Türkiye’nin Enerji Sorunları -Doç. Dr. Haluk Berkmen

Türkiye’nin Enerji Sorunları -Doç. Dr. Haluk Berkmen

Türkiye’nin Enerji Sorunları - Doç. Dr. Haluk Berkmen

Türkiye’nin Enerji Sorunları -Doç. Dr. Haluk Berkmen

Türkiye’nin Enerji Sorunları

Doç. Dr. Haluk Berkmen

Türkiye gelirinin büyük bir bölümünü enerji ithalatına harcamaktadır. Enerji kaynaklarını yenilenebilir ve yenilenemez olarak ikiye ayırmak mümkündür. Yenilenebilir kaynaklar: Güneş Enerjisi, Su Enerjisi, Rüzgâr Enerjisi, Jeotermal (Sıcak yer altı suları) ve Bio Enerjidir. Yenilenemez kaynaklar ise: Kömür, Petrol, Doğalgaz ve Nükleer Enerji kaynaklarıdır. Yenilenemez kaynakların tümü yeraltından çıkarılır ve bir gün tükenecekleri kesindir. Fakat bu kaynakların enerjileri bol ve sürekli olduğundan dünya ülkelerinin tercih ettiği başlıca enerji türleridir.

Türkiye’de de durum aynıdır. Ülkemizde tüketilen enerjinin kaynaklarını bir grafik olarak altta görüyoruz. Tüketilen enerjinin dörtte üçünü ithal ediyoruz ve toplam enerjinin sadece % 11’i yenilenebilir enerji kaynaklarından elde ediliyor. Evleri ısıtmakta ve mutfaklarda kullanılan doğal gazın tümü ise ithal ediliyor. İthal edilen doğal gazın % 60’ı Rusya’dan, % 40’ı İran’dan geliyor. Petrol da aynı şekilde ithal ediliyor. Tüketilen petrolün sadece % 7’si ülke içindeki kaynaklardan elde ediliyor. 

Kömüre gelince, Türkiye’de çıkartılan kömürün çoğu Linyit kömürü olup, enerjisi düşük ve sorunları büyüktür. Öncelikle hava kirliliği yaratır ve sera gazlarını (Karbon Dioksit) atmosfere salarak iklim değişikliklerine neden olur. Ayrıca kömür ocaklarında çalışanların birçoğunda solunum zorlukları ve akciğer kanseri ortaya çıkmaktadır. Üstüne üstlük, kömür ocaklarındaki göçükler ve grizu patlamaları da pek çok can kaybına neden olmaktadır. Dünya büyük çapta kömür ocaklarında gerekli önlemleri almış, kazaları önlemiştir. Türkiye kalkınan bir ülke olarak endüstriye ve teknolojik üretime yönelmiş olmasına rağmen bu üretimi sağlayacak enerji kaynaklarını arttırmayı başaramamıştır. Enerji olmayınca ve yenilenebilir enerji kaynakları yetersiz kalınca, ithalata yönelmek zorunluluğu belirmiş, adeta taşıma suyla değirmen döndürmeye çalışılmıştır. 1960 ile 2007 yılları arasında Türkiye enerji tüketimini % 425 oranında arttırmış olmasına rağmen pek çok ülkenin gerisinde kalmıştır. Yunanistan Türkiye’den iki misli fazla kişi başı enerji tüketmektedir. Avusturya Türkiye’den yaklaşık üç misli ve ABD beş buçuk misli fazla kişi başı enerji tüketmektedir.

Çözüm ne olabilir?

Enerji açığımızı sürekli ithal ederek karşılamak bir çözüm olamayacağına göre, iki şey yapılabilir:
 
1) İhracat ürünlerimizi teknolojik ürünlerden doğal ürünlere doğru kaydırarak ağır sanayi yerine tarıma ve hayvancılığa önem vermek ve desteklemek. Bu sayede doğal ve yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelerek yerel enerji üretimini arttırmak. Böylece sanayi için kullanılacak olan ithal enerji ihtiyacını azaltmak.

2) Sanayi üretimi için gerekli elektrik ihtiyacını nükleer enerji santrallerinden karşılamak. Zira nükleer enerjiden hem sürekli hem de bol miktarda elektrik enerjisi elde etmek mümkündür. Meskenlerin elektriğini ve sıcak suyunu ise güneş enerjisi ile karşılamak. Türkiye bir güneş ülkesidir ve bu enerjiden yeteri kadar yararlanmamaktadır. Güneş enerjisinden yararlanıp, meskenlerin sıcak su ve elektrik  ihtiyacını arttırmak mümkündür. 

Ağır sanayi ve teknolojik üretimin getirisi yüksek katma değeri fazladır. Katma değeri yüksek olan endüstri malları ise ancak çok enerji tüketen fabrikalarda üretilebilir. Bu fabrikaların ihtiyacı olan elektriği ne rüzgâr ne de güneş enerjisi sağlayabilir. Çözüm sürekli elektrik üreten nükleer santrallerde olsa da, onların kaza durumunda çevrelerine uzun süreli zarar verdiklerini göz ardı etmemek gerekir. Petrol ve doğalgaz fiyatları dolara bağlı olduğundan, dolar arttıkça ithal edilen petrol ve doğalgaz fiyatları da artmakta ülkeye ağır bir ekonomik yük binmektedir. Öte yandan tarım ve hayvancılık ürünlerinin katma değeri düşüktür. Fakat dünya nüfusu artmakta ve beslenme gereği tarım ile hayvansal ürünlere gereksinim giderek artmaktadır. Türkiye uygun iklimiyle yeniden tarıma ve hayvancılığa önem vermesinden yanayım.

YORUM EKLE