Güzel Yazılar 3: TARİHTEN İLGİNÇ ÖYKÜLER

Güzel Yazılar 3: TARİHTEN İLGİNÇ ÖYKÜLER
Güzel Yazılar 3

TARİHTEN İLGİNÇ ÖYKÜLER


Fatih Sultan Mehmet’ten:


Bilindiği gibi Fatih, genç yaşta padişah olmuştur. Yaşı gençtir ama zekası ve inançları çok kuvvetlidir. Yeni sultan olduğu yıllardır.  Birgün bir sefere gidilecekken ordunun başında babasının olmasını ister çünkü kendisi henüz çok gençtir...

Ancak babası bu teklifi kabul etmez. Fatih sorunu zekice çözer.

-“Babacığım, eğer padişah sizseniz ordunun başına geçiniz. Yok eğer padişah bensem;  emrediyorum ordunun başına geçiniz!..”

Babası Sultan Murat, başka çare bulamaz ve orduya komutanlık yapar.




           Osman Yüksel Serdengeçti’den:


Osman Yüksel’in milletvekili olduğu yıllardır. Bir gün meclis kürsüsünde kendisine laf atan vekillere dayanamaz ve:

-“Bu meclistekilerin yarısı eşektir!” der ve iner kürsüden.

Bunun üzerine meclis karışır ve herkes kendisinden sözünü geri almasını ister. Arkadaşlarının da ricası ile tekrar kürsüye çıkar ve zekasını gösteren ve vekilleri rahatlatan şu sözleri söyler:

-“Bu meclistekilerin yarısı eşek değildir!”




Kant’tan:


Ünlü Alman eğitimci Emmanuel Kant’ın bir sözü:

-“Her ne kadar ben inanmasam da bir Tanrı'nın var olduğunu kabul etmek gerekir.”




Kanuni Sultan Süleyman’dan:


Süleymaniye Camiinin inşaası sırasında bir Ermeni usta, yanlış duvar yapması sonucu, Kanuni tarafından cezalandırılır. Ermeni usta, sultandan şikayetçi olur. Kadı, ikisini de huzuruna çağırır. Kanuni ve usta, kadının karşısında ayakta beklemektedirler. Karar açıklanır: “Kısas!” yani Kanuni de aynı şekilde cezalandırılacaktır. Ermeni usta, adalete hayret eder ve:

-“Madem dininiz bu kadar adil, hem davamdan vazgeçiyorum hem de Müslüman oluyorum.”

Davadan sonra Kanuni, kadıya:

-“Eğer ben padişahım diye benim lehimde bir karar verseydin, seni bu kılıcımla öldürürdüm.”

Kadı, oturduğu minderin altından bir hançer çıkarır ve :

-“Sultanım siz de eğer ‘ben padişahım’ diye kararıma itiraz etseydiniz ben de bu hançeri sizin kalbinize saplardım…”

 




Bir Derviş:


Garip dervişin biri büyük bir köşkün önünden geçerken evin ‘av meraklısı ve zalim’ olan beyi, yardımcıları ile ava gitmek için evden çıkıyorlardır. Dervişle selamlaşırlar. Aksilik bu ya o gün hiç birşey vuramadan dönerler. Bey çok sinirlidir:

-“Sabah ava giderken karşılaştığımız o dervişi bulun çabuk! Onun yüzünden işlerim ters gitti. Uğursuzu getirin bana!”

Yardımcıları hemen dervişi bulup beyin huzuruna çıkarırlar. Bey kükrer:

-“Bre uğursuz adam! Senin yüzünden elimiz boş geldik! Hiçbir şey vuramadık! Tiz vurun kellesini!”

Derviş, beye şöyle der:
-“Beyim sabah selamlaştık. Siz hiçbir şey vuramadınız. Ben ise kellemi kaybediyorum. Siz söyleyin, hangimiz daha uğursuzuz?”

 




Kanuni Sultan Süleyman’dan:


Kanuni, şehzadelerini muhteşem bir törenle sünnet ettirir. Kısa bir süre sonra da veziri İbrahim Paşa’nın oğlu sünnet olur. Törene Kanuni de davetlidir. Bir ara Kanuni, vezirine der ki:

-“Söyle bakalım İbrahim Paşa. Senin tören mi daha muhteşem, benimki mi?”
-“Elbette benimki sultanım”

Kanuni şaşırır. Sebebini sorar.

Vezir:
-“Benim oğlanın düğününe koskoca cihan padişahı davetliydi ve geldi. Sizinkinde böyle bir davetli var mıydı?” der.

Güncelleme Tarihi: 06 Ocak 2018, 16:21
YORUM EKLE