II. Abdülhamid dönemi Göktürkçe ve Latin Alfabesi çalışmaları

II. Abdülhamid dönemi Göktürkçe ve Latin Alfabesi çalışmaları

II. Abdülhamid dönemi Göktürkçe çalışmaları





Bildiğiniz gibi Orhun yazıtlarını Danimarkalı dilbilimci Vilhelm Tomsen çözümlemiştir.Uzun yıllar çözülemeyen Göktürk yazısı, 1893 yılında Danimarkalı dilbilimci Vilhelm Tomsen tarafından, Rus Türkbilimci (Türkolog) Vasili Radlof’un da yardımıyla çözülmüş ve aynı yılın 15 Aralık günü Danimarka Kraliyet Bilimler Akademisi'nde bilim dünyasına açıklanmıştır.

Türklerin bu en eski ve derin uygarlığı, yazı birikimi, kültür varlığı böylece gün ışığına çıkartılmış ve "barbar" denilen Türklerin, eşsiz bir uygarlığın kurucuları ve öncüleri olduğu kanıtlanmıştır.

Bildiğiniz gibi Ulu Önder Atatürk Türk dili, Sümerce, Göktürkçe üzerine yıllarca emek vermiş "Türklüğün unutulan büyük medeni vasfının" bir güneş gibi doğacağına olan inancını haykırmıştır.

Sanılanın tersine 2. Abdulhamid de kendi döneminde Göktürkçe üzerine çalışmalar yaptırmıştır.

Ayrıca V. Mehmed Reşad, az sayıda basılan Mecidiye Nişanı'ndan Tomsen'e de armağan etmiştir.



Suat Özer








Abdülhamit'in Latin Alfabesine Geçme Girişimi


http://www.dailymotion.com/video/x1873fy

Öncelikle belirtelim ki söz konusu bulguların kaynağı 2. Abdülhamit’tir. Abdülhamit, tahttan indirildikten sonra kendi kalemiyle hayatını ve saltanat makamındaki siyasi vakaları kaleme almış ve bizzat Abdülhamit tarafından katip Ali Vehbi Bey’e Fransızcaya tercüme ettirilerek yayınlanmıştır. (Bkz. “Siyasi Hatıralarım”, Dergay Yayınları, ISBN:975-7032-00-X) 

Latin Harflerine geçilmesi konusu, Osmanlı’nın son dönemlerindeki reformist hareketler içerisinde pek çok kez gündeme gelmiş, kimi zaman bu konu hilafet makamına kadar ulaşmış ve üzerinde tetkik ve incelemeler yapılagelmiştir.

Latin Harflerine geçilmesi konusundaki ilk gündem 1850 yılında ortaya atılmıştı. Türkçe üzerindeki çalışmalarıyla tanınan Azerbaycanlı yazar ve bilimadamı Mirza Fethali Ahundzade Efendi, Türkçenin Arap Alfabesi ve Fars gramer yapısı ile kullanılmasındaki zorlukları incelemiş, hem kullanılması hem de öğrenilmesi açısından ortaya çıkan güçlükleri belirten bir çalışma yaparak Osmanlı Hükümetine sunmuş, çözüm olarak da Latin Harflerinin kullanılmasını teklif etmiştir.

Mirza Fethali Ahundzade Efendinin teklifi halife Abdülmecit tarafından incelenip dönemin bilim kurumu olan Encümen-i Daniş’e sevk edilerek tetkik edilmesi istendi. Konu üzerinde mülahaza eden Ali Paşa, Fuat Paşa, Mustafa Reşit Paşa ve Cevdet Paşa bu tetkik ve teşhisi dikkate alıp olumlu görüşlerini bildirdiler ve Mirza Fethali Ahundzade Efendi'ye mecidiye nişanı vererek kendisini onurlandırdılar.

Konu üzerinde tetkiklerini gerçekleştiren Encümen-i Daniş, tetkiklerini siyasi mecraya nüfuz ettirse de sonuç alınamadı. Latin Harflerinin kullanımı ile ilgili görüşler reddedilmiş ancak söz konusu teklif dinsizlik ya da zındıklık olarak değerlendirilmemiştir.

Sultan Abdülmecit döneminde gündeme gelen Latin Alfabesinin kullanılması meselesi her ne kadar itibar görmüş olsa da dönemin şartları gereği gerçekleştirilememiş ancak reform hareketleri içerisinde bir gündem maddesi olarak canlılığını korumuştur.

Abdülmecit’in vefatı ve 2. Abdülhamit’in hilafet makamına geçmesi ile daha da canlanan reform hareketleri, Latin Alfabesinin kullanılması meselesini yeniden gündeme getirdi. Osmanlı tebaası olan Arnavutlar, din ve mezhep ayrılıkları nedeniyle üçe bölünmüşlerdi ve Osmanlı Alfabesini kullanan Müslüman Arnavutlar, yazı dillerini batının literatürlerinden faydalanabilir hale getirmek amacıyla Latin Harflerini kullanmayı gündeme getirmişlerdi.

Bu doğrultuda çalışma yürüten Arnavut kökenli  Abdül ve Şemsettin Sami kardeşler, Latin harflerinden esinlenerek adına İstanbul Alfabesi dedikleri yeni bir Alfabe geliştirdiler. Giriştikleri bu çalışma ile İstanbul’daki mekteplerde okutulmak üzere gramer ve medrese kitapları basmışlarsa da yeteri kadar yaygınlık kazanamadı ancak Latin Harflerinin kullanılabilirliği ve Osmanlı dilinin ıslahı yeniden gündeme gelmişti (1879).

Latin Harflerinin kullanılması meselesi İkinci Meşrutiyet’in ilanıyla daha da ateşlendi. Arnavutlar, din ve mezhep ayrılıklarına rağmen Latin Harflerinden esinlenerek meydana getirilen bir Alfabeyi kullanmaya karar vermiş, bu gayretlerinde de başarılı olmuşlardı. Arnavutların Latin Harflerine geçiş teşebbüsü Meşrutiyet reformcularının bu konu üzerindeki hassasiyetlerini ve heveslerini arttırtmıştı.

Giderek yükselen reform hareketleri neticesinde yeniden gündeme gelen Latin Alfabesine geçme düşüncesi, Saltanatının son dönemlerine doğru Abdülhamit Han’a kadar ulaştı. Latin Harflerinin kullanılması ile ilgili en net ve dikkate değer yorum Abdülhamit Tarafından ortaya koyulmuştur. Arap Alfabesi, Fars Gramer yapısı ve Türkçe seslere uymayan diziliş ve yerleşimin Osmanlı Türkçesinin okunup yazılmasında teşkil ettiği engellerin farkında olan Abdülhamit Han, bizzat kendisinin kaleme aldığı ve ifade ettiği üzere Latin Harflerinin kullanılmasında yarar görmüş, nasıl uygulanabileceği konusunda fikir alışverişlerinde bulunmuştur.

Abdülhamit Han, Saltanat makamından indirildikten sonra kaleme aldığı “Siyasi Hatıralarım” kitabında naklettiği bilgilerde Latin Harflerine geçilmesi yönündeki düşüncelerini şöyle açıklamıştır;

“Yazımızı öğrenmek pek kolay değildir. Bu işi halkımıza kolaylaştırmak için belki de Latin Alfabesini kabul etmek yerinde olur. “ (Siyasi Hatıralarım, Sayfa 192)

 




 
Güncelleme Tarihi: 11 Kasım 2017, 14:36
YORUM EKLE