi. Otomobil plakalarına bakıldığında birçok şirket adının -lar/-ler eki ile bittiği görülecektir. Kanaatimce bu ek şirketin tek kişiye değil bir çok kişiye ait olduğunu yani ortaklı olduğunu ifade ile güven kazanma duygusundan doğmuştur. 

Benzer bir işyeri adı da Adana’daki Onbaşılar (Kebab Salonu) adında görülmektedir. 

Türkiye Türkçesi dışındaki Türk lehçelerinde söz gelimi Özbek Türkçesi’nde 1441 yılını ifade edecekseniz cümleyi şöyle söylemek gerekir. “Ali Şer Navoi bir ming tört yüz kırk bir yılda Heratta tugılgan. [Ali Şîr Nevâyî bin dört yüz kırk bir yılında Herat’ta doğdu]. Ayrıca birden fazla kişiyi Türkiye Türkçesinde iki kişi, yedi uyuyan diye ifade ettiğimizde çokluk durumunu rakam ile ifade etmiş oluruz. Ancak Özbek Türkçesinde bu gibi ifadelerde “iki kişiler, yeni uyuyanlar” denilmesi gerekir. Bu gibi söyleyişlerde -lar/-ler ekinin kullanıldığını görürüz. Türk lehçeleri arasındaki çeviri derslerimizde bu gibi şekilleri Türkiye Türkçesi ile çevirdik. Kazakistan’da Almatı Havaalanında sizi Koş Keldingizder [Hoş geldiniz] cümlesi karşılar. -der eki Türkiye Türkçesindeki -ler ekinin karşılığıdır. Bu ifade bir çeşit nezaket fonksiyonu (Höffligkeitsform) bildiriyor. 
-lar/-ler ekinin komitatif fonksiyonunun değerlendirilmesi Almanca-Türkçe ve Türkçe/Almanca Sözlüklerin yazarı Karl Stuerwald tarafından Materialia Turcica’da yayımladığı bir yazısında yapılmıştır. Meraklısı o yazıya bakabilir.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Berkant Tandoğaç
Berkant Tandoğaç - 10 ay Önce

Yazıdaki, "anneannelerinin" değil, "ananelerinin" (gelenek/görenek) olması gerekir diye düşünüyorum.

Türk milleti, geçirdiği nihayetsiz felaketler içinde ahlakının, anneannelerinin, hatıralarının, menfaatlerinin, kısacası bugün kendi milliyetini yapan her şeyin dili sayesinde muhafaza olduğunu görüyoruz. Türk dili, Türk milletinin kalbidir, zihnidir. 1931

Türkçenin Diriliş Hareketinden alıntıdır.https://www.turkcenindirilisi.com/ataturk/ataturk-un-turk-dili-ile-ilgili-sozleriataturk-un-2-h97164.html