Divanu Lügati't Türk'e göre Türk boyları

Divanu Lügati't Türk'e göre Türk boyları

Divanu Lügati't Türk'e göre Türk boyları

13. YÜZYILDA TÜRK BOYLARI

Kaşgarlı'ya göre Oğuzca, Türk dilleri içinde en yalın olanıdır. Kaşgarlı Oğuz maddesinde şöyle yazar:

“Oğuz. Bir Türk kavmi; Türkmen. 22 boydan oluşur. Bunarın başı Kınıklardır. Bizim şimdiki kağanlarımız da bu koldandır.”

Kaşgarlı Türkmen maddesinde de şöyle yazar:

“Türkmen. Bunlar Oğuzlardır. Türkmenler gerçekte yirmi dört boydur, ancak iki boydan oluşan Halaçlar kimi kez bunlardan ayrıldıkları için kendileri Oğuz sayılmaz. Oğuzlarla Kıpçaklar, ق (qa) yı خ (xa) ya çevirirler. Bunlar Xalaçlardan bir bölüktür.”

Kaşgarlı'ya göre Oğuzlarla Kıpçaklar, Halaçlardan bir bölüktür. Kaşgarlı'nın yazdıkları biraz karmaşık gibi gözükse de, anlatmak istediği oldukça açıktır:

Türkmenler gerçekte 24 boydur, bunlardan 22'si kendilerini Oğuz olarak adlandırır, öteki iki boy da Kıpçaklar ve Halaçlardır. Bu iki boy "kimi kez Oğuzlardan ayrıldıkları için Oğuz sayılmazlar."

Türkmenlerin dili Orta Asya'daki Türk dilinden oldukça değişik bir fonetik yapı göstermektedir. Kaşgarlı bu konuyu şöyle anlatır:

“Oğuzlarla Kıpçaklar baş tarafta ي (ye) harfi bulunan sözlerin ilk harfini ا (elif) harfine ya da ج (cim) harfine dönüştürürler. Öbür Türklerin yelgin (yolcu) dediğine Oğuzlarla Kıpçaklar elkin, yılıg (ılık) dediğine ılıg der. Bunun gibi öteki Türklerin yincü (inci) dediğine Oğuzlarla Kıpçaklar cincü, yogdu (deve tüyü) dediğine cugdu der. Söz başında bulunan م (mim) harfini Oğuzlarla Kıpçaklar ب (be) harfine çevirir. Öteki Türklerin men bardım (ben vardım) dediğine Oğuzlarla Kıpçaklar ben bardım, mün (çorba) dediğine bün der. Sözlerdeki ت (te) harfini د (dal) harfine çevirirler. Türklerin tewey (deve) dediğine, bunlar devey; öt (delik, geçit, zaman) dediğine öd der.”

Bunun nedeni, doğu Türklerinin batı Türklerinden kopuk olarak Orta Asya'nın doğusunda Uygurlarla yan yana yaşamalarından ve Uygurcadan etkilenmelerinden kaynaklanmıştır.

Batı Türkleri (Türkmenler) ise, başlangıçtan beri Karadeniz bozkırlarında ve Orta Asya'nın batısında yaşamışlardır.

Divanı Lugat'it Türk'te Kaşgarlı Mahmud, Türk boylarının yaşadıkları yerleri batıdan doğuya doğru şöyle sıralar:

"Peçenek, Kıpçak, Oğuz, Yemek, Başkırt, Basmıl, Kay, Yabagu, Tatar, Kırgız Çiğil, Tohsı, Yağma, Oğrak, Çaruk, Çamul, Uygur, Tangut, Hıtay ve Tawgaç (Tabgaç)". Bu boyların hepsi, eski Türk boylarıdır. Yalnızca kendilerini adlandırmaları ayrıdır.

Bunun nedeni, o dönemde aynı dilleri konuşmuş olan bu boyların, kendilerini ve dillerini değişik adlarla adlandırmalarından kaynaklanır. Çünkü Karahanlı Devleti'ne dek bu boyların ortak bir etnik adı olmamıştır.

Bu boylar kendilerini 'Türk' olarak adlandırmamış, her boy kendi boy adını taşımıştır. Aynı dili konuşan bu boylardan biri de, Türk Kağanlığ'ını (552-744) kurmuş olan Türklerdir. Bugün bu kağanlık yanlış olarak “Gök Türk Kağanlığı” adıyla anılıyor.

Karadeniz bozkırlarında yaşayan ve MÖ 8. yüzyılda Saklara (İskitlere) yenilen Kimmerlerin bir bölümü, Orta Asya'ya göçmüştür. Türkler, Orta Asya'ya göçen bu Kimmer/Trak kolunun ardıllarıdır.

742 yılında Kutlug Bilge Kül Kağan tarafından Orta Asya'da Uygur Kağanlığı kurulmuştur (742–840). 744 yılında Tabgaçlar, Uygurlar, Karluklar ve Basmıllar birleşerek Türklere saldırarak Türk Kağanlığı ortadan kaldırmışlardır.

Uygur Kağanlığı'nın yıkılmasından sonra ise Türkler, 9. yüzyılda Karahanlı Devleti'nin (840-1212) kuruluşunda etkin bir rol oynamışlardır.

İşte bu dönemde Türk adı, aynı dili konuşan, ancak kendilerini ayrı adlarla adlandıran halkların ortak adı durumuna gelmeye başlamıştır.

Karadeniz bozkırlarında kalan Türkler ise, kendilerini "Türk olan" anlamına gelen Türkmen olarak adlandırmışlardır.

YORUM EKLE