A Harfiyle Başlayan Edebiyat Terimleri

A Harfiyle Başlayan Edebiyat Terimleri

A Harfiyle Başlayan Edebiyat Terimleri

A Harfiyle Başlayan Edebiyat Terimleri

ABDAL:Hem şiir hem de düzyazıda “derviş” anlamına gelen bu sözcük, halk ozanlarının adının başına ya da sonuna gelerek onların mahlası olarak da kullanılmıştır (Pir Sultan Abdal, Kaygusuz Abdal gibi).

ABSOLUTİZM:Mutlakçılık. Herhangi bir eserde ya da ilkede bir edebînin varlığına ve değişmezliğine inanmak, eseri ya da ilkeyi bu değişmezliğe göre incelemek. 20. yüzyıl başlarında ortaya çıkmıştır.

ABSÜRT:Anlamsal öğeleri birbiriyle bağdaşmayan… Mantık açısından mantık kurallarına aykırı olanı dile getirir. Öğeleri birbirini tutmayan, birbiriyle bağdaşmayan saçma düşüncedir.

ACEM KOŞMASI:Âşıkların, özellikle Anadolu’nun kimi yörelerinde Azerbaycan’a özgü bir ezgiyle okudukları koşma türü.

AÇIKLAMA:Edebî bir eseri geniş okuyucu kitleleri için anlaşılabilir hale getirmek için yapılan yazılı çalışmalar.

AÇIKLIK:Bir metinde belirtilmek istenen duygu ve düşüncelerin kolay, anlaşılır, herhangi bir ek yoruma, açıklamaya gerek kalmadan kavranabilir olmasıdır.

ADAPTASYON:Bir eseri çevrildiği dilin, konuşulduğu toplumun yaşayışına, inançlarına uyarlama demektir. Ayrıca farklı türde bir eserin (roman, öykü, anı gibi), sahne veya sinemaya uyarlanması ya da bu eserlerden (roman, destan, öykü gibi) farklı bir edebi eserin (örneğin oyun) meydana getirilmesidir.

AFROZİM:Çeşitli konularda mutlak bilinmesi gereken ana özellikleri kısa, açık ve anlaşılır bir biçimde anlatma sanatı. Yazarların derin anlam yüklü vecizelerine de afrozim denir.

AĞIZ:Bir anadilin herhangi bir şivesi içinde var olan söyleyiş farkıdır. Ağız, bir dilin aynı ülke içindeki konuşma farklılıklarıdır. Ağızlarda dilbilgisi ve sözcükler farklı değildir, ancak bazı sesler değişik söylenir. Erzurum ağzı, Karadeniz ağzı, Kayseri ağzı, Çorum ağzı gibi

AKICILIK:Sözcük ve cümlelerin dile takılmadan kolayca okunabilmesi için anlatılmak istenen düşüncenin rahatlıkla anlaşılır şekilde ifade edilmesi.

AKLEKTİZM:Felsefede uyuşabilir tezleri toplayıp uyuşmayanları bir yana bırakma eğilimi, edebiyatta ise birbirine aykırı çeşitleri bağdaştıran geniş sınırlı zevki ifade eder.

AKROSTİŞ:Bir şiirde dizelerin ilk harflerinin yukarıdan aşağıya doğru sıralanmasıyla anlamlı bir sözcük meydana getirilmesidir. Divan edebiyatında akrostişe “muvasşah” ya da “istihrac” denir. Eski Yunan ve Latin edebiyatında ise akrostiş “üç dize” anlamına gelir.

AKS (AKİS):Bir cümlede bir dizede iki sözcüğün ya da sözcük topluluklarının yerleri değiştirilerek yapılan söz sanatı. Cümle ya da dizede bir sözcük diğerinin önüne ya da arkasına getirilerek cümle ya da dize tekrarlanır.

AKSAN:Bir ülkenin insanlarına veya bir çevreye özgü söyleyiş özelliğidir. Ayrıca vurgu demektir.

AKSİYON:Bir edebi eserde olguların akışıdır. Örneğin bir romandaki aksiyon; tanımlama, düşünce ve moral bölümlerinin çıkarılmasından sonra kalan, eserin temasını geliştiren başlıca olay.

ALAFRANGA:Frenklerin töre, âdet ve hayatına uygun, Frenklerle ilgili, alaturka karşıtı; Avrupa kültürüne özgü olan; Avrupa uygarlığını benimsemiş, Avrupa eğitimiyle yetişmiş.                                                                                   

ALEGORİ:Bir görüntü, bir yaşantı veya bir davranışın daha iyi kavranmasını sağlamak için göz önünde simgelerle canlandırıp dile getirme.Bir düşüncenin canlı bir varlık olarak anlatılması. Soyut bir düşünceyi heykel ya da resim ile göstermek gibi. Örneğin; Harname, Hüsn ü Aşk, Mantıku’t-Tayr alegorik eserlerdir.

ALINTI:Öne sürülen bir savı ya da düşünceyi açmak, geliştirmek için o sav ya da düşüncenin ilgili olduğu alanda tanınmış bir kimsenin söylediği bir sözle pekiştirme.

ALIŞILMIŞ BAĞDAŞTIRMA: Bir söz grubundaki kelimelerin mantıksal olarak doğrudan ilgi kurabilecek veya doğal dilde alışılmış şekilde bir araya gelmesidir.

ALİTERASYON: Şiir veya nesirde ahenk sağlamak için, söz başlarında veya ortalarında aynı ünsüzlerin veya aynı hecelerin tekrarlanması.

ANA DUYGU:Bir düşünceden çok bir duyguyu dile getirmek, okuyucuya ya da dinleyiciye hissettirmek, onların benliğinde yaşatmak amaçlı yazı ya da konuşmaların öne çıkarmak istediği asıl duyguyu anlatır.

ANA FİKİR:Belirli bir konuda yazılmış eserlerin temelini oluşturan ve okuyucuya verilmek istenen asıl düşünce. Bir metindeki en kapsamlı yargı.

ANAGRAM:Bir sözcükteki harfleri kullanarak başka bir sözcük kurmak.

ANAKİKLİK:Tersinden okununca yine aynı anlamı veren söz ya da cümle. Örneğin; Anastas mum satsana!

ANAKRONİZM:Tarihi olay ya da olguların içerisinde geçtiği zaman ile olay ya da olguda yer alan nesne ya da özelliklerin birbiriyle uyumsuzluğudur

ANALİZ: Birbütünü parçalarına ayırarak detaylı inceleme. Bir edebi esrin analizi, olayların, kişilerin ve üslupların ayrı ayrı incelenmesi yöntemleriyle yapılır. Analizden çıkarılan sonuç bir tartışma konusu olursa bu duruma eleştiri denir.

ANEKDOT:Bir edebi eserde anlatılan bir olayın başlı başına ayrı bir bütünlük gösteren parçasıdır. Kısa hikâye fıkra, menkıbe anlamlarını da taşır.

ANIŞTIRMA:Söz arası ya da sözün gelişine göre ünlü bir olayı bir özdeyişi bir atasözünü anımsatma ve düşündürme sanatı, telmih.

ANLATI:Roman, öykü, oyun, masal gibi türlerde bir olay dizisini yazınsal biçimde anlatma eylemi.

ANLATIM:Duygu ve düşüncelerin sözlü ya da yazılı ifadesi. Edebiyatta daha çok yazılı anlatım için kullanılır. Anlatım genel olarak iki türde yapılır. Biri nesir (düz yazı) diğeri nazım (şiir).

ANTOLOJİ:Gerçek sanat eseri değerindeki örneklerin bir araya getirildiği derleme yapıtlar. Şiir antolojisi, hikâye antolojisi gibi… Yunanca anthos ve legein sözcüklerinden türemiştir. Batı’da ilk örneklerini Yunanlılar vermiştir. Gadarlı Meleagros ile Makedonyalı Filippos’un Stephanos ismiyle derlemeleri antolojidir. Türkçe’deki ilk antoloji ise Ömer bin Mezid’in 1436’da yazdığı Mecmu’atü’n-Nezâir adlı eseridir. Bu şiir antolojisini Prof. Dr. Mustafa Canpolat 1978’de Latin harfleriyle yayımlamıştır. Tanzimat Döneminde Ziya Paşa’nın yazdığı Harabat adlı eser divan şiirlerinden oluşmuş bir antolojidir.

ANTONİM: Ters anlamlı sözcükler. Sıcak-soğuk, iyi-kötü, acı-tatlı, kısa-uzun, gibi.

ARGO: Kullanılan ortak dilden ayrı olarak aynı meslek veya topluluktaki insanların kullandığı özel dil veya söz dağarcığı, jargon.

ARTIKLAMA:Sözü ya da yazıyı gereksiz yere uzat durumu.

ARUZ: Hecelerin uzunluk ve kısalık, kapalılık veya açıklık değerlerine göre, türlü ses kalıplarından oluşan divan şiiri nazım ölçüsü.

ASALET:Edebi eserlerde terbiye dışı, çirkin, bayağı, müstehcen ve kaba sayılan sözcüklerden kaçınmak.

ASKI:Halk edebiyatında saz şairleri aralarındaki şiir yarışmalarında kazananlara verilmek üzere duvara tüfek, kılıç, heybe, saz gibi şeyler asardı. Bunlara askı, askıyı kazanmaya da “askı indirmek” denir.

ASONAS:Şiirde aynı ünlü harflerin tekrarlanmasıyla sağlanan uyumdur. Aynı aksanı veren ünlüyü ondan sonra veya önce gelen ünsüzü dikkate almadan her dizenin sonunda tekrarlama biçiminde yapılan uyak.

ÂŞIK:Halk ozanı yada saz şairi.

AYAK:Halk şiirinde kafiye yerine kullanılan terim.

ÂYÎNE:Sözcük anlamı “aynı” demektir. Herhangi bir şeyi veya hâli yansıtan, göz önünde canlandıran anlamında kullanılır. (Âyînesi iştir kişinin lafa bakılmaz, Ziya Paşa)

YORUM EKLE