02.03.2021, 15:59

BORCUMUZ VAR

“Asım'ın nesli...diyordum ya...nesilmiş gerçek:

İşte çiğnetmedi namusunu, çiğnetmeyecek..” diyor istiklâl ve milli şairirmiz M. Akif mısralarında.

Bu mısralarda hayat bulan nesillere selam olsun, inanç ve ülküleri yürekten kutlu olsun.

Üzerinde yaşadığımız topraklara, bu toprakları vatan bırakanlara, milletimize, Devletimize, ailemize ve sevdiklerimize karşı yükümlülüklerimiz var.

Milli ve mukaddes değerlere ve inandıklarımıza sahip çıkmaya borcumuz var.

Dünü, inanç ve ülkülerimizi, insanı insan, milleti millet ve bizi biz yapan unutulmayan bütün değerleri kulaktan kulağa, yürekten yüreğe ve nesilden nesile anlatıp yaşatmaya borcumuz var.

Yüce Mevla’nın yarattığı en yüce varlık olan insan olarak, gönül dünyamızdaki güzel duygularımızı yaşatmaya ve anlatmaya, “yaratılanı severim Yaratan’dan ötürü” düsturuyla hayata insan yanımızla bakmaya borcumuz var.

“Mukaddes davalarda ölmek güzeldir” diyerek gül bahçesine girercesine şahadet şerbetini içen bütün nesillere borcumuz var.

Bu borç en çok kime aittir?

Bu topraklar üzerinde hür yaşayan herkese. Belki de en çok geleceğin mimarı, yarınlarımızın ümidi ve gözbebeklerimiz genç nesillere aittir.

Geçmişin içinden yaşanmış bir örnekle devam edelim anlatmaya;

“Seksenli yılların başlarıdır ve güzel Anadolu’nun, aynı güzellikte ayrı bölgelerinden, başkent Ankara’ya üniversite okumaya gelir üç genç. İnanç ve gönül birliği etrafında buluşup arkadaş olur ve aynı evi paylaşarak üniversite hayatlarına devam ederler. Pınarından akan su misali pırıl pırıl, saf, duru ve samimi duygu ve düşüncelerle gönül dünyalarını yaşarlar. Büyük şehrin kalabalık ve gürültüsüne ise

henüz alışamamışlardır. Taşradan gelmenin verdiği sıla hasreti de yüreklerindedir ve birbirlerine sığınmış hayatı anlamaya çalışarak okumaktadırlar.

Soğuk bir hafta bitmek üzere ve günlerden cumadır. Mübarek namazı eda etmek için evden çıkar ve bulundukları semtin küçük ama mana dolu camiine giderler. Cemaat içerisinde yerlerini alırlar, bir anda üçünün de dikkatini çeker cemaatten biri ve birbirlerine bakakalırlar. Anlam verememişlerdir aynı anda ki bakışmalara. Bu kişi, yaşlı, sakalları bembeyaz ama bir o kadar da nur yüzlü, duruşundan güngörmüş ve kültürlü biri olduğu anlaşılan bir beyefendidir. Huşu ve huzur içinde namaz kılınmış, vaaz ve hutbeler dinlenmiş, dualar edilerek gönül rahatlığı ile çıkacaklarken omuzlarından bir el tutar ve ‘evlatlarım’ diye seslenir. Bunun üzerine arkalarına dönüp baktıklarında kendilerine seslenenin içeride dikkatlerini çeken kişi olduğunu görürler.

‘Allah sizlerden razı, ailelerinizden duacı olsun. Sizler bu nesillerin Asım’larısınız ve bu topraklar sizler gibi iman ve gönlü bu aşkla dolu gençlerle gelecekte ilelebet var olacak ve yaşayacaktır. Ben bu nesli karşımda görüyorum, sizlerin varlığıyla bu topraklar ve mukaddes davalar can bulacaktır’ der ve gözlerinden yaşlar akarak ayrılır.

O yaşlı kişi bunları söylerken ses tonu, duruşu ve bakışı o kadar etkilidir ki, gençlerin bütün bedenleri ve gönüllerini bir sıcaklık kaplamıştır. Onlar da bu büyüğün ellerine sarılıp öper ve hayır dualarını alarak ayrılırlar.

Yaşadıkları bu olaydan ders çıkartarak uzun süre etkisinde kalırlar, konuşurlar ve değerlendirerek birbirleri ve kendilerine söz verirler;

Gençliğe Hitabesinde ‘muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur’ diyen bir Ata’nın evlatları olduklarını asla unutmayacak, Asım’ın nesliyiz diyecek, ülkü ve inançları ile milli ve mukaddes değerlere sahip çıkarak geleceğe yön vereceklerdir.”

Hepimizin hayatında ders çıkardığımız, unutulmayan ve yeni bir bakış getiren önemli ve anlamlı anlar vardır.

Gönülleri farklı heyecanlarla çarpsa da aynı coğrafyayı paylaşmanın ve aynı millet ve inanca mensup olmanın getirdiği bilinçle yarınlara borcumuz vardır.

Bize ait değerli olan ne varsa onu korumaya, sevmeye ve saygıya borcumuz vardır.

Şairin “İnsandır sanıyordum mukaddes yüke hamal! / Hamallık ki, sonunda ne rütbe var ne de mal” mısralarında ifadesini bulan hiçbir karşılık beklemeden çalışmaya, başarmaya, daha medeni ve güçlü yarınlara sahip çıkmaya bugünden borcumuz vardır.

Bu borç, bu toprakların her imkânından en iyi şekilde faydalanan ve mensubiyet duygusunu yüreğinin ta derinliklerinde hisseden herkese aittir.

“Sevdamız millet, gücümüz Devlet” diyerek seslenen kutlu bir davanın bilge lideri ve onun mensupları borcun farkında ve sahipliğindedir.

Bugünden, borcunu unutmama vefası gösteren ve o bilinçle yarınların Asım’larını oluşturan istiklâl ve istikbal aşığı, ülkü dolu kutlu nesillere selam olsun…

Yorumlar (0)
15°
parçalı bulutlu