Anadolu'da Yaşamış Diller

Anadolu'da Yaşamış Diller

Anadolu'da Yaşamış Diller

Anadolu'da Yaşamış Diller

İÇİNDEKİLER 

Dil Aileleri 1 

Anadolu’nun Diller Tarihi

Sümerce

Akadça 5 

Hurrice 6 

Urartuca

Hattice 8 

Hititçe 9 

Luvice 11 

Likçe 12 

Lidçe ………………………………………………………14 

Karyaca …………………………………………………...15 

Sidece ……………………………………………………..16 

Frigçe …….………………………………………………..17 

Yunanca ….……………………………………………….19 

Latince …………………………………………………….22 

Farsça ……………………………………………………..23 

İbranice …………………………………………………...24 

Süryanice …………………………………………………25 

Arapça …………………………………………………….26 

Osmanlı Türkçesi .………………………..27 

Zazaca …………………………………………………….32 

Lazca ………………………………………………………33 

Geri Kalanlar ………………………………………...34 

Ölü ve Kayıp Diller Nasıl Çözüldü………35  

“Önce söz vardı” 

“Söz tek miydi? Tekse nasıl ve neden bunca farklılaştı?  Nasıl doğdu?” Bu soruların cevapları konusunda bir mutabakat yok, olacağa da benzemez fakat mutabık olunan bir şey var ki “önce söz vardı”. Sonra yazıya döküldü. İlk yazıda her şeyin resmi kendisini anlatırdı. Güneşin dağın üstünde olduğunu yazmak isteyen biri güneş ve dağ çizerdi. Çizgi romana benzeyen bu yazıya piktogram yazısı denir. Mısır hiyeroglifleri bir piktogram örneğidir. Tahmin edebileceğiniz gibi bu yazıyla sadece somut şeyler anlatılabiliyordu. Bu gömlek dar gelmeye başlayınca piktogramlara başka başka anlamlar yüklendi. Artık güneş resmini görenlerin aklına ‘ışık’, ‘gündüz’, ‘sıcak’ gibi soyut ifadeler de geliyordu. Sadece nesneleri değil, kavramları da ifade eden bu harflere ideogram denir. Japon alfabelerinden biri olan Kanji, ideogramatik yazıya örnektir.  İdeogramatik yazıda harfler zamanla resim özelliklerini yitirdiler, basitleştiler. 

Güneşi ifade eden ideogram güneşe benzememeye başladı. 

Hitit çivi yazısı da bu tür bir ideogramatik yazıya örnektir. 

Yazıda kullanılan karakterlerin konuşulan dildeki ses karşılığını vermeye başlamaları, yazının evrimi sürecindeki en önemli kırılmadır. Bilindiği kadarıyla böyle bir alfabenin ilk örneği Fenike yazısıdır. İlk harfi ‘a’ sesini veren ‘alef’tir. Öküz anlamına gelir. Arapça’da ‘elif’, Yunanca’da ‘alfa’ olmuş. İkinci harfi ‘b’ sesini veren ‘bet’tir. Ev anlamına gelir. Arapça’da ‘beyt’, Yunanca’da ‘beta’ olmuş. Alfabenin diğer harfleri de bu şekilde oluşturulmuş. Bundan böyle ev resmi gören bir Fenikeli bunu ‘beyt’ (yani ev) diye değil, ‘be' diye okuyacaktır. Sessiz harflerden oluşan bu yazı sisteminde ‘beyt’ (ev) yazmak için bet, yod ve taw harflerini sağdan sola sırayla yazmak gerekiyor.

Böylece ev ideogramı artık ‘be’ sesini veren bir fonograma dönüşmüş oldu. Fonografik yazıya birçok bildik örnek verebiliriz: Arap, Latin, Yunan alfabeleri. 

Mısır hiyeroglifi   

Hitit çivi yazısı   

Fenike   

Ge’ez በ 

Süryani በ 

İbrani ב

Arap ب

Yunan B, β 

Kiril Б 

Latin B, b 

Dil Aileleri 

Diller de ağaç türleri, insan ırkı, sürüngenler, kelebekler gibi tasnif edilmişlerdir. Çoğu dil gramer yapısı, kelime kökleri vs. gibi özellikleriyle bir dil ailesine mensuptur. Bazı dillerse izole 

olarak kabul edilirler. Bilinen dil aileleriyle akrabalıkları henüz bulunamamıştır. Baskça ve Sümerce izole dillere örnektir. 

Diller on küsür aileye ayrılmışlardır. Hint-Avrupa, Ural, İberKafkas, Hami-Sami (Afro-Asyatik), Çin-Tibet, Maya... Hititçe, 

Hint-Avrupa dil ailesinin bir ferdidir. Kürtçe, İngilizce, Hintçe ve Ermenice ile aynı aileye mensupturlar fakat uzak akrabadırlar. Türkçe, Altay dillerindendir. Japonca, Korece ve Moğolca ile akrabadır. Arapça ise bir Afro-Asyatik dildir. Yakın akrabaları İbranice, Aramice, Maltaca, Habeşçe’dir. Ölü dillerden Akadça, Babilce ve Asurca ile de yakın akrabadır. 

Lazca bir İber-Kafkas dilidir. Gürcüce ve Acarca ile hısımdır. 

Başlıca dil grupları üç tanedir. Yapım ve çekim ekleri olmayan 

‘tek heceli’ diller bunların ilkidir. Cümleler çekimsiz kelimelerin yan yana gelmesiyle oluştuğundan vurgular çok gelişmiştir. Çin ve Tibet dilleri bu gruptadır. İkinci grup 

‘eklemeli’ dillerdir. Kelimelerin kökleri değişmez ancak kelimeye getirilen ekler, kelimelerin anlam ve görevlerini 

belirler. Kelimelerde cinsiyet farkı yoktur. Macarca, Japonca, Türkçe, Sümerce eklemeli dillerdir. Bir de bükümlü diller vardır. Bu dillerde kökler tek başlarına anlam ifade etmezler genelde. Kökleri oluşturan sessiz harfler arasına sesli harfler getirilerek yeni kelimeler oluşturulur. Kelimeler başına, sonuna, ortasına ek alabilirler. Böylelikle kökler değişikliğe uğrarlar. Arapça, Farsça, İngilizce bu gruptadırlar. 

Çince 

 去: gitmek } 我学校我去学校: Benim okulum: Ben okula gidiyorum 我: ben  

学校: okul

Türkçe 

Çekoslovakya-lı-laş-tır-a-ma-dı-k-lar-ı-mız-dan-mış-sın-ız: You are said to be one of those that we couldn't manage to convert 

to a Czechoslovak 

Arapça 

Kaf (ك) – Te (ت) – Be (ب) : KTB kök halde manasızken, sessiz harfler arasına sesler alınarak ya da harflerin yerleri değiştirilerek bu kökten anlamlı kelimeler elde edilir. 

كتب : kataba → o (♂) yazdı                كتاب : kitab → kitap 

 كاتِب : katib → katip                              مَكتوب : maktub → mektup 

Anadolu’nun Diller Tarihi 

Sümerce 

Mezopotamya’nın bilinen en eski uygarlığıdır Sümerler. 

M.Ö.4000 civarı sahneye çıkmışlar. Kökenleri belirsiz. M.Ö.2500 civarında Elamlılar, 200 küsür sene sonra da Akadlılar tarafından saldırıya uğradılar. M.Ö.2000 civarında bağımsız kimliklerini kaybettiler. 

Şimdiye dek bilinen diller arasında hiçbiriyle kesin akrabalığı olmayan ve daha Hammurabi zamanından az sonra, yaşayan 

bir dil olmaktan çıkan Sümerce, yalnızca Babilli rahiplerin dini vecibeleri için kullanılmış ve bundan dolayı Eski Doğu’nun kilise Latincesi’ne benzer bir şekilde rahip okullarında ölü bir dil olarak okutulmuştur. 

Önceleri piktogramlar ile yazılmış. Sonradan (M.Ö.2700 civarı) determinatifler ve hece işaretleri ile yazılan gerçek anlamda bir yazı sistemi oluşturmuşlar. 

Sümerce piktogramların zaman içinde çivi yazısına evrilişi 

                        

İstanbul Arkeoloji Müzesi, Eski Şark Eserleri kısmında Sümerce kil tabletleri görebilirsiniz. Bu dil hakkında daha fazlasını 

öğrenmek isteyenler Türkçe kaynak bulmakta zorlanacaktırlar. 

Mebrure Tosun & Kadriye Yalvaç – Sümer Dili ve Grameri birazcık zahmetle bulunabilir. Nafiz Aydın – Büyük Sümerce Sözlük 

bulmak kolay, karıştırması zevkli. Samuel Noah Kramer - İstanbul 

Arkeoloji Müzelerinde Bulunan Sümer Edebi Tablet ve Parçaları da bulması zor, okuması zevkli kitaplardan. 

Akadça

Akkadlar Sümer kentlerini ele geçirince dilleri de bölgeye hakim oldu. Babir ve Asur Medeniyetlerinin anadilidir. Öyle 

hızla yayılır ki antik dünyanın lingua franca’sı haline gelir. 

Medeniyetler arası karakter taşıyan metinler bu dilde yazıldığından, sayesinde birçok antik dil çözüldü. Çivi yazısı ile yazılırdı. Dilin Sami özelliği keşfedildikten sonra İbranice ve 

Arapça kelimelere benzer kelimelerden yola çıkarak dil yavaş yavaş çözüldü. Bu yönteme ‘kökene indirgeme yöntemi’ 

deniyor. Ses benzerliklerine bakarak, bilinen akraba bir dilin yardımıyla bilinmeyen bir dildeki kelimeleri yorumlamak 

olarak açıklanabilir. M.Ö. 7. yüzyıl civarında yerini Aramice’ye bıraktı. İstanbul Arkeoloji Müzesi, Eski Şark Eserleri kısmında 

Akad çivi yazısı ile yazılmış Kadeş Antlaşması’nı görebilirsiniz. Nafiz Aydın - Sümerce ve Akadça İşaret Listesi zor bulunur, kıymetli bir eserdir. 

Hurrice

M.Ö.2000 civarında Hindistan’dan gelen Hint-Avrupalı kavimlerin önderliğinde Kafkaslar üzerinden Kuzeybatı 

Mezopotamya’ya girmiş oldukları sanılıyor. Babil çivi yazısını benimsemişler. Kısa dönem politik güç haline gelmişler. M.Ö. 

1000 olmadan tarih sahnesinden silinmişler. Yakın bağları bulunan Urartu kabileleri 300-400 sene daha Doğu Anadolu’daki dağlarda ayakta kalabilmiş. İzole bir dil olduğu düşünülüyor. 

Kimileriyse Kafkas dillerine mensup olduğunu iddia ediyor fakat bir mutakabat yok. Çift dilli metin çok az ve kısa 

olduğundan dil büyük oranda anlaşılmaz. Fransızlar Ugarit’te 

(Ras Şamra) Akadça – Hurrice çift dilli yazıtlar buldular fakat onlar da çok kısa. Muhtemelen pek bir ilerleme kaydedilemeyecek. 

Urartuca

Urartular’ı Hurriler’in devamından çok hayatta kalan komşusu, akrabası olarak görmek gerek. Ermeniler ataları olarak kabul 

ediyorlar. Aynı iştahla olmasa da kimi Kürtler de ataları olarak 

Urartuları görüyorlar. Dilleri kesinlikle Hint-Avrupa dil ailesine mensup değildir (Ermenice ve Kürtçe Hint-

Avrupalı’dır). İzole bir dil olarak kabul edilir fakat Kuzey 

Kafkas dilleri -bilhassa Çeçence- ile yakınlık gösterir. Yeni Asur çivi yazısıyla yazılmış 180 kadar yazıt bırakmışlar geride. 

Friedrich Eduard Schulz’un tanıttığı çift dilli Keleşin steli çözüldü fakat dili tamamen anlamaya yetmiyor. Bir başka çift dilli stel Topzava halen tam olarak çözülemedi. Margaret R.Payne - Urartu Çivi Yazılı Belgeler Kataloğu’nu tavsiye ederim. 

Patnos’ta bulunan, Ankara Anadolu Medeniyetler Müzesi’nde sergilenen Asur 

Çivi yazılı Urartuca kitabe. (M.Ö.8. yüzyıl) 

  

Hattice

Anadolu Yarımadası’nın bilinen ilk uygarlığı. M.Ö. 2500 civarına kadar gidiyor buluntular. M.Ö.2000 civarında Hititler, 

Hattiler’e ait toprakları işgal etmeye başlamışlar fakat halkı korumuşlar. Üstüne üstlük Hattiler’den oldukça etkilenmişler. 

İnanışları ve dillerinde Hatti izleri taşımışlar. Hititler pek çok 

Proto-Hattice metni de korumuşlar fakat pek az bir kısmı çözülebildi. İzole bir dil olarak kabul ediliyor. Kimileri Kafkas ailesine yakıştırıyor. Fikir birliği yok. Oğuz Soysal - Hattischer 

Wortschatz in hethitischer Textüberlieferung. 1000 küsür sayfalık bir tuğla. Okuması da bulması da zahmetli. 

Hititçe

Anadolu’da konuşulan en eski dillerden biridir. İlk yazılı kaynaklar M.Ö.16. yüzyıla aittir. Önceleri hiyeroglif şeklinde yazılmış sonradan çivi yazısı kullanılmış. Dili çözmek pek kolay değil zira Hititçe metinler üç ayrı dilden elemanlar 

içeriyor: Hititçe, çekim ekleri almış Sümerce ideogramlar ve 

Akadça kelime parçacıkları.  Dili çözümlemede ilk ve en önemli adım Çek araştırmacı Friedrich Hrozny’den gelmiş. Yıllarca 

uğraştıktan sonra bir cümleyi çözmeyi başarmış: “NINDA-an ezzateni watarra ekutteni" ‘Ninda’ yukarıda da bahsetmiştik, 

çok önceden beri bilinen Sümerce bir kelime. ‘Ekmek’ anlamına 

geliyor.  Farsça’da, Hintçe’de, Kürtçe’de yaşayan bir kelime. 

Kürtçe’de ‘nan’ ekmek anlamına gelir. Hrozny ‘ezza’ sözcüğünü Almanca’daki ‘essen’ (yemek) fiiline benzetmiş. 

Almanca’ya benzetmesi boşuna değildir çünkü Hititçe’nin de 

Almanca gibi Hint-Avrupa dillerinden olduğunu düşünüyordu.  ‘Watarra’ da yine Almanca’daki ‘wasser’e (ve 

İngilizce’deki ‘water’e) çok benziyordu. Geriye bir tek ‘ekutteni’ kalıyor, onu da Latince’deki ‘aqua’ ile benzeştirdi ve cümleyi 

şöyle çevirdi: “Ekmeği yiyeceksiniz, suyu da içeceksiniz”. Tabii işler burada anlatıldığı kadar kolay değil. Hala bu dilin aydınlatılamamış kuytuları var. İstanbul Arkeoloji 

Müzesi’ndeki Boğazköy Metinleri bu dile ait en önemli belgelerdir denebilir. Ali Dinçol - Yeni Başlayanlar İçin Hititçe ve Akadça bulması çok zahmetli fakat mücevher değerinde. 

Beyazıt’taki Atlantis Fotokopi’de bulunuyor. Edgar H. Sturtevant – Eti Dili Sözlüğü bulması nispeten kolay. Sedat Alp - Hitit Çağında Anadolu Çiviyazılı ve Hiyeroglif Yazılı Kaynaklar. Okuması zevkli.

Luvice 

Luvi Krallığı M.Ö.2000-1400 arasında Anadolu’da ayakta kalmış. 

Başkenti Apaşa (bugünkü Selçuk) diye tahmin ediliyor. Tarihleri hakkındaki bilgiler çok açık değil. Neden ve nasıl yıkıldıkları bilinmiyor. Dilleri Hint-Avrupa ailesine mensup. Hititlerin hiyeroglif yazısında kullandıkları dil çoğunlukla Luvice. 

Bilhassa anıtlarda sık kullanılmış. Aksaray, Gücünkaya’daki 

Burunkaya Anıtı, İstanbul Arkeoloji Müzesi’ndeki Emirgazi 

Sunakları, Gaziantep Müzesi’ndeki Körkün Steli, Gaziantep 

Çağdın’daki Çağdın Rölyefi ve daha birçok anıt ve stelde Luvice hiyeroglifleri görebilirsiniz. Hititçe karşılığı bulunmayan 

Luvice metinler hala okunamıyor. M.Ö.1400 sonrası krallıkları yıkılmış fakat kültir ve dilleri yaşamaya devam etmiş. Bilge 

Umar Türkiye’de Luvice hakkında çalışan renkli insanlardan biri. Kitaplarını bulmak zor değil. Memleketteki yer adlarının 

önemli kısmının Luvice’den geldiğini iddia ediyor. Hayalgücü, 

tutku ve bilimin zevkli bir karışımı. John David Hawkins - Corpus 

of Hieroglyphic Luwian Inscriptions: Inscriptions of the Iron Age üç ciltlik bir tuğla. Okumak iğneyle kuyu kazmak gibi. Zevkli, yorucu. Yurtdışından sipariş edebilirsiniz. 

Gaziantep Kargamış’tan Ankara Anadolu Medeniyetler Müzesi’ne getirilen 

Kral Burcu Ortostatı ve Luvice hiyeroglif yazısı (M.Ö.900-700) “Ve bu da Tuwarsais, yönetici tarafından arzulanan, seçkinliği açığa vurulan prens” 

Likçe 

Likyalılar’ın Demir Çağı’ndan beri Orta Anadolu’nun batısında yaşadıkları biliniyor. Luviler’in devamı olarak görülürler. 

Holger Pedersen, Likçe’nin Hititçe ile akraba olduğu iddiasını ikna edici biçimde savundu. Artık Likyalılar’ın Hititler’in akrabası olduğu konusunda mutabakat var denebilir.. Dilleri Hint-Avrupa ailesine mensuptur. Dille ilgili belgelerin çoğu konu bakımından çeşitlilik göstermeyen mezar yazıtlarından oluşur. Çift dilli metin sayısı da azdır. Bu yüzden dil hakkındaki araştırmalar ne yazık ki çok önemli sonuçlar vermemiştir. Fethiye’deki Xanthos Antik Kenti’nde yer alan stel, bu dile ait en önemli belgedir. M.Ö.500-400 arasına tarihlendirilmiştir. Üç dillidir:  Grekçe, Likçe ve Milyanca 

(Likçe’nin bir lehçesi sayılır, çözülememiştir). Letoon Antik 

Kenti’nde bulunan ve Fethiye Müzesi’nde sergilenen stel de çok önemli bir belgedir. O da üç dillidir: Likçe, Grekçe, Aramice. 

Her ikisi de Likçe’nin çözülmesinde yardımcı olamamıştır çünkü çivi yazılı dillerde olduğu gibi bir metnin anlaşılmasına yarayan, yol gösterici determinatifler.

Güncelleme Tarihi: 11 Eylül 2019, 12:07
YORUM EKLE