Atatürk'ün Anıları, Çankaya Köşkü

Atatürk'ün Anıları, Çankaya Köşkü

Atatürk'ün Anıları, Çankaya Köşkü

Atatürk'ün Anıları, Çankaya Köşkü

Atatürk'ün Anıları, Atatürk'ün hayatı kısaca, Atatürk’ün anıları, Atatürk’ün hayatı ödev, ulu önder Atatürk'ün hayatı, Atatürk'ün hayatı uzun,  Atatürk'ün hayatı özet, Atatürk'ün hayatı kısaca, Atatürk’ün hayatı resimli

Atatürk ile ilgili tüm yazıları okumak için tıklayınız: ATATÜRK

Atatürkün hayatı kısaca, Atatürk’ün anıları, Atatürk’ün hayatı ödev, ulu önder Atatürk ün hayatı, Atatürkün hayatı uzun,  Atatürkün hayatı özet, Atatürkün hayatı kısaca, Atatürk’ün hayatı resimli,

Çankaya Köşkü

Mustafa Kemal Paşa Ankaralılarca hediye edilen bağ evini kendisine karargâh haline getirdi. Özel Kalem Müdürü Hayati Bey, Başyaver Salih (Bozok) Bey1 ve Muzaffer (Kılıç) Bey’lerdi. Köşkü korumak üzere bir muhafız alayı kuruldu. Bunun komutanı Yüzbaşı Faik Bey’di. Bir müddet sonra 300 kişilik bir süvari birliği daha kuruldu, birlik Rumeli çetecilerinden, yaşlı güngörmüş, atıcı, vurucu insanlardı. Bundan başka bir de, 100 kişilik Giresun ve Trabzon havalisinden gelme bir muhafız birliği daha kuruldu. Bunlar siyah elbise giyerlerdi. Başlarında Laz başlığı, bellerinde tabanca ve omuzlarında filinta taşırlardı. Bütün bu birliğin komutanı Topal Osman2 15 lira aylık alırdı. O yıllarda Mustafa Kemal Paşa da 100 lira aylık alırdı.

Çankaya Köşkü basit döşenmişti. Paşa burada geceli gündüzlü çalışır, eğlenecek vakit bulamazdı. Gerçekten buna imkân da yoktu. Sabahları kuvvetli kahvaltı yapan Paşa, reçeli çok sever, kuru fasulye ve pilavı masasından eksik etmezdi. Turşu sofrasının baş yerini işgal ederdi. Çok sigara ve kahve içerdi. Bahçeye ve çiçeğe merakı fazlaydı. Bir Amerikalı kadın kendisine hangi çiçeği seviyorsun, diye sorduğu zaman hiç düşünmeden:

‘Karanfil’ yanıtını vermişti. İşte bunun içindir ki Atatürk’ü iyi tanıyan elçiler, ölümünden sonra kabrini ziyarete gittikleri zaman daima kırmızı karanfil götürmüşlerdir. Renk olarak, gök mavisini seven Atatürk’ün hayvanlardan en çok sevdiği köpektir.

Spor olarak güreşi tercih ederdi. Yorgun gecelerinde dinlenmek için kapıda nöbet tutan askerleri güreştirir, yorgunluğunu giderirdi. O zamanlar köşkün malta döşemeli alt kattaki ocaklı salonuna şilteler serilir, erler burada birbirleriyle güreşirlerdi. Bir gün yine geç vakit kapıda nöbet tutan erleri içeri çağıran Atatürk sırayla hepsini güreştirdi. Bunlardan yağız bir Mehmet hemen her önüne çıkanın sırtını yere getiriyordu. Kapıda sırtı yere getirilecek kimse kalmayınca Atatürk ayağa kalkarak Mehmet’in yanına yaklaştı:

“Benimle güreşir misin, beni de böyle yenebilir misin?” Diye sordu. Mehmet, o yanık çehreli yağız delikanlı, Anadolu çocuğunun kıvrak zekâsıyla, bir Atatürk’e bir de etrafındakilere baktı ve herkesi hayretler içinde bırakan şu cevabı verdi:

“Seninle mi güreşeceğim Paşam? Seni mi yeneceğim? Bu kolay değil… Sen yedi düveli yendin!”

Bu cevap Atatürk’ün çok hoşuna gitmişti. Sonradan bu erin parayla ödüllendirilmesini emretti.3

1 Salih Bozok, (1881–1941), Mustafa Kemal’in Selanik’ten arkadaşlığı olan Salih Bey, uzun süre Mustafa Kemal’in Başyaveri olur, Milletvekili.

2 Topal Osman, (1883–1923), Lazlardan oluşan gönüllüleriyle Meclis’in ve Çankaya Köşkü’nün korumasını yapmıştır.

3 Said Arif Terzioğlu, Yazılmayan Yönleriyle K. Atatürk, Hamle Matbaası, İstanbul, 1963, s. 67–69

Kaynak: Atatürk ve Unutulmaz Anıları, Ahmet Gürel, Bülent Türker, Nisan 2009

YORUM EKLE