HARB-İ İKTİSADİ YA DA BOYKOTAJ - Mehmet Emin Elmacı

HARB-İ İKTİSADİ YA DA BOYKOTAJ - Mehmet Emin Elmacı

HARB-İ İKTİSADİ YA DA BOYKOTAJ - Mehmet Emin Elmacı

HARB-İ İKTİSADİ YA DA BOYKOTAJ - Mehmet Emin Elmacı

Yüksek Lisans tezim 1908 5 Ekim'inde Bosna Hersek'i ilhak etmesi üzerine Avusturya Macaristan’a yapılan BOYKOT üzerineydi. Bu boykot Osmanlı için bir ilkti. İlk kez halkın tepkisinin yönlendirilmesi gerçekleştiriliyordu İttihat Terakki eliyle. Gazetede ilk öneri Hüseyin Cahit Yalçın'dan gelmişti. Halkın "Harb-ı iktisadiye" yapmasını istemiş ve özellikle "Avusturya mallarının alınmamasını, gemilerine binilmemesini, Avusturya malı satan mağazalara da gidilmemesini" önermişti. Hüseyin Cahit, belki de halkı tanıdığı için ve işin tersine dönmemesi için de "aman sertliğe başvurulmasın" diye de uyarısını yapmıştı.

Anılarda boykota başvurulmasının, devletin zayıflığı ve Bosna Hersek nedeniyle askeri tepki verecek güçte olunulmamasından kaynaklandığı anlatılmıştı.

İttihatçıların yayın organı olan Tanin gazetesinde Hüseyin Cahit'in propogandasına, daha yeni yasal hale gelmeye başlayan İttihat Terakki, bu iş onun için de bir meşruiyet aracı haline geldiğinden tüm gücü ile boykotu desteklemişti. Başlangıçta sadece Avusturya malı getiren gemilerden mal çıkarılmaması ve Avusturya malı satan mağazalara gidilmemesi olarak başlayan boykot, ilk zamanlarda gevşemiş ve durma noktasına girmişti. Ancak İttihat Terakki’nin girmesiyle boykot daha sıkı bir disiplin altına girmeye başlamıştı. En önemli destekçileri de özellikle limanlarda İttihatçı örgütlenmelerinden kaynaklı olarak hamal liderlerinden, hamallardan ve lonca işçilerinden gelmişti. Boykotaj Cemiyetleri oluşturulmuş, Çin, Mısır, Balkanlar, Orta Doğu da dahil olmak üzere nerdeyse tüm yerlerden boykot haberleri gelmeye başlamıştı gazetelerde. Avusturya’yı destekleyen Alman gemi ve mallarına da yansımıştı boykot..

Hükümet ise Avusturya'nın elçisinin tüm itirazlarını "bizimle ilgisi yok halkın kendisinden gelen bir tepki" olarak geri çeviriyordu. Elçinin hamalları suçlayıp görevlerini ihmal ettikleri suçlamasına da devlet hamalların özel çalışanlar olduğunu belirtiyordu. Sorun şu idi aslında; Devlet 1876’dan beri neredeyse 30 yıldır zaten Avusturya'nın işgalinde olan Bosna Hersek'ten umudu kesmişti ve meclisin açılması üzerine “Bosna’nın merkeze bağlanması tehlikesine” karşı Avusturya'nın da ilhaka eninde sonunda başvuracağını biliyordu. En azından "harb-i iktisadi" yaparak maddi bir kazanç elde edilmesini uygun görüyordu.

Belgelerden ve gazete haberlerinden öğrendiğimize göre en sıkı boykotcular liman şehirleri olan İstanbul, İzmir, Selanik, Trabzon, Mersin ve Beyrut şehirleriydi. En önemli BOYKOT MALI ise Osmanlı'nın neredeyse kendi tüketiminin % 80'ni Avusturya'dan ithal ettiği FES idi. O dönemlerde başlamıştı İttihatçıların fes yerine KALPAK kullanması.

İşin en acı yanı da 1908 boykotunda Avusturya'dan geldiği için binlerce fesin yerlere atılıp, üst üste toplanarak yakılmasından bir 17 yıl sonra fesin yerine şapka takılmasını "dini başlık" diye bahane ederek yeni Cumhuriyete karşı ayaklanılması olsa gerek.

Fes boykotu en yoğun İzmir ve Selanik'te yapılmıştı. Hatta İzmir'de hükümet konağı önünde fesler toplanıp yakılmış ve FES YIRTMA BAYRAMI gerçekleştirilmişti. Tabi Hüseyin Cahit tecrübeliydi. Bazı fes giyenlere, Avusturya şapkası giyen kadınlara, Avusturya malı satan mağazalara saldırılar da gerçekleşmişti. Avusturya tebaaları dışarı çıkamaz olmuş, bazıları da kendilerinin Avusturya tebası olmadığını göstermek için de mağazalarına hangi ülke tebaası ise oranın bayrağını çekmeye başlamışlardı.

Elçinin şikayet ettiği en sıkıntılı konu da bunlardı. Sıkıntılar bununla bitmemişti tabi. İlhak olayı öncesi mallarını sipariş verenlerin zarar görmemesi için BOYKOTAJ CEMİYETLERİ aracılığıyla sipariş tarihini gösterenlere tasdikname verilir ve mağazalarına asmaları sağlanmıştı.

Avusturya Macaristan’ın ticari olarak bundan çok az zarar göreceği kesindi. Zira fes dışındaki şeker gibi ihracatının çok az kısmı Osmanlı devletineydi. Ama özellikle Viyana taraflarında 6-7 fes fabrikasının zarar gördüğü de kesindi. Bir iki karikatürü anımsıyorum “Kalem” dergisinde. Fes satılamaması nedeniyle ülkesinde fesi resmi başlık ilan Avusturya Macaristan İmparatoru ve hamal liderine yalvaran Avusturya gemi kaptanı..

Boykot ilk kez devletin siyasi olarak kullandığı bir savaş haline gelmişti. Ondan sonra da bir çok kez farklı devletlere, (İtalya, Yunanistan) de yapılan boykotajın en son örneklerini de terörist başını vermeyen İtalya’ya ve Ermeni tasarısını meclislerinden geçirdiği için de Fransa’ya olduğunu da anımsarız.

Bunlar işe yaradı mı bilmiyorum ama Avusturya hükümeti boykot nedeniyle Osmanlı hükümeti ile görüşmeye de başlamıştı. Avusturya fabrikaları da işi çözmek için yan yollara kaçmışlardı. Örneğin mallarını önce Atina’ya getiri orda malların üzerindeki yazıları kaldırarak başka gemilerle İstanbul ve İzmir’e gönderirlerdi. Ancak Liman işçileri oldukça uyanıktı. Hatta en çok suçlanan İstanbul hamal lideri Kürt Ali idi ve Avusturya gazetecisine verdiği “Eğer bizi sizin için çalışır zannederseniz size deli derim. Biz mallarınızı çıkartmamak için yemin ettik. Kamil Paşa(Sadrazam) bizi Galata Köprüsüne astırsa yine de mallarınıza el sürmeyeceğiz, efendilerinize böyle söyleyin” yanıtı ün salmıştı. Ama Avusturyalı gazeteci “tüm sorumlu, vaktiyle Todori isimli birini demirle öldürmüş cahil bir Kürt” diyerek de tüm suçu hamal liderine atmıştı. Hamalların sert tutumları tepki de çekmeye başlamıştı hele bir de kazandıkları bu güç aracılığıyla 2 yıl önce işten çıkartılmış arkadaşlarının tekrar işe alınmasını istemeyi de ihmal etmemişlerdi.

Yapılan görüşmelerle Osmanlı ve Avusturya hükümetinin 16 Ocak 1909’da anlaşmış da olsa hamallar işi tek başına kendi şahsi çıkarları için bir süre daha boykota devam etmişler, arkadaşlarını tekrar işe aldırdıkları gibi zam almayı da başardıktan sonra antlaşmanın meclisten geçtiği 29 Şubat’ta boykotu sonlandırmışlardı.

Bugün yapılacak boykot ABD’nin bize ihracatı çok büyük olmadıktan sonra ABD’ye zarar verecek konumda değildir. Sadece siyasi bir tepkidir. Asıl tepki üslerin kapatılması olacaktır. Ve Olmalıdır da.. Gökten üç elma düştü umarım hepsini siz ve bizler yemeyiz birileri de kıyısından köşesinden bir şeyler alır..

Mehmet Emin Elmacı

YORUM EKLE