Fiiller (Eylemler) Türleri, Özellikleri, Örnekleri

Fiiller (Eylemler) Türleri, Özellikleri, Örnekleri

Fiiller (Eylemler) Türleri, Özellikleri, Örnekleri

Fiiller (Eylemler) Türleri, Özellikleri, Örnekleri

Kelime (Sözcük): Cümlenin anlamlı en küçük birimine ya da bazen tek başına anlamı olmadığı hâlde (edatlar)

cümle içinde anlam kazanan anlatım birimlerine kelime (sözcük) denir.  

Kelimelerin belirli bir düzen içerisinde bir araya getirilmesi sonucu insanlar arasında anlaşma sağlanır.  

Bunu, dağınık hâldeki kelimelerle bir cümle kurarak görelim:

"anlaşma, ara, ara, belirli, bir, bir, düzen, getiril(mek), içeri, insanlar, kelimeler, sağlan(mak), sonuç" 

"getirilmesi düzen arasında sağlanır sonucu bir araya belirli kelimelerin bir içerisinde insanlar anlaşma." 

Kelime (Sözcük) Çeşitleri

Kelimelerin anlam ilgilerine, aldıkları çekim eklerine ve cümledeki görevlerine göre ayrıldıkları sınıflara kelime türleri (çeşitleri) denir.  

Kök yönüyle Türkçede iki çeşit kelime vardır: İsim ve fiil  

İsimler, cümlede üstlendikleri göreve göre alt başlıklara (türlere) ayrılırlar: "isim, sıfat, zamir, zarf, edat, bağlaç, ünlem" 

İsim kökleri, varlık ve kavramları karşılarken, fiil kökleri, kılışları, durumları ve oluşları karşılar.  

Bunlardan isimler ve fiiller anlamlı kelimelerdir.  

FİİLLER (EYLEMLER)

Seyredilecek bir şey ve dinlenilecek bir hikâye yoksa, hayat çoğu zaman bir sıkıntıdır.

Çocukluğumda bu sıkıntıya karşı ya radyo dinlenirdi ya da pencereden dışarıya,

sokağa, gelipgeçenlere, karşı apartman dairelerinin içine bakılırdı.

O zamanlar, 1958'de Türkiye'de daha televizyon yoktu.

Ama "yok" denmez, tıpkı İstanbul sinemalarında gösterilmesi üç-beş yıl alan

Hollywood'un efsane filmlerinden söz ederken yapıldığı gibi "daha gelmedi" denirdi iyimserlikle.

Pencereden bakmak öylesine temel bir alışkanlıktı ki, televizyon Türkiye'ye geldiğinde ona pencereden

dışarı bakar gibi bakılmaya başlandı. Babam, amcam, babaannem pencereden bakarken yaptıkları gibi,

televizyon seyrederken de birbirlerinin yüzüne hiç bakmadan konuşup kavga ederler,

tıpkı pencereden dışarı bakarken yaptıkları gibi gördüklerini birbirlerine anlatırlardı.

"Bu gidişle bu kar iyice tutacak." derdi meselâ halam, sabahtan beri atıştıran kara pencereden bakarken.

"Yine o kâğıt helvacı geldi Nişantaşı'nın köşesine!" derdim ben de öteki pencereden tramvay caddesine bakarken.

Pazarları amcamlar, halamlar ve biz aşağı katlardaki dairelerden yukarıya, babaannemin katına çıkar,

öğle yemeklerini hep birlikte yerdik.

Pencereden bakıp yemeğin sofraya konmasını beklerken, orada annemler, yengemler,

amcamların kalabalığı içinde olmaktanöylesine mutlu olurdum ki gözümün önünde,

arkamı döndüğüm büyük salon, hazırlanmaktaolan uzun yemek sofrasının üzerindeki kristal avizenin soluk lambaları canlanırdı.

Babaannemin salonu bütün öteki katlar gibi yarı karanlık olurdu, ama bana bizim katlardan daha da karanlıkmış gibi gelirdi.

Hiç açılmayan balkon kapılarının kenarlarından korkutucugölgelerle sarkan tüller ve perdeler yüzünden belki.

Belki de sedef kakmalı paravanalar, eski sandıklar, lenduha masalar, sehpalar, üzeri çerçeveli fotoğraflarla dolu 

kuyruklu bir koca piyano ve diğer eşyalarla tıkış tıkış doldurulmuş havasız odalar

sürekli toz koktuğu için öyle gelirdi bana. (Orhan Pamuk; Pencereden Bakmak)  

Fiil (Eylem) Nedir?

Yukarıdaki parçada koyu yazılmış kelimeler, kök itibariyle fiil soylu kelimelerdir.

Bunlardan bir kısmı hangi şahsın ne zaman ne yaptığını, yapmakta olduğunu ya da yapacağını göstermektedir.  

denirdi, başlandı, tutacak, çıkar... 

İşte bu şekilde, varlıkların yaptıkları veya etkilendikleri işleri, hareketleri, oluşları, kılışları, durumları zamana ve

kişiye bağlı olarak anlatmada kullanılan kelimelere fiil denir.  

Fiiller dilin temel kelimeleridir.  

Fiiller mastarları ile isimlendirilirler. Mastar fiil kök veya gövdesinin "-mEk, -mE, İş" eklerini almış hâlidir.

Bu ekler atıldığında geriye sadece fiil kalır. Bu fiiller artık zamana ve şahsa göre çekimlenmeye hazırdır.  

Fiil kök ve gövdelerinin, kısaca fiillerin zamana ve şahsa göre yargı bildirecek hâle getirilmesine de fiil çekimi denir.  

gel-di-m,

oku-muş,

yaz-(ı)-yor,

düşün-mez,

bil-ir-iz,

sor-ma-lı-s-ın, dinle, konuş-alı-m... 

Fiil çekimleri ikiye ayrılır: 

Basit (yalın) zamanlı çekimler ve

Birleşik zamanlı çekimler 

Basit çekimlerde sadece zaman ve şahıs ekleri vardır; ama birleşik çekimlerde zaman ekleriyle şahıs ekleri

arasına birleşik zaman eki getirilir.

Örnek:

sev-di-m > (fiilin üzerinde tek kip eki var, basit zamanlı fiil)

sev(i)-yor-du-m > (birleşik zamanlı fiil)

Her fiilin bir adı vardır. Fakat bu adlar, şahıs ve zaman kavramı taşımazlar. Fiillerin sonuna "-mE, -mEk, -İş" ekleri getirilerek

yapılan fiil adları, bu ekler çıkarılarak çekimlenirler. 

Sevme            >  sev-di-k

Kalkış             >   kalk-tı

Hoşgörmek    >   hoşgör-eli-m 

TÜRKÇE ADLAR

A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z

ARAPÇA ADLAR

A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z

ATASÖZLERİ VE ANLAMLARI

A B C Ç D E F G H I İ K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z

DEYİMLER VE ANLAMLARI

A B C Ç D E F G H I İ K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z

Güncelleme Tarihi: 29 Eylül 2018, 23:44
YORUM EKLE