Türkçe-Farsça ilişkilerine ses, biçim ve tümce bilgisi düzeylerinde eşzamanlı genel bir bakış - Süer Eker

Türkçe-Farsça ilişkilerine ses, biçim ve tümce bilgisi düzeylerinde eşzamanlı genel bir bakış

Türkçe-Farsça ilişkilerine ses, biçim ve tümce bilgisi düzeylerinde eşzamanlı genel bir bakış - Süer Eker

1.    Giriş

Türkçe ve Farsça, farklı genetik kaynaklardan gelişmelerine karşılık, her iki dilde, evrensel
ve rastlantısal benzerliklerin ve yakınlıkların yanı sıra, başlangıcı İslam öncesi dönemlere
uzanan uzun süreli temaslar sonucunda, farklı dilbilimsel düzeylerde ortaya çıkan çok
sayıda tipolojik yakınlaşmalar vardır (bk. Johanson, 2004).

Klasik Farsça döneminden itibaren erillik-dişillik gibi kimi Aryanca özelliklerini
yitiren, gramerce basitleşen Farsça (Perry, 2006), Altay ve Ural dilleri arasında köprü
görevi gören Fince, hatta Çuvaşçaya benzer şekilde, farklı tipolojilere sahip Hint-Avrupa
dilleri ile Türk dilleri arasında adeta bir bağlantı dilidir. Bu süreçte, Türkçenin “çekici
özelliklerin çoğuna sahip bir dil” olmasının yanı sıra, çok yönlü ve karmaşık genel
eğilimler, yani evrensel dilbilgisi ve bölgesel eğilimlerin hazırlayıcı, ilişkinin harekete
geçirici etkisi ile Farsça, farklı ölçülerde Türkçe tipolojiye yakınlaşmış (bk. Johanson,
2002), Türkçe de biçim, sözdizimi ve söz varlığı düzeylerinde Farsçadan etkilenmiştir.
Ancak, Türkçe ve Farsçanın, kimi istisnaların dışında, temel söz varlığı, (ikinci) kişi adılı,
sayı dizgesi, çekim hatta üretim dizgesi vb. kısmen güvenilir genetik yakınlık ölçülerinin
hiçbirinde bütünüyle uyumlu olmadıklarının altı çizilmelidir. Aynı genetik kaynaktan
gelişen diller farklı, farklı genetik kaynaklardan gelişen diller birbirlerinden bağımsız
benzer tipolojik özellikler geliştirebildiklerinden, mevcut yakınlaşmaların veya
yakınlıkların evrensellik ve rastlantısallık dereceleri dikkatle değerlendirilmelidir.

2.    Sesbilgisi notları

2.1 Ünlü dizgeleri

Farsça, asimetrik uzun ve kısa ünlülerden oluşan ünlü dizgesiyle Arapça genel kopyalara
kolay uyum sağlar. Yazıda gösterilmeyen üç kısa /e/, /ae/, /o/; yazıda gösterilen üç uzun
ünlü /a/, /i/, /u/ ve sesbirimsel ikiz ünlü /ow/ ile (bk. Mahootian, 1997) Farsçanın ünlü
dizgesi, Arapçamn ünlü dizgesinden çok farklı değildir, /a/, /i/, /u/ ünlülerinin kısa
karşıtlarının bulunmadığı Farsçada, doğal olarak Türkçe ünlülerdeki simetri ve simetrik
karşıtlık ilişkileri yoktur. Türkçe için de uzun ünlüler atipiktir.

Türkçe ve Farsçanın uzun süreli ilişkisinde her iki dil de farklı nitelikteki ünlülerin
kopyalanmasına karşı dirençli olmuştur. Türkçe, Farsçanın ünlü dizgesinde değişiklik
yapamamış, Türkçe için karakteristik /ı, ö, ü/ ünlüleri Farsçaya nüfuz edememiştir.
Türkçeden kopyalanan sözcüklerin ünlüleri, nicelik ve nitelik değişiklikleriyle,

Tür. yaylak > Far. yeylag [yeylag] örneğinde olduğu gibi, ilk /a/nın öndamaksıllaşması,
ikinci /a/nın uzaması vb. süreçlerle Farsça ses dizgesine uyarlanmıştır.

Farsça da, Türkçenin ünlü dizgesini nitelik bakımından etkileyememiş; ancak, sözcüksel
kopyalardaki uzunluklar, gerek yazı dilinde gerekse yerel değişkelerde genellikle
kısalmalarına karşın, Türkçenin ses dizgesinde kopya sesbirimler olarak yerlerini
almışlardır.

Modern Farsçada uzun /i/ye karşılık gelen, Türkçe dev, beynamaz gibi bir iki sözcükteki
/e/; tarihsel bir sesbirimin “yây-i mechûle” adı verilen altsesbirimi [e]den kopyalanmıştır
(bk. Ateş, 1976). Bu gelişme, Tacikçe için de karakteristiktir.

2.2    Ünsüz dizgeleri

Fler iki dilin ünsüz dizgeleri, yalın ve birbirine yakındır. Arapçamn gelişmiş ünsüz dizgesi,
Türkçe ve Farsçanın monoftonglardan oluşan ünsüz dizgelerine basitleştirilerek
uyarlanmıştır.

Her iki dilin parça sesbirim dökümlerinde yer alan ünsüzlerden, Türkçe için x, xw ve j,
Farsça için q, atipiktir. h, x, j ünsüzleri muhtemelen, Farsçanın etkisiyle Türkçe ses
dizgesine dâhil olmuş, ancak yazı dilinde sınırlı sayıda Türkçe sözde yer alabilmiştir, /c/, tfl
ünsüzlerinin Türkçe sesbirim dökümüne girmesinde, söz başında ikincil /d/, /p/ ve Igl
seslerinin bulunabilmesinde Farsçanın katkısı olabilir.

Farsçada qaf, yalnızca alınma sözlerle sınırlı kalmış, söyleyişte yeyn (Tür. gayıri) ile
birleşmiştir. Dudaksıl xw ise, modem söyleyişte hissedilmemekle birlikte, bu dile özgü bir
seslik ve ortografık gelenek olarak korunmuştur.

2.3    Farsça kökenli kopyalar ve Türkçenin ses dizgesi

Türkçedeki Farsça genel kopyalar, Arapça genel kopyalara göre sayıca az olmakla birlikte,
Türkçenin ses dizgesine daha uyumludur. Türkçenin ses dizgesine aykırı biçimbirimler Far.
yol > Tür. gül, Far. durbin > Tür. dürbün gelişmelerindeki gibi, Türkçe ses dizgesine
neredeyse tümüyle uyarlanarak kopyalanmıştır. Birkaç Türkçe sözcükte, Farsça (veya
Arapça) uzun ünlülü sözcüklere ömekseme, “Acemane” tavır, prestijli dilin söyleyiş
normlarına yakınlaşma çabalarının izleridir.

2.4    Boşluk doldurucu /y/

Biçimbirimlerin birleşmesi esnasında ünlüler arasında “bağlama” ünsüzü olarak görev
yapan /y/nin, Batı Oğuz Türkçelerinde diğer Türkçe değişkelere göre daha önem taşıması,
İran dilleri ile bir yakınlaşma örneği olarak değerlendirilir (bk. Johanson, 2006). Farsçada;
miad > miyad ‘gelir, geliyor’, zendegi-cem > zendegi-y-cem ‘hayatım’ vb. örneklerde olduğu
gibi, biçimbirim sınırlarında görülen İyi, uzun /a, i, u/ ünlülerini izleyen kısa ünlülerden
önce zorunludur (Mahootian, 1997).

2.5    Ünsüz tekleşmesi ve ikizleşmesi

Genellikle kopyalarda bulunan ikiz ünsüzler her iki dil için de atipiktir. Arapça kopyalarda
söz sonundaki ikiz ünsüzler tekleşir; sözcükten sonra ünlü ile başlayan bir öge gelmesi

teklifin [red:]-i (teklifin reddi) örneklerinde olduğu gibi, özgün biçimine geri döner:


sözcüklerin sayısı azdır ve bu sözcükler söyleyişte bceçce, tikçe gibi, kısalma eğilimindedir.
İkincil ünsüz uzunlukları, genellikle, sözlü dilde ve ünsüz benzeşmesi yoluyla ortaya çıkar.

2.6    Reduplikasyon (pekiştirme)

Türkçe ve Farsça arasındaki yakınlıkta reduplikasyon’un, öneklenme biçiminde, yani söz
başında ve soldan sağa ve aynı seslerle, dudak ünsüzleri /m, p/ ile yapılmaları bakımından
yakınlık dikkat çekicidir: b/p—► m İmi: Far. bceççe > m-ceççe, Tür. çocuk > m-ocuk; Far. pul
m-ul, Tür. p-ul > m-ul (bk. Mahootian, 1997). Reduplikasyon, Johanson tarafından
Türkçenin özellikleri arasında sıralanmıştır (2002).

2.7    Hece yapısı

Hece sonunda bulunabilen ünsüz çiftlerindeki farklılıklar dışında V, VC, VCC, CV, CVC,
CVCC türleriyle hece yapısı her iki dilde aynıdır. Türkçede ve Farsçada, ünlüsüz hece ve
CCC-, -CCC vb. türde heceler bulunamaz. CC- ile başlayan kopyalar, VCC-, CVC- türünde
hecelere gelişir.

Türkçede ve Farsçada, hece veya söz sonunda bulunabilen ünsüz çiftleri sayıca Arapça
kopyalardakinden çok daha azdır. Her iki dil, kopya sözcüklerdeki ses dizgelerine aykırı
ünsüz çiftlerinden, “fonotaktik” kurallarla, kurtulma eğilimindedir.

2.8    Parçaüstü ses bir imler

Her iki dilde vurgunun yeri, biçimbirimin vurguyu çekmesine veya itmesine, sözcüğün
türüne, kip vb. değişkenlere bağlı veya nedensiz olarak değişebilmekle birlikte, genellikle
söz sonundadır. XUb-i ‘iyisin’, krş. xuB-İ ‘iyilik’ gibi sınırlı örnekler dışında, vurgunun
sesbirimsel niteliği, Farsçada, Türkçeye oranla zayıftır.

Her iki dilde tonlamanın sözdizimsel ve anlamsal örgülerinin önemli işlevleri vardır.
Örneğin, her iki dilde, tümce içinde vurgulanmak istenen öğede vurgu ve tonlama doruk
yapar. Farsçada soru için özel bir biçimbirim yoktur, bu nedenle, Farsçada soru yükselen
tonlama ile yapılmak zorundadır. Türkçede de Farsça gibi, soru yükselen tonlama ile
yapılabilir. Her iki dilde de, tümcenin başına soruyu güçlendiren Tür. acaba, Far. aya
getirilebilir.

3. Biçimbilgisi-sözdizimi notları

3.1 Genel

Farsça; biçimbilgisel çekimde ve üretimde önekler, basit ve izafetli önilgeçler ve içekler
bulunmasına karşın, ana çizgileriyle, bükünlüden çok, Türkçe gibi eklemeli bir görünüm
sunar. Farsça, biçimbilgisel bakımdan en atipik İran dilidir (Windfuhr, 1987). Türkçe,
Johanson tarafından yüksek derecede sentetik bir dil olarak nitelenir (2002). Diğer Hint-
Avrupa dillerine benzer biçimde, kısmen sentetik sayılabilecek Farsça, yine Türkçe gibi,
istisnaları ve düzensizlikleri az bir dildir.

3.2    Dilbilgisel cinsiyet

Farsça, tıpkı Türkçe gibi yansız-cinsiyet dilidir. Her iki dilde de erkek ve dişi için aynı
adlar, adıllar ve önadlar kullanılır. Hint-Avrupa ailesi içinde cinsiyet bakımından yansız bir
iki dilden biri olan Farsça, bu yönüyle, diğer akrabalarından kesin biçimde ayrılır.

Türk dili ile genetik ve ilişkiye bağlı yakınlıkların en yoğun olduğu Yeni Moğolcada ve
Yeni Farsçada aynı gelişmenin görülmesi, yani bu dillerin yansız-cinsiyet-dil durumuna
gelmeleri, Türkçenin rolünü gündeme getirmektedir; ancak Johanson’a göre bu rol
belirsizdir (2002).

3.3    Adlarda belirlilik/belirsizlik

Her iki dilde de, İngilizce the, Arapça el- gibi, belirlilik gösteren özel bir işaretleyici yoktur.
Sistematik harfıtarifın bulunmaması, Johanson’a göre Türkçe için karakteristiktir (2002,
s. 31), Farsça, bu özelliği Türkçe ile paylaşır. Ancak, farklı kaynaklardan gelişen eşsesli -i
sonekleri, Farsçada, adlarda ve ad öbeklerinde belirlilik ve belirsizlik işaretler. Belirsizlik,
Türkçede olduğu gibice/: ‘bir’ ile de işaretlenebilir.

3.4    Adlarda tekil/çoğul

Her iki dilde de adlar, tekillik ve çoğulluk bakımından yansız olmakla birlikte, çoğul,
düzenli soneklerle işaretlenir. Türkçede eren, kızan, oğlan vd. klişelerde görülen tarihsel -An
çokluk ekine benzer biçimde, Farsçada -an, canlı varlık adlarının çoğul yapılmasında
kullanılır.

3.5    Sayı önadları

Her iki dilde l’den büyük tam sayıların tamlayan olması durumunda, tamlanan, özel
durumların dışında, tekildir. Johanson, bunu, Moğolca ve Ermenice ile birlikte Farsçanın
Türkçeye yakınlaşması olarak değerlendirir (2002). Her iki dilde de l’den büyük tam
sayıların tanıladığı çoğullaştırılmış tamlananlar klişe olarak kullanılabilir: hceft
beraderan/yedikardeşler (takımyıldız), hceft tcenan/yediuyurlar (ashabı kehf) vb.

3.6    Ad/önad/belirteç ayrımı

Önadlar, hem ad hem de belirteç olarak kullanılabilir. Hint-Avrupa dillerinde belirteçler
genellikle önadların sonuna getirilen eklerle ya da önadlardaki düzensiz gelişmelerle
yapılırken, Türkçede ve Farsçada, ad/önad, önad/belirteç ayrımını sözdizimi belirler, yani
sıfatlar belirteç olabilir; ancak, be zud-i ‘süratle’ (YD-çabuk-AY) gibi belirteç yapan
biçimbirimler de vardır. Her iki dilde eylemlerle belirteçler arasında yapısal uyum yoktur.

3.7    Kişi ve dönüşlülük adılları

Farsça “T tipi” to ‘sen’ adılı, Hint-Avrupa karakterindedir. Birinci ve üçüncü kişi
adıllarındaki (Far. men, Tür. ben; Far. u, Tür. o) ve üçüncü kişi adıllarının çekimlerindeki
koşutluklar (Far. u/an ‘o’; ancak an-ha/işan ‘hrf. o-ÇĞL’, krş. GT o(l); ancak an-lar ‘hrf.
O-ÇĞL’) dikkat çekicidir. Farsçada 3. çokluk kişi için ayrı bir adıl yoktur. 3. çokluk kişi,
Türkçedeki gibi, an ‘o’ üzerine çokluk ekleri -ha veya -an getirilerek ifade edilir.

Adıllar yerine kullanılan saygı ve alçakgönüllülükle ilgili paradigmalar her iki dilde
ortaktır (bk. Ateş, 1976).

Farsça dönüşlülük adılı /od (ve görece eskicil /iş) ile Türkçe kendi nin iyelik ekleri ile
çekimi paraleldir: (ben) kendi-m, krş. Far. (mcen) /od-tem, (sen) kendi-n, krş. Far. (to) /öd¬
et vd. Her iki dilde de kişi adıllarının kullanılması anlamı pekiştirir: Far. mcen xodcem
didcem krş. Tür. ben kendim gördüm.

3.8    Eylem çekimleri ve adıl türü

Farsçada kişi adılları; sözdiziminde adıl, nesne veya iyelik işaretleyicisi olarak görev
yapabilir; ancak özne adılı, nesne adılı ayrımı yoktur. Kişi adılları, zamana ya da
eylemlerin geçişli/geçişsiz olmasına bağlı biçimde, özne durumunda ve tümleç durumunda
değişmez. Yani Kürtçedeki, şimdiki ve gelecek zamanlarda kullanılan ez ’ben’ ile yine aynı
zamanlarda nesne olarak kullanılan min ‘beni’ örneğine benzer bir ayrım, Farsçada yoktur
(krş. İng. i-me, he-him, she-her). Türkçe ve Farsçada adıllar, nesne ve tümleç durumunda
aynen kullanılabilir. Ancak, Türkçe adıl çekimlerindeki tarihsel nedenli ben + -a > bana,
sen + -a > sana gelişmelerine koşut biçimde Farsçada 1., 2. ve 3. kişilerde men ‘ben’ + ra
‘nesne durumu belirleyicisi’> mcera, be ‘önilgeç’ + to ‘sen’/ u ‘o’ > behet ‘sana’/ beheş
‘ona’, örneklerinde olduğu gibi morfofonetik eklenmeler de vardır.

3.9    Ad durumları ve nesne durıımıı

Türkçe ve Farsça; eylemle doğrudan ya da dolaylı ilişkide bulunan nesne ve tümleçlerin
yani ad durumlarının oluşumu bakımından, nesne durumu dışında, birbirinden ayrılır.
Farsçada dolaylı tümleçler be, ez, der önilgeçleri ile; yalnızca belirli nesne durumu,
sonilgeçli dillere özgü biçimde, sona gelen bağımsız ra veya morfofonetik olarak
biçimlenen -ro, -o belirleyicileri ile işaretlenir. Türkçede belirli nesne belirleyicisi
sesbilgisel bakımdan kendisinden önceki öğeye bağımlıdır, ra, Farsçada sona gelen yegâne
tümce öğesi belirleyicisidir, bu yönüyle, Türkçedeki belirli nesnenin kuruluşu ile
sözdizimsel düzeyde benzerlik gösterir; ancak, ra’nın sözdizimindeki yeri, Türkçedeki
kadar mutlak değildir. Belirtisiz nesne, Türkçede ve Farsçada eksizdir.

3.10    İyelik

Her iki dilde de iyelik, kişi adılları ile ilişkisi bulunduğu ve çoğullaştırıcı öğeler taşıdığı
anlaşılan bağımlı biçimbirimler, yani Far. -cem/Tür. -Im, Far. -emun/Tür. -mlz (Far. can-
cem/ can-emun, krş. Tür. can-ım/ can-ımız) vd. iyelik sonekleriyle yapılır. Ancak kişi
adıllarının iyelik çekimi farklıdır. Farsça iyelik eklerinin Arapçadaki gibi ikili veya
cinsiyete bağlı kategorileri yoktur.

İyelik ekleri, Altay dilleri ve Ural dillerinin yanı sıra, ikili iyelik eklerinin de bulunduğu
Sami dilleri için karakteristiktir; ancak bu ekler, genellikle iyelik önadlarının kullanıldığı
Hint-Avrupa dilleri için belirleyici değildir. Farsça, bu bakımdan Türkçe tipi gelişme
gösterir.

3.11    Soneklerin dizilişi

Farsçada türetme ve çekim işlevindeki sonekler sayıca öneklerden fazla ve işlevseldir, dan-
eş-cu-y-an (bil.GnZ-AY-AY-YS-ÇĞL) ‘üniversite öğrencileri’ tipik bir eklemelilik
örneğidir. Edilgen çatı şodcen ‘olmak’ eylemi ile, ettirgen çatı ise -an-/ ani- sonekleriyle
kurulur; ancak eylemden eylem üretimi, ettirgen çatı ile sınırlıdır. Farsça bu bakımdan
Türkçeye benzer biçimbilgisel özellik göstermekle birlikte, ikili, üçlü ettirgenlik çekiminde
Türkçedeki esnekliğe sahip değildir. Örneğin, şodcen yardımcı eylemi ile oluşturulan
edilgen çatı için özel bir biçimbirim yoktur. Sözcük üretimi, birleştirmelerden sonra, önemli
ölçüde soneklere dayalıdır (bk. Mahootian, 1997). Ettirgen çatı, Johanson tarafından
Türkçenin karakteristikleri arasında sıralanmıştır (2002).

(1)    res- ‘varmak, ulaşmak’ >res-an- ‘ulaştırmak’ suz-‘yanmak’>suz-an- ‘yakmak’
Ad çekiminde ad-çokluk eki-iyelik eki- durum eki sırası aynıdır:

Aşağıdaki tümcede yüklemin önüne gelen Farsça şimdiki zaman belirleyicisinin dışında,
tümce öğelerinin ve bütün biçimbirimlerin sıralanışı Türkçe sıralanışla bire bir aynıdır:

(2)    abejow xor- d sen- asm to-ro asziyast mi-kon-e(d)?

Bira iç.Gnz ME- l.T sen-ND eziyet- SP-et-3. T

Bira (harf, ‘arpa suyu’) içmem seni rahatsız ediyor mu?’ (Mahootian, 1997)

Her iki dilde de özne, bir ad ile mastardan oluşan eylem öbeği ve iyelik eki ile
oluşturulmuştur. Belirtili nesne her iki dilde adın sonuna gelen belirleyicilerle
işaretlenmiştir. Yüklem kümesinde her iki dilde de Arapça kökenli bir ad ile Türkçe ve
Farsça yardımcı eylemlerle kurulmuş birer birleşik eylem yer almıştır. Şimdiki zaman
belirleyicisi Farsçada yüklemin başında bulunmasına karşın Türkçede yükleme
eklemlenmiştir. İlgi çekici biçimde her iki dilde de yardımcı eylemin son sesi söyleyişte
düşme eğilimindedir. Son olarak, ilk öğesi ortak bir ad, ikinci öğesi anlam kopyası olan
birleşik eylem, ilgi çekici biçimde, Türkçede geçişsiz, Farsçada geçişlidir.

Farsça bazen Türkçeden daha ileri düzeyde bir eklemelilik özelliği gösterir. Örneğin,
sıfatlarda üstünlük -tcer ve en üstünlük -içerin dereceleri, soneklerle işaretlenir. Kişi
adıllarının oluşturduğu nesneler, yalın ya da birleşik geçişli eylemlerin çekiminde kişi
ekinden sonra gelen -eş, -et vd. son eklerle gösterilebilir:

(3)    did- aem-eş dust dar- aem-et did- i- ş?
gör-GÇZ- 1.T-3.TNP dost tut.Gnz- 1.t-2.tnp gör.Gçz-2. t-3.tnp'

‘Onu gördüm’    ‘Seni seviyorum’    ‘Onu gördün mü?’

Türkçede bazı ergatif dillerin aksine yüklem kümesi sadece özne-yüklem bağlantısı ile
biçimlenir, nesnenin geçişli yüklem üzerinde etkisi yoktur. Farsça ise nesnenin eylem
kümesinin bir üyesi hâline gelebilmesiyle Türkçeden kesin olarak ayrılır. Bu, ileri düzeyde
eklemelilik veya ergatif bir nitelik olarak değerlendirilebilir.

3.12 Tamlamalar

Türkçe ve Farsça arasında sözcük öbekleri bakımından da yakınlaşmalar vardır. Örneğin,
Farsçada unvan önadları addan önce gelmesine karşın, Şah Reza yerine, Reza Şah tipik bir
Türkçe sözdizimi etkisidir (Perry, 2006). Ancak ad ve önad tamlamalarında izafet, iki dili
birbirinden kalın çizgilerle ayırır. Türkçede önadın/tamlayanın sola, Farsçada sağa gelmesi,
iki dil için karakteristiktir. Birleşen (İng. enclitic) ilgeçle birbirine bağlanan öğelerden
oluşan ad öbekleri yani izafet sözcüksel öğeleri tamlayıcılara, ‘iye’ye veya önilgeçleri
adlara bağlar. Farsça izafet, Türkçe sözdiziminde ilgi yapısına karşılık gelebilir, şcehr-i İran
> irarı-şcehr ‘İran ülkesi’ örneğindeki gibi Farsçada ters çevrilmiş tamlama adı verilen
tamlamalarda, Türkçede olduğu gibi tamlayan öndedir, tamlama esresi kaldırılmıştır.

3.13    Adların yüklemleştirilmesi

Tür. imek, Far. buden birleşen (İng. Enclitic) nitelikte yüklemleştiricilerdir, doğal olarak
zaman, kip, kişi ve sayı gibi eylemsel özellikler taşırlar. Ad tümcelerinde her iki dilde
yüklemleştirici 1. ve 2. kişilerde kişi ekleri alırken, 3. kişilerde seçimlik olarak Farsçada
est, Türkçede, -DIr ek-eylemleri gelir; yani 1. ve 2. kişilerde Far. buden-Tür. imek, 3.
kişilerde Far. est-Tür. —DIr koşutluğu vardır. Türkçe ve Farsça ad tümcelerinin
yüklemleştiricilerinin olumlu ve olumsuz biçimleri, kısmen düzensiz yüklemleştiricilerdir:

(4) ziba-y-aem ziba-i    ziba-aest ziba nist-aem

güzel-l.T güzel-2. T güzel-BE güzel değil-1. T
‘Güzelim’ ‘Güzelsin’ ‘Güzeldir’ ‘Güzel değilim’

Dikkat çekici bir nokta, her iki dilde de 1. ve 2. kişilerde ekeylemin görülmemesidir.

3.14    Biçim birim kopyaları ve kimi ortak yapılar

Farsça ber, be, der, ez önilgeçleri, berdevam, behemehâl, derdest, ez kaza vb. klişe
kopyalarda olduğu gibi, Türkçede üretken olarak kullanılmaz, be, ta, ta ki; ...DAn...-A

Tür. hangisi//Far. kodameş (hangi-3. T) gibi çok sayıda benzer yapı vardır. Ancak bunlar,
Far. -çi gibi kullanım sıklığı yüksek birkaç örneğin dışında, üretken sözcük yapım araçları
değildir. İkilemeler Far: xcendan xcendan, Tür. giile güle vd. her iki dilde de benzer işlevde ve
belirteç olarak kullanılabilir.

3.15    Eylemler ve eylem tabanları

Farsça, kimi Hint-Avrupa dilleri gibi, ön il geç liri e yapılan eylemler bakımından zengindir.
Adlar ve Farsça kcerdcen, şodcen Türkçe yapmak, etmek vd. eylemlerle yapılan “hafif
eylemler” (İng. Light verbs) her iki dilde yoğun olarak kullanılır. Batı dillerinin bu
kullanımı hızlandırıcı etkisi vardır.

Farsça eylemlerin iki ayrı tabam vardır. Eylem çekimlerinin tümü bu iki taban üzerinde
gerçekleşir. Geçmiş zaman tabanları, son derece düzenli; ancak geniş zaman tabanları,
kendi içlerinde tutarlı olmakla birlikte, düzensizdir.

3.16    Eylem çekimi

Eylem çekim dizgeleri Türkçede ve Farsçada oldukça gelişmiştir. Çok sayıda yalın ya da
birleşik benzer yapı vardır. Biçimbirimlerin sırası ve ilkeler, Türkçe ile aynıdır. Her iki
dilin eylem çekim dizgelerinde, Arapçadaki gibi, tekil erillik-dişilik, ikili erillik dişillik,
çoğul erillik-dişilik vb. ulamlar yoktur.

Farsça, bildirme ve tasarlama kipleri için yüklemin önüne gelen be, mi: parçacık,
bayestcen ‘gerekli olmak’, xastcen ‘istemek’ tcevanestcen ‘muktedir olmak’ gibi sözcük
düzeyinde dilbilgisel öğelerden yararlanır; ancak kip, kişi vb. ulamların çoğu, Türkçede
olduğu gibi, genellikle eylemlere gelen sonekler aracılığıyla işaretlenir. Ana çizgileriyle,
dilek, istek, emir; şimdiki ve geniş zamanlar, geniş zaman tabanı; geçmiş zaman, öyküleme,
söylenti, gelecek zaman ve diğer birleşik biçimler, geçmiş zaman tabanı üzerinde
çekimlenir. Yüklemlere gelen kimi çekimlik biçimbirimler gevşek biçimde bağlanır. Bu
gevşek bağlantı, Türkçe için karakteristiktir (bk. Johanson, 2002), Farsça için de kısmen bu
türde bir gevşeklikten söz edilebilir.

Şimdiki zaman işaretleyicisi, sürerlik parçacığı mi, Türkçede olduğu gibi, eylemin
geçmişte başlayıp hâlen sürdüğünü, gelecekte de sürebileceğini ifade eder. Tamamlanmış
eylemleri anlatan basit geçmiş zaman, Türkçede de sınırlı biçimde kullanıldığı üzere,
rceftcem ‘gittim, gitmek üzereyim’ örneğindeki gibi, tamamlanmak üzere olan bir hareketi
de ifade edebilir. Uzak geçmiş zaman, eylemlerin geçmiş zaman tabanlarına ortaç eki -e
(Tür. -(I)mlş) ve kişi eklerinin getirilmesiyle; öyküsü, Far. bud + kişi ekleri, krş. Tür. -(I)DI
+ kişi ekleri ile benzer şekilde yapılır. Farsçada, geçmişteki sürerliği, alışkanlığı veya
yinelenen eylemleri ifade eden veya koşul kipi olarak kullanılan geniş zamanın öyküsü,
şimdiki zamanın öyküsü ve yeterlik, geçmiş zaman tabanlarının önüne gelen, sürerlik
işaretleyen mi aracılılığıyla gerçekleştirilir. Olumsuzluk, yüklemlerden ya da sürerlik
işaretleyicisi mfden önce gelen nce önilgeciyle yapılır.

Eylem çekimlerinin ve birleşmelerinin neredeyse tümünde, Far. beguycem ‘söylerim,
söyleyeyim’, krş. Tür. diyeyim, *diyem örneğinde olduğu gibi yakınlaşmaya bağlı
benzerlikler ve ortak modeller vardır. Buyruk/istek çekiminde her iki dilde de geniş zaman
tabanına, kişi ekleri gelir ve her iki dilde buyruk ve dilek/istek arasındaki sınırlar çok açık
değildir. Farsçada yeterliğin, nadiren de olsa, Türkçedeki gibi danestcen ‘bilmek’ eylemi ile
yapılabilmesi (bk. Ateş, 1976) vb. başka örnekler eylem çekimlerindeki yakınlaşmanın
karmaşık tarihsel boyutuna işaret eder.

Sayısı az olmakla birlikte, -e geçmiş zaman (Far. şod-e, krş. Tür. ol-muş)\ -cende geniş
zaman (şcev-cende, krş. Tür. ol-ari) ve -dceni gibi gelecek zaman (şo-dcen-i ‘olacak,
olunacak, olmaya layık’, krş. Tür. olmaklık) işlevli ortaçlar vardır. Ancak, Türkçe son
derece karakteristik zengin ortaç ve ulaçlar dizgesiyle, Farsçadan ayrılır.

3.17    Eylem birleşmeleri    v

Farsça, Türkçe gibi, eylem birleşmeleri bakımından zengindir. Fler iki dil arasında çok
sayıda ilişkiye bağlı benzer eylem birleşmeleri vardır. Aşağıda konuyla ilgili iki örnek
verilmiştir:

(5)    -mlş ol-:

kudek ez in taersid-e baş-ed
çocuk UD-bu kork.Gçz-ORT ol.Gnz-3.T
‘Çocuk bundan korkmuş olmalı’ (Şahinoğlu, 1997)

(6)    -mlşDIr-:
amsed- e asst
gel.Gçz-ORT EE
‘Gelmiştir’

3.18    Tümcenin öğeleri

Farklı dil ailelerine mensup olan her iki dilde bildirme tümcelerinde (Ö)-T-Y tipindeki
sözdizimi ortaktır; ancak Farsça için “(Ö)-(Öİ)-(T)/(N)-Y” dizilişi daha uygundur:

Her iki dil de, adıl düşürebilen, yüklem sonda dillerdir. Bir Hint-Avrupa dilinin Ö-T-Y
dizilişinde olması ya da bu dizilişteki bir dilde önilgeç bulunması ilgi çekicidir. Özne
görevinin yüklem tarafından da temsil edilmesi dolayısıyla kişi adıllarının kullanımı
seçimlik olabilir.

3.19    Sözdiziminde işlevsel esneklik

Türkçe ve Farsçada sözdizimi esnektir. Ancak bu esneklik işlevseldir. Ö-T-N-Y
dizilişindeki Far. mcen be Mina gol ra dadcem ve Tür. Ben Mina’ya çiçeği/gülii verdim',
Far .be Mina mcen gol ra dad-cem Tür. Mina’ya ben çiçeği verdim örneklerinde her iki dilde
de yükleme yaklaşan öğeler vurgulanır (Mahootian, 1997).

3.20    Tümcenin yapısı ve türleri

Farsça; yeterlik, gereklilik, niyet/istek bildiren yapılarda, gelecek zamanda ve birleşik
tümcelerde tipik bir Hint-Avrupa dili olarak Türkçeden ayrılır. Örneğin, gelecek zamanda
x"asten ‘istemek’ eyleminin geniş zaman tabanı üzerine kişi ekleri gelir, ardından asıl
eylemin geçmiş zaman tabanı ile gelecek zaman oluşturulur.

(7)    xah-2em rasft
iste.Gnz-l.T git.Gçz
‘Gideceğim’

(8)    mi-xa-m    asrasbi yad be-gir-asm
SP-iste.Gnz-1. T Arabi anma iST-al-l.T
‘Arapça öğrenmek istiyorum’ (Mahootian, 1997)

Sözdizimsel yapılar diğer düzeylere oranla daha az kopyalanmakla birlikte, Farsçanın
sağa dallanan Ari’li tümceleri Türkçede özellikle yazı dilinde günümüze değin işlevsel
olmuştur. Asıl öge sözdizimi içinde güçlü biçimde yerini sonda alırken, ki'li tümcelerde
dizim tam tersine çevrilir. Farsçada birleşik tümcelerde asıl tümce, yardımcı tümceden önce
gelir.

(9)    reza goft ke mi-r-e resturan-i ke dişaeb raeft
Reza dedi ki SP-git-3. T restoran-BL ki dün gece git-Gçz

‘Rıza dün gece gittiği restorana gideceğini söyledi’ (Mahootian, 1997)

Eylemsiler yerine, bağlaçlarla kurulan Farsça tipi birleşik tümceler yüzyıllar boyunca
Türkçe sözdiziminde yer almasına karşın, istisnalar dışında, Türkçenin iç yapısına
bütünüyle nüfuz edememiş, genellikle hazır, klişe söz kalıpları veya yabancılıkları
hissedilen öğeler olarak kalmıştır.

var/yok tümceleri'. Türkçede var/yok ile yapılan tümceler Farsçada, Hint-Avrupa dilleri
için tipik olan ‘sahip olmak’ yani düzensiz daşten eylemi ile yapılır: Far. Pcervin bceççe ne
dare, Tür. Pervin ’in çocuğu yok. Ancak bu tür tümcelerde öğeler yine Ö-T-Y dizilişindedir.

3.21    İşaretlenmeyen yer tamlayıcıları

Sözdiziminde Farsçayla Türkçe arasındaki önemli farklardan biri adların yalın durumlarıyla
dahi boro xıme (İST.git ev.YLN) ‘Eve git’, çon mceriz bud mundxune (çünkü hasta i.GçZ

kal.GçZ ev.) ‘Hasta olduğundan evde kaldı’, bcehram bimarestane (Behram hastane.EE)

‘Behram, hastanededir.’ tümleçleri ifade edebilmesidir (bk. Mahootian, 1997).

Notlar

1 Metinde kullanılan kısaltmalar: l.T: 1. tekil kişi (kişi veya iyelik eki); 2.T: 2. tekil kişi (kişi veya iyelik
eki); 3.T: 3. tekil kişi (kişi veya iyelik eki); AY: ad yapan bağımlı biçimbirim; BL: belirlilik
işaretleyicisi; C: ünsüz; ÇĞL: çoğul; EE: ek-eylem; Far.: Farsça; Fr.: Fransızca; GçZ: geçmiş zaman
tabanı; GnZ: geniş zaman tabanı; GT: Genel Türkçe; hrf.: harfiyen; İST: emir/istek işaretleyicisi; krş.:
karşılaştırınız; ME: mastar eki; N: nesne; ND: nesne durumu işaretleyicisi; NP: nesne parçacığı; ORT:
ortaç; Ö: özne; Öİ: önilgeç; SP: sürerlik parçacığı; SS: sayı sınıflandıncı; T: tümleç; Tür.: Türkçe; UD:
uzaklaşma durumu; ULÇ: ulaç; V: ünlü; YD: yaklaşma durumu (önilgeci); YLN: yalın durum;YS:
yardımcı ses

Kaynaklar

Ateş, A. ve Tarzi, A. (1976). Farsça grameri. İstanbul: Milli Eğitim Basımevi.

Eker, S. (2008). Türk dili tarihinde bir linguistik temas bölgesi olarak Diyarbakır. B. Yediyıldız, K.
Tömenendal (Yay.), Osmanlı'dan Cumhuriyet’e 2. Uluslararası Diyarbakır Sempozyumu içinde
(ss. 91-110). Ankara: T.C. Diyarbakır Valiliği, Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü.

Johanson, L. (2002). Structural factors in Turkic language contacts. Richmond: Curzon Press.

Johanson, L. (2004). Converging codes in Iranian, Semitic and Turkic. E. A. Csatö ve B. Isaksson ve
C. Jahani (Yay.), Linguistic convergence and areal diffusion. Case studies from Iranian, Semitic
and Turkic içinde (ss. 3-31). London, New York: Routledge Curzon.

Johanson, L. (2006). Historical, cultural and linguistic aspects of Turkic-lranian contiguity. L.
Johanson & B, Christiane (Yay.), Turkic-lranian contact areas, historical and linguistic aspects
içinde (ss. 1-14). Wiesbaden: Harrassowitz.

Lambton, A.K.S. (1966). Persian vocabulary. Cambridge: Cambridge University Press.

Mahootian, S. (1997). Persian. London, New York: Routledge.

Megerdoomian, K. (2000). Persian computational morphology. A unification-based approach
memoranda in computer and cognitive scienceMCCS-00-320. Erişim, 9 Aralık 2008,
http://crl.nmsu.edu/Research/Projects/shiraz/publications/papers/MCCS320.pdf

Öztürk, M. ve Örs. D. (2000). Mütercim Asım Efendi Burîıan-ı Katı. Ankara: TDK Yay.

Perry, J. R. (2006). Turkic-lranian contacts. Encyclopaedia Iranica. Erişim, 16 Kasım 2008,
http://www.iranica.com.

Şahinoğlu, M. N. (1997). Farsça grameri. İstanbul: Kitabevi.

Windfuhr, G. L. (1987). Persian. B. Comrie (Yay.), The world’s major languages içinde (ss. 523¬
546). New York: Oxford University Press.

Her iki dil de, adıl düşürebilen, yüklem sonda dillerdir. Bir Hint-Avrupa dilinin Ö-T-Y
dizilişinde olması ya da bu dizilişteki bir dilde önilgeç bulunması ilgi çekicidir. Özne
görevinin yüklem tarafından da temsil edilmesi dolayısıyla kişi adıllarının kullanımı
seçimlik olabilir.

3.19    Sözdiziminde işlevsel esneklik

Türkçe ve Farsçada sözdizimi esnektir. Ancak bu esneklik işlevseldir. Ö-T-N-Y
dizilişindeki Far. mcen be Mina gol ra dadcem ve Tür. Ben Mina’ya çiçeği/gülü verdim',
Far .be Mina mcen gol ra dad-cem Tür. Mina’ya ben çiçeği verdim örneklerinde her iki dilde
de yükleme yaklaşan öğeler vurgulanır (Mahootian, 1997).

3.20    Tümcenin yapısı ve türleri

Farsça; yeterlik, gereklilik, niyet/istek bildiren yapılarda, gelecek zamanda ve birleşik
tümcelerde tipik bir Hint-Avrupa dili olarak Türkçeden ayrılır. Örneğin, gelecek zamanda
xwas ten ‘istemek’ eyleminin geniş zaman tabanı üzerine kişi ekleri gelir, ardından asıl
eylemin geçmiş zaman tabanı ile gelecek zaman oluşturulur.

(7)    xah-aem rasft
iste.Gnz-1. T git.Gçz
‘Gideceğim’

(8)    mi-xa-m    asrasbi yad be-gir-aem
SP-iste.Gnz-1.T Arabi anma iST-al-l.T
‘Arapça öğrenmek istiyorum’ (Mahootian, 1997)

Sözdizimsel yapılar diğer düzeylere oranla daha az kopyalanmakla birlikte, Farsçanın
sağa dallanan &İTİ tümceleri Türkçede özellikle yazı dilinde günümüze değin işlevsel
olmuştur. Asıl öge sözdizimi içinde güçlü biçimd^ yerini sonda alırken, ki Ti tümcelerde
dizim tam tersine çevrilir. Farsçada birleşik tümcelerde asıl tümce, yardımcı tümceden önce
gelir.

(9)    reza goft ke mi-r-e resturan-i ke dişaeb raeft
Reza dedi ki SP-git-3. T restoran-BL ki dün gece git-Gçz

‘Rıza dün gece gittiği restorana gideceğini söyledi’ (Mahootian, 1997)

Eylemsiler yerine, bağlaçlarla kurulan Farsça tipi birleşik tümceler yüzyıllar boyunca
Türkçe sözdiziminde yer almasına karşın, istisnalar dışında, Türkçenin iç yapısına
bütünüyle nüfuz edememiş, genellikle hazır, klişe söz kalıpları veya yabancılıkları
hissedilen öğeler olarak kalmıştır.

var/yok tümceleri'. Türkçede var/yok ile yapılan tümceler Farsçada, Hint-Avrupa dilleri
için tipik olan ‘sahip olmak’ yani düzensiz daşten eylemi ile yapılır: Far. Pcervin bceççe ne
dare, Tür. Pervin ’in çocuğu yok. Ancak bu tür tümcelerde öğeler yine Ö-T-Y dizilişindedir.

3.21    işaretlenmeyen yer tamlayıcıları

Sözdiziminde Farsçayla Türkçe arasındaki önemli farklardan biri adların yalın durumlarıyla
dahi boro xune (İST.git ev.YLN) ‘Eve git’, çon mceriz bud mund xune (çünkü hasta i.GçZ

YORUM EKLE