24.10.2020, 21:41

DEDE KORKUT KİTABI ÜZERİNE ARAŞTIRMALAR VE İNCELEMELER

DEDE KORKUT KİTABI ÜZERİNE ARAŞTIRMALAR VE İNCELEMELER

Seksenli yılların ortalarında idi. Bir gün hocam ve doktora babam Muharrem Ergin beni odasına çağırdı. Yer gösterdi, oturdum. Bana “Osman! Her konuda ve her sahada yazdın. Sadece Dede Korkut Kitabı hakkında yazın yok, niçin?” diye sordu. Ben de “Öğrencisi hocasının doktora tezi hakkında yazmamalı diye düşünüyorum” cevabını verdim. Hocam “Nezaketin güzel ama bundan sonra Dede Korkut Kitabı hakkındaki araştırmalara sen de katılmalısın” buyurdu.

Masasının sol dolabından büyük bir paketi çıkardı ve açtı. “Bak! Bu fotoğraflar hocamız Ahmet Caferoğlu’nun 1928 yılında Berlin’den aldığı fotoğraflardır. İlk kez benim Dede Korkut Kitabımda yayımlandı. Bu gördüğün metin ise, benim Dede Korkut Kitabımın el yazılı müsveddeleridir. Sen hep ‘bir gün Türkoloji Müzesi açacağım’ diyordun. Bu müzeyi açarsan, bunları oraya koy” dedi. Bir başka tomarı daha uzattı. “Bunlar da Orhan Şaik ile Ettore Rossi’den gelenler. Bunları da al. Sana bir yazı konusu olur” dedi.

Ayrıca Orhan Şaik’in Nihal Atsız ile Ahmet Caferoğlu’na imzaladığı Dede Korkut kitaplarını da verdİ. Benim Dede Korkut Kitabı hakkında çalışma icazetimin hikâyesi budur.


Aradan kırk küsür yıl geçti. 1985’de düşünüp planladığımız Dede Korkut Kolokyumlarını Tofik Davudoviç Melikov, Azerbaycan’ın müstakilliğindan sonraki mahkeme kararı ile değiştirdiği adı ise Tofik Davudoğlu Melikli şeklini alan ağabeyim ve meslekdaşım ile 1988’de Baku’da gerçekleştirdik. Benim arkamda Milli ve Milletler Arası Türkoloji Kongrelerinin Genel Koordinatörü Muharrem Ergin, Tofik Bey’in arkasında ise Sovyet Türkologlar Komitesi Başkanı Ethem Rahimoğlu Tenişev hocamız vardı.

1988’in Temmuzunda Baku’da yapılan ilk Dede Korkut Kolokyumu’nda her on yılda bir Baku’da toplanarak Dede Korkut Araştırmaları üzerine yapılan yenilikleri birbirimize nakletmeliyiz kararını almıştık. Ancak 4-5 yıl içerisinde Sovyetler Birliği çöktü. Karşı tarafta muhatabımız kalmadı. Biz de kolokyumları Türkiye ile Azerbaycan arasında düzenlemeyi düşündük. Bu konuda en büyük hizmet 4 Aralık 2020’de 70. doğum yılını kutlayacağımız Akademik Kamal Mehdioğlu Abdulla kardeşime düştü. Her on yılda bir aksatmadan Baku toplantılarını gerçekleştirdi. Sağ olsun, var olsun.


Tofik Melikli Dede Korkut Kolokyumları ile ilgili anılarını da ihtiva eden kitabını, bir yıl önce 1919’da Baku’da SUYU AHTARAN ADAM başlığı ile yayımladı (Tofiq Melikli. Suyu ahtaran adam (Avtobioqrafik roman), Bakı, “Teknur”, 2019, 384 s.). Bana da “Osman! Sen de lütfen yaz. Tarihe not düşelim” dedi. Ben de Ekim 2019’da Bakı’dan Türkiye’ye dönünce Dede Korkut Kitabı ile ilgili yayımlarımı topladım.

Ortaya iki ayrı kitap çıktı. Bunlardan ilki değerli öğrencim ve meslekdaşım Hülya Uzuntaş ile birlikte hazırlayıp Temmuz 2020’de yayımladığımız “Dede Korkut’un Günbed Yazması Üzerine Araştırmalar ve İncelemeler” başlığını taşıyan ve 10 orijinal araştırmayı ihtiva eden, (Bilge Kültür Sanat Yayınevi tarafından Temmuz 2020’de yayımlanan) kitabımızdır. (173 s.) Hülya ile ben bu eserimizi 70. doğum yılı dolayısıyla Akademik Kamal Mehdioğlu Abdulla’ya ithaf ettik. İkinci kitap ise benim kırk küsür yıldan beri yayımladığım  Dede Korkut Kitabı ve toplantıları ile ilgili 25 yazımı ihtiva eden “DEDE KORKUT KİTABI ÜZERİNE ARAŞTIRMALAR VE İNCELEMELER” adını verdiğim araştırma ve incelemelerimdir. Ben de kitabımı üç büyük üstadıma Hocalarım Ahmet Caferoğlu, Orhan Şaik Gökyay ve Muharrem Ergin’e ithaf ettim.

Onlar olmasa idi biz bu rüyalarımızı gerçekleştiremezdik.
Kitabımda yazılarımı 6 grupta topladım. İlk grupta Dede Korkut Kitabı’nın Vatikan ile Dresden yazmalarının Dede Korkut metni dışında bulunan Türkçe, Arapça, Farsça ve Latince kayıtlarının işlendiği ve bu iki yazmanın bugüne kadar kimlerin mülkiyetinde bulunduğu konularını açıklayan yazılardır. İkinci grupta Sovyet-Türk/Türk-Sovyet ikili Dede Korkut Kolokyumlarının “açılış” ile “kapanış” konuşmaları ve ilk iki kolokyumun yayımlanan bildirilerinin “sunuş” yazıları (4., 5., 7., 8., 9. ve 11. yazılar) yer almaktadır. Böylece Tofik Melikli’nin “Tarihe not düşelim” isteği gerçekleşmiş oldu. Üçüncü grupta Dede Korkut Kitabı’nın manzum parçaları olan soylamalar ile ilgili araştırmalar (4., 6. ve 24. yazılar) yer almaktadır.

Özellikle 24 numaradaki bir soylamanın analizi başlıklı hacimli bölümün genç meslektaşlarıma metin çözümü konusunda yol göstereceğini ve ufuklarını açacağını umuyorum. Dördüncü grupta Dresden yazmasındaki müstensih hatalarının düzeltilmesi ve Dede Korkut Kitabı’nın O. Ş. Gökyay ile M. Ergin ithaflarıyla ilgili açıklamalar ve araştırmalar (10. ve 21. yazılar); beşinci grupta Dede Korkut Kitabı’nda geçen askerlikle ilgili Moğolca kelimeler (15. ve 16. yazılar); altıncı grupta “tarıklığı boşalmak” ile “bir yetmen” ibarelerinin çözümü (12. ve 19. yazılar, ); yedinci grupta Basat, Begrek > Beyrek, Demür Güci ile Kıyan Güci ve Derse kişi isimlerinin analizleri (14., 20., 22., 23 yazılar) yer almaktadır.


Bu çalışmalar ile Dede Korkut Kitabı üzerinde yapılan araştırmalara ve incelemelere derinlik getirdiğimi umuyorum.  Saygılarımla arz ediyorum.

Prof. Dr. Osman Fikri Sertkaya

Yorumlar (0)
açık