NESİR - DÜZ YAZI TÜRLERİ KONU ANLATIMI, DÜZ YAZI TÜRLERİ, EDEBİ TÜRLER

Deneme, Eleştiri, Gezi yazısı, Haber Yazısı, Hatıra, anı, Makale, Mektup, Roman, Sohbet, söyleşi, Tartışma, Biyografi, Fıkra, köşe yazısı, Günlük, Halk Hikayeleri,  Hikaye, öykü, Masal, Mesnevi, Röportaj, Sunum, Tiyatro, Destan

NESİR - DÜZ YAZI TÜRLERİ KONU ANLATIMI, DÜZ YAZI TÜRLERİ, EDEBİ TÜRLER

NESİR - DÜZ YAZI TÜRLERİ KONU ANLATIMI, DÜZ YAZI TÜRLERİ, EDEBİ TÜRLER

Deneme, Eleştiri, Gezi yazısı, Haber Yazısı, Hatıra, anı, Makale, Mektup, Roman, Sohbet, söyleşi, Tartışma, Biyografi, Fıkra, köşe yazısı, Günlük, Halk Hikayeleri, Hikaye, öykü, Masal, Mesnevi, Röportaj, Sunum, Tiyatro, Destan, düz yazı türleri, edebi türler.

Biyografi, Fıkra, köşe yazısı, Günlük, Halk Hikayeleri, Hikaye, öykü, Masal, Mesnevi, Röportaj, Sunum, Tiyatro, Destan

Deneme, Eleştiri, Gezi yazısı, Haber Yazısı, Hatıra, anı, Makale, Mektup, Roman, Sohbet, söyleşi, Tartışma, DÜZ YAZI TÜRLERİ

NESİR - DÜZ YAZI TÜRLERİ

DENEME

Bir insanın herhangi bir konuda içini dökmek veya bazı şeyleri paylaşmak amacıyla kesin hükümlere varmadan samimi bir üslupla yazdığı yazılara deneme denir .

Fransızca ‘essai’ olan deneme, kökeni itibarıyla Latince ‘exagium’, ‘exigere’ kelimelerinden gelmektedir. Fransa”da ‘essai’ kelimesi, ilk önce Bordeaux Parlamentosu danışmanı tarafından kullanılmıştı. Türkçede önceleri bunun için ‘bend’, ‘tecrübe-i kalemiyye’, ‘kalem tecrübesi’ gibi terimler kullanılmış, zamanla ‘denemek’ fiilinden türeyen ‘deneme’ terimi yerleşmiştir.

Denemenin belli bir konusu yoktur. Hemen her konu; tabiat, siyaset, din, edebiyat, kültür, felsefe, ekonomi, metafizik, sanat, eğitim, dil, şehir, psikoloji, kadın ve daha başka alanlardaki pek çok konu, deneme türünde kendine yer bulabilir. Önemli olan bu konuların özgün bir bakış açısıyla sunulması ve nirengî bir noktanın vurgulanmasıdır.

Denemeci, öğrenilmiş bilgileri yaşanmış tecrübeleriyle özgün bir senteze ulaştırabilen kişidir. Kitabî ya da gözleme dayalı bilgilerini salt oldukları gibi aktarma yerine onları kendi yaşantısında yer edindiği oranda yazısına yansıtır.

Deneme yazarı, yazısına ana dilinin edebî ve kültürel anlamda tüm zenginliklerini, şahsî kültürel birikimini ve sorgulayıcı eleştirel yaklaşımını yansıtabilen kişidir. Denemeci, ele aldığı konuyla ilgili olarak eleştirme, tartma, ölçüp biçme, yargılama, değişik yönleri yoklama, değerlendirme faaliyetlerinde bulunur.

Türk edebiyatında belli başlı deneme yazarları şunlardır: Nurullah Ataç, Sabahattin Eyüboğlu, Suut Kemal Yetkin, Mehmet Kaplan, Nurettin Topçu, Salah Birsel, Vedat Günyol, Enis Batur, Cemil Meriç, Mehmet Salihoğlu, Uğur Kökden, Nermi Uygur, Ahmet Turan Alkan, Ali Çolak

Denemenin belirleyici özellikleri nelerdir?

* Makale gibi düşünsel plânla yazılır. Fakat makaleden kısa yazılardır.

* Yazar anlattıklarını kanıtlamak zorunda değildir. Bilimselden çok kişisel görüşünü açıklar, okuyucusunu kendisi gibi düşündürme kaygısı yoktur.

* Günübirlik yazılardır, en beğenileni bile birkaç gün sonra unutulur.

* Yazar, kendisiyle konuşuyormuş gibi bir hava sezdirir.

* Samimi bir dil kullanılır.

* Yazarın kesin bir sonuca varma zorunluluğu yoktur.

* Nurullah Ataç "Deneme, ben ülkesidir" der.

* Yazar anlatımda ve konu seçiminde özgürdür.

Batı Edebiyatında Deneme

Denemenin edebî bir tür olarak Dünya edebiyatında öncülüğünü Fransız yazar Michel de Montaigne (1533-1592) yapmıştır. Onun Essais (Kalem Denemeleri ya da Denemeler) adlı eseri, bu türün ilk örneği olarak kabul edilmektedir

Ingiliz yazar Francis Bacon (1561-1626), 1597’de denemelerini ‘Essays: Tokluk veren değil de daha çok tat veren tuz taneleri’ olarak tanımlamıştır. O, farklı olmayan başlıklar seçmesine rağmen kıskançlık, zenginlik, diyalog, nesne ve durum değişiklikleri gibi kısa, öz, öğretici ve daha ciddî konulara eğilmiştir. Denemeler adlı kitabında daha çok felsefî düşüncelerini ortaya koymaktadır.

Alain, Ikinci Dünya Savaşından önce haftalık edebiyat gazetelerinde denemelerini Propos d’Alain adı altında yayımlamıştır. Mehmet Kaplan, Istanbul ve Hisar gibi dergilerde ‘K. Domaniç’ imzasıyla, Birol Emil de kendi adıyla ondan çeviriler yapmışlardır

Ingiliz yazar Thomas Stearns Eliot (1888-1965) Denemeler (Çev: Akşit Göktürk, Afa Yay., Ist., 1987)’ini genellikle edebiyat, şair ve yazarlar üzerine kurmuştur.

Varoluşçu yazar Albert Camus (1913-1960), Denemeler (Çev: Sabahattin Eyüboğlu, Vedat Günyol, Say K. Paz., Ist., 1983)’inde çağdaş ve evrensel sorunları kendine özgü yorumlarıyla ortaya koymaktadır.

Fransız: Voltaire (1694-1778), Paul Valery (1871-1945), Bertrand Russel (1872-1970),

Türk Edebiyatında Deneme

Klasik Türk edebiyatında münşeât mecmualarındaki yazılar ve Kâtip Çelebi (1609-1657) gibi yazarlar bir tarafa bırakılırsa modern anlamda deneme türü, Türk edebiyatında asıl olarak gazete ile birlikte ortaya çıkmaya başlamıştır. Ilk özel gazete Tercümân-ı Ahvâl (1860)’in yayın hayatına başlamasından itibaren gazetelerde çıkan değişik yazılar, zamanla ayrı bir tür olan deneme için dil, anlatım ve yaklaşım bakımından zemin oluşturmuşlardır. Tanzimat’tan itibaren bir süre gazete ve dergilerde “musâhabe” üst başlığı altında deneme benzeri yazılar kaleme alınmıştır.

Türk edebiyatında deneme türünde pek çok ürün verilmiştir. Bu tür içine koyabileceğimiz ürünler, genellikle değişik zamanlarda çeşitli gazete ve dergilerde yayımlanmış yazıların bir araya getirilip kitaplaşmış şekilleridir. Bu eserlerde yer alan yazıların bir kısmı, inceleme, eleştiri yazısı olarak da görülebilir. Bunun yanında bir kitapta yer alan yazıların bir kısmı edebiyat, bir kısmı tarih, bir kısmı felsefe, bir kısmı başka konularda olabilmektedir. O bakımdan deneme türü için çok kesin sınıflandırma ve sınırlandırmalar yapılamamaktadır.

Türk edebiyatında ilk deneme kitapları arasında Ahmet Haşim’in Bize Göre (1928), Gurebâhâne-i Laklakân (1928); Ahmet Rasim’in pek çok yazısı; Mahmut Sadık’ın Takvimden Yapraklar (1912); Refik Halit Karay’ın Bir Avuç Saçma (1939), Bir Içim Su (1931), Ilk Adım (1941), Üç Nesil Üç Hayat (1943), Makyajlı Kadın (1943), Tanrıya Şikâyet (1944); Falih Rıfkı Atay’ın Eski Saat (1933), Niçin Kurtulmak (1953), Çile (1955), Inanç (1965), Pazar Konuşmaları (1966), Kurtuluş (1966), Bayrak (1970) gibi kitaplarını saymak mümkündür.

Türk edebiyatında deneme türü, genellikle şair, romancı ya da hikâyeci kimliği öne çıkan sanatçılar tarafından ortaya konan ürünlerden oluşmaktadır. Birinci derecedeki vasfı ‘denemeci’ olan yazar sayısı oldukça azdır. Nurullah Ataç (1898-1957), Sabahattin Eyüboğlu (1908-1973), Suut Kemal Yetkin (1903-1980), Mehmet Kaplan (1915-1986), Nurettin Topçu (1909-1975), Salah Birsel (1919-1999), Vedat Günyol (1912-2004), Enis Batur (1952-), Cemil Meriç (1917-1987), Mehmet Salihoğlu (1922-), Uğur Kökden (1934-), Nermi Uygur (1925-), Ahmet Turan Alkan (1954-) bunlardan birkaçıdır.

Deneme, Eleştiri, Gezi yazısı, Haber Yazısı, Hatıra, anı, Makale, Mektup, Roman, Sohbet, söyleşi, Tartışma, Biyografi, Fıkra, köşe yazısı, Günlük, Halk Hikayeleri, Hikaye, öykü, Masal, Mesnevi, Röportaj, Sunum, Tiyatro, Destan

ELEŞTİRİ (TENKİT)

Herhangi bir kişiyi, bir eseri, bir konuyu doğru ve yanlışlarını göstererek anlatmak amacıyla yazılan kısa metinlerdir.

Eleştiri, temeli düşünce olan yazı türüdür. Konu sınırlaması yoktur. Sanat, edebiyat ya da düşünce yazılarının içeriği ile bu içeriğin işlenişini, değerli ve değersiz yönlerini ortaya koyan bir yazı türüdür. Yazarın yazıyı kendine göre, yazıyı ilgilendiren topluma göre, kendi alanındaki diğer çalışmalara göre değerlendirdiği yazılardır.

Eleştirmeci, bir sanat eserinin gerçek değerini, özünü yapılışını, değerli-değersiz yanlarını ortaya koyar. Eleştirmecinin görevi güzellik yaratmak değil, yaratılmış güzelliği yargılamak, okurlara tanıtmaktır. Eleştiriler; okura dönük eleştiri, topluma dönük eleştiri, sanatçıya dönük eleştiri, yapıta dönük eleştiri… olmak üzere türlere ayrılır.

Eleştiri yazıları hedeflenen öğeyi doğru ve yanlış yönleriyle tanıtmayı amaçlayabileceği gibi, bu öğenin doğru tanıtılmasını sağlamayı ve bir değerlendirmeyi de hedef alabilir. Edebiyat sorunlarını ve yapıtlarını konu alan inceleme, yorum ya da değerlendirme olarak da tanımlanabilir.

Eleştiride yazar; objektif olmalı, eseri dikkatle inceleyebilmeli; analiz yapabilmeli ve yorumlayabilmelidir. Ayrıca, geniş açılarla geniş bir bilgi ve hassasiyetle eseri değerlendirme kabiliyetine sahip olmalıdır.

Eleştiri okulları üçe ayrılır: Yansıtma, yaratma, dil. Yansıtma, eserin doğaya benzediğini savunur. Yaratma, eserin iç dünyasıdır, yani sanatçı. Dil ise, Rus biçimcilerinin yöntemidir ve eseri dil sistemi olarak görür.

TÜRK EDEBİYATINDA ELEŞTİRİ

Tanzimat dönemi Romantikleri Şinasi, Namık Kemal, Recaizade Ekrem, Abdülhak Hamid; Realistleri Samipaşazade Sezai, Beşir Fuat, Nabizade Nazım, Mizancı Murad'tır.

Serveti Fünun döneminde, Cenap Şahabettin intikad (sahte parayı gerçeğinden ayırmak)anlayışıyla tenkit eder. Halit Ziya, Mehmet Rauf, Nabizade Nazım, Hüseyin Cahitdönemin eleştiricileridir.

Cumhuriyetin ilk yıllarında eleştiri Yahya Kemal ve Ahmet Haşim'le başlar. İsmail Habip Sevük ve Ahmet Hamdi Tanpınar eleştiriyi edebiyat tarihi içinde ele alırlar. Nurullah Ataç, Suut Kemal Yetkin iki öznelci eleştirmendir.

Sistematik eleştirmenler Asım Bezirci, Fethi Naci, Hüseyin Cöntürk bağımsız yöntemi geliştirdi. Sabahattin Eyüboğlu ile Vedat Günyol hümanist eleştirmenlerdir. Çağdaş eleştirmenler Mehmet Kaplan, Tahsin Yücel, Akşit Göktürk, Şara Sayın, Ünsal Oskay, Murat Belge, Orhan Burian, Tahir Alangu, Memet Fuat, Mehmet Doğan, Bedrettin Cömert, Enis Batur, Nihat Sami Banarlı, Cemil Meriç, Kenan Akyüz, Melih Cevdet, Konur Ertop, Orhan Şaik Gökyay, Alpay Kabacalı, Cevdet Kudret, Agah Sırrı, Berna Moran, Rauf Mutluay, Yaşar Nabi, Ahmet Oktay, Atilla Özkırımlı, Nermi Uygur ve Fuat Köprülü.

Eleştirinin belirleyici özellikleri nelerdir?

• Düşünsel plânla yazılır.

• Konu, yazının sonuna dek değerlendirilmesi yapılan esere bağlı kalmalıdır. Eser ile ilgili, değerli ve değersiz diye gösterilen yargılar, eserden alınacak örneklere dayandırılmalıdır.

• Yazar, yargılarında belirli ölçülere bağlı kalmalı, eleştirileri nesnel olmalı, “beğendim, hoşuma gitti”… gibi öznel değerlendirmelerden kaçınmalıdır. Bunun yanında eleştiri yazısını okutacak olan elbette eleştiri yazarının kendine özgü konuyu ele alış biçimi, kendine özgü yorumlayışı ve anlatımındaki üslûbudur.

• Eleştirisi yapılan çalışma, bütün boyutlarıyla ele alınmalı, kendi türü içindeki bilimsel, sanatsal, toplumsal yere oturtulmalıdır. Alanındaki diğer çalışmalarla karşılaştırılarak bu türe kattıklarıyla, kendisinden beklendiği halde katamadıklarıyla ele alınmalıdır.

Biyografi, Fıkra, köşe yazısı, Günlük, Halk Hikayeleri, Hikaye, öykü, Masal, Mesnevi, Röportaj, Sunum, Tiyatro, Destan

Deneme, Eleştiri, Gezi yazısı, Haber Yazısı, Hatıra (anı), Makale, Mektup, Roman, Sohbet (söyleşi), Tartışma, Biyografi, Fıkra (köşe yazısı), Günlük, Halk Hikayeleri, Hikaye (öykü), Masal, Mesnevi, Röportaj, Sunum, Tiyatro, Destan

Deneme, Eleştiri, Gezi yazısı, Haber Yazısı, Hatıra (anı), Makale, Mektup, Roman, Sohbet (söyleşi), Tartışma, Biyografi, Fıkra (köşe yazısı), Günlük, Halk Hikayeleri, Hikaye (öykü), Masal, Mesnevi, Röportaj, Sunum, Tiyatro, Destan

Güncelleme Tarihi: 09 Mart 2019, 11:32
YORUM EKLE