Paragrafta Anlam > Anlatıcı Bakış Açıları > Kahraman Bakış Açısı

 Paragrafta Anlam > Anlatıcı Bakış Açıları > Kahraman Bakış Açısı

Edebî Metinlerde Bakış Açıları ve Anlatıcı Türleri

 

 Paragrafta Anlam > Anlatıcı Bakış Açıları > Kahraman Bakış Açısı


a) Anlatıcı: Masalı, efsaneyi, hikayeyi, romanı okuyucu/ dinleyici durumundaki bizlere anlatan varlıktır.

Adı geçen eserlerin iç dünyalarında olup biten her şeyi (olaylar, meseleler, kahramanlar, mekanlar, zamanlar) gören, bilen, duyan, idrak eden; kendine has imkan, tercih, dil ve üslubuyla biz okuyucu/dinleyicilere anlatan varlıktır anlatıcı. Anlatıcının değişim süreci ikiye ayrılır: "Sözlü dönem anlatıcısı" ve "yazılı dönem anlatıcısı".

Destan, masal, menkıbe, efsane, halk hikayesi, mizahi fıkra gibi sözlü dönemin anlatma esasına bağlı edebi türlerinin anlatıcıları, gerçek birer insandılar. Etiyle kemiğiyle, dinleyicilerin karşısına çıkan bu anlatıcılar, somut birer varlıktılar. Ustasından öğrendiği aksesuarları (saz, baston, mendil vb.) jest ve mimik örnekleri, halk hikayesi anlatan aşıklar, hikayeler anlatan meddahlar ve masal anaları.

b) Bakış Açısı: Herhangi bir varlık, olay ve insan karşısında, sahip olduğumuz dünya görüşü, hayat tecrübesi, kültür, yaş, meslek, cinsiyet, ruh hali ve yere göre aldığımız algılama, idrak etme ve yargılama tavrıdır.

Anlatımda Bakış Açıları ve Anlatıcı Türleri Şunlardır:

1) Hakim Bakış Açılı Üçüncü Tekil (O) Anlatıcı (İlahi = Tanrısal bakış açısı):


Yaşanmış, yaşanan ve yaşanacak olan her şeyi bilir, görür ve duyar. Kahramanların gönlü veya kafasından geçenleri okumaya kadar uzanır.

Anlatıcı, anlattığı olayların dışında durur, gören durumundadır. Üçüncü tekil şahıs ağzıyla konuşur. Yazarın dilini kullanır ve bu sebeple ona "yazar-anlatıcı" da denilir.

Zaman zaman okuyucu ile diyaloga girmekten, onlarla sohbet etmekten ve onlara yol göstermekten geri durmazlar."

İlahî bakış açısı, destandan romana geçmiş bir yöntemdir.

İlahî bakış açısı, klasik romanlarda çok kullanılmış olan, bugün de rağbet görmeye devam eden bir bakış açısıdır.

Tarık Buğra, Küçük Ağa romanında; Tolstoy, Savaş ve Barış'ta; Mehmet Rauf, Eylül'de İlahî (hâkim) bakış açısını kullanmıştır.

Örnek Metin-1

"Küçük Hasan hiçbir şey düşünmeden ilerliyordu. Ne evde kendisinin dönmesini bekleyen iki küçük kardeşi ne de dört saat uzaktaki nahiye merkezinde hizmetçilik yapan anası bu anda aklında değildi. Ayranını satıp satamayacağını da düşünmüyordu. Kafasında yalnız bir şey vardı: Bu yolu tekrar yürümek, geri dönmek mecburiyeti...

Uzun bir ağlamanın sonundaymış gibi içini çekti. Maşrapayı tuttuğu sol elinin çatlaklarla örtülü üst tarafı ile burnunu sildi. Gözlerini ileri çevirince istasyona yaklaştığını gördü..." (Sabahattin Ali, Ayran)

Örnek Metin-2

Bütün o parlak ışıklar, sağa sola savrulup giden şimşekler ve dalga dalga büyüyerek her şeyi yutan karanlık noktalar yavaşça kayboldu. Korkarak gözlerini açtı. Saatlerdir balyozla dövülüyormuş gibi zonklayan başının sol yanındaki ağrının kalmadığını hissetti. Bundan önceki krizlerde olduğu gibi şiddetli bir mide bulantısı yoktu; ama yüzünün sol yanındaki, sol kol ve bacağındaki uyuşukluk devam ediyordu. Kalktı. Perdelerin sıkı sıkıya kapatılmasıyla iyice karartılmış küçük odayı yavaşça geçti.

2) Kahraman Bakış Açılı Birinci Tekil (Ben) Anlatıcı:


Kahramanlardan birisidir. Bu anlatıcı, aynı zamanda olay örgüsünün bütün yükünü üstlenen asıl kahraman olabileceği gibi, daha da geri planda yer almış kahramanlardan biri de olabilir. Bir insanın sahip olduğu veya olabileceği bilme, görme, duyma, yaşama imkanları ile sınırlıdır.

Her zaman kendi yaşadıkları, bildikleri, duydukları ve hissettiklerini öne çıkarır.

Kahraman anlatıcının söz konusu olduğu roman ve hikayeler, çoğunlukla "otobiyografik" karakterlidir.

Kahraman anlatıcı, kendi dil ve üslubunu kullanır ve birinci tekil şahıs ağzıyla konuşur. Okuyucu ile daha sıcak, samimi ve inandırıcı bir diyalog kurmasıyla okuyucuya daha yakındır. Özellikle eserin hatıra defteri, günlük, mektup tarzında kaleme alınması, bu etkiyi daha çok güçlendirir.

Örnek Metin-1

"Balkondaki birlikteliğimiz ayrılığı besliyordu kuşkusuz. Susuyorduk. Dalıp gitmeler, birbirimize doğru eriyip akarcasına gülümsemeler, kirpik düşürüp kaş kaldırmalar sözlerden daha anlamlıydı...

Çay içmiş miydik o gün, bilmiyorum. Birkaç dakika, saat, gün ya da yıl sonra ben ayağa kalkmıştım. Gidiyordum. Dudaklarımın kenarında bir bilmeceyi çözememenin sıkıntısı. Balkondan salona, salondan antreye, kapıya ve merdivenlere yürüdüğümü anımsamıyorum. Yürümemişimdir belki, balkon kuşları gibi uçmuş gitmişimdir tek başıma. Gökyüzünün rengine dönüşe dönüşe gözden yiterken bakmışsındır arkamdan...

... Tankların, bando takımının ve atların arkasındaki apartmanların hepsi yerli yerinde duruyor; değişen sadece sahipleri ve renkleri. Dedelerine, babalarına, annelerine benzeyen insanlar sarkıyor pencerelerden. Balkonlardan da öyle.

0 balkonlardan birinde sen varsın. Caddedeki bağırsak gurultusunu boğan ve giderek alışkanlığa dönüşen alkışlara aldırmadan hâlâ çay dolduruyorsun bardaklara. Çırpınan buharlar ellerini silmiş zamanın gözlerinden.

Bense, bando takımının ikinci sırasında trompet üflüyorum. Gözlerim sana doğru uçan bir çift balkon kuşu. (Hasan Ali Toptaş, Balkon )

Örnek Metin-2

“Ben bir ağacım, çok yalnızım. Yağmur yağdıkça ağlıyorum. Allah rzası için kulak verin şu anlatacaklarıma. Kahvelerinizi için, uykunuz açılsın, bana cin gibi bakın da size niye bu kadar yalnız olduğumu anlatayım." (Orhan Pamuk, Benim Adım Kırmızı)

3) Gözlemci Bakış Açılı (Ben veya O) Anlatıcı:


Anlatıcı, dış dünyada olup bitenleri, sadece gözlemek/izlemekle yetinir. İkinci aşamada da gözlemlerini tarafsız bir gözle okuyucuya nakleder. Bir "yansıtıcı" konumundadır. Çok daha az bilgilidir. Onun bilme, görme, duyma yetenekleri geçmiş ve geleceğe uzanmadığı gibi, kahramanların ruh hallerine de yetişemez.

Hem üçüncü tekil hem de birinci tekil olabilir. Anlatıcının bakış açısı sınırları ve anlattıkları karşısındaki tutumuna dikkat etmek zorundadır.

Örnek Metin

"Bu Nihat eskiden böyle değilmiş. Annesi de böyle değilmiş söylediklerine göre, dokunsan kırılacak türden, dağlalesi gibi incecik bir kadınmış. İşte, pazaryerine bakan o geniş avlulu evde yaşarken babaları olacak adam günün birinde birdenbire bırakıp gitmiş bunları. Neden gitmiş bilmiyorum, bana işin bu yanını hiç anlatmadılar. Konu buraya gelip dayandığında, hüzünlü hüzünlü çalkalanan büyük bir iştahla o evin bulunduğu yöne doğru bakarak hep kadının güzelliğinden söz ettiler daha doğrusu. Güzelliğinin yanı sıra, melekler kadar iyi oluşundan söz ettiler sonra; dürüstlüğünden, sessizliğinden ve kibarlığından söz ettiler. Öyle ki, sonunda, adam sanki kadının bu özelliklerine dayanamayıp kaçmış gibi oldu benim gözümde. Ne bileyim, belki de gerçekten öyledir; gün gelmiş, bir kadının bu kadar iyi, bu kadar dürüst ve kibar oluşuna dayanamamıştır. Dayanamayınca da, ulan iyiliğin bu kadan da fazla be, bu kadarı da fazla, diye almış başını çekip gitmiştir.
İşte böyle, her gün bir başka sokakta sürermiş bu koşuşturma.
Dediklerine göre, bugün de buradan geçeceklermiş.
Bak işte geçtiler, bak işte, gördün mü? ( Hasan Ali Toptaş, Nihat)

4) Çoğulcu Bakış Açısı ve Anlatıcıları:


Anlatıcılardan iki veya daha fazlasının aynı eserde kullanılması tarzıdır. Asıl çoğulcu bakış açısı, tek bir anlatıcının esas olduğu eserde, olay örgüsünde yer alan kahramanlardan birkaçının da bakış açılarına yer verilmesi biçiminde gerçekleştirilir. Bu tür bir tavır, (X) olayının okuyucuya takdimini daha çok inandırıcı hale getirecek ve okuyucuyu tek bir anlatıcının esiri olmaktan kurtaracaktır. Oğuz Atay'ın Bir Bilim Adamının Romanı'nda çoğulcu bakış açısı yöntemi kullanılmıştır.


GÖZLEMCİ (OBJEKTİF) BAKIŞ AÇISI (3. KİŞİ AĞIZDAN ANLATIM)


Gözlemci (objektif) bakış açısı (3. kişi ağızdan anlatım) anlatımında anlatıcı olaylar ve kahramanlar karşısında kamera kadar bir yetkiye sahiptir. Bu bakış açısının özelliklerini şöyle sıralayabiliriz:

Anlatıcı, kahramanların geçmiş ve geleceği ile ruh halini bilmez.
Anlatıcı, müşahit anlatıcı olarak da bilinir.
Anlatıcı aktarımı bir kamera gibi yapar. Yansızdır, objektiftir, anlattıklarına yorum katmaz.
Bu bakış açısında üçüncü kişi ağızdan anlatım esastır. Zaman zaman birinci kişi anlatıma da başvurulur.

Gözlemci bakış açısında en önemli şey "tarafsızlık"tır.
Bu bakış açısında iki aşamalı bir durum söz konusudur. İlkin olup bitenleri tarafsızca izleme sonrasında da bunları tam bir tarafsızlıkla okuyucuya nakletme amaçlanır.
Edebi akımlardan olan realizmde "ayna" ne ise bu anlatımda da anlatıcı odur.
Anlatıcı bu anlatımda kahramanlardan çok daha az bir bilgiye sahiptir.
Kişilerin iç dünyaları, iç buhran ve çatışmaları bu anlatımda oldukça azdır.
Gözlemci bakış açısında anlatımı oluşturan cümleler nesnel cümlelerdir.
Gözlemci (objektif) bakış açısı (3. kişi ağızdan anlatım) çoğunlukla hikâyelerde başvurulan bir anlatım olup bu anlatıma romanlarda da yer yer başvurulur.

Gözlemci (Objektif) Bakış Açısına (3. Kişi Ağızdan Anlatım) Örnekler

Örnek 1

"… Sabah erkenden uyandılar. Salih oğlunu da yanına alarak tarlaya gitti. Ayşe, akşama gelecek konuklar için yemek hazırlıklarına başladı, iki kız da evin temizliğiyle ilgileniyordu…"

Açıklama: Bu bakış açısında anlatıcı olaylar ve kahramanlar karşısında kamera kadar bir yetkiye sahiptir. Parçada da bir gözlem söz konusudur. Cümleler, nesnel cümlelerdir. İlkin tarafsızca bir izleme sonra bunları aynı tarafsızlıkla yazıya dökme söz konusu olduğundan bu metin gözlemci bakış açısıyla kaleme alınmıştır denilebilir.

Örnek 2

Bünyamin, Zülfikar'ın adamlarıyla karşılaşmamak için Galata'nın sokaklarında durmadan yer değiştiriyordu. Güneş ufukta iyice alçalmıştı. Kasımpaşa Mezarlığı'na ulaşan Bünyamin babasının orada olduğunu gördü. Hemen yanına yaklaşmak istedi fakat Uzun İhsan Efendi oturduğu yerden kalkarak hızlıca oradan uzaklaştı. Oğlu Bünyamin peşinden koştu ve ona seslendi. Fakat Uzun İhsan hiç karşılık vermeden ortadan kayboldu.

Açıklama: Gözlemci bakış açısında anlatıcı, kahramanların geçmiş ve geleceği ile ruh halini bilmez. Bu paragrafta anlatıcı aktarımı bir kamera gibi yapmıştır. Yansızdır, objektiftir, anlattıklarına yorum katmamıştır. Anlatımda üçüncü kişi ağızdan anlatımın olması, kişilerin iç dünyaları ile ilgili bir yorumun, niyet okumanın olmaması, cümlelerin nesnel nitelik taşımaları anlatımın gözlemci (objektif) bakış açısıyla (3. kişi ağızdan anlatım) yapıldığının kanıtlarıdır.


HÂKİM (İLAHİ-TANRISAL) BAKIŞ AÇISI


Klasik dönemin bakış açılarının ilki ve en çok kullanılanıdır. Anlatıcının, yaşanmış, yaşanan ve yaşanması muhtemel olan her şeyi bilmesi, görmesi ve duyması hakim (ilahi-tanrısal) bakış açısı olarak adlandırılır. Bu anlatımın özelliklerini şöyle sıralayabiliriz:

Hakim (İlahi-Tanrısal) bakış açısı üçüncü tekil (o) anlatıcı bakış açısı olarak da bilinir.
İlahi bakış açısında anlatıcı, kahramanların niyetini bile okur.
Bu bakış açısında anlatıcı olayların içerisinde yer almaz.
Anlatıcı için zaman ve mekân engeli söz konusu değildir.
Olaylar, insan ömrüyle sınırlandırılmayacak kadar geniştir.
Hâkim (İlahi-Tanrısal) bakış açısında anlatıcı kahramanlardan daha fazla bilgiye sahiptir.
Anlatıcı, anlattığı olayların dışındadır. Olayları sadece görendir.
Bu anlatıma "yazar anlatıcı" denilmesinin sebebi anlatıcının yazarın dilini kullanmasıdır.
Hâkim (İlahi-Tanrısal) bakış açısında anlatıcının yorumu da önem taşır.
Anlatımda üçüncü tekil şahıs anlatımı esas alınır. Yani anlatım "o" şahıs zamiri ile yapılır. Fiiller de buna göre çekimlenir.
"İlahi-Tanrısal" olarak isimlendirmesinden de bu anlatımda anlatıcının rolünü sezebiliriz.

Hâkim (İlahi-Tanrısal) Bakış Açısı Örnekleri

Örnek 1

Mustafa, düşünceli düşünceli okulun bahçesinde dolaşıyordu. Dolaşırken ilginç ilginç işaretler yapıyordu. İşaretlerle dolanması gittikçe hızlanıyordu. Kafası bir şeye takılmıştı anlaşılan. Öğretmen onu ya derse almamış ya da dersten haksız yere dışarı atmıştı. O dolaşma esnasında aslında eve gittiğinde bu olumsuz durumu babasına nasıl anlatacağını düşünüyordu.

Açıklama: Hâkim (İlahi-Tanrısal) bakış açısında anlatıcı, yaşanmış, yaşanan ve yaşanması muhtemel olan her şeyi bilir, görür ve duyar. Burada da bir niyet okuma söz konusudur. Anlatıcı Mustafa'nın okulun bahçesinde dolaşmaya bir anlam veriyor, bunu yorumluyor hatta ne düşündüğünü bile dile getiriyor. Yine anlatımdaki çekimli fiillerin III. tekil şahısla çekimlenmiş olmaları da anlatımın hâkim (ilahi-tanrısal) bakış açısıyla oluştuğunu göstermektedir.

Örnek 2

Yaşlı annesinin o günkü dalgınlığı onun dikkatinden kaçmamıştı. Ne olmuştu, niçin böyle dalgındı? Ölümü düşünmesindendi bu dalgınlığı. Çocuklarını hepsini baş göz etmeden ölmesi ona çok koyacaktı. Betül'ünü evlendirmeden göçüp gitmeyi bir türlü kabullenemediği ruh halinden seziliyordu. Bir an başını kaldırdı ve ölmek için erken olduğuna karar verdi, rahatladı.

Açıklama: İlahi bakış açısında anlatıcı, kahramanların niyetini bile okur. Üçüncü tekil şahıs anlatımı, anlatımda esas alınır. Yani anlatım III. tekil şahıs zamiriyle (o) yapılır. Fiiller buna göre çekimlenir. Bu paragrafta da anlatıcı yaşlı kadının dalgınlığından niyet okumaya varmaktadır. Buna bir anlam veriyor. Aslında kendince fikirler ileri sürüyor. Bir insanın ne düşündüğünü bilmek elbette ki imkansızdır. Bu sebeplerden bu metnin hâkim (ilahi-tanrısal) bakış açısıyla anlatıldığını söyleyebiliriz.

Örnek 3

Hayatın en zor gününü geçiriyordu o uzak adada Mehmet Ali. O uzak yerde onun mutsuzluğu tamamen dostlarından ayrı olmasından kaynaklanıyordu. En fazla da sabah birlikte yürüyüş yaptıkları dostlarını düşünüyordu. Buranın kebabını, dönerini özlemişti anlaşılan. Kasabaya dönse ilk uğrayacağı yer kuşkusuz her zaman gittiği o kebapçı dükkanı olacak.

Açıklama: Hâkim (İlahi-Tanrısal) bakış açısında anlatıcının yorumu da önem taşır. En önemli şey de anlatıcının her şeye hâkim olmasıdır. Burada da böyle bir durum söz konusudur. Mehmet Ali'nin adaya gitmesi orada ne düşündüğünü dile getirmesi hep niyet okumadan ibarettir. Ayrıca anlatımın III. tekil şahsı içermesi de metnin anlatımının hâkim (ilahi-tanrısal) bakış açısı olduğunu kanıtlamaktadır.

Hâkim (İlahi-Tanrısal) Bakış Açısı Soruları

SORU 1

Düz bir yolda yürürken bunlar da yaşanılır mı, bu kazalar da olur mu? Yaşanmaması gerekir. Belli ki Tuba yolda yürürken bir şeyler düşünüyordu. Annesine olan özlem ve babasına duyduğu derin hasret bu olaya neden olmuştu. O anda Tuba'nın annesini ve babasını bu kadar derinden düşünüp kazaya sebebiyet vereceği kimin aklından geçerdi.

Yukarıdaki paragrafın anlatımında aşağıdaki seçeneklerde belirtilen ifadelerden hangisi çıkarılamaz?

A) Anlatıcı, anlattığı olayların dışındadır. Olayları sadece görendir.
B) Üçüncü tekil şahıs anlatımı, anlatımda esas alınmıştır.
C) Anlatıcı, kahramanın niyetini okumaya çalışmıştır.
D) Anlatıcı her şeyi bilen, her şeye hâkim olan kişidir.
E) Anlatıcı anlatımı birinci kişi ağızdan (ben) yapmıştır.

Çözüm: "E" seçeneği kahraman bakış açılı (birinci kişi-ben) anlatımını içerir. Diğer  seçeneklerde yer alan ifadeler hâkim (ilahi-tanrısal) bakış açısı anlatımının özellikleridir. Doğru cevap "E" seçeneğidir.


KAHRAMAN BAKIŞ AÇILI (BİRİNCİ KİŞİ-BEN) ANLATIM


Kahraman bakış açılı (birinci kişi-ben) anlatımında kahraman hem anlatıcı hem de anlatılan konumundadır. Kahramanın sadece kendi bilgi, görgü ve tecrübesiyle yetinmesi ilahi bakış açısından en önemli farkıdır. Bu anlatımın özelliklerini şöyle sıralayabiliriz:
Bu anlatımda anlatıcı, sadece bilme, görme, yaşama imkânları ile sınırlı olanları bilir.
Anlatıcı, kahramanlardan biridir.

Bu kahraman asıl yükü üstlenen birinci dereceden bir kahraman olabileceği gibi geri planda bir kahraman da olabilir.
Kahraman anlatıcının anlatıldığı roman ve hikâyeler, çoğunlukla "otobiyografik" özellikli olanlardır.
Kahraman anlatıcı, birinci tekil şahıs ağzı ile konuşur.

Kahraman bakış açılı anlatımda kahraman anlatıcı bizzat kendi dil ve üslubunu kullanır.
İlahi bakış açısı anlatımına göre sınırları belli olan bir anlatımdır. Kahraman bakış açılı anlatımda anlatıcı için imkânlar kısıtlıdır.
"Ben" kavramı etrafında bir anlatım söz konusu olduğundan fiiller I. tekil kişiyle çekimlenir.
Kahraman anlatıcı bakış açısında anlatıcının bilgisi kendisiyle sınırlıdır. Diğer kahramanlar hakkında bir bilgiye sahip değildir.
Bu anlatımda kahraman anlatıcının sahip olduğu bakış açısı anlatıma yansır.
Kahraman anlatıcı bakış açısında anlatıcı eserin merkezinde yer alır.
Kahraman bakış açılı anlatımda geçmiş ve gelecek hakkında herhangi bir bilgi mümkün değildir.

Kahraman Bakış Açılı (Birinci Kişi-Ben) Anlatım Örnekleri

Örnek 1

Mahallenin yanı başında ihtiyar bir adama rastladım. Saygılı bir ifadeyle durumunu sordum. Beni duymadı. Bir daha o ihtiyara aynı şeyleri iletmek için ses tonumu yükselttim. Beni duyduğunu hareketleriyle gösterdi. Bana garip garip baktı.

Açıklama: Metinde kahraman hem anlatıcı hem de anlatılan konumundadır. Yani anlatıcı burada aynı zamanda kahramanlardan biridir. Bu paragrafta anlatıcı, sadece bilme, görme, yaşama imkânları ile sınırlı olanları bildiği için metnin anlatımı da kahraman bakış açılı anlatımdır.

Örnek 2

Bir zamanlar yaşadığım evin, gece yarısı eve dönerken taşıdığım o fenerin, duvardaki Acem halısının ve aslında gerçek bir kent olan Galata'da gördüğüm her şeyin sadece benim zihnimdeki düşünceler olduğu fikri kafama saplandığında muhakeme gücümün zayıfladığına hükmetmiştim. Ama şimdi görüyorum ki asıl bunu düşündüğümde yanılmışım. Çünkü onlar gerçekten de benim düşlerimdi.

Açıklama: Kahraman bakış açılı (birinci kişi-ben) anlatımında anlatıcı, geçmiş ve gelecek hakkında herhangi bir bilgiye sahip değildir. Bu paragrafta da anlatıcı sadece bildikleri ve gördükleriyle ön plandadır. Anlatıcı anlatımın merkezindedir.Kahramanın yani anlatıcının bizzat kendi dil ve üslubu metinde yer almıştır.

Kahraman Bakış Açılı (Birinci Kişi-Ben) Anlatımı Soruları

SORU 1

"Sokağın ortasında yapayalnız kalan ihtiyara yaklaştım. Saygılı ve sıcak bir şekilde iyi olup olmadığını sordum. Beni duymadı. Omzuna dokunup biraz daha yüksek sesle yineledim sorumu. Bana bakışı tuhaftı."

Yukarıdaki parça için aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

A) Parça öyküleyici bir anlatımla yazılmıştır.
B) Anlatım birinci kişi ağzından yapılmıştır.
C) Anlatıcı aynı zamanda kahramanlardan biridir.
D) Anlatıcı eserin merkezinde yer almaktadır.
E) Parçada bir niyet okuma söz konusudur.

Çözüm: Paragrafta bizden kahraman bakış açılı anlatımının özelliklerini sormaktadır. "A", "B", "C" ve "D" seçeneklerinde bu bakış açısının özelliklerini yansıtan cümleler yer almaktadır. "E" seçeneğinde ise anlatıcı her şeyi bildiği için yani geçmiş ve geleceğe uzanan ve aynı zamanda niyet okuyan biri olduğu için anlatım, hâkim (ilahi-tanrısal) bakış açısı ile gerçekleşmiştir.

 

 

 


 


hakim bakış açısı örnekleri, müşahit gözlemci bakış açısı örnekleri, gözlemci bakış açısı nedir, çoğulcu bakış açısı örnekleri, kahraman bakış açısı paragraf örneği, anlatıcı bakış açıları ile ilgili test soruları, ilahi bakış açısı nedir, ilahi bakış açısıyla yazılmış hikaye örnekleri, çoğul bakış açısına örnekler, ilahi bakış açısı örnekleri, anlatıcı bakış açıları ile ilgili test soruları, küçük prens anlatıcı, kahraman bakış açısı örnekleri, gözlemci bakış açısı örnekleri, bakış açıları ile ilgili örnekler, hakim bakış açısı örnekleri, hakim bakış açısı örnekleri, müşahit gözlemci bakış açısı örnekleri, gözlemci bakış açısı nedir, çoğulcu bakış açısı örnekleri, kahraman bakış açısı paragraf örneği, anlatıcı bakış açıları ile ilgili test soruları, ilahi bakış açısı nedir, hakim bakış açısı ile ilgili paragraf, müşahit gözlemci bakış açısı örnekleri, kahraman bakış açısıyla ilgili hikayeler, hakim bakış açısı örnekleri, hakim tanrısal ilahi bakış açısı örnekleri, anlatıcı bakış açıları ile ilgili test soruları, çoğulcu bakış açısı örnekleri, gözlemci bakış açısı nedir, kahraman bakış açısı ile ilgili kısa hikaye, gözlemci bakış açısı örnekleri, ilahi bakış açısı örnekleri, anlatıcı bakış açıları ile ilgili test soruları, bakış açıları ile ilgili örnekler, hakim bakış açısı örnekleri, çoğulcu bakış açısı örnekleri, gözlemci bakış açısı nedir, ilahi bakış açısı nedir,

Yorumlar (0)
11°
açık