TÜM YÖNLERİYLE RUS S-400 SAVUNMA SİSTEMİ DOSYASI

TÜM YÖNLERİYLE RUS S-400 SAVUNMA SİSTEMİ DOSYASI

TÜM YÖNLERİYLE RUS S-400 SAVUNMA SİSTEMİ DOSYASI


Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “İmzaları attık” açıklamasının ardından Rus hava savunma sistemi S-400 gündemin ilk sıralarında. S-400’lerin gelmesinin Türkiye’nin Batıya bağımlılığını azaltacağı tespiti yapan uzmanlar, füzelerin Türkiye’nin hava savunmasına önemli bir katkı sağlayacağı görüşünde.

Peki S-400’lerin görevi tam olarak nedir?

Emekli Hava Pilot Tümgeneral Beyazıt Karataş ABD’den gelen “Endişeliyiz” açıklamalarını da değerlendirdi. Karataş, Türkiye'nin NATO üyesi olmasının S-400'ü almasını engelleyemeyeceğini söyledi.

https://www.youtube.com/watch?v=ybKXR__cVu0




Peki S-400 füzelerinin özellikleri nelerdir?



Sovyetler Birliği döneminde S-300 füzelerinin üretilmesinden sonra geliştirilmeye başlayan S-400 sistemi, 2007'den bu yana Rusya'nın silah envanterinde yer alıyor.









  • S-400, önemli siyasi, ekonomik ve askeri hedefleri "yüksek etkili koruma" için tasarlanan bir sistem olarak tanımlanıyor.




  • HAYALET UÇAK VE BALİSTİK FÜZELERİ YOK EDEBİLİYOR



    HAYALET UÇAK VE BALİSTİK FÜZELERİ YOK EDEBİLİYOR



    Dünyadaki en iyi hava savunma sistemlerinden biri olarak nitelendirilen sistem, savaş uçakları, radar tespit ve kontrol uçakları, keşif uçakları, stratejik ve taktik uçaklar, taktik, operasyonel-taktik balistik füzeler, orta menzilli balistik füzeler, hipersonik hedefler ve diğer gelişmiş hava saldırısı araçlarını imha etmek üzere tasarlandı.












  • S-400 taburu, en az bir mobil operasyon komuta merkezi, 8 fırlatıcı ve 32 füzeden oluşuyor.




  • 600 KİLOMETRE UZAKLIKTAKİ HEDEFLERİ ALGILAYABİLİYOR



    600 KİLOMETRE UZAKLIKTAKİ HEDEFLERİ ALGILAYABİLİYOR



    Kısa, orta ve uzun menzillerde füzeleri aynı anda kullanabilen S-400, 600 kilometre uzaklıktaki hedefi algılama özelliğine sahip ve saniyede 4,8 kilometre hızla füze gönderilebiliyor. Sistem, hedefe 10 saniyeden daha az sürede tepki veriyor.





    S-400, çok uzun menzilli 40N6 model füzeyle 400 kilometre, uzun menzilli 48N6 model füzeyle 250 kilometre, orta menzilli 9M96E2 model füzeyle 120 kilometre ve kısa menzilli 9M96E model füzeyle de 40 kilometredeki hedefleri vurabiliyor.








    Sistemin hedefleri arasında B-2 ve F-117 hayalet uçaklar, B-1, F-111 ve B-52H stratejik bombardıman uçakları, EF-111A ve EA-6 elektronik harp uçakları, TR-1 keşif uçağı, E-3A ve E-2C erken uyarı radar (AWACS) uçakları, F-15, F-16, F-35 ve F-22 savaş uçakları, Tomahawk füzeleri ve balistik füzeler yer alıyor.



    Rus basınına göre, Rusya’da Moskova bölgesi, Güney Askeri bölgesi, Pasifik ve Baltık filolarında olmak üzere toplam 5 S-400 alayı bulunuyor. Her alayda sekizer fırlatma sisteminin bulunduğu 2'şer tabur yer alıyor. Rusya’daki S-400 tabur sayısının 2020’ye kadar 56’ya çıkarılması öngörülüyor.








  • Rusya, S-400 hava savunma sisteminin satışıyla ilgili şu ana kadar Türkiye dışında sadece Çin ile anlaştı. Rus savunma sanayi yetkilileri, şubat ayında Çin için üretime başlandığını açıklamış ancak ilk teslimatın 2018’den önce olmayacağını belirtmişti.










  • Hindistan ve İran gibi ülkeler de daha önce S-400 alımı için Rusya ile görüşmeler yapmıştı. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in askeri teknik iş birliği Danışmanı Vladimir Kojin, daha önce yaptığı açıklamada, pek çok ülkenin sistemi satın almak için sıraya girdiğini ifade ederek, bu ülkeler arasında Kolektif Güvenlik Anlaşması üyesi ülkeler, Güneydoğu Asya ülkeleri ve Ortadoğu ülkelerinin de bulunduğunu bildirmişti.







TÜRKİYE-NATO (ABD) İLİŞKİLERİ NE OLACAK?


TBMM Milli Savunma Komisyonu Sözcüsü Murat Baybatur, Türkiye’ye Rus yapımı S-400 füze savunma sistemleri sevkiyatına NATO’nun engel koyma hakkı bulunmadığını, dile getirilen endişelerin çifte standartların tezahürü olduğunu söyledi.

Manisa Milletvekili Murat Baybatur, “NATO’nun S-400’lerin Türkiye’ye sevkiyatını engelleyecek herhangi bir gerekçesi yok. İttifaka üye olan diğer bazı ülkelerde NATO’nun dışında üretilen sistemler kullanılıyor'' diye konuştu.

YUNANİSTAN ÖRNEĞİ

Savunma Komisyonu Sözcüsü ''Örneğin Yunanistan, S-300 sistemlerini kullanıyor. Eğer bu konuda Yunanistan’a soru sorulmayıp Türkiye hakkında endişeler dile getiriliyorsa, bu, çifte standart uygulamaktır ve doğru bir yaklaşım değildir. Türkiye’nin öz güvenliğine yönelik aldığı kararlara hiç kimsenin itiraz etmeye hakkı yok” diye devam etti.

'1974'TE KIBRIS'TA GÖRDÜK'


1974’te Kıbrıs Harekâtı sırasında ve terörle mücadele döneminde Türkiye’nin ‘kime ne derece güvenilebileceğini gördüğünü’ söyleyen Baybatur, “NATO, dostluk ve müttefiklik gibi kavramların yeniden tanımlandığı, işbirliğinin sadece kâğıt üzerinde üyelikte kaldığı bu yaklaşımından vazgeçmeli. Türkiye elbette ki ulusal güvenliğini korumaya yönelik tedbirler alacak. Ancak Türkiye ile NATO arasında bir gerilim söz konusu değil. Eğer ülkeler müttefiklik ilişkileri çerçevesinde hareket edecek olursa, diyalog yoluyla çözülemeyecek hiçbir konu olmayacak” dedi.

'MİSİLLEMEYE MİSİLLEME'


ABD: "Türkiye S-400 sistemlerini alırsa NATO teknolojilerine erişimi kısıtlanır."
Baybatur, ABD Hava Kuvvetleri Müsteşar Yardımcısı Heidi Grant’ın, Rusya'dan S-400 satın alması halinde Türkiye'nin F-35 tipi 5. nesil bombardıman uçaklarını edinme ve kullanma imkânlarına yönelik tedbirler alınabileceği açıklamasını şöyle değerlendirdi: “NATO’nun atacağı adımları en yakın zamanda göreceğiz. ABD’nin mutabık kalınan takvime göre F-35’lerin sevkiyatından vazgeçmesinin gündeme geleceğini düşünmüyorum. Eğer gelirse Türkiye, elinde bulunan diğer pek çok alternatifi inceleyecek. AN-TPY-2 radarının kaldırılması, bu alternatiflerden sadece biri.”




 

DÜNYA DENGELERİ DEĞİŞİYOR MU?


Türkiye'nin dış politikada Batı ülkelerine karşı değişen tutumu giderek kalıcı bir dış politika yaklaşımı olarak yer etmeye başladı. Türkiye Avrupa ülkeleri içerisinde özellikle Almanya'ya karşı bu tavrını devam ettirirken, Suriye meselesinde Astana süreci sonrasında değişmeye başlayan tutumu ile birlikte Washington'un tercihleri sebebiyle ABD'ye karşı da sert bir politika geliştirdiği gözlendi.

Bütün bunları yerel bir takım gelişmeler çeçevesinde, kalıcı olmayan gündelik politikalar olarak mı değerlendirmeli yoksa, daha kalıcı bir eğilimin başlangıcında olunduğu şeklinde mi?

Dünyada dengelerin Batı'nın, özellikle de Amerika'nın aleyhine değiştiği bir süreç yaşanıyor. Tek kutuplu dünya döneminin bittiği, artık çok kutuplu bir dünya sürecinin başladığı en çok yapılan bir değerlendirme haline geldi. Bu yeni durumu en karakteristik bir şekilde ortaya koyan; 'dünyanın Asya'da yeniden kurulduğu' şeklinde ifade edilen Şangay İşbirliği Örgütü'nün en son Hindistan ve Pakistan gibi iki büyük ülkenin katılımı ile dikkat çekici bir şekilde öne çıkması oldu.

Yine bu cephenin en önemli ülkelerinden olan Çin'in büyük bir ekonomik dev olarak artık dünya ekonomisini domine eden etkisi uzmanlarınca sıkça dile getiriliyor. Bununla birlikte Çin; 'Bir Yol, Bir Kuşak' projesi ile ortaya koyduğu büyük proje ile Asya'dan Avrupa'ya onlarca ülkeyi ilgilendiren bir ekonomik sinerjinin kaynağı olarak dünya dengelerini esastan etkiliyor.

Batı'nın kan kaybettiğine dair bilgiler kendi resmi raporlarına yansıyacak kadar aşikar hale geldi. Batı bu çerçevede bütünlüğünü de koruyamıyor, bölünmeye doğru gidiyor. Özellikle Almanya'nın ayrık duruşu bu anlamda en göze çarpan durum. Almanya özellikle Amerika'nın bir çok politikasına karşı bir duruş sergilerken, enerji tedariki noktasında Rusya'nın pozisyonuna yakın bir yaklaşım sergiliyor.

Sonuç olarak hem Türkiye hem de dünya bir yol ayrımına girmiş bulunuyor.

Atılacak adımlar her yönüyle değerlendirilmeli ve ulusal çıkarlarımız doğrusunda kararlılıkla yürünmelidir.

TDH
Güncelleme Tarihi: 29 Aralık 2017, 12:47
YORUM EKLE