Göktürkçe sözlük, Göktürkçe Kelimeler, Göktürk Yazıtları

Göktürkçe sözlük, Göktürkçe Kelimeler, Göktürk Yazıtları, Göktürkçe sözlük, Göktürkçe Sözlük: Göktürk Yazıtlarında Sıkça Kullanılan Sözcükler, Göktürkçe kelimeler, Göktürkçe.

Göktürkçe sözlük, Göktürkçe Kelimeler, Göktürk Yazıtları

Bu yazımızda sizlere Göktürkçe Sözlük sunuyoruz. 

Göktürkçe Sözlük, Göktürk Yazıtlarında Sıkça Kullanılan Sözcükleri içermektedir. Diğer yazılarımızı GÖKTÜRKÇE kategorisinde bulabilirsiniz. 

Yararlı olması dileğiyle...

TDH-Suat Özer

GÖKTÜRKÇE SÖZLÜK 

Göktürkçe sözlük, Göktürkçe Kelimeler, Göktürk Yazıtları

Adak     Ayak

Adak kamşat-    Ayak diremek

Adgır     Aygır

Adınçıg Bambaşka

Adrıl-     Ayrılmak

Ag-         Çıkmak

Agı         Armagan, mal

Agır        Değerli

Agıt-      Düşmanı püskürtmek

Agtur-   Çıkarmak

Algalı     Almak için

Alk-        Bitirmek

Alkın-    Tükenmek

Alp         Yiğit, zor

Alpagu  Yiğit, cesur

Altız-     Aldırmak

Altun     Altın

Amtı      Şimdi

Ança      Öylece

Anda     Orada

Anı         Onu

Antag    O kadar, öyle

Añar      Ona

Añıl-      Şaşırır

Apa        Baba

Apar      Avar

Apurum               Rum, Bizans

Arıg        Temiz

Arıl-       Yorulmak

Arkış      Kervan

Arkuy    Mevzi

Armakçı               Sahtekar

Artat-    Bozmak

Artuk    Artık, fazla

Artur-   Aldanmak

Asıg       Kazanç, yarar

Asra       Aşağıda

Aşangalı               Yemek için

At           At, ad (isim)

Atı          Eğitmen, lala

Atlıg       Atlı

Ay-         Söylemek

Ayguçı  Başbakan

Aynıg    Kötü, bozuk

Aynıt-   Bozmak

Ayt-       Söylemek

Ayukı    Hükümet

Azkıyna                Azcık

Azu        Yoksa

Balık      Kent, çamur

Balbal    Öldürülen düşman sayısınca dikilen heykel

Bar         Var

Bar-       Gitmek

Barıgma               Giden

Barım    Servet

Bark       Bina, yapı

Basın-   Kendini hor görmek

Basıt-    Bastırmak

Basmıl   Bir ulus

Başad-  Önderlik etmek

Başlayu                İlk başta

Başlıg    Başlı

Bay        Varlıklı, zengin

Baz         Bağlı, itaatkâr

Bediz     Resim, heykel

Beg        Bey

beñgü   Ebedi

Bıç-        Biçmek

Biçin      Maymun

Bilge      Bilgin

Bilig        Bilgi, akıl

Bir-         Vermek

Biri         Güney

Biriki      Bütün, hepsi

Birle       İle

Bişinç    Beşinci

Bişük     Beşik

Biti-        Yazmak

Bitig       Yazı

Bitigme                Yazan

Bizni      Bizi

Boguz   Boğaz

Bol-        Olmak

Boltaçı  Olacak

Bod        Boy

Bodun  Ulus/millet, halk

Bor         Bora

Borça    Bora gibi

Boşgur-                Kışkırtmak

Bödke (bu+ödke)           Bu zamanda

Böri        Kurt

Buka      Boğa

Bul-        Bulmak

Bulgak  Bulanık, karışık

buluñ    Taraf/yan

Bulıt       Bulut

Bulmayın             Bulmadan

Bunça   Bunca/bu kadar

Buñ        Sıkıntı

Bus        Pus

Buyruk Vezir/memur

Çabış     Çavuş

Çıgayn  Yoksul

Çıkan     Yeğen, kuzen?

Eb           Ev

Eçi          Amca, Ağabey

Eçü         Amca

Edgü      İyi

Edgüti   İyice

Ediz        Seçkin/yüksek

Egir-       Çevirmek

Eke        Abla

Eki          İki

Ekinti     İkinci

Elig         El, elli

Eligin     El ile

Emgek  Emek, eziyet

Emget- Eziyet etmek

Erinç      Elbette

Erkli       İken

Ermiş     İmiş

Erser     İse

Erteçi    Olacak

Erti         İdi

Ertin-     Vazgeçmek

Ertiñü    Fevkalade

Ertür-    Düzenlemek

Eşid-      İşitmek

Eşidgil   İşit

I-             Göndermek

Içgın-     Terk etmek

Id-          Göndermek

Iduk       Kutsal

Igaç        Ağaç

Igar        Değerli

Irak        Uzak

İçger-    İçermek

İçik-       Teslim olmak

İçreki     İçindeki

İdi           Sahip

İdikut    Komutan, vali?

İgid-       Beslemek

İgid        Yalan

İkegü    İki tane

İl             Devlet

İlert-      İlerletmek

İlle-        İl yapmak

İlgerü    İleri

İlsiret-   Devletsiz bırakmak

İlteber  Vali

İni           Küçük kardeş

İniligü    Kardeşli olarak

İsig         Isı, sıcaklık

İşgit       İşleme, sanat

İt-           Yapmak/etmek, düzenlemek

İtin-       Teşkilatlanmak

Kabış-   Kavuşmak

Kagan   Kağan/hükümdar

Kaganla-              Kağan yapmak

Kagasırat-           Kağansız bırakmak

Kalıñ      Çeyiz

Kalısız    Eksiksiz

Kamagı Toplam, hepsi

Kan        Han

Kandın  Nereden

Kanı       Hani

Kapıg     Kapı

Kapıgka                Kapıya

Kañ        Baba

Karı        Yaşlı

Karagu  Nöbet yeri

Katıgtı   Sağlamca

Katun    Kraliçe

Kazgan-               Kazanmak

Kazganmasar     Kazanmasa

Keç-       Geçmek

Keçig     Geçit

Kel-        Gelmek

Kelipen                Gelerek

Kelür-   Getirmek

Kentü   Kendi

Keregü Çadır

Kergek Gerek

Kergek bol-        Vefat etmek

Kergeksiz            Gereksiz

Kıd-        Kıymak

Kılın-      Yaratılmak

kırgag    Kıyı

Kıtayn   Hıtay (bir halk, Moğol?)

Kıyın      Acı, keder

Kızıl        Kırmızı

Kız ogul                Kız evlat

Kiçig       Küçük

Kigür-    Sokmak

Kimke   Kime

Kiñşür- Kinleşip çekişmek

Kir-         Girmek

Kirü        Geri

Kisre      Sonra

Kiş          Samur

Kişi         İnsan

Kişiligün               Kişi ile

Kiyik      geyik

Kodı       Aşağı

Kodup  Koyup

Konçuy Prenses

Korgan Kale

Kop        Hep

Kopun  Hepsi

Koyn     Koyun

Köbürge              Davul

Kök        Mavi

Kök        Hep

Köl         Göl

Köñül    Gönül

Kör-       Görmek, itaat etmek

Körteçi Görecek

Körüg    Gözetlemeci

Kötür-   Kaldırmak

Kötürügme        Yükselten

Köz        Göz

Kubrat-                Çoğaltmak

Kul         Köle

Kulkak  Kulak

Kurıgaru              Batıya doğru

Kut         Baht, talih

Kutay    Değerli kumaş

Kuz        Kuzey, gölgeli yer

Kü          Ün, ses

Küç        Güç

Küçlüg  Güçlü

Külüg    Ünlü

Kümüş  Gümüş

Kün        Gün

Kün batsık          Gün batısı

Küni       Kıskançlık

Kün togsık          Gün doğusu

Küntüz Gündüz

Küñ        Hizmetçi

Kür         Çok kalabalık

Lagzın   Domuz

Lu           Ejderha

Maña    Bana

Men      Ben

Meniñ  Benim

Neke     Niye

Neñ       Asla, hiç

Ogılıt     Oğullar

Ogurkala-            Saklanarak gitmek

Oguş     Aile

Okı-       Okumak, davet etmek

Okıgalı  Davet etmek için

Olur-     Oturmak

Olurıpan              Oturarak

Olursık  Oturası

Olurtaçı                Oturacak

Olurtukda           Oturduğunda

Olurtukuma       Oturduğumda

Ona-      Onaylamak

Onunç  Onuncu

Opla-     Atılmak

Ordu     Karargah

Ortu      Orta

Ot           Ateş

Oz-         Geçmek, kurtulmak, bağışlanmak

Ö-           Düşünmek

Öd          Zaman

Ödüş     Bir zaman ölçüsü birimi?

Ög          Anne

Ög-        Övmek

Ögleş-   Akıl akıla vermek

Ögtür-  Övdürmek

Ögir-      Gururlanmak

Ögüz     Irmak

Ögüzçe Irmak gibi

Ök          Hep

Ökün-   Pişman olmak

Öküş     Çok

Öl-          Ölmek

Ölüg      Ölü

Ölügme               Ölen

Ölteçi    Ölecek

Ölteçiçe               Ölecek gibi

Ölür-     Öldürmek

Ölüreyin              Öldüreyim

Ölüt-     Öldürmek

Öñ          Ön, doğu

Öñre     Doğuya, doğuda

Örtçe    Ateş gibi

Ötüg      Rica

Ötün-    Rica etmet

Ötünç   Arz, rica

Öz          Kendi

Özlük    Şahsi

Sab        Söz

Sakın-   Düşünmek

Sakınıgma           Düşünen

Sakınmatı            Düşünmeden

Sanç-     Mızraklamak

Sarıg      Sarı

Sayu      Sayarak, her

Sebin-   Sevinmek

Señün   Paşa

Sı-           Kırmak

Sıgıt       Ağlama

Sıgıtçı    Ağlayan

Sıgun     Yaban geyiği

Sıgta-    Ağlamak

Sıñar      Yarım

Siñil        Kız kardeş

Sökür-  Çöktürmek

Sözleş- Söyleşmek

Sub        Su

Subıñaru             Suyuna doğru

Sü           Ordu/asker

Süçig     Tatlı

Süle-     Ordu yürütmek

Süñüg   Süngü

Süñüş-  Süngüleşme, savaş

Şad        Veliaht prens

Tabgaç  Çin, Çinli

Tabışkan              Tavşan

Tag         Dağ

Tagça    Dağ gibi

Tagık-    Dağa çıkmak

Taluy     Deniz, okyanus

Tamgacı               Damgacı, mühürdar

Tañ        Şafak

Tañ öntürü         Şafak yükselirken

Tapa      Karşı, karşıya

Tarduş  Bir kısım Türk topluluğu

Taş         Dış

Taşık-    Dışarı çıkmak

Taşra     Dışarı

Tat         Yabancı

Tebi       Deve

Teblig    Hileci

Teg        Gibi

Teg-       Saldırmak, ulaşmak

Teg-       Saldırmak

Tegi       Kadar

Tegre    Çevre

Telin-    Delinmek

Temir    Demir

Teñri     Gökyüzü/tanrı

Teyeñ   Sincap

Tez-       Kaçmak

Tılıg        Haberci

Tıñla      Dinlemek

Tideçi    Diyecek

Tik-        Dikmek

Tir           Der

Tir-         Dermek

Tirgür-  Diriltmek

Tirig       Diri

Tiril-       Derlenmek

Tirkeş    Kafile

Tip          Deyip

Tiyin      Diye

Tiz          Diz

Tizlig      Dizli

Tod-      Doymak

Toga yorı-           Üstünden aşıp geçmek

Tokı-      Vurmak

Tokurkak             Tok gözlü

Tokuz    Dokuz

Tokuzunç            dokuzuncu

Ton        Giysi

Toñta-  Donup kalmak

Tor-       Zayıflamak

Toruk    Zayıf

Toygun Kurultay üyesi, delege

Tögünlüg             Damgalı

Tök-       Dökmek

Töküti   Dökerek

Töles     Türk boylarının bir bölümü

Töpü     Tepe

Tört       Dört

Törtünç                Dördüncü

Törü      Töre

Törü-     Türemek

Törün    Tören

Tupul-   Tel-

Tutsık    Tutulası

Tutuk    General

Tutupan              Tutarak

Tutuz-   Tutturmak

Tümen On bin

Tün        Gece

Tüpüt    Tibet

Tüş-       Düşmek

Tüz         Düz, doğru

Tüzül-   Düzelmek

U-           -ebilmek, -abilmek

U            Uyku

Ubut     Utanma

Uça bar-              Vefat etmek, cennete gitmek

Uçuz      Kolay

Uda bas-             Uykuda basmak

Udı-       Uyumak

Udımatı               Uyumadan

Udlık     Kayış

Udsık    Uyuyası

Udu       Ve

Uduz-   Yönetmek

Uduzugma         Yöneten

Ulayu    Ve, ulayarak

Ulug      Büyük

Ulugart-               Büyütmek

Uluş       Ülke, memleket

Umay    Tanrıça

Unç        Mümkün

Ur-         Vurmak

Urgıl      Vur

Urug      Soy

Urugsırat-           Soyunu kurutmak

Urı ogul                Erkek evlat

Usar      Mümkünse

Uz          Sanat

Üçün     İçin

Üçünç   Üçüncü

Ülüg      Kısmet, pay

Ürüñ     Ak

Üz-         Koparmak

Üze        Üstte

Yabgu   Vali

Yabız     Fena, kötü

Yablak   Kötü, kalitesiz

Yabrıt-  Yıpratmak

Yadagın                Yaya olarak

Yagı        Düşman

Yagız      Yağız

Yaguk    Yakın

Yagur-   Yakınlaşmak

Yagut-   Yakınlaştırmak

Yalabaç Elçi

Yalıñın   Çıplak olarak

Yana      Geri, yine

Yantur- Geri döndürmek

Yarak     Alet, silah

Yarat-    Yaratmak, meydana getirmek

Yaratın-                Yapılanmak

Yarlıka- Buyurmak, bağışlamak

Yargan  Baş yargıç

Yazın-    Yanlış yapmak

Yaşıl       Yeşil

Yay         Yaz mevsimi

Yayn-    Yaymak

Yaz         Bahar mevsimi

Yazı        Ova

Yegün   Yeğen

Yelmeg Keşif kolu

Yete      Yedeğe alarak

Yılkı        At sürüsü

Yılpagut               Kahraman

Yılsıg      Zengin, varlıklı

Yımşak  Yumuşak

Yıpar      Güzel koku

Yırı          Kuzey

Yırıgaru Kuzeye doğru

Yış          Orman

Yiçe        Yeniden

Yig          Daha iyi

Yigdi      İyice

Yime      De da (bağlaç)

Yigirmi  Yirmi

Yinçü     İnci

Yinçge   İnce

Yiriñerü                Yerine doğru

Yiti          Yedi

Yitür-     Yitirmek

Yiyi         Art arda

Yog        Ağlama töreni

Yogçı     Ağlama töreni katılımcısı

Yogla-   Yas tutmak, ağlamak

Yogur-  Ayakla çiğnemek

Yokad-  Yok olmak

Yolı         Kez, defa

Yoñşur-                Zıtlaşmak

Yorı-      Yürümek

Yorıt-     Yürütmek

Yubalu  Yuvarlanarak

Yulugçı  Yağmacı

Yut         Kıtlık

Yuyka    İnce

Yotuz    Kadın eş

Yügeri   Yukarı

Yügür-  Akmak, koşmak

Yükün- Baş eğmek

Yüzçe    Yüz kadar

alk-: bitirmek, tamamlamak, bitmek, tükenmek, sona ermek
altun: altın
ança: öyle, öylece, şöyle, şöylece, böyle, böylece, o kadar, çok, bedava, karşılıksız
ançula-: takdim etmek, arzetmek, sunmak
apa: ecdat, büyük baba
artuk: fazla, ziyade, artık
aşsız: yemeksiz, aç
balık: şehir, çamur, balçık, bataklık
bark: ev, mezar, türbe, abide
bay: zengin
baz: yabancı, tâbi
bediz: resim, heykel, nakış, şekil, süs
bedizçi: ressam, nakkaş
bengü: ebedî, daimî, sonsuz
bilig: bilgi, fikir, düşünce, zekâ
birle: ile
biti-: yazmak
bitig: yazı, yazma, kitabe, kitap
bodun: budun, ulus, millet, kavim
bulung: taraf, yan
bunça: bunca, bu kadar, böyle
bung: keder, sıkıntı, dert, zahmet, eziyet, minnet
çıgany: yoksul, fakir
eçi: amca, ağabey
edgü: iyi
erinç: olacak, olmalı, tabiî, elbette, -dır / -dir
ertür-: erdirmek, yaptırmak
ıduk: mukaddes, kutlu, mübarek
ıgar: ağır, değerli, önemli, hürmetli
ırak: uzak
igit-: beslemek, bakmak, yetiştirmek, büyütmek, ilgilenmek
illig: illi, vatanlı, ülkeli, devletli
ilsire-: ilsizleşmek, devletsizleşmek, ilini kaybetmek, esaret altına girmek
ini: küçük kardeş
kagan: hakan, hükümdar, kağan
kaganlıg: bağımsız, müstakil, kağanı olan
kagansırat-: kağansızlaştırmak, esaret altına almak
kang: baba, peder
kapıġ: kapı
kazgan-: kazanmak, toplamak, biriktirmek, zapdetmek, ele geçirmek, fethetmek
kedimliġ: giyimli, giyim kuşamı olan, zırhlı
kelür-: getirmek
kergek bol-: yok olmak, ölmek, vefat etmek
kılın-: yaratılmak, yapılmak, meydana gelmek
Kırkız: Kırgız
kisre: sonra, ondan sonra
kony: koyun
kop: çok, hep, pek, tamamen
kögmen: Kögmen Dağı, ormanı, Sayan Dağı
köngül: gönül, kalp, yürek, iç, fikir, düşünce, akıl, anlayış, arzu, ülkü
kurıgaru: batı, batıya doğru
kut: devlet, ikbal, saadet, baht, talih
kutay: ipek, ipekli
kü: ses, ün, şan, şöhret, san
küntüz: gündüz
men: ben
neng: nesne, şey, mal, eşya; h,ç, asla
olur-: oturmak, tahta oturmak, kağan olmak
ot: ateş
ög: anne, üvey anne
ögüz: ırmak, nehir, deniz
ökün-: pişman olmak, eseflenmek, hayıflanmak, kendine gelmek, üzülmek
ölgeli: ölümlü
ötün-: arz etmek, rica etmek, dilek dilemek
sakın-: düşünmek, düşünceye dalmak, endişelenmek, düşünüp taşınmak, yas tutmak
sıgıt: ağlama, feryat figan etmek, sızlamak, matem
sökür-: diz çöktürmek, dize getirmek
sub: su, nehir
süçig: tatlı, lezzetli
süle-: ordu sevk etmek, akın düzenlemek, sefere çıkmak
süngük: kemik
süngüş-: süngüleşmek, mızraklaşmak, çarpışmak, savaşmak, harp etmek
şad: Türk devletinin batı kısmının başkanı, yabgu
Şantung: Şantung Ovası
Tabgaç: Çin, Çinli
teg: gibi
Tengri: Gök, Tanrı, ilâh, Allah, Gök Tanrısı
tigin: Kağan’ın oğullarına verilen unvan, prens
tirgür-: yaşatmak, diriltmek, canlandırmak
tiyin: diye, diyerek
tiz: diz
tokı-: vurmak, dövmek, çarpmak, dokumak, sokmak, batırmak, tokmaklamak, yontmak
tonsuz: elbisesiz, çıplak
torug: doru, doru rengi
törü: töre, kanun, nizam, örf ve adet, görenek, düzen, devlet nizamı
tün: gece
uça bar-: vefat etmek, ölmek, kergek bolmak
udı-: uyumak
Umay: bir Tanrıça adı
üçün: için, dolayı, yüzünden
üküş: çok, fazla
ülüg: kısmet, pay, nasip, şans
yabız: yavuz, fena, kötü, perişan
yablak: kötü, fena, perişan
yadaġ: yaya
yagı: düşman
yarlıka-: buyurmak, lûtfetmek, bağışlamak, esirgemek, korumak
yaşıl: yeşil
yeltür-: koşturmak
yış: orman, ormanlık dağ
yig: iyi
yoġ: natem, yas, ölü yemeği, cenaze töreni
yügürt-: koşturmak, akıtmak

Göktürkçe sözlük, Göktürkçe Sözlük: Göktürk Yazıtlarında Sıkça Kullanılan Sözcükler, Göktürkçe kelimeler, Göktürkçe.

Güncelleme Tarihi: 25 Eylül 2018, 11:50
YORUM EKLE