Manas Destanı Ve Edebiyatımızdaki Yeri

Manas Destanı Ve Edebiyatımızdaki Yeri, Manas Destanı, Manasçı, Semetey, Seytek, Er Töstük, Colay Han, Şala Manasçı, Nagız Manasçı, Ircı, Manas Üçlüğü, Keldibek

Manas Destanı Ve Edebiyatımızdaki Yeri

Manas Destanı Ve Edebiyatımızdaki Yeri

Anahtar Kelimeler: Manas Destanı, Manasçı, Semetey, Seytek, Er Töstük, Colay Han, Şala

Manasçı, Nagız Manasçı, Ircı, Manas Üçlüğü, Keldibek

Kırgız Türklerinin millî destanı olan Manas Destanı, 500 bin mısradan fazla ve tamamen manzumdur. Destan Manas’ın oğlu Semetey, torunu Seytek ile ilgili kısımlardan ve yine Manas destanının çerçevesine giren Er Töstük ile Colay Han destanlarından oluşmaktadır.

Kırgız Türkleri arasında geniş bir kahramanlık hikâyesi olarak 11.ve 12. yüzyıllarda oluşmaya başlayan, kısa bir sürede büyük bir Türk destanı halini alan Manas, en eski Türk destanlarının motiflerinden, mitolojik unsurlardan da izler taşıyan dünyanın en büyük destanıdır.

Manas destanı adeta bir tarih ve folklor ansiklopedisi gibi Kırgızların bütün gelenek ve göreneklerini, törelerini, inançlarını, dünya görüşlerini, başka milletlerle olan ilişkilerini, masallarını ve ahlak anlayışlarını ifade eder. Destan, Kırgızların iç ve dış düşmanları, Budist Kalmuklar, Çinliler, kısmen de Uygur ve diğer Orta-Asya Türk kabileleriyle yaptıkları hürriyet mücadelesini konu alır. Manas’da adı geçen coğrafî yerler, mücadele edilen kavimler, tarihî ve coğrafî gerçeklere uygundur.

Destandaki olaylar sihir ve büyüye bağlı olarak hayalî sahnelerde geçse de diğer taraftan destan çok realist bir üsluba sahiptir. Adeta gerçek bir roman gibidir.

Manas Destanını kopuz eşliğinde şarkı söyleyip, tıpkı bir meddah gibi çeşitli hareketlerle destanı bir tiyatro oyunu gibi sergileyen kişilere Manasçı denir. Manasçılar, destanın tamamını ezbere okurlar. Manasçılar, destanı bilme derecelerine göre de ikiye ayrılırlar.

Destandan bazı parçaları, epizodları bilip anlatanlara Şala Manasçı (Yarı Manasçı), destanın tamamını usulüyle anlatanlara da Nagız Manasçı (Gerçek Manasçı) denilir.

Gerçek manasçılar destanın üç büyük kolunu bütün epizodlarıyla, kesintisiz olarak anlatırlarsa birkaç ayda, kesintili olarak anlatırlarsa ancak altı ayda anlatabilirler. Manasın bir kısmını söyleyenlere ise Ircı denmektedir. Manasçı destanı anlatırken kendi zamanında etki altında kaldığı olayları ve kendi duygu ve düşüncelerini de destana katabilir. Bilinen en eski ve efsanevi manasçı, Keldibek adlı Manasçıdır. Tabi onun ardından birçok ünlü Manasçı yetişmiştir.

Üç büyük koldan ibaret olan Manas destanının bu üç koluna Manas Üçlüğü adı verilmektedir. Manas adını taşıyan birinci kısmı; kahramanın doğuşu, güç sahibi olarak kendini tanıtması, Kırgızlar arasındaki mücadelelerde şöhret kazanması, Kalmuklara karşı elde etliği başarılar, Kırgızları bir bayrak altında toplaması, ülkesini düşman istilasından kurtarması gibi olay örgülerinden oluşur. Manas'ın öldürülmesinden sonra, Kırgızlar arasındaki iç çekişmeler artar, hâkimiyet mücadelesi yeniden başlar.

Destanın Semetey ve Seytek kollarında ise daha çok Kırgızların kardeş kavgaları, şahsî mücadeleler, hanlar ve beyler arasındaki vuruşmalar anlatılır. Semetey'den adını alan ikinci bölümde, Manas'ın karısı Kanıkey, ve annesi Çıyırdı, küçük Semetey'i yanlarına alarak Buhara'ya, Manas'ın kayınbabası Temir Han'ın yanına giderler. Semetey burada dayısı İsmail'in yanında on dört yaşına kadar kim olduğunu bilmeden büyür. Kim olduğunu öğrendiğinde Talas'a gelir, hâkimiyeti amcalarının ve dedesinin elinden alır. Kırgızlar arasındaki iç çekişmeler, kanlı vuruşmalar devam eder. Sonunda akrabalarından İlyas Han, Semetey'i öldürür, karısı Ayçörek'le evlenir.

Üçüncü bölüm Manas'ın torunu Seytek’in hayat hikâyesinden ibarettir. Seytek de büyüdüğünde babasının katillerinden intikamını alır, hâkimiyeti eline geçirir, esir ninesi Kanıkey'i kurtarır.

Destanın bu üç büyük kolundan başka, Manas destanı içinde kabul edilen Er Töstük ve Colay Han destanları vardır. Bazı ilim adamları bu son iki kolu bağımsız birer destan olarak görürler.

Kırgızların bu büyük destanını bilimö dünyasına ilk defa duyuran kişi Kazak âlimi Çokan Velihanoğlu (1835-1865) olmuştur. Onun ardından Radloff, 1862, 1864, 1869 yıllarında Kırgızistan’a yapmış olduğu seyahatlerde Manas'dan derlediği parçaları yazıya geçirmiş, bunları Kırgızca, Rusça ve Almanca olarak yayımlatmıştır. Bu yayınların ardından günümüze kadar Manas destanı ile ilgili çalışmalar durmamış tam tersine hız kazanmış, Manas destanı birçok yönlerden bilim dünyasına konu olmuştur.

Kaynak (Source):

Akar, Ali. Türk Dili Tarihi, Ötüken Yay., İstanbul 2006.

Atsız, Nihal, Türk Edebiyatı Tarihi, Baysan, İstanbul 1992.

Banarlı, Nihat Sami, Resimli Türk Edebiyatı Tarihi, MEB Yay., İstanbul 1983.

Caferoğlu, Ahmet, Türk Dili Tarihi I-II, Enderun Kitabevi, İstanbul 1984.

Ekici, Metin, “Destanlar”, Türk Edebiyatı Tarihi 1, TC KTB Yay., s. 83-216, İstanbul, 2006.

Ercilasun Ahmet B., Başlangıçtan Yirminci Yüzyıla Türk Dili Tarihi, Akçağ Yay., Ankara, 2004.

Gülensoy Tuncer , Türkçe El Kitabı, Akçağ Yay., Ankara, 2000.

Kabaklı, Ahmet, Türk Edebiyatı, 2. cilt, İstanbul 1990.

Togan, Z., V., “Türk Destanının Tasnifi”, Türkler, Yeni Türkiye Yay., C. 3, 502-510, Ankara 2002.

Güncelleme Tarihi: 28 Haziran 2018, 11:45
YORUM EKLE