Sesin Gücü - Doç. Dr. Haluk Berkmen

Sesin Gücü - Doç. Dr. Haluk Berkmen

Sesin Gücü


Doç. Dr. Haluk Berkmen

Beş duyumuzla algıladığımız dış dünya titreşen enerji dalgalarından oluşmuştur. Gördüğümüz ışık, duyduğumuz ses veya dilimizin algıladığı tat, titreşim hareketi ile yayılan enerji dalgalarıdır. Nesneleri oluşturan atomlar etrafında dönen elektronlar hem parçacık hem de titreşen dalgalardır. Elektronlar atom çekirdeği etrafında ‘duran dalgalar’ oluştururlar. ‘Duran dalga’ dağılmayan ve belli noktalarda sabit kalarak titreşen dalgaya denir. Atom çekirdeği etrafında titreşerek dönen elektronların bulunduğu bölgelere “orbital” denmiştir. ‘Orbit’ sözü yörünge demek olduğundan ‘orbital’ teriminin anlamı ‘yörüngesel’ olmaktadır. Elektronların yörüngesel hareketleri Kuantum Kuramında n, l, ve m harfleriyle belirtilen tam sayılarla tanımlanır. Altta solda parantez içinde n, l, m sayılarıyla belirtilen Hidrojen atomunun yörüngeselleri (orbitalleri) görülüyor.

Titreşen bir su yüzeyinde de duran dalgalar oluşur. Altta ortadaki resimde dairesel bir kabın yüzeyindeki suda oluşmuş duran dalgaların simetrik görüntüsü bulunuyor. Bu görüntülerle titreşen bir telde oluşan duran dalgalar arasında yakın ilişki var. Titreşen her telin bir ‘temel titreşim frekansı’ vardır. Temel titreşim frekansının katlarına ‘harmonikler’ denir. Harmonikler duran dalgalardır. Titreşen bir telde oluşan duran dalgaları altta sağda görüyoruz. Türkçede ‘harmoni’ denince, kulağa hoş gelen uyumlu sesler akla gelir. Demek ki uyumlu olan, simetrik (bakışıklı) sesler ve görüntüler insanlarda güzel duygular uyandırmakta zevk vermektedir. Nedeni de insanların bakışık olan her oluşumda estetik bir özellik buldukları içindir. Bebekler dahi bakışıklı yüzlere gülümseyerek bakarlar. Bakışıklı görüntülerde ve seslerde harmoni ve uyum bulunur. Bir müzik parçasında ne derece uyum ve harmoni varsa o derece kulağa hoş gelir. Klasik Türk müziğinde derin bir harmoni ve bakışıklık bulunduğundan, dinleyende huzur ve mutluluk duyguları uyandırır. Klasik Türk müziğindeki makamlar zihne değil, ruha hitap ederler. Türk müziğinde yüzlerce makam olsa da, bunlardan sadece 14 tanesi kullanılmıştır. Bakışıklı olmayan ve hatta kulağı tırmalayan sesler içeren klasik batı müziğinde dahi, kendine has bir harmoni ve güzellik bulunduğunu kabul etmek gerekir.

Sesleri görüntüleme tekniğine ‘Cymatics’ denmiştir. Bu söz, Yunanca “kümeleşmiş dalga” demek olan ‘kuma’ sözünden türetilmiştir. ‘Kuma’ sözünün deniz kenarında oluşan kum dalgalarıyla ilgisi var mıdır? bilmem ama Cymatics tekniğinde, titreşen bir yüzeyin üstüne kum dökülerek görüntüler oluşturuluyor. Bu görüntüleri şu bağlantıdan izleyebilirsiniz:

Titreşen bir yüzeyin üzerindeki kum taneleri sesin frekansı arttıkça farklı simetrik şekiller almakta, en yüksek frekanslarda bir atomun yörüngesellerine benzer şekiller oluşmaktadır. Cymatics tekniği kum kullandığından ‘Kumatikleşme’ olarak Türkçeye çeviriyorum.

Kumatikleşmeyi ilk fark eden büyük ressam ve heykeltıraş Leonardo Da Vinci (1452 – 1519) olmuştur. Bu olayla ilgili olarak kendi not defterinde şu cümleyi yazmıştır: “Bir masanın üzerinde duran kum taneleri, masanın değişik yerlerine vurulduğunda değişik şekiller almaktadırlar”.

Sesin titreşimiyle nesneleri hareket ettirmek mümkündür. Rezonans frekansına ulaşan nesnelerin kırıldıklarını 16 Nisan 2018 tarihli “Tin ve Rezonans Frekansı” başlıklı yazımda söyledim. Ses dalgalarıyla havada duran dalgalar oluşturup küçük nesneleri bu dalgaların düğüm noktalarında tutmanın mümkün olduğunu şu bağlantıda görebilirsiniz:

https://www.youtube.com/watch?v=odJxJRAxdFU

Güncelleme Tarihi: 29 Nisan 2018, 07:52
YORUM EKLE