AZERBAYCAN TÜRKÇESİ, AZERBAYCAN TÜRKÇESİNİN ÖZELLİKLERİ

AZERBAYCAN TÜRKÇESİ, AZERBAYCAN TÜRKÇESİNİN ÖZELLİKLERİ

AZERBAYCAN TÜRKÇESİ, AZERBAYCAN TÜRKÇESİNİN ÖZELLİKLERİ

AZERBAYCAN TÜRKÇESİ, AZERBAYCAN TÜRKÇESİNİN ÖZELLİKLERİ

AZERBAYCAN TÜRKÇESİ, AZERBAYCAN TÜRKÇESİNİN ÖZELLİKLERİ

Türkler XIII. yüzyıla kadar tek bir yazı dili kullanmışlardır. XIII. yüz yıldan itibaren Azerbaycan ve Anadolu’daki Türklerin sayısı giderek artmış, Harezm’de ortaya çıkan yazı dili Türk kültür merkezini Selçuklu Türklerine yaklaştırmıştır. XIII. yüzyıl başlarında başlayan Moğol baskısı neticesinde buradaki Türkler Anadolu’ya gelmişlerdir. Anadolu’ya gelen Türkler arasında edebî dili bilenler vardı, ama daha önce buralara yerleşmiş olan Oğuz Türkleri, edebî dilden uzak idiler. Dolayısıyla eser veren kişiler yeni bir edebî dil yaratırken Oğuz Türkçesi ile edebî dili kaynaştırdılar. Ayrıca Oğuzların zengin bir sözlü edebiyata sahip olması ve bu edebiyatın yazıya geçirilmesi ihtiyacı, Anadolu Selçuklularından sonra kurulan Beyliklerin Türkçeyi teşvik etmeleri, Azerbaycan ve Anadolu’da ‘Oğuzca’ya dayalı yeni bir yazı dilinin oluşmasını sağlamıştır.

Azerbaycan Türkçesi, Batı Türkçesinin doğu sahası içinde yer alan ağızlar topluluğu ve bu saha içinde gelişen yazı dilinin adıdır. Oğuzcaya dayalı olarak XIII. asırdan günümüze kadar kullanılan Batı Türkçesi zamanla Osmanlı Türkçesi ve Azerbaycan Türkçesi olarak iki daireye ayrılır. Dolayısıyla Azerbaycan Türkçesi ‘Doğu Oğuzcası’, Osmanlı Türkçesi de ‘Batı Oğuzcası’dır. Muharrem Ergin, Azerbaycan Türkçesinin yazı dili olarak ortaya çıkışını şöyle değerlendirmektedir:

“..Azeri sahası Batı Türkçesinin esas yazı dili çizgisini teşkil eden Osmanlı yazı dili çizgisinin paralelinden dışarı çıkmamıştır. İki sahadaki eserler arasında görülen ufak tefek farklar hep, bir yazı dilinin iki uzak bölgesi arasında görülen mahallî ayrılıklar çerçevesinde kalmış, Azerî ve Osmanlı Türkçeleri, günümüze kadar hiç bir zaman iki ayrı yazı dili haline gelmemiş, daima aynı yazı dilinin iki ayrı dairedeki görünüşünü teşkil etmişlerdir. Bu iki görünüş, ayrı siyasi idarelere, ayrı sosyal çevrelere ve ayrı kültür merkezlerine bağlı olan iki sahada, yazı dili disiplininin bugünkünden farklı olarak mahallî tesirlere açık bulunduğu devrelerin tabiî bir tezahüründen başka bir şey değildir.”

Azerbaycan Türkçesinin özellikleri XIIIXIV. yüzyıllarda doğmaya başlar. O dönemlerde Azerbaycan Türkçesi Anadolu Türkçesiyle iç içedir. XII. yüzyılda Ahmet Yesevî’de,

yüzyılda Assaluk’ta Oğuzca özellikler saptanır. Nevaî’de ve Çağatay Türkçesinde Azerbaycan Türkçesinin izleri görülür. Bu yüzyıllarda AzeriAnadolu Türkçesi ayrımı bulunmaz. Sultan Veled’de, Yunus’ta (XIV. yy.) Azerbaycan Türkçesinin özellikleri vardır. XV. yüzyıldan kalan Dede Korkut, Kadı Burhaneddin Divanı, Hasanoğlu’nun şiirleri, Ahmet Haramî Destanı, Hataî, Nesimî ve Fuzulî’nin eserleri hem Anadolu hem de Azerbaycan sahasının ortak ürünleridir. Fuzulî ve Habibî’den sonra Azerbaycan Türkçesinin dil özellikleri giderek yoğunlaşır.

Azerbaycan sahası dil coğrafyası bakımından Doğu Anadolu, Güney KaThasya ve Kafkas Azerbaycan’ı, İran Azerbaycan’ı Kerkük ve IrakSuriye Türkleri bölgelerini içine alır.

yüzyıldan itibaren tek bir çizgi hâlinde günümüze gelen Azerbaycan Türkçesi 1828’de Azerbaycan’ın ikiye ayrılmasıyla kesintiye uğramıştır. Bugün Güney Azerbaycan’da Farsça yazı dili durumundadır. Dolayısıyla Azerbaycan Türkçesinin yazı dili olarak merkezi Kuzey Azerbaycan’dır. Bugünkü Azerbaycan yazı dili öncelikle Bakü, Karabağ ve Tebriz ağızları üçgeni ile Batı Türkçesinin oluşumuna dayanmaktadır.

Şireliyef, Azerbaycan edebî dilinin ağızlarını dört grup etrafında toplamaktadır.

Bu gruplar şunlardır:

  • Doğu Grubu Ağızları: Bu gruba Bakü, Şamahı, Guba dialektleri, Mugan grubu ve Lenkeran ağızları dâhildir.
  • Batı Grubu Ağızları: Gazah, Karabağ, Gence ve Ayrım ağzı bu grubu oluşturur.
  • Kuzey Grubu Ağızları: Nuha ve ZagalataGah ağızlarını içerir.
  • Güney Grubu Ağızları: Bu gruba da Nahçıvan, Ordubad, Tebriz ve Yerevan ağızları dâhildir.

Azerbaycan’da 1929 yılına kadar Arap alfabesi kullanılmıştır. Latin alfabesi 1922 yılında onaylanmış, ancak Arap alfabesi kullanımdan kalkmamıştır. 19221929 arasında iki alfabe yan yana kullanılmıştır. 1939 yılından itibaren Azerbaycan’da Kiril alfabesi kullanılmaya başlanmıştır. 1992 yılından itibaren Latin alfabesi kullanılmaya başlanmış ve bu alfabe 2001’de resmen onaylanmıştır.

YORUM EKLE