Ses Bükümü Alıştırmaları

Ses Bükümü Alıştırmaları

Ses Bükümü Alıştırmaları

Ses Bükümü Alıştırmaları

Aşağıdaki parçayı anlatılmak istenen bir fikir ve hisleri hissettirerek bükülmeyiniz.

CHİMENE: Bütün gayretime rağmen gizlemeye muvaffak olamadığım bir sırrı artık sizden saklamaya lüzum görmüyorum, haşmetmeap. Ben seviyordum, siz de anlamıştınız; fakat babamın intikamını almak için sevgilimi pek tabii olarak cezalandırmak istedim. Aşkımı, vazifeme nasıl feda ettiğimi zati haşmetaneniz kendi gözlerinizle gördünüz. Nihayet, işte Rodrigue öldü ve onun ölümü beni amansız bir düşman vaziyetinden matemli bir sevgili haline getirdi. Sebebi hayatım olan babama karşı böyle bir intikam boynumun borcu olduğu gibi, şimdi sevgilime karşı bu göz yaşlarını dökmek de gene boynumun borcudur. Don Sanche beni müdafaa etmekle mahvıma sebep oldu, halbuki ben şimdi beni mahveden adama zaten zafer mükafatı oluyorum!

Haşmetmeap, eğer bir kral kalbinin merhametle yumuşama ihtimali varsa lütfen beni bu ağır mahkumiyetten kurtarınız; sevgilimin hayatına mâl olan bu zaferin mükafatı olarak ben ona bütün servetimi bağışlıyorum, buna mukabil o da beni bana bağışlasın; ben de bir manastıra kapanıp son nefesime kadar gece gündüz hem babama, hem sevgilime ağlayayım.

(Corneille, le Cid. Çeviren: İ. H. Danişmend. Perde V. Sahne VII)

Aşağıdaki parçayı istenilen etkiyi meydana getirecek şekilde; ama sesi ölçülü kullanarak okuyunuz.

JULİET: Elveda. Allah bilir bir daha ne zaman karşılaşacağız. İçimde, damarlarımı ürperten, kanımı donduran, hafif soğuk bir korku var! Buraya gelip beni teselli etsinler; çağıracağım: Sütnine! Lakin onun burada ne işi var? Bu hazin sahneyi tek başıma oynamam lazım.

Gel, küçük şişe! Ya bu terkibin hiçbir tesiri olmazsa! O zaman yarın sabah evlenecek miyim? Hayır, hayır, bu mani olacak. Sen şurada yat. (Hançeri yatağın üstüne koyar.) Ya şişenin içindeki mayi, rahibin beni Romeo ile gizlice evlendirdiği meydana çıkıp da haysiyeti, şerefi sarsılmasın diye içirmek istediği bir zehirse?

Galiba, zehir bu; ama içim bu şüpheye karşı isyan ediyor. Mukaddes bir adam, nasıl yapar böyle bir şeyi? Ya mezara gömülünce Romeo beni kurtarmaya gelmeden evvel uyanırsam? Ah ne müthiş şey, yarabbim! İçine bir nefes temiz, can veren hava girmeden lahitte tıkanarak boğulmaz mıyım? Romeo geldiği zaman beni orada boğulmuş bulacak.

Yaşasam bile oranın dehşeti; gece ve ölüm, o eski mahzen, yüzlerce seneden beri ecdadımın kemiklerini içine alan bu tarihi makber beni çıldırtmaz mı? Tibalt’in kefeninin içinde taafün etmeye başlıyan taptaze, kanlı cesedini görür de çıldırmaz mıyım? Orada, gecenin bazı saatlerinde ruhlar dolaşırmış. Ah, erken uyanarak o fena kokuları duyar, topraktan çekilen Mandragora feryatları gibi insanları çıldırtan haykırışlar işitirsem. Ben, ben! Çıldırırsam! Bu müthiş korkuların tesiri ile deli olmaz mıyım? O zaman bir çılgın gibi ecdadımın kemikleri ile oynayacak ve yaralı Tibalt’i kanlı kefeninden mi çıkaracağım? Bu cinnet halindeyken bir akrabamın kemiğini sopa gibi kullanarak kafa tasımı patlatacak, zavallı beynimi dışarı fırlatacağım, öyle mi? Ah! işte, yeğenimin hayalini görüyorum.

Hortlak! Romeo’yu arıyor…Bir hancerin sivri ucuyla canını alan Romeo’yu! Dur.

Tilbalt, dur! Romeo, geliyorum! Şerefine içiyorum. (İçer ve yatağa düşer.)

(W.Shakespeare, Romeo ve Jülyet, Çeviren: İlhan Siyami Tanar. Perde IV. Sahne III.)

YORUM EKLE