METİN GRAMERİ, La grammaire textuelle, Rıza FİLİZOK

METİN GRAMERİ, La grammaire textuelle, Rıza FİLİZOK

METİN GRAMERİ, La grammaire textuelle, Rıza FİLİZOK

METİN GRAMERİ, La grammaire textuelle, Rıza FİLİZOK

METİN GRAMERİ, La grammaire textuelle, Rıza FİLİZOK

GİRİŞ ►

Dilbilgisi derslerinde cümle birimi, cümlenin dışına çıkılmadan, metnin bütünlüğü göz önüne alınmadan incelenir. Bazı durumlarda bir cümle, bağlamı dışında tek başına yeterli bir anlama sahip olabilir, fakat genellikle cümlelerin anlamı sıkı bir şekilde metne bağlıdır ve ondan ayrılamaz niteliktedir. Bundan dolayı çağımızda cümleyi birim olarak kabul eden dilbilgisi yanında metni bir birim olarak kabul eden bir metin grameri doğmuştur. Bu bilim dalı, henüz kuruluş aşamasındadır ve kuramsal yaklaşımlarda ve kullanılan terimlerde henüz bir birlik sağlanamamıştır ama metni oluşturan öğelerin tanınması konusunda çok ciddî yol alınmış, bu bilim dalının bulguları Batı dünyasında pratik olarak pedagojik amaçlarla kullanılmaya başlamıştır. Metin grameri çalışmalarının yararı iki yönlü olmuştur: Birincisi yazılmış bir metnin niteliklerini kavramamıza yardımcı olması, bir metni analiz etmemizi sağlaması, ikincisi ise yeni bir metin oluştururken, yazı yazarken yararlanacağımız dil malzemelerini, anlatım tekniklerini tanımamızı sağlamasıdır.

Metin grameri 1960’lı yıllarda Benveniste ve Grimas tarafından geliştirilmiş, 1980-1990 yılları arasında Combettes ve Adam’ın çalışmalarıyla yaygınlık kazanmıştır. Metin gramerinin konusu, bir metni metin yapan temel niteliklerin araştırılması, metnin tutarlılığını (la cohérence) ve bağdaşıklığını (la cohésion) sağlayan elementlerin tespit edilmesidir. Metin grameri, metnin bütünlüğünü ve çeşitli cümleler arasındaki bağı kavramamızı sağlayan dil elementlerini ve konuşan kişilerin, bağlamın ve toplum kültürünün etkilerini araştırır.

.

METİN KAVRAMI ►

Bir metin, iletişimi sağlayan ve iletişimin amacını gerçekleştiren bir yapıya sahip, tutarlı bir cümleler dizisidir. Metin, değişik uzunlukta olabilen bir birimdir: bir eserin parçası, bir bölümü, bir kitap metin olarak kabul edilebilir.[1] Metinselliğin temel prensibi tutarlılıktır (la cohérence): Cümle nasıl bir gramere sahipse metin de bir gramere sahiptir. Bir metin, cümlelerin basit bir toplamı değildir, metinde devamlılığı sağlayan iç ve dış bağlar bulunur.

Bir metin analizi çalışması, metin çeşitli ve karmaşık bir yapıya sahip olduğundan düzenli ve yöntemli olarak yapılmalıdır. Bundan dolayı metnin yapısının analizi farklı düzlemlerde ele alınmaktadır:

1. Küçük yapı düzlemi (La microstructure): Bir cümlenin öğelerinin kendi aralarında düzenlenişiyle ilgilidir (Bağlantılar, tekrarlar).

2. Büyük yapı düzlemi (La macrostructure): Çeşitli genişlikteki metin birimlerinin düzenlenişinden doğar (paragraf, bölüm, metin). Bu düzlemin ayırt edici niteliği, özetlenebilir olmalarıdır.

3. Üst yapı düzlemi (La superstructure): Bir metnin türüyle ilişkisi ve metin tipiyle ilişkisi üst yapıyı oluşturur. Bir metin diğer metinlerden bağımsız değildir. Metinlerarası (intertexte) ilişkiler vardır: kültürel çevreyle ilişki, alıntılar, türler, göndermede bulunulan metinler… Ayrıca metin değerlendirilirken metin dışı (Le paratexte) elementler yani metnin çevresinde yer alan metinler de göz önünde bulundurulur: Başlık, giriş, referanslar, notlar, eser ve yazar hakkında çeşitli bilgiler, açıklamalar, eleştiriler…

METİN GRAMERİ ►

Bir metnin tutarlılığına (cohérence) ve bağdaşıklığına (cohésion) sağlayan şeyleri araştırır. Metin grameri, metnin genel düzenini ve farklı cümleler arasındaki bağlantıları görmemizi sağlayan çeşitli bağlayıcıların (connecteurs : zamansal, mantıksal vb.) oynadığı rolü açıklar. Zengin ve oldukça geniş bir disiplindir.

Bir cümlenin kelimeleri dilbilgisinin ve sözdiziminin kurallarına uyularak sıralanır. Aynı şekilde bir paragrafın cümleleri, bir metnin paragrafları bazı kurallara göre birbirine bağlanır. Gramerciler, genellikle cümleyi cümle birimi dışına taşmadan analiz ederler. Ancak cümlenin anlamının daima metnin bütününe bağlı olduğu unutulmamalıdır. Bazı cümlelerin iç ve dış bağlam dışında değişmez bir anlamı bulunursa da cümleler, içinde yer aldıkları metne sıkı bir şekilde bağlıdır ve ondan ayrılamaz. Bir metinde cümlelerin bağlantıları bazı kelimeler yardımıyla kurulur. Bu kelimeler çok zaman gramatikaldir:

Araç kelimelerle: Düzenleyiciler (organisateurs) ve çeşitli bağlayıcılar (connecteurs “kronolojik ve mantıkî”), gösterme zamirleri (bu, bunlar, şu, şunlar, o, onlar ve bunların beş iç çekim halleri)[2], kişi zamirleri (ben, sen, o; biz, siz, onlar ve iç çekim, dış çekim halleri);

Anahtar kelimelerle (Metnin temiyle ilgili adlandırmalar: Petrol…, Bu ürün…, Bu sıvı… vb.)

Sonraki tekrarlar (anaphore), ikameler (substitution), önceki tekrarlar ( cataphore) metnin elementlerinin tekrarını sağlar. Böylece metnin çeşitleri elementleri arasında anlam bağlılıkları, anlam ilişkileri kurulur. Metnin bağdaşıklığını esas olarak sağlayan şey, aşağıda açıklayacağımız bu ortak gönderge (co-référenciels) ağıdır.

Michel Charolles, metin gramerinin kompozisyon yazanlara yararlı olucağını, tutarlı, anlaşılır metinler yazmak isteyenlere yol gösterebileceğini düşünüyordu. Bunun için iyi bir metnin temel niteliklerini araştırdı. Ona göre iyi bir metnin temel ilkeleri şunlardır: (Bunlara bir metni metin yapan temel unsurlar da diyebiliriz):

1-Tekrar ilkesi (répétitions): Cümleler arasında tekrarlar bağdaşıklığı sağlar.

2-İlerleme ilkesi: (progression): Bir sözü dinleyenin yahut bir metni okuyanın yeni bilgiler elde etmesi gerekir, bu bildirişimin temel amaçlarından birisidir. Metinde ilerleme yoksa gelişme de yoktur. (Bağlayıcıların kullanılması “conecteur”, tematik ilerleme yöntemleri)

3-İlişkiler (relation): Bildirişim hâlinin şartlarının göz önünde bulundurulması (bağlamsal görünüm, konuşanların niyeti, metin tipi. ). Bir metnin tutarlı olabilmesi anlatılan olayların birbiriyle ilişkili olması gerekir: “Ahmet maça gelmedi. Kardeşi üç gündür hasta imiş.” cümleleri sebep-sonuç ilişkisiyle birbirine bağlıdır.

4. Çelişmezlik ilkesi: (non-contradiction): Söylenen şeylerin açıkça yahut dolaylı olarak birbiriyle çelişik olmaması ilkesidir.

Aşağıda metin gramerinin başlıca kavramları olan bağdaşıklık, tutarlılık ve gönderme kavramı üzerinde durarak metin gramerinin temel yaklaşımlarını sergilemeye çalışacağız. Ancak bu güne kadar yapılan kuramsal ve pratik incelemeler, bu kavramlar arasındaki sınırların henüz kesin bir şekilde çizilemediğini ortaya koymaktadır. Bu halin sonuçlarının bizim aşağıda yaptığımız tanım ve sergilemelere de kaçınılmaz olarak yansıdığını burada belirtmemiz gerekmektedir. Bu ihmallerimizin değil, konunun yeniliğinin bir sonucudur:

I- BAĞDAŞIKLIK (COHÉSİON):

Bir metin, birbirinden bağımsız kelimelerin, cümlelerin, bölümlerin art arda sıralanmasıyla ortaya çıkmaz, aksine metin, dokunmuş bir kumaş, bir örgü, bir zincir gibi birbirine bağlı unsurlardan meydana gelir. Bu bağlantıları sağlayan bazı dilbilimsel öğeler vardır. Bu dil öğelerinin tekrarlanmasıyla metnin bütünlüğü, ilerlemesi ve devamlılığı sağlanır. Bu olguya da bağdaşıklık adı verilir. Bağdaşıklık, metnin yüzeysel yapısında, somut bir şekilde dilsel öğeler yardımıyla yapılır. Dilsel öğeler hem metnin bölümleri içinde, hem bölümler arasında dilbilimsel, sözdizimsel, anlamsal ve mantıksal bağlar kurar. Buna karşılık metin tutarlılığı, metnin bütünlüğüne, konuşma halinin şartlarına, konuşanın niyetine bağlıdır, dolayısıyla pragmatik alanına aittir ve metnin derin yapısıyla ilgilidir.

Metinde bağdaşıklığı sağlayan başlıca dil olguları şunlardır:

1. Temle ilgili tekrarlar yoluyla bağdaşıklık: “Ali dün geldi. Ali geldiğinde çalışıyordum.”;

2. “Önceki tekrarlar”la (cataphore) ve “sonraki tekrarlar”la (anaphore) bağdaşıklık: Metin içinde, metne (cotexte) göndermede bulunan tekrarlardır. Bu tekrarlar çok zaman zamirlerle (Ahmet uyuyordu, onu uyandırmadım.) yahut kelimenin yerine bir başka ifadenin konulması, ikamesi yoluyla (Ayşe durmadan gülüyordu, bu genç kadın daima neşeliydi.) yapılır.

“Sonraki tekrarlar” ( anaphore) esas olarak metinde daha önce kullanılan dilsel bir öğeye daha sonra kullanılan dilsel bir öğe yardımıyla göndermede bulunmaktır. “Sonraki tekrarlar”ın birçok çeşidi vardır:

a) Sonraki tekrar, göndermenin (référence) aynen tekrarlanmasıyla olabilir. Metinde göndermenin aynen tekrarlanması olgusuna ortak gönderge (co-référence) denir. ( Masa…, masa…)

b) Sonraki tekrar, göstergenin yerine aynı anlama gelen bir nitelemenin konulmasıyla yapılabilir. (Ahmet ve Ali geldi, ikisi de yorgundu.)

c) Sonraki tekrar yüklemin adlaştırılmasıyla yapılabilir: ( Hepsi geldi. Gelenlerin çoğu yaşlıydı.)

d) Sonraki tekrar göstergenin üst anlamlısının (hyperonymie) kullanılmasıyla yapılabilir: (Elmaları topladı. Bu meyveler henüz olgunlaşmamıştı.). Burada meyve sözü, elmanın türü yani üst anlamlısıdır.

Kelimenin aynen tekrarlanmasıyla yapılan tekrarlara “sadık kelime tekrarı” denir. Kelimenin yerine başka bir kelimenin konulmasıyla yapılan tekrarlara “sadık olmayan kelime tekrarı denir. İyelik zamirleriyle yapılan tekrarlara “çağrışımsal tekrar” (anaphore associtive) denir: “Ali ve kardeşi”. Bir cümlenin yahut bir bölümün anlamını özetleyen sonraki tekrara kavramsal sonraki tekrar (anaphore conceptuelle) denir. Örn.: “……….. Bu olay…………….).

3. Düşme (élision) ile bağdaşıklık: Cümlede yahut metinde ortak varlığı ifade edenlerden ikincisinin ortadan kaldırıldığı bir “sonradan tekrar” ( anaphore) biçimidir: “Ahmet elma seviyor, Ayşe üzüm…” Sonradan tekrar” daha çok zamirlerle ortaya çıkar; düşme her türlü dil biriminde görülebilir. Düşmenin ayırt edici niteliği, tekrarlayan unsurların cümledeki görevlerinin aynı olmasıdır.

4.Tematik ilerleme yoluyla bağdaşıklık: Her cümlede bir konu (tem) ve bir haber (rem) bulunur. Yani cümlede bir bildiğimiz şey, bir bilmediğimiz şey vardır. “Ahmet zayıfladı.” cümlesinde Ahmet tem, zayıfladı remdir, yani haberdir. Rem, söylendikten sonra yani artık dinleyici yahut okuyucu tarafından öğrenildikten sonra bilinen bir tem haline gelir ve daha sonraki cümlede tem olarak kullanılır; böylece metnin ilerlemesi sağlanır: “ Zayıflamasının sebebi, çektiği üzüntülerdi. Bu üzüntüleri uzun sürdü.”.

5. Fiil zamanlarının kullanılmasıyla: “Gelmiş, yemek yemiş, gitmiş.”.

6. Cümleler arasındaki bağlayıcılar (connecteurs) aracılığıyla: karşıt bağlayıcılarla (Yine de…), sebep/sonuç ilişkisiyle: (Bundan dolayı…), (O halde…); ilâvelerle (ayrıca…), zaman ilişkisiyle (sonra…), vb..

7. Çıkarım yoluyla: Çıkarım (inférence) dile bağlı bilgiye yahut dildışı bilgiye dayanarak bir cümleden çıkarılan dolaylı, zımnî (implicite) anlamdır. Bunlar kişiye, topluma, zamana ve mekâna bağlı olarak değişirler. “Ahmet balık ısmarladı. Karadenizliler balığı çok seviyor.” cümlelerinin bağdaşıklığını sağlayan şey konuşanın da dinleyenin de Ahmet’in Karadenizli olmasını bilmesine bağlıdır. Bu bilgi yoksa bu iki cümlenin ilişkisi ortadan kalkar. Çıkarımlar bazen dil bilgisi yardımıyla bazen dinleyicinin ansiklopedik bilgisiyle yapılır.[3]

Bir metnin bağdaşıklığı (cohésion), kısaca söyleyecek olursak tekrarlarla (ikameler “substituts” yani isim tekrarı, şahıs zamirleri, işaret zamirleri, iyelik zamirleriyle yapılan tekrarlarla, eşanlamlılar, ortak göndermelerle “coréférence”, üst anlamlılarla…), sonradan tekrarlarla (anaphore), önceden tekrarlarla (cataphore), bağlantı öğeleri, zaman ve mekan uyumu ile sağlanır.

Bir metinde bağdaşıklığı sağlayan hiçbir öğe bulunmasa da metin tutarlı olabilir. Yahut bunun tersini söyleyelim: Bağdaşıklığı sağlayan öğelerin bol bol bulunması da bir metnin tutarlılığı için yeterli değildir, tutarlılığı garanti etmez. Buna karşılık tutarlı bir metin, daima bağdaşıktır.

(COHÉRENCE)

Tutarlılık, metnin bütünlüğünde ve derin yapısında ortaya çıkan anlamlar arasındaki mantıksal bağlantılardır. Bağdaşıklığı dilsel öğeler sağlar, buna karşılık tutarlılık sözün söyleniş şartlarına bağlıdır. Bağdaşıklık kendisini sadece metnin yüzeysel yapısında somut dil öğeleri olarak gösterirken tutarlılık soyut anlam düzeyinde ortaya çıkar. Bundan dolayı tutarlılık bir yorumlama sürecini gerektirir. Dinleyici yahut okuyucu karmaşık bir belirtiler ağına dayanarak elde ettiği dilsel, söylemsel ve ansiklopedik bilgiler bütünlüğüne dayanarak bir yorum yapar. Dinleyici, metinden elde ettiği ipuçları ile dış dünya arasında bir ilişki kurar. Tutarlılığı sağlayan temel unsurlardan birisi metnin dünya ile ilişkisinin kavranmasıdır. M. Riegel’e göre tutarlılık, söylemin (discours) bir niteliğidir. Riegel’e göre tutarlılık söylemin sözceleme şartlarıyla olan ilişkisidir, buna karşılık bağdaşıklık metnin bir niteliğidir, belirtileri dil düzleminde gözlenebilir; metin içi ilişkilerle ilgilidir.

Metin tutarlılığının iki türü vardır: Bir metinde ilişkiler metin-içi ilişkiler olabilir, metin ile bağlam (dış dünya) arasında olabilir. Ortak-metinsel tutarlılık (co-textuelle), bir metindeki birimin kendisinden önceki ve sonraki birimlerle ilişkisidir. Bağlamsal tutarlılık (contextuelle), metin ile bağlam arasındaki ilişkidir.

İronide bağlam ile metin arasındaki ilişki ters kurulur. Meselâ çok kötü bir hava için “Ne güzel hava!” denildiğinde böyle bir ters ilişki ortaya çıkar. Bundan dolayı metnin tutarlılığını değerlendirmek için konuşanın niyetini bilmek gerekir.

Tutarlı bir metin yazar ile okuyucu tarafından bilinen ortak bir dünya bilgisine göndermede bulunur. Bu bilgi yazar ve okuyucu tarafından eşit şekilde paylaşılmıyorsa metin anlaşılmaz: Buharlı bir gemiye binen bir padişah, kaptana hemen hareket etmesi emri vermiş. Kaptan, henüz geminin hareketi için gerekli buhar yoğunluğuna ulaşılmadığını anlatmak için "Efendim, istimi bekliyoruz!” demiş. Bunun üzerine istimbotların nasıl çalıştığını bilmeyen padişah hiddetle “Canım o da arkadan gelsin!” demiş.

Bu örnek, tutarlılığın dış dünya bilgisine bağlı olduğunu ve konuşan ve dinleyenin ortak bir dünya bilgisine sahip olması gerektiğini açıkça göstermektedir. Okuyucu bir metni okurken mevcut dünya bilgisinden faydalanmak, dolaylı olarak söylenenleri de keşfederek açık olmayan bağlantıları kurmak zorundadır.

Bir metnin tutarlılığı sağlayan başlıca unsurlar şunlardır:

1) Tekrarlar

a- “Gösterim” yahut “işaret etme” (deixis, déictique)

b- “Sonraki tekrarlar”la (anaphore)

c-Tanımlar (Definition)

d-İhmal (élision): Cümlede yahut metinde ortak göndergeye sahip iki dil biriminden ikincisinin ihmal edilerek ifade edilmemesiyle ortaya çıkan örtük bir “sonradan tekrar (anaphore)” tipidir: “Ahmet elma seviyor, Ayşe üzüm ……. .” Bu örnekte seviyor kelimesinin tekrarı gereksiz görülmüştür ama onu tekrarlanmış gibi kavrıyoruz.

e- Kelime ikamesi yoluyla (substitution lexicale): Ortak gönderme (co-référence) biçimbilimsel-sözdizimsel de olabilir, sözlüksel birimler arasında da olabilir. Bu ortak gönderme, kelime ikamesi olarak da adlandırılır. Kelime tekrarları eşanlamlı kelimelerle de yapılabilir. Kelime ikamesi (yani bir kelimenin yerine başka bir kelimenin konulması) yoluyla tekrarlar, eşanlamlılarla, karşıt anlamlılıklarla (antonymie: alt/üst gibi), üst anlamlılıklarla (hyperonymie: canlılar/bitkiler gibi ), alt anlamlılıklarla (hyponymie: canlılar/bitkiler gibi), parça anlamlılıklarla (méronymie: el / parmak gibi) da yapılabilir. Kısaca mürsel mecaz ilişkisiyle yapılan bütün (parça/bütün; bütün/parça) ilişkili sanatlar kelime ikamesidir.

2) Bağlantı araçları: (bağlaçlar, zarflar, sıralama sıfatları, noktalama işaretleri…): Bağlayıcılar (connecteurs), cümleler arasında ve metnin bölümleri arasında ilişki kuran dil öğeleridir. Zarflar (yine de), bağlaçlar (ve, çünkü…), sıralama sıfatları, mantıki bağlaçlar… bağlayıcı olarak kullanılırlar:

a- Zaman bağlayıcıları

b- Mekan bağlayıcıları

c- İspatlama bağlayıcıları ( O halde…, bundan dolayı…)

d-Derecelendirme bağlayıcıları (Önce.., sonra…)

e-Özetleme bağlayıcıları (kısaca…, özet olarak…)

f- Sergileme bağlayıcıları (Meselâ…, gibi…)

Metnin organizasyon kadrosunda göndergesel gerçeklikleri organize eden bağlayıcılar vardır: Zaman bağlayıcıları, Mekân bağlayıcıları gibi.

3) İlerleme araçları: Bir metnin ilerlemesi, yeni haberlerin verilmesiyle sağlanır: Metinde anlatıcının ve dinleyicinin bildiği şey tem adını alır; anlatıcının dinleyiciye verdiği yeni haber rem adını alır. Rem, gerekli bilgi anlatıcı tarafından verildikten sonra dinleyici için artık tem haline gelir. Anlatıcı, metnin devamında bu yeni temle ilgili yeni bir haber verir; böylece yeni haberler verilmeğe devam edilir. Üç tip tem ilerlemesi vardır:[4]

a) Çizgisel: Tem®Rem

b)Sabit: Tem1®Rem1

Tem1®Rem2

c)Türemiş: Bir teme ait alt dallardan meydana gelir.

4) Varsayımlar (présupposition): Dinleyicinin bir sözü işitmeden önce doğru olarak kabul ettiği varsayımların bütünüdür. Varsayımlar, bir dil öğesine dayanmaz, dinleyicinin genel kabulleriyle ilişkilidir. Cümle soru şeklinde yahut olumsuz olsa da varsayımlar değişmez:

“Ahmet yorgun.” : Varsayım: “Ahmet diye birisi var.”

“Ahmet yorgun değil” : Varsayım: “Ahmet diye birisi var.”

“Ahmet yorgun mu? : Varsayım: “Ahmet diye birisi var.”

5) Zımnî anlamlar (implicites): Varsayımın tersine dolaylı anlam, dilbilimsel birikime dayanarak sözden çıkarılan anlamdır. Bir cümle çok zaman o cümleyle anlatılmak istenen şeyin dışında da bir şeyler anlatır. “Ayşe’nin beyi geldi” cümlesinin asıl amacı Ayşe’nin beyinin geldiğini anlatmaktır. Ama biz bu cümleden daha önceden bilmesek de “beyi” sözünden Ayşe’nin evli olduğunu anlarız. Bu cümlenin dolaylı anlamıdır. Dolaylı anlamlar, kelimeye dayalı yahut mantığa dayalı olabilir. Birinciler kelimenin anlamından yararlanarak kelimeden çıkarılır; ikinciler “herkes, kimse, her, hiçbir” gibi kapsam bildiren kelimelerle kurulmuş önermelerde görülür.

6) Metin tipolojisiyle:Metin tipleri, konuşanın, yazanın niyetine bağlı olarak değişir: Hikâye etmek, bilgi vermek, açıklamak, ikna etmek için farklı metin tipleri ortaya çıkar. Bu metinlerin ilerlemesi az çok farklılıklar gösterir.

3-GÖNDERME (référence)

Gönderme (référence), dilbilimsel bir birimle gönderge arasındaki ilişkinin adıdır. Daha anlaşılır bir şekilde söyleyecek olursak, metindeki bir kelime yardımıyla metindeki bir başka kelimeye yahut dış dünyadaki bir nesneye göndermede bulunmaktır. Metindeki bir kelime yardımıyla metindeki bir başka kelimeye gönderme metin içi gönderme (référence endophorique) adını alır. Metindeki bir kelime yardımıyla dış dünyadaki bir nesneyi işaret etmek, anmak, metin dışı gönderme (référence exophorique yahut deixis) adını alır. (Ancak bazı kuramcılara göre, metin içi gönderme yoktur; çünkü biz kelimeleri gerçek dünyaya ait varlıklar olarak düşünmeyiz; kelimeleri varlıkları (kendilik) gösteren işaretler olarak düşünürüz.)

İÇ GÖNDERME

İç-gönderme (référence endophorique), “önceki tekrarlar”la (cataphore) ve “sonraki tekrarlar”la (anaphore) yapılan göndermelerdir. Bunlar, metnin bağdaşıklığını sağlarlar. İç-gönderme terimi yerine “diaphore” terimi de kullanılmaktadır. İç-gönderme, gramatikal olabilir (meselâ zamirlerle tekrarlar), yahut sözlük birimleriyle yapılmış olabilir (meselâ: Bir aslan…, Bu cesur hayvan…).

D. Maingueneau, metindeki tekrar eden unsurları (anaphore, cataphore) işaretin yani göstergenin üç temel unsuruna (gösteren, gösterilen, gönderge) dayanarak sınıflandırmıştır:

1. Aynı göndergeyle yapılan tekrarlar (Bir atı vardı. Onu çok seviyordu.)

2. Aynı gösterilenle yapılan tekrarlar ( Ali’nin kitabı ciltli, benimkisi ciltsiz!) Bu örnekteki kitaplar farklıdır, ama kitap kelimesinin anlamı aynı kalmakta ve tekrarlanmaktadır.

3. Aynı gösterenle yapılan tekrarlar ( Çiçek güzel bir kelimedir. O, beş harfle yazılır.)

İç-gönderme ile ortak göndergeyi (co-référence) birbirinden ayırmak gerekir. “Sonraki tekrar” olmadan da ortak gönderge olabilir. Meselâ “ Ahmet” ve “Kocası” sözleri aynı kişiye gönderme yapabilir. Aynı şekilde iç-gönderme olmadan da “sonraki tekrar” olabilir. Meselâ aynı kelimenin gösteren yahut gösterileni birbirinin arkasından kullanılırsa böyle bir durum doğar.

Çağrışımsal adını alan bazı isim tekrarlarında (bazı “anaphore”lar) ortak gönderge olmadan “sonraki tekrar” olabilir. Meselâ “Ahmet eve girdi, salonda kimse yoktu.” cümlesinde salon kelimesi ev kelimesini çağrıştırmakta ve bir “sonraki tekrar” doğmaktadır.

DIŞ GÖNDERME (référence exophorique yahut gösterim “deixis”):

Metindeki kelimelerin dış bağlama, dış dünyaya ve konuşma anına, haline göndermede bulunmasıdır. Dış göndermenin iki çeşidi vardır: “sonraki tekrar” göndermeleri (la référence anaphorique) ve gösterici göndermeleri (la référence déictique). Sonraki tekrar göndermeleri, söylemdeki bir gerçekliğe yahut genel bir olguya göndermede bulunur. Meselâ « Ahmet 2014 yılında İzmir’de doğdu. » cümlesindeki İzmir ve 2014 göndermeleri bu cümlenin dinleyicileri tarafından bilinen göndermelerdir. Buna karşılık gösterici göndermeler (la référence déictique) sadece sözceleme haline bağlı olan gerçeklere, göndergelere yöneliktir. Meselâ “ Ahmet burada üç yıl önce doğdu.” cümlesindeki burada ve üç yıl önce sözlerinin göndermeleri, ancak sözün söylenme şartlarını bilenler tarafından anlaşılabilir. Yukarıdaki cümlede bulunan “burada ve üç yıl” sözleri, gösterici (déictique) göndermelerdir.

Gösterim (deixis), dış göndermenin bir türüdür, konuşanın konuşma anında zarf, zamir, sıfat gibi bazı dil öğeleri yardımıyla dil dışı bağlama ait şahıs, nesne ve olgulara işaret etmesi, kendisinin bulunduğu yeri, zamanı ifade etmesidir.

“İzmir – Manisa arası 40 km’dir” sözünde konuşanın bakış açısı yoktur. Buna karşılık “Buradan Manisa 40 km’dir.” sözünde konuşan bulunduğu yeri yani İzmir’i kendisine göre “buradan” zarfıyla anlatmıştır. “Buradan” sözü gösterici (déictique) bir sözdür ve bir gösterimdir.

Aynı şekilde şu iki cümleyi karşılaştıralım: “Ahmet bu çiçeği seviyor” cümlesinde “bu” sıfatı söz konusu çiçeğin konuşmakta olanların bulunduğu yerde olduğunu gösteren gösterici (déictique) bir sözdür. Buna karşılık “Ahmet çiçekleri seviyor.” cümlesinde böyle bir ifade yoktur, dolayısıyla gösterici bir ifade değildir. (Sözcenin hal ile ilişkisine yahut hâli dile getirmesine hâle atıf “ancrage” da denir.)

Genellikle bağlamın niteliğine göre gösterimler üç sınıfa ayrılır:

a- Şahıslar: konuşan, dinleyen, 3. Şahıs

b-Yer: Burada, sağda, yukarıda…

c- Zaman: Şimdi, bugün, çağımızda…

Bu üç tip gösterim de konuşanın bakış açısına göre seçilir.

Göndergelerle ilişkisine göre, üç tip gösterim (deixis) bulunduğunu kabul eden kuramcılar da vardır:

Gerçek bir göndergeyi gösterenler: “Buna dokunma!” cümlesinde olduğu gibi.

Sonradan tekrar gösterimleri: Bazı kuramcılar, metin içi göndermelerin bazılarının gösterim olduğunu düşünürler: “Kitaplar geldi. Bunları taşımak gerekiyor.”.

Hayalî gösterimler: Konuşma anında orada bulunmayan bir göndergeyi göstermek: “Sorduğunuz köy, bu taraftadır.”

© http://www.ege-edebiyat.org

[1] Metin, Weinrich’e göre, “art arda gelen dilbilimsel işaret gösterenlerinin bildirişim esnasındaki iki kopuş arasında kalan kısmıdır.”

[2] Tahsin Banguoğlu, Türkçenin Grameri, Baha Matbaası,İstanbul, 1974, s.360

[3] Dolaylı anlam konusunda geniş bilgi için bkz.: http://www.ege-edebiyat.org/wp/?p=1971

[4] Bu konuda geniş bilgi için bkz.: http://www.ege-edebiyat.org/wp/?p=1316

YORUM EKLE