M Harfi ile Başlayan Deyimler, Anlamları, Açıklamaları

M Harfi ile Başlayan Deyimler, Anlamları, Açıklamaları

M Harfi ile Başlayan Deyimler, Anlamları, Açıklamaları

Atasözleri ve Anlamları

A B C Ç D E F G H I İ K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z

Deyimler ve Anlamları

A B C Ç D E F G H I İ K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z

M Harfi ile Başlayan Deyimler ve Anlamları


Madara etmek: Birinin yalanını ortaya çıkarıp onu utandırmak.

Madik atmak: Dolap çevirmek, hile ile aldatmak.

Mahalle kahvesi gibi: Gürültülü, kalabalık ve havasız yer.

Mahalle karısı: Kavgalı, terbiyesiz, görgüsüz kadın.

Mahalleyi ayağa kaldırmak: Gürültü veya bağırıp çağırmayla çevredekileri rahatsız etmek, telaşlandırmak.

Mahkemelik olmak: Bir şeyde anlaşamamaktan dolayı hakim karşısına çıkmak.

Mahşer gibi: Aşırı derecede kalabalık.

Mahşer midillisi: Boyu kısa, fitneci kişi.

Makaraları koyuvermek: Kendini tutamayıp kahkaha atarcasına gülmek.

Makaraya almak: Birisiyle alay etmek.

Makas almak: Birinin yanağını orta parmak ile gösterme parmağı arasında sıkmak.

Mal bulmuş mağribi gibi: Çok büyük bir varlığa kavuşmuşçasına.

Mal etmek: Bir şeye belirli bir değer karşısında sahip olmak.

Mana çıkarmak: Herhangi bir söz veya hareketten kendince bir anlam çıkarmak, doğru olmayan bir yargıya varmak.

Mana vermek: Söz ve davranışa kendince bir anlam vermek, onları yorumlamak.

Mandalyonun ters yüzü: İşin ayrıca düşünülmesi gereken olumsuz tarafı.

Maneviyatı bozulmak: Bir şeyi yapma isteği duymamak, morali bozulmak. 

Mantar gibi yerden bitmek: Birdenbire veya kendi kendine ortaya çıkmak.

Maraza çıkarmak: Kavgaya neden olmak, anlaşmazlığa sebep olan işler yapmak.
Mariz atmak: Dayak atmak.

Marsık gibi: Teni koyu renkli olan kişi.

Mart içeri pire dışarı: Birbirini sevmeyen iki kişiden biri geldiği zaman diğerinin dışarı çıkışını anlatmak amacıyla kullanılır.

Martaval atmak: Yalan konuşmak.

Masal okumak: Kişiyi tatmin etmeyen, inandırıcı olmayan oyalayıcı sözler söylemek.

Maskara etmek: Birini rezil rüsva etmek.

Maskarası olmak: Birinin eğlencesi olmak.

Maskesi düşmek: Gerçek niteliği ortaya çıkmak.

Maskesini indirmek: Gizli amaçlarını, gerçek niyetini deşifre etmek, ortaya çıkarmak.

Masrafa girmek: Bir iş için oldukça fazla para harcamak.

Maşa gibi kullanmak: Birini kendi çıkarı uğruna kullanmak, ondan faydalanmak.

Maşallahı var: Birinin iyi durumda olduğunu anlatmak için kullanılır.

Maşası olmak: Sakıncalı olan bir işte birilerince araç olarak kullanılmak.

Mat etmek: Satranç oyununda galip gelmek, rakibi yenmek.

Matrak geçmek: Biriyle alay etmek.

Maval okumak: İnandırıcı olmayan, yalan sözler sarf etmek.

Mavi boncuk dağıtmak: Farklı kişilere gönül alıcı sözler söylemek.

Mayası bozuk: Yaratılışı kötü, karaktersiz kimse.

Maymun iştahlı: Hevesi çabuk kaçan kimse.

Maymuna benzetmek: Gülünç ve çirkin duruma getirmek.

Maytaba almak: Alay etmek, eğlenmek.

Mazur görmek: Birinin kusurunu bağışlamak, hoş görmek.

Mekik dokumak: Sürekli olarak iki yer arasında gidip gelmek.

Mendil açmak: Para toplamak, dilenmek.

Merak etmek: Bir şeyi öğrenme isteğinin oluşması.

Merhabası olmak: Bir kimseyle selamlaşacak kadar yakınlığı, ilişkisi olmak.

Merhabayı kesmek: Bir kişiyle olan bağı, ilgiyi kesmek. Arkadaşlığa son vermek.

Mesafe almak: Bir konuda epeyce ilerlemiş olmak.

Mesafe bırakmak: Dostluk ilişkilerinde samimi olmamak.

Mesken tutmak: Bir yere yerleşmek.

Meteliğe kurşun atmak: Hiç parası kalmamak, beş parasız olmak.

Mevki sahibi olmak: Yüksek bir göreve gelmek, önemli bir mevkide bulunmak.

Meydan dayağı: Birini herkesin gözü önünde dövmek.

Meydan okumak: Birinden korkmadığını açık bir şekilde ilan etmek. Onu kavga ya da yarışmaya davet etmek.

Meydan vermemek: Bir olumsuzluğun gerçekleşmesine engel olmak, ona imkân tanımamak

Meydana çıkmak: Ortalığa çıkmak, görünmek.

Meydana gelmek: Olmak, oluşmak.

Meydanı boş bulmak: Çekinecek kimse veya bir durum olmadığından istediği her şeyi yapmak.

Mezar kaçkını: Çok zayıf, güçsüz kimse.

Mezhebi geniş: İffet sahibi olmayan, dini kurallara göre kadın-erkek ilişkilerine dikkat etmeyen.

Mırın kırın etmek: İstenilen bir şeyi yapmamak için sudan sebepler ileri sürmek.

Mısır'daki sağır sultan bile duydu: "Duymayan kalmadı." anlamında.

Mızıkçılık etmek: Bir etkinliği, oyunu çeşitli bahanelerle bozmaya çalışmak.

Mide bulandırmak: Kişide kötü anlamda kuşku, şüphe uyandırmak.

Midesi bulanmak: Tiksinmek, iğrenmek.

Midesi kazınmak: Çok acıkmak.

Mideye oturmak: Kötü bir şeyin kişinin üzerinde çok olumsuz bir etki oluşturması.

Mihenk taşı: Birinin değerini, ahlâkını anlamaya yarayan ölçüt.

Mim koymak: Bir şeye özel bir önem vererek onu önemli şeyler arasında saymak.

Minnet etmek: Yalvarmak, yakarmak, boyun eğmek.

Moda olmak: Bir şeyin yaygın olması, gözde olması, istek ve beğeni topladığı için yapılması.

Modası geçmek: Bir şeyin ilgi ve alaka görmediği için yaygın olmaktan çıkması. Önemini yitirmesi.

Mola vermek: Bir iş, yolculuk, çalışma esnasında verilen dinlenme vakti, ara.

Muhallebi çocuğu: Oldukça nazlı, el bebek gül bebek büyütülmüş kimse.

Mukabelede bulunmak: Bir şeye karşılık vermek.

Mukayyet olmak: Birini gözetmek, korumak, himaye etmek.

Mum gibi: Dimdik, dosdoğru.

Mum gibi erimek: Zayıflamak, iğne ipliğe dönmek.

Mum gibi olmak: Hırçınlığı ve yaramazlığı terk edip yola gelmek.

Muma döndürmek: Birini, söylenilen her şeyi yapar duruma getirmek.

Muma dönmek: Uslanmak.

Mumla aramak: Birini çok isteyerek aramak.

Muradına ermek: Kişinin çok istediği bir şeye kavuşması.

Mümkün mertebe: Olabildiği kadar, elimizden geldiği ölçüde.

Münasip bulmak: Uygun ve yerinde bulmak.

Münasip düşmek: Yakışmak, uygun olmak.

Mürekkebi kurumadan: Yazılı bir anlaşmanın üzerinden çok kısa bir zaman dahi geçmeden.

Mürekkep yalamak: Çok okumak, öğrenimle meşgul olmak.

Mürüvvetini görmek: Sevinçli günlerini görüp mutluluk duymak.

Müslüman adam: Hak, hukuka dikkat eden, doğru yoldan ayrılmayan kimse. İslamiyet'in emirlerine uyan.

Müslüman mahallesinde salyangoz satmak: İhtiyaç duyulmayan, o yerde satılmaması gereken gereksiz bir işle uğraşmak.

Müzmin bekâr: Hiç evlenmemiş ve evleneceği zamanı belli olmayan kimse.

Maaşa geçmek: Aylığa geçmek, çalıştığı yerden ücret almaya başlamak."Maaşa geçtiği günün ertesinde onu işten çıkardılar."

Madalyanın ters (öteki) yüzü: Olumlu bir olay, iş ya da durumun düşünülmesi, hesaba katılması gereken olumsuz yönü.

Madik atmak: Hile, düzen ve oyunla aldatmak; dolap çevirmek."Ona kolay kolay kimse madik atamaz."

Mahalle karısı: Kaba, terbiyesiz, görgüsüz, kavgacı kadın.

Mahalleyi ayağa kaldırmak: Bağırıp çağırarak, gürültü kopararak konu komşuyu rahatsız etmek, telâşlandırmak."Bağırıp durma öyle, mahalleyi ayağa kaldıracaksın."

Mahkemelik olmak: Kavga veya anlaşmazlık sonucu mahkemeye düşmek."Bu gidişle mahkemelik olacağız galiba."

Mahşer midillisi: Kısa boylu, fitneci kimse.

Mahşer gibi: Çok kalabalık."Meydan mahşer gibiydi."

Makaraları koyvermek: Kendini tutamayıp kahkahayla gülmeye başlamak, uzun uzun gülmek."Yüzükoyun çamura düşen arkadaşını görünce makaraları koy verdi."

Makas almak: Birinin yanağını orta parmakla gösterme parmağı arasında sıkmak.

Mal bulmuş mağribi gibi: Büyük bir zenginliğe kavuşmuşcasına büyük sevinç ve coşku ile.

Mal etmek: 1. Bir malı hakkı olmadığı hâlde kendisininmiş gibi göstermek veya saymak. 2. Bir mala, bir değer karşılığında sahip olmak."O tarlayı kendisine mal etmesine göz yummayacağım."

Malın gözü: 1. Aşağılık ve düzenci kimse. 2. İffetsiz. 3. İyi mal.

Mânâ çıkarmak: Yanlış bir yargıya varmak, bir söz ya da hareketten kendine göre bir anlam çıkarmak."Öyle alıngandı ki her sözümden bir mânâ çıkarıyordu."

Mânâ vermek: Kendine göre bir yargıya varmak, yorumlamak."Senin bu davranışına bir mânâ veremiyorum."

Maneviyatı bozulmak: Moral gücü sarsılmak, kendine güveni yitirmek, kendini güçsüz ve dirençsiz hissetmek."Düşmanlar, toplumumuzun önce maneviyatını bozdular."

Mantar gibi yerden bitmek: Birdenbire ya da kendiliğinden ortaya çıkmak."Adamlar mantar gibi yerden bitmişlerdi, bir anda etrafımızı sarıverdiler."

Maraza çıkarmak: Anlaşmazlığa yol açacak işler yapmak, kavgaya yol açmak.

Martaval atmak: İnanılmayacak şeyler uydurmak, yalan söylemek."Amma da martaval atıyordu adam."

Mart içeri pire dışarı: Birbirinden hoşlanmayan iki kişiden biri gelince ötekinin dışarı çıkışını anlatmak için kullanılır.

Masal okumak: İnandırıcı olmayan, oyalayıcı ve avutucu sözler söylemek."Bana masal okuma, olayın gerçek yüzünü anlat."

Maskara olmak: Gülünç hâllere düşmek, alay konusu olmak."Kim düşmanının maskarası olmak ister?"

Maskesi düşmek: Gerçek yüzü, kimliği, niteliği ortaya çıkmak."Nihayet maskesi düştü, herkes onun ne mal olduğunu anlayacak."

Masrafa girmek: Çok para harcamak."Evi yaptılar ama çok da masrafa girdiler."

Masrafı çekmek: Bir iş için gereken parayı ödemek, gideri karşılamak."Yarınki gezide bütün masrafları Ahmet çekecekmiş."

Maşallahı var: Bir şey ya da kimsenin iyi durumda olduğunu anlatmak için kullanılır."Adamın maşallahı var, hiçbir yoksulu geri çevirmedi."

Maşası olmak: Sakıncalı bir işte, biri tarafından araç olarak kullanılmak."İşverense işveren, onun maşası olamam ben!"

Mat etmek: 1. Satranç oyununda yenmek. 2. Bir tartışmada, karşı tarafı söz söyleyemeyecek duruma getirmek."İleri sürdüğü kanıtlar ile karşısındakileri kısa zamanda mat etti."

Matrak geçmek: Alay etmek, karşısındakiyle eğlenmek, dalga geçmek."İnsanlarla matrak geçmeye bayılıyorsun."

Maval okumak: Tutarlı, inandırıcı olmayan, yalan sözler söylemek."Kes sesini, maval okumandan bıktım artık!"

Mayası bozuk: Karaktersiz, kötü yaradılışlı, aşağılık (kişi)."Şu mayası bozuk adamın çenesini kapayın, sesini duymak istemiyorum."

Maymun iştahlı: Kararsız, hevesi çabuk geçen; bugün şunu yarın ötekini beğenen."Maymun iştahlılığı yüzünden başına olmadık işler geldi."

Mekik dokumak: İki yer arasında durmadan gidip gelmek."Mağaza ile ev arasında tam elli beş yıl mekik dokumuştu rahmetli."

Mendil açmak: Dilenmek.

Merak etmek: 1. Kaygılanmak. 2. Öğrenmek, anlamak isteği taşımak."Merak etmeye başladım, bu saate kadar gelmeliydiler."

Merhabası olmak: Birisiyle selâmlaşacak kadar tanışıklığı, yakınlığı bulunmak.

Merhabayı kesmek: Biriyle ilgiyi kesmek, arkadaşlığa son vermek."Onunla merhabayı keseli epey zaman olmuştu."

Mesele çıkarmak: Üzüntü verecek, içinden zor çıkılacak, bir anlaşmazlığa sebep olacak bir durum oluşturmak."Haydi, bir mesele çıkarmadan çekip gidin buradan."

Mesken tutmak: Yerleşmek."Yarim İstanbul`u mesken mi tuttun!"

Meteliğe kurşun atmak: Parasız pulsuz kalmak, hiç parası olmamak."Dün meteliğe kurşun atıyordu, ya bugün..."

Metelik vermemek: Değer vermemek, umursamamak, aldırış etmemek."Onun gibilere metelik vermem mi diyorsun?"

Mevki sahibi olmak: Yüksek bir görevde, bir işte önemli bir aşamada bulunmak."Mevki sahibi olmak için yıllarca çalışıp durdu."

Meydana çıkmak: 1. Görünmek. 2. Belli olmak. 3. Yetişmek, büyümek, olmak."Korkak herif meydana çık da yüzünü görelim."

Meydana gelmek: 1. Olmak, oluşmak, vücut bulmak. 2. Ortaya çıkmak."Olay akşam üzeri meydana geldi diyorlar."

Meydanı boş bulmak: Kendisine mâni olacak kimse bulunmadığı için aşırı davranışlarda bulunmak, bir şeyden çekinmemek."Meydanı boş bulan eşkıyalar ortalığı kasıp kavurmaya başlamışlardı."

Meydan okumak: Kavga ya da yarışmaya çağırmak, korkmadığını ve çekinmediğini açıkça bildirmek."Bir an meydan okumayı içinden geçirdi, sonra bundan vazgeçti."

Meydan vermemek: Olumsuz bir olay ya da durumun gerçekleşmesine imkân ve zaman vermemek, engel olmak."Onların kavga etmesine sakın meydan vermeyin çocuklar."

Mezhebi geniş: Namus konusunda gerekli olan titizliği göstermeyen, kadın-erkek ilişkilerinde dini kaidelere aldırış etmeyen, iffetsizliğe meydan veren, geniş davranan.

Mezar kaçkını: Çok zayıf, bitkin, güçsüz düşmüş kişi.

Mırın kırın etmek: Bir isteği yerine getirmemek için çeşitli bahaneler ileri sürüp nazlanmak."Mırın kırın etmeyi bırak da yak şu sobayı."

Mızıkçılık etmek: Bir oyunu ya da birlikte yapılan bir işi çeşitli bahaneler ileri sürerek bozmaya çalışmak, razı olmamak.

Mide bulandırmak: 1. Kusacak bir duruma getirmek. 2. Kuşkulandırmak."Çekil çabuk karşımdan, midemi bulandırıyorsun!"

Midesi bulanmak: 1. Kusacak gibi olmak. 2. İğrenmek, tiksinmek. 3. Kuşkulanmak."Yaptığınız iş, mide bulandırıcı bir işti!"

Mideye oturmak: Yenilen bir şeyin sindirim zorluğu vermesi.

Mihenk (taşı): Birinin değerini, ahlâkını anlamaya yarayan ölçüt.

Mim koymak: 1. (Bir şey) unutulmaması için işaret koymak. 2. Önemli bularak üstünde durmak, dikkate almak, önemli şeyler arasında saymak."Bu ata sözüne bir mim koy, dedi öğretmenim."

Minnet etmek: Boyun eğmek, yalvarmak."Ona buna minnet etmeden yaşamak istediğimi biliyorsun değil mi?"

Moda olmak: Yaygın duruma gelmek, gözde olmak, beğenilir ve arzu edilir olduğu için yapılır olmak."Saçları kısa kestirmek bu yıl moda oldu."

Modası geçmek: Yaygın olmaktan çıkmak, önemini yitirmek."Bu elbisenin modası geçti artık."

Mola vermek: Bir süre ara vermek; uzun süren yolculuğun, çalışmanın, yürüyüşün yorucu etkisini atmak için bir süre dinlenmek."Yarım saat sonra mola verecekler, onlara mola yerinde yetişebiliriz."

Muhallebi çocuğu: Nazlı, el bebek gül bebek büyütülmüş, dayanıksız, narin kimse."Senin gibi muhallebi çocuklarıyla iş yapamam ben."

Mukabelede bulunmak: Karşılık vermek.

Mumla aramak: Çok istek ve özlemle aramak."O anneyi siz mumla arayacak ama bir daha bulamayacaksınız."

Mum (gibi) olmak: 1. Yaramazlığı, hırçınlığı, uyumsuzluğu bırakıp yola gelmek. 2. Razı olmak."Askerde onun da mum gibi olacağına eminim."

Muradına ermek: Dileği gerçekleşmek, çok istediği şeye kavuşmak."İnşallah muradına erersin kızım."

Mümkün mertebe: Olabildiğince, yapabildiği kadar."Zararınızı mümkün mertebe karşılama yoluna gideceğimizden emin olun lütfen."

Mürekkebi kurumadan: Bir şeyin yazılmasından çok kısa bir süre sonra.

Mürekkebi kurumadan bozmak: Bir kararı, sözleşmeyi, anlaşmayı yazılmasından kısa bir süre sonra bozmak.

Mürekkep yalamış: Az çok öğrenim görmüş, okuyup yazmış, belli bir kültüre sahip olmuş kimse."Maval okumayı bırakın, biz de mürekkep yalamışlardan sayılırız."

Mürüvvetini görmek (anne, baba için): 1. Özellikle evlâdının evlendiğini, çoluk çocuk sahibi olduğunu görmek. 2. Çocuklarının sevinçli günlerini görerek mutluluk duymak."Acaba çocuklarımın mürüvvetini görecek miyim?"

Müslüman adam: Hak yemeyen, doğruluktan ayrılmayan, İslâm`ın emirlerine uyan kimse."Müslüman adam, başı daima dik olan adamdır."

Atasözleri ve Anlamları

A B C Ç D E F G H I İ K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z

Deyimler ve Anlamları

A B C Ç D E F G H I İ K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z

TDH - KOLAY ERİŞİMİ Türkçe Göktürkçe Edebiyat Türkçe Adlar Tarih Kökenbilgisi Türk Lehçeleri Yazım Kılavuzu Türk Dünyası PDF-DOC Sınav-Deneme SÖZLÜKLERİMİZ

DİL BİLGİSİ KOLAY ERİŞİMİ Dil Bilgisi Sıfatlar Belirteçler Anlam Bilgisi Kompozisyon İlgeçler Cümlede Anlam Nasıl yazılır? Bağlaçlar Paragrafta Anlam Noktalama İşaretleri Ünlemler Sözcükte Anlam Sözcük Bilgisi Eylemler Ses Bilgisi Yapım Ekleri Eylemsiler Yapı Bilgisi Adıllar Dil-Anlatım Yazım Bilgisi Adlar Edebiyat Anlatım Bozuklukları Ana Bet Atasözleri ve Deyimler TDH-Instagram Tivitır Feysbuk

A harfi başlayan atasözleri, deyimler, aile ilgili güzel sözler dini, f harfi başlayan atasözleri, deyimler anlamları cümleleri, i harfi başlayan atasözleri, v harfi başlayan atasözleri, d harfi başlayan atasözleri, t harfi başlayan atasözleri,

A harfi başlayan atasözleri, deyimler, aile ilgili güzel sözler dini, f harfi başlayan atasözleri, deyimler anlamları cümleleri, i harfi başlayan atasözleri, v harfi başlayan atasözleri, d harfi başlayan atasözleri, t harfi başlayan atasözleri,

Deyim, deyimler, atasözü, atasözleri, deyim ve atasözü örnekleri, deyimler ve atasözleri konu anlatımı, deyimler anlamları, atasözleri ve deyimler sözlüğü indir, atasözleri ve deyimler nedir, atasözleri ve deyimler sözlüğü tdk

Deyim, deyimler, atasözü, atasözleri, deyim ve atasözü örnekleri, deyimler ve atasözleri konu anlatımı, deyimler anlamları, atasözleri ve deyimler sözlüğü indir, atasözleri ve deyimler nedir, atasözleri ve deyimler sözlüğü tdk, atasözleri ve deyimler testi, güzel atasözleri, Türkçe atasözleri, atasözleri anlamlı, atasözleri ve anlamları, atasözleri ve deyimler, atasözleri sözlüğü, atasözleri nedir, atasözleri örnekleri, en güzel atasözleri, deyimler konu anlatımı, deyimler örnek, deyimler ve anlamları ve cümleleri, deyimler kısa, Türkçe deyimler, deyimler karikatür, deyimler ve atasözleri sözlüğü, deyim örnekleri resimli, deyimler sözlüğü tdk, atasözleri sözlüğü, deyimler sözlüğü indir, deyimler ve anlamları ve cümleleri, deyimler ve atasözleri sözlüğü, deyimler ve açıklamaları, deyim örnekleri, en çok kullanılan deyimler

atasözleri ve deyimler testi, güzel atasözleri, Türkçe atasözleri, atasözleri anlamlı, atasözleri ve anlamları, atasözleri ve deyimler, atasözleri sözlüğü, atasözleri nedir, atasözleri örnekleri, en güzel atasözleri,

>>> SÖZLÜKLERİMİZ: Kökenbilim Sözlüğü (Etimoloji Sözlüğü), Göktürkçe Sözlük, Türkçe Adlar Sözlüğü, Arapça Adlar Sözlüğü, Farsça Adlar Sözlüğü, Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü, Tıp Terimleri Sözlüğü, Hukuk Terimleri Sözlüğü, Felsefe Sözlüğü, Tarih Sözlüğü, Söylence Sözlüğü, Edebiyat Terimleri Sözlüğü, Dil Bilgisi Terimleri Sözlüğü, Osmanlıca Sözlük, Bilgisayar Terimleri Sözlüğü, Divanı Lügatit Türk Sözlüğü, Kısaltmalar Dizini Sözlüğü, İsimler Sözlüğü (Bebek adları, çocuk adları sözlüğü), Orhun Yazıtları Kelime Tahlilleri, Kutadgu Bilig Sözlüğü, Divanı Hikmet Sözlüğü, Argo Sözlüğü, Yazım Kılavuzu Sözlüğü (İmla Kılavuzu Sözlüğü), Divan Edebiyatı Terimleri Sözlüğü... Yararlı olması dileğiyle…Suat Özer- TDH

deyimler ve atasözleri sözlüğü, deyim örnekleri resimli, deyimler sözlüğü tdk, atasözleri sözlüğü, deyimler sözlüğü indir, deyimler ve anlamları ve cümleleri, deyimler ve atasözleri sözlüğü, deyimler ve açıklamaları,

n harfi başlayan atasözleri, l harfi başlayan atasözleri, ç harfi başlayan deyimler, ö harfi başlayan deyimler, özdeyişler anlamları, t harfi başlayan deyimler, y harfi başlayan deyimler, i harfi başlayan deyimler, n harfi başlayan deyimler, g harfi başlayan deyimler, r harfi başlayan deyimler, atasözleri deyimler nedir, f harfi başlayan deyimler, z harfi başlayan deyimler

n harfi başlayan atasözleri, l harfi başlayan atasözleri, ç harfi başlayan deyimler, ö harfi başlayan deyimler, özdeyişler anlamları, t harfi başlayan deyimler, y harfi başlayan deyimler, i harfi başlayan deyimler, n harfi başlayan deyimler, g harfi başlayan deyimler

Türkçe atasözleri, atasözleri anlamlı, en güzel atasözleri, atasözleri ve açıklamaları, en çok kullanılan atasözleri, atasözleri ve deyimler, atasözleri b, atasözleri resimli,

Güncelleme Tarihi: 19 Şubat 2019, 22:24
YORUM EKLE