URAN ile URAN

URAN ile URAN

URAN ile URAN


Bir kavramın karşılığı olarak kullanılan bir söz varken o sözün başka bir anlamda kullanılması neden, ne için önerilir?
Birisi, bir kurum çıksa, bir kaynağa dayanmadan “Yok, olmaz, “göz” sözü, “ekmek” sözü başka anlamlarda kullanılmalı, derse o kimseye nasıl bir gözle bakarsınız?
Böyle bir öneriyi bir, birkaç kişi yapmışsa, bunu öneren kimselere “Deli, densiz, kof gösteriş yapan birisi” der, geçerim.
Bilinçli bir Türk karşıtı ise açıkça “BÖLÜCÜLÜK” yapmıştır, derim.
Ancak, başka anlamda kullanılan, Türk aydınlarının belleğinde yaşayan, romansı tarihlerde yer almış, “parola” ile “savaş bağırışı, narası” anlamındaki “URAN” sözünü bir kaynağa, Türkçenin kurulumuna dayanmadan “sanayi”, “endüstri” anlamında öneren bir kişi olsa bile bunu yerleştirmeye çalışan 1942 yılının Türk Dil Kurumu’dur.
Böyle bir yanlışlık iki ayrı durumdan kaynaklanmış olabilir:
((1)) Bilgisizlikten: Bu sözün Türkçede “parola” ile “savaş bağırışı, narası” anlamı bilinmeyerek önerilmişse, korkunç bir durumdur. Bu seçkin kurum bilgisiz, yetersiz kimselerin ellerine düşmüş, demektir.
((2)) Türk Dil Kurumu’ndaki dil uzmanı (?) bu sözün Üç Ana Öbekteki anlamını bilerek, bile bile (mahsus) türetti, TDK’u da bu sözün kullanımını sağladı ise, “DURUM DAHA KORKUNÇTUR”!
Bu belirlemeye göre en büyük dil kurumumuzun içine bilgili, bilinçli çaşıtlar, bölücüler sızmış, düzenlerini de gerçekleştirmişler, demektir!

TÜRKÇEDE BİR URAN VARDI, İKİ URAN OLDU (!)

TÜRKÇEDE “URAN”

URAN = PAROLA. SAVAŞ BAĞIRIŞI, NA’RASI:

((A)) ART DÖNEMLİ SÖZ VARLIĞI: ESKİ TÜRKÇE KOLLARI:

Uran sözünün kullanıldığı en eski Türkçe belgeler.

ESKİ UYGUR TÜRKÇESİ (8. - 13. YY)

ESKİ UYGUR TÜRKÇESİ SÖZLÜĞÜ - Prof. Dr. Ahmet Caferoğlu
Enderun Kitabevi - 1993

174.s. urlamak (durum eyl.) = Bağırmak.:
U. III. 58, 5. / U. UİGURİCA. ABAW. I. 1908; II. 1911; III. 1922 (F. W. Müller yayını); IV. 1931 (A. Von Gabain).

173.s. uran (ad; savaş) = Parola.
--- Açıklama: “U. III. 58, 5. / U. UİGURİCA. ABAW. I. 1908; II. 1911; III. 1922 (F. W. Müller yayını); IV. 1931 (A. Von Gabain)” adlı kaynaklara ulaşıp bu kaynaklarda “URAN” sözünün geçtiği söylemleri (cümleleri) yazmak gerekirdi. Ancak, bu kaynaklara ulaşamadık.
--- --- ---
OĞUZ KAGAN DESTANI
W. Bang, Reşit Rahmeti Arat – 1932 ilk yayını - Berlin;
2. baskı: 1936 - İstanbul

3. baskı:
Yayına hazırlayan: Prof. Dr. Muharrem Ergin -
Hülbe Basım ve Yayın A. Ş. - 1988 yılı
12. BÖLÜM [96 - 99]

Men sinlerge boldum kagan
Alalıng ya takı kalkan
Tamga bizge bolsun buyan
KÖK BÖRİ bolsungıl URAN;

[Ben sizlere oldum kağan,
Alalım yay ile kalkan,
Damga (belgi, nişan) olsun bize uğur,
Gök Börü (bozkurt) olsun bize uran (parola).]

--- Uran = Savaş bağırışı, nara. Parola.
--- EK BİLGİ: Eski Uygur yazısı ile yazılmış olan bu kaynağın ilk biçiminin de Eski Uygur Türkçesinde yazıldığı daha sonraları yeni nüshalar yazılırken birçok eski söz yerine Arapça, Farsça, Moğolca sözlerle yazıldığı anlaşılmaktadır.
--- --- ---
((B)) EŞ DÖNEMLİ SÖZ VARLIĞI: ÇAĞDAŞ TÜRKÇE KOLLARI:

OĞUZ - TÜRKMEN TÜRKÇE KOLU ÖBEĞİ: Türkiye; Gagauz; Kuzey - Azerbaycan; Türkmen; Kırım Tatar Türkçesi.

TÜRKİYE TÜRKÇESİ:
Bu öbeği oluşturan beş Türkçe kolundan yalnız Türkiye Türkçesi Yöre Ağzında, H. N. Atsız gibi birkaç yazarın eserlerinde kullanılmıştır.

TÜRKİYE TÜRKÇESİ YÖRE AĞIZLARI

Türkiye’de Halk Ağzından SÖZ DERLEME DERGİSİ - 3. CİLT:
- Türk Dil Kurumu yayınları; - 1947 yılı.
“L - Z”

1092. s. oran (ad) (III) = Alâmeti farika, nişan. (KASTAMONU).
--- --- ---
DERLEME SÖZLÜĞÜ - 9. CİLT
TDK YAYINLARI - 1963 YILI - ANKARA

3286.s. oran (III) = Özel im. (-KASTAMONU) < “URAN” Eski Uygur Türkçesi
---Ek bilgi: 1. Uran: Savaş uranı (narası). 2. Uran, oran= Parola.
--- --- ---
TÜRKİYEDE UNUTULMUŞ, İŞLEKLİĞİNİ YİTİRMİŞ TÜRKÇE SÖZLERİ DİRİLTEREK İŞLEKLEŞTİRME ÇABASI

Türkiye Türkçesinde Almanya’da kalarak “Eski Uygur Türkçesi Araştırmaları”na katılmış olan Türkbilim (türkiyat, türkoloji) doktoru Ahmet Caferoğlu’nun yazıp 1932 yılında Atatürk’e sunduğu “ESKİ UYGUR TÜRKÇESİ SÖZLÜĞÜ”nde “URAN” sözü ile birlikte çok sayıda o döneme değin bilinmeyen Türkçe sözler vardır.
Ahmet Caferoğlu, bu sözlüğü yazarken Eski Uygur Türkçesi uzmanı dilcilerden Wlly Bang - Kaup, Annemarie von Gabain, Kazan Tatar Türk’ü Reşit Rahmeti Arat’ın görüşlerinden, önerdikleri ana kaynaklardan da yararlanmıştır.
Bu sözlükteki sözlerin diriltilmesi, böylece Türkçenin yad sözlerden arıtılması, kavram boşluklarının Türkçe sözlerle karşılanması için romanda, şiirde, yazıda ilk büyük girişimi A. Caferoğlu’nun arkadaşı ünlü Türkbilimci, yazar, şair Hüseyin Nihal Atsız başlatmıştır.
“Uran” sözü Sezgin Burak’ın “TARKAN” ile Suat Yalaz’ın “KARAOĞLAN” çizgi romanlarında kullanılmıştır.
Ancak, Atsız Türkçeyi kendi tabanı, kurulumu üzerinde diriltecek olan bu yönelişinde yalnız kaldı.
Hüseyin Nihal ATSIZ, bir toplumbilimci Türkçü kılavuz olarak Ziya Gökalp’ı çok beğenerek onun ülkücülüğünü pek çok yazısında övmekle birlikte Gökalp’ın “FOSİL KELİME NAZARİYESİ”ne eserlerinde kullandığı “unutulmuş eski dönem sözleri (fosil sözleri)” diriltmeğe çalışarak karşı olduğunu göstermiştir.
Yahudiler İKİ BİN YIL önceki İbraniceyi Tevrat’ta, Talmut’ta kullanılmış sözleri dirilttiler. 1948 yılında kurulan bugünkü İsrail devletinin yaygın söyleşme, yazı - edebiyat dili bu söz varlığı ile kuruldu.

BOZKURTLARIN ÖLÜMÜ - Atsız
Türkiye Yayınevi - 1970 yılı

& URAN (ad; savaş) (I) = Uran: Savaşta gizlice yapılması gereken durumlarda başkalarına tanınmamak için önceden belirlenmiş söz, parola (İtalyanca). < “URAN (parola)” Eski Uygur Türkçesi.
URAN (ad; savaş) (II) = “anl. çek.” Savaş bağırışı, savaş na’rası.

163. s. uran: Kılıçlar birbirine çarptıkça şimşek çakıyor, vuruşçular saldırış yaparken savaş uranı bağırıyor, genç kadın dövüşenlere korku ile bakıyordu.
(1) uran = parola.
--- EK BİLGİ: Atsız Beğ, ek bilgi olarak “uran (parola)” bilgisini vermesine karşılık romanda bu sözü “savaş bağırışı (na’rası)” anlamında kullanmıştır. Bu kullanım da doğrudur. Birçok Türkçe kolunda böyle kullanılmıştır.
283. s. savaş uranı: Ötüken delisi Gök Börü, on yıl önceki halini almıştı. Gönlüne Tanrının indirdiği ışıkla yağıyı görüyor, savaş uranı haykırarak yay geriyordu.
--- --- ---
KARLUK - UYGUR TÜRKÇE KOLU ÖBEĞİ:
Özbek Türkçesi; Çağdaş Uygur Türkçesi.

ÖZBEK TÜRKÇESİ

ORÅN (ad; savaş) = Uran (parola). < “URAN” Eski Uygur Türkçesi.

ULU EGEMENLİĞE DOĞRU (I) / ULU SALTANAT
- Yazan: Muhammet Ali
Özbek - Çağatay Türkçesinden Türkiye Türkçesine
Aktaran: A. Enis Turan

15. s.
Kapının önündeki iki atlının yanıt vermesine yol vermeden korganın içerisinden:
--- Orånïngiz bårmi? Oråndän söylängiz, oråndän!
[--- Uranınız (parolanız) var mı? Uranı söyleyiniz, uranı!-diye bir ses işitildi.]
Bïrïnçi åtliḳ orånnï bïlär édï.
[Birinci atlı uranı biliyordu.] Ancak, “Kapıcıları da sınamak gerek” diye düşünerek ilkin söylememişti.
--- Anladık!..-dedi.
--- EK BİLGİ:
orån (ad; savaş) = 1- Parola. 2- Savaş na’rası. < “URAN” Eski Uygur Türkçesi. (Aktaran)

29. s.
--- Hinduvåndä hindu bårmu? - déb sora! -buyurdï Tärmåçuḳḳa bïrïnçi åtliḳ. Bu orån sözlärï édï.
[--- Hinduvan’da Hindu var mı?-diye sor!- buyurdu Tarmaçuk’ka birinci atlı. Bunlar uran (parola) sözleri idi.]
--- --- ---
KUMAN - KIPÇAK TÜRKÇE KOLU ÖBEĞİ:

Kazan Tatar Türkçesi; Başkurt Türkçesi.
Kazak Türkçesi; Nogay Türkçesi; Kırgız Türkçesi.
Karaçay - Balkar Türkçesi; Kumuk Türkçesi.

KAZAN TATAR TÜRKÇESİ:

ОРАН ис. иск. Яуга чакырган аваз.
Оран салу 1) Шатлык белән әйдәп чакыру; 2) Сөрән салу, набат кагу.

[ORAN (ad) = Yavğa çakırğan avaz. < “URAN” Eski Uygur Türkçesi.
ORAN SALU (I) = Şatlık bilen eydep çakıru;
ORAN SALU (II) = Seren salu, nabat kağu.]

ORAN (ad) = Yağıya (düşmana) saldırmak için savaş bağırışı, savaş çağrısı, narası. Urra! Urha! Hurra!
ORAN SALU (birl. durum eyl.) (I) = “Urha” diye bağırmak.
ORAN SALU (birl. durum eyl.) (II) = Sevinçle seslenip çağırmak.
ORAN SALU (birl. durum eyl.) (III) = “yangın, taşkın, deprem..” gibi durumlarda çığlık atarak durumu bildirme, bu gibi durumlarda “uyarı borusu (siren)” çalmak.
--- --- ---
KIRGIZ TÜRKÇESİ

KIRGIZ TÜRKÇESİ - TÜRKİYE TÜRKÇESİ
“TÜRKÇE KÖKENLİ” KÖKTEŞ SÖZLER SÖZLÜĞÜ - A. Enis TURAN

URAAN = SAVAŞ BAĞIRIŞI, SAVAŞ NA’RASI.

uraa, urhaa (ünl., savaş uranı; savaş) (I) = Savaşırken savaşma isteğini artırmak, isteklendirmek (teşvik etmek) için atılan uran (na’ra), savaş na’rası.
uraaloo (durum eyl.; savaş) (I) = Savaşırken savaşma isteğini artırmak, isteklendirmek (teşvik etmek) için “uraa”, “urhaa” diyerek uran (na’ra) atmak.
URAAN (ünl.; savaş) (I) = Uran, savaş na’rası: “Urraa”, “uraa”, “uraan” diye haykırarak savaşmaya çağırıp savaşmayı isteklendirirken söylenen söz. < “URAN (parola)” Eski Uygur Türkçesi.
uraan çakıruu (birl. durum eyl.; savaş) = Savaşa çağırmak. Uran atıp savaşmaya çağırmak. Uran (savaş na’rası) atarak savaşmaya çağırmak.
uraan taştoo (birl. durum eyl.; savaş) = Uran atmak, savaş na’rası atmak.
uraa, urhaa (ünl.) (II) = “anl. çek.” Yaşa! Yaşasın! Bir olay, bir durum karşısında sevinme duygusunu yansıtan, gösteren ünlem (nida).
--- --- ---
KAN ORDO [KANLI SARAY]
(KEL KEL romansı tarih dizisinin birinci kitabı)

URAAN (ünlem; savaş) = Savaş bağırışı. Uran (parola). < “URAN” Eski Uygur Türkçesi.

Yazan: Tölögön Kasımbekov
Kırgız Türkçesinden Türkiye Türkçesine
Aktaran: A. Enis Turan

183. s.
Kokand ordusunun başbuğu Alımkul Beg yer titreten gürültülü sarsıntıların içerisinde akboz bulut tüslü (rengli) argımak atını sağa-sola döndürüp kılıcını sallayarak çığ gibi yağının (düşmanın) üzerine akan çerilerine baktıktan sonra:
--- Haaa-aayt de!.. Haaaa-aayt de!-dep, kıykırıp uraan taştap toktolo kaldı.
[—Haaa-aayt de! Haaaa-aayt de!-diyerek haykırıp uran (savaş bağırışı, na’arası) attıktan sonra duraklayakaldı.]
--- --- ---
KAZAK TÜRKÇESİ

KAZAK TÜRKÇESİ - TÜRKİYE TÜRKÇESİ
“TÜRKÇE KÖKENLİ” KÖKTEŞ SÖZLER SÖZLÜĞÜ - A. Enis TURAN

URAN = SAVAŞ BAĞIRIŞI, SAVAŞ NA’RASI.

urraa, urrhaa (ünl., savaş uranı; savaş) (I) = Savaşırken savaşma isteğini artırmak, isteklendirmek (teşvik etmek) için atılan uran (na’ra), savaş na’rası.
uraluw (durum eyl.; savaş) (I) = Savaşırken savaşma isteğini artırmak, isteklendirmek (teşvik etmek) için “uraa”, “urhaa” diyerek uran (na’ra) atmak.
URAN (ünl.; savaş) = Uran, savaş na’rası. < “URAN (parola)” Eski Uygur Türkçesi.
“Alaş” = “Urraa”, “uraa”, “uraan” diye haykırarak savaşmaya çağırıp savaşmayı isteklendirirken söylenen söz.
“Alaş” = Alaş, alaa-ş diye bağırarak diye haykırarak savaşmaya çağırıp savaşmayı isteklendirirken söylenen söz.
“Alaş” : “köprek” Kazak Türikteriniñ ulttık - erkindik uranı.
[“Alaş” : “daha çok” Kazak Türkleriniñ ulusluk (ulusal, milli) - erkinlik (özgürlük) uranı.]
urandaw (durum eyl.) = Savaş bağırışı atmak, savaş na’arası atmak. Savaşa başlarken “ALAŞ”, “ALAŞ” diye, “urraa, urrhaa” diye haykırmak.
urandatuw (kılış eyl.) = Savaş bağırışı attırmak, savaş na’arası attırmak. Savaşa başlarken “ALAŞ”, “ALAŞ” diye, “urraa, urrhaa” diye bağırtmak.
uran şağıruw (birl. durum eyl.; savaş) = Savaşa çağırmak. Uran atıp savaşmaya çağırmak. Uran (savaş na’rası) atarak savaşmaya çağırmak.
uran taştuw (birl. durum eyl.; savaş) = Uran atmak, savaş na’rası atmak.
uraa, urhaa (ünl.) (II) = “anl. çek.” Yaşa! Yaşasın! Bir olay, bir durum karşısında sevinme duygusunu yansıtan, gösteren ünlem (nid’a).
--- --- ---
İKİNCİ URAN!
TÜRK DİL KURUMUNUN
KÖKENSİZ, KAYNAKSIZ, ANLAMSIZ, BÖLÜCÜ…“URAN”!
Türkçede yukarıda anlamını, kullanıldığı kaynakları verdiğimiz “URAN” biçiminde bir söz varken, kendilerini Türk ulusunun yerine koyan bir öbek dilci aşağıdaki kaynakta bu söze “bir kökene, kaynağa dayanmadan” bambaşka bir anlam yüklemişlerdir.

FELSEFE ve GRAMER TERİMLERİ
Türk Dil Kurumu
İstanbul Cumhuriyet Basımevi =1942 YILI=

“U”

92. s.
Uran - Sanayi - Industrie
--- --- ---
TÜRK DİL KURUMU
TÜRKÇE SÖZLÜK “2” K – Z ; 1998 yılı.

uran (ad) = Teknik, sanayi, endüstri.
--- --- ---
SAVSÖZ

Bu saçmalık yetmemiş, bir üstün anlaklı (?) “savsöz” diye bir söz türetmiş. Sav, söz demektir. Söz ile söz’ü bulmuş.
Yüklediği anlamlar da özel mi, özel.
Bu “anlamdaş kaynaşık” söze yedi anlam yüklemiş. Üzerinde durmaya değmez.
--- --- ---
SONUÇ:

Türkçede, “bütün Türkçe kollarında”, belirli bir anlamda kullanılırken bu “Ortak biçim” ile “Ortak anlam” birliğini bilmeden, araştırmadan, kökten gelme, önceden var olma gerçekliğine aldırmadan “URAN” gibi çok sayıda söze başka anlamlar yüklenmiştir.
Bizim bu konudaki belirlemelerimiz DÖRT YÜZ dolayındadır.
Bu türden sözlerin bir bölümünü burada işledik.

ERKE ile ERKE;
SÖYLEM ile SÖYLEM;
BELİRLEMEK, BELGİLEMEK ile TESPİT ETMEK, SAPTAMAK;
BELGİ < BELGÜ ile SİMGE
BUYRULTU ile YÖNERGE, DİREKTİF
DİLMEÇ, DİLMAÇ < TILMAÇ ile ÇEVİRMEN
KILIK ile AKTÖRE, SAĞTÖRE
ÖĞRENCE ile ÖĞRENCE
ERKİN ile ÖZGÜR;.. gibi.

Türk Dil Kurumunun ülküsü: Eski Türkçe kolları Çağdaş Türkçe kolları, Yöre Ağızları gibi alanlardaki söz varlığını belirleyip Türkçeyi güçlendirmek idi.
Sonra, araya çaşıtlar, biligsizler (cahiller), benciller.. girdi.
Akı kara gösterdiler.
BÖLÜCÜ SÖZLERİ ”Ortak Kökten Türkçe sözlerin yerine” yerleştirdiler.
Eski Türkçe kollarını, Çağdaş Türkçe kollarını, Türkiye Türkçesi Yöre Ağızlarını öğrenmeden, taramadan çokbilmiş olup söz varlığını, düşünceyi, bilimi, sevi - sevgi sözlerini, bilim adalgalarını darmadağın edecek saçma sapan sözleri sinsice sızdıkları Türk Dil Kurumu çatısı altında Türkçeye soktular, sokmaya çalıştılar.
Bir yanda, bilgisiz, aldırmaz başdaşlar (kafadarlar) topluluğu ANADOLUCU dilciler (!);
Öbür yanda, belleği, bilinçaltı Arapça, Farsça, Rumca.. sözlerle dolmuş YAŞAYAN TÜRKÇECİ dilciler (!).

ER KİŞİ, ERDEM EYESİ güçlü olandan değil, doğru olandan yana olandır.
BİR TEK KİŞİ OLSA DA.
Güncelleme Tarihi: 09 Mart 2018, 06:23
YORUM EKLE