TÜRK DÜNYASINDA KADIN HAN-LAR VE HATUN-LAR

TÜRK DÜNYASINDA KADIN HAN-LAR VE HATUN-LAR

“Dünyada hiçbir milletin kadını, ben, Anadolu kadınından daha fazla çalıştım, milletimi kurtuluşa ve zafere götürmekte, Anadolu Kadını kadar gayret gösterdim diyemez". Mustafa Kemal Atatürk

TÜRK DÜNYASINDA KADIN HAN-LAR VE HATUN-LAR

TÜRK DÜNYASINDA KADIN HAN-LAR VE HATUN-LAR

Nazan Şara Satana

Türklerin en eski destanlarından biri olan Yaratılış Destanı’nın da Yaratan’a ilham veren ‘’AK ANA‘’ adındaki kadındır. Eski Türk inancına göre ‘’Han ile Katun’’ gök ve yerin evlatlarıdır. Kadının yeri yedinci kat göktür.

“Dünyada hiçbir milletin kadını, ben, Anadolu kadınından daha fazla çalıştım, milletimi kurtuluşa ve zafere götürmekte, Anadolu Kadını kadar gayret gösterdim diyemez". Mustafa Kemal Atatürk

Oğuz Kağan Atamızın kutlu eşlerinden biri mavi bir ışıktan, diğeri kutsal bir ağaçtan doğmuş olağanüstü kadınlardır.

Bilge Kağan kitabesinde Kağan ‘’Sizler Anam Katun, Büyük Annelerim, Hala ve Teyzelerim, Prenseslerim.’’ sözleri ile hitabına başlar.

Eski Türk destanlarında kadın erkeğinin her daim yanındadır. Kadın erkeğinin güç ve ilham kaynağı kabul edilirdi.

Türk kültüründe destan kahramanları iyi ata binen, iyi savaşan, iyi kılıç kullanan kadınlarla evlenmek istemektedirler.

Örnek olarak Korkut Ata’nın Bamsı Beyrek hikâyesindeki Banu Çiçek Katun’u verebiliriz.

Eski bir Türk atasözü; ‘’Birinci zenginlik sağlık, ikinci zenginlik iyi bir kadın.’’

Savaşta kadınların düşman eline geçmesi büyük bir utanç sayılırdı.

Oğuz Kağan destanından öğrendiğimize göre ırza tecavüzün cezası ölüm veya gözlere mil çekilmesiydi.

Arap gezgini Ahmed bin Fadlan, Türklerin tecavüz suçlusunun bacaklarından çapraz bağlanmış iki ağaca bağlandığını ve ipin kesilmesi sureti ile bacakların ayrıldığını hatıralarında belirtir.

Yine Arap gezgini olan İbn’i Batuta şöyle der "Burada tuhaf bir hale şahit oldum ki o da Türkler'in kadınlarına gösterdiği hürmetti. Burada kadınların kıymeti ve derecesi erkeklerinden daha üstündür."

Kağanın buyrukları yalnız "Kağan buyuruyor ki" ifadesiyle başlamışsa geçerli kabul edilmezdi.

Yabancı devletlerin elçilerinin kabulünde hatun da hakanla beraber olurdu. Tören ve şölenlerde kadın, hakanın solunda oturur siyasi ve idari konumlardaki görüşlerini beyan ederdi. Mesela büyük Hun İmparatorluğu adına Çin ile ilk barış antlaşmasını Tanrıkut Mete Han'ın Katunu imzalamıştır.

Ebul Gazi Bahadır Han, Secere-i Terakime'de, Oğuz ilinde, yedi kızın uzun yıllar beylik yaptığını anlatmaktadır.

Kadının yüceliği Altay Dağları'nın en yüksek tepesine "Kadınbaşı" ismi verilerek yaşatılmıştır.

Eski Türklerde kadın miras hakkına sahipti. Kadının kendine ait mülkü mevcuttu. Kadının bunu istediği gibi kullanma hakkı vardı.

Eski Türklerde koca karısını boşayabildiği gibi, kadın da kocasını boşayabilirdi. (alıntı)

Bunları okuyunca durdum kaldım.

Bir süre geçti.

Birdaha okudum, sonra birkaç kez daha okudum.

Vay Anam Vay dedikten sonra sizlere de muhakkak aktarmalıyım diye düşündüm.


 

Lütfen bayanlar okuyunuz ve okutunuz…

 

Kadının ne kadar önemli olduğunu görün, haklarını, toplumdaki yerini!

Tabiki bizim toplumda kadın önemlidir, ayrıca saygın bir yeri de vardır, buna asla inkâr edemeyiz ama yukarıda yazılanları da okuyunca gerçekten şaşırmamak mümkün değil.

Bunlar çok ama çok eskilerde olanlar…



Türk toplumlarında; tarih boyunca kadın ve hakları, kadın ve toplumdaki yeri, önemi kadına ait her şey!

Sizlere ve o zamandan bu zamana geçen sürede kadın ve kadının yaşamında nelerin değiştiğini ya da değişmediğini, hangi dönemlerde kadın daha güçlü oldu, hangi dönemlerkde gücünü yitirdi. Hangi tarihten itibaren de kadının adı silindi…

Orta Asya’da kurulan ilk Türk devletlerinde kadınla erkek eşitmiş, eşit haklara sahiplermiş. Ata biniyor, ok atıyorlarmış. Dahası da var savaşlara da katılıyorlarmış.

Hakanların yanında hatun olarak oturuyorlarmış.

Toplumda tek eşlilik varmış, ev eşlerin ortak malıymış.

Osmanlı’ya gelince; olanlar olmuş.

Kadınlar evlenmeden tutun boşanmaya, miras haklarında ve eğitimlerinde haklarını yitirmişler. Söz sahibi değil olmak konuşamaz hale gelmişler. Burada çok önemli bir noktayı aktarmak istiyorum.

Bu ellerinden alınmış haklar şehirlerde daha ziyade geçerli iken köylerde ve küçük yerleşim bölgelerinde kadına tanınan hak ya da kadının kendine tanıdığı hak daha bir belirgin ve yerindeymiş. Şöyleki eşinin yanındaymış. Birbirlerine destek veriyorlarmış. Açıkçası kadının adı biraz duyuluyormuş. Söz hakları oluyormuş.

Bu kadınlar savaşta da erkeklerinin yanında olmuşlar, çarpışmışlar, mücadele etmişler, cepheye silah taşımışlar…

Bizde varız ve önemliyiz demişler…


 

Mustafa Kemal Atatürk; kadınların medeni, siyasi ve sosyal haklarına kavuşmalarını istiyormuş.

Atatürk’ün söylediği bu sözler dünyada ses getirmiştir.

“Dünyada hiçbir milletin kadını, ben, Anadolu kadınından daha fazla çalıştım, milletimi kurtuluşa ve zafere götürmekte, Anadolu Kadını kadar gayret gösterdim diyemez".


 

Türk Toplumunda aile oldukça önemlidir. Eskiden de önemliydi, şimdide önemli…

 

Gelelim şimdiki haklara:

Çağdaş hukuk anlayışında medeni kanunda kadın ve erkek eşit haklara sahip…

Türk Kadını aile kurma, eğitim ve istediği mesleği seçme haklarına Atatürk döneminde edinmiştir.

Yine o dönemde seçme ve seçilme hakkını ve sosyal haklarını kazanmış…


 

Kadınlarımız… Ah kadınlarımız…

Eli öpülesi anam, bacım, yengem, teyzem

Hatta tüm kadınlar, tüm analar, tüm bacılar…

Siz kutsalsınız, sihirli, buğulusunuz,

Sizler canınızdan can verensiniz,

Sizler taşıyan, doğuran, gözeten,

Onun için ölensiniz.

Sizler anasınız, eşsiniz, bacısınız,

Yenge, hala, bibi, daye, ebesiniz

Sizler önemlisiniz, kadınsınız…

Kadınlarımız… Ah kadınlarımız…

Yazık olmasın size…

Eli öpülesi kadınlarımız…


 

Kadınlar toplumun başının tacıdır.

 

Nazan Şara Şatana

8 ekim 2012

Güncelleme Tarihi: 15 Temmuz 2018, 00:47
YORUM EKLE