Paragrafta Ana Düşünce Test 3

Paragrafta Ana Düşünce Test 3


Paragrafta Ana Düşünce Test 3

1. Şimdiye kadar yaşadıklarım, kimi zaman sıradan kimi zaman da sıradışı görünüyor gözüme. Büyük tutkular, bozgunlar, alt üst oluşlar, başarı ya da başarısızlıklar oldu hayatımda. Arzulayıp da ulaşamadıklarımın yanında, gençlik yıllarımda sahip olmayı düşlediklerimin çoğuna sahibim bugün. Rahatlamış, daha hafif, daha huzurlu olmam gerekir. Ama değilim. Hücrelerim eskiyip ölüyor, belleğim yavaşça bulanıyor, kemiklerim eriyor.
Yukarıdaki parçada yazar aşağıdakilerden hangisine değinmemiştir?
A) Geçmişte istediği birçok şeyi elde ettiğine
B) Bedeninde yaşlanma belirtilerinin başladığına
C) Yaşadıklarının bazen basit bazen de sıradışı olduğunu düşündüğüne
D) Yaşlılığında daha rahat, daha huzurlu yaşadığına
E) Yaşamında, düşlediği her şeyi elde edemediğine

2. Artık kitap seçerken ince eleyip sık dokuyorum. Belki doğru bir şey değil bu yaptığım. Ama ne çare, gönlüm böyle istiyor. İnce söz avlama merakım yüzünden çoğu kitabın mumu sönüveriyor elimde. Altını çizecek, cazibesine şapka çıkartacak cümleler bulamayınca kanım bir türlü kaynamıyor o kitaba. Konuşmalar da öyle. Ne televizyon kanallarındaki açıkoturumlar, söyleşiler, ne radyo programları ne de başka sohbetler… Sarmıyor hiçbirisi konuşmanın ortasına hoş düşecek bir ince söze tesadüf etmedikçe.
Yukarıdaki parçaya göre yazarın kitap seçerken titiz davranmasının sebebi aşağıdakilerden hangisidir?
A) Kitapların eskisi kadar güzel yazılmadığını düşünmesi
B) Okumaya değer kitapların günümüzde çok az olması
C) Her kitapta altı çizilebilecek, etkili bir söz bulmaya çalışması
D) Televizyon ve radyo programlarındaki sohbetlerin kitaplardan daha faydalı olması
E) Kitapların bir bölümünü okuduktan sonra kitaptan sıkılması.

3. Bir insanı sevmeye değer bulabilmemiz için onun ulaşılması güç olanı simgelemesi gerekir. Sevgi bir olanaksızlık, umutsuzluk ilişkisi olduğu sürece anlam taşır. Bunun dışında nesnel olarak, kendi başına ve uzun süreli bir derinliği yoktur. O, elde etme çabasını inatla sürdürdüğümüzde var olabilir ancak. Yakınımızda duran, kolayca ulaşabileceğimiz bir kimse ateşleyemez ruhumuzu.
Bu parçada vurgulanmak istenen düşünce aşağıdakilerden hangisidir?
A) İnsanlar hep yakınlarında olan kişileri severler
B) Sevgi, ulaşılması zor olan insanlar sevildiğinde anlam kazanır.
C) İnsanlar kendilerinden uzakta olanları daha çok severler.
D) Sevginin ortaya çıkması her zaman çok zor olur.
E) Ulaşılması kolay olan insanlar hiçbir zaman ilgi çekmezler.

4. Türkülerin mayasıyla, onları doğuran tek tek seslerle benim yaşamımı biçimlendiren örgüler arasında ince benzerlikler, sıcak karşılıklar olmalıdır. Bir türkü başladığında, içimde bir rüzgâr toplanmaya başlıyorsa onun geçtiği topraklarda benim de anılarım geziniyor demektir. Ve bütün bir coğrafyayı, oraları güzelleştiren dağları, ırmakları, ormanları; o dağlarda kopan fırtınaları, o coğrafyada yaşayan insanların yüzlerini, insan yüzlerindeki kıvrımları dolaşıyorsam bir türküyle, ben o türkülerdeyim demektir.
Yukarıdaki parçadan aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?
A) Türkülerle insanların yaşamı arasında benzerlikler bulunmalıdır.
B) Türküler insanların yaşadığı coğrafyanın izlerini taşıyorsa insan kendini türkülerde bulabilir.
C) Türküler, meydana geldiği toplumun insanını ve coğrafyasını anlatmalıdır.
D) Türküler insan yaşamıyla paralel bir şekilde oluşmaktadır.
E) Türküler her zaman yaşamı ve bizi anlatmak zorunda değildir.

5. (I) Her iklim kendi sesini, kendi türküsünü kendisi yaratır. (II) Ege’nin sakin, ılımlı ve dingin karakterini ancak türküleri resmedebilir. (III) Her türküde derinden derine bir yitiklik ve özgürlük tutkusunun kıvılcımları sezilir. (IV) Yatışmış bir öfkenin, durulmuş bir isyanın hatırası dillenir. (V) Onun içindir ki Ege türküleri hep bir yüce dağın yamacından söyleniyormuş hissi verir insana.
Bu parçada asıl anlatılmak istenen düşünce hangi cümlede verilmiştir?
A) I.   B) II.   C) III.   D) IV.   E) V.

6. Ben yatılı okul çağına gelene kadar halamın evinde kaldım. Kız kardeşim ise uzak bir kentteki bir başka hala evinde büyüdü. Onu uzun yıllar görmedim. Sonra havasız yatakhaneler, soğuk etüt odaları, karavanalar ve hoşgörüsüz kadın öğretmenlerin kuşatması altında çocukluktan genç kızlığa geçtim.
Bu sözleri söyleyen kişi aşağıdakilerden hangisiyle nitelendirilebilir?
A) Çocukluk yıllarını özleyen ve tekrar yaşamak isteyen.
B) Çocukluğunda hiç arkadaş edinmeyen
C) Akrabalarını çok seven ve onları unutmayan
D) Çocukluğunu ailesinden uzak ortamlarda geçiren
E) Çocukluğunda yaşadığı yerlerin tecrübe kazandırdığına inanan

7. Önümde yaşanacak uzun bir zaman olduğunu düşünüyor, tasarılar yapıyor, yeni kararlar alıyorum. Yüzüm eskisinden daha anlamlı görünüyor gözüme aynalarda. Eskisi kadar gözü kara olmasa da daha sağlam bir bakışım var hayata. Düşüncelerim daha derin ve esnek. Alçakgönüllü bir iyimserlikle zamanını boşa geçirmemiş biri olduğumu söylüyorum kendime.
Bu sözleri söyleyen kişi için aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
A) Geleceğe yönelik kararlar alan.
B) Hayata her zaman şüpheyle bakan.
C) Geçmiş günlerini iyi değerlendirdiğine inanan.
D) Düşüncelerinin derinleştiğini düşünen
E) Uzun zaman yaşayacağına inanan.

8. Dört yıldır para kazanmak için yazdığım senaryolar dışında bir şey yazmadım. Yazmayı özlemedim, istemedim. Sorun tüm varlığımı yazmaya adamadan yazamayışımdı. Bu yüzden bir dönem, yazmak yaşama alanımı gereğinden fazla daralttı ve sınırladı. Sonra artık yazmadığım süre içinde her şey yeniden düzene girdi, olması gerekenler gerektiği gibi oldu, insanlarla ilişkilerim tatlılaştı.
Yukarıdaki parçada kendisini anlatan kişiyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
A) Tüm dikkatini yazmak için kullanmazsa yazamayan biridir.
B) Yazmak, hayatının düzenini ve insanlarla ilişkilerini bozmuştur.
C) Yazı yazmayı sevmeyen ve yalnızca para kazanmak için yazan biridir.
D) Yazmayı bırakınca hayatı yeniden düzene girmiştir.
E) Son yıllarda para kazanmak için yazdığı yazılar dışında bir şey yazmamıştır.

9. Kitabın anayurdu İstanbul olduğu için sahaflık mesleği de sultanlığını burada ilan etmiştir. Uzun yıllar Beyazıt’taki o meşhur mekânlarında kitap kurtlarına hizmet veren sahaflar son yıllarda Beyoğlu’na, Kadıköy’e çengel atmışlardır. Kitabın bu yeni merkezleri kısa zamanda müşteri bulmuş, uğrak yeri olmuştur. Ama Beyazıt’taki köklü geleneği ve nostalji rüzgarını aşmak kolay değildir. Sahaflar denince herkesin aklına bir hatıralar denizi olarak hep orası gelir.
Yukarıdaki paragrafta aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
A) İstanbul dışında sahaflık mesleğinin olmadığına
B) İstanbul kitabın anayurdu olduğu için sahafların burada yaygın olduğuna.
C) Beyazıt’taki sahafların Kadıköy’e ve Beyoğlu’na geldiklerine
D) Sahaflar denince akla Beyazıt’taki sahafların geldiğine.
E) Kadıköy ve Beyoğlu sahaflarının Beyazıt’taki sahaflar kadar köklü olmadığına

10. İyi şeylerin yalnız hatıralarda kaldığına inanmak istemeyiz. Genç yaşta hatıralara dönüp durmak, onlara sığınmak korkutur bizi. Hatıralar gözümüzün önüne gelmeye alıştı mı alamayız önünü. Yaşadığımız günlerin ucunu büsbütün kaçırırız. Ama hatıraların tadından da vazgeçemeyiz. Damağımızda bu tat, etrafımıza bakarız, iyi insanlar, iyi şeyler bulmak için. Ümidimizi yitirmeyiz hiçbir zaman.
Yukarıdaki parçayla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
A) İnsan hatıralarla yaşamaya başlarsa yaşadığı anı değerlendiremez.
B) İnsan geçmişteki güzelliklerin günümüzde de yaşandığını ümit eder.
C) Geçmişte yaşananların güzelliği hiçbir zaman unutulamaz.
D) İnsanlar genç yaşta geçmişte yaşananlara sığınmak ve güzelliklerin anılarda kaldığına inanmak istemez
E) İnsanlar iyi şeylerin geçmişte kaldığını düşünerek ümitsizliğe kapılırlar.

11. İçimden geçenleri, en güzel, bir türkü dile getirebiliyor. Beni en çok bir türkü anlatıyor. Sevgimi, acımı, hasretimi, incinmişliğimi, cesaretimi, umursamazlığımı, isyanımı… Hepsini bir arada, dengelenmiş, durulmuş ve incelmiş olarak yalnız bir türküde buluyorum. Bir türküye tutunup memleketi baştanbaşa dolaşmak ve o türkülerin dokunduğu insanlarla kol kola yürümek istiyorum. Sazlar vurdukça sınırsız ve bitimsiz sevebileceğime inancım artıyor.
Bu sözleri söyleyen bir kişi aşağıdakilerden hangisiyle nitelendirilemez?
A) Duygularını en güzel, türkülerin ifade ettiğini düşünen.
B) Türkülerde bütün duygularını bir arada ve en güzel ifadelerle bulan.
C) Duygu ve düşüncelerini türküler söyleyerek anlatan.
D) Türkülerle sevgisinin artacağına inanan.
E) Türkülerden etkilenen insanlarla birlikte olmak isteyen.

12. Bir zamanlar, olduğumdan daha yaşlı olmayı isterdim. Daha dingin, deneyimli, bütün olumsuzluklardan kurtulmuş, dünyaya yukardan, bilgece bakabilen biri. Belli yaşa gelmiş, tutkulardan arınmış, durulmuş kadınlara hayranlık duyar, imrenirdim. Onların gözyaşlarını arkalarında bıraktıklarını, sevilmeye fazla gereksinme duymadıkları için artık acı çekmediklerini düşünürdüm. Şimdi gençliğimde özlediğim yaşlardayım ama hâlâ olmayı umduğum kadın değilim.
Yukarıdaki parçada yazar aşağıdakilerden hangisine değinmemiştir?
A) Bütün olumsuzluklardan kurtulmuş, tecrübeli bir kadın olmak istediğine.
B) Gençliğinde özlediği yaşlara ulaşmasına rağmen istediği olgunluğa erişemediğine
C) Gençken, daha yaşlı ve dünyaya bilgece bakan bir kadın olmak istediğine.
D) Belli bir yaşa gelmiş kadınların sevilmeye ihtiyaç duymadıkları için acı çekmediklerine inandığına
E) Bütün kadınların olgun bir yaşa ulaşmayı ve acılardan kurtulmayı istediklerine

13. Tiyatroyla edebiyat ve plastik sanatların yapısı eleştirel yönden farklı. Çünkü plastik sanatlar ve edebiyat, noktası konmuş yapıtlar üzerinde eleştiri mekanizmasının işlediği alanlar. Oysa tiyatro gibi icra sanatı olarak nitelediğimiz sanatlar prodüksiyon bazında değerlendirilir.
Bu parça aşağıdaki sorulardan hangisinin yanıtı olabilir?
A) Tiyatro ile edebiyat ve plastik sanatların eleştirel yönden farklı olmasının sebebi nedir?
B) Tiyatro ile edebiyat ve plastik sanatlar arasındaki farklar nelerdir?
C) Türkiye’de tiyatrolar eleştirmenlere nasıl bakıyor?
D) İcra sanatlarının, edebiyattan ve plastik sanatlardan zor olmasının sebebi nedir?
E) Neden edebiyat ve plastik sanatlarla ilgili eleştiriler yapıyorsunuz?

14. Rilke, bir mektubunda şöyle yazar: “Yazar olmak isteyene kimse öğüt veremez, hiç kimse de yardımda bulunamaz. Yalnız bir tek yol vardır: içinize dönün. Size “yaz” diyen nedeni araştırın. Kökleri yüreğinizin en derinlerine dal budak salıyor mu, buna bakın. Yazmanız yasak edilince artık yaşayamayacak mısınız? Bunu söyleyin. En çok da gecenizin en sessiz anında “yazmalı mıyım” diye kendinize sorun.”
Bu parçada Rilke’in vurgulamak istediği düşünce aşağıdakilerden hangisidir?
A) Başarılı yazarlar, yazmanın hayatlarındaki önemini kavrayabilmiş olan yazarlardır.
B) Yazar olmak isteyen kimsenin başkalarının yardımına ihtiyaç duymadan kendi sesini dinlemesi gerekir.
C) Yazarlar başkalarının nasihatinden hoşlanmayan başına buyruk insanlardır.
D) Yazmak yazarın yeteneğinin olup olmasına bağlı bir eylemdir.
E) Gerçek yazar gece yarısında yazma isteğiyle dolu olan yazardır.

15. Sanatçının sorumlulukları vardır. Ve bu, dünyadaki en berbat sorumluluktur. Eğer onu üstlenmek istiyorsan üstlen ve sanatçı ol. Eğer neşelenmek ve diğer insanların işlerine dönmek istemiyorsan o seni bırakana kadar sanatınla uğraş.
Bu sözleri söyleyen kişiden aşağıdakilerden hangisini söylemesi beklenemez?
A) Sanatçının yerine getirmesi gereken görevleri vardır.
B) Bu dünyadaki en berbat sorumluluk sanatçıların sorumluluğudur.
C) Sanatçı neşelenmek istemiyorsa sanatla uğraşmalıdır.
D) İnsanların çoğu neşelenmek için sanatla uğraşırlar.
E) İnsan eğer gerçekten istiyorsa sanatçı olmalıdır.

16. Şair sayısının çokluğundan şikayet edenler var. Elbette nitelik önemli ama her şair nihayet kendi şiirinden sorumlu. Ben herkese şans tanınması gerektiği kanaatindeyim. Hiç kimse emeklemeden yürümüyor. Emekleye emekleye yürümeyi öğrenecek şairler de olabilir. Bakarsınız çok farklı şeyler dile getirirler. Birbirimizden öğreneceğimiz çok şey var. Öyleyse kavgaya yer olmamalı.
Bu sözleri söyleyen kişinin aşağıdakilerden hangisini söylemesi beklenemez?
A) Şairler acemilik çekmeden usta olamazlar.
B) Beğenmediğimiz şairler bir gün çok farklı bir söyleyiş yakalayabilir.
C) Şairler arasında kavga değil iş birliği olmalıdır.
D) Nitelikli şiir yazmayan şair bu işle uğraşmamalıdır.
E) Her şair kendi şiirini değerlendirmeli, başka şairleri eleştirmemelidir.

17. Öykünün hedeflediği, insanın iç dünyasıdır. Aslında öykünün en belirgin becerisi insanın dış dünyasından iç dünyasına bir kuş sevecenliği ile uçuvermesidir. İnsanın o gizli dünyası öylesine derin uçurumlar, sarp kayalıklarla doludur ki orada kolay yol alınmaz. Oysa öykü inatta buralarda dolaşmak ister. Onu hedefine götürmeye soyunan öykücünün çabası bu yüzden oldukça zor bir iştir.
Bu parçada aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
A) Öykünün insanın iç dünyasını anlatmayı hedeflediğine.
B) Öykücünün, insanın iç dünyasını anlayabilmesi için uygun zamanı beklemesi gerektiğine.
C) İnsanın duygularının anlaşılması zor olduğundan öykücünün işinin de zor olduğuna
D) Öykünün en önemli özelliğinin insanın iç dünyasını dış dünyasıyla birlikte anlatması olduğuna
E) İnsanın iç dünyasının anlaşılmasının zor olduğuna

18. Voltaire tiyatro yazarı, şair ve tarihçidir. Bunların yanı sıra kendine özgü masallar yazmaktan da geri durmamıştır. Baş kahramanları da kendilerini keşif yolundadırlar çoğu kez ve bu keşif gerçek seyahat anlatılarıyla somutlaştırılmaya çalışılmıştır. Gittikleri yerlere yabancı olan kahramanlar bu yerlerin geleneklerine, anlayışlarına objektif bir açıdan bakarak yargılarını ortaya koyarlar. Zararsız masal görünüşü altında Voltaire aslında dönemini ve çevresini eleştirir.
Bu parçaya göre Voltaire ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
A) Birçok eserin yanı sıra masal da yazdığı.
B) Masallarındaki baş kahramanların kendilerini keşfetmeye çalıştığı.
C) Dönemine ve çevresine yaptığı eleştirileri masal kahramanları yoluyla dile getirdiği.
D) Masallarındaki kahramanların gittikleri yerlerin geleneklerini değerlendirdiği.
E) Voltaire’in masallarındaki eleştirilerinden dolayı, masallarının başarılı olduğu.

19. Bugün Tanpınar’ı kendisinin de yaşarken ve yazarken önemsemediği romanları ve makaleleriyle el üstünde tutuyoruz. Romanlarının zamanında ilgi görmemesinin sebeplerinden biri Yakup Kadri ve köy romancılarının yarattığı memleket gerçekçiliği havasının yanında gölgelenmesiydi. O zamanlar Türkiye bugünkünden çok daha yoksul bir ülkeydi ve memleketin yoksulluğunu ve geleceğini keşfetmek kültürümüzdeki kopukluk ile meşgul olmaktan daha acil bir sorun gibi görünüyordu. Tanpınar ise geçmişimizden ve gelenekten kopuşun insan ruhunda yarattığı acılar üzerinde duruyordu.
Bu parçada aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
A) Günümüzde Tanpınar’ın eserlerinin çok beğenildiğine.
B) Tanpınar’ın, romanlarında gelenekten uzaklaşmanın insan üzerindeki etkilerini anlattığına.
C) Ülkenin yoksulluk içinde olmasının Tanpınar’ı hiç etkilemediğine.
D) Tanpınar’ın kendi romanlarını ve makalelerini önemsemediğine.
E) Tanpınar’ın romanlarının, yazıldığı dönemde ilgi görmediğine.

20. Öykücünün hayal dünyasına, yeni tarz arayışına, uygulamasına, kurgusal yönelimine sınır çizilemez. O bağımsız olarak sürdürür yazma eylemini. Eleştirmenin işini zorlaştıran da bu doğal sınırsızlık ve bağımsızlıktır. Çünkü o mutlaka tanımlamak, ele gelmeyeni tutmak, adı olmayana bir ad bulmak zorunda. Hayal ile gerçek, üst üste çekilmiş farklı pozlar gibi tek metinde buluşunca tanımlar da bulanıveriyor.
Bu parçaya göre öykü eleştirmeninin işinin zor olmasının sebebi aşağıdakilerden hangisidir?
A) Geçmişte öykülerle ilgili nitelikli eleştirilerin yapılmamış olması.
B) Eleştirmenlerin öykü eleştirisinde izleyeceği bir metodun bulunmaması.
C) Öykünün kurgusunda sınırsız serbestliğin ve bağımsızlığın olması.
D) Öykücülerin, öykülerinin eleştirilmesini engellemeye çalışması.
E) Eleştirmenlerin öyküyü uğraşmaya değer bir yazı türü olarak görmemesi.

21. Dokuz yaşındayken keman çalmaya başladı. Her gün okuldan sonra ormana gider ve kuşlara keman çalardı. Ayrıca derelerin akışını, rüzgârın ağaçlar arasındaki hışırtısını dinler, eve dönünce bu sesleri notalarla ifade ederdi. Yirmi yaşına yaklaştığı sırada müzik aşkı ile hukuk eğitimi alarak babasının isteğine uyma arasında mücadele etmeye başlamıştı. Sonunda müzik aşkı kazandı.
Aşağıdakilerden hangisi, yukarıdaki parçada anlatılan kişinin özelliklerinden biri değildir?
A) Küçük yaşlardan beri müziğe ilgisi olması
B) Doğadaki sesleri notalara dökmesi
C) Yirmili yaşlarında hukuk eğitimi alması
D) Küçükken okuldan çıkınca ormanda keman çalması
E) Müzik aşkının, babasının isteğini reddedecek kadar güçlü olması

CEVAP ANAHTARI
1-D  2-C  3-B  4-E  5-A  6-D  7-B  8-C  9-A  10-E  11-C  12-E  13-A  14-B  15-D  16-D  17-B  18-E  19-C  20-C  21-C

Yorumlar (0)
10°
açık