Eğer O, Seni Bu Halde Görürse Elini Kırar

Eğer O, Seni Bu Halde Görürse Elini Kırar

Eğer O, Seni Bu Halde Görürse Elini Kırar

Eğer O, Seni Bu Halde Görürse Elini Kırar

Gazeteci İsmail Habib Bey, “Hâkimiyet-i Milliye”deki yazısında Gazi’nin Tarsus’u ziyaretini şöyle anlatır:

-“Tarsus’un içine girdik, burada kaldırımlar Mersin’deki gibi düzenli değil, burada dükkânlar ve evler oradaki gibi tamamen kâgir değil, buradaki taklar Mersin’inki kadar tantanalı değil, ama bütün evler bizimdir. Bütün sokaklar içinde bizim hava esiyor, bütün bu halkın hepsiyle benim dilim bir, duygum bir, mihrabım bir. Buradaki evler arasından geçerken başları örtülü kadınlar pencereden çiçek suyu serpiyorlar. Mersin’deki zengin tuvaletli kadınların serptikleri kolonyayla buradaki gül suyunu düşünüyorum, o dakikada bana kolonya bile alafranga geldi.”

Sabah erken kalktığım halde Paşa’nın ikametgâhı önündeki geniş meydanı iğne atılmayacak tabirine uyacak bir şekilde buldum. Bu kalabalığın çoğu da kadındı ve belli ki buraya gün doğarken gelmişler, bir polis, elinde kamçıyla baston arası bir şey, bu kadınları dağıtmak istiyor, bir çığlık koptu:

-“Vallahi gitmem Paşa’yı gelirken göremedim. İstersen öldür, ben kaç saatlik yoldan geldim biliyon mu?”

Polise dedim ki:

-“Sen bunları Paşa rahatsız olmasın diye mi dağıtmak istiyorsun? Eğer o bu halinde seni görürse elini kırar.”     Benim Paşa ile geldiğimi anlayan polis ürkerek çekildi. Yarabbi yüzlerce ve yüzlerce köylü kadının o candan duası ne göz yaşartacak tabloydu.1

1 İsmail Habib Sevük, O Zamanlar, Ankara 1981, s. 274–275.

Kaynak: Atatürk’ten Gençliğe Unutulmaz Anılar, Ahmet Gürel, Mayıs 2009

YORUM EKLE