Hitabet, diksiyon ve beden dili yanlışları, yapılmaması gerekenler

Hitabet, diksiyon ve beden dili yanlışları, yapılmaması gerekenler

Hitabet, diksiyon ve beden dili yanlışları, yapılmaması gerekenler


Hitabet, diksiyon ve beden dili yanlışları, yapılmaması gerekenler


 Hitabet, diksiyon ve beden dili yanlışları, yapılmaması gerekenler


Bu anlatılanlardan sonra şu sonuca varabiliriz: Tanrı’nın insanlara vermiş olduğu şekil ve görünüş güzelliği başkalarına etki yapmakta yeterli değildir. Bu şekil görünüş güzelliğini duygulara uygun güzel jest, mimik ve tavırlarla değerlendirmek, fizik güzelliğini kullanmasını bilmek gerekir


  • Yanlışlar




Bütün insanlar için dikkat edilmesi lüzumlu olan, özellikle bir sahne sanatçısının yapmaması gereken ve iradesiyle düzeltebileceği yanlışları beraberce gözden geçirelim:

  • Ellerin, kolların yüzün önünde dolaştırılması, başın öne eğilmesi ve göz kapaklarının hemen hemen kapanmış halde bulunması yanlıştır. Sahneye yeni çıkmış olanlar ıstırap, acı anlatımı olarak göz bebeklerinden hayat fışkırırken gözlerini yarı kapar, elleri yüzlerinin önünde tutarlar. Bu hareketlerinin sonunda da doğal olarak etkili olamazlar.



  • Bazı hareketler bayağılık, aldırmazlık  etkisi    Örneğin,  parmaklarını yeleğinin koltuk altlarına geçirmiş konuşan bir kimsenin bu duruşu ayıp değildir, ama zarif de değildir. Elleri kalçaya koymak, ceplere sokmak, arkada bağlamak, bacakları çaprazlamak da serbest hareketler olmakla beraber göze hoş görünen duruşlar değildir.



  • Bu sebeple dinleyici karşısında okurken veya  söz  söylerken  bunlardan,  buna benzer bayağı hareketlerden vazgeçmek şarttır.

  • Ayağı yere vurmak, ellerini birbirine çarpmak, baş parmağı işaret parmağı gibi kullanmak, tehdit etmek için yumruk göstermek gibi görünüşe bayağılık katan pek çok hareketlerin kullanılması hiçbir zaman hoş değil.

  • Heyecanlı bir parçayı okur veya anlatırken konusunun gerektirdiği mimik ve jestlerle anlatımınızı kuvvetlendirebilirsiniz. Ancak mimiklerimiz abartılmış olursa bir soytarının komik etki yapabilmek için duygu ile ilişkisi olmayan yüz


hareketlerine benzeyebilir. Maskaralıkta, soytarılıkta abartmalı yüz hareketleri gereklidir. Fakat bir sahne sanatçısı veya toplum karşısında konuşan bir kimsenin buna ihtiyacı yoktur.

  • Bu konuyu bitirirken göze hoş görünmeyen bazı hareketleri özetleyelim.Ellerle yapılan çeşitli hareketler, kolumuzu göğsümüzün önünden geçirerek öbür


kolumuzun bulunduğu taraftaki her hangi bir şeyi işaret etmek. Sırtı kamburlaştırmak, omuzları yukarı kaldırmak, vücudu, elleri,kolları, parmakları, başı, gözleri fazla hareket ettirmek ,sık sık gözleri kırpıştırmak, yapılmaması gereken hareketlerdir.

Kısaca mimiğin ilk niteliğinden birinin “itidal” olduğunu söyleyebiliriz .Yalnız mimikte değil, jest ve tavırda da itidal şarttır. (itidal: Soğukkanlı, ılımlı, ölçülü olma.)

Ülkemizde bölgeler arasında, bazı bedensel mesaj farklılıkları olduğunu bilmekteyiz. Kırsal alanlarda yaşayanlarla şehirlerde yaşayanlar arasında da önemli sayılabilecek farklılıklar görmek mümkündür.

Tüm dünyada ortak medya ürünleri (televizyon yayıncılığı, sinema filmleri) olması, zamanla beden dillerinin birbirine benzemesine yol açmaktadır. Turizm  hareketleri  ve göçler beden dili benzemelerinin diğer nedenleridir.

Etkili Konuşmalar İçin Neler Yapmak Gerekir?


Yapılması gerekenler:


1. Her konuşmanın bir temel mesajı ve onu destekleyen en fazla iki veya üç yan mesajı vardır. Yani bir seferde birden fazla mesaj vermeye çalışmayın. “İnsanlar sizi niye dinleyecek?” sorusuna anlamlı bir cevabınız olmalı.


Çok şey söyleyip, hiçbir şey anlatmamak yerine, az şey söyleyip, bir temel mesajı vurgulamak çok daha etkili bir yöntemdir.


Fenelon’un dediği gibi; “Ne kadar uzun anlatırsan o kadar az hatırlanır.”


2. Vermek istediğiniz mesajlara öncelikle siz kendiniz inanın. İnanmadığınız hiçbir şeyi başkalarına inandırıcı şekilde aktaramazsınız. Dolayısıyla başkaları tarafından yazılmış ve son dakika sizin elinize tutuşturulmuş konuşma metinlerini lütfen çöpe atın, hiçbir işe yaramaz. Kendi cümlelerinizi kullanın. Konuşmalarınıza hissettiklerinizi, yani coşkunuzu, inancınızı yansıtın. Aksi takdirde birilerinin sözcüsü durumuna düşersiniz.


3. Konuşmanızın çerçevesini iyi belirleyin. Konuşma süreniz konuşmanın içeriğini belirler. Daha kısa konuşmalar söz konusu olduğunda daha kısa sürede etki bırakacak vuruculukta sözler ve örnekler seçmeniz gerektiğini unutmayın.


Ancak süre uzun diye aynı konular etrafında dönüp fazla detaya girerek dinleyicileri sıkmayın. Sürenizi, dinleyicileri dahil edecek şekilde kullanın.


4. Dinleyicilerden bağımsız hiçbir konuşma başarılı olamaz. Dolayısıyla konuşmanızı kimler dinleyecek? Dinleyicilerinizin ilgi, bilgi, kültür, yaş düzeyi, beklentileri, ihtiyaçları nedir? Bu sorulara verilen cevaplar, konuşmanızın içeriğini etkili şekilde hazırlamanıza yardımcı olur.


Konu ne olursa olsun, her konuşma için dinleyicilerin ilgisini çekecek, beklentilerini karşılayacak, onlarla ortak zemin kuracak nitelikte hazırlık yapmanız gerekir. Aksi takdirde ne kadar iyi anlatırsanız anlatın, dinleyicilerin anlamadığı, sıkıldığı ya da dahil olmadığı bir konuşma iz bırakamaz.


5. Konuşmanız sağlam bir kurgu üzerine otursun. Söyledikleriniz tutarlı olsun ve belli bir mantık silsilesi takip etsin. Yani daldan dala atlamayın ya da dağ keçisi gibi sıçramayın. Ön hazırlık aşamasında konuşmanızın iskeleti üzerinde çalışın. Konudan konuya geçerken köprü kurun. Böylece kopuklukların önüne geçin. Önemli bölümleri daha fazla bilgi ve örnekle zenginleştirin.


6. “Nasıl başlarsanız öyle gider” sözü doğrudur. Bir konuya nasıl başlayacağınıza dair mutlaka hazırlık yapın. İlk sözlerinizden emin olun ve bu sözleri yaratıcı, ilginç, farklı hale dönüştürün. Ancak ilginç olsun diye konuşma konunuz ile ilgisi olmayan örnekler, alıntılar, hikâyeler kullanmayın.


En önemlisi bir konuşmaya nasıl başlayacağınızın mutlaka provasını yapın ve asla telaşlı davranmayın. Giriş sakin, kendinden emin, samimi, pozitif ve farklı olmalıdır.


7. Arka arkaya sıralanan bilgi bombardımanı şeklindeki konuşmalar, insanları bilgisiz kılar. Dinleyiciler, bir süre sonra bunaldıkları için hiçbir şey hatırlamamaktadır. Oysa öğrenme süreci, eğlenceli, renkli ve dahil edici olduğu sürece başarılı olmaktadır.


Yani dinleyicilerinizi hem bilgilendirmeli, hem eğlendirmelisiniz. Elbette eğlendirmek, konuşmanız boyunca yerli yersiz fıkra anlatmak, laubali bir üslup içinde konuşmak manasına gelmemektedir. Ancak konuşmanızın içine serpiştireceğiniz anılarınız, ilginç hikâyeler, konuşmanızı daha ilginç hale getirir.


8. Mizah, etkili bir silahtır. Bu silahın gücünden faydalanın. Ancak bu silahı kullanmayı bilmiyorsanız, derhal vazgeçin. Zira komik olmak ile komik duruma düşmek arasında çok ince bir çizgi vardır.


Anlattığınız fıkranın sonunda hiç kimsenin gülmediğini düşünün. Bu korkunç sessizliği bertaraf etmek oldukça güç olacaktır. Ancak ölçülü ve içten espriler, konuşmanıza müthiş renk katar. Unutmayın, insanlar gülünce daha hızlı öğrenir, daha iyi hatırlar.


9. Dinleyicilerinizi konuşmanıza dahil edin. Onları konuşmanızdan soyutlamayın. Ara sıra sorular sorun, yorumlarını alın, tahminler yaptırın. Sorularına tatmin edici yanıtlar verin ve mutlaka gözlerine bakın. Dinleyiciye değer verdiğinizi, onların varlığının farkında olduğunuzu hissettirin.


10. Tıpkı bir romanın, bir filmin, bir fıkranın sonu gibi bir konuşmanın da sonu çok önemlidir. Konuşmanın sonunda söyledikleriniz ve yaptıklarınız adeta zihinlerde kalan “son tat”tır. Dolayısıyla finalin ilginç, çarpıcı, kısa, az-öz ve pozitif olması büyük yarar sağlar.



ETKİNLİK SONUNDA YAPILACAKLAR


Konuşmanızın sonunda dinleyicilerinizi sorunları ile baş başa bırakmayın. Tam tersi motive edin, güldürün, vizyon kazandırın, çözüm yolları gösterin. Konuşma mekânından pozitif duygular ile ayrılmalarını sağlayın.


Girişte olduğu gibi finale de mutlaka iyi hazırlanın. “Bir şekilde sonunu bağlarım” diye düşünmeyin. Konuşmanızı nasıl bitireceğinize dair mümkünse prova yapın.












Güncelleme Tarihi: 24 Mart 2018, 09:44
YORUM EKLE