YANILTMAÇ - İldeniz Turan Yazdı
YANILTMAÇ

YANILTMAÇ < YAÑILTMAÇ

YANILTMAC, CAÑILTMAÇ, JAÑILTPAŞ, YAÑILTMAÇ < *YAÑILTMAÇ.
TEKERLEME, TÉZ ÄYTİŞ, TİZ ÉYTKÊÇ.

GİRİŞ

Yanıltmaç geleneği:
“Şaşırtcı, yanıltıcı bir düzenekle belirlenen, benzer sözlerle kurgulanmış söylemleri (cümleleri) söyleyen kişinin ive ive (tez tez), ivedilikle (hızlı biçimde) söylerken yanılabileceği bir sözlü gelenek, sözlü yarışma.”

Türk toplulukları arasındaki ortak sözleri, kökteş sözleri yazmak, işlemek gerekir.
Kavram boşluklarını, yad sözleri Türkçe olarak karşılayan sözleri birer dil yazısı ile sanalağda, yayınlarda bilimlik yöntemlerle sürekli işlemek, yaymak gerekir.
Türkçe kökenli sözler üzerine yazılan bütün bilimlik dil yazıları, geleneğin, törenin, Türk Birliği ülküsünün haykırılmasıdır, güçlendirilmesidir, birlik uranının (sloganının) sürdürümüdür.
Ancak, bu dil yazılarından bir bölümü gelenek, el bilgisi gibi alanlarda daha birleştirici, daha çok eğitici, çok yönlü sözlerdir.
Bu türden geniş tabanlı, art dönemli - eş dönemli yazıların gerekliliği, yararı kolaylıkla sezilmez. Ancak uzman olanlarca, bilimle, bilime dayalı yaşanmışlıkla bellekleri güçlenmiş, gönül gözleri açılmış bilgin, sezgin (arif) kimselerce anlaşılır, sezilir.
Bu yazıda işlediğimiz “YAÑILTMAÇ” geleneği Türk topluluklarının binlerce sözde olduğu gibi “SÖZLÜ GELENEKTE”, dolayısıyla ELBİLİMDE (kültürde, halkiyatta) da ne denli ortak değerler, özellikler taşıdıklarını çok belirgin bir biçimde göstermektedir.

BİLENMİŞ, İŞLENMİŞ DUYGUYA, BİLİME, BİLİM YÖNTEMİNE, BÜTÜNCÜL BAKIŞ AÇISINA DAYANMAYAN..
GERÇEKLERE AYKIRI, AYRIKSI (anormal) URANLARA DEĞİL, ARAŞTIRMAYA, BİLİME, BİLİM YÖNTEMİNE DAYALI ÇALIŞMALARLA SONUCA VARILABİLİR.

Türk nazmida çu tartıp men ‘alem
Eyledim bul memleketni yek kalem.

ALİ ŞİR NEVAÎ ( Herat 1441 - 1501 )

BİÇİM BİLGİSİ (İLM-İ SARF, MORFOLOJİ):

yanılmak (dönüşlü durum eyl.) = Bir iş, bir eylem yaparken, bir söz söylerken istemeyerek yanlış yapmak.
yanıltmak (dönüşlü durum kılış eyl.) = “bir kimseyi, kimseleri” Bir iş, bir eylem yaparken, bir söz söylerken bilerek - bilmeyerek yanıltmak, yanlış yaptırmak.

YANILTMAÇ (ad; sözlü gelenek; el bilgisi) = Bir söylem (cümle) içerisinde birçoğu benzer sözlerden oluşmuş olup birkaç kez ivedilikle, art arda söylenmesi güç, çetin olan sözler. bkz. tekerleme.

Yanıltmaç sözü “yanılt-” kılış eylemi köküne Türk topluluklarında yaygın olarak kullanılan: “-MAÇ / -MEÇ” ad yapım ekinin getirilmesiyle türemiştir.
≡--- --- ---
ANLAM BİLGİSİ, ANLAM BİLİM (İLM-İ MAÂNÎ, SEMANTİK):

Gagauz Türkçesinde “yanıltmaç” sözünün iki biçimdeş sesteşi (homonimi), iki anlamdaşı (sinonimi), “dilkırmak, şaşırtma” biçiminde vardır.

Türkiye Türkçesinde bu kavram için yaygın olarak “tekerleme” sözü kullanılmakta olup pek çok yöre ağzında “yanıltmaç” sözünün varlığı belirlenmiştir.
≡--- --- ---
SÖZ KÖK BİLGİSİ, KÖKEN BİLİM ((İLM-İ İŞTİKAK, ETİMOLOJİ):

“yañıltmaç (tekerleme)” sözü ile sözlü geleneğinin “belirlenip belgelendiği” en eski kaynak üzerindeki tarih 16. Yüzyıl olmasına karşılık 15. Yüzyılda yazıldığı düşünülen:
[TERCEMAN (ﺘﺭﺠﻣﺍﻥ)] adlı kaynaktır.
Çağatay Türkçesinde de bu söz “yañıltmaç (tekerleme)” belirlenmiş olup yazıldığı yüzyıl “şimdilik yapılan araştırmalara göre” kesin olarak belli değildir.

=A= ART DÖNEMLİ SÖZ VARLIĞI: ESKİ TÜRKÇE KOLLARI (LEHÇELERİ)

ESKİ TÜRKİYE TÜRKÇESİ (13. - 15. YY)

YAÑILTMAÇ : Yanıltıcı, şaşırtıcı söz, lûgaz, bilmece.

& El - âbide (ﺍﻻﺑﺩﻩ) [Arapça] = Mesel ve yañıltmaç (ﻳﻜﻝﺗﻤﺝ).

(Terceman. XV. 4)
[TERCEMAN (ﺘﺭﺠﻣﺍﻥ): XV. yüzyıl dil, inanç bilginlerinden Ankaralı Pîr Mehmet bin Yusuf’un 1551 (959)* yılında 28 bölüm üzerine 3 cilt olarak düzenlediği Arapçadan Türkçeye sözlüktür. Sözlüğün Ali Paşa kitaplığında 2604 numara ile kayıtlı nüshası taranmıştır.
Tarayan: Türkiyat Enstitüsü asistanlarından Kıvamettin Burslan’dır.] (Terceman. XV.)
≡--- --- ---
OSMANLI TÜRKÇESİ (16. - 19. YY)

& El - âbid (ﺍﻻﺑﺩ) [Arapça] = Mesel ve yañıltmaç (ﻳﻜﻝﺗﻤﺝ).

(Ah. XVI. 4)
[AHTERİ -İ KEBİR (ﻜﺒﻴﺮ ﺍﺤﺘﺮﻯﺀ): Afyonkarahisarlı Mustafa Ahteri’nin 1545 (952)te düzenlediği Arapçadan Türkçeye sözlüktür. Arapça sözleri karşılamak için kullanılan Türkçe sözler bakımından oldukça önemlidir. Birçok yazmaları olan bu kaynak kezlerce basılmıştır.
1905 (1323) yılında İstanbul’da Arif Efendi matbaasında basılan baskı taranmış, gerektikçe başka basımlarına da bakılmıştır.
Tarayan: Türk Dil Kurumu uzmanlarından: İshak Refet Işıtman’dır.] (Ah. XVI.)

& Perdek (ﭖﺭﺩﻚ) [Farsça] = Lûgaz ki Türkide bilmece, mesel derler ve yañıltmaç (ﻳﻜﻝﺗﻤﺝ) dahi derler.
(Deş. XVI. 176)

[ET-TUHFET-ÜS-SENİYYE (ﺍﻝﺴﻦﻴﺔ ﺍﻝﺘﺤﻔﺔ): Amasyalı Deşişî Mehmet Efendinin 1580 (988) yılında Mısır Beylerbeyi Hasan Paşa için düzenlediği Farsçadan Türkçeye sözlüktür. Gerçek adı “ET-TUHFET-ÜS-SENİYYE İLÂ HAZRET’İL-HASENİYYE” olan bu sözlüğün Süleymaniye kitaplığı Damat İbrahim Paşa bölümünde 118 numara ile kayıtlı nüshası taranmıştır.
Tarayan: edebiyat öğretmenlerinden Tahir Nejat Gencan’dır.] (Deş. XVI.)

& Pürde (ﭖﺭﺩﻩ) [Farsça] = …. yañıltmaca (ﻳﻜﻝﺗﻤﺍﭸﺍ) dahi derler.

(Ni’meti. XVI. 176)
[LÛGAT-İ Nİ’METULLAH (ﷲ ﻦﻌﻤﺔ ﻝﻐﺖ): 1561 (969)de İstanbul’da ölen Nakşibendi şeyhlerinden Sofyalı Ni’metullah Efendinin 1540 (947) yılında düzenlediği Farsçadan Türkçeye sözlüktür. Bu eserin Türk Dil Kurumu kitaplığında 6075 numara ile kayıtlı nüshası taranmış, gerektikçe 451 numara ile kayıtlı başka bir nüshaya da bakılmıştır.
Tarayan: Kurumumuz uzmanlarından Dehri Dilçin’dir.] (Ni’meti. XVI.)

& Çistan (ﭽﺳﺘﺍﻥ) [Farsça] = Yañıltmaç (ﻳﻜﻝﺗﻤﺝ).

(Şamil. XVI. 418)
(ŞAMİL-ül-LÛGA (ﺷاﻣﻝاﻝﻝﻐﺔ): XVI. y. y.; 1540 yılında kendi yurdunda ölen değerli bilgin Afyonkarahisarlı Hasan bin Hüseyin İmadüddin’in 1505 (911)te büyük bir himmetle düzenlediği Farsçadan Türkçeye sözlüktür. Eser iki bölüme ayrılmıştır: Birinci bölüm: ADLAR, İKİNCİ BÖLÜM: “MASTAR”lardır.
İkinci bölümde manzum, mensur Farsça dilbilgisi kuralları gösterilmiş, çekim örnekleri de verilmiştir. Büyük bir özenle yazılmış olan bu eserin Afyonkarahisar Memleket kitaplığında 589 numara ile kayıtlı bulunan 673 sayfalı nüshası taranmıştır.
Tarayan: Kurumumuz uzmanlarından Dehri Dilçin’dir.] (Şamil. XVI.)

& Pürde (ﭖﺭﺩﻩ) [Farsça] = Yañıltmaç (ﻳﻜﻝﺗﻤﺝ).

(Şamil. XVI. 403)

& Galûta (ﻏﺍﻞﻭﺼﺍ) [Arapça] = Yañıltmaç (ﻳﻜﻝﺗﻤﺝ) ve masal.

(Bab. XVI. I, 259)
[BABUS-ÜL-VÂSIT (ﺍﻞﻭﺍﺴﻄ ﺒﺍﺒﻭﺲ): 16. yüzyıl bilginlerinden olup 1555 (963)te ölen Musa Merkez Efendi oğlu Mehmet Efendinin iki cilt üzerine düzenlediği Arapçadan Türkçeye sözlüktür. Eser, meşhur Kamus esas tutularak yazılmıştır. İstanbul kitaplıklarından birçoğunda nüshaları vardır.
Üsküdar’da Selimağa kitaplığında 1224, 1225 numaralarla kayıtlı olan nüsha taranmıştır.
Tarayan: Emekli öğretmen Atıf Tüzüner’dir.] (Bab. XVI.)

& Lûġaz (ﻝﻐﺯ) [Arapça] = Muradı gizlenecek kelâm, ki ana muamma derler ve yañıltmaç (ﻳﻜﻝﺗﻤﺝ) derler. (Bab. XVI. I, 116)

& Çistan (ﭽﺳﺘﺍﻥ) [Farsça] = Lûğaz ki yañıltmaç (ﻳﻜﻝﺗﻤﺝ) derler ve bilmece, meseldir ve acep söz demektir. (Ni’meti. XVI. 242)

& El - ebede (ﺍﻻﺑﺩﻩ) [Arapça] = Bilmece, yañıltmaç (ﻳﻜﻝﺗﻤﺝ) söyleşmek ki bir nevi’ lû’bdr.
(Kadeb. XVIII. 361 - 2)

[KANUNÜ’L- EDEB TERCÜMESİ : (ﺘﺭﺠﻣﻪﺴﻰ ﺍﻻﺪﺏ ﻖﺍﻥوﻥ): Eserin gerçek adı Kanunü’l-Edeb fi Zabt-ı Kelimati’l Arab, XV. yüzyılda yaşadığı sanılan Ebülfazl Habeyşü’t-Tiflisi’nin Arapçadan Farsçaya düzenlediği sözlüktür. Bu eserin 1456 (861)da Mustafa bin Şemsüddin adlı kimsenin yazdığı, şimdi Süleymaniye kitaplığının Vehbi Efendi bölümünde 1968 numara ile kayıtlı nüshasını 1787 (1202) yılında ölen Müstakımzade Süleyman Sadüddin Efendi “Terceme-i Kanunü-l-Edeb” adıyla Türkçeye çevirmiştir. Çevirinin başlama tarihi olan 1769 (1183)u ebced hesabıyla belirtmek üzere eserine “ﺜﻻﺜﻪ ﺍﻝﺴﻥﮥ” (Elsine-i Selâse) diye ikinci bir ad vermiştir.
Büyük kıtada 2186 sayfayı bulan çevirinin Süleymaniye kitaplığının Esat Efendi bölümünde 3182 numara ile kayıtlı nüshası taranmıştır.
Tarayan: Emekli öğretmen Atıf Tüzüner’dir.] (Kadeb. XVIII.)

& Kirdek (ﻜﺭﺩﻚ) [Farsça] = Lûğaz ve çistan mânasınadır. Arabide uğlûta ve Türkide bilmece ve yañıltmaç (ﻳﻜﻝﺗﻤﺝ) derler.
(Bürh. XVIII - XIX. 479)

[BÜRHAN-I KATI’ TERCÜMESİ (ﺘﺭﺠﻤﻪﺴﻰ ﻖﺍﻄﻊ ﻦ ﺒﺭﻫﺍ): Tebrizli Hüseyin bin Halef’in Farsçadan Farsçaya yazdığı Bürhan-ı Katı’ adlı sözlüğü Mütercim Asım’ın “TİBYAN-I NÂFİ’ DER-TERCEME-İ BÜRHAN-I KATI’” adıyla yaptığı Türkçe çevirisidir.
Farsça sözler için gösterilen Türkçe karşılıklar bakımından bay, varlı (zengin) bir dil hazinesidir.
Asım bu eserini Kamus’tan daha önce, 6 yılda çevirerek III. Selim’e sunmuş, hükümdardan mükâfat görmüştür. Bu değerli çeviri İstanbul’da birkaç kez basılmıştır.
1835 (1251) basımı taranmıştır.
Tarayan: Ragıp Paşa kitaplığı müdürü: Zahir Hasırcıoğlu’dur] (Bürh. XVIII - XIX.)

& Bürd (ﺒﺮﺩ) [Farsça] = ….. ve lûğaz ve çistan mânasınadır ki bilmece ve yañıltmaç (ﻳﻜﻝﺗﻤﺝ) ta’bir olunur.
(Bürh. XVIII - XIX. 114)

& El - maġlata (ﺍﻟﻣﻐﻝﺼﻪ) [Arapça] = Yañıltmaç (ﻳﻜﻝﺗﻤﺝ) ta’bir olunan kelâma denir.
(Kam. XVIII - XIX. 2, 498)

[KAMUS TERCÜMESİ (ﻨﺮﺠﻤﻪﺲﻯ ﻕﺍﻤﻭﺲ): 14 - 15. Yüzyıl bilginlerinden Mecdüddin Firuzâbâdi’nin yazdığı ünlü Arapça Kamus’u Antepli Ahmet Asım’ın yaptığı çeviridir. Asım’a “mütercim” lakabını kazandıran bu eser en büyük, en sağlam dil kaynaklarımızdan biridir.
İncelemelerinin derinliği, doğruluğu bakımından olduğu gibi Arapça sözleri karşılayıp açıklamak için kullandığı öz Türkçe sözler bakımından da çok değerli bir dil hazinesi olan bu çeviriyi Asım beş yılda başarılı bir biçimde bitirmiştir.
Çevirdiği bu eseri padişah II. Mahmut’a sunmuş, II. Mahmut da bu eseri çok beğenerek mütercim Asım’ı mükafatlandırmıştır.
Mütercim Asım’ın KAMUS çevirisi Mısır ile İstanbul’da birkaç kez üç cilt olarak, bir kez de İstanbul’da dört cilt biçiminde basılmıştır.
Tarama üç cilt biçiminde basılmış olan nüshalar üzerinden yapılmıştır.
Birinci cildi tarayan: Maarif matbaası musahhihi: Avni Aktuç;
İkinci, üçüncü cildi tarayan: Veled Çelebi İzbudak’tır.] (Kam. XVIII - XIX.)

& elgaz (ﺍﻟﻐﺍﺯ) [Arapça] = Yañıltmaç (ﻳﻜﻝﺗﻤﺝ), bilmece, mânası mestur kelâm.
(Kam. Os. XIX. 168)

[KAMUS-ı OSMANİ (ﺀﺸﻤﺍﻦﻯ ﻗاﻤﻭﺲ): XIX. yüzyıl; Mehmet Salâhi 1895 (1313)te basılan Arapça, Farsça ile özge dillerden Türkçeye sözlüğüdür. Açıklamalardaki Türkçe sözler bakımından taranmıştır.
Tarayan: Türkçe öğretmenlerinden Mehmet Oğuz’dur.] (Kam. Os. XIX.)

LEHCET -ÜL LÜGAT - Şeyhülislam Mehmet Esad Efendi
- Yazılışı: 1725 - 1732 yılları
- Basılışı (çap edilişi): 1810 yılı
-- Osmanlıcadan aktararak yayına hazırlayan: Doç. Dr. Mehmet Kırkkanat -
TÜRK DİL KURUMU yayınları - 1999 yılı.

711. yanıltmaç = Arabîsi “uglûta”dır; Farsîsi “pürdek”, “berdek”tir.
--- Açıklama: Kısaltıldı.
≡--- --- ---
KAMUS -I TÜRKÎ - Şemseddin Sami - İkdam Neşriyat; 1901 yılı
Hazırlayan: Paşa YAVUZARSLAN
Türk Dil Kurumu Yayınları -I. baskı: Ankara - 2010

1308. s. yañıltmaç (ﻴﺍﯕﻝﺗﻣﺍﺝ) = Süratle söylenirken yanılmamak müşkül olan tabir ki bilmece gibi oyun makamında söylenmesi teklif olunur, tekerleme, şaşırtma. -Paşa Yavuzarslan.
--- --- ---
ÇAĞATAY TÜRKÇESİ (15. - 19. yy)

LÜGAT-İ ÇAĞATAYİ VE TÜRKİ-İ OSMANİ -
Yayınlandığı yıl: 1880 yılı - İSTANBUL
Şeyh Süleyman Efendi

yañıltmaç (ﻴﺍﯕﻝﺗﻣﺍﺝ) = Tekerleme, yanıltmaç.
--- --- ---
--- --- ---
=A= EŞ DÖNEMLİ SÖZ VARLIĞI: ÇAĞDAŞ TÜRKÇE KOLLARI (LEHÇELERİ)

((A)) OĞUZ - TÜRKMEN TÜRKÇE ÖBEĞİ (lehçe öbeği):

// Türkiye Türkçesi; Gagauz Türkçesi; Azerbaycan Türkçesi; Türkmen Türkçesi //

TÜRKİYE TÜRKÇESİ

“Yanıltmaç” sözünün anlamdaşı olan “tekerleme” gibi çok sık olmasa da, pek çok yörede yaygın, sıklıkla kullanıldığını yaşayarak gördük.
Buna karşılık, Türkiye Türkçesi Yöre Ağızları (diyalektleri) üzerine bugüne değin Türk Dil Kurumunun yayınladığı “YİRMİ” ciltlik üç büyük derleme sözlüğünde “yanıltmaç” sözü bir tek yerde geçiyor.:

DERLEME SÖZLÜĞÜ 11. CİLT = U - Z =
Türk Dil Kurumu Yayınları - 1963 yılı - ANKARA

4168.s. yanıltmaç = Bulmaca. (-Gaziantep)
---EK BİLGİ: Çok sayıda Gaziantepliden edindiğim bilgiye göre buradaki “YANILTMAÇ” sözü “bulmaca”, “bilmece” değil, “yanıltmaç (tekerleme)” anlamındadır.

“YANILTMAÇLAR (TEKERLEMELER)”

Bu evi yıkıp yapsak da mı otursak, yoksa yıkmasak onarsak da mı otursak?
Bu satanağa eski alımcıl gelecek, bu satanağa eski alımcıl dar gelecek.
Çarşıda koza ucuz, çarşıda darı ucuz, çarşıda boza da ucuz mu?
Çatalcada topal çoban çatal yapıp çatal satar, nesi için Çatalca’da topal çoban çatal yapıp çatal satar?
Götür küpü, dök küpü. Getir küpü dök küpü.
Sudan çıktı iki su şadısı, biri erkek şu şadısı, öbürü dişi şu şadısı.

TÜRK DİL KURUMU SÖZLÜĞÜ

yanıltmaç -cı (ad)

-1- ad: Karşısındakini yanıltıp başka söz söylemesine yol açacak biçimde düzenlenmiş söz.
-2- edebiyat: Yanıltmaca.
--- --- ---
AZERBAYCAN TÜRKÇESİ

& yanıltmac (ad; sözlü gelenek; el bilim) = Tekerleme, yanıltmaç.

Dil dolaşmadan tez-tez deyilməsi çətin olan söz birləşməsi əsasında qurulan cümlə, ifadə (xalq yaradıcılığının məzəli formalarından biri);

Qırx küp, qırxının da qulpu qırıq küp. = Kırk küp kırkının da kulpu kırık küp.

Getdim gördüm bir dərədə iki kar kor kürkü yırtıq kirpi var,

Erkək kar kor kürkü yırtıq kirpi dişi kar kor kürkü yırtıq kirpinin kürkünü yamayırdı.
--- --- ---
TÜRKMEN TÜRKÇESİ

& YAÑILTMAÇ (ad; sözlü gelenek; el bilgisi) = Tekerleme, yanıltmaç:
Biçim olarak benzer sözlerden kurulmuş, söylerken söyleyeni şaşırtıp yanılmasına yol açabilecek söylemler, sözlemler (cümleler).
≡--- İçinde birmeñzeş sözler, sesler gaytalanıp getirilip, çagalarıñ dilini yençmek üçin ullanılyan i:l dörediciliginiñ bir görnüşi.
Örnek: “Birce çemçe şorca serçe çorbası” diyen yañıltmacı bir demde üç gezek gaytalañ.

YAÑILTMAÇLAR:

Sığrıñ sağ şahı çep, çep şahı sağ. = Sığırın sağ boynuzu sol, sol boynuzu sağ.
Birce çemçe şorca serçe çorbası. = Birce (bir tek) çemçe (kaşık) tuzlu serçe çorbası.
O Tecen, bu Tecen, küncüsi çütece bitence tecen.
Şu gara yeri tokmaklasañ-da tokmaklamalı, tokmaklamasañ-da tokmaklamalı.
--- --- ---
GAGAUZ TÜRKÇESİ

YANILTMAÇLAR:

yanıltmaç (neteg.) (I) = Yanıltan (kimse).
yanıltmaç (neteg.) (II) = Söylegen, söylemsek, geveze, çok söyleyen, konuşan.
yanıltmaç ((ad; sözlü gelenek; el bilim)) (III) = Tekerleme, yanıltmaç. bkz. dilkırmak, şaşırtma.

BORAN

Baarar baargan:
“Kalktı boran,
Gider ordan,
Gelir burdan.”

SARIMSAK

Sarımsak sarsak,
Sarmayı satsak,
Satmayı salsak,
Salmaya koysak.

KÜPE

Kırık küpe
Körpe küpte
Küpe küpe
Küplettiler.
--- --- ---
--- --- ---
((B)) KUMAN - KIPÇAK TÜRKÇE KOLU

// Kazan Tatar Türkçesi; Başkurt Türkçesi; Kazak Türkçesi; Kırgız Türkçesi;
Karaçay - Balkar Türkçesi; Kumuk Türkçesi; Nogay Türkçesi

KAZAN TATAR TÜRKÇESİ:

Kazan Tatar Türkçesinde de bu “Ortak Türk Geleneği” yaşamaktadır.
Kazan Tatar Türkçesinde “yañıltmaç < / yanıltmaç” sözü yoktur. Birbirine uzak Türk topluluklarında var olduğu için Ortak Eski Dönemden geldiği anlaşılan “yañıltmaç” sözünün unutulduğu sanılıyor.
Bu sözlü gelenek bu Türkçe kolunda “tiz éytkêç” adalgasıyla (terimiyle) yaşatılmaktadır.

“yanıltmaç” sözünün eylemlik biçimi aşağıdaki şu değişim dolayısıyla da unutulmuş olabilir:

yalğışu (dönüşlü durum eyl.) = Yanılmak.
yalğıştıru (dönüşlü durum çatılı kılış eyl.) = Yanıltmak.

Kazan Tatar Türkçesinde:

ТИЗ ӘИТКЕЧЛЕР [TİZ ÉYTKÊÇLÊR] = YANILTMAÇLAR, TEKERLEMELER.

БАКЧАСЫНЫҢ БАКЧАСЫ, БАРЫП КЫНА БАКСАЧЫ.
[Bakçasınıñ bakçası, barıp kına baksaçı.]

BAHÇESİNİN BAHÇESİ, GİDER GİTMEZ BAKIVER.
---- ----
Мич башында биш мәче, биш мәченең биш башы.
Биш мәченең биш башына ишелмәсен мич ташы.
[Miç başında biş meçê, biş méçênên biş başı.
Biş méçênên biş başına işêlmésên miç taşı.]

SOBA (PEÇ) BAŞINDA BEŞ PİŞİK (KEDİ), BEŞ PİŞİĞİN BEŞ BAŞI.
BEŞ PİŞİĞİN BEŞ BAŞINA İNANMAZSAN SOBA(YI) TAŞI.
*** ****
КАРА КАРГА КУНГАН КАРГА
КАРГА КУНГАН АК КАРГА.
[Kara karğa kunğan karğa
Karğa kunğan ak karğa.]

KARA KARGA KONAN KARA
KARGA KONAN (karganın konduğu) AK KARA.
--- --- ---
KAZAK TÜRKÇESİ

ЖАҢЫЛТПАШ [JAÑILTPAŞ] = Yanıltmaç, tekerleme. < *YAÑILTMAÇ.
ЖАҢЫЛТПАШТАР [JAÑILTPAŞTAR] = Yanıltmaçlar, tekerlemeler.

ОЮ ОЮ ОЙЫМ БАР-ДЫ,
ОЙНАЛМАСТАН ОЙЫН ҚАЛДЫ.

ОРЫНДАЛМАЙ ОЙЫМДАҒЫ
ОЙЫЛМАДЫ ОЮ-ДАҒЫ.

[Oyu oyu oyım bar-dı,
Oynalmastan oyın kaldı.]

Orındalmay oyımdağı
Oyılmadı oyu dağı.]

Орашолақ, олақпын ба,
Оя алмадым оюларды?
[Oraşolak, olakpın ba,
Oya almadım oyulardı?]

Асан бақша жақтан.
Ақ сабақ асқабақ әкелді,
Басқа жақтан.
Басқарақ асқабақ әкелді.

Ала-ала алашалар,
Тамаша олар,
Оған кім таласа алар.
--- --- ---
KIRGIZ TÜRKÇESİ:

ЖАҢЫЛТMАЧ [CAÑILTMAÇ] = Yanıltmaç, tekerleme. < *YAÑILTMAÇ.
ЖАҢЫЛТПАЧТАР [CAÑILTMAÇTAR] = Yanıltmaçlar, tekerlemeler.

Аралда турган түрдүү таргыл марал,
Таргыл маралды талтайта Жүрүп эмизген ала марал.
[Aralda turğan türdüü tarğıl maral,
Tarğıl maraldı taptayta cürüp emizgen ala maral.]
**** **** ****

Өйүзгү арал, бүйүзгү арал,
Өйүзгү аралды мал аралар.
Бүйүзгү аралды марал арала.
[Öyüzgü aral, büyüzgü aral,
Öyüzgü araldı mal aralar.
Büyüzgü araldı maral arala.]
**** **** ****

Былкы, былкы, былкы таш,
Былкылдаган кызыл таш.
Таар токум тайтак таш,
Тайгаланба кара таш.

[Bışkı, bışkı, bışkı taş,
Bışkıldağan kızıl taş.
Taar tokum taytak taş,
Tayğalanba kara taş.]

**** **** ****
Кырк кыл куйрук,
Кырк кыл куйрук ичинде,
Кыргый кызыл кыл куйрук.

[Kırk kıl kuyruk,]
Kırk kıl kuyruk içinde,
Kırğıl kızıl kıl kuyruk.

KIRK AT (KIL KUYRUK)
KIRK AT İÇİNDE
KIRÇIL, KIRSIL KIZIL AT.
**** **** ****
Көп көпөлөк көкөлөп өтөт,
Көп көпөлөк көкөлөп өтөт,
Төрт көпөлөк бөлөк өтөт.

[Köp köpölök kökölöp ötöt,
Köp köpölök kökölöp ötöt,
Tört köpölök bölök ötöt.]
--- --- ---
((C)) KARLUK - UYGUR TÜRKÇE KOLU ÖBEĞİ:

// Çağdaş Uygur Türkçesi; Özbek Türkçesi. //

ÖZBEK TÜRKÇESİ

ТЕЗ АЙТИШ [TÉZ ÄYTİŞ] = YANILTMAÇ, TEKERLEME.
ТЕЗ АЙТИШЛАР [TÉZ ÄYTİŞLÄR] = YANILTMAÇLAR, TEKERLEMELER.

ОҚ ЧОЙНАККА ОҚ ҚОПҚОҚ, КЎК ЧОЙНАККА КЎК ҚОПҚОҚ.

[Åḳ çåynäkkä åḳ ḳåpḳåḳ, kök çåynäkkä kök ḳåpḳåḳ.]

AK ÇAYDANLIĞA AK KAPAK, GÖK (MAVİ) ÇAYDANLIĞA GÖK KAPAK.

*** *** ***
ҚИШДА КИШМИШ ПИШМАСМИШ, ПИШСА КИШМИШ ҚИШМАСМИШ.

[Ḳışdä kişmiş pişmäsmiş, pişsä kişmiş ḳışmäsmiş.]

KIŞIN ÜZÜM PİŞMEZMİŞ (YETİŞMEZMİŞ), PİŞMİŞSE ÜZÜM, KIŞ DEĞİLMİŞ.
--- ḳışmäsmiş < ḳış émäsmiş < ḳış émäs émiş.
**** **** **** **** **** ****

ШУ МУШУК, ШУМ МУШУК, ШУМШУК МУШУК.

[Şu müşük şum müşük, şümşük müşük.]

ŞU PİŞİK (KEDİ), UĞURSUZ PİŞİK, YAMUK - SEVİMSİZ PİŞİK.
--- --- ---
SONUÇ

Türk topluluklarının yüz yıllar boyunca birbirinden uzak, ayrı yaşaması söz varlığı bakımından da birbirinden uzaklaşmasına yol açmıştır.
Bu uzaklaşmanın getirdiği ayrımları onarmak için yapılması gereken: Ortak Kökten Gelen söz varlığının belirlenerek işlek duruma getirmektir.
Bir Türkçe kolunda unutulmuş sözü “O TÜRKÇE KOLUNUN SES BİLGİSİNE GÖRE” yaşatarak işlek, yaygın duruma getirmek gerekir.
Bu başlık altında işlediğimiz:
YANILTMAÇ (Türkiye, Gagauz), YAÑILTMAÇ (Türkmen), YANILTMAC (Azerbaycan), CAÑILTMAÇ (Kırgız), JAÑILTPAŞ (Kazak),.. sözleri kökteş, anlamdaş olup çok az bir dil, anlam, ses bilgisi bilmekle anlamı sezilerek öğrenilebilecek, kökü - eki Türkçe sözlerdir.
Bu sözler kesinlikle bu Türk topluluklarının birlikte yaşadığı bir Eski Türkçe kolundan gelmektedir.
Bunun gibi bu topluluklar arasında en az beş - altı bin söz vardır. Ancak, bu sözler de bir ön çalışma gerektiren sözlerdir.
Bu topluluklardan birinin, birilerinin, bir kuruluşun, bir devletin özgesine, öbürüne: Bizde “YANILTMAÇ” SÖZÜ VAR, GELİN, SİZ DE BU BİÇİMİ KULLANIN” demesi yanlıştır, kişilerin duygularına, kimliklerine karşı saygısızlıktır. Tarihten gelen gerçeklere, toplum bilime, dil bilime, eğitim bilime de aykırıdır.

Ancak, “TÜRK TARİHİ”, “TÜRK DİLİ TARİHİ”, “SES BİLGİSİ”, “TÜRKÇE KOLLARI ÜZERİNE” bilgili kimseler kesinlikle şunu söylemelidir:
*** Bizde ortak geçmişimizden gelen şu şu sözler unutulmuş, biz sizde yaşayan bu o kavramların karşılığı olan sözleri sizden aldık, bu nitelikteki başka (“diğer” değil) sözleri de günü gelince alacağız.
*** Sizde ortak geçmişimizden gelen şu şu sözler unutulmuş, siz bizde yaşayan bu o kavramların karşılığı olan sözleri bizden almalısınız, ileride bu nitelikteki başka sözleri de günü gelince, “sizin ses bilginize göre” almalısınız.
Ben bu söyleyişteki sözleri o ülkelerde binlerce kimseye söyledim, bütünüyle dilbilime, toplumbilime, geçmişten gelen gerçeklere uygun olarak söylediğim için bir tepki görmedim. İsteklerimi onadılar, ınaklığımız (dostluğumuz) daha çok pekişti.

Ancak, bir gerçekliğe dayalı olarak, o Türk topluluklarının dillerini, dil bilgilerini, geçmişlerini, atasözlerini bilerek söyledim.

TİLDİ BİLÜW, KÖÑİLDİ BİLÜWGE JOL AŞADI! -Kazak atasözü-

TİLNÏ BİLÏŞ, KÖNGİLNÏ BİLÏŞGÄ YOL ÅÇÄDÏ! –Özbek atasözü-

[Dili bilmek, gönlü (düşünceyi, duyguları, kavrayışı) bilmeye yol açar.]

“Adriyatik’ten Çin’e değin Türkçeden özge dil bilmeye gereksinmeden gidilebilir” İMİŞ!

Kazakistan’ın Türkistan şehrinin KUWANIS pazarında iki saat birlikte dolaşarak Oktay Sinanoğlu’na dilmeçlik yaptıktan sonra:

--- O sözü bir daha kullanacak mısınız?-demiştim.
Yakında yine “ORTAK TÜRKÇE KURSU” vereceğiz. Akçasız, Çıkarsız, Beklentisiz..
Bakalım bu kez hangi Kutsuz gutlu’lar hangi yongaları (iftiraları) atacaklar?!
Türk’ün titreşimsiz, düz “A”sı yerine Arapçanın, Osmanlıcanın boğuk, hırıltılı “”sını benim “TANRI”, “ULU TANRI”, “YÜCE TANRI” yazımın başlığına kondurduklarına göre.. bayağı bir biligsiz (cahil) kimseyi aldatmış olsalar, gerektir!?

Yorumlar (0)
20°
parçalı az bulutlu