27.11.2021, 18:28

Günümüz Türkçesiyle Kutadgu Bilig

Günümüz Türkçesiyle Kutadgu Bilig

Yusuf Has Hacip - Kutadgu Bilig Açıklaması ve Günümüz Türkçesine Çevirisi

Teŋri Azze Ve Celle Ögdisin Ayur Tanrı Azze Ve Cellenin Medhini Söyler 
Bayat atı birle sözüg başladım, törütgen egidgen keçürgen idim Yaratan, yetiştiren ve göçüren rabbim olan Tanrının adı ile söze başladım. 
Üküş ögdi birle tümen miŋ senâ, uğan bir bayatka aŋar yok fenâ Kadir ve bir olan Tanrıya çok hamd ve binlerce sena olsun ; onun için fânilik yoktur. 
Yağız yer yaşıl kök kün ay birle tün, törütti halâyık öd üdlek bu kün Kara yer ile mâvî göğü, güneş ile ayı, gece ile gündüzü, zaman ile zamaneyi ve mahlûkları o yarattı. 
Tiledi törütti bu bolmış kamuğ, bir ök bol tedi boldı kolmış kamuğ istedi ve bütün bu varlıkları yarattı ; bir kere :— "ol!"—dedi, bütün diledikleri oldu. 
Kamuğ barça muŋluğ törütülmişi, muŋı yok idi bir aŋar yok eşi Bütün bu yaratılmış olanlar ona muhtacdır ; muhtaç olmayan yalnız Tanrıdır ; onun eşi yoktur. 
Ay erklig uğan meŋü muŋsuz bayat, yaramaz seniŋdin adınka bu at Ey kuvvetli, kadir, ebedî ve müstağni olan Tanrı, senden başkasına bu ad yakışmaz. 
Uluğluk saŋa ol bedüklük saŋa, seniŋdin adın yok saŋa tuş teŋe Ululuk ve büyüklük sana mahsustur ; sana eş ve denk olan başka biri yoktur. 
Aya ber birikmez saŋa bir adın, kamuğ aşnuda sen sen öŋdün kedin Ey bir olan Tanrı, bir başkası sana şerik koşulamaz ; başta her şeyder evvel ve sonda her şeyden sonra sensin. 
Sakışka katılmaz seniŋ birlikiŋ, tüzü neŋke yetti bu erkliglikiŋ Senin birliğin hesaba gelmez ; bu kudretin her şeye hâkimdir, 
Seziksiz bir ök sen ay meŋü eçü, katılmaz karılmaz sakışka seçü Sen, şüphesiz, birsin, ey sonsuz Tanrı; istisna sayıya gelmez. 
Ay iç taş biligli ay hakku’lyakin, közümde yırak sen köŋülke yakın Ey içi ve dışı bilen, ey hakku'l-yakîn ; gözden uzaksın, fakat gönüle yakınsın. 
Barıŋ belgülüg sen kün ay teg yaruk, neteglikke yetgü köŋül ögde yok Senin varlığın, parlak güneş ve ay gibi, bellidir ; fakat nasıl olduğunu kavrayacak gönül ve akıl yoktur. 
Ne ersedin ermez seniŋ birlikiŋ, ne erselerig sen törüttiŋ seniŋ Senin birliğin eşya ile ilgili değildir ; eşyayı sen yarattın, onlar senindir. 
Kamuğ sen törüttüŋ ne erselerig, yokadur ne erse sen ök sen tirig Her varlığı sen yarattın; varlık yok olur, bakî kalan yalnız sensin. 
Törütgen barıŋa törütmiş tanuk, törümiş iki bir tanukı anuk Yaratıcı varlığına yaratılmış olanlar şâhiddir ; yaratılan iki — birin hâzır şahididir. 
Anıŋ okşağı yok azu meŋzegi, neteglikke yetmez halâyık ögi Onun eşi yahut benzeri yoktur ; nasıl olduğuna mahlûkların aklı ermez. 
Yorımaz ne yatmaz udımaz oduğ, ne meŋzeg ne yaŋzağ kötürmez boduğ Yürümez ve yatmaz, uyumaz, uyanıktır ; ne benzer, ne kıyâs edilir, ne de tasavvur götürür. 
Kedin öŋdün ermez ne soldın oŋun, ne astın ne üstün ne otru orun Arkada veya önde değildir; ne sağdadır, ne solda; yeri ne altta, ne üstte, ne de ortadadır. 
Orun ol törütti orun yok aŋar, anıŋsız orun yok bütün bol muŋar Yeri o yarattı, onun için yer bahis mevzuu değildir; şunu bil ki, onsuz da yer yoktur. 
Ay sırka yakın ay köŋülke ediz, tanuk ol saŋa barça sûret bediz Ey her sırra yakın, ey her gönül için yüksek Tanrı, bütün suret ve şekiller sana şahittir. 
Törüttüŋ tümen miŋ bu sansız tirig, yazı tağ teŋiz kötki oprı yirig Bu sayısız, yüz binlerce canlıyı, ova, dağ, deniz, tepe ve çukurları sen yarattın. 
Yaşıl kök bezediŋ tümen yulduzun, kara tün yaruttuŋ yaruk kündüzün Mâvî göğü sayısızyıldızları ile süsledin, karanlık geceyi ışıklı gündüz ile aydınlattın. 
Uçuğlı yorığlı tınığlı neçe, tirilgü seniŋdin bulup yer içe Uçan, yürüyen ve duranların hepsi rızıklarını senden bularak, yeyip, içerler. 
Ediz arşta altın serâka tegi, tüzü barça muŋluğ saŋa ay idi Yüksek Arş'tan alttaki toprağa kadar bütün her şey, hepsi sana muhtacdır, ey rabbim. 
Ayâ birke bütmiş tiliŋ birle ög, köŋül bütti şeksiz amul tutğıl ög Ey Tanrının birliğine inanmış olan, onu dilin ile öğ; gönülün tereddütsüz inandı ise, aklını işe karıştırma. 
Neteglikke kirme küdezgil köŋül, barıŋa bütün bolğıl amrul amul Nasıl olduğunu arama, gönlünü gözet; varlığına inan, sükûn ve huzura kavuş. 
Kalı kançaka kirme tutğıl özüŋ, kalı kançasız bil uzatma sözüŋ Nice ve nasıl olduğuna karışma, kendini tut ; onu nicesiz ve nasılsız bil, sözünü uzatma. 
Ay muŋsuz idim sen bu muŋluğ kuluğ, suyurkap keçürgil yazukın kamuğ Ey müstağni olan rabbim, sen bu muhtaç kulun bütün günahlarını şefkatle affet. 
Saŋar ok sığındım umınçım saŋa, muŋadmış yerimde elig tut maŋa Asıl sana sağındım, ümidim sendedir ; muhtaç olduğum yerde elimden tut. 
Sevüg savçı birle kopurğıl meni, elig tuttaçı kıl könilik küni Mahşer günü beni sevgili Peygamber ile birlikte hasret, onu bana şefaatçi kıl. 
Tüzü tört eşiŋe tümen miŋ selâm, tegürgil kesüksüz tutaşı ulam Onun dört arkadaşının her birine aralıksız, devamlı sayısız selâm eriştir. 
Uluğ künde körkit olarnıŋ yüzin, elig tuttaçı kılğıl edgü sözin Ulu günde onların yüzünü göster, şefaatlerini bana yardımcı kıl. 
Seni erdüküŋ teg ögümez özüm, seni senmet öggil kesildi sözüm Seni olduğun gibi medhedemiyorum ; seni sen medhet! sözüm kesildi. 
Yalavaç Aleyhi’SSelâm Ögdisin Ayur Peygamber Aleyhi's-Selâmın Medhini Söyler 
Sevüg savçı ıdtı bağırsak idi, bodunda talusı kişide kedi Esirgeyen rabbim halkın en seçkini ve insanların en iyisi olan sevgili Peygamberi gönderdi. 
Yula erdi halkka karaŋku tüni, yaruklukı yadtı yaruttı seni O karanlık gecede halka meş'ale idi ; etrafa ışık saçtı ve seni aydınlattı. 
Okıçı ol erdi bayattın saŋa, sen ötrü köni yolka kirdiŋ toŋa O sana Tanrı tarafından gönderilen dâvetçi idi; sen bu sayede doğru yola girdin, ey yiğit. 
Atasın anasın yuluğ kıldı ol, tilek ümmet erdi ayu berdi yol Atasını ve anasını feda etti ; tek dileği ümmeti idi, ona yol gösterdi. 
Künün yemedi kör tünün yatmadı, seni koldı rabda adın kolmadı Gündüz yemedi, gece yatmadı; Tanrıdan seni istedi, başka bir şey istemedi. 
Seni koldı tün kün bu emgek bile, anı ög sen emdi sevinçin tile Bunca zahmet ile gece-gündüz hep seni üstedi ; şimdi sen onu öğ ve rızasını dile. 
Kamuğ kadğusı erdi ümmet üçün, kutulmak tiler erdi râhat üçün Bütün kaygusu ümmeti idi ; rahat etmek için, onun azaptan kurtulmasını dilerdi. 
Atada anada bağırsak bolup, tiler erdi tutçı bayattın kolup Atadan ve anadan daha merhametli idi ; Tanrıdan dâima bunu niyaz eder, bunu dilerdi. 
Bayat rahmeti erdi halkı öze, kılınçı silig erdi kılkı tüze O ümmeti üzerine Tanrının bir rahmeti idi ; güzel tavırlı, dürüst ve kendisine güvenilir bir tabiatte idi. 
Tüzün erdi alçak kılınçı silig, uvutluğ bağırsak akı keŋ elig Asîl tabiatli, alçak gönüllü ve güzel tavırlı idi ; haya sahibi, şefkatli, cömert ve eli açık idi. 
Yağız yer yaşıl kökte erdi küsüş, aŋar berdi teŋri ağırlık üküş Kara yerde de aziz idi, mâvî gökte de ; Tanrı ona çok değer vermişti. 
Başı erdi öŋdün kamuğ başçıka, kedin boldı tamğa kamuğ savçıka O bütün rehberlerin önünde baş idi ; sonra da bütün resullerin hâtemi oldu. 
Köŋül badım emdi anıŋ yolıŋa, sevip sözi tuttum bütüp kavlıŋa Onun yoluna şimdi gönül bağladım ; bütün dediklerine inandım ve severek sözünü tuttum. 
İlâhi küdezgil meniŋ köŋlümi, sevüg savçı birle kopur kopğumı Ey Tanrım, benim gönlümü gözet ; kıyamette beni sevgili Peygamber ile birlikte hasret. 
Kıyâmette körkit tolun teg yüzin, elig tuttaçı kıl ilâhi özin Kıyamette dolun ay gibi yüzünü göster; ey Tanrım, kendisini bana şefaatçi kıl. 
Tört Sahâbeniŋ Ögdisin Ayur Dört Sahabenin Medhini Söyler 
Anıŋ tört eşi ol avıŋu körüp, keŋeşçi bular erdi birle turup Bunlar onun sevdiği dört arkadaşı idi ; yanındaki müşavirleri bunlar idi. 
İki kadın erdi küdegü iki, bular erdi üdrüm bodunda yegi ikisi kayın-babası, ikisi damadı idi, bunlar halkın en iyisi ve en seçkini idiler. 
Atik erdi aşnu kamuğda oza, bayatka bütügli köŋül til tüze Başta, her keşten önce, Tanrıya inanmış, gönülü ve dili dürüst (sıddîk) olan Ebû Bekir gelir. 
Yuluğ kıldı mâlı teni cânını, yalavaç sevinçi tiledi köni Malını, tenini ve canını feda etti ; dileği ancak Peygamberin rızası idi. 
Basa fârûk erdi kişi üdrümi, tili köŋli bir teg bodun ködrümi Sonra insanların seçkini, halk içinde mümtazı, dili ve gönülü bir olan Ömer vardı. 
Bu erdi basutçı köni dinka kök, şeriat yüzindin kiterdi eşük Yardımcısı ve doğru dinin temeli o idi ; şeriatin yüzünden perdeyi o kaldırdı. 
Basa usmân erdi uvutluğ silig, kişide üdürmiş akı keŋ elig Sonra haya sahibi, yumuşak huylu, insanların seçkini, cömert ve eli açık olan Osman idi. 
Fidâ kıldı barın neŋin hem özin, yalavaç aŋar berdi iki kızın O bütün malını ve kendisini feda etti; Peygamber de ona iki kızını verdi. 
Ali erdi munda basakı talu, kür ersig yüreklig meŋesi tolu Ondan sonra seçkin, cesur; yiğit, kahraman ve akıllı Ali vardı. 
Akı erdi elgi yüreki tedük, biliglig sakınuk kör atı bedük Eli cömert idi, yüreği sâf idi ; bilgili, takva sahibi ve adı büyük bir zât idi. 
Bular erdi din hem şeriat köki, bular yüdti kâfir munâfık yüki Bunlar din ve şeriatin temeli idi ; bunlar kâfirler ile münafıklardan gelen eziyetlere katlandılar. 
Bu tört eş maŋa tört tadu tegturur, tüzülse tadu çın tiriglik bolur Bu dört sahibe benim için dört unsur gibidir ; unsurlar denkleşirse, gerçek hayat vücûda gelir. 
Meniŋdin bularka üküş miŋ selâm, tegürgil idim sen kesüksüz ulam Ey rabbim, sen bunlara benden sonsuz selâmları, devamlı olarak, ulaştır. 
Olarnı meniŋdin sevindür tuçı, uluğ künde kılğıl elig tuttaçı Onları dâima benden râzi et ; ulu günde onları bana şefaatçi kıl. 
Yaruk Yaz Faslın Uluğ Buğra Han Ögdisin Ayur Parlak Bahar Mevsimini Ve Büyük Buğra Han'ın Medhini Söyler 
Toğardın ese keldi öŋdün yeli, ajun etgüke açtı uştmah yolı Şarktan bahar rüzgârı eserek geldi; dünyayı süslemek için, cennet yolunu açtı. 
Yağız yer yıpar toldı kâfûr kitip, bezenmek tiler dünyâ körkin itip Kâfur gitti, kara toprak misk ile doldu; dünya kendisini süsleyerek, bezenmek istiyor. 
İrinçig kışığ sürdi yazkı esin, yaruk yaz yana kurdı devlet yasın Bahar rüzgârı eziyetli kışı sürüp, götürdü; parlak yaz tekrar saadet yayını kurdu. 
Yaşık yandı bolğay yana ornıŋa, balık kudrukındın kozı burnıŋa Güneş balık-kuyruğundan (hût), kuzu-burnuna (hamel) kadar olan yerine tekrar döndü. 
Kurımış yığaçlar tonandı yaşıl, bezendi yipün al sarığ kök kızıl Kurumuş ağaçlar yeşiller giyindi; tabiat mor, al, yeşil ve kızıl renkler ile süslendi. 
Yağız yer yaşıl torku yüzke badı, hıtay arkışı yadtı tavğaç edi Kara yer yüzüne yeşil ipek bağladı; hıtay kervanı da bunun üstüne çın kumaşı yaydı. 
Yazı tağ kır oprı töşendi yadıp, itindi kolı kaşı kök al kedip Düzlükler, dağlar, sahralar ve ovalar bunu yayıp, döşendiler; vadiler ve yamaçlar al ve yeşil giyerek, süslendiler. 
Tümen tü çeçekler yazıldı küle, yıpar toldı kâfûr ajun yıd bile Binlerce çiçekler gülerek açıldılar; dünya misk ve kâfur kokusu ile doldu. 
Sabâ yeli koptı karanfil yıdın, ajun barça bütrü yıpar burdı kin Karanfil kokulu bahar rüzgârı esti; dünyanın her tarafı misk ve anber kokusu ile doldu. 
Kaz ördek kuğu kıl kalıkığ tudı, kakılayu kaynar yokaru kodı Kaz, ördek, kuğu ve kıl-kuyruk fezayı doldurdu; bağırışarak, bir yukarı-bir aşağı, kaynaşıyorlar. 
Kayusı kopar kör kayusı konar, kayusı çapar kör kayu suv içer Bak, biri kalkıyor, biri konuyor; biri yüzüyor, biri su içiyor. 
Kökiş turna kökte ünün yaŋkular, tizilmiş titir teg uçar yelgürer Kökiş ve turnalar gökte yüksek sesle bağırışıyor; dizilmiş deve katarı gibi, uçup, kanat çalıyorlar. 
Ular kuş ünin tüzdi ünder işin, silig kız okır teg köŋül bermişin Keklik, sesine bir ahenk vererek, eşine sesleniyor; sanki güzel bir kız gönül verdiğini çağırıyor. 
Ünin ötti keklik küler katğura, kızıl ağzı kan teg kaşı kap kara Keklik yüksek sesle öttü, sanki gülmekten katılıyor; ağzı kan gibi kızıl, kaşı sim-siyah. 
Kara çumğuk ötti sata tumşukın, üni oğlağu kız üni teg yakın Kara çumguk mızrak gibi gagası ile ötüyor; sesi, nazlı bir kızın sesi gibi, cana yakındır. 
Çeçeklikte sandvaç öter miŋ ünün, okır sûrı ibri tünün hem künün Çiçek bahçesinde bülbül binlerce sesle ötüyor, sanki gece-gündüz Mezamir okuyor. 
Elik külmiz oynar çeçekler öze, sığun muyğak ağnar yorır tep keze Karacalar, dişi-erkek, çiçekler üzerinde oynuyor; geyikler, dişi-erkek, sıçrayıp oynıyarak koşuşuyorlar. 
Kalık kaşı tügdi közi yaş saçar, çeçek yazdı yüz kör küler katğurar Gök kaşını çattı, gözünden yaş serpiliyor; çiçek yüzünü açtı, bak, gülmekten katılıyor. 
Bu üdte ajun öz öziŋe bakıp, küvenip sevinip ediŋe bakıp Bu esnada dünya kendi-kendine baktı; sevinip övünerek, hazinesini gözden geçirdi. 
Eletü maŋa açtı dünyâ sözin, ayu körmediŋmü bu hakan yüzin Gözü bana ilişince, söze başladı ve şöyle dedi : — Sen bu hakanın yüzünü görmedin mi? 
Udır erdiŋ erse tur aç emdi köz, eşitmediŋ erse eşit mende söz Uyuyor idi isen şimdi kalk, gözünü aç; işitmedin ise, şimdi benim sözümü dinle. 
Tümen yılda berü tul erdim tulas, bu tul tonı suçlup ürüŋ kedtim as Ben binlerce yıldan beri dul idim, benzim solmuştu; şimdi bu dul libasını çıkarıp, beyaz kakımdan gelinlikler giydim. 
Bezendim begim boldı hakan uluğ, ötündüm munu kolsa cânım yuluğ Süslendim, çünkü ulu hakan eşim oldu; dileğim budur: o isterse, canım feda olsun. 
Bulıt kökredi urdı nevbet tuğı, yaşın yaşnadı tarttı hakan tiğı Gök gürledi, nevbet davulunu vurdu; şimşek çaktı, hakanın tuğunu çekti. 
Biri kında çıktı sunup el tutar, biri küsi çavı ajunka yeter Biri kınından çıkınca, ona memleketler sunar; biri nâm ve şöhretini dünyaya yayar. 
Ajun tuttı tavğaç uluğ buğra han, kutadsu atı bersü iki cihân Büyük Tavgaç Buğra Han dünyaya hâkim oldu; adı kutlu olsun, Tanrı onu her iki cihanda aziz etsin. 
Ay din izzi devletka nâsir muin, ay milletka tâc ay şeriatka din Ey dinin izzeti, ey devletin yarıcısı, ey milletin tacı, ey şeriatin hadimi. 
Bayat berdi barça tilemiş tilek, bayat ok bolu bersü arka yölek Tanrı bütün dileklerini verdi; bundan sonra da Tanrı dâima sana arka ve destek olsun. 
Ay dünyâ cemâli uluğlukka körk, ay mülketka nûr ay yayığ kutka örk Ey dünyanın süsü, ey ululuğun ziyneti, ey saltanatın nuru, ey dönek huylu saadetin bağını elinde tutan, 
Bolu berdi evren ilig berdi taht, tuta bersü teŋri bu taht birle baht Devran sana memleket ve taht verdi; Tanrı bu taht ile bahtını dâim etsin. 
Ajun tındı ornap bu hakan öze, anın ıdtı dünyâ taŋuklar tüze Hakan tahta oturunca, dünya âsâyiş buldu; bundan dolayı dünya ona şâhâne hediyeler gönderdi. 
Esirdin keligli kalık kuşları, kayu râyı hindi kayu kaysarı Esirden gelen semâ kuşları, kimi rây-i hindî, kimi kayseri; 
Öger atın ündep ünin türtüşüp, küvenç birle avınur sevinçke tuşup Ötüşleri ile yarış ederek, adını anıp, sevinç ve huzur içinde onu öğerler. 
Bu törlüg çeçek yerde munça bediz, yazı tağ kır oprı yaşıl kök meŋiz Yerde bin bir çiçek, bin bir manzara, düzlük, dağ, sahra, vadi yeşil ve mavi renkler ile örtülmüş. 
Kayusı yıdı birle tapnur tapuğ, kayu körk meŋiz birle açtı kapuğ Kimi kokusu ile kulluk eder; kimi güzelliği ile harîmine girer. 
Kayusı elig sundı tütsüg tutar, kayu büvkirer kin ajun yıd kopar Kimi elini uzatır; buhurdan sunar; kimi misk saçar ve dünya güzel kokular ile dolar. 
Kayusı toğardın tutar miŋ taŋuk, kayusı batardın tapuğçı anuk Kimi doğudan binlerce armağan sunmaktadır; kimi batıdan hizmetine koşmaktadır. 
Tapuğka kelip kut kapuğdaturur, kapuğda turuğlı tapuğdaturur Saadet hizmet için gelmiş, kapıda durur; kapıda duran kulluk için durur. 
Bu yaŋlığ tapuğka itindi ajun, yağı boynı egdi kötürdi özün Dünya kulluk için böyle hazırlandı; düşman boyun eğdi, ortadan kayboldu. 
Ajunda çavı bardı hakan küsi, körümegli közlerde kitti usı Hakanın nâmı, sânı dünyaya yayıldı; onu göremeyen gözlerin uykusu kaçtı. 
Ajun inçke tegdi tüzüldi törü, törü birle atın kopurdı örü Dünya asayişe kavuştu ve nizam kuruldu; o adını kanunla yükseltti. 
Akı sûretin kim köreyin tese, kelip körsü hakan yüzini usa Kim cömert yüzü görmek isterse, gelsin, hakanın yüzünü görsün. 
Cefâsız vefâlığ tilese kutun, yüzi kör kılınçı vefâ ol bütün Kim mes'ûd, kimseyi incitmeyen ve vefakâr birini görmek dilerse, onun yüzünü görsün; onun her işi vefadır. 
Asığ kolsa barça özüŋ yassızın, berü kel tapuğ kıl köŋül ber isin Zarar görmeden, kendine hep fayda sağlamak dilersen, beri gel, hizmet et, gönül ver, ısın. 
Tüzün kılkı alçak bağırsak köŋül, köreyin tese kel munı kör amul Asîl, alçak gönüllü, şefkatli ve yumuşak huylu bir kimse görmek istersen, gel, onu gör ve gönül rahatına kavuş. 
Ay edgü kılınç aslı edgü uruğ, ajun kalmasunı siziŋsiz kuruğ Ey iyi tabiatli ve asîl nesepli hakan, dünya senden mahrum kalmasın. 
Bayat berdi devlet ay terken kutı, anıŋ şükri kılğu okıp miŋ atı Ey devletli hükümdar, Tanrı sana saadet verdi; adını bin kere zikrederek, ona şükür lâzımdır. 
İdi keçki söz ol meselde kelir, ata ornı atı oğulka kalır Çok eski bir ata-sözü vardır : babanın yeri ve adı oğula kalır. 
Ata ornı kaldı atı ma bile, adın ma takı bolsu miŋ miŋ ula Babanın yeri, adı ile birlikte, sana kaldı; bunlara daha başka binlercesi eklensin. 
Talu neŋ taŋuk tuttı miŋ miŋ elig, munu kıl taŋukı kutadğu bilig Binlerce el, hediye olarak, ona çok nadide şeyler sundu; işte sen de bu Kutadgu bilig'i hediye et. 
Olarnıŋ taŋukı kelir hem barır, meniŋ bu taŋuk boldı meŋü kalır Onların hediyesi gelir, geçer; bu benim hediyem ise, ebedî kalır. 
Neçe terse dünyâ tüker alkınur, bitise kalır söz ajun tezginür Dünya malı ne kadar toplanırsa-toplansın, tükenir, bir gün biter; söz kaleme alınırsa, kalır, dünyayı dolaşır. 
Kitâbka bitindi bu hakan atı, bu at meŋü kaldı ay terken kutı Bu hakan adı kitaba geçti; ey devletli hükümdar, bu ad ebedî kaldı. 
Ya rab üste devlet tükel kıl tilek, kamuğ işte bolğıl sen arka yölek Ey rabbim, sen onun devletini arttır; bütün dileklerini yerine getir, her işinde arka ol, destek ol. 
Severin esen tut yağısın kötür, sevinçin tolu tut sakınçın kotur Onun sevdiğini esen tut, düşmanını ortadan kaldır; sevincini dâim kıl, kederini yok et. 
Yağa tursu yağmur yazılsu çeçek, kurımış yığaçtın salınsu küjek Yağmur yağmakta devam etsin, çiçekler açılsın; kurumuş ağaçlardan perçemler sarksın. 
Bolu bersü evren tuçı evrilü, kodı bolsu düşmân başı kavrılu Felek hep dönmekte devam etsin; düşmanın başı hep aşağı eğik olsun. 
Yağız yer bakır bolmağınça kızıl, ya otta çeçek önmeginçe yaşıl Kara toprak kızıl bakır oluncaya kadar, âteşten yeşil çiçek çıkıncaya kadar; 
Tirilsüni terken kutı miŋ kutun, telinsüni körmez karakı otun Devletli hükümdar bin saadet içinde yaşasın; çekemeyenlerin gözleri âteşte yansın. 
Takı ma negü erse ârzû tilek, bayat ok bolu bersü arka yölek Daha başka ne gibi dileği var ise, Tanrı ona dâima arka ve destek olsun. 
Sevinçin avınçın küvençin eli, aşasu yaşasunı lukmân yılı Sevinç, huzur ve güvenç içinde memlekete hâkim olsun, Lokman kadar uzun ömürlü olsun. 
Yeti Yulduz On İki Ükekni Ayur Yedi Yıldızı Ve On İki Burcu Söyler 
Bayat atı birle sözüg başladım, törütgen igidgen keçürgen idim Tanrı adı ile söze başladım; o yaratan, yetiştiren ve göçüren rabbımdir. 
Törütti tilek teg tüzü âlemığ, yaruttı ajunka künüg hem ayığ Bütün âlemi dilediği gibi yarattı; dünya için güneş ve ayı aydınlattı. 
Yarattı kör evren tuçı evrilür, anıŋ birle tezginç yeme tezginür Bak, feleği yarattı durmadan döner; onunla birlikte hayat da durmadan devreder. 
Yaşıl kök yarattı öze yulduzı, kara tün törütti yaruk kündüzi Mâvî göğü ve üzerinde yıldızları yarattı; karanlık geceyi ve aydınlık gündüzü var etti. 
Bu kökteki yulduz bir ança bezek, bir ança kulavuz bir ança yezek Bu gökteki yıldızların bir kısmı süs, bir kısmı kılavuz, bir kısmı da öncüdür. 
Bir ança yarutmış halâyıkka ol, bir ança kulavuz bulur yitse yol Bir kısmını halk için aydınlatmıştır; bir kısmı kılavuzdur, insan yolunu kaybederse, bunlarla bulur. 
Kayusı örürek kayusı kodı, kayusı yarukrak kayu eksüdi Bâzıları daha yüksek, bâzısı daha alçaktır; bâzıları daha çok, bâzısı daha az parlaktır. 
Bularda eŋ üstün sekentir yorır, iki yıl sekiz ay bir evde kalır Bunlardan en üstte Zuhal dolaşır; bir burcda iki yıl sekiz ay kalır. 
Anıŋda basa boldı ikinç oŋay, bir evde kalır on adın iki ay Ondan sonra ikinci olarak Müşteri gelir; bir burcda on iki ay kalır. 
Üçünçi kürüd keldi köksün yorır, kayuka bu baksa yaşarmış kurır Üçüncü olarak, Merih gelir, gazapla dolaşır; nereye bakarsa, yeşermiş olan kurur. 
Yaşık boldı törtinç yaruttı ajun, yakışsa yarutur bakışsa özün Dördüncüsü Güneş'tir, dünyayı aydınlatır; yaklaşanları, karşısına gelenleri ışığı ile aydınlatır. 
Sevüg yüz urundı beşinçi sevit, seve baktı erse sen özni avıt Beşincisi Zühre'dir, sevimli yüzünü gösterir; sanà severek bakarsa, müsterih ol. 
Basa keldi ârzû tilek ârzûlar, kayuka yağuşsa aŋar öz ular Bundan sonra Utarit gelir; ona kim yaklaşırsa, dilek ve arzularına kavuşur. 
Bularda eŋ altın bu yalçık yorır, yaşık birle utru bakışsa tolır Bunlardan en altta bu Ay dolaşır; Güneş ile karşı-karşıya gelirse, dolun ay hâline gelir. 
On iki ükek ol bularda adın, kayu iki evlig kayu birke in Bunlardan başka bir de on iki burç vardır; bunların bâzıları iki evli, bâzısı ise, tek evlidir. 
Kozı yazkı yulduz basa ud kelir, erentir kuçık birle sançu yorır Hamel bahar yıldızıdır, sonra Sevr gelir; Cevza ile Seretân dürtüşerek yürür. 
Kür arslan bile koşnı buğday başı, basa ülgü boldı çadan ya işi Bak, Esed'in komşusu Sünbüle'dir; sonra Akreb ve Kavs'in arkadaşı Mîzan gelir. 
Basa keldi oğlak könek hem balık, bular tuğdı erse yarudı kalık Bundan sonra Cedi, Delv ve Hût gelir; bunlar doğunca, gök yüzü aydınlanır. 
Üçi yazkı yulduz üçi yaykı bil, üçi küzki yulduz üçi kışkı bil Bil ki, bunlardan üçü — bahar yıldızı, üçü — yaz, üçü — son bahar ve üçü de — kış yıldızıdır. 
Üçi ot üçi suv üçi boldı yel, üçi boldı toprak ajun boldı el Bunların üçü — âteş, üçü — su, üçü — yel ve üçü — topraktır; bunlardan dünya ve memleketler meydana gelir. 
Bularda birisi biriŋe yağı, yağıka yağı ıdtı kesti çoğı Bunlar birbirlerine düşmandır; Tanrı düşmana karşı düşman gönderdi ve savaşı kesti. 
Karışmaz yağılar yaraştı için, körüşmez yağılar kötürdi öçin Uyuşmaz olan düşmanlar kendi aralarında barıştılar; görüşmez olan düşmanlar öçlerini ortadan kaldırdılar. 
İtigli bayatım ite berdi öz, ite berdi tüzdi yaraşturdı tüz Her şeyi yoluna koyan Tanrım bunları da yola getirdi; tanzim etti, düzeltti ve birbirleri ile barıştırdı. 
Basa aydım emdi munu yalŋukuğ, ağırlıkı boldı bilig ög ukuğ Bundan sonra imdi insandan bahsettim; onun değeri bilgi, akıl ve anlayışıdır. 
Yalŋuk Oğlanı Ağırlıki Bilig Ukuş Birle Erdükin Ayur İnsan Oğlunun Değerinin Bilgi Ve Akıldan Geldiğini Söyler 
Törütti üdürdi seçü yalŋukuğ, aŋar berdi erdem bilig ög ukuğ Tanrı insanı yarattı, seçerek yükseltti; ona fazilet, bilgi, akıl ve anlayış verdi. 
Köŋül berdi hem me yorıttı tilig, uvut berdi kılk hem kılınçı silig Ona hem gönül verdi, hem de onun dilini açtı; ona güzel biçim, güzel tavır ve hareket ihsan etti. 
Bilig berdi yalŋuk bedüdi bu kün, ukuş berdi ötrü yazıldı tügün Ona bilgi verdi ve insan bugün yükseldi; ona anlayış verdi ve böylece düğümler çözüldü. 
Bayat kimke berse ukuş ög bilig, üküş edgülükke uzattı elig Tanrı kime anlayış, akıl ve bilgi verirse, o pek çok iyiliklere elini uzatır. 
Biligni bedük bil ukuşnı uluğ, bu iki bedütür üdürmiş kuluğ Bilgiyi büyük ve anlayışı ulu bil; seçkin kulu bu iki şey yükseltir. 
Bu sözke tanukı munu keldi söz, bu sözni eşitgil sözüg munda üz Buna şahit olarak, işte şu söz geldi; bu sözü işit ve bu hususta sözünü kes. 
Ukuş kayda bolsa uluğluk bulur, bilig kimde bolsa bedüklük alur Anlayış nerede olursa, orası ululuk kazanır; bilgi kimde olursa, o büyüklük bulur. 
Ukuşluğ ukar ol biliglig bilir, biligli ukuğlı tilekke tegir Anlayışlı olan anlar, bilgili olan bilir; bilen ve anlayan her vakit dileğine erişir. 
Bilig manisi bil negü ter bilig, bilig bilse ötrü yırar erde ig Bilginin mânasını bil; bak, bilgi ne der : bilgiyi bilen insandan hastalik uzaklaşır. 
Biligsiz kişi barça iglig bolur, igig emlemese kişi terk ölür Bilgisiz insan hep hastalıklı olur; hastalık tedâvî edilemezse, insan çabuk ölür. 
Yorı ay biligsiz igiŋni ota, biligsiz otın sen ay bilge kuda Ey bilgisiz, git, hastalığını tedavi ettir; ey mes'ûd âlim, bilgisizliğin ilâcını sen söyle. 
Ukuş ol burunduk anı yetse er, tilekke tegir ol tümen ârzû yer Anlayış bir yulardır; insan onu elinde tutarsa, dileğine erişir ve bütün arzularına nail olur. 
Ukuş bolsa erke kör asğı üküş, bilig bilse ötrü bolur er küsüş Anlayışın insana faydası çok olur; insan bilgi bilirse, aziz olur. 
Ukuş birle işler kamuğ iş küdüg, bilig birle bekle bu bulmış üdüg Bütün işini-gücünü anlayış yolu ile yap; eline geçen bu zamanı israftan bilgi ile koru. 
Til Erdemin Münin Asığın Yasın Ayur Dilin Meziyetini Ve Kusurunu, Faydasını Ve Zararını Söyler 
Ukuşka biligke bu tılmaçı til, yaruttaçı erni yorık tilni bil Anlayış ve bilgiye tercüman olan dildir; insanı aydınlatan fasîh dilin kıymetini bil. 
Kişig til ağırlar bulur kut kişi, kişig til uçuzlar barır er başı insanı dil kıymetlendirir ve insan onunla saadet bulur; insanı dil kıymetten düşürür ve insanın dili yüzünden başı gider. 
Til arslanturur kür eşikte yatur, ayâ evlig er sak başıŋnı yeyür Dil arslandır, bak, eşikte yatar; ey ev sahibi, dikkat et, senin başını yer. 
Tilin emgemiş er negü ter eşit, bu söz işke tutğıl özüŋe iş it Dilinden eziyet çeken adam ne der, dinle; bu söze göre hareket et, onu dâima hatırda bulundur. 
Meni emgetür til idi ök telim, başım kesmesüni keseyin tilim Bana dilim pek çok eziyet çektiriyor; başımı kesmesinler de ben dilimi keseyim. 
Sözüŋni küdezgil başıŋ barmasun, tiliŋni küdezgil tişiŋ sınmasun Sözüne dikkat et, başın gitmesin; dilini tut, dişin kırılmasın. 
Biliglig bilig berdi tilke bışığ, ayâ til idisi küdezgil başığ Bilgili dil için özlü bir söz söyledi; ey dil sahibi, başını gözet. 
Esenlik tilese seniŋ bu özüŋ, tiliŋde çıkarma yarağsız sözüŋ Sen kendi selâmetini istiyorsan, ağzından yakışıksız bir söz kaçırma. 
Bilip sözlese söz biligke sanur, biligsiz sözi öz başını yeyür Söz, bilerek söylenirse, bilgi sayılır; bilgisizin sözü kendi başını yer. 
Üküş sözde artuk asığ körmedim, yana sözlemişte asığ bulmadım Çok sözden fazla fayda görmedim; amma söylemek de faydasız değildir. 
Üküş sözleme söz birer sözle az, tümen söz tügünin bu bir sözde yaz Sözü çok söyleme, sırasında ve az söyle; binlerce söz düğümünübu bir sözde çöz. 
Kişi söz bile koptı boldı melik, üküş söz başığ yerke kıldı kölik İnsan söz ile yükseldi ve sultan oldu; çok söz başı, gölge gibi, yere serdi. 
Üküş sözlese yaŋşadı ter bilig, yana sözlemese ağın ter tilig Çok konuşan kimseye bilgi "gevezelik etti" der; söylemezse de, ona "dilsiz" der. 
Kalı mundağ erse yorık utru ur, yorık utru ursa kişig yoklatur Mademki böyledir, sen fasîh dil kullan; dil fasih olursa, insanı yükseltir. 
Tilig ked küdezgil küdezildi baş, sözüŋni kısurğıl uzatıldı yaş Dili iyi gözet, başın gözetilmiş olur; sözünü kısa kes, ömrün uzun olur. 
Til asğı telim bar yası ma üküş, ara ögdilür til ara miŋ söküş Dilin faydası çok olduğu gibi, zararı da çoktur; dil bâzan öğülür, bâzan da çok söğülür. 
Kalı mundağ erse bilip sözle söz, sözüŋ bolsu közsüz karağuka köz Mademki böyledir, sözü bilerek söyle; sözün gözsüzlere, körlere göz olsun. 
Biligsiz karağuturur belgülüg, yorı ay biligsiz bilig al ülüg Bilgisiz insan, şüphesiz, kördür; ey bilgisiz, yürü; bilgiden nasip al. 
Toğuğlı ölür kör kalır belgü söz, sözüŋ edgü sözle özüŋ ölgüsüz Bak, doğan ölür; ondan, eser olarak, söz kalır; sözünü iyi söyle, ölümsüz olursun. 
İki neŋ bile er karımaz özi, bir edgü kılınçı bir edgü sözi İnsan iki şey ile kendisini ihtiyarlamaktan kurtarır : biri — iyi iş ve diğeri — iyi söz. 
Kişi tuğdı öldi sözi kaldı kör, özi bardı yalŋuk atı kaldı kör Bak, insan doğdu, öldü; sözü kaldı; insanın kendisi gitti, adı kaldı. 
Tiriglik tilese özüŋ ölmegü, kılınçıŋ sözüŋ edgü tut ay bügü Kendin ölümsüz bir hayat dilersen, ey hakîm, işin ve sözün iyi olsun. 
Tilig ögdüm ança ara söktüküm, tilekim söz erdi saŋa yördüküm Dili bu kadar eğmekten ve arada bir söğmekten maksadım, sana sözün ne olduğunu anlatmak ıdı. 
Kamuğ sözni yığsa ukuş taplamaz, kerek sözni sözler kişi kizlemez Her sözü saklamağı da anlayış hoş görmez; insan lüzumlu olan sözü söyler, gizlemez. 
Sözüm oğluma sözledim men toŋa, oğul minde altın maŋa ne teŋe Ey yiğit, ben bu sözü oğlum için söyledim; oğul benden aşağı derecededir ve bana nasıl denk olur. 
Saŋa sözledim men sözüm ay oğul, saŋa berdi bu pend özüm ay oğul Ey oğul, bir sözümü sana söyledim; ey oğul, bu nasihatleri ben sana verdim. 
Kümüş kalsa altun meniŋdin saŋa, anı tutmağıl sen bu sözke teŋe Benden sana gümüş ve altın kalırsa, sen onları bu söze denk tutma. 
Kümüş işke tutsa tüker alkınur, sözüm işke tutsa kümüş kazğanur Gümüşü bir işe sarfedersen, biter, tükenir; sözümü işe sarfedersen, gümüş kazanılır. 
Kişidin kişike kumaru söz ol, kumaru sözüg tutsa asğı yüz ol İnsandan insana, miras olarak, söz kalır; vasiyet edilen sözü tutmanın faydası çoktur. 
Bu kün tügme kaşıŋ ay bilge bügü, özüm udrin aysa yeme eymenü Ey âlim hakîm, bugün ürkerek, kendi özrümü söylersem, bana kaşını çatma. 
Kitâb İdisi Öz Udrin Ayur Kitap Sahibi Kendi Özrünü Söyler 
Tilekim söz erdi ay bilge bügü, kedin keldeçike özüm sözlegü Ey âlim hakîm, dileğim benden sonra geleceklere kalacak bir söz söylemek idi. 
Ukuş keldi utru ayur bütrü kör, sözüŋ bolsa yaŋluk saŋa bolğa kor Anlayış karşı geldi ve: —İyice dikkat et; sözün yanlış olursa, sana zararı dokunur — dedi — 
Bodun tili yavlak seni sözlegey, kişi kılkı kirtüç etiŋni yegey Halkın dili kötüdür, seni çekiştirir; insanın tabiati kıskançtır, etini yer. 
Baka kördüm erse yinik boldı yük, özüm aydı sözle sözüŋ barı tök Dikkatle bakınca, yüküm hafifledi; kendi-kendime : — Söyle, içindekileri dök — dedim. 
Negülük tese sen ayayın saŋa, eşitgil sözümni ay ersig toŋa Sebebini sorarsan, sana söyleyeyim; ey mert yiğit, sözümü dinle. 
Bu yalŋuk atı boldı yalŋluk üçün, bu yalŋluk uruldı bu yalŋuk üçün Bu yalnguk (insan) adı insana yanıldığı ( yangluk ) için verildi; yanılmak ( yangluk ) insan ( yalnguk ) için yaratıldı. 
Yaŋılmaz kişi kim ayu ber maŋa, yaŋılmış tümen miŋ ayayın saŋa Sen bana yanılmayan bir kimse söyleyebilirmısin; ben sana yandan binlerce insan göstereyim. 
Biliglig idi az biligsiz üküş, ukuşsuz üküş bil ukuşluğ küsüş Bilgi sahibi insanlar pek azdır; bilgisiz ise, çoktur; bil ki, anlayışsız insanlar çok; anlayışlılar ise, nâdirdir. 
Biligsiz biligligke boldı yağı, biligsiz biligligke kıldı çoğı Bilgisiz bilgiliye dâima düşman olmuştur; bilgisiz bilgili ile her zaman mücâdele halindedir. 
Kişide kişi adrukı bar telim, bu adruk biligdin ayur bu tilim İnsandan insana çok fark vardır; bu fark bilgiden ileri gelir, sözüm buna dâirdir. 
Biligligke sözledim uş bu sözüm, biligsiz tilini bilümez özüm Bu sözümü bilgili için söyledim, bilgisizin dilini ben de bilemiyorum. 
Biligsiz bile hiç sözüm yok meniŋ, ay bilge özüm uş tapuğçı seniŋ Benim bilgisiz ile hiç bir sözüm yoktur; ey bilgili, işte ben senin kulunum. 
Sözüm sözlemişke saŋa eymenü, özüm üdri koldı saŋa uş munu Sözümü sana söylemiş olduğum için, çekinerek, işte böyle senden özür diledim. 
Sözüg sözledeçi azar hem yazar, ukuşluğ eşitse oŋarur tüzer Sözü söyleyen yanılabilir ve şaşırır; anlayışlı isterse, bunu düzeltir ve tashih eder. 
Burundukluğ ol söz teve burnı teg, barur kança yetse titir boynı teg Söz, deve burnu gibi, yularlıdır; o, dişi deve boynu gibi, nereye çekilirse, oraya gider. 
Bilig sözledeçi kişi bar üküş, anı bildeçi er maŋa ked küsüş Sözü bilerek söyleyen çok kimse var; benim için sözü anlayan adanı azizdir. 
Kamuğ edgülükler bilig asğı ol, bilig birle buldı mesel kökke yol Bütün iyilikler bilginin faydasıdır; bilgi ile göğe dahi yol bulunur. 
Bilig birle sözle kamuğ sözni sen, biligin bedük bil kamuğ özni sen Sen her sözünü bilgi ile söyle; her kesin bilgi ile büyük olduğunu bil. 
Yaşıl köktin endi yağız yerke söz, sözi birle yalŋuk ağır kıldı öz Söz kara yere mâvî gökten indi; insan kendisine sözü ile değer verdirdi. 
Kişi köŋli tüpsüz teŋiz tegturur, bilig yinçü sanı tüpinde yatur İnsan gönülü dibi olmayan bir deniz gibidir; bilgi onun dibinde yatan inciye benzer. 
Teŋizdin çıkarmasa yinçü kişi, kerek yinçü bolsun kerek say taşı İnsan inciyi denizden çıkarmadıkça, o, ister inci olsun - ister' çakıl taşı, farketmez. 
Yağız yer katındakı altun taş ol, kalı çıksa begler başında tuş ol Kara toprak altındaki altın taştan farksızdır; oradan çıkınca, beylerin başında tuğ tokası olur. 
Biliglig çıkarmasa bilgin tilin, yarutmaz anıŋ bilgi yatsa yılın Bilgili bilgisini dili ile meydana çıkarmazsa,- yıllarca yatsa bile, onun bilgisi muhitini aydınlatmaz. 
Ukuşlı biligli idi edgü neŋ, kalı bulsa işlet uçup kökke teŋ Anlayış ve bilgi çok iyi şeydir; eğer bulursan, onları kullan ve uçup göğe çık. 
Negü ter eşitgil bu el kend begi, ukuşka biligke yetürmiş ögi Anlayış ve bilginin ne olduğunu bilen, bu memleket beyi ne der, dinle. 
Ajun tutğuka er ukuşluğ kerek, bodun basğuka ög kerek hem yürek Dünyayı elde tutmak için, insan anlayışlı olmalıdır; halka hâkim olmak için ise, hem akıl, hem cesaret gerektir. 
Ukuş birle tuttı ajun tutğuçı, bilig birle bastı bodun basğuçı Dünyayı elinde tutan, onu anlayış ile tuttu; halka hükmeden, bu işi bilgi ile yaptı. 
Ajunka apa enmişinde berü, ukuşluğ uru keldi edgü törü Adem'in dünyaya indiğinden beri iyi nizam dâima anlayışlı insanlar tarafından vaz'edilegelmiştir. 
Kayu üdte erse bu künde burun, biligligke tegdi bedükrek orun Hangi çağda olursa-olsun, bugüne kadar daha yüksek yer dâima bilgiliye kısmet olmuştur. 
Ukuş birle eslür kişi artakı, bilig birle süzlür bodun bulğakı İnsanların kötüsü anlayış yolu ile asılır; halk arasında çıkan fitne bilgi ile bastırılır. 
Bu ikin itümese kodğıl bilig, kılıçka tegürgil sen ötrü elig İşleri bu ikisi ile de halledemezsen, bilgiyi bırak, elini kılıca daya. 
Bügü bilge begler bodunka başı, kılıç birle itmiş biligsiz işi Halkı idare eden, hakîm ve âlim beyler bilgisizin işini kılıç ile halletmişlerdir. 
Ajun tutğuka er ukuş bilse ked, bodun basğuka er bilig bilse ked Dünyayı elde tutmak için, insanin anlayışlı olması ve halkı itaat altına almak için de, bilgili bulunması elzemdir. 
Bu iki birikse bolur er tükel, tükel er ajunuğ temâm yer tükel Bu ikisi bir kimsede toplanırsa, o tam insan olur; tam insan dünyanın bütün nimetlerine nail olur. 
Apaŋ iki ajun kolur erse sen, otı edgülük ol kılur erse sen Sen her iki dünyayı arzu ediyorsan, bunun çâresi — iyilik yapmaktır. 
Kalı edgü bolmak tilese özüŋ, yorı edgülük kıl kesildi sözüŋ Eğer kendin iyilik bulmak istiyorsan, yürü, iyilik et; başka söze ne hacet. 
Kişi meŋü bolmaz bu meŋü atı, anın meŋü kaldı bu edgü atı İnsan ebedî değildir, ebedî olan — onun adıdır; iyi kimselerin adı bunun için ebedî kalmıştır. 
Özüŋ meŋü ermez atıŋ meŋü ol, atıŋ meŋü bolsa özüŋ meŋü ol Kendin ebedî değilsin, adın ebedîdir; adın ebedî olursa, kendin de ebedî olursun. 
Edgülük Kılmak Ögdisin Asığlıkin Ayur İyilik Etmenin Medhini Ve Faydalarını Söyler 
Kalı bolsa elgiŋ bodunka uzun, kamuğ edgülük kıl kılınçın sözün Eğer halkı idare edecek bir duruma gelirsen, işle ve sözle her vakit iyilik et. 
Yegitlik kaçar ol tiriglik uçar, bu tüş teg ajundın özüŋ terk keçer Gençlik kaçar ve hayat uçar; bu rüya gibi dünyadan kendin çabuk göçersin. 
Tiriglikni mün kıl asığ edgülük, yarın bolğa edgü yegü kedgülük Hayatı sermâye yap, bunun faizi iyiliktir; bu sana yarın için iyi yiyecek ve giyecek temin eder. 
Negü ter eşitgil kişi edgüsi, yorıp tın tokığlı âhır ölgüsi Dinle, insanların iyisi ne der; yürüyen ve nefes alanların hepsi sonunda ölecektir. 
Ajunda ne yaŋlığ eren tuğdı kör, bir ança yorıdı yana öldi kör Dünyaya nice erler geldi, düşün; bir müddet ömür sürdükten sonra, yine göçüp gittiler. 
Kerek beg kerek kul ne edgü isiz, özi öldi erse atı kaldı iz Gerek bey, gerek kul, iyi veya kötü; kendileri öldü, fakat onların nişanı olarak, yalnız adları kaldı. 
Saŋa teg, di emdi kezigçe orun, kamuğ edgülük kıl sen edgü burun Şimdi bu yere sâhıp olmak sırası sana gelmiştir; sen her keşten iyi ol ve hep iyilik yapmağa çalış. 
Tirig ölgü âhır töşeŋü yerig, kişi ölse edgün kör atı tirig Her yaşayan er-geç ölecek ve toprağa düşecektir; insan iyi nâm ile ölürse, adı yaşar. 
İki törlüg at ol bu tilde yorır, bir edgü bir isiz ajunda kalır İnsanların dillerden düşmeyen iki türlü adı vardır : biri — ıyı, biri — kötü; bunlardan biri dünyada kalır. 
İsizke söküş edgü ögdi bulur, özüŋke baka kör kayusın kolur Kötü söğülür, iyi öğülür; iyice dikkat et, canın hangisini ister. 
Özüŋ edgü bolsa atıŋ ögdilig, kalı bolsa isiz söküş ây silig Ey temiz kimse, iyi olursan, adını öğerek anarlar; eğer kötü olursan, seni söğerek yad ederler. 
Söküşlüg nelük boldı zahhâk otun, nelük ögdi buldı feridûn kutun Küstah Dahhâk neden söğüldü de, Feridun neden medhe ve ikbâle kavuştu. 
Biri edgü erdi anı ögdiler, biri isiz erdi anı söktiler Biri— iyi ıdı, onu öğdüler; biri ise— kötü idi, ona söğdüler. 
İsizmü saŋa yeg azu edgümü, söküşmü kolur sen azu ögdimü Kötü mü senin için daha ıyı, yoksa iyi mi, söğülmek mı istersin, yoksa öğülmek mi. 
Kayusın tilese üdürgil birin, isiz edgü bolsa ökünme yarın Hangisini canın isterse, birini seç; neticesi iyi veya kötü çıkarsa, bundan da peşiman olma. 
Muŋar meŋzetür söz sınamış kişi, sınamış kişi bildi el kün işi Tecrübeli insanın sözü buna benzer; tecrübeli insan elin-günün işini bilir. 
Kişi edgü atın kör, alkış bulur, atıkmış isiz ölse karğış bulur Bak, insan iyi adı ile alkışlanır; adı kötüye çıkmış kimse ölünce beddua alır. 
Neçe me sınadım isiz kılğuçı, kite bardı künde üzüldi küçi Kötülük yapanı kaç defa tecrübe ettim; takati her gün bir az daha azaldı, sonunda da takatten düştü. 
Neçe kördüm erse isizler işi, ozu bolmadı ay biliglig kişi Ey bilgili adam, kaç defa gördüm : kötülerin işi hiç bir zaman ileri gidemedi. 
İsizlik ot ol ot küyürgen bolur, yolında keçig yok öyülgen ütülgen] bolur Kötülük — âteştir, ateş ise, yakıcıdır; onun yolunda geçilebilecek bir geçit yoktur. 
Körü tursa bizde oza barğuçı, kara tut ya begler ajun tutğuçı Bizden önce göçenlere dikkar edersen, ister halktan , ister dünyayı elinden tutan beylerden olsun, 
Bularda kayu buldı erse bilig, olar urmış üd kün ajunka elig Bunlardan hangileri bilgiyi buldu ise, onlar zamaneye ve dünyaya hâkim olmuşlardır. 
Bilig kimde erse ajun begleri, törü edgü urmış kişi yegleri Dünya beylerinden hangileri bilgili olmuş ise, iyi nizam koyanlar ve iyilikte ileri gelenler onlar olmuştur. 
Bu kün me kim edgü atansa kişi, olar boldı aşnu ol edgü başı Bugün de kimler iyilik ile şöhret kazanmışlarsa, iyilerin başında en önce onlar gelir. 
Bügü beg kim erse biligke yakın, biliglig kişig kılmış özke yakın Kim hakîm ve bilgili bir bey olmuş ise, o bilgili insanları kendisine yaklaştırmıştır. 
Elig urmış işke bakıp işlemiş, bilig işke tutmış bodun başlamış O eline aldığı her işi dikkatle yapmış ve bilginin gösterdiği yolda yürüyerek, halkı idare etmiştir. 
Elin itmiş ötrü bayumış kara, kara baylıkın kılmış özke tura Memleketini tanzim etmiş ve halkı zengin olmuş; halkın zenginliğini kendisine kalkan yapmıştır. 
Atı edgü bolmış atanmış akı, akı ölse atı tirig tep okı İyi ad kazanmış, cömertlik ile şöhret bulmuştur; bil ki, cömert insan ölse bile, onun adı yaşar. 
Ölürin bilip kılmış özke itig, bitip kodmış atın tirigke bitig Öleceğini bilerek, kendisi için hazırlık yapmış, adını kitaplara geçirerek, yaşayanlara bırakmıştır. 
Bu kün kim okısa olarığ bilir, aŋar ötkünür andın edgü kelir Bugün bu kitapları kim okursa, onları tanır; onlara benzemeğe çalışır ve bundan kendisine iyilik gelir. 
Negü bar ajunda biligde küsüş, biligsiz tese erke körksüz söküş Dünyada bilgiden daha aziz ne var; bilgisiz olduğunun söylenmesi, insan için ağır bir hakarettir. 
Negü ter eşitgil biliglig kişi, ajunda sınayu yetilmiş yaşı Bilgili ve dünyada tecrübe ile ömrünü geçirmiş olan insan ne der dinle. 
Biligsizke törde orun bolsa kör, bu tör elke sandı ilig buldı tör Bilgisiz baş-köşede yer bulursa, baş-köşe — eşik ve eşik — baş-köşe sayılır. 
Kalı bilgeke tegse elde orun, ol el boldı törde takı ked burun Eğer bir âlime eşikte bir yer isabet ederse, o eşik baş-köşeden daha iyi ve yüksek olur. 
Biligketurur bu ağırlık kamuğ, ajunka kerek tör kerek el kapuğ Bütün bu saygı bilgi içindir; dünyada yeri ister baş-köşe, ister eşik olsun. 
İki törlüg ol kör bu aslı kişi, biri beg biri bilge yalŋuk başı Bak, iki türlü asîl insan vardır : biri — bey, biri — âlim; bunlar insanların başıdır. 
Anıŋda naru barça yılkı sanı, tilese munı tut tilese anı Bunlardan başkalarının hepsini hayvan sürüsü say; hangi tarafı istersen o tarafı tut. 
Sen emdi kayu sen maŋa ay aça, ikide biri bol üçünçte kaça Sen şimdi hangisisin, bana bunu açık söyle; bu ikisinden biri ol, üçüncüden kaç. 
Kılıç aldı biri bodunuğ tüzer, kalem aldı biri yorık yol süzer Biri eline kılıç aldı, halkı itaat altında tutar; biri eline kalem aldı, doğru yolu bulup-gösterir. 
Olardın kalu keldi edgü törü, kumaruturur tegse koprur örü İyi nizam, onlardan kalageldi; bu bir mirastır; kimin eline geçerse, onu yükseltir. 
Ölügdin tirigke kumaru söz ol, kumaru sözüg tutsa asğı yüz ol Ölüden diriye kalan miras sözdür; miras kalan sözü tutmanın yüzlerce faydası vardır. 
Biligsiz karağuturur belgülüg, ây közsüz karağu bilig al ülüg Bilgisiz, muhakkak ki, kördür; ey gözsüz kör, bilgiden hisseni al. 
Kişi körki söz ol bu söz ök telim, yorı edgü sözlüg kişig ög tilim İnsanın süsü — sözdür; bu söz de çok çeşitlidir; haydi, ey dilim, iyi sözlü insanı öğ. 
Mesel keldi türkçe muŋar meŋzetür, anı sözledim men munu yaŋzatur Buna benzer türkçe bir ata-sözü vardır; işte onu söylüyorum, şöyle der. 
Ukuş körki til ol bu til körki söz, kişi körki yüz ol bu yüz körki köz Akıl süsü — dil, dil süsü — sözdür; insanın süsü — yüz, yüzün süsü — gözdür. 
Tili birle yalŋuk sözi sözlenür, sözi yakşı bolsa yüzi suvlanur İnsan sözünü dili ile söyler; sözü iyi olursa, yüzü parlar. 
Körü barsa emdi bu türk begleri, ajun beglerinde bular yegleri Eğer dikkat edersen, görürsün ki, dünya beyleri arasında en iyileri Türk beyleridir. 
Bu türk beglerinde atı belgülüg, toŋa alp er erdi kutı belgülüg Bu türk beyleri arasında adı meşhur ve ikbâli ayan-beyan olanı Tonga Alp-Er idi. 
Bedük bilgi birle üküş erdemi, biliglig ukuşluğ bodun ködrümi O yüksek bilgiye ve çok faziletlere sahip idi; bilgili, anlayışlı ve halkın seçkini idi. 
Ne üdrüm ne ködrüm ne ersig eren, ajunda tetig er yedi bu cihân Ne seçkin, ne yüksek, ne yiğit adam idi; zâten âlemde ferasetli insan bu dünyaya hâkim olur. 
Tejikler ayur anı efrasiyâb, bu efrasiyâb tuttı eller talap iranlılar ona Efrâsiyâb derler; bu Efrâsiyâb akınlar salıp, ülkeler zaptetmiştir. 
İdi artuk erdem kerek ög bilig, ajun tutğuka ötrü sunsa elig Dünyaya hâkim olmak ve onu idare etmek için, pek çok fazilet, akıl ve bilgi lâzımdır. 
Tejikler bitigde bitimiş munı, bitigde yok erse kim ukğay anı iranlılar bunu kitaba geçirmişlerdir; kitapta olmasa idi, onu kim tanırdı. 
İdi yakşı aymış azığlığ kür er, azığlığ eren berk tügünler yazar Cesur ve yiğit er çok yerinde söylemiş; cesur insan sıkı düğümler çözer. 
Miŋ erdem kerek bu cihân tutğuka, kür arslan kerek bu kulan basğuka Bu cihana hâkim olmak için, bin türlü fazîlet gerek; yaban eşeğini alt etmek için, arslan olmak gerek. 
Ajunçıka erdem kerek miŋ tümen, anın tutsa el kün kiterse tuman Dünyaya hâkim olana binlerce fazîlet lâzımdır; o bunlar ile eli-günü idare eder ve sisleri dağıtır. 
Kılıç ursa bıçsa yağı boynını, törü birle tüzse eli bodnını O bunlar ile kılıç çalar ve düşmanın boynunu keser; memleketi ve halkını kanun yolu ile nizam altında bulundurur. 
Bilig Ukuş Erdemin Asığın Ayur Bilgi İle Aklın Meziyet Ve Faydalarını Söyler 
Tilekim söz erdi ay bilge bügü, ukuşuğ biligig özüm sözlegü Ey âlim hakîm, maksadım söz söylemek idi; akıl ve bilgiden bahsetmek istedim. 
Ukuş ol yula teg karaŋku tüni, bilig ol yarukluk yaruttı seni Akıl karanlık gecede bir meş'ale gibidir; bilgi seni aydınlatan bir ışıktır. 
Ukuşun ağar ol biligin bedür, bu iki bile er ağırlık körür İnsan akıl ile yükselir, bilgi ile büyür; bu ikisi ile insan itibâr görür. 
Muŋar bütmese kör bu nûşin revân, ukuş közi birle yaruttı cihân Buna inanmazsan, Nûşin-Revan'a bak; o akıl gözü ile dünyayı aydınlattı. 
Törü tüz yorıttı bayudı bodun, atın edgü kıldı ol edgü üdün Kanunu doğruluk ile tatbik etti ve halk zenginleşti; o iyi bir devirde iyi bir nâm bıraktı. 
Maŋar tegdi mundağ biliglig sözi, tamudın yırar tep tamuğluk özi Bilgili bir insanın onun hakkında şöyle dediğini duydum : kendisi cehennemlik iken, cehennem azabından kurtuldu. 
Kiçig oğlanığ kör ukuşka ulam, yaşı yetmeginçe yorımaz kılâm Küçük çocuğa bak, ona akıl ulaşacaktır; fakat yaşı gelmedikçe, kalemler yürümez. 
Ukuşluğ kişi kör karısa munar, ukuş kitti tep hem kalem me tınar Akıllı insan da yaşlanınca bunar; akıl gittiği için, kalem de susar. 
Kalı telve ursa kör ölse kişi, ölüm yok aŋar hem birilmez şişi Eğer delijbir adamı vurup, öldürürse, o deliye ölüm cezası yoktur; kısas yapılmaz. 
Negülük tese sen ukuşsuzturur, ukuşsuz kişiler ülügsüzturur Niçin dersen, o akılsızdır; akılsız adamlar ne mükâfat görür, ne de ceza. 
Ukuşkaturur bu ağırlık itig, ukuşsuz kişi bir avuçça tetig Bütün bu hürmet ve itibar akıl içindir; akılsız adam bir avuç balçık gibidir. 
Körü barsa yakşı ayur bu sözüg, ukuşsuz biligsiz bedütmez özüg Dikkat edersen şu söz çok yerinde söylenmiş : akılsız ve bilgisiz kimse kendisini yükseltemez. 
Körü barsa barça urur bu kedük, ukuşluğ biliglig kör aslı ked ök Dikkat edilirse, her kes üzerine bir şey giyer; fakat akıllı ve bilgili insan hıl'at ile değil, aslında değerlidir. 
Ukuş bolsa aslı bolur bolsa er, bilig bolsa beglik kılur kılsa er Akıl olursa, insan olsa-olsa asıl insan olur; bilgi olursa, insan yapsa yapsa beylik yapar. 
Kimiŋde ukuş bolsa aslı bolur, kayuda bilig bolsa beglik bulur Kimde akıl varsa, o asîl insan olur; kimde bilgi varsa, o beylik bulur, însan-oğlu kara yer üzerine elini uzattı, her şeye bilgisi ile nüfuz etti. 
Yağız yer öze yalŋuk oğlı elig, kötürdi kamuğka yetürdi bilig însan-oğlu kara yer üzerine elini uzattı, her şeye bilgisi ile nüfuz etti. 
Ukuş birle aslı atanur kişi, bilig birle begler iter el işi Akıl ile insan asıl insan adını alır; bilgi ile beyler memleket işini tanzim eder. 
Tümen miŋ tü erdem üküş ögdiler, ukuş birle kılmış üçün ögdiler Binlerce fazilet ve bir çok alkışlanan işler akıl ile yapılmış olduğu için öğülmüştür. 
Ukuş azın azlanma asğı üküş, bilig azın azlanma erke küsüş Aklın azını azımsama, onun faydası çoktur; bilginin azını azımsama, o insan için azizdir. 
Bu tört neŋ azın azka tutma negü, bügü sözlemiş söz eşitgü ögü Hakimlerin sözünü dinle, düşün ve şu dört şeyin azını az görme. 
Bu törtte biri ot birisi yağı, üçünçi ig ol kör tiriglik ağı Bu dörtten biri — ateş, biri — düşmandır; üçüncüsü — hayatın tuzağı olan hastalıktır. 
Basası bilig ol bularda biri, bu tört neŋ uçuz tutma yüksek töri Nihayet bunların biri de — bilgidir; bu dört nesneyi hafife alma, bunların ehemmiyeti büyüktür. 
Bu tegme biri asğı yası telim, kayusı berim teg kayusı alım Bunlardan her birinin faydası veya zararı çoktur; bâzısı — borç, bâzısı ise — alacak gibidir. 
Bilig kimyâ teg ol neŋ irklüturur, ukuş ordusı ol neŋ üglüturur Bilgi kimya gibidir, eşya onun etrafında toplanır; akıl onun sarayıdır, içinde eşya yığılır. 
Yıparlı biligli teŋi bir yaŋı, tutup kizlese bolmaz özde öŋi Misk ve bilgi birbirine benzer; insan bunları yanında gizli tutamaz. 
Yıpar kizlese sen yıdı belgürer, bilig kizlese sen tilig ülgüler Miski gizlersen, kokusundan belli olur; bilgiyi saklarsan, dili ayarlamasından belli olur. 
Bilig baylık ol bir çığay bolğusuz, tegip oğrı tevlig anı alğusuz Bilgi hiç bir zaman fakirliğe düşmeyen bir servettir; hırsız ve dolandırıcının ona eli erişemez ve alamaz. 
Kişen ol kişike bilig hem ukuş, kişenlig yarağsızka barmaz üküş Bilgi ve akıl insan için bir köstektir; köstekli olan, yakışıksız şeylere pek gitmez. 
Sevügrek atın er kişenlig tutar, kereklig atın kör küdezlig tutar insan çok sevdiği atını köstekli tutar; lüzumlu atını muhafaza altına alır. 
Kişenlig küremez kerekçe yorır, tuşağlığ yıramaz tilekçe barır Köstekli olan kaçamaz, istenildiği kadar yürür; bukağılı olan uzaklaşamaz, istenilen yere kadar gider. 
Ukuş ol saŋa edgü andlığ adaş, bilig ol saŋa ked bağırsak kadaş Akıl senin için iyi ve yeminli bir dosttur; bilgi senin için çok merhametli bir kardeştir. 
Biligsizke bilgi kılınçı yağı, adın bolmasa tap bu iki çoğı Bilgisiz adamın düşmanı kendi bildiği ve yaptığıdır; başka düşmanı olmasa bile, bu ikisinin gailesi kâfidir. 
Muŋar meŋzetü keldi türkçe mesel, okığıl munı sen köŋül ögke al Buna benzer türkçe bir ata-sözü vardır; sen bunu oku, gönlünde ve aklında tut. 
Ukuşluğ kişi, ke iş, i tap ukuş, biligsiz kişi, ke atı tap söküş Akıllı insan için akıl kâfi bir eştir; bilgisiz insan için hakaret tam bir addır. 
Biligligke bilgi tükel ton aş ol, biligsiz kılınçı yavuz koldaş ol Bilgili insan için onun bilgisi kâfi bir yiyecek ve giyecektir; bilgisizin hareketi — onun kötü- arkadaşıdır. 
Ukuşluğ ked er övke özdin yırat, biliglig beg er buşma edgü kıl at Ey akıllı iyi yiğit, öfkeyi kendinden uzaklaştır; ey bilgili bey yiğit, hiddetlenme, iyi ad kazan. 
Bu iki bile işke yakma ive, kalı yaksa kıldıŋ tiriglik yava Öfke ve gazap ile işe yaklaşma; eğer yaklaşırsan, ömrü heder edersin. 
Ökünçlüg bolur tutşı övke işi, yazukluğ bolur işte buşsa kişi Öfke ile kalkan peşimanlıkla oturur; insan hiddetlenince, işinde yanılır. 
Amulluk kerek erke kılkı oŋay, örüglük kerek begke tuğsa kün ay insan sakin ve mülayim tabiatli olmalıdır; güneş ve ay doğması için, beye itidal lâzımdır. 
Tüzünlük kerek hem siliglik kerek, ukuşluğ kerek hem biliglig kerek Hem yumuşak huylu, hem tatlı dilli, hem akıllı, hem bilgili olmak gerektir. 
Ukuşluğ kerek ked üdürse kişig, biliglig kerek ked bütürse işig insanları iyi seçebilmek için akıllı olmak ve işini iyi başarabilmek için de bilgili olmak lâzımdır. 
Yarağlığ yarağsıznı titrü körüp, kereklig kereksizni kirtü sorup insan işe yarayana-yaramayana iyice dikkat ederek, gerekli ve gereksizi hakkiyle sorup-soruşturarak, 
Adırsa üdürse seçe bilse öz, kamuğ iş içinde yitig tutsa köz Ayırt eder, eler, seçebilir ve her işte gözünü keskin tutarsa, 
Bolur ötrü işler bütün hem bışığ, biliglig kişiler bışığ yer aşığ Neticede işler sağlam olur ve olgunlaşır; bilgili insanlar yemeği pişmiş olarak yerler. 
Tilekke tegir ol bu yaŋlığ kişi, ikigü ajunda itiglig işi Böyle bir insan dileğine erer ve her iki dünyada işi yoluna girer. 
Buşaklık bile erke övke yavuz, bu iki bile tutçı emger et öz Hiddet ve öfke insan için fenadır; bu ikisinin yüzünden vücût dâima eziyet çeker. 
Eşitgil negü ter bügü bilge teŋ, bu söz işke tutğıl ayâ kızğu eŋ Dinle, hakîm âlim buna benzeterek, ne der; bu söze göre hareket et, ey bahtiyar insan. 
Buşı bolsa yalŋuk biligsiz bolur, kalı övke kelse ukuşsuz kılur Hiddetlenirse, insan bilgisizce hareket eder; eğer öfkelenirse, öfke onu akılsıza çevirir. 
Buşılık yavuz erke eltür bilig, otunluk kılur buşsa kılkı silig Hiddetlenmek insan için fenadır, bilgiyi götürür; hiddetlenince, yumuşak huylu insan da kabalık yapar. 
Eşitgil negü ter biliglig kişi, biliglig sözi çın sevüg cân tuşı Dinle, bilgili adam ne der : bilgili sözü, gerçekten, sevgili can gibidir. 
Bu bir kaç neŋ ol kör kişike yavuz, munı kılsa yalŋuk alıkar et öz Bak, şu bir kaç şey insan için kötüdür; insan bunları bilirse, kendisini korumuş olur. 
Bularda birisi bu til yalğanı, munıŋda basası sözüg kıyğanı Bunlardan biri — yalan söylemektir; ikincisi — verilen sözden dönmektir. 
Üçünçi takı bir bor işçe seve, seziksiz bu er boldı birtem yava Üçüncüsü ise— içki iptilâsıdır; buna tutulan kimse, şüphesiz, tamamen boşuna yaşamış olur. 
Takı biri erke bu arkuk kılınç, bu arkuk kılnçlığka bolmaz sevinç Biri de insanın inatçı olmasıdır; bu inatçı insan için dünyada sevinç yoktur. 
Yana bir arığsız bu kılkı otun, kişiler evinde bu koprur tütün Yakışıksız hâllerden biri de kaba tabiatli olmaktır; böyle adam başkalarının evinde tozu-dumana katar. 
Yana bir tili el buşı övkelig, ulıtur kişig sökse açsa tilig Biri boş-boğaz, hiddetli ve öfkeli olmaktır; söğmeğe başlarsa, insanın kalbini kırar. 
Bu kaç neŋ birikse biregü öze, anıŋdın yırar ol ıduk kut teze Bu bir kaç şey bir kimse üzerinde toplanırsa, mübarek saadet ondan kaçar, uzaklaşır. 
Bolu bermez evren başı tezginür, anıŋ birle kılkı yaŋı tezginür Felek ona yar olmaz, âvâre olur; bununla birlikte hâl ve hareketinde istikrar olmaz. 
Yorı edgülük kıl ay edgü kişi, itiglig bolur tutçı edgü işi Ey iyi insan, yürü, iyilik yap, iyinin işi hep düzgün gider. 
Negü ter eşit emdi kılkı silig, sınayu tegip elke sunmış elig Şimdi dinle, yumuşak tabiatli olan ve tecrübe ile yükselerek, memleket işini eline alan adam ne der. 
Karımaz bu edgü neçe yıllasa, isizlik edikmez neçe edlese Ne kadar yaşarsa - yaşasın, bu iyi insan ihtiyarlamaz; ne kadar uğraşılırsa-uğraşılsın, kötü insan ıslâh edilmez. 
Yaşı kısğa isiz ökünçün karır, uzun yaşlığ edgü ökünçsüz yorır Ömrü kısa olan kötü peşimanlıkla ihtiyarlar, uzun ömürlü olan iyi peşiman olmadan yaşar. 
Tilekin bulur edgü künde yaŋı, isizniŋ küniŋe miŋ artar muŋı îyi insan her gün yeni bir arzusuna nail olur; kötünün sıkıntısı ise, her gün bir kat artar. 
Kitâb Atı Yörügin Yeme Avuçğalıkın Ayur Kitabın Adını, Mânasını Ve Kendisinin İhtiyarlığını Söyler 
Kitâb atı urdum kutadğu bilig, kutadsu okığlıka tutsu elig Kitabın adını Kutadgu bilig koydum; okuyana kutlu olsun ve ona yol göstersin. 
Sözüm sözledim men bitidim bitig, sunup iki ajunnı tutğu elig Ben sözümü söyledim ve kitabı yazdım; bu kitap — uzanıp, her iki dünyayı tutan bir eldir. 
Kişi iki ajunnı tutsa kutun, kutadmış bolur bu sözüm çın bütün insan her iki dünyayı devletle elinde tutarsa, mes'ût olur; bu sözüm doğru ve dürüsttür. 
Bu kün toğdı ilig tedim söz başı, yörügin ayayın ey edgü kişi Önce Kün-Toğdı hükümdardan bahsettim; ey iyi insan, bunu izah edeyim. 
Basa aydım emdi bu ay toldını, anıŋdın yaruyur ıduk kut küni Sonra Ay-Toldı'dan söz açtım; mübarek saadet güneşi onunla parlar. 
Bu kün toğdı tegli törü ol köni, bu ay toldı tegli kut ol kör anı Bu Kün-Toğdı dediğim doğrudan-doğruya kanundur; Ay-Toldı ise, saadettir. 
Basa aydım emdi kör ögdülmişig, ukuş atı ol bu bedütür kişig Bundan sonra Öğdülmiş'i anlattım; o aklın adıdır ve insanı yükseltir. 
Anıŋda basası bu odğırmış ol, munı âkibet tep özüm yörmiş ol Ondan sonrakisi Odgurmış'tır; onu ben akıbet olarak aldım. 
Bu tört neŋ öze sözledim men sözüg, okısa açılğay yitig kıl közüg Ben sözü bu dört şey üzerine söyledim; okursan, anlaşılır; iyice dikkat et. 
Sevinçin yorığlı ay edgü yegit, sözümni yava kılma köŋlün eşit Ey sevinç içinde ömür süren iyi genç, sözümü yabana atma, gönülden dinle. 
Katığlan yaŋılma könilik yolın, yegitlik yava kılma asğın alın Gayret et, doğruluk yolundan şaşma; gençliği heder etme, ondan faydalanmasını bil. 
Küsüş tut yegitlik keçer sende terk, kaçar bu tiriglik neçe tutsa berk Gençliği aziz tut, çabuk geçer; ne kadar sıkı muhafaza edersen-et, bir gün kaçar. 
Seniŋde bar erken yegitlik küçi, yava kılma tâat tapuğ kıl tuçı Sende henüz gençlik kuvveti varken, bunu boşuna geçirme; dâima tâat ve ibâdet ile meşgul ol. 
Küsermen yegitlikke öknür özüm, ökünçüm asığ yok kesermen sözüm Sonra gençliğin hasretini çeker ve peşiman olursun, amma son peşimanlık fayda vermez; sözüm bu kadar. 
Kimiŋ kırkta keçse tiriglik yılı, esenleşti erke yegitlik tili - Kimin yaşı kırkı geçerse, gençlik insana:— "Allaha ısmarladık !" — der. 
Tegürdi maŋa elgin elig yaşım, kuğu kıldı kuzğun tüsi teg başım Elli yaşım bana elini değdirdi; kuzgun tüyü gibi olan başımı kuğu tüyüne çevirdi. 
Okır emdi altmış maŋar kel teyü, busuğ bolmasa bardım emdi naru Şimdi altmış :—"Bana gel!"— diye çağırıyor; ecel pususuna düşmezsem, şimdi oraya gideceğim. 
Kimiŋ yaşı altmış tüketse sakış, tatığ bardı andın yayı boldı kış - Kimin yaşı altmışı doldurmuş ise, ondan- hayatın tadı gitmiş, onun yazı kışa dönmüştür. 
Otuz yığmışın yandru aldı elig, negü kılğay altmış tegürse elig - Otuzun topladığını elli geri aldı, altmış elini değdirirse, ne yapacağım. 
Negü kıldım erki elig men saŋa, nelük türdüŋ emdi bu öç kek maŋa Ey elli, ben sana ne yaptım sanki, neden bana şimdi böyle kin bağladın. 
Tatığ erdi barça yegitlik işim, ağu kıldı emdi maŋa yer aşım Gençlikte her işim bir zevk idi; şimdi bana yediğim yemek zehir oldu. 
Bodum erdi ok teg köŋül erdi ya, köŋül kılğu ok teg bodum boldı ya Vücûdum ok ve gönülüm yay gibi idi; şimdi vücûdum yay oldu, gönlümü ok yapmalıyım. 
Yegitlik negü yığdı erse maŋa, karılık kalıp aldı kelgey saŋa Gençlik benim için ne topladı ise, ihtiyarlık gelip, onları aldı; o sana da gelecektir. 
Ayâ çezgüçi kel meni çezgüle, yıl ay tutğunı boldum emgek bile Ey çergüçi, gel beni çergüle; eziyet içinde ayların ve yılların esiri oldum. 
Kişensiz külündi maŋumaz adak, tünerdi yarumaz körügli karak Ayağım kösteksiz olduğu hâlde, Misiz düştü, adım atamıyor; gören göz-bebeğim karardı, parlamıyor. 
Tatığ bardı öçti kuruğsak otı, yıradı meniŋdin yegitlik atı Zevk gitti, gönül âteşi söndü; gençlik adı artık benden uzaklaştı. 
Odunğıl ay kökçin ölümke anun, bu keçmiş künüŋke sığıt kıl ünün Ey kır saçlı uyan, ölüme hazırlan; geçmiş günlerin için ağla ve sızla. 
Keçip bardı üd kün yavalık bile, bu kalmış künüŋ birle udrüŋ tile Hayat boş yere geçti-gitti, bari bu kalan günlerini tövbe ve istiğfar ile geçir. 
Ay muŋsuz idim meŋü tutçı tirig, ölümke törüttüŋ bu sansız tirig Ey ebedî, ölümsüz ve ihtiyacdan vareste olan rabbim, bu sayısız canlıları ölüm için yarattın. 
Tilermen seniŋdin duâm bu sözün, tirig tutğıl ança yaşım kıl uzun Ben sana şimdi yalvarıyorum ve şunu diliyorum: beni bir parça daha yaşat, ömrümü uzat. 
Seniŋdin kolup küç bu söz başladım, tükel kılğuka küç sen ök bir idim Senden kuvvet isteyerek, bu söze başladım; ey rabbim, bunu tamamlamak için, sen kuvvet ver. 
Tilim tınma öggil yaratığlını, yarağsıznı mendin yıratığlını Ey dilim, durma, yaratana ve beni kötülüklerden uzak tutana hamd ve sena et. 
Üdürdi törütti yaruttı köŋül, köni yol öze tuttı köŋlüm amul Seçti, yarattı ve gönülü aydınlattı; gönülümü iman içinde, doğru yol üzerinde tuttu. 
Karaŋkuda erdim yaruttı tünüm, tünerikte erdim toğurdı künüm Karanlıkta idim, gecemi aydınlattı; zulmette idim, bana güneşi doğdurdu. 
Azıp yügrür erdim ayu berdi yol, küyer erdim otka küdezmese ol Yolumu şaşırmış, koşuyordum, bana yol gösterdi; o korumasa idi, ateşte yanardım. 
Üdürdi adırdı kötürdi meni, azuklar yolındın kiterdi meni O seçti, ayırdı, beni yükseltti; beni yolunu şaşırmışlar arasından uzaklaştırdı. 
Köŋülüg bezedi yarukluk bile, tilimni bezedi tanukluk bile Gönülümü aydınlık ile süsledi; dilimi kelime-i şehâdet ile bezedi. 
Köŋül berdi köz hem ukuş ög bilig, aça berdi sözüm yorıttı tilig Gönül, göz, akıl, zekâ ve bilgi verdi; dilimi açtı ve bana ifâde kudreti ihsan etti. 
Habib sever yolı meni yetteçi, ol ok savçı bolsu elig tuttaçı Sevgili resulün yolu beni selâmete götürecektir; o resul bizzat bana şefaat etsin. 
Bu barça idim fazlı erdi kamuğ, ağırladı men teg tapuğsuz kuluğ Bütün bunların hepsi rabbimin fazlı ve keremi idi; benim gibi âsî bir kula değer verdi. 
Munıŋ şükri emdi neteg öteyin, tirig bolsa özüm yılın hem ayın Daha aylarca ve yıllarca yaşasam bile, bunun şükrünü bundan sonra nasıl öderim. 
İlâhi bilür sen bu âcizlıkım, saŋar ok açarmen muŋum hem takım Ey rabbim, benim bu aczimi bilirsin; her sıkıntı ve müşkülümü ben sana açarım. 
Kılumaz ma şükrüŋ saŋa men ber e, meniŋdin şükür kıl saŋa sen sira Bunlardan bir tekinin şükrünü bile ben sana edâ edemem; benim tarafımdan sen kendine kendin şükret; senin hikmetine akıl ermez. 
Köni yol öze tüz tuta ber meni, suçulma meniŋdin bu imân tonı Beni doğru yol üzerinde doğruluğa sevk et; üzerimden bu imân libâsını çıkarma. 
Tenimdin çıkarda meniŋ bu cânım, şahâdet bile kesgil âhır tınım Benim bu canım tenden çıkarken, son nefesimi kelime-i şehâdet ile al. 
Özüm kalsa yalŋuz kara yer katın, maŋar ıdğıl anda üküş rahmetin Kara yer altında tek başıma kalınca, orada da sayısız rahmetini bana ulaştır. 
Tapuğsuz kuluŋmen yazukum üküş, özüŋ fazlı birle keçür ay küsüş Ben âsî bir kulunum, günahım çoktur; ey aziz Tanrı, beni kendi fazlın ve keremin ile affet. 
Kamuğ mü’minig sen tüzü yarlıka, yarınkı bekâdın bu kün kıl likâ Sen bütün müminlerin hepsine de mağfiret et; yarınki beka âleminden didârını bana bugün göster. 
Söz Başı Küntoğdı İlig Öze Söz Başı Hükümdar Kün-Toğdı Hakkında 
Ukuş ötkünür kör bilig bildürür, yayığ dünyâ kılkın saŋa ukturur Bak, akıl arzeder ve bilgi bildirir; dünyanın dönek huyunu sana anlatır. 
Bu irsel yayığ kılkı kurtğa ajun, kılınçı kız ol körse yaşı uzun Bu koca-karı dünya vefasız ve dönek huyludur; edası kız gibi, bakarsan, yaşı büyüktür. 
Ara kılkı kız teg kılınçı silig, sevitür sunup tutsa bermez elig Bâzan edası kız gibidir, tavrı güzeldir, kendisini sevdirir; fakat tutmak istedinmi, elini vermez. 
Seviglini sevmez keyik teg kaçar, kaçığlıka yapçur adakın kuçar Seveni sevmez, ondan geyik gibi kaçar; kaçana yapışır, onun ayağına sarılır. 
Ara körse yügrür bezenip udu, ara körmedük teg kılur yer kodu Bir bakarsın, süslenip kuşanarak, arkandan koşar; bir bakarsın, görmezlikten gelir, önüne bakar. 
Ara körse evrer yana terk yüzin, avağlar neçe tutsa bermez özin Bir bakarsın, yine yüzünü çabucak çevirir, nazlanır; ne kadar yakalamak istersen, kendine el sürdürmez. 
Üküş beg karıttı karımaz özi, telim beg keçürdi kesilmez sözi O çok beyleri ihtiyarlattı, kendisi ihtiyarlamaz; çok beyleri göçümü, hiç susmak bilmez. 
Beg erdi ajunda bügü bilge baş, bu beglik özele uzun boldı yaş Bu dünyada bir bey vardı, hakîm ve bilgin bir baş idi; beylik içinde uzun bir ömür sürdü. 
Bu kün toğdı erdi atı belgülüg, ajunda çavıkmış kutı belgülüg Bu bey Kün-Toğdı idi, adı bellidir; şöhreti dünyaya yayılmıştır, ilbâli malûmdur. 
Kılınçı köni erdi kılkı oŋay, tili çın bütün hem közi köŋli bay Tabiatı dürüst, tavrı munis idi; sözü doğru, gözü ve gönülü zengin idi. 
Biliglig beg erdi ukuşluğ oduğ, isizke ot erdi yağıka yoduğ O bilgili, akıllı ve uyanık bir bey idi; kötü için âteş ve düşman için bir âfet idi. 
Yana kür küvez erdi kılkı köni, küniŋe kötürdi bu kılkı anı Aynı zamanda mehâbetli, yüreği pek ve dürüst tabiatlı idi; bu tavrı ve hareketi onu günden-güne yükseltti. 
Bu yaŋlığ beg erdi bu bilgi öze, tirildi yorıdı kılınçın tüze O böyle bir bey idi; işini bu bilgisi ile düzenledi; dâima böyle hareket etti ve böyle yaşadı. 
Siyâset kılur erdi himmet bile, bu himmet yaraşur mürüvvet bile Siyâset icra ederken, kendi şahsî meyillerini düşünmez idi; bu himmet insaniyet ile birlikte olursa, güzel olur. 
Muŋar meŋzetü keldi şâir sözi, okısa açılğay okığlı közi Şâirin buna benzer bir sözü vardır; bunu kim okursa, gözü açılır. 
Kerek erke himmet mürüvvet teŋi, yavuz yunçığ andın yırasa öŋi Kötü ve sefillerin yanından uzaklaşıp gitmesi için, insanda himmet ile mürüvvet denk olmalıdır. 
Kişilikke himmet mürüvvet kerek, kişi kadri himmet mürüvvet yaŋı İnsan için himmet ve mürüvvet gerek; insanın kıymeti himmet ve mürüvvet ile ölçülür. 
Bu kün toğdı ilig bu kılkı bile, yarudı ajunka kün ay teg yala Hükümdar Kün-Toğdı böylece bu tabiati ile, güneş ve ay gibi parlayarak, dünyayı aydınlattı. 
Ukuşluğ kim erse okıttı anı, biliglig kim erse bedütti anı Akıllı kim varsa, onu yanına çağırttı; bilgili kim varsa, onu yükseltti. 
Yumıttı aŋar bek ajun üdrümi, ukuşluğ biliglig bodun ködrümi Dünya seçkinleri ve halk arasındaki akıllı ve bilgili kimseler onun etrafını sardılar. 
Özi itti tüzdi kör el kün işi, takı ma tiler erdi üdrüm kişi Böylece halkın işini kendisi düzenledi ve yoluna koydu; yine de etrafında seçkin insanlar ister idi ki, 
Öziŋe basut kılsa iş başlasa, özi tınsa ança ol iş işlese Bunlar kendisine yardım etsinler ve işini görsünler; onlar çalışsınlar ve kendisi bir az istirahat etsin. 
Muŋadıp ayur bir kün oldrup özi, bedük iş bu beglik işi hem sözi Bir gün yalnızca otururken, kederli-kederli şöyle der: bu beylik işi ve emir vermek meselesi büyük iştir. 
Baş ağrığ köp ol körse işi üküş, üküş işni süzgen ukuşluğ küsüş Bakarsan, çok zahmetlidir ve bin bir türlü işi vardır; bütün bu işleri gören akıllı insan azizdir. 
Kılumaz özüm bu kamuğ el işin, maŋa er kerek ter bilir iş başın Memleketin her işini kendim yapamam, yanımda bu işleri yapabilecek biri bulunmalıdır. 
Kerek ter maŋa emdi üdrüm kişi, ukuşluğ biliglig kişiler başı Bana şimdi seçkin, akıllı, bilgili ve maharetli bir adam lâzımdır. 
Bağırsak bütün çın kılınçı köni, tili köŋli tüz bolsa bilse munı O bana candan bağlı, emniyetli, doğru ve dürüst yaradılışlı, içi-dışı bir ve işten anlar bir kimse olmalıdır. 
Kılu berse erdi meniŋ işlerim, körü barsa erdi içim taşlarım Memleketin iç ve dış işlerini takip hususunda bana'yardımda bulunmalıdır. 
Negü ter eşit bu sınamış kişi, başında keçürmiş yetürmiş yaşı Tecrübeli, başından çok iş geçmiş ve yaşını-başını almış insan ne der, dinle. 
Basutçı kerek erke yarıçılar, ukuşluğ biliglig bügü elçiler însana yardım eden ve destek olan akıllı, bilgili ve hakîm ıdâre adamları lâzımdır. 
Basutçı kerek barça işni bilir, bilip işlese er tilekke tegir Bütün işleri bilir bir yardımcı lâzımdır; insan bilerek hareket ederse, dileğine erişir. 
Basutçı telim bolsa beg emgemez, işi barça itlür törü artamaz Yardımcı çok olursa, bey zahmet çekmez; onun her işi yoluna girer ve nizam bozulmaz. 
Basutçı kerek barça işte bilin, bu beglik işiŋe takı köp kılın Bil ki, her işte yardımcı gerektir; beylik işinde ise, kendine daha çok yardımcı edinmeğe bak. 
Basutçı tilep bulmadı kör ilig, tegürdi özi barça işke elig Hükümdar yardımcı aradı, fakat bulamadı ve her işi kendisi bizzat ele almak mecburiyetinde kaldı. 
Tegir boldı künde kör emgek üküş, erej kolsa emgek tegir ol ülüş O böylece her gün bir çok zahmete katlandı. Huzur arayan insan dâima zahmetle karşılaşır. 
Körü barsa yakşı ayur uş bu söz, sınap sözlegüçi ıduk kutluğ öz Aziz ve mübarek bir insanın tecrübe ile söylediği şu söz, dikkat edilirse, çok yerindedir. 
Erej kolsa emgek tutaşı barır, sevinç kolsa kadğu tutaşı yorır Huzur istersen, o zahmet ile birlikte gelir; sevinç istersen, o kaygı ile birlikte bulunur. 
Neçe er bedüse baş ağrığ bedür, neçe baş bedüse bedük börk kedür İnsan ne kadar büyürse, baş-ağrısı da o kadar artar; başı ne kadar büyürse, o kadar büyük börk giyer. 
İlig köz kulak tuttı elde kamuğ, açıldı aŋar barça beklig kapuğ Hükümdar bütün memlekete göz-kulak kesildi; ona bütün kilitli kapılar açıldı. 
Yarağsıznı boğdı eligde urup, isizig yırattı elindin sürüp Uygunsuz hareket eden kimseleri, ellerini bağlayıp, susturdu; kötüleri memleketinden sürerek, uzaklaştırdı. 
Bu saklık bile kör elin başladı, kutı künde arttı örü yokladı Bak, böyle tedbir ile memleketini idare etti; saadeti günden-güne arttı ve yükseldi. 
Kamuğ yerde erke bu saklık kerek, bu beglik işiŋe takı sak kerek Her yerde insana böyle tedbir ve ihtiyat lâzımdır; beylik işinde ise, daha fazla dikkatli olmalıdır. 
Bu saklık oduğluk bu el işiŋe, tüzü asğı boldı uzun yaşıŋa Devlet işindeki bu tedbir ve uyanıklık, devletin uzun müddet devamı için, dâima faydalı olmuştur. 
Muŋar meŋzeyü keldi şâir tili, bu şâir tili boldı sözke ulı Buna benzer bir şâir sözü vardır; bu şâir sözü buna esas teşkil eder. 
Oduğluk bu saklıknı ögdi eren, osallık bile öldi er miŋ tümen Uyanıklık ve ihtiyatı çok kimseler öğmüştür; ihmâl yüzünden yüz binlerce insan ölmüştür. 
Osal bolma saklan kamuğ işte sen, bu saklık bile iki ajun tilen Gâfıl olma, her işte ihtiyatlı ol; her ıkı dünyayı bir tedbir ile dile. 
Kişi imini kör osallık kılur, yağı yetse öŋdün osallar ölür Bak, kendisinden emin insan gaflete düşer; düşman saldırırsa, önce gafiller ölür. 
Negü ter eşit bu ajun tutmış er, tükel saklap ötrü yağığ utmış er Dinle, her türlü tedbiri almış ve böylece düşmanını yenmiş olan dünya hâkimi ne der. 
İlig kolsa saklan ajunçı kişi, bu saklık erür hem şeriat işi Ey hükümdar, memleket arzu edersen, ihtiyatlı ol; bu ihtiyat, aynı zamanda, şeriatin de emrettiği şeydir. 
Osal arsıkar kör osalın udır, osal bolma saklan ay kılkı kadır Gafil adam gözünü kapar ve gafletle uyur; ey sert huylu insan, gafil olma, ihtiyatlı ol. 
İlig saklıkı kıldı elke asığ, bu asğı bile boldı elde tatığ Hükümdarın ihtiyatlı olması memlekete fayda getirir; bu fayda ile memlekette huzur temin edilir. 
Elin itti tüzdi bayudı bodun, böri koy bile suvladı ol üdün Böylece hükümdar memleketini düzenledi ve tanzim etti; halkı zenginleşti; o devirde kurt ile kuzu aynı yerden su içti. 
Sevigli sevinçin anı ögdiler, yağıları eştip boyun egdiler Sevenler sevinçle onu öğdüler; düşmanları bunu duyarak, boyun eğdiler. 
Kayu sığnu keldi tiledi köşik, kayu keldi öpti eligke eşik Kimi gelip, ona sığındı ve ondan himaye diledi; kimi gelip, onun eşiğini öptü. 
Negü ter eşit emdi köŋli oduğ, sözi kör çeçek teg tümen tü boduğ Şimdi dinle, gönülü uyanık insan ne der; bak, onun sözü, çiçek gibi, binlerce renge bürünmüştür. 
Bu beglik uluğluk idi edgü neŋ, yorıkı köni erse ay kızğu eŋ Ey yüzü sevinçle parlayan bahtiyar, insan dürüst hareket ederse, bu beylik ululuk çok iyi bir şeydir. 
İdi edgü beglik takı edgürek, törü ol anı tüz yorıtğu kerek Beylik çok iyi bir şeydir, fakat daha iyi olan kanundur ve onu doğru tatbik etmek lâzımdır. 
Ne kutluğ bolur öd bodunka küni, begi edgü bolsa yorısa köni Bey ne kadar doğru olur ve iyi hareket ederse, halk için o kadar mes'ûd bir devir ve hayat başlar. 
Ne kutluğ kut ol erke edgü atı, bu edgü atı berdi meŋü kutı iyi ad insan için ne kadar mübarek bir saadettir; onun bu iyi adı ve saadeti ebedî kaldı. 
Ne edgü bolur beg ol edgü kişi, kişilik bile itse el kün işi Halkın işini insaniyet ile tanzim ederse, o iyi insan ne kadar mes'ûd bir bey olur. 
Tüzü elke tegdi elig edgüsi, ajunka yadıldı bu çavı küsi Hükümdarın bu iyiliği bütün memlekete sirayet etti; onun nâm ve şöhreti dünyaya yayıldı. 
Duâ arttı elde kör edgü atı, bedüdi küniŋe atı hem kutı Bak, memlekette ona duâ eden çoğaldı, iyi nâm kazandı; adı ve saadeti günden güne büyüdü. 
Ajun bodnı eştip anı ârzûlap, ava yığlu keldi aŋar öz ulap Dünya halkı bunu duyunca, onu arzuladı ve ona yakınlık göstererek, etrafına üşüştü ve toplandı. 
Ajunka badı kör tükel kut kurı, kozı birle katlıp yorıdı böri Bak, dünyaya tam bir saadet kuşağı bağladı; kurt ile kuzu bir arada yaşadı. 
Söz Başı Küntoğdı İlig Öze Söz Başı Hükümdar Kün-Toğdı Hakkında 
Ukuş ötkünür kör bilig bildürür, yayığ dünyâ kılkın saŋa ukturur Bak, akıl arzeder ve bilgi bildirir; dünyanın dönek huyunu sana anlatır. 
Bu irsel yayığ kılkı kurtğa ajun, kılınçı kız ol körse yaşı uzun Bu koca-karı dünya vefasız ve dönek huyludur; edası kız gibi, bakarsan, yaşı büyüktür. 
Ara kılkı kız teg kılınçı silig, sevitür sunup tutsa bermez elig Bâzan edası kız gibidir, tavrı güzeldir, kendisini sevdirir; fakat tutmak istedinmi, elini vermez. 
Seviglini sevmez keyik teg kaçar, kaçığlıka yapçur adakın kuçar Seveni sevmez, ondan geyik gibi kaçar; kaçana yapışır, onun ayağına sarılır. 
Ara körse yügrür bezenip udu, ara körmedük teg kılur yer kodu Bir bakarsın, süslenip kuşanarak, arkandan koşar; bir bakarsın, görmezlikten gelir, önüne bakar. 
Ara körse evrer yana terk yüzin, avağlar neçe tutsa bermez özin Bir bakarsın, yine yüzünü çabucak çevirir, nazlanır; ne kadar yakalamak istersen, kendine el sürdürmez. 
Üküş beg karıttı karımaz özi, telim beg keçürdi kesilmez sözi O çok beyleri ihtiyarlattı, kendisi ihtiyarlamaz; çok beyleri göçümü, hiç susmak bilmez. 
Beg erdi ajunda bügü bilge baş, bu beglik özele uzun boldı yaş Bu dünyada bir bey vardı, hakîm ve bilgin bir baş idi; beylik içinde uzun bir ömür sürdü. 
Bu kün toğdı erdi atı belgülüg, ajunda çavıkmış kutı belgülüg Bu bey Kün-Toğdı idi, adı bellidir; şöhreti dünyaya yayılmıştır, ilbâli malûmdur. 
Kılınçı köni erdi kılkı oŋay, tili çın bütün hem közi köŋli bay Tabiatı dürüst, tavrı munis idi; sözü doğru, gözü ve gönülü zengin idi. 
Biliglig beg erdi ukuşluğ oduğ, isizke ot erdi yağıka yoduğ O bilgili, akıllı ve uyanık bir bey idi; kötü için âteş ve düşman için bir âfet idi. 
Yana kür küvez erdi kılkı köni, küniŋe kötürdi bu kılkı anı Aynı zamanda mehâbetli, yüreği pek ve dürüst tabiatlı idi; bu tavrı ve hareketi onu günden-güne yükseltti. 
Bu yaŋlığ beg erdi bu bilgi öze, tirildi yorıdı kılınçın tüze O böyle bir bey idi; işini bu bilgisi ile düzenledi; dâima böyle hareket etti ve böyle yaşadı. 
Siyâset kılur erdi himmet bile, bu himmet yaraşur mürüvvet bile Siyâset icra ederken, kendi şahsî meyillerini düşünmez idi; bu himmet insaniyet ile birlikte olursa, güzel olur. 
Muŋar meŋzetü keldi şâir sözi, okısa açılğay okığlı közi Şâirin buna benzer bir sözü vardır; bunu kim okursa, gözü açılır. 
Kerek erke himmet mürüvvet teŋi, yavuz yunçığ andın yırasa öŋi Kötü ve sefillerin yanından uzaklaşıp gitmesi için, insanda himmet ile mürüvvet denk olmalıdır. 
Kişilikke himmet mürüvvet kerek, kişi kadri himmet mürüvvet yaŋı İnsan için himmet ve mürüvvet gerek; insanın kıymeti himmet ve mürüvvet ile ölçülür. 
Bu kün toğdı ilig bu kılkı bile, yarudı ajunka kün ay teg yala Hükümdar Kün-Toğdı böylece bu tabiati ile, güneş ve ay gibi parlayarak, dünyayı aydınlattı. 
Ukuşluğ kim erse okıttı anı, biliglig kim erse bedütti anı Akıllı kim varsa, onu yanına çağırttı; bilgili kim varsa, onu yükseltti. 
Yumıttı aŋar bek ajun üdrümi, ukuşluğ biliglig bodun ködrümi Dünya seçkinleri ve halk arasındaki akıllı ve bilgili kimseler onun etrafını sardılar. 
Özi itti tüzdi kör el kün işi, takı ma tiler erdi üdrüm kişi Böylece halkın işini kendisi düzenledi ve yoluna koydu; yine de etrafında seçkin insanlar ister idi ki, 
Öziŋe basut kılsa iş başlasa, özi tınsa ança ol iş işlese Bunlar kendisine yardım etsinler ve işini görsünler; onlar çalışsınlar ve kendisi bir az istirahat etsin. 
Muŋadıp ayur bir kün oldrup özi, bedük iş bu beglik işi hem sözi Bir gün yalnızca otururken, kederli-kederli şöyle der: bu beylik işi ve emir vermek meselesi büyük iştir. 
Baş ağrığ köp ol körse işi üküş, üküş işni süzgen ukuşluğ küsüş Bakarsan, çok zahmetlidir ve bin bir türlü işi vardır; bütün bu işleri gören akıllı insan azizdir. 
Kılumaz özüm bu kamuğ el işin, maŋa er kerek ter bilir iş başın Memleketin her işini kendim yapamam, yanımda bu işleri yapabilecek biri bulunmalıdır. 
Kerek ter maŋa emdi üdrüm kişi, ukuşluğ biliglig kişiler başı Bana şimdi seçkin, akıllı, bilgili ve maharetli bir adam lâzımdır. 
Bağırsak bütün çın kılınçı köni, tili köŋli tüz bolsa bilse munı O bana candan bağlı, emniyetli, doğru ve dürüst yaradılışlı, içi-dışı bir ve işten anlar bir kimse olmalıdır. 
Kılu berse erdi meniŋ işlerim, körü barsa erdi içim taşlarım Memleketin iç ve dış işlerini takip hususunda bana'yardımda bulunmalıdır. 
Negü ter eşit bu sınamış kişi, başında keçürmiş yetürmiş yaşı Tecrübeli, başından çok iş geçmiş ve yaşını-başını almış insan ne der, dinle. 
Basutçı kerek erke yarıçılar, ukuşluğ biliglig bügü elçiler însana yardım eden ve destek olan akıllı, bilgili ve hakîm ıdâre adamları lâzımdır. 
Basutçı kerek barça işni bilir, bilip işlese er tilekke tegir Bütün işleri bilir bir yardımcı lâzımdır; insan bilerek hareket ederse, dileğine erişir. 
Basutçı telim bolsa beg emgemez, işi barça itlür törü artamaz Yardımcı çok olursa, bey zahmet çekmez; onun her işi yoluna girer ve nizam bozulmaz. 
Basutçı kerek barça işte bilin, bu beglik işiŋe takı köp kılın Bil ki, her işte yardımcı gerektir; beylik işinde ise, kendine daha çok yardımcı edinmeğe bak. 
Basutçı tilep bulmadı kör ilig, tegürdi özi barça işke elig Hükümdar yardımcı aradı, fakat bulamadı ve her işi kendisi bizzat ele almak mecburiyetinde kaldı. 
Tegir boldı künde kör emgek üküş, erej kolsa emgek tegir ol ülüş O böylece her gün bir çok zahmete katlandı. Huzur arayan insan dâima zahmetle karşılaşır. 
Körü barsa yakşı ayur uş bu söz, sınap sözlegüçi ıduk kutluğ öz Aziz ve mübarek bir insanın tecrübe ile söylediği şu söz, dikkat edilirse, çok yerindedir. 
Erej kolsa emgek tutaşı barır, sevinç kolsa kadğu tutaşı yorır Huzur istersen, o zahmet ile birlikte gelir; sevinç istersen, o kaygı ile birlikte bulunur. 
Neçe er bedüse baş ağrığ bedür, neçe baş bedüse bedük börk kedür İnsan ne kadar büyürse, baş-ağrısı da o kadar artar; başı ne kadar büyürse, o kadar büyük börk giyer. 
İlig köz kulak tuttı elde kamuğ, açıldı aŋar barça beklig kapuğ Hükümdar bütün memlekete göz-kulak kesildi; ona bütün kilitli kapılar açıldı. 
Yarağsıznı boğdı eligde urup, isizig yırattı elindin sürüp Uygunsuz hareket eden kimseleri, ellerini bağlayıp, susturdu; kötüleri memleketinden sürerek, uzaklaştırdı. 
Bu saklık bile kör elin başladı, kutı künde arttı örü yokladı Bak, böyle tedbir ile memleketini idare etti; saadeti günden-güne arttı ve yükseldi. 
Kamuğ yerde erke bu saklık kerek, bu beglik işiŋe takı sak kerek Her yerde insana böyle tedbir ve ihtiyat lâzımdır; beylik işinde ise, daha fazla dikkatli olmalıdır. 
Bu saklık oduğluk bu el işiŋe, tüzü asğı boldı uzun yaşıŋa Devlet işindeki bu tedbir ve uyanıklık, devletin uzun müddet devamı için, dâima faydalı olmuştur. 
Muŋar meŋzeyü keldi şâir tili, bu şâir tili boldı sözke ulı Buna benzer bir şâir sözü vardır; bu şâir sözü buna esas teşkil eder. 
Oduğluk bu saklıknı ögdi eren, osallık bile öldi er miŋ tümen Uyanıklık ve ihtiyatı çok kimseler öğmüştür; ihmâl yüzünden yüz binlerce insan ölmüştür. 
Osal bolma saklan kamuğ işte sen, bu saklık bile iki ajun tilen Gâfıl olma, her işte ihtiyatlı ol; her ıkı dünyayı bir tedbir ile dile. 
Kişi imini kör osallık kılur, yağı yetse öŋdün osallar ölür Bak, kendisinden emin insan gaflete düşer; düşman saldırırsa, önce gafiller ölür. 
Negü ter eşit bu ajun tutmış er, tükel saklap ötrü yağığ utmış er Dinle, her türlü tedbiri almış ve böylece düşmanını yenmiş olan dünya hâkimi ne der. 
İlig kolsa saklan ajunçı kişi, bu saklık erür hem şeriat işi Ey hükümdar, memleket arzu edersen, ihtiyatlı ol; bu ihtiyat, aynı zamanda, şeriatin de emrettiği şeydir. 
Osal arsıkar kör osalın udır, osal bolma saklan ay kılkı kadır Gafil adam gözünü kapar ve gafletle uyur; ey sert huylu insan, gafil olma, ihtiyatlı ol. 
İlig saklıkı kıldı elke asığ, bu asğı bile boldı elde tatığ Hükümdarın ihtiyatlı olması memlekete fayda getirir; bu fayda ile memlekette huzur temin edilir. 
Elin itti tüzdi bayudı bodun, böri koy bile suvladı ol üdün Böylece hükümdar memleketini düzenledi ve tanzim etti; halkı zenginleşti; o devirde kurt ile kuzu aynı yerden su içti. 
Sevigli sevinçin anı ögdiler, yağıları eştip boyun egdiler Sevenler sevinçle onu öğdüler; düşmanları bunu duyarak, boyun eğdiler. 
Kayu sığnu keldi tiledi köşik, kayu keldi öpti eligke eşik Kimi gelip, ona sığındı ve ondan himaye diledi; kimi gelip, onun eşiğini öptü. 
Negü ter eşit emdi köŋli oduğ, sözi kör çeçek teg tümen tü boduğ Şimdi dinle, gönülü uyanık insan ne der; bak, onun sözü, çiçek gibi, binlerce renge bürünmüştür. 
Bu beglik uluğluk idi edgü neŋ, yorıkı köni erse ay kızğu eŋ Ey yüzü sevinçle parlayan bahtiyar, insan dürüst hareket ederse, bu beylik ululuk çok iyi bir şeydir. 
İdi edgü beglik takı edgürek, törü ol anı tüz yorıtğu kerek Beylik çok iyi bir şeydir, fakat daha iyi olan kanundur ve onu doğru tatbik etmek lâzımdır. 
Ne kutluğ bolur öd bodunka küni, begi edgü bolsa yorısa köni Bey ne kadar doğru olur ve iyi hareket ederse, halk için o kadar mes'ûd bir devir ve hayat başlar. 
Ne kutluğ kut ol erke edgü atı, bu edgü atı berdi meŋü kutı iyi ad insan için ne kadar mübarek bir saadettir; onun bu iyi adı ve saadeti ebedî kaldı. 
Ne edgü bolur beg ol edgü kişi, kişilik bile itse el kün işi Halkın işini insaniyet ile tanzim ederse, o iyi insan ne kadar mes'ûd bir bey olur. 
Tüzü elke tegdi elig edgüsi, ajunka yadıldı bu çavı küsi Hükümdarın bu iyiliği bütün memlekete sirayet etti; onun nâm ve şöhreti dünyaya yayıldı. 
Duâ arttı elde kör edgü atı, bedüdi küniŋe atı hem kutı Bak, memlekette ona duâ eden çoğaldı, iyi nâm kazandı; adı ve saadeti günden güne büyüdü. 
Ajun bodnı eştip anı ârzûlap, ava yığlu keldi aŋar öz ulap Dünya halkı bunu duyunca, onu arzuladı ve ona yakınlık göstererek, etrafına üşüştü ve toplandı. 
Ajunka badı kör tükel kut kurı, kozı birle katlıp yorıdı böri Bak, dünyaya tam bir saadet kuşağı bağladı; kurt ile kuzu bir arada yaşadı. 
Aytoldı Küntoğdı İlig Tapuğıŋa Kelmişin Ayur Ay-Toldı'nın Hükümdar Kün-Toğdı Hizmetine Geldiğini Söyler 
Bir ay toldı atlığ er erdi tetig, eşitti bu çavığ itindi itig Ay-Toldı adında zeki bir adam vardı; ki hükümdarın bu şöhretini işitti ve ona gitmek üzere hazırlıklarını yaptı. 
Yegit erdi oğlan kılınçı amul, ukuşluğ biliglig hem öglüg köŋül Sakin tabiatli, akıllı, bilgili, zeki ve iyi gönüllü genç bir delikanlı idi. 
Yüzi körklüg erdi körüp köz kamar, sözi yumşak erdi tili tuz tamar Yüzü, bakınca, göz kamaştıracak kadar güzel idi; sözü sert değildi, fakat doğru söylerdi. 
Kamuğ törlüg erdem tükel ögrenip, yorır erdi erdem eligke alıp Her türlü fazileti tam olarak öğrenmiş idi; hiç bir zaman fazileti elden bırakmazdı. 
Öziŋe bakıp aydı men me bu kün, tümen erdemim birle elde burun Bir gün kendisine bakarak, şöyle dedi:—Ben de bugün, sayısız faziletlerim ile, memlekette ileri gelenlerdenim. 
Negüke yorırmen bu yerde kuruğ, iligke barayın kılayın tapuğ Burada niçin boşuna vakit geçiriyorum; hükümdarın yanına gideyim ve onun hizmetine gireyim. 
İligke tusulsun bu erdemlerim, açınsun meniŋ kitsü emgeklerim Hükümdara bu faziletlerimin faydası dokunsun; o bana ihsanda bulunsun, benim de üzüntülerim sona ersin. 
Ukuşluğ biliglig beg ermiş amul, tiler ermiş erdem idilerin ol O akıllı, bilgili, yumuşak huylu bir bey imiş ve faziletli insanları ararmış. 
Ukuş kadrini hem ukuşluğ bilir, bilig satsa bilge biliglig alır Aklın kıymetini yine akıllı bilir; âlimin sattığı bilgiyi de bilgili alır. 
Sözin aydı şâir muŋar meŋzetü, tili lafz birle aŋar yaŋzatu Şâirin söylemiş olduğu şu söz de bu mealdedir ve aynı fikri ifâde eder: 
Bilig kıymetini biliglig bilir, ukuşka ağırlık biligdin kelir Bilginin kıymetini bilgili bilir, akıla hürmet bilgiden gelir. 
Negü bilge telve bilig kadrini, bilig kayda bulsa biliglig alır Bilginin kıymetini deli nereden bilecek; bilgiyi, nerede bulursa, bilgili alır. 
Bu ay toldı itti kör at ton tolum, ayur köndüreyin tapuğka yolum Bu Ay-Toldı böylece atını, esvabını ve silâhını hazırladı : — Onun hizmetine doğru yola çıkayım— dedi. 
Öziŋe kerekin itindi itig, eligke yüz urdı bu bilge tetig Bu âlim ve zeki insan lüzumlu hazırlıklarını tamamladı ve hükümdara doğru yöneldi. 
Yana aydı mundın barurmen turup, ilig tapğıŋa bu özüm yüz urup Bir de düşündü : — Hükümdarın hizmerine girmek üzere buradan kalkıp, gidiyorum. 
Ğariblık yerinde kerek bolğa neŋ, bu elgim tarusa sarığ kılğa eŋ Gurbet elde insana mal lâzım olur; elim daralırsa, bu benim yüzümü sarartır. 
İdi ked katığ bu ğariblık işi, ğariblıkta yaŋlur talu er başı Bu gurbet hâli insana çok ağır gelir, gurbette çok meziyetli insanlar dahi ne yapacaklarını şaşırırlar. 
Seziksiz kerek bolğa altun kümüş, özüm işleteyin tesemen üküş Kendime bir muhit edinebilmem için, bana, şüphesiz, çok altın ve gümüş lâzım olacak. 
Negü ter eşit emdi bilgi teŋiz, sözin yaŋzatur körse kızğu meŋiz Dinle, şimdi bilgisi deryalar gibi derin olan ne der; dikkat edersen, hayatından memnun insan bu sözü buna benzetir. 
Kim erse tapuğka kireyin tese, iki neŋ kerek bil söz aydım kese Hizmete girmek isteyen kimse için, hiç şüphesiz, şu iki şey elzemdir. 
Tiriglik kerek bir tuçı igsizin, tapınsa kıyıksız yarutsa yüzin Doğruluk ile hizmet edip, yüzünü ağartmak için, insana lâzım olan şeylerden biri, hastalıksız geçen hayattır. 
Takı bir sav altun kerek ay tetig, anı işletip etse özke itig Ey zeki insan, bunlardan biri de, yerinde kullanmak ve sarfetmek için elde bulunması icap eden som altındır. 
Anıŋda basala yarar bu tapuğ, munı bilse bolmaz bu beklig kapuğ Hizmet ancak o zaman bir işe yarar t insan bunu bilirse, bu kapı ona kilitli kalmaz. 
Kötürdi sav altun kümüş neŋ tavar, ayur öz muŋadsa maŋa bu yarar Ay-Toldı : — Başım darda kalırsa, bana lâzım olur — diye, yanına som altın; gümüş, eşya ve mal aldı. 
Evindin turup çıktı keldi berü, bir ança yorıyu bir ança turu Kalkıp, evinden çıktı; kâh yürüyüp, kâh konaklayarak, yoluna devam etti. 
Kelip tegdi iligturur orduka, ögi köŋli kolmış tilek ârzûka Nihayet hükümdarın bulunduğu şehre vâsıl oldu, can ve gönülden istediği arzusuna kavuştu. 
Kirip kend içinde tiledi tüşün, tüşün bulmadı kör tarudı ajun Şehrin içine girip, inecek bir yer aradı; arayıp-bulamaytnca da dünya ona dar geldi. 
Muŋadtı muyanlıkta tüşti barıp, keçe yattı anda tünedi serip Canı sıkıldı; nihayet gidip, bir imarethaneye indi ve orada yatarak, sabırla geceyi geçirdi. 
Negü ter eşitgil ukuşluk bilip, saŋa sözledi söz biligdin alıp Dinle, şimdi akıllı ne der; bu sözü sana bilerek ve bilgiden elde ederek söylemiştir. 
İdi ters bolur kör bilişmez kişi, kalın yat ara kirse yalŋuz başı Yalnız başına yabancı bir kalabalık arasına giren ve tanıdığı olmayan insanın hâli çok fena olur. 
İdi sarp bolur bu yaŋı kelgüçi, bilişi yok erse muŋadsa tuçı Tanıdığı olmayan kimse, yabancı bir yerde dâima can sıkıntısı içinde kalır ve çok güç bir duruma düşer. 
Bilişmez kişiler karağu sanı, karağu yorık yazsa sökme anı Tanıdığı olmayan insan kör gibidir; kör yolunu şaşırırsa, onu ayıplama. 
Kişi kirmedük ilke kirse kalı, kelin teg bolur er ağın teg tili însan bilmediği bir memlekete girince, gelin gibi olur ve dili tutulur. 
Yatığ yarlıkağıl içür ber yegü, ümeg edgü tutğıl ay bilge bügü Yabancının kusurunu bağışla, onu yedir ve içir; ey âlim hakîm, misafire iyi muamele et. 
Yatığ edgü tutsa yarur er közi, ümeg edgü tutsa yadıldı sözi Yabancıya karşı iyi davranan kimsenin yüzü güler; misafire iyi muamele edenin şöhreti yayılır. 
Kişike kerek tegme yerde biliş, biliş birle itlür kamuğ törlüg iş insana her yerde tanıdık lâzımdır; her türlü iş tanıdık vâsıtası ile yoluna girer. 
Bu ay toldı ança yorıdı bu yaŋ, ğariblık sakınçı sarığ kıldı eŋ Ay-Toldı bir müddet böyle vakit geçirdi; gariplik içinde düşünedüşüne yüzü sarardı. 
Bilişti yeme ol kişiler bile, otağ tuttı özke yarudı küle O da nihayet bâzı kimseler ile tanıştı; kendisine bir oda tuttu ve yüzü gülmeğe başladı. 
Yeme tuttı iş tuş yakın kıldı öz, uluğka kiçigke açuk tuttı yüz Eş, dost edindi, onlara yaklaştı; büyüğe ve küçüğe güler yüz gösterdi. 
Bu ay toldı özke kör itti işig, adaş tutdı anda bir atlığ kişig Ay-Toldı bir gün ileri-gelen biri ile ahbap oldu; onu dost edindi ve işlerini o na danıştı. 
Adaş tuttı ay toldı edgü kişi, küsemiş atı erdi edgü işi Ay-Toldı'nın bu dostunun adı Küsemiş idi; insanlara iyilik etmeği kendisine iş edinmişti. 
Aŋar açtı ay toldı köŋli sözi, ne ermiş tileki kim ermiş özi Ay-Toldı ona sırrını açtı, kendisinin kim ve dileğinin ne olduğunu söyledi. 
Yerindin bu elke nelük kelmişin, ayu berdi barça özi bilmişin Memleketinden kalkıp, buraya niçin geldiğini, kendisinin neler bildiğini, hepsini ona anlattı. 
İligke yakın hâs hâcib erdi bir, atı ersig ilig bile sözke sır Hükümdara yakın bir has hâcib var idi; çok merd bir insandı ve hükümdarın mahrem-i esrarı idi. 
Küsemiş aŋar bardı bir kün turup, sözin sözledi sözke ul tüp urup Küsemiş bir gün kalkıp, ona gitti ve münâsip bir giriş yaparak, meseleden bahsetti. 
Ayıttı bu hâcib sözin yetrürek, tileki ne ermiş takı bütrürek Bu hâcib onun sözünü dikkatle dinledi ve ahbabının ne istediğini iyice soruşturdu. 
Küsemiş ayu berdi barça sözin, ne erdi tileki kim ermiş özin Küsemiş onun bütün söylediklerini, dileğinin ne ve kendisinin kim olduğunu bir-bir anlattı. 
Hacib cevabı Küsemişke HÂCİBİN KÜSEMİŞ'E CEVABI 
Hâcib aydı aşnu maŋa kelsüni, köreyin anı men meni körsüni Hâcib:—Önce o bana gelsin; ben onu bir göreyim, o da beni görsün — dedi. 
Yana ukturayın iligke bu söz, kayu kün körüŋü kaçan kelgü öz Sonra ben bu meseleyi hükümdara arzedeyim; ne vakit geleceği ve hangi gün huzura çıkacağı tâyin edilsin. 
Küsemiş sözi Aytoldıka KÜSEMİŞ'İN AY-TOLDI'YA SÖZÜ 
Küsemiş turup çıktı andın yana, kelip aydı ay toldı tuğdı küne Küsemiş oradan kalkıp, dışarı çıktı ve gelip. : —Ey Ay-Toldı, sana gün doğdu — dedi — 
Yorı bar biliş emdi hâcib bile, tilekiŋ negü erse andın tile Sen şimdi hâcibin yanına gidip, onunla tanış, dileğin ne ise, kendisinden iste. 
Seni körsü bilsü eşitsü sözüŋ, tilekiŋ ne erse tilin ay özüŋ Seni görsün, tanısın, sözünü dinlesin; ne istediğini sen ona kendin bildir. 
Aŋar sözledim men sözüŋni neçe, takı mende yegrek sen ayğıl aça Her ne kadar ben ona senin söylediklerini anlattım ise de, kendin bunu benden daha iyi izah eder ve anlatırsın. 
İdi yakşı aymış tili köŋli tüz, körü barsa yetrü köni ök bu söz Içi-dışı bir olan insan çok yerinde söylemiş; iyice dikkat edilirse, bu söz pek doğrudur; 
Kişi sözler ök kör kişiniŋ sözi, kişide bağırsak öz işke özi Bir kimsenin arzusunu anlatmağa bir başkası da tavassut edebilir, fakat insanın kendisi kendi işine başkasından daha yakındır. 
Neçe ked kişi bolsa özke yakın, özinde bağırsak bolurmu sakın Ne kadar iyi ve yakın bir insan olursa-olsun, düşün, insana başkası kendisinden daha candan olabilir mi. 
Bağırsak tilese özüŋke özüŋ, özüŋde bağırsak yok ol kes sözüŋ Eğer kendine candan bağlı birini arıyorsan, sözün kısası, kendinden daha candan birini bulamazsın. 
Tonın kedti ay toldı turdı örü, küsemiş bile çıktı bardı naru Ay-Toldı yerinden kalktı ve elbisesini giydi; çıkıp, Küsemiş ile birlikte oraya gitti. 
Kapuğka tegip tüşti kirdi yorıp, körü aldı hâcib kişisi kelip Kapıya gelip, attan indiler ve yürüyerek, içeri girdiler; hâcibin adamı gelip, onları karşıladı. 
Küsemış kirip tuştı yandru çıkıp, alıp kirdi hâcib taparu okıp Küsemiş içeri girip, hâcib ile görüştü; sonra çıkıp, onu alarak, hâcıbin yanına götürdü. 
Körü aldı hâcib orun berdi tör, isig sözledi söz tilin yakşı kör Hâcib karşıladı ve baş-köşede ona yer gösterdi; güzel ve samimî sözler söyledi. 
Hacib suali Aytoldıka HÂCİBİN AY-TOLDI'YA SUÂLİ 
Ayıttı hâcib emdi köŋlüŋ neteg, kelip kayda tüştüŋ ne ornuŋ neteg Hâcib sordu : — Nasılsın, gönlün hoş mu; burada nereye indin, yerin nasıl? 
Bilişiŋ ne barmu adaş ya kadaş, körügli ne barmu yegü içgü aş Akraban, dostun veya tanıdığın var mı; yiyeceğin, içeceğin ve bakanın varmı? 
Yana ma ayıttı tilekiŋ ne ol, negü iş kılur sen kerekiŋ ne ol Yine tekrar sordu : — Dileğin nedir; ne iş yaparsın, bir şeye ihtiyâcın varmı ? 
Aytoldı cevabı Hacibka AY-TOLDI'NIN HÂCİBE CEVABI 
Bu ay toldı aydı ay hâcib kutı, eşittim bu kün toğdı ilig atı Ay-Toldı cevap verdi:-— Ey devletli hâcip, ben bu hükümdar Kün-Toğdı'nın adını duydum. 
Eşittim yıraktın anıŋ çavını, biligin ukuşın silig savını Uzaktan onun şöhretini, bilgisini, aklını ve mülayim sözler ile gönül aldığını işittim. 
Özüm ârzûladı anıŋ tapğıŋa, tapınğalı keldim anıŋ kapğıŋa Ona hizmet etmeği arzuladım, kapısında hizmet için buraya geldim. 
Tilek bu iligke tapınsa özüm, yarağ körse hâcib ötünse sözüm Dileğim hükümdara hizmet etmektir; hâcib münâsip görürse, sözlerimin hükümdara arzedilmesini rica ederim. 
Körüp sevdi hâcib bu ay toldını, tilinde yorıttı kamuğ ögdini Hâcib bu Ay-Toldı'yi gördü ve sevdi; onu çok medih ve sena etti. 
Yüzi körki kılkı kılınçı özi, kamuğ yakşı kördi tili uz sözi Yüzünü, kıyafetini, tavır ve hareketini, şahsını, sözünü, konuşmasını, hepsini iyi ve güzel buldu. 
İdi sevdi köŋlün anı tapladı, ilig tapğıŋa bu yarağay tedi Onu çok ve gönülden sevdi, Leğendi; onu hükümdarın hizmetine lâyık gördü. 
Negü ter eşitgil sevitmiş kişi, sevitse kişi kör mün erdem başı Dinle, kendisini sevdiren insan ne der; insan kendisini sevdirirse, onun kusuru en büyük fazilet telâkki edilir. 
Kimi sevse aybı kör erdem bolur, kimi sevmese erdem öktem bolur insan kimi severse, onun kusuru fazilet olur; kimi sevmezse, onun fazileti kusur görünür. 
Bu sözke tanukı munu keldi söz, okığıl munı sen ayâ edgü öz Şu söz buna şahit olarak gelmiştir; ey iyi insan, sen bunu oku. 
Köŋül kimni sevse mün erdem bolur, kamuğ tetrüsi oŋ kokuzı tolur Gönül kimi severse, onun kusuru fazilet olur; bütün ters işleri doğru ve eksikleri tam görünür. 
Köŋül kimni sevse kamuğı sevüg, körür közke ursa körünmez bolur Gönül kimi severse, onun her şeyi sevimli olur; gören göze vursa, o bile kötü görülmez. 
Hacib cevabı Aytoldıka HÂCİBİN AY-TOLDI'YA CEVABI 
Yanut berdi hâcib kör ay toldıka, ayur emdi ivme maŋa tur baka Hâcip Ay-Toldı'ya cevap verdi ve dedi:—Şimdi acele etme, bu işi bana bırak. 
Men aşnu ayayın iligke sözüŋ, ne ermiş tilekiŋ kim ermiş özüŋ Ben önce senin sözünü, dileğinin ne olduğunu, kim olduğunu hükümdara arzedeyim. 
Seni bilsü ötrü yüzüŋ körsüni, uçuz tutmasunı ağır tutsunı Seni tanısın, bir de yüzünü görsün ve sana lâyık olduğun kıymeti versin. 
Saŋa men kerekiŋ baka turğamen, kamuğ işleriŋni seve kılğamen Senin için gerekli olan şeyleri ben takip edeceğim ve bütün işlerini severek yapacağım. 
Üküş edgü sözler tilin sözledi, işiŋ itgemen tep katığ kur badı Pek çok iyi sözler söyledi ve : — işini yapacağım — diye kat'î söz verdi. 
Bu yaŋlığ bolur bu kişi edgüsi, kişi edgüsi ol bodun yüdgüsi insanların iyisi böyle olur; halkın yükünü hafifleten kimse insanların iyisidir. 
Negü ter eşitgil bodun başlar er, kamuğ işni yetrü körüp işler er Dinle, halkı idare eden ve her işi iyice araştırdıktan sonra yapan insan ne der. 
Kimiŋ devleti baş kötürse örü, kamuğ edgü kılğu bodunka törü Halkın içinde yükselip, ikbâle eren insan halka hep iyi kanunlar tatbik etmelidir. 
Kimiŋ elgi bolsa bodunka uzun, silig bolğu kılkı kılınçı tüzün Kim halka hâkim olursa, onun tabiati yumuşak, tavır ve hareketi asîlâne olmalıdır. 
Yorık bolsa kimiŋ bodunka sözi, süçig tutğu til söz me kodkı özi Halk içinde kim nüfuz sahibi olursa, onun dili ve sözü tatlı olmalı, kendisi tevâzû göstermelidir. 
Yayığ ol bu devlet eter hem buzar, ne irselturur terk irikse tezer Bu devlet dönektir, hem yapar, hem bozar; o kararsızdır da; bıkarsa, çabuk kaçar. 
Bu kutka ınanma usa edgü kıl, bu kün munda erse yarın anda bil Bu ikbâle inanma; elinden gelirse iyilik et; bil ki, ikbâl bugün sende ise, yarın başkasındadır. 
Bu kutka küvenme ay kut bulğuçı, keligliturur kut yana barğuçı Ey ikbâl bulan, bu ikbâle güvenme; gelen ikbâl, bir gün olur, gider. 
Ay devlet idisi bu devlet bile, turayın tese tur sen edgü tile Ey devlet sahibi, sen İkbâlinin devamını istersen, onun devamı müddetince sen de iyilik etmekte devam et. 
Saŋa tegse beglik uluğluk ok a, kiçiglik anuk tut özüŋ bolğuka Sana beylik ve büyüklük erişirse, bu devlet içinde saç ve sakalının ağarması için, kendini küçük tut ve mütevâzi ol. 
Yana aydı hâcib sen emdi yorı, sevinçin tirilgil badıŋ kut kurı Hâcib sözüne şöyle devam etti: — Sen imdi gönlünü hoş tut, artık devlet kuşağını kuşandın. 
Sen az ivme işler üdiŋe tutuğ, üdi kelse açlur bu beklig kapuğ Sen bir az sabret, her işin müsait bir zamanı vardır; vakti gelince, kapalı kapılar açılır. 
Yeme yakşı aymış biliglig sözi, biliglig sözi körse barçın tözi Yine bilgili ne güzel söylemiş; bilen insanın sözü, dikkat edersen, değerli bir metâa benzer. 
Kayu işke ivse uzar keç kalur, ive kılmış işler ökünçlüg bolur Hangi işte acele edilirse, o iş uzar ve gecikir; acele yapılan işler peşimanlık ile neticelenir. 
Üdiŋe küdezgü işig ivmegü, kamuğ iş üdinde bolur ay bügü Acele etmemek ve işin zamanını beklemek lâzımdır; ey hakîm, her iş zamanı gelince olur. 
Aytoldı cevabı Hacibka AY-TOLDI'NIN HÂCİBE CEVABI 
Eşitti bu ay toldı barça sözüg, ayur serneyin men tutayın özüŋ Ay-Toldı bütün bu sözleri dinledi ve dedi:— O hâlde ben sabır edeyim ve bekleyeyim. 
Meni kördi hâcib sözüm tıŋladı, yarağı körü tursu vaktı üdi Hâcib beni gördü ve sözlerimi dinledi; ne yapmak lâzım geldiğini ve ne zaman yapılacağını kendisi tâyin etsin. 
Kayu üdte hâcib tilese meni, ol üdte keleyin tedi söz küni Hâcib beni ne zaman isterse, ben onun tâyin edeceği gün ve saatte geleyim. 
Turup çıktı ay toldı andın yana, eviŋe kelip kirdi yazdı ton a Ay-Toldı kalkıp, oradan çıktı; evine döndü ve içeri girip, soyundu. 
Hâcib kördi ay toldı kılkı yaŋı, erende adınsığ kişide öŋi Hâcib Ay-Toldı'nın başka insanlardan farklı olduğunu ve bir başka hâl ve tavra sahip bulunduğunu gördü. 
Ayur körmişim yok bu yaŋlığ kişi, biliglig ukuşluğ bodunda başı Kendi-kendisine dedi:— Ben böyle bilgili, akıllı ve halk arasında bu kadar seçkin bir insan görmedim. 
Bu mundağ kişiler bolur idi kız, bu kız kızlıkı kıldı kız atı kız Bu gibi insanlar çok nâdir olur; nâdirliğinden dolayıdır ki, nâdire kız adı verilmiştir. 
Kayu neŋ kız erse uş ol neŋ küsüş, küsüş neŋ tilep bulmaz emger üküş Hangi şey nâdir ise, o şey azizdir; insan aziz olan bir şeye mâlik olmak için çok zahmet çeker de onu yine elde edemez. 
Bu mundağ kişiler iligke kerek, iligke kerek neŋ kör ilke kerek Hükümdar için bu gibi insanlar lâzımdır; hükümdara lâzım olan, memleket için de elzemdir. 
Kamuğka tusulur kör erdemlig er, bu erdem bile er tilek ârzû yer Bak, meziyetli insanın her kese faydası dokunur; bu meziyet ile insan bütün arzularına nail olur. 
Üdi boldı hâcib iligke sözin, aça aydı ay toldı kılkı tözün Zamanı geldi, hâcib hükümdara meseleyi açarak, Ay-Toldı'nın hâlini tavrını ve asaletini arzetti. 
Ayu berdi kılkın kılınçı yaŋın, sayu berdi bilgin ukuşı teŋin Onun hâl ve tavrını, tabiatini birer-birer anlattı; akılı ile mütenâsip olan bilgisini bir-bir saydı. 
İlig cevabı Hacibka HÜKÜMDARIN HÂCİBE CEVABI 
Eşitti ilig aydı keldür kanı, kayudaturur bir köreyin anı Hükümdar bunu duydu ve : — Getir, hani; nerededir, onu bir göreyim — dedi — 
Tiler erdim emdi bu yaŋlığ kişig, udu barsa kılsa bu beglik işig Bu devlet işini görecek ve takip edecek tam böyle bir insanı ben de şimdi arıyordum. 
Tilek barça buldum bu ol bir sözüm, bu yaŋlığ kişike muŋadur özüm Bütün istediklerimi elde ettim; tek bir arzum kalmıştı; böyle bir insana çok ihtiyacım vardır. 
Yorı bar okığıl anı sen maŋa, tapuğka köründür ay ersig toŋa Haydi arslanım, yürü, git; sen onu bana çağır, huzuruma getir. 
Turup çıktı hâcib kapuğka tegip, bir oğlan yügürtti tilin söz ıdıp Hâcip kalkıp, çıktı; kapıya gelip, bir iç-oğlanı koşturarak, haber saldı. 
Bu oğlan yügürdi tegürdi sözi, tonın kedti turdı sevinçin özi Oğlan koştu ve sözü ona ulaştırdı; Ay-Toldı sevinçle kalktı, giyindi. 
Atın mindi keldi kapuğka tüşüp, yorıp utru hâcib okıdı tuşup Atına bindi; gelip, kapıya indi; hâcip karşı çıkıp, onu içeri aldı. 
Ağırladı hâcib orun berdi tör, edeb birle ay toldı oldurdı kör Hâcib ona saygı gösterdi ve baş-köşede yer verdi; Ay-Toldı edep ile yerine oturdu. 
Hâcib kirdi ilig tapa yüz urup, iligke ötündi adakın turup Hâcib dönüp, hükümdarın huzuruna girdi ve ayakta durarak, keyfiyeti ona arzetti. 
İlig cevabı Hacibka HÜKÜMDARIN HÂCİBE CEVÂBI 
İlig aydı ünde maŋa kirsüni, köreyin anı men meni körsüni Hükümdar : — Onu bana çağır, gelsin; beni görsün, ben de onu göreyim — dedi. 
Hâcib çıktı aydı ay ay toldı tur, tapuğka körüngil kutuŋ badı kur Hâcib çıktı ve:—Ey Ay-Toldı, buyur hükümdarın huzuruna gir; artık talihin yaver oldu — dedi. 
Aytoldı Küntoğdı İlig Tapuğıŋa Körünmişin Ayur Ay-Toldı'nın Hükümdar Kün-Toğdı'nın Huzuruna Çıktığını Söyler 
Bu ay toldı kirdi köründi söküp, açıldı ilig köŋli ol yüz körüp Bu Ay-Toldı huzura girip, diz çöktü; onun yüzünü görünce, hükümdarın gönlü açıldı. 
Yükündi iligke kör açtı sözin, süçitti sözi hem sevitti özin Hükümdarın huzurunda eğildi ve söze başladı; tatlı-tatlı sözleri ile kendisini sevdirdi. 
İlig suali Aytoldıka HÜKÜMDARIN AY-TOLDI'YA SUÂLİ 
İlig aydı kim sen negü ol atıŋ, kayudın kelir sen negü ol yatıŋ Hükümdar sordu: — Sen kimsin, adın nedir; nereden geliyorsun, memleketin neresidir? 
Amulluk bile açtı ay toldı til, siliglik bile öz sözin aydı bil Ay-Toldı sâkin-sâkin söze başladı, mülâyemet ve zarafetle devam etti. 
Amulluk siliglik ukuş kılkı ol, ukuşsuz kişiler kamuğ yılkı ol Sükûnet ve zarafet aklın vasfıdır; akılsız insanlar hayvan sürüsüne benzer. 
Muŋar meŋzetü aydı şâir bu beyt, işiŋ tüşse ivme sabır birle ayt Şâir buna benzer şu beyti söylemiştir; birine işin düşerse, acele etme, sabır ile söyle. 
İve kirme işke sabır kıl serin, ive kılmış işler ökünçi yarın işe acele ile girme, sabır ve teenni ile hareket et; acele yapılmış olan işler yarın peşimanlık getirir. 
Kamuğ işte ivme serin öz tutun, serinse bulur kul bu beglik kurın Hiç bir işde acele etme, sabret, kendini tut; kul sabırlı olursa, beylik mertebesini bulur. 
Aytoldı cevabı İligke AY-TOLDI'NIN HÜKÜMDARA CEVABI 
Bu ay toldı aydı ay ilig kutı, tapuğ birle hôş boldı kulluk atı Ay-Toldı dedi : — Ey devletli hükümdar, kulluk adı hizmet etmekle güzelleşir. 
Atım kul tapuğçı kör ornum kapuğ, kılınçım könilik me kılkım tapuğ Benim adım kul ve hizmetkârdır, bak, yerim kapıdır; şiarım — doğruluk ve tıynetim — hizmettir. 
Saŋa keldim oğrap uzun yol yorıp, tilekke bu kün tegdim ârzûm kanıp Ben sana gelmek maksadı ile uzun yollar yürüdüm; bugün arzuma kavuşup, muradıma erdim. 
Tilekim bu ol sen meni yermedin, tapuğka yakın tut maŋa ermedin Dileğim şudur: sen beni yermeden ve benden usanmadan, dâima hizmetinde bulundur. 
Eşitti bu söz kör sevindi ilig, tilek teg bululdı sınadı erig Bu sözü duyunca, hükümdar sevindi; onu tecrübe etti ve dilediği gibi buldu. 
İlig cevabı Aytoldıka HÜKÜMDARIN AY-TOLDI'YA CEVABI 
İlig aydı ay toldı kördüm seni, sevitti bu körküŋ bu kılkıŋ meni Hükümdar dedi : — Ay-Toldı, seni gördüm; senin bu görünüşün, tavır ve hareketin beni sevindirdi. 
Tapın öz oğurluğ bağırsaklıkın, tapuğda esüngil maŋa bol yakın Sen uğurlu bir sadâkatle bana hizmet et; dâima kapımda bulunarak, bana yakın ol. 
Meniŋdin açığ bolsu sendin tapuğ, tapuğ bolsa ötrü açar kut kapuğ Senden hizmet olsun, benden ihsan; hizmet yerinde olursa, ikbâl kapılarını açar. 
Bu künde naru sen kıyılma tapın, tapınsa öter beg tapuğçı hakın Bugünden itibaren sen dürüstlükle hizmete başla; elbette bey hizmet edenin hakkını öder. 
Aytoldı cevabı İligke AY-TOLDI'NIN HÜKÜMDARA CEVABI 
Yer öpti kör ay toldı aydı ilig, yarutsa közin berdi devlet elig Ay-Toldı yer öptü ve dedi :— Hükümdarın gözü sevinç ile parlarsa, devlet ona hizmet edene elini uzatır. 
Tapınmak üçün keldim evdin turup, uzun yol yorıdım saŋa yüz urup Evimden kalkıp, hizmet etmek için, buraya geldim; sana gelmek için uzun yollar yürüdüm. 
Bayat bersü küç bu tapuğ kılğuka, küdezsü saŋar öz tapuğ yazğuka Bu hizmeti başarmak için, Tanrı bana kuvvet versin; hizmetinde hatâ etmekten Allah beni korusun. 
Turup çıktı sevnü kapuğka küle, ögi köŋli açlıp yarudı yula Ay-Toldı kalkıp, sevinerek ve gülerek, huzurdan çıktı; akılı ve gönlü açılıp, yolunu meş'aleler aydınlattı. 
Negü ter eşit bu kutun kopmış er, kutı birle ârzû tilek bulmış er İkbâl ile yükselmiş ve istediğine-dileğine kavuşmuş olan insan ne der, dinle. 
Küle baksa begler kişike közün, ögi köŋli tirlür küvenür özün Beyler kime çözleri ile gülerek bakarlarsa, onun akılı ve gönlü yerinde olur ve kendisine güven gelir. 
Yaruk tutsa begler kişike yüzi, yarur er közi hem yarayur sözi Beyler kime güler yüz gösterirse, o insan itibar bulur ve sözü dinlenir. 
Kimi tutsa begler öziŋe yakın, kamuğ neŋ yakınlık kılur kör bakın Beyler kimi kendilerine yakın tutarlarsa, bak ve dikkat et, her kes ona yakınlık gösterir. 
Kut ol beg yakın bolsa kutka kişi, tilekin bulur barça etlür işi Bey — ikbâldir; ikbâle yakın olan insan dileğine kavuşur; onun bütün işleri yoluna girer. 
Tapındı bu ay toldı anda naru, tapuğda kıyılmadı erte turu Bu Ay-Toldı o günden itibaren hizmete başladı; her gün erkenden kalktı ve hizmette kusur etmedi. 
Künün turdı turğak tünün yatğakın, tapındı kıyıksız bağırsaklıkın Gündüz kapıcılar ve gece muhafızlar ile birlikte bulundu; dürüstlük ve bağlılıkla hizmet etti. 
İligke kirü hem çıka törçidi, ilig edgü közün baka törçidi Hükümdarın yanına girip-çıkmakta ve hükümdar da ona karşı teveccüh ve itimat göstermekte devam etti. 
Tapuğ arturu bardı künde yaŋı, ağırladı ilig küniŋe öŋi O günden-güne hizmetini arttırmakta ve hükümdar da onu günden güne yükseltmekte idi. 
Tapuğ birle begler ağırlar kuluğ, tapuğ siŋse boldı kiçig öz uluğ Beyler kulu hizmetlerinden dolayı yükseltirler; hizmetleri makbule geçtikçe, küçükler yükselir. 
Tapuğ kıl tapuğ birle kul beg bolur, tapuğ siŋmeginçe tilek kim bulur Hizmet et, kul hizmeti sayesinde bey olur; hizmeti makbule geçmeyen insan dileğine kavuşurmu? 
Eşit emdi bilge sözi ne teyür, sözin yaŋzatur sözke yinçge ayur İmdi dinle, âlim ne der; onun bu mealdeki sözü bu fikri ne kadar ince ifâde eder. 
Tegimsiz tapuğ birle törke tegir, yarağsız yaransa kör elke tegir ikbâle bir türlü erişemeyen insan hizmeti sayesinde baş-köşeye geçer; liyakatsiz kimse, ne kadar yaranmağa çalışsa da, kapı eşiğini boylar. 
Tapınğu kıyıksız tapuğ kılğuçı, tapuğ siŋse ötrü tilekke tegir Hizmet eden dürüstlükle hizmet etmelidir; hizmeti makbule geçerse, hizmetkâr dileğine erişir. 
Bu ay toldı künde yetürdi tapuğ, ilig me açığ birle açtı kapuğ Bu Ay-Toldı her gün kusursuz hizmet etti; hükümdar da ihsanı ile ona kapıları açtı. 
Küniŋe örü bardı içrek bolu, kokuz boldı kadğu sevinçi tolu O günden-güne hükümdara daha fazla yakalaşarak, yükselmekte devam etti; kaygısı gittikçe azaldı, sevinci gittikçe arttı. 
Tapuğka süçindi bu ay toldı ked, ilig me açındı barı arttı ed Ay-Toldı vazifesini büyük bir şevkle ifâ etti; hükümdar da ona ihsanda bulundu, yardımcıları ve malı çoğaldı. 
Kamuğ törlüg işke sınadı ilig, tilek teg tükel buldı tapnur erig Hükümdar onu her türlü İşte denedi; hizmetkârını kendi istediği gibi buldu. 
Aytoldı İligke Özi Devlet Erdükin Ayur Ay-Toldı Hükümdara Kendisinin Saadet Olduğunu Söyler 
İlig bir kün oldrup özi yalŋuzun, okıp kirdi ay toldı sevnür özün Hükümdar bir gün yalnız başına otururken, onu çağırttı; Ay-Toldı, içten sevinerek yanına girdi. 
Kirip turdı ay toldı utru örü, ilig imledi kelgil oldur berü Ay-Toldı girip, karşısında ayakta durdu; hükümdar:—Gel, buraya otur — diye işaret etti. 
Çıkardı topık kodtı ay toldı kör, anı yastanıp ötrü oldurdı kör Ay-Toldı cebinden bir top çıkarıp, yere koydu ve onu altına çekip, üzerine oturdu. 
Ayıttı ilig tegme törlüg bilig, yanut berdi ay toldı açtı tilig Hükümdar bir çok şeyler hakkında onun fikrini sordu, Ay-Toldı onlara cevap verdi ve bildiklerini söyledi. 
Sevindi ilig kör yaruttı yüzin, anı kördi ay toldı yumdı közin Hükümdar sevindi, tekrar yüzü güldü; Ay-Toldı bunu görünce, gözünü yumdu. 
Sözin kesti ilig hiç ündemedi, közin yumdı ay toldı hiç açmadı Hükümdar bir müddet sustu ve hiç ses çıkarmadı; Ay-Toldı da gözünü yumdu ve hiç açmadı. 
Yana aytu kirdi ilig öz sözin, yanut berdi ay toldı tügdi yüzin Hükümdar, bir az sonra, tekrar söze başladı; Ay-Toldı cevap verdi ve yüzünü buruşturdu. 
Baka kördi ilig kamuğ törlügün, tükel buldı bilgi ukuşı ögün Hükümdar ona her bakımdan dikkat etti; onun bilgisini, aklını ve anlayışını tam buldu. 
Seve baktı ilig avıttı özin, bu ay toldı terkin evürdi yüzin Hükümdar ona sevgi ile baktı ve gönülü rahat etti, fakat Ay-Toldı hemen başını çevirdi. 
İlig sözi Aytoldıka HÜKÜMDARIN AY-TOLDI'YA SÖZÜ 
İlig buştı artuk kararttı meŋiz, ayur ay iveklik kişike isiz Hükümdar çok hiddetlendi ve yüzünü ekşiterek, dedi : —Hey, acele ile hareket etmek insan için kötü bir şeydir. 
Yaŋıldı bu tüşte meniŋ bu özüm, negü teg açayın kişike sözüm Bu sefer kabahat kendimde oldu; nasıl oldu da başkasına sırrımı hemen açıverdim. 
Negü ter eşitgil biliglig tilin, ive kılmış işler ökünçi yılın Dinle, bak, bilgili insan ne der; acele ile yapılan bir işin peşimanlığı yıllarca sürer. 
İve kılmış işler neçe yeg bolur, ive bışmış aşnı yese ig bolur Acele ile yapılan işler dâima çiğ kalır; acele ile pişirilen yemeği yiyen insan hasta olur. 
İveklikturur barça yaŋluk başı, amullukturur barça edgü işi Bütün yanlışlıkların başı aceleciliktir; bütün iyi işler dâima teenni ile yapılan işlerdir. 
İveklik bu erdi seni bilmedin, yakın tuttum özke tapındurmadın Acelecilik şurada oldu ki, seni tanımadan ve kâfi derecede denemeden, kendime yakın tuttum. 
Kayu erse begler tapuğçı kulın, tapındurğu ötrü açınsa yolın Hangi kul olursa-olsun, önce ona hizmet gördürmeli; ondan sonra usûlü dâiresinde ihsanda bulunmalıdır. 
Bışurğu tapuğda sınağu körü, ağırlasa ötrü kötürgü örü Kulu önce hizmette pişirmeli ve iyice denemeli, ondan sonra kendisini yükseltmeli ve taltif etmelidir. 
Aytoldı suali İligke AY-TOLDI'NIN HÜKÜMDARA SUÂLİ 
Bu ay toldı aydı ay ilig kutı, negüke buşar erki toldı otı Ay-Toldı :—Ey devletli hükümdar, acaba neye hiddet buyuruldu da böyle âteş kesildin. 
Yazukum ne erki bilümez özüm, ayu bersü evre eşitsü sözüm Acaba günâhım nedir, kendim bilmiyorum; bana bunu söyle, sonra bir de benim sözümü dinle. 
Bar erse yazukum kına erk saŋa, yok erse yüzüŋni karartma maŋa Kusurum varsa, cezalandır, kudret senindir; kusurum yok ise, bana muğber olma. 
Negü ter eşitgil ukuş meŋzetü, kıyâs mani birle aŋar yaŋzatu Akıl, bu mânayı kasdederek, böyle bir hâdise hakkında ne der, dinle. 
Tapuğçı yaŋılsa okıtğu kerek, negüke yaŋılmış ayıtğu kerek Eğer hizmetkâr yanılırsa, onu çağırtmak ve neden yanılmış olduğunu sormak lâzımdır. 
Yazukı bar erse kınağu tutup, yok erse miŋ edgün avıtğu kerek Günâhı varsa, cezalandırmak, eğer yok ise, iyilik ile onun gönlünü almak lâzımdır. 
İlig cevabı Aytoldıka HÜKÜMDARIN AY-TOLDI'YA CEVABI 
Yana ok buşup aydı ilig sözi, ayur ay biligsiz kişi munduzı Hükümdar aynı şekilde hiddetle konuşmağa devam etti ve dedi: — Ey bilgisiz, ey ahmak insan ! 
Özüŋke baka kör kim erdiŋ maŋa, kayudın kelir bu fuzûlluk saŋa Kendine bir bak, sen benim için kim idin; sana bu küstahlık nereden geliyor. 
Tapuğluğ tesemen özüŋ tapğı yok, tusuğluğ tesemen yana asğı yok Bana hizmetin geçti desem, henüz bir hizmetin yok; faydan dokundu desem, henüz bir faydan da olmadı. 
Tapuğsuz ağırlap açındım seni, orun berdim erse basındıŋ meni Hizmetin dokunmadığı hâlde seni taltif edip, ihsanda bulundum; sana mevki verdim, fakat sen bana tahakküme kalkıştın. 
Topık yastadıŋ emdi oldurğuka, ne oldruğ yeri bu ma köŋlün uka Otururken, altına bir top koyup, üstüne oturdun; böyle bir şeyin üzerine oturulurmu, bir düşün. 
Saŋa sözledim men sözüg tıŋladım, közüŋ yumduŋ erse özüm taŋladım Ben sana söz söyledim, senin sözünü dinledim; sen gözünü yumunca, şaştım-kaldım. 
Keçürdüm yana sözledim söz saŋa, nelük yüz evürdüŋ ayu ber maŋa Bunu affettim, sana tekrar hitap ettim; bu sefer de neden yüzünü çevirdin; izah edermisin ? 
Eşitmezmü erdiŋ bügüdin bu söz, yakın bolsa begke küdezgü ked öz Hakimlerin şu sözünü duymadınmı:—Beye yakın olursan, kendini iyice kolla! 
Ayu bermedimü ataŋ ya anaŋ, ay oğlum begiŋke özüŋ kılma teŋ Sana baban yahut annen:— Ey oğlum, kendini efendin ile bir tutma ! — demediler mi? 
Tutuzmadımu kör saŋa hıl başıŋ, basınma begiŋni küdezgil başıŋ Sana takım-başın : —Beyine karşı kafa tutma, başını gözet ! —diye emir vermedimi ? 
Bu begler ot ol otka barma yağuk, kalı bardıŋ erse küyürmek anuk Bu beyler âteştir, âteşe yaklaşma; yaklaşırsan, yanmak muhakkaktır. 
Osal bolma begler küyer otturur, küyer otka yaksa aŋar yutturur İhmalci olma, beyler yanar âteştir; yanar âteş, ona yaklaşan için bir felâkettir. 
Baka körse begler küyer ot sanı, basınsa üzer baş sorar öz kanı Dikkat edersen, beyler gerçekten yanar âteş gibidir; kafa tutanın başını koparır ve kanını emer. 
Baka tursa artuk anın korku tur, kalı korkmasa sen küçün korkıtur Sana fazla bakarsa, onun bakışından kork; eğer korkmazsan, o seni korkmağa mecbur eder. 
Aytoldı İligke Devlet Sıfatın Ayur Ay-Toldı Hükümdara Devlet Sıfatını Söyler 
Küle aydı ay toldı uktı özüm, ayıttıŋ munı sen eşitgil sözüm Ay-Toldı gülerek, dedi : — Evet, neyi sorduğunu anladım, izah edeyim. 
Ukup kıldım emdi bu işlerni men, kerek erdi sen me munı uksa sen Bütün bu işleri ben şimdi bilerek yaptım; çünkü senin de bu hareketlerimi anlaman lâzımdı. 
Munu men me emdi saŋa keldüküm, meniŋ kılkım erdi bu körkittüküm İşte, benim de şimii sana gelişim ve bu yaptığım hareketler benim yaradılışım icâbıdır. 
Orun berdiŋ aşnu men oldurmadım, orun yok maŋa sen munı uk tedim Sen önce bana yer gösterdin, ben oraya oturmadım. — Benim için yer yoktur, sen bunu anla ! — demek istedim. 
Topık yerde urdum bu söz berkitü, özüm yaŋzağını saŋa körkitü Söylediğimi teyit etmek ve neye benzediğimi sana göstermek için, yere bir top koydum. 
Neteg kim orunsuz topık yuvlunur, anı teg me devlet özüm tegzinür Düm-düz yerde top nasıl kendi kendisine yuvarlanırsa, saadet de öyledir; ben sıyrılıp, giderim. 
Seve baktıŋ erse közüm yümdüküm, saŋa körkitürmen negü erdüküm Sen sevgi ile bakınca, ben gözümü yummak suretiyle, sana nasıl olduğumu göstermek istedim. 
Bu kün men me devlet karağu sanı, maŋa kim ilinse tutarmen anı Bugün ben bir devletim, ben bir topa benzerim; kim bana yaklaşırsa, ben onu yakalarım. 
Yana sözlediŋ sen yeme sözledim, seve baktıŋ erse yüzüm kizledim Sen tekrar konuştun, ben de cevap verdim; sevgi ile bakınca, yüzümü sakladım. 
Özüm körkitür öz kılınçın saŋa, ayur kılkım irsel ınanma maŋa Bununla sana kendi tabiatimi göstermek ve : — Tabiatım kararsızdır, bana inanma : — demek istedim. 
Negü ter eşit emdi türkçe mesel, başında keçürmiş bu kökçin sakal Şimdi dinle, türkçe bir ata-sözü, başından çok şeyler geçmiş olan bu ak sakallı ne der. 
Küvenme kıvı kutka kutluğ kişi, ınanma özüŋ kutka atlığ kişi Ey devletli, sen bu boş devlete güvenme; ey namlı, sen bu devlete inanma. 
Akar suv yorık til bu kut turmadı, ajun tezginürler yorıp tınmadı Akar su, güzel söz ve devlet, bunlar durmadan, yorulup-dinlenmeden, dünyayı dolaşırlar. 
İnançsızturur kut vefâsız yayığ, yorırda uçar terk adakı tayığ Saadete inanılmaz, o vefasız ve dönektir; yürürken, hemen uçar, ayağı kaygandır. 
İlig suali Aytoldıka HÜKÜMDARIN AY-TOLDI'YA SUÂLİ 
İlig aydı uktum açıldı sözüg, yazuk udri kolduŋ kutuldı özüŋ Hükümdar şöyle dedi:—Anladım, sözün açıklandı: günâhının affını istedin ve kurtuldun. 
Maŋa ayğıl emdi ne ol erdemiŋ, bedük sözledi söz bu öktem tiliŋ Şimdi bana söyle, senin meziyetin nedir; bu pervasız dilin büyük sözler söyledi. 
Aytoldı cevabı İligke AY-TOLDI'NIN HÜKÜMDARA CEVABI 
Bu ay toldı aydı kör erdem üküş, meniŋdin tegir tegse erke ülüş Ay-Toldı cevap verdi : — Meziyetim çoktur; insanlara kısmet gelirse, benden gelir. 
Kılınçım oŋay körse yaşım kiçig, kamuğ beg bedükke meniŋdin keçig Tabiatım yumuşak, dikkat edersen, yaşım da küçüktür; fakat bütün bey ve büyüklere giden yollar benden geçer. 
Yüzüm körki körklüg ne kılkım silig, tilemiş tilekke yetürdüm elig Yüzüm güzel, huyum mülayimdir; arzu edilen her şey benim elimin altındadır. 
Özüm kayda bolsa kamuğ ârzûlar, meniŋ birle yügrür maŋa öz ular Nerede olursam-olayım, bütün arzular benimle beraber yürür ve bana bağlanır. 
Erej minde emgek meniŋdin tezer, sevinç minde sakınç maŋa yol azar Huzur bendedir; mihnet benden kaçar; sevinç bendedir, üzüntü bana yol bulmaz. 
Maŋa öznese kim üzelip ölür, maŋa kim boyun egse ârzû bulur Kim bana kafa tutarsa, ıstırap içinde mahvolur; kim bana boyun eğerse, arzusuna kavuşur. 
Urayın tegüçi özi ursukar, basayın tegüçi özi bassıkar Beni vurmak isteyenin kendisi vurulur; beni ezmek isteyenin kendisi ezilir. 
Muŋar meŋzetü keldi emdi bu söz, munı eştip uksu biliglig ked öz Şu söz şimdi buna uygun düştü; bilgili ve iyi insan bunu dinlesin ve anlasın. 
Bu kut kayda bolsa boyun bir yaraş, kalı öznese kutka kadğun küreş Saadet nerede ise, ona boyun eğ ve kendini beğendir; devlete kafa tutarsan, üzüntü ile boğuşursun. 
Bu kut kelse yalŋuk kutadur köni, tümen ârzû birle talulap yer aş Saadet gelirse, insan hakikaten mesut olur; bütün arzularına kavuşur huzur içinde yaşar. 
İlig suali Aytoldıka HÜKÜMDARIN AY-TOLDI'YA SUÂLİ 
İlig aydı uktum bu erdemleriŋ, münüŋ barmu ayğıl bileyin seniŋ Hükümdar şöyle dedi:—Bu meziyetlerini anladım; senin kusurun var mı; söyle, onu da bileyim. 
Aytoldı cevabı İligke AY-TOLDI'NIN HÜKÜMDARA CEVABI 
Bu ay toldı aydı maŋa yas kılur, münüm yok velikin kişiler ayur Ay-Toldı şöyle cevap verdi : — Bana iftira ederler; kusurum yokken, kusurumun olduğunu söylerler. 
Münüm bu meni yalŋuk irsel teyü, ayığlap yorırlar kişike ayu Kusurum varsa, şudur: insanlar, kendi aralarında, beni dönek diye kötüler, dururlar. 
Mün ermez maŋa kör bu irsellikim, yaŋı neŋ talular ma özke begim Halbuki dönekliğim benim için bir kusur değildir; ben kendime dâima yeni ve taze şeyler seçerim. 
Kamuğ eski neŋler irinçig bolur, irinçig yüki kör yirinçig bolur Bütün eskimiş şeyler yıpranmış olur; yıpranmış şeylere tahammül etmek insana sıkıntı ve tiksinti verir. 
Yaŋı neŋ bolurda bu eski nerek, talu neŋ bolurda yavuz ne kerek Yeni şey varken, eskiye ne lüzum var; güzel şey varken, kötüye ne lüzum var. 
Yaŋıda bolur körse barça tatığ, tatığnı tilep er kör emger katığ Dikkat edersen, bütün zevkler yenide bulunur, zevk için de insan her zahmete katlanır. 
Yayığ tep sökerler bu kılkım üçün, maŋa mün ururlar bu atım üçün îşte bu tabiatım, için, dönek diye, bana söğerler ve bundan dolayı bana kusur isnat ederler. 
Muŋar meŋzetü aydı alp er açuk, anıŋ manisi kör bu sözke tanuk Bir kahramanın buna benzer ap-açık bir sözü vardır, onun mânası bu söylediklerime şahittir. 
Törümiş neŋ erse yokalğuturur, törütügli hâlik ne kolsa kılur Yoktan var olan her şey tekrar yok olacaktır; yaratan Tanrı ne isterse, onu yapar. 
Tiriglik tedüküŋ bu yel teg keçer, kaçar tutsa bolmaz anı kim bulur Bu hayat dediğin yel gibi geçer; tutmak olmaz, kaçar; onu kim bulabilir. 
Küvenme bu kutka kelir hem barır, ınanma bu devlet berür hem alır Bu saadete güvenme, geldiği gibi gider; bu devlete inanma, verdiği gibi alır. 
Yayığ ermez erse bu devlet özi, ne edgü neŋ erdi bu kut ay kozı Ey kuzum, bu ikbâl ne güzel şey olurdu, eğer devlet dönek olmasa idi. 
Kelip barmaz erse bu devlet yana, tünermegey erdi yarumış küne Devlet gelip, tekrar gitmese idi, bu aydınlanmış olan gün tekrar kararmazdı. 
İlig suali Aytoldıka HÜKÜMDARIN AY-TOLDI'YA SUÂLİ 
İlig aydı uktum bu irsellikiŋ, erip kitgü yerde bolurmu bekiŋ Hükümdar sordu : — Sebatsızlığının sebebini anladım; artık bırakıp gittiğin zaman seni alıkoymanın bir çâresi var mı? 
Aytoldı cevabı İligke AY-TOLDI'NIN HÜKÜMDARA CEVABI 
Bu ay toldı aydı meniŋ bu özüm, keyik tegturur kılkı kestim sözüm Ay-Toldı şöyle cevap verdi : — Kısaca benim kendim ve tabiatim bir geyiğe benzer. 
Meni terk bulumaz tilegli seve, kalı bulsa tutmaz kılur terk yava Seven ve isteyen beni kolay bulamaz; bulsa bile, tutamaz ve çabuk kaybeder. 
Meni buldaçı er tutup beklese, kaçumazmen andın söz aydım kese Eğer beni bulan kimse tutup, bağlamağı bilirse, ben ondan kaçamam, bu muhakkatır. 
İlig suali Aytoldıka HÜKÜMDARIN AY-TOLDI'YA SUÂLİ 
Elig aydı ayğıl bu berkiŋ kayu, negü teg kişen ol seni berklegü Hükümdar şöyle dedi: — Bağın nedir, söyle; seni nasıl bir köstek ile bağlamalıdır ? 
Aytoldı cevabı İligke AY-TOLDI'NİN HÜKÜMDARA CEVABI 
Bu ay toldı aydı maŋa berk kişen, bu bir kaç neŋ ol kör bereyin nişân Ay-Toldı dedi : — Benim için bağ ve köstek olacak bir kaç şey vardır; bak, onları belirteyim. 
Meni bulğuçı kılkı alçak kerek, köŋül kodkı til sözde yumşak kerek Beni bulan kimse mütevâzi tabiatli, alçak gönüllü ve tatlı dilli olmalıdır. 
Özini küdezse ayı ertmese, yavuz yunçığ işke yakın turmasa Kendisini gözetmeli ve hiç bir zaman ifrata gitmemeli, kötü ve çirkin işlere yaklaşmamalıdır. 
Teŋi birle tutsa tirilmiş neŋin, yorık tüzse kılkı kılınçı yaŋın Toplamış olan malı yerine sarfetmeli; hayatını, işini, tavır ve hareketini düzenlemelidir. 
Özinde uluğka tapuğ kılsa öz, özinde kiçigke süçig tutsa söz Kendinden büyüğe saygı göstermeli; kendinden küçüğe ise, rifk ve şefkatle muamele etmelidir. 
Kişig satğamasa küvezlik bile, basıtmasa özde kiçigke küle Kibir ve gurur ile başkalarını incitmemeli, kendisini küçüklerin eğlence ve tahakkümüne bırakmamalıdır. 
Yavalık bile borka baş sokmasa, yavalıkka boşlağ neŋin saçmasa Boşu-boşuna kendisini içkiye vermemeli, boş yere malını saçıp, heba etmemelidir. 
Oyunka katılmasa elgin tilin, könilik öze tutsa kılkı yaŋın Eli ve dili ile oyuna karışmamalı, tavır ve hareketlerinde dürüst olmalıdır. 
Yayığ kut kişeni bu neŋlerturur, bu yaŋlığ basa kutnı kaçmaz kalur Dönek saadetin kösteği bunlardır; saadet bu şekilde bağlanırsa, kaçamaz, kalır. 
Bu sözke tanukı bu şâir sözi, bu şâir sözi sözke kattı tuzı Şâirin şu sözü buna şahittir; şâir sözü söze tuz katmıştır. 
Keyik sanı devlet kişike tezig, kalı kelse bekle tuşa hem tizig Saadeti insan için, ürkek bir geyik farzet; eğer gelirse, sıkı tut, ayağına köstek vur. 
Tuta bilse devlet tezümezturur, kalı tezse tegmez yana terk kezig İnsan tutabilirse, saadet kaçamaz, kalır; eğer kaçarsa, sana sıra tekrar çabuk gelmez. 
İlig cevabı Aytoldıka HÜKÜMDARIN AY-TOLDI'YA CEVABI 
İlig aydı uktum ayâ kut seni, katığ sevdim erdi irer sen meni Hükümdar:—Ey saadet, seni anladım; seni çok sevmiştim, fakat sen benden ayrılmak istiyorsun — dedi — 
Yayığlık yok erse bu irsellikiŋ, ne edgü iş erdi seniŋ kelmekiŋ Bu karasızlığın ve bu hercâyiliğin olmasa idi, senin gelmen ne iyi bir iş olurdu. 
Velikin yayığ sen özüŋ bivefâ, vefâ körkitür sen kılur sen cefâ Fakat sen kararsız ve vefasızsın; kendini vefalı gösterir, fakat cefâ edersin. 
Anada atada bağırsak bolup, ayada tutar sen küler yüz urup Gün olur, anneden-babadan daha merhametli olursun; güler yüz göstererek, insanı el üstünde taşırsın. 
Ara körmedük teg yüz evrer özüŋ, adınsığ bolur barça kılkıŋ sözüg Gün olur, görmezlikten gelirsin, yüzünü çevirirsin; bütün tavrın ve sözün bir anda değişiverir. 
Tirer sen yumıtsa saçar sen kamuğ, okır sen yüz ursa yapar sen kapuğ Yığarsın; toplanınca, tekrar hepsini dağıtırsın; önce çağırırsın; fakat gelince, kapını kaparsın. 
Aytoldı cevabı İligke AY-TOLDI'NIN HÜKÜMDARA CEVABI 
Bu ay toldı aydı ay ilig kutı, münüm erdemim barça aydım atı Ay-Toldı : — Ey devletli hükümdar — dedi — kusur ve meziyetlerimin ne olduğunu hep söyledim. 
Meni kim bulup berk tutayın tese, ayu berdim ol neŋni tutsun usa Beni kim bulup, elinde sıkı tutmak isterse, gereken şeylerin hepsini saydım; elinden gelirse, tutsun. 
Maŋa urmasa örk meni tuttaçı, keyik teg kaçarmen kim ol yetteçi Beni tutan bana yular vurmazsa, ben geyik gibi kaçarım; bana kim yetişebilir. 
Negü ter eşitgil sınamış karı, sınamış karılar sözi söz korı Dinle, tecrübeli ihtiyar ne der; tecrübeli ihtiyarların sözü sözlerin mayasıdır. 
Kelir kut tuta bilmese sen barır, berür neŋ yeyü bilmese sen alır Saadet gelir; tutmasını bilmezsen, gider; mal verir; yemesini bilmezsen, alır. 
Yayığ kutnı bulsa idi bekrü tut, kalı beklemese yana bardı büt Kararsız saadeti bulursan, çok sıkı tut; eğer muhafaza altına almazsan, tekrar gideceğinden şüphe etme. 
Kutadmış kişi kör sakınmış kerek, kamuğ teŋsiz iştin yıramış kerek Saadete ermiş olan insanın ihtiyatlı olması ve bütün yakışıksız işlerden uzak durması gerektir. 
Arığ bolsa özi yorısa köni, munıŋ bağı mundağ biliŋü munı Kendisi temiz olmalı ve doğru yolda yürümeli; bunun bağı böyledir, bunu bilmelidir. 
İlig suali Aytoldıka HÜKÜMDARIN AY-TOLDI'YA SUÂLİ 
İlig aydı uktum münüŋ erdemiŋ, bu ay toldı atıŋ ne ol bu seniŋ Hükümdar : — Senin kusurunu ve meziyetini anladım, — dedi — senin bu Ay-Toldı adın ne demektir? 
Negü ol munıŋ manisi ay maŋa, bileyin ukayın büteyin saŋa Bunun mânası nedir, bana söyle; ben de bileyim, anlayayım ve sana güveneyim. 
Aytoldı cevabı İligke AY-TOLDI'NIN HÜKÜMDARA CEVABI 
Bu ay toldı aydı meniŋ atımı, bügü meŋzetür ayka bu kılkımı Ay-Toldı: — Benim adımı ve bu tabiatimi hakimler bir aya benzetirler — dedi — 
Bu ay tuğsa aşnu idi az tuğar, küniŋe bedüyür yokaru ağar Ay doğarken, önce çok küçük doğar; sonra gün geçtikçe büyür ve yükselir. 
Tolun bolsa tolsa ajunka yarur, ajun halkı andın yarukluk bulur Büyüyüp, dolun ay hâline gelince, dünyaya ışık saçar ve dünya halkı onun aydınlığından faydalanır. 
Tükel bolsa kör ay bu ağsa ediz, yana irlü törçir kiter körk meŋiz Ay büyüyüp, tamamlanarak, en yüksek noktaya çıkınca, tekrar eksilmeğe başlar ve güzelliği gider. 
Yaruklukı eksür yana yok bolur, tuğar keçe azın yana ok tolur Onun parlaklığı azalır ve sonunda kaybolur; sonra tekrar, küçük olarak, doğar ve yine büyür. 
Meniŋ bu özüm me bu yaŋlığturur, ara bar bolur ma ara yok bolur Benim de tabiatım bunun gibidir; bâzan var, bâzan da yok olurum. 
Neçe yunçığ özke yüz ursa özüm, baru körki artar kesermen sözüm Ne kadar düşkün olursa-olsun, ben bir kimseye teveccüh edersem, onun ahvâli, muhakkak, gittikçe düzelir ve güzelleşir. 
Bayusa bedüse yadılsa çavı, kitermen anıŋdın kiter yüz suvı Zenginleşip, büyüyerek, şöhreti yayılınca, ben ondan uzaklaşırım; onun da itibarı gider. 
Yana saçlur andın tirilmiş neŋi, söki teg bolur yandru kılkı yaŋı Topladığı malı tekrar dağılır; onun ahvâli yine eskisi gibi olur. 
Muŋar meŋzetü keldi şâir sözi, bu şâir sözi ol biligsiz közi Buna benzer bir şâir sözü vardır; bu şâir sözü bilgisiz için bir gözdür. 
Kelir kut kişike atı çavlanur, yaŋı ay teg artar yarukı tolur İnsana saadet gelir, meşhur olur; yeni ay gibi, büyür ve parlaklığı artar. 
Yayığ telve devlet köŋül bamağıl, tolun teg bu devlet yana irilür Dönek ve deli saadete gönül bağlama; saadet dolun ay gibidir, tekrar küçülür. 
Takı bir bu mani ayayın saŋa, eşitgil anı sen munu büt maŋa Adımın başka bir mânasını daha söyleyeyim; şimdi bunu da dinle ve bana inan. 
Bu ay ornı boldı evi münkalib, orunsuz bolur münkalib neŋ kılıp Bu ay hep yerini, evini değiştirir; dâima yer değiştiren, ne yapsan, bir yere ısınmaz. 
Bu ay burcı sertân bu ev evrilür, evi evrilür hem özi çevrilür Ayın burcu Seretân'dır, bu ev döner; evi dönünce, kendisi de döner. 
Kayu evke kirse bu ay terk çıkar, çıkarı üçün terk yatarın yıkar Bu ay hangi eve girerse, oradan çabucak çıkar; çabuk çıkabilmek için de, yattığı yeri yıkar. 
Meniŋ me özüm kör aŋar okşadı, ara kılkım ildi ara yokladı Ben kendim de işte ona benzerim; gidişim kâh aşağıya, kâh yukarıya doğrudur. 
Kelirmen barırmen yorırmen burun, ajunuğ kezermen maŋa yok orun Gelirim, giderim; ileriye doğru yürürüm; dünyayı dolaşırım, benim için yer-yurt yoktur. 
Bu mani üçün atım ay toldı tep, atadı biliglig sözin yinçge yıp Bundan dolayı âlim, ince bir nükte ile, bana Ay-Toldı adını vermiştir. 
Munu men me devlet münüm erdemim, ayu berdim emdi igim hem emim işte ben de saadetim ve şimdi bütün kusur ve meziyetlerimi, hastalığı ve ilâcını izah ettim. 
Aça sözledim söz maŋa emdi büt, ıdayın tese ıd kalı tutsa tut Sözümü açıkça söyledim, imdi bana inan; beni elden kaçırmak istersen, bırak; eğer tutmak istersen, tut. 
İlig cevabı Aytoldıka HÜKÜMDARIN AY-TOLDI'YA CEVABI 
İlig aydı barça eşittim sözüg, yaruttı sözüg hem yaradı özüŋ Hükümdar : — Bütün sözlerini dinledim — dedi— sözün beni aydınlattığı kadar, seni de beğendim. 
Tiler erdim emdi seni teg kişi, bayat berdi ârzû ay erde başı Ben de şimdi senin gibi bir insan arıyordum; ey insanların ileri geleni, Tanrı dilediğimi verdi. 
Bayat kimke berse tilek ârzûsı, anıŋ şükri boldı yanut kılğusı Tanrı birini dilek ve arzusuna kavuşturunca, karşılığında -onun da Tanrıya şükür etmesi gerekir. 
Bu künde naru bu özüm tınmadın, munıŋ şükri kılğu kerek ermedin Bugünden itibaren ben de durmadan, usanmadan, bunun şükrünü yerine getireyim. 
Negü ter eşit emdi bilge tetig, özi bardı kodtı biziŋe bitig Şimdi dinle, kendisi gitmiş, fakat bize eserini bırakmış olan zeki ve âlim insan ne der. 
Şükür kıl ay nimet idisi unur, şükür kılsa nimet bayat arturur Ey nimet sahibi olan muktedir kimse, şükür et; şükür edersen, Tanrı nimetini arttırır. 
Bu nimet idisi unıtur özin, munıŋ şükri bilse evürmez yüzin Bu nimet sahibi çok defa kendisini unutur; fakat şükür ederse, nimet ondan yüz çevirmez. 
Az edgüke artuk üküş şükri kıl, üküş bolsa nimet anıŋ kadri bil Az bir iyiliğe karşı çok şükür et; nimet çok olursa, onun kıymetini bil. 
Şükür kılsa nimet biri on bolur, biri on bolup kör evi neŋ tolur însan şükür ederse, nimetin biri on olur; biri on olur ve evi mal ile dolar. 
İlig berdi alkış kör ay toldıka, ayur tünle kündüz maŋa tur baka Hükümdar Ay-Toldı'yi öğdü ve : — Sen gece-gündüz benim hizmetimde bulun — dedi. 
Telim neŋ tavar berdi ögdi üküş, ağırladı berdi kör altun kümüş Çok mal, mülk verdi; onu çok öğdü; ona ihsanda bulundu, altın ve gümüş verdi. 
Aŋar sözledi sözni barça ilig, anıŋdın tiledi kamuğ ög bilig Hükümdar her işini ona danıştı, her işte onun fikrine ve bilgisine baş vurdu. 
Kör ay toldı ma bu ağırlık bulup, tapındı bütün çın bağırsak bolup Ay-Toldı da, bu itibâra lâyık olmak için, ona doğruluk ve dürüstlük ile candan hizmet etti. 
Bir ança yorıdı sınadı ilig, kamuğdın tükel buldı bulmış erig Hükümdar onu daha bir müddet tecrübe etti ve bulduğu insanın her keşten daha mükemmel olduğunu gördü. 
Küntoğdı İlig Aytoldıka Adil Sıfatın Ayur Hükümdar Kün-Toğdı Ay-Toldı'ya Adalet Vasfını Söyler 
İlig bir kün oldrup özi yalŋuzun, evin kıldı hâli irikti özün Bir gün hükümdarın çok canı sıkıldı; halvet emri verip, yalnız başına kaldı. 
Okıdı kör ay toldıka kıldı yol, bu ay toldı kirdi kavuşturdı kol Ay-Toldı'yi huzuruna çağırttı; Ay-Toldı gu-di ve ellerini kavuşturdu. 
İlig ötrü turdı adakın örü, ilig sözlemedi bir ança turu Hükümdarın karşısında ayakta durdu; hükümdar ona bir müddet hiç bir şey söylemedi. 
Bakıp kördi ilig közin imledi, işâret bile kelgil oldur tedi Sonra başını kaldırıp, ona baktı ve gözü ile, — Gel, otur ! — diye işaret etti. 
Bu ay toldı oldurdı akru amul, közin yerke tikti yaruttı köŋül Ay-Toldı gözlerini yere dikmiş ve içi müsterih bir hâlde, yavaşça ve sükûnetle oturdu. 
İligke baka kördi yaşru közin, kaşı közi tügmiş açıtmış yüzin Göz ucu ile gizlice hükümdara baktı; o kaşını çatmış ve yüzünü buruşturmuş idi. 
Kümüş kürsi urmış öze oldurur, bu kürsi adakı üç adrıturur Bir gümüş taht üzerine oturmuştu; bu tahtın birbirine bağlanmamış üç ayağı vardı. 
Bedük bir biçekig eligde tutar, solındın urâğûn oŋındın şeker Elinde büyük bir bıçak tutuyordu; solunda bir acı-ot ve sağında şeker bulunuyordu. 
Anı kördi erse bu ay toldı çın, katığ korktı özke kodı aldı tın Bunu görünce, Ay-Toldı, gerçekten, çok korktu ve nefesi kesildi. 
İlig suali Aytoldıka HÜKÜMDARIN AY-TOLDI'YA SUÂLİ 
Bir ança turup baş kötürdi ilig, bu ay toldıka aydı tepret tilig Bir müddet durduktan sonra, hükümdar başını kaldırdı ve Ay-Toldı'ya dedi : — 
Nelük sözlemez sen ağın teg bolup, meni munda yalŋuz bu yaŋlığ bulup Beni burada tek başınma ve bu hâlde görünce, neye dilsiz gibi susuyorsun. 
Aytoldı cevabı İligke AY-TOLDI'NIN HÜKÜMDARA CEVABI 
Bu ay toldı aydı ay ilig kutı, meniŋ sözlegüke özüm yok şatı Ay-Toldı cevap verdi : — Ey devletli hükümdar, benim konuşmağa cesaretim yok. 
Adınsığ körürmen bu kün kılk itig, aŋar eymenürmen ay bilge tetig Bugün sende başka bir hâl görüyorum, onun için çekiniyorum, ey zeki, âlım insan. 
Karaka bilig berdi bilgi açuk, buşar üdte beglerke barma yağuk Bilgisi her keşçe müsellem olan âlim halka şunu bildirmiştir: kızdıkları zaman beylere yaklaşma. 
Takı yakşı aymış biliglig bügü, buşar üdte begler bolur ot ağu Bilgili hakîm daha iyi söylemiş; beyler hiddetlendikleri zaman âteş ve zehir gibi olurlar. 
Kalı bolsa begler buşup övkelig, yakın turma anda ay kılkı silig Eğer beyler hiddetlenir ve öfkeli olurlar ise, ey halîm, selîm insan, onlara yakın durma. 
Buşar bolsa begler kelip övkesi, yırak turğıl anda tegürgey yası Beyler öfkeleri tutup, hiddetlenirlerse, onlardan uzak dur; yoksa zararları dokunur. 
Muŋar meŋzetü keldi emdi bu söz, köŋülke alınğıl küdezgil ked öz Buna benzer şöyle bir söz vardır, bunu hatırında tut ve kendini iyi gözet. 
Buşar üdte beglerke barma yağuk, kalı bardıŋ erse uçuzluk anuk Hiddetlendikleri zaman beylere yaklaşma; eğer yaklaşırsan, gözden düştüğün gündür. 
Kür arslanka okşar bu begler özi, buşursa keser baş ay bilgi yaruk Beyler arslana benzerler; hiddetlendirirsen, başını koparırlar, ey parlak bilgili. 
İlig suali Aytoldıka HÜKÜMDARIN AY-TOLDI'YA SUÂLİ 
İlig aydı keldür maŋa ay sözüg, negüni taŋırkadı emdi özüŋ Hükümdar dedi : — Bana söyle, bakayım, şimdi neye hayret ettin. 
Aytoldı cevabı İligke AY-TOLDI'NIN HÜKÜMDARA CEVÂBI 
Bu ay toldı aydı taŋım bu meniŋ, kümüş kürsi ornuŋ ne ol bu seniŋ Ay-Toldı dedi : — Ben şuna hayret ediyorum; bu senin oturduğun gümüş taht ne oluyor. 
Bu oldruğ ne kürsi yeri ol saŋa, bu mani ukayın ayu ber maŋa Bu oturduğun ne biçim bir tahttır; bunun mânasını anlayayım, bana söyle. 
İkinçi eligde ne ol bu biçek, munı ma özüm yetrü bilgü kerek İkincisi — elindeki bu bıçak nedir; benim bunu da iyice bilmem lâzım. 
Üçünçi oŋuŋdın negü ol şeker, soluŋdın urâğûn ne ol bu saŋar Üçüncüsü — niçin sağında şeker var, solundaki bu acı-ot nedir. 
Baka kördüm erse özüŋ övkelig, munı kördüm erse yitürdüm bilig Sana bakınca, öfkeli olduğunu gördüm; bunları görünce de, ne diyeceğimi şarşırdım. 
Bu yaŋlığ körüp bu özüm eymenip, ötüg ötnümezmen tilimni yazıp Bu hâli görünce, korkudan, ağzımı açıp, bir söz söyleyemedim. 
Küntoğdı İlig Aytoldıka Adil Sıfatı Neteg Erdükin Ayur Hükümdar Kün-Toğdı Ay-Toldı'ya Adalet Vasfının Nasıl Olduğunu Söyler 
İlig aydı uktum sözüg belgülep, açayın sözümni saŋa ülgülep Hükümdar dedi : — Ne demek istediğini anladım; bunların ne demek olduğunu sana anlatayım. 
Seni men okıdım eŋ aşnukı kün, ağırlık bile berdim ol kün orun Geçen gün ben seni çağırdım, sana gösterdim ve yer verdim. 
Bu taŋ taŋsuk işler maŋa körkitip, buşurduŋ meni sen işiŋ berkitip O acayip işleri bana göstererek, beni hiddetlendirdin; fakat kendini iyi müdâfaa ettin. 
Körüp buştum erse ilendi özüŋ, sarıldım saŋa men töküldi sözüg Sana hiddetlenince, beni tekdir ettin; buna tahammül ettim, fakat tekrar yüzünü buruşturdun. 
Sen aydıŋ maŋa kutmen bilgil meni, saŋa ukturu kıldım ukğıl munı Sen bana : —Ben saadetim, beni tanı; sana anlatmak için, böyle yaptım, bunu anla — dedin. 
Negü kılmışıŋnı sen adra seçe, yora berdiŋ uktum kamuğnı aça Niçin yaptığını sen birer-birer izah ettin; ben de her şeyini açıkça anladım. 
Keçürdüm men anda seniŋ üdrüŋi, ağırladım ötrü ol erdem teŋi O zaman ben senin kusurunu affettim ve sana meziyetin nisbetinde saygı gösterdim. 
Bu kün me meniŋ bu özüm kılkların, saŋa körkitür barça erdemlerin Bugün de ben kendi tabiatimi ve bütün meziyetlerimi sana gösteriyorum. 
Munu men me körgil könilik törü, törü kılkları bu baka tur körü işte bak, ben de doğruluk ve kanunum; kanunum vasıfları bunlardır, dikkat et. 
Bu kürsi özele öz oldurdukı, adakı üç ol kör ay köŋlüm tokı Bak, bu üzerinde oturduğum tahtın üç ayağı vardır; ey gönlümü doyuran. 
Kamuğ üç adaklığ emitmez bolur, üçegüturur tüz kamıtmaz bolur Üç ayak üzerinde olan hiç bir şey bir tarafa meyletmez; her üçü düz durdukça, taht sallanmaz. 
Kalı üç adakta emitse biri, ikisi kamıtar uçar ol eri Eğer üç ayaktan biri yana yatarsa, diğer ikisi de kayar ve üzerinde oturan yuvarlanır. 
Kamuğ üç adaklığ köni tüzturur, kalı bolsa tört kör bir egri bolur Üç ayaklı olan her şey doğru ve düz durur; eğer dört ayaklı olursa, biri eğri olabilir. 
Kayu neŋ tüz erse kamuğı uz ol, kamuğ uz körü barsa kılkı tüz ol Düz olan bir şeyin her tarafı, iyidir; her iyinin, dikkat edersen, tavır ve hareketi düzgündür. 
Kayu neŋ emitse kör egri bolur, kamuğ egriler isiz urğı bulur Hangi şey yana yatarsa, eğri olur; her eğrilikte bir kötülüğün tohumu vardır. 
Kayu tüz emitse turumaz tüşer, kayu neŋ köni bolsa tüşmez serer Düz olan yana yatarsa, duramaz, düşer; hangi şey doğru ise, düşmez, yerinde durur. 
Meniŋ kılkım ol kör emitmez köni, köni egri bolsa könilik küni Bak, benim tabiatim de yana yatmaz, doğrudur; eğer doğru eğrilirse, kıyamet kopar. 
Könilik özele kesermen işig, adırmazmen begsig ya kulsığ kişig Ben işleri doğruluk ile hallederim; insanları, bey veya kul olarak, ayırmam. 
Bu bögde biçek kim eligdeturur, bıçığlı kesigliturur ay unur Ey becerikli insan, elimdeki bu bıçak biçen ve kesen bir âlettir. 
Biçek teg bıçarmen kesermen işig, uzatmazmen davi kılığlı kişig Ben işleri bıçak gibi keser, atarım; hak arayan kimsenin işini uzatmam. 
Şeker ol kişi yer aŋar küç tegip, törü bulsa mendin kapuğka kelip Şekere gelince, o zulüme uğrayarak, benim kapıma gelen ve adaleti bende bulan insan içindir. 
Şeker teg süçiyü barır ol kişi, sevinçlig bolur anda yazlur kaşı O insan benden şeker gibi tatlı-tatlı ayrılır; sevinir ve yüzü güler. 
Urâğûn yeme ol kişiler içer, özi küçkey erse könidin kaçar Zehir gibi acı olan bu Hind otunu ise, zorbalar ve doğruluktan kaçan kimseler içer. 
Maŋa kelse tütşü törü bersemen, urâğûn içer teg açır körsemen Bunlar kavga edip, bana gelirler ve ben hüküm verince, bakarsın, acı Hind ilâcı içmiş gibi, yüzlerini ekşitirler. 
Bu kaşım tügüki bu körksüzlüküm, küçemçi kelirke bu yüzsüzlüküm Benim bu sertliğim, kaşlarımın bu çatıklığı ve bu asık suratım bana gelen zâlimler içindir. 
Kerek oğlum erse yakın ya yağuk, kerek barkın erse keçigli konuk ister oğlum, ister yakınım veya hısımım olsun; ister yolcu, geçici, ister misafir olsun; 
Törüde ikigü maŋa bir sanı, keserde adın bulmağay ol meni Kanun karşısında benim için bunların hepsi birdir; hüküm verirken, hiç biri beni farklı bulmaz. 
Bu beglik ulı kör könilikturur, köni bolsa begler tiriglik bolur Bu beyliğin temeli doğruluktur; beyler doğru olursa, dünya huzura kavuşur. 
Muŋar meŋzetü sözler öglüg kişi, kim öglüg sözin tutsa itlür işi Akıllı insan buna benzer bir söz söylemiştir; kim akıllı insanın sözünü tutarsa, iş yoluna girer. 
Könilik öze boldı beglik ulı, bu beglik köki ol könilik yolı Beyliğin temeli doğruluk üzerine kurulmuştur; doğruluk yolu beyliğin esâsıdır. 
Törü kılsa elke köni bolsa beg, tilek ârzû bulğay bu kolsa kalı Bey doğru olur ve ülkeye böyle hüküm ederse, bütün dileklerine kavuşur. 
Aytoldı suali İligke AY-TOLIDI'NIN HÜKÜMDARA SUÂLİ 
Yana aydı ay toldı ilig kutı, nelük boldı kün toğdı ilig at(isim)ı Ay-Toldı şöyle dedi : — Ey devletli hükümdar, efendimizin adı niçin Kün-Toğdı olmuştur. 
İlig cevabı Aytoldıka HÜKÜMDARIN AY-TOLIDI'YA CEVABI 
İlig aydı bilge meniŋ kılkımı, körüp meŋzetü urdı bu atımı Hükümdar cevap verdi : — Alim benim tabiatimi güneşe benzeterek, bu adı verdi. 
Künüg kör irilmez tolu okturur, yaruklukı bir teg talu okturur Güneşe bak, küçülmez, bütünlüğünü dâima muhafaza eder; parlaklığı hep aynı şekilde kuvvetlidir. 
Meniŋ me kılınçım aŋar okşadı, könilik bile toldı eksümedi Benim tabiatim de ona benzer, doğruluk ile doludur ve hiç bir vakit eksilmez. 
İkinçi tuğar kün yarur bu ajun, tüzü halkka tegrür yokalmaz özün ikincisi — güneş doğar ve bu dünya aydınlanır; aydınlığını bütün halka eriştirir, kendinden bir şey eksilmez. 
Meniŋ me törüm bu yokalmaz özüm, kamuğ halkka bir teg ne kılkım sözüm Benim de hükmüm böyledir, ben ortadan kaybolmam: hareketim ve sözüm bütün halk için aynıdır. 
Üçünçi bu kün tuğsa yerke isig, çeçek yazlur anda tümen miŋ tüsig Üçüncüsü — bu güneş doğunca, yere sıcaklık gelir; o zaman binlerce renkli çiçekler açılır. 
Kayu elke tegse meniŋ bu törüm, ol el barça itlür taş erse korum Benim bu kanunum hangi memlekete erişirse, o memleket baştan başa taşlık ve kayalık dahi olsa, hep düzene girer. 
Tuğar kün arığ ya arığsız temez, kamuğka yarukluk berür eksümez Güneş doğar, temiz veya kirli demeden, her, şeye aydınlık verir; kendisinden bir şey eksilmez. 
Meniŋ me kılınçım bu ol belgülüg, tözüke tegir barça mendin ülüg Benim de hareketim tıpkı böyledir; her kes benden nasibini alır. 
Yana ma bu kün burcı sâbitturur, bu sâbit tedüküm tüpi berk bolur Bir de güneşin burcu sabittir; bu sabit dediğim, temeli sağlam olduğu içindir. 
Bu kün burcı arslan bu burc tepremez, evi tepremezi üçün artamaz Güneşin burcu Arslan'dır ve bu burç yerinden kımıldamaz; yerinden kımıldamadığı için de evi bozulmaz. 
Meniŋ kılkımı kör yeme bir yaŋın, özüm tegşürülmez yarukta öŋin Benim tavır ve hareketime bir bak, benim de parlaklığım katiyen değişmez. 
Aytoldı suali İligke AY-TOLDI'NIN HÜKÜMDARA SUÂLİ 
Bu ay toldı aydı ay ilig kutı, aşasu ajun el yadılsu atı Ay-Toldı dedi : — Ey devletli hükümdar, ülkelere hâkim ol, iyi adın dünyaya yayılsın. 
Meniŋ me özüm bu uzun yol yorıp, saŋa keldi emgep hem artuk arıp Ben de bu uzun yolu yürüyüp ve çok zahmet çekip, yorularak, sana geldim. 
Bu kılkıŋ bu erdemleriŋ bar üçün, küsep keldim emdi tapuğka küçün Bu tabiat ve faziletlerinden dolayı, büyük bir arzu ile senin hizmetine geldim. 
Ayu ber maŋa sen neteg tapnayın, sevinçiŋ kayu ol anı tutnayın Sen bana söyle, nasıl hizmet edeyim; seni memnun etmek için, nasıl davranayım. 
Tapuğ beg tapısı öze bolmasa, yaramaz bu tapğı neçe emgese Hizmet beyin arzusuna göre olmadıkça, ne kadar zahmet çekilmiş olursa-olsun, makbule geçmez. 
Negü ter eşitgil ıla atlığı, tapuğun bedümiş kişi kutluğı ila ülkesinin hizmet ederek, ikbâle ermiş şöhret kazanmış kudretli şahsiyeti ne der, dinle. 
Tapınsa tapuğçı begiŋe kalı, katığ tutğu begler sevinçi yolı Hizmetkâr hizmet ederken, dâima beyleri memnun edecek yoldan yürümelidir. 
Bu begler tapısı öze kıl tapuğ, begi taplasa tapğı açtı kapuğ Beyleri memnun edecek şekilde hizmet et; bey memnun olursa, bu hizmet ikbâl kapılarını açar. 
Tapuğçı tapuğ bilse törke tegir, tapuğ bilmese tördin elke kelir Hizmetkâr hizmet etmesini bilirse, baş-köşeye erişir; hizmet etmesini bilmezse, baş-köşeden eşiğe düşer. 
Begin ked sevindürse tapnur kulı, açıldı bu kulka ağırlık yolı Hizmet eden kul beyini çok memnun ederse, bu kul için itibar ve ihsan kapıları açılmış olur. 
İlig cevabı Aytoldıka HÜKÜMDARIN AY-TOLDI'YA CEVABI 
İlig aydı uktum men emdi sözüg, sevinçim tile ked küdezgil özüŋ Hükümdar dedi : — Söylediklerini anladım; beni memnun etmeğe çalış ve çok dikkatli hareket et. 
Saŋa men ayayın yarağsızlarığ, yarağsızka yakma yorığıl arığ Ben hoşlaşmadığım şeyleri sana söyleyeyim; sen onlara yaklaşma, temiz olmağa çalış. 
Özüm taplamaz neŋ biri yalğan ol, munıŋda basası bu küç kılğan ol Benim beğenmediğim şeylerden biri — yalandır; ondan sonra zulüm edenler gelir. 
Suk erse kılınçı yeg erse özi, ivek erse kılkı uvutsuz közi Sonra da haris tabiatli ve olgun olmayan insanlar ile aceleci huylu ve gözü doymaz olanlar. 
Buşı erse işte yeme övkelig, yava erse borçı ya kıyğan elig Her işte hiddet gösterenler, içkiye düşkünler veya çalıp-çırpanlar. 
Bu yaŋlığ kişiler yaramaz maŋa, ayu berdim emdi açukluğ saŋa Bu gibi insanlar bana yaramaz; işte saha bunları açıkça döküp-saydım. 
Yarayın tese sen maŋa belgülüg, bu kaç neŋ özüŋdin yırat ay(ünlem) külüg Sen benim gerçekten işime yaramak istiyorsan, bu bir kaç şeyi kendinden uzak tut; ey namlı insan. 
Yakın bolğa sen künde ötrü maŋa, ağırlık açığ artğa mendin saŋa Böylece sen her gün bana daha yakın olacaksın ve benden sana karşı itibar ve ihsan artacaktır. 
Aytoldı suali İligke AY-TOLDI'NIN HÜKÜMDARA SUÂLİ 
Bu ay toldı aydı eşittim munı, takı bir sözüm bar ayu ber anı Ay-Toldı dedi : — Bunları işittim; bir suâlim daha var, onu da arzedeyim. 
Bu edgü kayu ol neteg ol özi, negü teg bolur edgü kılkı tözi İyilik nasıl ve ne gibi bir şeydir; iyinin hâli tavrı ve tıyneti nasıl olur. 
İlig cevabı Aytoldıka HÜKÜMDARIN AY-TOLDI'YA CEVABI 
İlig aydı edgü bu kılkı yaŋı, tusulur bolur halkka asğı oŋı Hükümdar dedi: — iyinin vasfı faydalı olmaktır; onun halka çok faydaları dokunur. 
Tüzü halkka barça kılur edgülük, yana minnet urmaz kişike kölük O bütün halka hep iyilik eder, fakat yaptığını insanın başına kakmaz. 
Öz asğın tilemez kişike asığ, berür ol asığdın bu kolmaz yanığ Kendi istifâdesini düşünmez, başkasına fayda temin eder ve buna mukabil, bir karşılık beklemez. 
Aytoldı suali İligke AY-TOLDI'NIN HÜKÜMDARA SUÂLİ 
Yana aydı ay toldı uktum bu söz, takı bir tilekimni aytur bu öz Ay-Toldı tekrar dedi : —Bu sözü anladım; bir şey daha sormak istiyorum. 
Maŋa ay könilik kayu ol köni, anıŋ birle yalŋuk yarutsa küni Bana doğruluğu anlat, hangi şey doğrudur; insan onunla gününü nasıl aydınlatır. 
Kayunı ayurlar könilik yolı, negü teg bolur bu könilik ulı Hangi yola doğruluk yolu derler; bu doğruluğun mâhiyeti nedir. 
İlig cevabı Aytoldıka HÜKÜMDARIN AY-TOLDI'YA CEVABI 
İlig aydı körgil köni er özi, tili köŋli birle biriker sözi Hükümdar : — Bak, kimin düşündüğü ile söylediği bir olursa, işte doğru insan odur — dedi— 
Taşı teg içi ol içi teg taşı, bu yaŋlığ bolur ol köni çın kişi Onun içi dışı gibi, dışı da içi gibidir; doğru ve dürüst insan böyle olur. 
Köŋlin çıkarsa ayada urup, yorısa uyadmasa yalŋuk körüp insan gönlünü çıkarıp, avucuna koyarak, başkaları önünde, mahcup olmadan, dolaşabilmelidir. 
Könilik kerek erke kopsa kutun, könilik atı ol kişilik bütün Saaâdette yükselmek için, insana doğruluk lâzımdır; insanlık doğruluğun adıdır, inan. 
Kız ermez bu yalŋuk kişilik kız ol, az ermez bu yalŋuk könilik az ol insan nâdir değil, insanlık nâdirdir; insan az değil, doğruluk azdır. 
Muŋar meŋzetü aydı şâir bu söz, saŋa sözledi emdi körgil bu öz Bak, şimdi benim sana söylediğim söze benzer bir sözü de şâir söylemiştir. 
Yorığlı bu yalŋuk idi ök üküş, köni çın bütün er maŋa ked küsüş Gezip-dolaşan insan pek çoktur; fakat benim için aziz olan doğru, dürüst ve güvenilebilecek bir insandır. 
Kız ermez kişi kör kişilik kız ol, köni çın kişilerni ögdi ukuş insan nâdir değil, insanlık nâdirdir; akıl doğru ve dürüst insanları öğmüştür. 
Aytoldı suali İligke AY-TOLDI'NIN HÜKÜMDARA SUÂLİ 
Yana aydı ay toldı ilig kutı, maŋa açsu emdi bu söz bük katı Ay-Toldı tekrar dedi : — Devletli hükümdar şimdi bana şu sözün sırrını çözsün. 
Bu edgü kişiler bolurmu isiz, isiz me ururmu kör edgüke iz Bu iyi insanlar kötü olabilirlerini ve kötü insan da bir gün iyilik yoluna girebilirini? 
İlig cevabı Aytoldıka HÜKÜMDARIN AY-TOLDI'YA CEVABI 
İlig aydı edgü iki törlüg ol, munıŋda biri çın tutar edgü yol Hükümdar : — iyi insan iki türlü olur — dedi-; bunlardan biri doğrudan doğruya iyilik yolunu tutar. 
Bir edgü bolur kör anadın tuğup, yorır ol köni çın kör edgü bolup Biri anadan doğma iyi olur; iyi bir insan doğru ve dürüst bir hayat sürer. 
Takı biri edgü kör ötkünç bolur, isizke katılsa ol isiz kılur Biri de taklit yolu ile iyi olur; kötüye uyarsa, kötülük yapar. 
İki törlüg ol kör bu isiz yeme, ikigüni bir tep isizke sama Kötü insan da iki türlü olur; bunların ikisini de aynı derecede kötü sayma. 
Toğa isiz ol kör munıŋda biri, bu er ölmeginçe arımaz kiri Bunlardan biri doğuştan kötüdür; bu insanın lekesi ölünceye kadar temizlenmez. 
Takı biri ötkünç bolur bu isiz, işi edgü bolsa tüzer bu ma iz Diğeri ise, taklit yolu ile kötü olur; arkadaşı iyi olursa, o da iyi yola gider. 
Toğa edgüdin tutçı edgü kelir, ajun bodnı andın asığlar alır Doğuştan iyi olandan dâima iyilik gelir; dünya halkı ondan istifâde eder. 
Toğa isiz erse aŋar yok otı, ajunka belâ ol bodunka yutı Doğuştan kötü olanın ıslâhına çâre yoktur; o dünya için belâ ve halk için felâkettir. 
Muŋar meŋzetü aydı türkçe mesel, eşitgil munı sen ukup özke al Buna benzer türkçe bir ata-sözü vardır; bunu dinle ve sırrına ererek, ona göre hareket et. 
Ürüŋ süt bile kirse edgü kılık, ölüm tutmağınça evürmez yorık Eğer iyilik ananın ak sütü ile insanın ruhuna girerse, o ölünceye kadar doğru yoldan çıkmaz. 
Tadu birle katlıp törümiş kılınç, ölüm buzmağınça buzulmaz erinç İnsanın tıynetine sinmiş olan ahlâk, ölüm bozmadıkça, katiyyen bozulmaz. 
Karında törümiş kılınç ögretig, yağız yer katında kiter ay tetig Ana karnında teşekkül eden tabiat ve terbiye ancak kara toprak altında insanı terkedip gider; ey zeki insan. 
Kalı edgüke bolsa isiz işi, isiz boldı kılkı ol isiz tuşı Eğer iyiye kötü biri arkadaş olursa, onun tabiatı de, arkadaşınınki gibi, kötü olur. 
İsiz me katılsa kör edgü bile, kamuğ edgülükke bu buldı yol a Kötü de iyi ile düşüp-kalkarsa, bütün iyiliklere ulaşmak için, bir meşale bulmuş olur. 
Takı bir sebeb kör bu edgü isiz, yakınlık yolındın tüzer tüzse iz İyi veya kötü insanların bu yollara girmelerinin sebeplerinden biri iyi veya kötü arkadaş edinmiş olmalarıdır. 
Begi edgü bolsa bodun barça tüz, bolur kılkı edgü yorıkları uz Bey iyi olursa, halk da dâin.â ona itaat eder, iyi ve güzel tavır ve harekete sahip olur. 
Yakın tutsa begler kör edgü kişig, isiz barça edgü kılur ol işig Beyler iyi insanları kendilerine yakın tutarlarsa, kötüler de işlerinde iyi hareket etmeğe mecbur olurlar. 
İsizler yakın bolsa begler tapa, uzadı isiz elgi ilke tüp e Beylerin etrafını kötüler çevirirse, memlekete tamamen kötüler hâkim olur. 
İsiz baş kötürse kör edgü yiter, bu edgü elig bulsa isiz kiter Kötü serbest kalırsa, iyi ortadan kaybolur; iyi hâkim vaziyette olursa, kötü ortadan kalkar. 
Kalı edgü bolsa bu begler kutun, kamuğ edgü boldı karası bütün Eğer beyler, bir talih eseri olarak, iyi olurlarsa, onların halkı da, şüphesiz, iyi olur. 
Bu begler isiz bolmağınça isiz, ol ilde sevinçin kızartmaz meŋiz Beyler kötü olmadıkça, o memlekette kötülerin yüzü sevinçle parlamaz. 
Ne edgü törü urdı begler begi, isizke bu kın berge zindân yegi Beylerin beyi ne iyi bir kanun vaz'etmiş; kötü için en iyi çâre sopa ve zindandır. 
Kalı edgü bolsa bodun başçısı, kamuğ edgü boldı anıŋ işçisi Eğer halkın başında bulunan kimse iyi olursa, onun bütün memurları da iyi olur. 
Apaŋ edgü bolsa bu begler özün, bayur bodnı barça kör itlür ajun Eğer bu beylerin kendileri iyi olurlarsa, onların halkı da zenginleşir ve dünya düzelir. 
Aytoldı suali İligke AY-TOLDI'NIN HÜKÜMDARA SUÂLİ 
Yana aydı ay toldı uktum munı, ilig yarlıkadı bu sözler köni Ay-Toldı tekrar dedi : — Bunları anladım, hükümdar bu sözleri doğru buyurdu. 
Bu edgüg bilir ol kişi edgü tep, asığlığ erürin munı kılğu tep Bu iyiyi insan iyi olarak tanır ve faydalı olduğu için, yapılmasını ister. 
Sever barça yalŋuk tiler ârzûlar, anı koldaçılar nelük buldılar Onu bütün insanlar sever, diler ve arzularlar; fakat isteyenler bu iyiyi nasıl elde ederler? 
İlig cevabı Aytoldıka HÜKÜMDARIN AY-TOLDI'YA CEVABI 
İlig aydı edgü talu neŋturur, talu neŋi tutçı talular kolur Hükümdar : — iyi mümtaz bir şeydir — dedi — mümtaz bir şeyi ise, dâima bü vasfı hâiz olanlar ister. 
Kayu neŋ talu bolsa üdrüm ağır, anıŋ kılmakı barça özke ağır Hangi şey mümtaz, nâdir ve değerli ise, onu gerçekleştirmek de hiç kolay değildir. 
İsizlik uçuz ol anı kıldaçı, yavuz iş uçuz ol isiz boldaçı Kötülük değersiz bir şey olduğu için, onu yapan da değersizdir; fena iş değersizdir ve dâima- kötü olacaktır. 
Kayu neŋ uçuz bolsa yerde yatur, ağı çuz ağır boldı törde yatur Hangi şey değersiz ise, ona kimse bakmaz bile; ipekli ve ağır çin kumaşları, değerli olduğu için, baş-köşede yer alır. 
Bu edgü ağış teg ağır ağğuka, yavuz neŋ eiş ol uçuz bulğuka îyi — yokuş tırmanmak gibidir, güçtür; kötü şey — iniş gibidir, kolayca elde edilir. 
Muŋar meŋzetü sözledi kör ukuş, ukuşluğ sözi tutsa asğı üküş Bak, akıl buna benzer bir söz söylemiştir; akıllının sözü tutulursa faydası çoktur. 
Ağış teg bu edgü ağumaz kişi, tegip tegme yalŋuk kılumaz işi iyi — yokuşa çıkmak gibidir, her kes yükselemez; uğraşmakla değme insan bu işi yapamaz. 
Ağır neŋ kamuğı ağır kılğuka, kılumaz bu işni biligsiz buşı Değerli olan her şeyin yapılması güçtür; bilgisiz ve değersiz kimse bu işi yapamaz. 
Aytoldı suali İligke AY-TOLDI'NIN HÜKÜMDARA SUÂLl 
Bu ay toldı aydı ay ilig kutı, bu ögdi bile munça edgü atı Ay-Toldı :— Ey devletli hükümdar — dedi— iyi bu derece nâm ve şöhret kazanmıştır. 
Müni barmu yalŋuk anı sözlegü, ukuşluğ ukarmu bilirmü negü Onda insanların bulabileceği bir kusur varmı; akıllı bunu anlar ve ne olduğunu bilirmi? 
İlig cevabı Aytoldıka HÜKÜMDARIN AY-TOLDI'YA CEVABI 
İlig aydı edgü tuçı ögdilür, müni bu isizler ara savlanur Hükümdar dedi : — iyi dâima öğülür; kötüler onda şu kusurları bulurlar. 
Yakınlık kılur er kişike tuşı, yavuz bolmasa kılmaz edgü işi insan insana dâima yakın yaşar; kötü olmasa, iyi yapacak iş bulmaz. 
Bu satğağ basınçak üçün edgüni, isizler yerip kör yarutmaz küni Bu çatışmada zayıf kaldıklarından dolayı, kötüler her yerde iyinin gününü gölgelemek isterler. 
Kim edgü tiler erse edgü kılur, basınçak ya satğağka bakmaz bolur Kim iyilik dilerse, iyilik eder; çatışmaya veya zayıflığa bakmaz. 
Kim erse bu künlük tilese sevinç, isizlik kılur ol yarın yer sakınç Kim sâdece bugünlük rahatını düşünürse, o kötülük yapar; fakat yarın kaygı çeker. 
Bu edgü tilegli negü ter eşit, kamuğ edgülük kıl özüŋke iş it iyilik dileyen insan ne der, dinle; dâima iyilik et; o senden ayrılmayan bir arkadaşın olsun. 
Yas ermez bu edgü bu künlük saŋa, yarın bolğa asğıŋ bu kün büt muŋa iyiliğin sana bugün hiç bir zararı yoktur;'fakat bugün inan ki, yarın onun faydasını göreceksin. 
Asığ körnür erse isizlik bu kün, yarın yas kılur anda ukğıl ögün Kötülük bugün faydalı görünse bile, yarın orada bunun zararını görürsün; bunu düşünüp, idrâk et. 
Bu edgü oŋ ol kör isizlik bu sol, soluŋdın tamu ornı uştmah oŋ ol iyilik sağ ve kötülük soldur; senin solunda cehennem vardır; cennet ise, sağdadır. 
Neçe me erejlense isiz bu kün, ökünç birle emger yarınkı künün Bugün kötü ne kadar huzur içinde olursa-olsun, yarın peşiman olur, azap çeker. 
Neçe satğağ erse bu edgü kişi, ökünmez yarın anda itlür işi iyi insan ne kadar mağdur olursa-olsun, yarın orada peşiman olmaz ve huzura erer. 
Hakikat munı bil ay ay toldı sen, ökünçsüzmen edgü atın ölsemen Ey Ay-Toldı, sen bunu hakikat bil; dünyada iyi ad bırakıp da göçersem, peşiman olmam. 
Ne edgü söz aymış köni er tili, köni er tili urdı sözke ulı Doğru insan ne kadar güzel söz söylemiş; değerli söze temel atan doğru insanların dilidir. 
Kim edgüg yerer erse isiz bolup, tilermen ay edgü seni men kolup Ey iyi, kötü seni istediği kadar hakîr görsün, ben seni isteyerek ararım. 
Ay edgü saŋar kim todar ay maŋa, berü kelgil emdi men açmen saŋa Ey iyi, bana söyle, sana kim doyar; ben ise, tamamen açım, şimdi bana gel. 
Neçe satğağ erse bu edgü kişi, tapı men bolayın bu edgü işi iyi insan ne kadar düşkün olursa-olsun, râziyim; yeter ki, ben bir iyinin arkadaşı olayım. 
İsizlik bile erse beglik maŋa, kerekmez bu beglik kodurmen saŋa Beylik bana kötülük ile birlikte gelecekse, istemem; o beylik senin olsun. 
Kişi kılkı isiz körürmen közün, ereji az ol kör ökünçi uzun insanın tabiati kötüdür, bunu gözümle görüyorum; huzuru kısa fakat peşimanlığı uzun sürer. 
Muŋar meŋzetü aydı şâir bu söz, okısa açılğay yiti kıl bu köz Şâir buna benzer bir söz söylemiştir; okursan, mânası anlaşılır; görüşünü keskinleştir. 
Kayu edgü öknür kör edgü üçün, atıkmış isiz âhır öknür küçün Bak, hangi iyi iyiliğinden dolayı peşiman olmuştur; kötü ne kadar şöhret sahibi olursa-olsun, sonunda peşiman olur. 
İsiz kılsa isiz yanutı ökünç, usa edgülük kıl isizke öçün Kötülük edersen, kötülüğün karşılığı peşimanlıktır; elinden gelirse, kötülüğün ınâdma, iyilik yap. 
Negü teg ögeyin bu isiz kişig, negü teg tileyin bu isiz işig Kötü insanı nasıl öğeyim; bu kötü işi nasıl arzu edeyim. 
Otunluk bıvalık yavalık kamuğ, isizler kılınçı bolur ay uluğ Küstahlık, kabalık, aksilik hep kötülerin harektidir; ey büyük! 
Belâ mihnet emgek ökünçün sığıt, isizlik yanutı bolur ay yegit Belâ, mihnet, zahmet, peşimanlık ve keder hep kötülüğün karşılığıdır, ey yiğit ! 
Kalı sevmeyin kör bu edgü kişig, kalı ögmeyin men bu edgü işig Bu iyi insanı nasıl sevmeyeyim; bu iyi işi nasıl öğmeyeyım. 
Akılık kişilik asığ edgülük, bu edgü kişidin kelir belgülüg Cömertlik, insanlık, fayda ve iyiliğin hep iyi insandan geldiği şüphesizdir. 
Bu edgü kişi barça iş edgüsi, bu edgü iş ol barça iş edgüsi İyi insan arkadaşların en iyisidir; iyi iş işlerin en iyisidir. 
İşiŋ edgü bolsa negü kolsa kol, iş edgü kerek ol özüŋ bulsa yol Arkadaşın iyi ise, ne istersen iste; yolunun açık olması için iyi arkadaş lâzımdır. 
Erej ârzû nimet küvençin avınç, bu edgü yanutı bolur bu sevinç Huzur, arzu, nimet, emniyet, rahat ve bu neş'e, sevinç, hep iyiliğin karşılığıdır. 
İlig aydı ay toldı ukğıl bu söz, ayıtmış sözüŋke yanut kıldı öz Hükümdar ilâve etti: — Ey Ay-Toldı, senin sorduğun suâle cevâbım işte bunlardır—dedi. 
Aytoldı cevabı İligke AY-TOLDI'NIN HÜKÜMDARA CEVABI 
Yer öpti kör ay toldı turdı örü, ayur ay ıduk kut ay edgü törü Ay-Toldı yer öptü, ayağa kalktı ve:— Ey aziz ikbâl, ey iyi kanun dedi. 
Ajun erki buldur uzun bolsu yaş, erej edgü birle esen bolsu baş Dünya kudretini elde ettin, ömrün uzun olsun; huzur ve iyilik içinde başın esen olsun. 
Buzulmasu beglik bedüklük bile, avınçın tirilgil sevinçin küle Beyliğin ve ihtişamın zeval bulmasın; ömrün rahatlık ve sevinç içinde geçsin. 
Uluğluk bile bul üküş ilke erk, bu erk birle beglik ulı bolsu berk Kudret ve azametle bir çok illere hâkim ol; beyliğinin temeli, bu kuvvet sayesinde, sağlam olsun. 
Aka kelsü ârzû kurımaz bolup, kapuğ tutsu devlet karımaz bolup Arzun, kurumayan ırmak gibi, akıp-gelsin; saadetin, ihtiyarlamayan bir hizmetkâr gibi, daimî kapında dursun. 
Sevinç barça yumğı saŋa kelsüni, sakınç birle düşman sızıp ölsüni Bütün sevinçlerin hepsi sana gelsin; düşmanın endişe içinde, eriyip bitsin. 
Sezâ ol saŋa kim tapınsa tapuğ, sezâka tapınsa açar kut kapuğ Sen her kesin hizmetine lâyıksın; lâyık olana hizmet edilirse, saadet kapısı açılır. 
Negü ter eşitgil tapuğ kılmış er, tapuğ birle ârzû tilek bulmış er Hizmet etmiş ve hizmet ile arzu ve dileğine kavuşmuş olan insan ne der, dinle. 
Tapuğ kılma kılsa sezâka tapın, sezâ beg bilir ol tapuğçı hakın Hizmet etme, edersen, lâyık olana hizmet et; lâyık olan bey hizmetkârın hakkını bilir. 
Tapınma tapınsa akı tapğı kıl, akı evi altun kümüş kapğı bil Hizmet etme, edersen, cömerd olana hizmet et; bil ki, cömerdin evi altın, kapısı gümüştür. 
Saranka tapınma ay tapnur kişi, tiriglik yava bolğa isiz başı Hasise hizmet etme, ey hizmet eden insan; yoksa, hayatın boş geçmiş olur ve kendin de kötü olursun. 
Öziŋe esirker saran öz neŋin, kişike kaçan berge ayğıl teŋin Hasîs kendi malını kendisinden esirger; nasıl olurda başkasının hakkını verir, söyle! 
Sözin kesti ay toldı çıktı turup, eviŋe yüz urdı sevinçlig bolup Ay-Toldı burada sözünü kesti, Halktı ve huzurdan çıktı; sevinç içinde evine yöneldi. 
Kıyıksız tapuğ kıldı anda naru, tüni yattı yatğakta kündüz örü O günden itibaren, gündüzleri oturmadan ve geceleri uyumadan, ona hizmette kusur etmedi. 
Hakikat tapındı bağırsaklıkın, ilig tuttı künde öziŋe yakın Doğruluk ve samimiyetle çalıştı; hükümdar da onu günden güne kendisine yaklaştırdı. 
Yeme keçti üdler bir ança bu yaŋ, bu ay toldı tapğun kızıl kıldı eŋ Böylece bir müddet geçti; Ay-Toldı hizmeti ile her keşi memnun etti. 
Aytoldı İligke Til Erdemin Söz Asığların Ayur Ay-Toldı Hükümdara Dilln Fazîletini Ve Sözün Faydalarını Söyler 
İlig bir kün ay toldını ündedi, orun berdi oldur teyü imledi Hükümdar bir gün Ay-Toldı'yı çağırdı; ona yer gösterdi ve oturması için işaret etti. 
Bu ay toldı oldurdı akru silig, közin yerke tikti bekütti tilig Ay-Toldı yavaşça ve edeple oturdu; gözlerini yere dikti, sesini çıkarmadı. 
İlig suali Aytoldıka HÜKÜMDARIN AY-TOLDI'YA SUÂLİ 
İlig aydı ay toldı sözle sözüg, nelük şük turur sen ne boldı özüŋ Hükümdar dedi : — Ay-Toldı, konuş; niçin susuyorsun, sana ne oldu? 
Aytoldı cevabı İligke AY-TOLDI'NIN HÜKÜMDARA CEVABI 
Bu ay toldı aydı ay begler begi, kulı beg yüzin körse yitrür ögi Ay-Toldı dedi : — Ey beylerin beyi, kul beyin yüzünü görünce, ne diyeceğini şaşırır. 
İlig yarlıkamaz negü sözleyin, ayıtmazda aşnu negü ötneyin Hükümdar ne "söyleyeceğimi henüz buyurmadı; sormadan, neyi arzedeyim. 
Biliglig sözin sen eşit özneme, ayıtmazda aşnu sözüg sözleme Bilgilinin sözünü dinle, itiraz etme; sana sorulmadan da söz söyleme. 
Kişig kim okısa kereklep tilep, olok sözlegü aşnu sözni ulap Birini kim, lüzum görerek, ister ve çağırırsa, söze de ilk önce o başlar. 
Ayıtmazda aşnu sözüg sözlese, köni sözledi kim ay yılkı tese Kendisine bir şey sorulmadan, söze başlayana biri "hayvan" derse, doğru söylemiş olur. 
Takı telve munduz kişi bu bilin, ayıtmadı beglerke açsa tilin Yine bil ki, kendisine bir şey sorulmadan, beylerin huzurunda konuşan adam da deli ve ahmaktır. 
Kızıl til kılur kısğa yaşlığ seni, esenlik tilese katığ ba anı Kırmızı dil senin ömrünü kısaltır; selâmet dilersen, onu sıkı tut. 
Negü ter eşitgil özin kısğan er, esen tirlür inçin özin basğan er Diline hâkim olan insan ne der, dinle; kendisine hâkim olan insan rahat ve huzur içinde yaşar. 
Kara baş yağısı kızıl tilturur, neçe baş yedi bu takı ma yeyür Kara başın düşmanı kırmızı dildir; o ne kadar baş yemiştir ve yine de yemektedir. 
Başıŋnı tilese tiliŋni küdez, tiliŋ tegme künde başıŋnı yanur Başını kurtarmak istersen, dilini gözet; dilin her gün senin başını tehdit eder. 
İlig cevabı Aytoldıka HÜKÜMDARIN AY-TOLDI'YA CEVABI 
İlig aydı uktum sözüŋni tükel, tirig sözlemese idi ök muhâl Hükümdar dedi : — Sözünü tamamen anladım, fakat yaşa yan birinin hiç konuşmaması imkânsızdır. 
Meger iki törlüg kişi ol bilin, birisi biligsiz birisi ağın Bil ki, ancak iki türlü insan konuşmaz : biri — bilgisiz, biri de — dilsiz. 
Ağın kendü berklig tili sözlemez, biligsiz tili ol sözin kizlemez Dilsizin dili konuşmaz, bilgisizin dili de sözünü saklayamaz. 
Biligsiz tili tutçı berklig kerek, biliglig kişi tilke erklig kerek Bilgisizin dili dâima kilitli olmalı ve bilgili insan da diline hâkim bulunmalıdır. 
Biliglig sözi yerke suv tegturur, akıtsa suvuğ yerde nimet önür Bilgilinin sözü toprak için su gibidir; su verilince, yerden nimet çıkar. 
Biliglig kişiniŋ savı eksümez, akığlı süzük yul suvı eksümez Bilgili insanın sözü eksilmez; akan duru pınarın suyu kesilmez. 
Öyük çim osuğluğ bolur bilgeler, çıkar suv kayuda adak tepseler Alimler sulak yerlere benzerler; nereye ayak vururlarsa, oradan su çıkar. 
Biligsiz kişi köŋli kum tegturur, ögüz kirse tolmaz ap ot yem önür Bilgisiz insanın gönlü kumsal gibidir; nehir aksa, dolmaz; orada ot ve yem bitmez. 
Aytoldı cevabı İligke AY-TOLDI'NIN HÜKÜMDARA CEVABI 
Yana aydı ay toldı ilig ukar, bu til yası tegse tiriglik tüker Ay-Toldı yine dedi : — Hükümdar bilir ki, bu dilin zararı insanın hayatına bile mal olur. 
Tirig bolsa yalŋuk kalı sözlemez, kerekligni sözler kişi kizlemez insan, yaşadığı müddetçe, söz söylemez olurmu; lâkin gerekeni söyler, saklamaz. 
Ayıtğu kerek söz kişi sözlese, ayıtmasa sözni katığ kizlese insanın konuşması için kendisine bir şey sorulmuş olmalı; sorulmadığı takdirde, ağzını açmamalıdır. 
Ayıtmaklık erkekturur ay ilig, cevâbı tişi ol yetürse bilig Ey hükümdar, iyice düşünürsen, sormak — erkektir; cevap vermekde — dişidir. 
Tişike bir erkek bolur kör eri, anıŋdın tuğar tuğsa iki urı Dişi için bir erkek koca olur; eğer doğarsa, bunlardan iki çocuk doğar. 
İlig suali Aytoldıka HÜKÜMDARIN AY-TOLDI'YA SUÂLİ 
İlig aydı uktum sözüg barça çın, ayıtğu sözüm bar takı bir adın Hükümdar:—Anladım —dedi—sözlerinin hepsi doğru; yine soracağım bir başka sözüm daha var. 
Bu til yasın aydıŋ eşittim anı, anıŋ asğı barmu ayu ber köni Dilin zararını söyledin, işittim; onun faydası varmı?, bunu da doğruca söyle. 
Bu til yasıŋa korksa emdi özüŋ, yatu kalğa barça asığlığ sözüg Şimdi sen sâaece dilin zararından korkar ve konuşmazsan, bütün faydalı sözlerin olduğu yerde kalır ve bir fayda temin etmez. 
Aytoldı cevabı İligke AY-TOLDI'NIN HÜKÜMDARA CEVABI 
Bu ay toldı aydı söz asğı telim, kalı sözleyü bilse uş bu tilim Ay-Toldı dedi : — Eğer bu dilim dönerse, söyleyeyim; sözün faydası çoktur. 
Yava söz biligsiz tilindin çıkar, biligsiz kişig bilge yılkı atar Boş söz bilgisizin ağzından çıkar; bilgisiz adama âlim hayvan der. 
Kara kılkı teŋsiz yava sözlegen, yava sözturur bu kara baş yegen Boş ve densiz konuşan — ayak takımıdır; onun başını yiyen de bu boş sözlerdir. 
Yava sözlese söz neçe yas kılur, eger sözleyü bilse asğı bolur Söz boş yere söylenirse, çok zarar getirir; söz yerinde söylenirse, faydalı olur. 
Kara karnı todsa kör ud teg yatur, yava sözke avnur özin semritür Avamın karnı doyarsa, bak, öküz gibi yatar; boş sözler ile avunur ve vücûdunu besler. 
Yese todsa yatsa bu yılkıturur, bu yılkı tedüküm bu kılkıturur Sâdece yiyen, doyan ve yatan — hayvandır; bu hayvan dediğim, onun tabiatidir. 
Biliglig kişiler et öz yavrıtur, bilig birle avnur cânın semritür Bilgili insanlar vücûtlarını yıpratırlar; bilgi ile avunurlar ve ruhlarını beslerler. 
Et öz ülgi barça boğuzdın kirür, bu cân ülgi çın söz kulaktın kirür Vücûdun nasibi hep ağızdan girer; ruhun nasibi ise, doğru sözdür ve kulaktan girer. 
Bilig belgüsi kör iki neŋturur, bu iki bile er kızıl eŋ urur Bak, bilginin iki alâmeti vardır; bu iki şey ile insan bahtiyar olur. 
Biri tilturur kör birisi boğuz, bu iki basa tutsa asğı ögüz Bunlardan biri dildir, biri boğazdır; insan bu ikisine hâkim olursa, çok fayda görür. 
Biliglig boğuz tilke erklig kerek, boğuz til küdezgen biliglig kerek Bilgilinin boğazına ve diline hâkim olması lâzımdır; boğazını ve dilini gözeten bilgililere ihtiyaç vardır. 
İlig suali Aytoldıka HÜKÜMDARIN AY-TOLDI'YA SUÂLİ 
İlig aydı uktum bu söz belgülüg, söz aslı neçe ol negü ol ülüg Hükümdar: —Anladım, bu böyledir—-dedi—sözün esâsı nedir ve söz kaç kısma ayrılır? 
Kayudın çıkar söz kayuka barır, munı ma ayu ber maŋa ay(ünlem) bilir Söz nereden çıkar ve nereye varır; ey bilgili, bana bunu da izah et. 
Neçe sözlemegü neçe sözlegü, negü ter biliglig ukuşluğ bügü Sözün ne kadarını söylemeli, ne kadarını. söylememeli; bilgili ve akıllı hakîm bu hususta ne der? 
Aytoldı cevabı İligke AY-TOLDI'NIN HÜKÜMDARA CEVABI 
Bu ay toldı aydı söz ornı sır ol, söz ülgi on ol sözlegüsi bir ol Ay-Toldı cevap verdi : — Sözün yeri sırdır; söz ondur, fakat biri söylenmelidir. 
Biri sözlegü ol tokuzı tıdığ, tıdığ söz tüpi aslı barça yıdığ Biri söylenebilir, dokuzunun söylenmesi yasaktır; yasak sözler aslında esâsında hep fenadır. 
İlig suali Aytoldıka HÜKÜMDARIN AY-TOLDI'YA SUÂLİ 
Yana aydı ilig söz asğı neçe, yası ma neçe ol maŋa ay aça Hükümdar tekrar dedi: — Sözün ne kadar faydası ve ne kadar zararı vardır; bana izah et. 
Aytoldı cevabı İligke AY-TOLDI'NIN HÜKÜMDARA CEVABI 
Bu ay toldı aydı söz asğı uluğ, yerinçe tüşürse bedütür kuluğ Ay-Toldı dedi : — Sözün faydası büyüktür; söz yerinde kullanılırsa, kulu yükseltir. 
Söz asğı bile kör yağız yerdeki, yaşıl kökke yoklar bolur tördeki Söz sayesinde kara yerdeki mavi göğe yükselir ve baş-köşeye geçenlerden olur. 
Kalı sözleyü bilmese til sözüg, yaşıl kökte erse kör endrür özüŋ Eğer dil söz söylemesini bilmezse, mavi gökte olanı yere indirir. 
İlig suali Aytoldıka HÜKÜMDARIN AY-TOLDI'YA SUÂLİ 
Yana aydı söznüŋ üküşi neçe, azı ma neçe ol maŋa ay aça Hükümdar yine dedi : — Söz ne zaman çok ve ne zaman az addedilir; bunu da bana izah et. 
Aytoldı cevabı İligke AY-TOLDI'NIN HÜKÜMDARA CEVABI 
Bu ay toldı aydı üküş söz ol ol, ayıtmadı sözlep irikse köŋül Ay-Toldı dedi:—Fazla söz, sormadan söylenip, insanı usandıran sözdür. 
Bu az söz ol ol kim ayıtmışka öz, cevâb berse sözke yanut kılsa söz Az söz ise, sorulduğu zaman söylenen ve bir ihtiyâcı karşılayan sözdür. 
Muŋar meŋzetü aydı şâir sözin, tilin söz bile tüzdi açtı yüzin Dilini güzel sözle süsleyen ve onun yüzünü açan şâir bu vadide şöyle bir söz söylemiştir: 
Sözüg yakşı sözle idi saknu öz, ayıttukta sözle yana terkin üz Sözü güzel ve iyice düşünerek söyle; ancak sorulduğu zaman söyle ve kısa kes. 
Üküş söz eşitgil telim sözleme, ukuş birle sözle bilig birle tüz Çok dinle, fakat az konuş; sözü akıl ile söyle ve bilgi ile süsle. 
İlig suali Aytoldıka HÜKÜMDARIN AY-TOLDI'YA SUÂLİ 
İlig aydı uktum bu sözni yeme, takı bir sözüm bar sen ay kizleme Hükümdar dedi:— Bu sözü de anladım; bir suâlim daha var, onu da saklama, söyle. 
Kimiŋdin eşitgü kerek söz çını, sözüg kimke ayğu maŋa ay munı Sözün doğrusunu kimden dinlemeli ve sözü kime söylemeli; bunu bana anlat. 
Aytoldı cevabı İligke AY-TOLDI'NIN HÜKÜMDARA CEVABI 
Bu ay toldı aydı sözüg bilgedin, eşitgü biligsizke aysa kedin Ay-Toldı dedi:—Sözü bilenden dinlemeliye sonra bilmeyene söylemelidir. 
Uluğdın eşitgü kereklig sözüg, kiçigke ayu bergü tutsa özüŋ Lüzumlu sözü büyüklerden dinlemeli ve ona göre hareket etmeleri için, küçüklere söylemelidir. 
Üküş tıŋlağu söz birer sözlegü, maŋa mundağ aydı biliglig bügü Çok dinlemeli, fakat sözü birer-birer söylemeli; bilgili hakîm bana böyle dedi. 
Üküş sözleyü bilge bolmaz kişi, üküş eştü bilge bulur tör başı Çok söylemekle insan âlim olmaz; çok dinlemekle âlim baş-köşeyi bulur. 
Ağın bolsa yalŋuk bilir hem bilig, tuŋu bolsa tegmez biligke elig insan, dilsiz de olsa, bilgili olabilir; fakat sağır olursa, bilgiyi elde edemez. 
İlig suali Aytoldıka HÜKÜMDARIN AY-TOLDI'YA SUÂLİ 
Yana aydı ilig ukuldı bu söz, takı bir sözüm bar anı aysun öz Hükümdar tekrar dedi:—Bu da anlaşıldı; bir suâlim daha var, onu da sorayım. 
Tilig şükmü tutğu azu sözlese, sözüg açsamu yeg azu kizlese Dili susturmalımı, yoksa söyletmelimi; sözü açmakmı daha iyi, yoksa saklamak mı? 
Aytoldı cevabı İligke AY-TOLDI'NIN HÜKÜMDARA CEVABI 
Bu ay toldı aydı eşitsü ilig, tilin sözlemese kalur bu bilig Ay-Toldı dedi : — Hükümdara arzedeyim; dil ile söylenmezse, bilgi öylece kalır. 
Tilig sökse bolmaz telim öggüsi, sözüg öggüsi bar yeme sökgüsi Dile yalnız söğmek olmaz, öğülecek tarafı da çoktur; sözün de öğülecek ve söğülecek tarafları vardır. 
Kamuğ teprenigli bu sansız kalın, tanukluk berür bir bayatığ tilin Bütün canlılar, bütün bu sayısız mevcudat Tanrının birliğine dil ile şehâdet getirir. 
Törütti tümen miŋ halâyıklarığ, tili birle teŋrig ögerler arığ Tanrı yüz binlerce mahlûku yarattı; onların hepsi Tanrıyı dilleri ile öğerler. 
Et özlüg kişike kereki bu ol, birisi tilin söz birisi köŋül Vücût sahibi insana lâzım olan şeylerden biri — dil ve söz, biri de — gönüldür. 
Köŋül til törütti köni söz üçün, sözi egri bolsa küyer ol küçün Tanrı gönülü ve dili doğru söz için yarattı; sözü eğri olanları zorla âteşe atarlar. 
Köni sözlese söz kör asğı üküş, kalı sözlese egri barça söküş Söz doğru söylenirse, faydası çoktur; eğri söz dâima mezmûmdur. 
Köni sözler erse tiliŋ tepresü, sözüg egri erse özüŋ kizlesü Doğru söyleyecekse, dilin kımıldasın; sözün eğri ise, onu saklamalısın. 
Tilin sözlemese ağın ter kişi, üküş sözlese atı yaŋşak başı Konuşmayan kimseye dilsiz derler; çok söyleyenin adı ise, gevezebaşıdır. 
Kişide uçuzı kişi yaŋşakı, kişide ağırı kişi ol akı insanların itibarsızı geveze olanıdır; insanların itibarlısı cömert olanıdır. 
Bu sözler eşitti sevindi elig, közin kökke tikti kötürdi elig Hükümdar bu sözleri işitti ve sevindi; gözlerini göğe dikti, elini kaldırdı. 
Bayatka şükür kıldı ögdi üküş, ayur ay idim sen bağırsak küsüş Tanrıya şükür etti, onu çok öğdü ve dedi:— Ey rabbim, sen merhametli ve azizsin. 
Kamuğ edgülük tegdi sendin maŋa, tapuğsuz kuluŋmen yazukluğ saŋa Bana bütün iyilik senden geldi; ben senin günahkâr ve kusurlu bir kulunum. 
Tilekimni berdiŋ kamuğ ârzûlar, erej dünyâ devlet üküş edgüler Huzur, dünya, devlet ve her türlü iyilikleri, hâsılı bütün dileklerimi verdin. 
Bu şükruğ negü teg ötey öz özün, munıŋ şükrı sen kıl saŋa ay tüzün Bu ihsanlara şükürden ben âcizim; ey asıl, bunun şükürünü sana karşı yine sen edâ et. 
Sözin kesti açtı ağı kaznakı, üledi öküç neŋ çığaylar hakı Sözlerini burada kesti, hazinelerini açtı; fakir-fukaraya çok mal dağıttı. 
Ağırladı ilig bu ay toldını, açığ berdi elgin tilin ögdini Hükümdar Ay-Toldı'yı taltif etti; ona karşı dili ile medihte ve eli ile ihsanda bulundu. 
Vezirlık aŋar berdi tamğa ayağ, tuğı kövrügi birle berdi kuyağ Ona vezirlik, unvan ve mührü ile tuğ, davul ve zırh verdi. 
Kamuğ elke kıldı kör elgi uzun, boyun egdi düşmân kiterdi özün Bütün memleket üzerinde ona nüfuz verdi; düşmanı boynunu büküp, ordadan kayboldu. 
Bu ay toldı süzdi kamuğ iş küdüg, küvenç kıldı özke bu bulmış üdüg Ay-Toldı bütün işleri yoluna koydu; bu ikbâl devresinden istifâde ederek, bir çok işler yaptı. 
Bayudı bodun hem itildi eli, iligke duâ kıldı bodnı tili Halk zenginleşti ve memleket nizâma girdi; halk hükümdara dualar etti. 
Kutuldı bodun kitti emgekleri, kozı birle katlıp yorıdı böri Halk kurtuldu ve zahmet denilen şey ortadan kalktı; kuzu ile kurt birlikte yaşamağa başladı. 
İtildi eli hem tüzüldi törü, ilig devleti boldı künde örü Memleketi tanzim edildi, idaresi düzeldi; hükümdarın saadeti günden-güne arttı. 
Yorıdı bir ança bu yaŋlığ kutun, tüzüldi eli bodnı barça bütün Bir müddet böyle huzur ve âsâyiş içinde geçti; halkın ve memleketin her işi yoluna girdi. 
Telim arttı ilde yaŋı kend uluş, ilig kaznakı toldı altun kümüş Memlekette yeni şehir ve kasabalar çoğaldı; hükümdarın hazinesi altın ve gümüş ile doldu. 
Sevindi ilig inçke tegdi özi, ajunda yadıldı kör atı sözi Hükümdar rahat etti ve huzura kavuştu; şöhreti ve nüfuzu dünyaya yayıldı. 
Kut Kıvılkın Devlet İrsellikin Ayur Saadetin Devamsızlığını Ve İkbâlin Dönekliğini Söyler 
Tükel buldı ay toldı ârzû tilek, kıvı kut karıp yıktı arka yölek Ay-Toldı arzu ve dileğini tam elde ettiği zamanda, süreksiz saadet ihtiyarladı; ona arka ve destek olan şeyleri birer-birer yıktı. 
Yeme yakşı aymış biliglig bügü, tükel bolsa nimet bulumaz yegü Bilgili hakîm de buna uygun bir söz söylemiştir : —Nimet tam olunca, insan yiyecek bir şey bulamaz. 
Takı munda yegrek bilig sözlemiş, tükel bolsa nimet tüker yaş temiş Yine bu hususta bilgilinin daha iyi bir sözü vardır : — Nimet tam olursa, insanın ömrü tükenir — der. 
İdi yakşı aymış biliglig sözi, bu bilge sözi ol biligsiz közi Bilgili çok iyi bir söz söylemiş; âlimin sözü, bilgisiz için, göz olur. 
Enigli ağar ol ağığlı ener, yaruğlı tunar ol yorığlı tınar inen yükselir, yükselen iner; parlayan söner ve yürüyen durur. 
Ne kim işler erse tükelin küder, tükegli tükese enişke yanar Her şey kendi kemâlini bekler; tam kemâle erişince, tekrar zevale başlar. 
Bu ay toldı buldı tilekin tükel, tüketti tiriglig turu kaldı mâl Bu Ay-Toldı her isteğine kavuştu; ömrünü tamamladı, malı-mülkü kaldı. 
Yana irlü kirdi bu tolmış ayı, kadır kışka yandı yarumış yayı Dolun ayı tekrar küçülmeğe başladı; parlak yazı sert kışa döndü. 
Yaraşık tadular karıştı için, küçendi biri tuttı bastı üçin Ahenk içinde bulunan unsurlar arasında fesat.baş gösterdi; biri tahakküm etti, diğerlerini bastırdı. 
Tadu tegşürüldi aşı boldı yeg, ağır boldı köŋli katığ tuttı ig Unsurların durumu değişti; yiyeceği çiğ geldi, gönülünü bir sıkıntı kapladı ve ağır bir hastalığa tutuldu. 
Tadu artadı kör küçi eksüdi, kağıl teg köni bod egildi kodı Unsurlar bozuldu, kuvveti azaldı; dik vücûdu, yaş söğüt dalı gibi, büküldü. 
Tutup çaldı yerke ağır ig kelip, töşekke kirip yattı muŋluğ ulıp Ağır hastalık geldi; onu tutup, yere vurdu; acılar içinde inleyerek, yatağa düştü. 
Otaçı tirildi tamur kördiler, ol ig kem ne ermiş ayu berdiler Etrafına tabipler toplandı, nabzına baktılar; bu hastalık ve rahatsızlığın ne olduğu hakkında fikirlerini söylediler. 
Kayu aydı kan tutmış emdi munı, aça bergü ekhel akıtğu kanı Biri:—Şimdi bunu kan tutmuş, damarını açmak ve kan akıtmak lâzımdır — dedi. 
Kayu aydı ötrüm içürgü kerek, özi katmış emdi boşutğu kerek Biri:— Müshil içirmeli; kabız olmuş, şimdi onu boşaltmak gerek — dedi. 
Kayusı soğık itti kattı cülâb, kayu kıldı berdi kereklig şerâb Biri şerbet hazırladı ve gül-suyu kattı; biri lüzumlu gördüğü bir içki yapıp verdi. 
Ot em kalmadı kör neçe kıldılar, yaraşık ne erse anı berdiler Yapmadıkları tedavi, vermedikleri ilâç kalmadı; faydalı gördükleri her şeyi verdiler. 
Asığ kılmadı künde arttı igi, koradı küçi künde yetti ögi Fakat hiç bir fayda etmedi; hastalığı günden-güne arttı, kuvveti günden-güne azaldı ve gittikçe şuurunu kaybetti. 
Negü ter eşitgil sakınuk kişi, sakınuk kişi ol kişiler başı Takva sahibi insan ne der, dinle; takva sahibi olanlar, dâima ileri gelen insanlardır. 
Kerek kat şelişe kerek tiryâk et, kerek matrıdus kat ya çurnı ögit ister selise kat, ister tiryak yap; ister matrıdus karıştır, ister müshil ver. 
Kerek tut otaçı kerek erse kam, ölüglike hergiz asığ kılmaz em İster tabip getir, ister kam; ölmekte olana hiç bir ilâç fayda vermez. 
Osal bolmağıl ay tirig boldaçı, tirig bolduŋ erse özüŋ öldeçi Ey hayatta olan, gafil olma; bugün dirisin, fakat bir gün muhakkak öleceksin. 
Bu ay toldı hâlin eşitti ilig, ölüm tutğakı ig tegürmiş elig Hükümdar Ay-Toldı'nın hâlini işitti; ölümün öncüsü olan hastalık onu eline geçirmişti. 
İlig aytu keldi bu ay toldını, kelip kördi ilig yatur hâlini Hâlini sormak için, hükümdar Ay-Toldı'ya geldi; onun yataktaki hâlini gördü. 
İlig suali Aytoldıka HÜKÜMDARIN AY-TOLDI'YA SUÂLİ 
Ayıttı ilig emdi köŋlüŋ neteg, negü ol igiŋ emdi udkuŋ neteg Hükümdar sordu : — Nasılsın, bu hastalığın nedir; uykun nasıl ? 
Aytoldı cevabı İligke AY-TOLDI'NIN HÜKÜMDARA CEVABI 
Bu ay toldı aydı ay ilig kutı, meni tuttı ol ig aŋar yok otı Ay-Toldı : — Ey devletli hükümdar — dedi — beni devası olmayan bir hastalık yakaladı. 
Tolu erdi ayım irildi tolu, talu erdi kılkım barır bu talu Ayım dolun ay idi, küçüldü; güzel bir şekil ve şemâyilim vardı, o güzellik şimdi elden gidiyor. 
Sevinçin tuğar erdi toğmış künüm, künüm batğalır teg yarumaz tünüm Güneşim sevinç içinde doğardı, şimdi batmak üzeredir; gecem artık aydınlanmayacak. 
Küvençlik tiriglik kötürdi özin, yayığ dünyâ mendin evürdi yüzin Güvendiğim hayat ortadan kayboldu, kararsız dünya benden yüzünü çevirdi. 
Sevinç ârzû nimet turu kalğalır, sakınç kadğu mihnet maŋa kelgelir Sevinç, arzu ve nimetleri geride bırakıp, endişe, kaygı ve mihnetlere doğru gitmek üzereyim. 
Munu adrılurmen seniŋdin bu kün, ulıyu barırmen ökünçün muŋun işte bugün senden ayrılıyorum; peşimanlıkla ve ıstırapla inleyerek, gidiyorum. 
Negü ter eşitgil bügü el begi, bodun başlağuçı kişide yegi Halkın başında bulunan ve insanların iyisi olan, hakîm il beyi ne der, dinle. 
Ne edgü neŋ erdi bu devlet kelip, yana barmaz erse tilekçe yelip Gelen devlet insanların istedikleri gibi hareket etse ve tekrar geçip gitmese idi, ne iyi olurdu. 
Ne yakşı neŋ erdi bu beglik işi, ölüm tutmaz erse yorısa kişi Ölüm olmasa ve insan baki kalsa idi, beylik ne güzel bir şey olurdu. 
Ne körklüg kün erdi yegitlik küni, karılık yok erse yorısa köni insan ihtiyarlamayıp dâima aynı kalsa idi, bu gençlik günleri ne hoş olurdu. 
İlig cevabı Aytoldıka HÜKÜMDARIN AY-TOLDI'YA CEVABI 
İlig aydı ay toldı kodğıl bu söz, bu söz sözlemegil ayâ köŋli tüz Hükümdar : — Ay-Toldı, bu sözleri bırak — dedi— ey temiz kalpli, böyle sözler söyleme. 
Kişi barça igler kör edgü bolur, saŋa yalŋuz ermez bu ig ay unur Her kes hastalanır, bakarsın, tekrar iyileşir; ey kudretli insan, bu hastalık yalnız senin için değildir. 
Nelük tilde körksüz yorır bu sözüg, nelük köŋlüŋi artatur sen özüŋ Niçin böyle nahoş şeyler söylüyorsun; niçin böyle maneviyâtını bozuyorsun. 
Saŋa emdi avnıp yorır erdi öz, maŋa titgü teg sen adın boldı söz Ben hayatımda seninle teselli buluyordum, şimdi sözün değişti; bu sözlerin bana üzüntü veriyor. 
Bayat edgü kılğay bu söz sözleme, tügün urma otun meniŋ köŋlüme inşallah Tanrı seni iyi edecektir; böyle sözler ile yüreğimi dağlama. 
Aytoldı cevabı İligke AY-TOLDI'NIN HÜKÜMDARA CEVABI 
Bu ay toldı aydı ay ilig kutı, bu igke emi yok tileme otı Ay-Toldı dedi:—Ey devletli hükümdar, bu hastalığa deva yoktur, ilâcını arama. 
Kayu kim tuğar erse ölgü kerek, kayu neŋ ağar erse ilgü kerek Doğan her kes ölmeğe, yükselen her şey düşmeğe mahkûmdur. 
Ağışka eniş ol edizke batığ, sevinçke sakınç ol açığka tatığ Her yokuşun bir inişi, her tepenin bir çukuru, her sevincin bir kederi ve her acıya karşı bir lezzet vardır. 
Yana ma saŋa aydım uş bu sözüm, kılınçım yayığ tep ne irsel özüm Benim dönek huylu ve kararsız olduğumu ben sana vaktiyle söylemiştim. 
Meniŋ kılkımı aydım erdi saŋa, köŋül bamağu erdiŋ emdi maŋa Bununla da sana kendi mâhiyetimi anlatmıştım; bana gönül bağlamamalı idin. 
Barırmen muŋar sen sizik tutmağıl, toğuğlı kim ölmez tese bütmegil Ben gidiyorum, sen bundan hiç şüphe etme; doğan bir kimsenin ölmeyeceğini söylerlerse, inanma. 
İnançsız teme emdi sökme meni, ınanç kılmağa dünyâ kodğa seni Sana güvenilmez —diye, şimdi bana söğme; dünyaya da güvenme, o da seni bırakacaktır. 
Cefâ kıldı tep sen ilenme maŋa, meniŋde cefâçı bu dünyâ saŋa Cefa etti— diye, sen beni ayıplama; sana benden daha çok cefa eden bu dünyadır. 
Usanma ölür sen meniŋde basa, ınanma bu dünyâka bütme usba Gafil olma, benden sonra sen de öleceksin, bu dünyaya inanma, elinden gelirse, ona güvenme. 
Ağırladıŋ erdi tapuğsuz meni, tapuğ yetrümedim ay ilig kanbı Ey sultanım, sana daha hizmet etmeden, sen beni ağırlamıştın; fakat ben bu hizmeti nerede yerine getirebildım. 
Tilek ârzûn ermez meniŋ ölmekim, bu kün bolmış ermez kelip barmakım Benim ölümüm kendi isteğim ile değildir; gelip-gıtme bugün olan bir şey değildir. 
Üzelü barırmen öz erksiz bolup, kutulğu yerim yok tiriglik bulup Ben, elimde olmayarak ve istemeyerek, gidiyorum; çünkü ölümden kaçıp-sığınacak bir yerim yoktur. 
Yok erdim törütti igidti meni, kiçig oğlan erdim bedütti meni Yok idim, Tanrı beni yarattı ve yetiştirdi; küçük çocuk idim, o beni büyüttü. 
Yalıŋ yüzlüg erdim bütürdi sakal, kara kuzğun erdim kuğu kıldı çal Tüysüz idim, sakal bitirdi; kuzgun gibi kara idim, kuğu gibi beyaz yaptı. 
Bodum erdi ok teg egildi bodum, tiriglik tükedi yetildi üdüm Boyum ok gibi idi, büküldü; ömür tükendi, vaktim geldi. 
Yine yakşı aymış bügü bilgi keŋ, eşitgil munı sen ayâ kızğu eŋ Bilgisi geniş hakîm yine iyi söylemiş; ey mes'ûd insan, sen bunu dinle. 
Kayu başka kirse kuğu kırtışı, kuğu teg ürüŋ kılğu köŋlin kişi Artık başında kuğu rengi beliren insan gayret etmelidir ki, gönülü de kuğu gibi ak olsun. 
Kimiŋ egri bolsa köni tal bodı, köni kılğu köŋlin yetildi üdi Kimin düz fidan gibi boyu bükülürse, artık onun gönülünü doğrultma vakti gelmiştir. 
Ürüŋ boldı erse kara saç sakal, anunğu busuğçı ölümke tükel Kara saç ve sakal ağarınca pusuda yatan ölüme iyice hazırlanmak lâzımdır. 
Muŋar meŋzetü aydı şâir bu söz, eşitgil munı sen ayâ edgü öz Şâir buna benzer bir söz söylemiştir; ey iyi insan, sen bunu dinle. 
Kara saç ürüŋi ölümdin yumuş, kılur ol tirigke tiriglik küsüş Kara saçın ağarması ölümün işaretidir; o yaşayana hayatın kıymetini arttırır. 
Tü nimet yediŋ me tiriglik yediŋ, ölüm yer seni sen usanma üküş Çok nimete nail oldun ve hayatı tattın; unutma ki, yakında seni de ölüm yiyecektir. 
İlig cevabı Aytoldıka HÜKÜMDARIN AY-TOLDI'YA CEVABI 
İlig aydı ay toldı ivme serin, ig ol bu yazuklarka yulğı yarın Hükümdar dedi:—Ey Ay-Toldı, acele etme, sabırlı ol; hastalık yarın günahların kefareti olacaktır. 
Ölür erdi erse kamuğ iglegen, kişi kalmağay erdi rûzi yegen Bütün hasta olanlar ökelerdi, dünyada rızık yiyecek insan kalmazdı. 
Bayat edgü kılğay bu igdin seni, köŋülüŋ çökürme sen inç yat köni Tanrı bu hastalıktan seni kurtaracaktır; gönlünü çökertme, müsterih ol. 
Duâ kıldı ilig kör açtı tilig, şifâ koldı rabdın kötürdi elig Hükümdar duâ etti; elini kaldırarak, Tanrıdan şifâ diledi. 
Turup çıktı andın sakınçın tügük, kelip karşıka kirdi köŋli tüşük Hükümdar kaygı ve üzüntü ile kalkıp, oradan çıktı; üzgün-üzgün dönüp, saraya girdi. 
Çığayka üledi üküş neŋ tavar, asığ kılğamu tep sakındı aŋar Belki ona faydası olur — diye düşündü ve fakirlere sadaka olarak, çok eşya ve mal dağıttı. 
Asığ kıldı erse ölümke kümüş, kümüş kılğay erdi er özke yuluş Ölüme karşı gümüş fayda etse idi, insan gümüşü kendisine fidye yapardı. 
Ölümke yuluş kıldı erse kişi, yulup ölmegey erdi elçi başı insan ölüme karşı fidye verebilse idi, hükümdarlar fidye verir ve ölümden kurtulurlardı. 
Bu ay toldınıŋ kör igi ağrudı, umınçsız bolup cândın elgin yudı Ay-Toldı'nın hastalığı ağırlaştı ve ümidini keserek, canından elini yudu. 
Ökündi ayur ay tiriglik isiz, yavalıkka ıdtım isiz körk bediz Peşiman oldu ve:— Ey hayat, ey güzellik, ne yazık ki, sizi boşuna harcadım — dedi — 
Tiriglik keçürdüm osallık bile, yegitlikni ıdtım yavalık bile ömrümü gafletle geçirdim, gençliğimi boşu-boşuna sarfettım. 
Küremiş kürek erdi uş bu özüm, ecel tuttı eltür ne asğı sözüm Ben hayata kaçmış bir kaçak idim; şimdi ecel beni yakaladı ve geri gönderiyor; sözün ne faydası var. 
Ajun mâlı terdi özüm suklukun, kalır neŋ barırmen bu kün yoklukun Aç gözlüllük ile dünya malını topladım; mal kalıyor, ben ise, bugün her şeyi bırakıp, yokluk içinde gidiyorum. 
Elig til uzun kıldım erdi üküş, ölüm keldi tuttı tınım kıstı uş Çok defa başkalarına elimi ve dilimi uzattım; işte ölüm geldi, yakaladı ve nefesimi kesti. 
Bu yaŋlığ ökündi üküş yığladı, ökünçi ölümke asığ kılmadı Böylece çok nedamet getirdi ve çok ağladı; fakat peşımanlığı ölüm karşısında fayda etmedi. 
Ne muŋluğturur bu apa oğlanı, tilek teg bulumaz tiriglik küni Bu insan oğlu ne kadar âcizdir; ömrünü dilediği gibi geçiremez. 
Tilek bulsa bolmaz tiriglik yegü, tirig bolsa bulmaz tilek ay bügü însan dileğine kavuşsa, yaşamasını bilmez; yaşasa da, dileğine kavuşamaz, ey hakîm. 
Az edgüke tegse unıtur özin, yaşıl kökte üstün yorıtur sözin Bir ara rahata kavuşsa, kendisini unutur; emrinin mâvî göklerin üstünde hüküm sürdüğünü zanneder. 
Ağırlıkka tegse küvez kür bolur, ölüm tutsa odlur ökünçün ölür Bir az itibar kazanırsa, mağrur ve kabadayı olur; ölüm yakaladığı zaman da, süklüm-püklüm onun arkasından gider ve peşimanlık içinde ölür. 
Yese todsa kılkı bolur buğrağu, kalı karnı açsa bilip yer ağu Yiyip, karnı doydumu, deve aygırı kesilir; eğer karnı acıkırsa, bile-bile zehir yer. 
Sakınçka sızar kör erejke irer, severin bulur bulsa terkin yirer Kederden zayıflar, rahattan usanır; sevdiğini bulur, bulunca, çabuk yerer. 
Ökündi bu ay toldı tındı uluğ, ayurmen yitürdüm könilik yoluğ Bu Ay-Toldı da peşiman oldu, uzun müddet sustu; sonra şöyle dedi: — Ben doğru yolu kaybetmişim. 
Nelük tirdim erdi bu altun kümüş, nelük kılmadım men çığayka ülüş Niçin bu altın-gümüşü topladım, niçin bunları yoksullara dağıtmadım. 
Nelük kodtum erki bu edgü işig, nelük söktüm erki yazuksuz kişig Ah, sanki niçin bu iyi işi bıraktım; sanki niçin bu günahsız insanlara kötü sözler söyledim. 
Burun ıdğum erdi kamuğ edgülüg, asığ kılğay erdi yarın belgülüg Bütün iyiliklerimi önceden göndermeli idim; bunlar bana yarın muhakkak faydalı olurdu. 
Negü asğı bar bu ökünçüm bu kün, ölüm tuttı kesti bu söz birle ün Bugün bu peşimanlığımın ne faydası var; ölüm yakaladı, sözümü ve sesimi kesti. 
Negü ter eşitgil yiti közlüg er, kişike bağırsak köni sözlüg er Bak, keskin gözlü, doğru sözlü ve merhametli insan ne der. 
Tüzü tın tokırka ölüm bir kapuğ, kirür bu kapuğka yorığlı kamuğ Bütün canlılar için ölüm bir kapıdır; yürüyenlerin hepsi bu kapıdan geçer. 
Negü ol tiriglik negü ol ölüm, kayudın kelirmen kayuka yolum Hayat nedir, ölüm nedir; nereden geliyorum, nereye gidiyorum? 
Nelük toğdum erki yana ölgeli, nelük küldüm erki sığıt körgeli Ölecek olduktan sonra, sanki niye doğdum; ağlayacak olduktan sonra, sanki niye güldüm. 
Ajunda ölümdin katığrak kayu, toğuğlı kişi öldi mundağ ayu Dünyada ölümden daha güç ne var ! — Her doğan insan böyle diyerek ölür. 
Muŋar meŋzetü aydı şâir sözi, munıŋ manisi uksa açlur közi Şâir buna benzer bir söz söylemiştir; bunun mânasını anlayan kimsenin gözü açılır. 
Negü bar ajunda ölümdin katığ, ölümüg sakınsa kiter miŋ tatığ Dünyada ölümden daha ağır ne var; ölümü düşünürsen, bütün zevkler kaybolur, gider. 
Ölüm bir teŋiz ol uçı yok tüpi, baka körse yetrü tüpi yok batığ ölüm uçsuz-bucaksız bir denizdir; iyice dikkat edersen, dipsiz bir çukurdur. 
Ölümni biligli usansa özün, ölüm tutsa asğı bulunmaz sözün Ölümü bilen onu bilmezlikten gelirse, ölüm yakalayınca, bunu söylemekten bir fayda çıkmaz. 
Erejlerke avnıp osal bolğuçı, ölüm tutsa odlur yetilmez küçi Dünya zevkleri ile oyalanarak, gaflet edenler, ölüm yakalayınca, uyanırlar; fakat artık ellerinden bir şey gelmez. 
Üküş neŋke todmaz közi suk kişi, ecel tutsa öknür itümez işi Çok mal aç gözlüyü doyurmaz; ecel gelince, peşiman olur, fakat artık işini yoluna koyamaz. 
Yayığ kutka avnıp küvenür kür er, yağız yer katında yürekin yerer Mağrur insan dönek devletle avunarak, ona güvenir; fakat kara toprak altında peşimanlıkla yüreğini parçalar. 
Sevinçlerke avnıp üküş külgüçi, sığıtka anuŋu ayâ ölgüçi Ey fâni insan, dâima sevinç içinde avunup-gülen kimseler ağlamalara hazır olmalıdırlar. 
Negü ter eşitgil ukuşluğ bilir, bu söz işke tutsa kör asğı alır Akıllı ve bilgili insan ne der, dinle; buna göre hareket edenler bundan istifâde ederler. 
Yarınlık orun edgü kolsa özün, isiz kılmasunı bu iki ajun Kim âhiretini mâmur etmek isterse, her iki dünyayı harap etmesin. 
İsiz kılmağıl sen ay kılkı tüzün, bu kün edgü kılğıl kılınçın sözün Ey yumuşak huylu insan, kötülük etme; hem hareketin, hem de sözün ile bugün iyilik et. 
Bu ay toldı öknüp üküş yığladı, ökünçi bu yerde asığ kılmadı Ay-Toldı peşiman olup, çok ağladı, fakat bu hâlinde peşimanlığı fayda etmedi. 
Çığayka üledi kör altun kümüş, kadaşlarka kıldı kumaru üküş Fakirlere altın-gümüş dağıttı; akrabalarına çok öğüt ve nasihatlerde bulundu. 
Közin kökke tikti ayur ay idim, seniŋde adın men idi bilmedim Gözünü göğe dikti ve : — Ey rabbim, ben senden başka bir tanrı tanımadım — dedi — 
Törüttüŋ igidtiŋ bedüttüŋ meni, seniŋ fazlıŋ erdi bilirmen munı Yarattın, yetiştirdin ve beni büyüttün; biliyorum ki, bu senin fazıl ve keremin ile oldu. 
Saŋa tapnur erdi meniŋ bu özüm, munukı ecel tuttı kesti sözüm Ben sana bütün bu varlığım ile tapınıyordum; işte ecel geldi, sözümü kesti. 
Kutulğu yerim yok yetürdüm bilig, seniŋ rahmetiŋ tutsu emdi elig Sığınacak yerim yok, artık bir şey bilmiyorum; senin rahmetin benim yardımcım olsun. 
Otunluk bile kıldım isiz üküş, tüzünlük bile sen keçür ay küsüş Küstahlıkla bir çok kötülükler yaptım; ey aziz olan rabbim, sen beni rahmet ve şefkatin ile af ve mağfiret et. 
Yavalıkta keçti tiriglik isiz, süre ıdtım üd kün bu beglik isiz Hayatım, yazık ki, beyhude geçti; vaktimi ve beylik zamanımı, yazık ki, boşuna harcadım. 
Sözin kesti ança sakındı turup, akıttı közün yaş kör oğlın körüp Sözünü kesti ve bir müddet durup, düşündü; fakat oğlunu görünce, tekrar gözünü yaş bürüdü. 
Aytoldı Oğlı Öğdülmişke Pend Bermişin Ayur Ay-Toldı'nın Oğlu Öğdülmiş'e Nasihat Verdiğini Söyler 
Bir ök oğlı erdi bu ay toldınıŋ, kiçig erdi yaşı uş ol oğlınıŋ Bu Ay-Toldı'nın bir tek oğlu vardı bu çocuğun yaşı henüz küçük idi. 
Atı erdi ögdülmiş aslı arığ, yüzi körklüg erdi me kılkı arığ Adı Ögdilmiş idi; soyu temiz, yüzü güzel ve huyu iyi idi. 
Okıdı bu oğlın öziŋe yakın, tutup kuçtı közde akıttı akın Oğlunu yanına çağırdı; tutup kucakladı ve gözünden sel gibi yaş akıttı. 
Ayur emdi oğlum barırmen munu, saŋa kaldı ornum barı neŋ unu işte, oğlum—dedi—şimdi ben gidiyorum; bak, evim-barkım, malım-mülküm sana kalıyor. 
Sen erdiŋ maŋa köz yarukı tükel, barırmen seniŋdin esen edgü kal Sen benim gözümün nuru idin, şimdi senden ayrılıyorum, sen sağ ve esen kal. 
Yeme yakşı aymış bu türk buyrukı, körür köz yarukı oğul kız okı Bir türk veziri de çok güzel söylemiş:— Oğul-kız, hakikatte, gören gözün nurudur — demiştir. 
Oğul kız sakınçı bu tüpsüz teŋiz, oğul kız sarığ kıldı kızğu meŋiz Oğul-kız derdi dipsiz bir denizdir; oğul-kız al yanağı soldurur. 
Kimiŋ boldı erse oğul kız kisi, negü teg kelir ol kişiniŋ usı Bir kimsenin karısı ve oğlu-kızı varsa, o adam nasıl rahat uyuyabilir. 
Oğul kızda ötrü ata yer etin, oğul kız atamaz atası atın Oğul-kızdan dolayı baba dâima eziyet çeker; fakat oğul-kız babasının adını dahi anmaz. 
Bu ay toldı aydı eşit ay oğul, sözümni unıtma maŋa tut köŋül Ay-Toldı dedi :— Ey oğul, sözümü unutma, bunu can kulağı ile dinle. 
Meni kör ata erdim emdi saŋa, atım erdi ay toldı bak kör maŋa Dikkat et, ben senin baban idim, adım Ay-Toldı idi; şimdi hâlime bak. 
Tirigliki toldı bu ay toldınıŋ, ökünçün ulır kör asığ yok anıŋ Ay-Toldı'nın artık hayatı doldu; bak, şimdi nedametle inliyor, fakat bunun faydası yoktur. 
Süçig bu tiriglik açığ bu ölüm, anundı kanı emdi kaçğu yolum Bu hayat tatlı idi, ölüm acıdır; ölüm yakaladı, bundan kaçış yolu nerede. 
Avındım bu dünyâka köŋlüm berip, vefâ kılmadı kör meniŋdin irip Bu dünyaya gönülümü vererek, avundum; bak, o benden usandı, bana vefa göstermedi. 
Meni ardı dünyâ okıdı seve, köŋül berdim erse irikti ive Dünya beni aldattı; severek, yanına çağırdı; ona gönül verdim, fakat benden çabuk bıktı. 
Cefâ kıldı dünyâ karıdı bu kut, seni armasunı munu sözke büt Dünya cefa etti, bu saadet ihtiyarladı; bu söze inan, seni de aldatmasın, 
Kereklig işim barça yerde kodup, kereksizni kıldım havâka udup Bütün lüzumlu işleri olduğu yerde bıraktım; nefse uyarak, lüzumsuz işler ile uğraştım. 
Tüpi yel keçer teg tiriglik keçip, asığsız ulırmen özümke açıp Hayat, bir kasırga gibi, geçti, gitti; şimdi hâlime acıyarak, boş yere inliyorum. 
Orunçun ya mâlın itilmez işim, elig tuttaçı yok bu kün bir kişim Rüşvet veya mal ile işim düzeltilemez, bugün elimden tutacak kimsem yoktur. 
Negü ter eşitgil odulmış kişi, ölümüg ukup yetrü bilmiş kişi Gaflet uykusundan uyanmış ve ölümün ne olduğunu iyice anlamış olan insan ne der, dinle. 
Bügü bilgi kitti ölümüg körüp, ukuşluğ ögi yitti ögsüz bolup Ölümü görünce, hakimin bilgisi gitti, akr Ilının aklı kayboldu ve akılsız kaldı. 
Ne yavlak neŋ ol bu ölüm tarmakı, ne yavlak erür bu kişig urmakı Bu ölüm pençesi ne kötü bir şeydir; onun insana çarpması ne kadar fena oluyor. 
İtiglig sarâyığ buzuğlı ölüm, kamuğ yumğılarığ saçığlı ölüm Süslü ve mâmur sarayları viraneye çeviren ölümdür; bütün cemiyetleri darma-dağın eden ölümdür. 
Muŋar meŋzetü aydı şir ayğuçı, okığıl munı sen ayâ bilgüçi Şâir buna benzer bir söz söylemiştir; ey anlayan insan, sen bunu oku. 
Negü bar ajunda aŋar hilesiz, negü hile bar kim aŋar çâresiz Dünyada ne var ki, ona karşı bir tedbir bulunmasın; ne tedbir var ki, ona karşı bir çâre bulunmasın. 
Kamuğ neŋke hile itig çâre bar, meger bu ölümke ölüm hilesiz Her şey için bir tedbir, usûl ve çâre vardır; fakat ölüme karşı yoktur, ölüm çaresizdir. 
Öğdülmiş suali Aytoldıka ÖĞDÜLMİŞ'İN AY-TOLDI'YA SUÂLİ 
Eşitti oğul kör atası sözin, til açtı ataka evürdi yüzin Oğlu babasının sözünü dinledikten sonra, yüzünü ona doğru çevirerek, söze başladı. 
Ayur ay atam bir sözüm bar saŋa, anı aytayın men ayu ber maŋa Ey baba — dedi—sana bir suâlim var; onu sorayım, sen cevâbını bana ver. 
Bu dünyâ içinde tirildiŋ üküş, bilig bildiŋ erdem okıdıŋ ukuş Bu dünyada çok yaşadın, bir çok bilgi edindin; fazilet ve meziyetler elde ettin. 
Ayıttuŋ eşittiŋ yeme ögrenü, sınayu tirildiŋ kamuğnı körü Sordun, öğrendin; her şeyi görüp anlayarak, tecrübe ederek yaşadın. 
Negü erse barmu ölümke itig, anı utru tutğıl ay bılge tetig Ölüme karşı her hangi bir çâre var mı? eğer varsa, ey zeki âlim, ölüme karşı o çâreye baş vur. 
Eger hile çâre yok erse adın, kamuğ neŋ hazine ülegil barın Eğer başka bir tedbir ve çâre yoksa, bütün malını ve hazîneni, hepsini dağıt. 
Hazine bu neŋ bola başka yuluş, esen bol yana bolğa altun kümüş Hazîne ve mal baş için fidye olabiliyorsa, sen sağ ol, altın-gümüş tekrar yerine gelir. 
Negü ter eşitgil közi tok kişi, tuz etmek idisi akı er başı Gözü tok, başkaları üzerinde tuz-ekmek hakkı olan, cömertlerin namlısı ne der, dinle. 
Üle neŋ kişike yitür hem içür, seni neŋ keçürgey sen anı keçür Malını insanlara dağıt, yedir ve içir; mal seni kullanacağına, sen onu kullan. 
Esenlik kerek erke neŋ eksümez, tiriglik kerek kuşka meŋ eksümez İnsana esenlik gerek, mal eksik olmaz; kuş için hayat gerek, yem eksik olmaz. 
Tirig bolsa yalŋuk tileki anuk, et öz baş esen bolsa ârzû yağuk insan hayatta oldukça, dileğini elde edebilir; başı, vücûdu sağ oldukça, her isteğine kavuşabilir. 
Aytoldı cevabı Öğdülmişke AY-TOLDI'NIN ÖĞDÜLMİŞ'E CEVABI 
Yanut berdi ay toldı aydı oğul, eşitgil sözümni bu iştin tüŋül Ay-Toldı cevap verdi:— Ey oğul, sözümü dinle bu işten vaz geç. 
Ölümke asığ kılmaz altun kümüş, ölümüg tıdumaz bilig ya ukuş Ölüme karşı altın-gümüş fayda etmez; ölüme bilgi ve akıl da mâni olamaz. 
Ölümüg tıdar erse dünyâ neŋi, yulup ölmegey erdi begler begi Ölümü dünya malı önleyebilse idi, beylerin beyi ölmez idi. 
Hakimlerke hikmet asığ kılmadı, bügülerke bilgi elig tutmadı Hakimlere hikmetleri fayda etmedi; bilginlere bilgileri yardım etmedi. 
Ölümke asığ kıldı erse ot em, otaçı turu kalğay erdi ulam Ölüme karşı ilâç ve deva fayda etse idi, tabipler ebediyen hayatta kalırlardı. 
Ölüm yüz kılur erdi erse körüp, ağır savcılar kalay erdi turup Ölüm karşısındakilere göre muamele etse idi, mübarek peygamberler ölmemiş olurlardı. 
Toğuğlı tirigler ölümke sanı, ölümke toğuğlı tirig kim kanı Doğan her canlıyı ölecek bil; ölmek için doğanlardan diri kalan hani, kim var. 
Tüşün ol bu dünyâ keligli keçer, yegen yel büke teg yer erken açar Bu dünya bir konak yeridir, gelen geçer; o her şeyi yiyen büyük bir ejderha gibi, yedikçe acıkır. 
Öğdülmiş cevabı Aytoldıka ÖĞDÜLMİŞ'İN AY-TOLDI'YA CEVABI 
Eşitti kör ögdülmiş aydı ata, idi ked ukulmış ölümüg yete Öğdülmiş dinledi ve : — Ey baba — dedi — ölümün dâima seni takip ettiğini iyice bildiğin hâlde, 
Negülük usandıŋ tiriglik ıdıp, negüke ilenür sen emdi ulıp Niçin ona göre hareket etmedin ve neden şimdi inleyerek, onu çekiştiriyorsun ? 
Nelük tirdiŋ erdi bu kalğu neŋiŋ, negüke ülemediŋ artğu neŋiŋ Geride kalması mukadder olan malı niçin topladın; ihtiyacından artan malı niçin başkalarına dağıtmadın? 
Tirilse osal bolsa yalŋuk özün, ökünsü öziŋe ilensü sözün însan gaflet içinde yaşarsa, peşıman olması ve kendisini suçlu bulması lâzımdır. 
Bu kün öknüp asğı negü ay ata, başın yerke çalsa ulıp miŋ kata Ey baba, bugün peşiman olmanın ve inleyerek, başını yerden-yere vurmanın ne faydası var? 
Aytoldı cevabı Öğdülmişke AY-TOLDI'NIN ÖĞDÜLMİŞ'E CEVABI 
Bu ay toldı aydı ay oğlum eşit, meni kör usanma yarınlık iş et Ay-Toldı dedi : — Ey oğlum, dinle; bana bak, sen gafil davranma, âhiret işini yoluna koy. 
Osallık meni alktı öknür özüm, odunğıl osal bolma körklüg yüzüm Gaflet beni mahvetti, ben peşimanım; sen uyanık dur, gafil olma, ey güzel yüzlüm! 
Toğuğlı neçe tuğdı ölgü üçün, neçe barmasa eltür âhır küçün Ne kadar doğan varsa, ölmek için doğmuştur; ne kadar dirense de, sonunda zorla götürürler. 
Ölügli kişi barça üdke tutuğ, yetilse üdi kör maŋıtmaz butuğ Ölecek insanların hepsi zamana rehindir; vakti gelince, bak, bir adım bile atamaz. 
Muŋar meŋzetü aydı şâir tili, tükel sözturur bu ukulsa kalı Şâirin buna benzer bir sözü vardır; eğer anlaşılırsa, mükemmel bir sözdür. 
Kamuğ neŋke vakt ol küni belgülüg, nefes tın tokırka sanı belgülüg Her şeyin bir vakti vardır, günü bellidir; nefes alıp-vermenin sayısı bellidir. 
Yıl ay kün keçer teg tiriglik keçer, keçer kün keçürgey seni belgülüg Yıl, ay ve gün nasıl geçiyorsa, hayat da öyle geçer; geçip-giden günler seni de muhakkak alıp-götürecektir. 
Yana aydı ay toldı kör ay oğul, ne hâlin barırmen meni kör odul Ay-Toldı sözüne devam etti ve: — Ey oğul — dedi — ben ne hâlde gidiyorum, beni gör ve uyan. 
Sen ök sen sakınçım barırmen muŋun, kiçiglikte minsiz kalır sen bu kün Tek düşüncem sensin, bu endişe ile gidiyorum; sen bugün küçük yaşta, bensiz kalıyorsun. 
Negü teg bolur sen meniŋde kedin, meniŋ yok sakınçım munıŋda adın Benden sonra ne olacaksın; benim bundan başka bir düşüncem yoktur. 
Ata emgeki bolsa oğlı öze, ol oğlı bilir ötrü kılk yaŋ tüze Baba oğlunun yetişmesi için emek sarfederse, oğlu o terbiye altında, iyi olarak yetişebilir. 
Kısa tutsa oğlın kör edgü bolur, atası anası yaruğu bolur Baba çocuğunu sıkı bir terbiye altında yetiştirirse, annesi ve babası bundan dolayı saadet duyar. 
Kalı kıstaçı bolmasa ol oğul, yava boldı sen ol oğuldın tüŋül Eğer onu sıkı bir terbiye altında yetiştirecek biri bulunmazsa, o çocuk heder olur; sen artık ondan ümidini kes. 
Oğulluk ata bolsa bilge tetig, kısa tutğu tutçı emi bu itig Çocuk babası âlim ve zeki ise, oğluna dâima sıkı bir terbiye vermelidir; bunun usûlü, çâresi budur. 
Negü ter eşitgil oğulluğ kişi, başında keçürmiş yetilmiş yaşı Tecrübeli, yaşını başını almış ve çocuk sahibi insan ne der, dinle. 
Kimiŋ oğlağu bolsa oğlı kızı, aŋar yığlağu boldı muŋluğ özi Kimin çocukları nâz içinde yetiştirilirse, o kimseye ağlamak düşer; keder ona mukadderdir. 
Kiçigde ata ıdsa oğlın yava, oğuldın yazuk yok atadın cefâ Baba çocuğunu küçüklüğünde başı-boş bırakırsa, kabahat ve suç çocukta değil, babadadır. 
Oğul kız isiz bolsa kılkı yaŋı, ol isiz ata kıldı ıdtı oŋı Çocukların tavrı, hareketi kötü ise, o kötülüğü baba yapmıştır; çocuğu iyi olmaktan mahrum eden odur. 
Kısa tutsa oğlın ata ögretü, uluğ bolsa sevnür oğul kız yetü Baba çocuğunu sıkı bir terbiye altına alıp, ona her şeyi öğretirse, çocuğu yetişip-büyüyünce, sevinir. 
Oğuluğ kısa tut ata bolğuçı, saŋa külmesüni kedin kelgüçi Ey baba olan, çocuğunu sıkı terbiye et; arkadan gelenler sana gülmesinler. 
Oğul kızka ögretgü erdem bilig, bu erdem bile bolsu kılkı silig Çocuklara fazîlet ve bilgi öğretmeli ki, onlar iyi ve güzel yetişsinler. 
Öğdülmiş cevabı Aytoldıka ÖĞDÜLMİŞ'İN AY-TOLDI'YA CEVABI 
Yanut berdi ögdülmiş aydı ata, seniŋ kadğuŋı yep küyermen tüte Öğdülmiş cevap verdi ve : — Ey baba, senin kaygım ile yanıp- tutuşuyorum — dedi — 
Seniŋde kedin men tirig turmayın, seniŋ kadğularıŋ közün körmeyin Ne olurdu, senden sonra yaşamasa idim ve senin bu ıstıraplarına şahit olmasa idim. 
Seniŋ cânıŋı bir bağırsak idi, maŋa bersü kadğun meni kodmadı Bir de merhametli rabbim, senin yerine, benim canımı alsa idi de, bana bu acıyı göstermese idi. 
Kalı bermez erse yetilse ecel, bitilmiş bolur bu ecelke ezel Eğer senin yerine benim canımı almaz ve ecel sana gelirse, demek bu ecel ezelden mukaddermiş. 
Nerek kadğurar sen nerek bu sığıt, bayat hükmi keldi sığıtnı ağıt Niçin kederleniyorsun, bu ağlama niçin; gelen Tanrı emridir, ağlamağı bırak. 
Kalı dünyâ devlet kalırı üçün, sığıt kılsa kılma bu bolmaz küçün Eğer dünya ve devlet arkada kaldığı için ağlıyorsan, ağlama; zorla bunun önüne geçilmez. 
Kalı bu tü nimet kalırka yeme, özüŋ yığlar erse yorı yığlama Eğer sen bu çeşitli mimetler arkada kadığı için ağlıyorsan, bırak; bunlar da ağlamağa değmez. 
Telim dünyâ yegli seniŋde oza, kodup bardı barça bu ınçık öze Senden önce dünyanın zevkini tadan çok kimse, ah-vah ederek, onu bırakıp gitti. 
Bilir erdiŋ emdi cefâçı ajun, cefâ kılğusın sen usandıŋ özün Sen şimdi bu zâlim dünyanın sana cefa edeceğini biliyordun, kendin gafil davrandın. 
Kamuğ dünyâ bolsa biregüke tüz, kalır dünyâ ülgi tegir iki böz Bir insan bütün dünyaya tamamen sahip olsa bile, sonunda dünya kalır; onun kısmetine ancak iki bez düşer. 
Tiriglik üçün öknür erse özüŋ, ökün tutçı yığla kurıtma közüŋ Eğer sen geçirdiğin hayat için peşiman oluyorsan, haklısın; durmadan ağla, göz yaşın kurumasın. 
Yana yaŋu ermez keçürmiş künüŋ, negü kıldıŋ erse anundı tünüŋ Fakat geçirdiğin günler bir daha geri gelmez; ne yaptınsa-yaptın, artık karanlık âlemi seni bekliyor. 
Maŋa erse emdi bu kadğu sakınç, sakınç kılma kılğıl sen emdi sevinç Bu kaygı ve endişe benim için ise, hiç endişe etme; bilâkis, müsterih ol. 
Törütülmiş erdiŋ törügli ölür, törügli ölür ol törütgen kalur Sen yaratılmış idin, her yaratılan ölür; yaratılan ölür, ama yaratan kalır. 
Atam erdiŋ artuk bağırsak akı, seniŋde bağırsak törütgen takı Sen benim için çok merhametli ve cömert bir baba idin; fakat yaratan senden daha merhametlidir. 
Seni ol törütti saŋa berdi kut, maŋa bermegeymü munu sözke büt Seni o yarattı, o sana saadet verdi; bana da vermeyecekmi; buna iman et. 
Uçuzka ağırlık anıŋdın tegir, kiçigke uluğluk ol ıdsa kelir Değersize değer ondan gelir; küçük büyüklüğü onun ihsanı ile bulur. 
Muŋar meŋzeyür körse öglüg sözi, bu öglüg sözi ol kör ögsüz közi Dikkat edersen, akıllı insanın buna uygun bir sözü vardır; akıllı insanın sözü akılsız için gözdür. 
Aziz ol aziz kim azizlarka iz, anıŋdın tegir iz aziz emdi kız Gerçek aziz o azizdir ki,.azizlere izzet ondan gelir; izzet ve aziz şimdi nâdirdir. 
Uçuzka ağır ol kiçigke uluğ, yavuzka yöleki bedükke ediz Değersize kıymet, küçüğe büyüklük, büyüğe yükseklik ve ikbâl veren odur; kötüler ona sığınırlar. 
Eşitti kör ay toldı oğlı sözin, kötürdi elig kökke tikti közin Ay-Toldı oğlunun sözlerini dinledi; elini kaldırdı, gözünü göğe dikti. 
Bayatka şükür kıldı artuk üküş, bayat bermişiŋe oğulka ukuş Oğluna akıl verdiği için, Tanrıya çok-çok şükür etti. 
Aytoldı cevabı Öğdülmişke AY-TOLDI'NIN ÖĞDÜLMİŞ'E CEVABI 
Ayur oğluma boldı köŋlüm bütün, bayat fazlı birle tirilgil kutun Ay-Toldı dedi: —Ey oğlum, şimdi içim rahat etti; Tanrının fazlı ve keremi ile, saadet içinde yaşa. 
Çın aymış ukuşluğ körü bar bu söz, anıŋ manisi bil yiti kıl bu köz Akıllı bir insan, dikkat edersen, şu sözü çok doğru söylemiş; onun mânasını bil ve iyice dikkat et. 
Bayat kimke berse ukuş ög bilig, kamuğ ârzûlarka yetildi elig Tanrı kime akıl, anlayış ve bilgi verirse, o bütün arzularına nail olur. 
Kimiŋ kılkı edgü kılınçı oŋay, tilek buldı barça yaruttı kün ay Kimin tavrı iyi ve hareketi uslu-başlı olursa, o bütün dileklerine kavuşur, güneşi ve ayı parlak olur. 
Kamuğ edgüke mün bu edgü kılınç, kılınç edgü bolsa bolur miŋ sevinç Bu iyi davranış bütün iyilikler için bir sermâyedir; hareketi iyi olursa, insan bin türlü sevince kavuşur. 
Bu ay toldı elgin kötürdi yana, bayatığ üküş ögdi kıldı senâ Ay-Toldı tekrar elini kaldırdı, Tanrıya çok hamd ve sena etti. 
Ayur ay idim sen törüttüŋ tözüg, yemi birle igdür sen sansız özüŋ -Ey rabbim, sen her şeyi yarattın; sayısız mahlûkların rızkını ihsan edersin — dedi — 
Törüttüŋ meni sen kötürdüŋ kutun, yazukluğ kuluŋ men tapuğsuz otun Beni yarattın ve saadet içinde yükselttin; ben senin kusurlu, günahkâr ve âsî bir kulunum. 
İdi edgü tuttuŋ bu üdke tegi, kamuğ ârzû berdiŋ bu dünyâ yegi Bu zamana kadar sen bana çok lütuf ve ihsanda bulundun; bütün arzularımı yerine getirdin, dünyanın en iyi nimetlerini bana verdin. 
Tüzü ârzû nimet tükel men yedim, sevinçlig men sendin ay edgü idim Bütün arzu ve nimetlere tamamen nâil oldum; ey iyi rabbim, sen beni her bakımdan sevindirdin. 
Maŋa tegdi hükmüŋ barurmen munu, bir ök oğlum erdi kodurmen unu Hükmün bugün bana ulaştı, işte gidiyorum; bir tek oğlum vardı, onu da şimdi bırakıyorum. 
Ata erdim emdi ölür bu ata, idim sen tirig sen aŋar bir kut a Baba idim, şimdi bu baba ölüyor; ey rabbim, sen dirisin, ona saadet ver. 
Erejke yakın tut yırak tut belâ, ikigün ajunda munı sen yul a Onu refaha yakın ve belâdan uzak tut; her iki dünyada onun yardımcısı ol. 
İsizdin küdezgil ula edgüke, muŋadturmağıl sen yegü kedgüke Kötülükten koru, iyiliğe ulaştır; onu yiyecek ve giyeceğe muhtaç etme. 
Köŋüldin berü kıldı edgü duâ, ay edgü duâ sen belânı yığa Gönülden gelen iyi dualar etti; ey iyi duâ, sen bütün belâları defet. 
Negü ter eşitgil sakınuk kişi, sakınuk kişi ol kişiler başı Dinle, takva sahibi ne der; takva sahibi olan kimse insanların başıdır. 
Bayat kimke kılsa inâyet basut, ikigü ajunda bu er buldı kut Tanrı kime inayet ve yardım ederse, o kimse her iki dünyada mes'ûd olur. 
Kayu kulka bolsa bayattın yölek, bu buldı ikigün ajunda tilek Tanrı hangi kula muzaheret ederse, o her iki dünyada dileğine kavuşur. 
Bayat fazlı bolsa kim erse öze, kamuğ ârzû nimetke tegdi tüze Tanrının fazlı kimin üzerine olursa, o bütün arzu ve nimetlere erişir. 
Muŋar meŋzetü aydı öglüg kişi, kim öglüg sözi tutsa itlür işi Akıllı insan buna uygun bir söz söylemiştir; kim akıllı insanın sözünü tutarsa, işi iyi gider. 
Küdezildi kimni küdezse idi, tilek buldı nimet talusın yedi Tanrı kimi gözetirse, o gözetilir, dileğini bulur ve nimetin iyisine nâil olur. 
Kayu kul bayatka ınansa turup, belâ kadğu kapğın öziŋe tudı Hangi kul Tanrıya inanırsa, kendisine belâ ve kaygı kapılarını kapamış olur. 
Yana aydı ay toldı uk ay oğul, ölümüg unıtma öyü tur odul Ay-Toldı devam etti ve:— Ey oğul, anla— dedi— ölümü unutma, onu dâima düşün ve uyanık bulun. 
İnanma tiriglikke yil teg keçer, usanma bu dünyâdın öz terk köçer Hayata inanma, yel gibi geçer; gafil olma, bu dünyadan çabuk göçersin. 
Bayatka tutuzdum seni men katığ, tilese küdezgey yitürgey tatığ Ben seni tamamiyle Tanrıya emânet ettim; o dilerse, gözetir ve nimetini tattırır. 
Munu adrılurmen seniŋdin bu kün, ökünçün sığıt birle yığlap ögün Bu düşünceler içinde peşimanlıkla ağlayıp-sızlayarak, işte bugün senden ayrılıyorum. 
Meniŋde kedin sen negü kılğuŋı, ayayın eşitgil ukulmış teŋi Benden sonra ne yapacağını sana anlatabildiğim kadar söyleyeyim, dinle. 
Aytoldı Oğlı Öğdülmişke Ötlemişin Ayur Ay-Toldı'nın Oğlu Öğdülmiş'e Öğüt Verdiğini Söyler 
Köŋül til köni tut bayatka tapın, usanma yarınlık işiŋni itin Gönlünü ve dilini doğru tut, Tanrı'ya kulluk et; gafil olma, yarınki işini şimdiden düzene koy. 
Kamuğ edgü isiz bayat hükmi bil, bayatka ınanğıl anıŋ tapğı kıl Her türlü iyiliği ve kötülüğü Tanrı hükmü bil; Tanrıya inan ve ona kulluk et. 
Negü kim kerekiŋ anıŋdın tile, anıŋda adın yok saŋa küç bile Neye ihtiyacın varsa, ondan dile; bil ki sana yardım edecek ondan başka bir kuvvet yoktur. 
Ağır tut negü erse yarlığların, ağır kılğa teŋri bu kün hem yarın Onun bütün emirlerine itaat et, Tanrı seni bugün de yarın da aziz eder. 
Yorıkıŋ köni tut yaŋılma özüŋ, köŋül til kiçig tut bedütme sözüg Tavır ve hareketin doğru olsun, doğru yoldan sapma, alçak gönüllü ol, tevazu ile söz söyle, büyük söz söyleme. 
Tirildim bir ança barırmen sakın, negü kıldı dünyâ maŋa kör bakın Ben bu dünyada bir müddet yaşadım, şimdi gidiyorum; düşün, iyice bak, dünya bana ne yaptı, gör. 
Özüŋ otka atma bu dünyâ üçün, kişi neŋin alma küçeme küçün Bu dünya için kendini ateşe atma; başkasının malını alma, kimseye zulüm etme. 
Tire bildi bu öz yeyü bilmedi, künüm keçti öknüp asığ kılmadı Ben toplamasını bildim, fakat yemesini bilemedim; günüm geçti, son peşimanlık da fayda etmedi. 
Saŋa kaldı mâlım maŋa boldı yük, erej birle yep yat sevinç birle bök /şük/ Malım sana kaldı, bana ancak yük oldu; huzur içinde yemekte devam et, güle-güle kullan. 
Tuta bilse tap bu tirilmiş neŋiŋ, ikigün ajunda kızartğay eŋiŋ Bu toplanmış olan mal, tutmasını bilirsen, sana kâfidir; her iki dünyada yüzünü güldürür. 
Tuta bilmese sen adın munça neŋ, saŋa yetmegey kör sarığ kılğa eŋ Tutmasını bilmezsen, bir bu kadar mal daha olsa, sana yetmez; görürsün, yüzünü sarartır. 
Köni bol bütünlük bile tut kılınç, könilik içindeturur bu sevinç Doğru ol, dürüst hareket et; doğruluk insanı mes'ûd eder. 
Negü ter eşit bu köni kılklığ er, bu iki ajunuğ köni kılklığ yer Hareketi doğru olan insan ne der, dinle; doğru insan her iki dünyayı kazanır. 
Erejlig tilese kişi öz künin, könilik içinde tilegü emin însan gününün .mes'ûd geçmesini isterse, bunun çâresini doğrulukta aramalıdır. 
Özüŋ bay bolayın tese belgülüg, könilikte buldı bu baylar ülüg Sen muhakkak zengin olmak istersen, bil ki, asıl zenginler kısmeti doğrulukta bulmuşlardır. 
Bedüklük tilese bodunka uluğ, ödürke açuk tut könilik yoluğ Büyük ve halka baş olmak istersen, doğru yoldan şaşma. 
Oŋay bolsa yalŋuk kılınçı köni, ikigün ajunda yaruyur küni însan uslu-başlı, tavrı ve hareketi doğru olursa, her iki dünyada güneşi parlar. 
Yana aydı ay toldı oğlum eşit, özüŋ edgü birle tamudın köşit Ay-Toldı devamla:— Oğlum, dinle; cehennem azabına karşı iyiliği kendine siper edin — dedi — 
Kamuğ edgülük kıl isizdin yıra, kamuğ edgü kelgey sen oldur tur a Dâima iyilik yap, kötülükten uzak dur; ister otur-ister kalk, bundan sana hep iyilik gelir. 
İsiz işke yakma saŋa kılğa kor, isizlik yılan ol seni tikge kör Kötü arkadaşa yaklaşma, sana zarar getirir; kötülük yılandır, dikkat et, seni sokar. 
İki yüzlüg erke sözüg sözleme, yadılğay sözüg sır açılğay yeme İki yüzlü adama sır verme; sözün yayılır, sırrın ortaya çıkar. 
Eviŋke yağutma uşakçı kişig, bütün ilke yadğay körüp bilmişig Dedi-kodu yapanları evine yaklaştırma, görüp-öğrendiklerini bütün halka yayarlar. 
Sınamış bütülmiş kişig tut katığ, saŋa teggey andın tümen miŋ tatığ Tecrübe edilmiş ve güvenilir insana iyice yapış; böyle insandan sen zevk duyarsın. 
Sözüg barça tıŋla yeme bütme terk, köŋül sırrı açma katığ kizle berk Her sözü dinle, fakat hemen inanma; gönül sırrını açma, onu sımsıkı sakla. 
Kişig tepsemegil yeme içme soŋ, bu iki kılınçlığ bulur tutçı muŋ Başkasını kıskanma, çok fazla yiyip-içme; bu iki işi yapan insanın başı derdden kurtulmaz. 
Tişig boşlağ ıdma yapa tut kapuğ, tişidin tegir erke teŋsiz kamuğ Kadını başı-boş bırakma, kapıyı kapalı tut; insana her türlü uygunsuzluk kadından gelir. 
Yatığ evke ıdma çıkarma tişig, katılmazda aşnu sınağıl kişig Yabancıyı eve sokma, kadım çıkarma; içli-dışlı olmadan önce, insanı tecrübe et. 
Kılınç edgü tut neŋke kadğurmağıl, kılınç edgü bolsa kelir neŋ tegil İyi hareket et, mal için kaygılanma; iyi hareket edersen, mal kendiliğinden gelir. 
Muŋar meŋzer emdi bu sözni eşit, bu söz işke tutğıl özüŋke iş et Şimdi buna uygun şu sözü dinle; onu dâima aklında tut ve ona göre hareket et. 
Nerek neŋ kişike kerek edgü yaŋ, kerek bolsa bulğay kamuğ edgü neŋ İnsana mal neye lâzım, lâzım olan iyi huydur; böyle olan insan, gerekirse, bütün iyi şeyleri elde eder. 
İsizke negülük kerek neŋ tavar, neçe kirse bolğay çığay birle teŋ Mal ve servet kötünün ne işine yarar; ne kadar mal elde ederse-etsin, o fakir ile birdir. 
Uvutsuz kişidin yırak tur teze, meniŋdin miŋ alkış uvutluğ öze Hayasız adamdan kaç, uzak dur; haya sahibine benden binlerce selâm. 
Kamuğ işte ivme serin öz buka, serimlig kişiler tegir ârzûka Hiç bir işte acele etme, sabırlı ol, kendini tut; sabırlı insanlar arzularına erişirler. 
Kayu işte bolsa yorık utru tut, yorık utru tutsa saŋa örge kut Hangi iş olursa-olsun, sen onu tatlı dille karşıla; her işte tatlı dil kullanırsan, saadet sana bağlanır. 
Tiliŋni küdezgil közüŋni küdez, boğuzuŋ küdezgil halâl yegil az Dilini ve gözünü gözet, boğazına dikkat et; az ye, fakat halâl ye. 
Bodun munka bolsa yırak tur seçe, kara bulğakıŋa katılma kaç a Halk serkeşlik ederse, ondan uzak dur; avamın kargaşalığına karışma, ondan kaç. 
Tiliŋde yorımasu begler sözi, meger edgülükte adın ay kozı Ey kuzum, iyilikten başka bir maksatla, ancak beylerin kullanabileceği sözleri ağzına alma. 
Kişi yası kolma özüŋ kılma yas, neçe edgülük kıl havâ ârzû bas Başkasının zararını isteme, kendin de zarar verme; hep iyilik yap, kendi hava ve hevesine hâkim ol. 
Kayu işke kirse çıkışıŋnı kör, çıkış körmese iş bolur erke kor Hangi işe girersen, önce sonunu düşün; sonu düşünülmeyen işler insana zarar getirir. 
Kalı kelse övkeŋ katığlan serin, serimlig kişiniŋ sevinçi yarın Eğer öfkelenirsen, kendini tut, sabırlı ol; sabırlı insan sonunda sevince kavuşur. 
Negü ter eşitgil seriŋen kişi, serinse iter er buzulmış işi Sabreden insan ne der, dinle; insan sabrederse, bozulmuş olan işler düzelir. 
Serinse kişi öz tilekin tapar, serip turdaçı er ürüŋ kuş tutar İnsan sabrederse, dileğine kavuşur; sabredip-bekleyen avcı ak-kuş tutar. 
Kalı tegse emgek ya kadğu sakınç, serinse kelir ötrü kayra sevinç Eğer zahmet, kaygı veya endişeye düşen kimse sabrederse, kaybettiği huzuru tekrar elde eder. 
Apaŋ irse devlet yapulsa kapuğ, serinse yana işi itlür kamuğ Eğer devlet gider ve kapısı kapanırsa, insan sabfetmeli; onun bütün işleri tekrar yoluna girer. 
Seringil serinmek eren kılkı ol, serinse bulur er mesel kökke yol Sabırlı ol, sabretmek er kişi işidir; insan sabrederse, göğe bile yol bulur. 
Ölümüg unıtma anuk tur sakın, özüŋni unıtma tüp üŋke bakın Ölümü unutma, dâima hazır ol, onu hiç bir zaman hatırından çıkarma; kendini unutma, aslını dâima göz önünde tut. 
Kalınka katılsa sen bekle sözüg, kişiler evinde küdezgil közüŋ Toplantılarda bulunursan, ihtiyatla söz söyle; başkalarının evinde gözüne dikkat et. 
Kirişke körü sen çıkış kıl neŋiŋ, sözüg sözlemegil meger öz teŋiŋ Giderini gelirine göre ayarla; ancak sana yakışacak sözleri sarfet. 
Tiliŋde çıkarma bu yalğan sözüg, bu yalğan sözün er uçuzlar özüŋ Ağzından yalan söz çıkarma; yalan söz ile insan kendi itibârını düşürür. 
Kadaş yak yağukka yakınlık ula, uluğka kiçigke sevüg bol küle Kardeş ve akrabaya yakınlık göster; güler yüzle büyüğün ve küçüğün gönlünü al. 
Tuz etmekni keŋ tut kişike yetür, kişi aybı körse sen açma yetür Tuzu, ekmeği bol tut, başkalarına ikram et; bir kimsenin aybını görürsen, açma, üstünü ört. 
Tapuğka erig bol bayatka tapın, yazuktın yırak tur özüŋni sakın İbâdette gayretli ol, Tanrıya kulluk et; günahtan uzak dur, kendini koru. 
Bolu berse devlet küvezlenmegil, usa edgülük kıl isiz kılmağıl Saadete kavuşursan, kibirlenme; kötülük etme, elinden geldiği kadar iyilik yap. 
Avınma bu dünyâka erter barır, ınanma bu devletka terkin karır Bu dünya ile oyalanma, geçer, gider; bu devlete inanma, çabuk ihtiyarlar. 
Tayanma tiriglikke tüş teg keçer, küvenme kıvı kutka kuş teg uçar Hayata bel bağlama, rüya gibi geçer; boş saadete güvenme, kuş gibi uçar. 
Tiriglik yava kılma edgü kılın, keçer kün içinde kerekiŋ alın Hayatı boşuna geçirme, iyilik yap; geçip-gidenlerden ibret al. 
Bor içme fesâdka katılma yıra, zinâ kılma fâsık atanma kara Şarap içme, fesada karışma, uzak dur; zina yapma, fisk ve fücur ile kara yüzlü olma. 
Bu iki kılıktın ıduk kut kaçar, ol erke çığaylık yolını açar Bu iki hareketten mübarek saadet kaçar, bunlar insana fakirlik yolunu açar. 
Negü ter eşitgil sınamış kişi, sınamış kişiler bilir iş başı Tecrübeli kimse ne der, dinle; tecrübeli insanlar işin aslını bilirler. 
Bor içme zinâka katılma hader, bu iki çığaylık tonını keder Şarap içme, zina etme, kendini koru; ikisi de insana yoksulluk elbisesini giydirir. 
Bu bordın kopar miŋ yazukka yürek, zinâdın kaçar kut yüzüŋke sudar içki insanın bin türlü günâha teşvik eder; saadet zinadan kaçar ve zânînin yüzüne tükürür. 
Sözin kesti ay toldı aydı oğul, unıtma saŋa söz kereki bu ol Ay-Toldı şöyle diyerek, sözünü kesti:— Oğlum, unutma, sana lâzım olan sözler bunlardır. 
Tükel sözledim men muŋa bütse sen, sevinç eksümegey sözüm tutsa sen Her şeyi söyledim; buna inanır ve sözümü tutarsan, dâima mes'ûd olursun. 
Saŋa sözledim söz kumaru atı, unıtma bu sözler köŋülke biti Sana söylediğim sözün adı vasiyettir;'bu sözleri unutma, gönlüne yaz. 
Aytoldı Küntoğdı İligke Kumaru Bitig Bitimlişin Ayur Ay-Toldı'nın Hükümdar Kün-Toğdı'ya Vaslyet-Nâme Yazdığını Söyler 
Bitigü bile koldı kâğıd tetig, bayat atı birle bitidi bitig Bu zeki insan kağıt-kalem istedi; Tanrı adı ile başlayarak, bir yazı yazdı. 
Bayat atı birle sözüg başladı, törütgen igidgen keçürgen idi Sözüne Tanrı adı ile başladı:—Yaratan, yetiştiren ve göçüren Tanrı — dedi — 
Törütti tümen miŋ bu sansız tirig, tirilgü berür kodmaz açın birig Bu yüz binlerce, sayısız mahlûku o yarattı; hepsine rızık verir ve hiç birini aç bırakmaz. 
Yorıtur kamuğka tilemiş tilek, kerek bolmaz anda kör arka yölek O her şeye ve her kese hükmünü geçirir; hiç bir desteğe ve yardımcıya muhtaç değildir. 
Tilese törütür bolur kolmışı, tilep boldı barça anıŋ kılmışı Dilerse, yaratır ve her istediği olur; yaptıkları hep onun isteği ile vücûda gelmiştir. 
Ölümke törütti bu sansız konum, tirig barça ölgü aŋar yok ölüm Bu sayısız mahlûkları ölüm için yarattı; diri olan her şey ölecektir; yalnız kendisi için ölüm yoktur. 
Sevüg savçıkamiŋ meniŋdin selâm, tegürsün bayatım kesüksüz ulam Tanrı benden sevgili Peygambere, devamlı olarak, binlerce selâm eriştirsin. 
Tüzü eşleriŋe yeme ök adın, tegürsün selâmım idim kesmedin Diğer bütün ashabına da rabbim sonsuz selâmlarımı ulaştırsın. 
Uzun keç yaşağıl ay elig kutı, üküş el aşağıl bu beglik atı Ey devletli hükümdar, çok uzun yaşa; bu saltanat ile çok illere hüküm et. 
Atım erdi ay toldı kılkım tolu, erildi toluluk tüker öz ölü Adım Ay-Toldı, tavır ve hareketim dolun ay şeklinde idi; bu dolunluk eksildi, varlığım ölümle bitiyor. 
Ölüm tutğakı keldi tuttı katığ, kutulğu yerim yok kiterdi tatığ ölüm meleği geldi ve beni sım-sıkı bağladı; kurtulacak yerim yok, hayatın tadı kalmadı. 
Meni edgü tuttuŋ açındıŋ üküş, saŋa tapnumadın barır bu öz uş Bana iyilik ettin ve çok ihsanda bulundun; ben ise, sana karşı vazifemi ifâ edemeden gidiyorum. 
Bu edgü yanutı kumaru bitig, bitip kodtum emdi saŋa ay tetig Bu iyiliğin karşılığı olarak, ey zeki insan, şimdi sana vasiyetname yazıp bırakıyorum. 
Bu dünyâ işiŋe iş erdim bile, işiŋni yorıttım könilik bile Senin bu dünya işlerinde ben sana arkadaş idim; işlerini doğrulukla yerine getirmeğe çalıştım. 
Munu emdi artuk bağırsaklıkın, bitip kodtum öt sav kumaru okın işte şimdi, büyük bir bağlılıkla, sana vasiyetim olan öğütlerimi yazıp bıraktım, oku. 
Negü ter eşitgil bağırsak kişi, bağırsaklık ol kör kişilik başı içten bağlı olan samimî insan ne der, dinle; insanlığın başı bu samimiyettir. 
Bağırsak kişiniŋ sözi tut savı, bu söz sav saŋa bolğa devlet avı Samimî insanın sözünü ve öğüdünü tut; bu söz ve öğüt sana bir devlet ağı olsun. 
Bağırsak kişi ol kişide çını, bağırsak sözi tut bedütgey seni insanların hakikîsi sadakatli insandır; sadakatli insanın sözünü tut, o seni büyütür. 
Ay ilig munu men bağırsak saŋa, sözüm işke tutğıl ay ersig toŋa Ey hükümdar, işte ben sana sadâkatle bağlı insanım; sözüme göre hareket et, ey merd insan. 
Ölüm utru keldi ökündi özüm, asığ kılmadı bu ökünçüm sözüm Ölüm karşıma çıktı, ben peşiman oldum; fakat bu sözlerim ve peşimanlığım bir fayda vermedi. 
Kerek boldı emdi bu kılmış tapuğ, ökünç boldı kılmış isizlik kamuğ Şimdi bana edâ edilmiş ibâdetler lâzım oldu; yapılmış kötülüklerin hepsi ancak peşimanlık getirir. 
Yatu kaldı termiş bu altun kümüş, maŋa tegdi sakış anıŋdın ülüş Toplanmış olan altın-gümüşüm olduğu'gibi kaldı; onlardan benim hisseme ancak hesap vermek düştü. 
Ulırmen ökünüp asığ yok ökünç, idim rahmetinde adın yok umunç Peşimanlık içinde feryâd ediyorum, fakat peşimanlık fayda vermiyor; rabbin rahmetinden başka bir ümidim kalmadı. 
Bu kün men barırmen munu erksizin, yarın sen kelir sen udu şeksizin İşte bugün ben, elimde olmadan, ölüp gidiyorum; yarın sen de, şüphesiz, arkamdan geleceksin. 
Ölüm tutmaz erken odun ay ilig, işiŋni itiŋil yetürgil bilig Ey hükümdar, ölüm henüz yaklaşmadan, uyan; bilgini kullan, işini tanzim et. 
Belâ küç yerinde sen edgü kılın, bodunuğ sevindürgil elgin tilin Sen halkı belâdan-zulümden koru, iyilik yap; elinle ve dilinle onu sevindir. 
Esenlik üdinde sen edgü yetür, tavar neŋ barında üle hem yetür Sağlığında her şeyi iyilikle karşıla; malın ve servetin varken, onları dağıt ve yedir. 
Negü ter eşitgil köni sözlüg er, kiçigde odunmış yiti közlüg er Küçüklüğünde uyanmış, keskin gözlü ve doğru sözlü insan ne der, dinle. 
Ölüm kelmez erken ölümke itin, tiriglik üdinde tapuğ kıl tapın Ölüm gelmeden, sen ölüme hazırlan; hayatta iken, Tanrının emirlerini yerine getir; ibâdette kusur etme. 
Ölüm kelse tutsa ökünç asğı yok, neçe me ulısa kara yer katın Ölüm gelip-çatınca, peşimanlık fayda etmez; kara toprak altında istediğin kadar feryat er. 
Ay ilig katılan meniŋde kedin, yava kılma üd kün tapuğda adın Ey hükümdar gayret et, benden sonra ömrünü boşuna harcama; ibâdetle meşgul ol. 
Seni armasun dünyâ devlet bile, kamuğ iş içinde könilik tile Bu dünya ve devlet seni aldatmasın, bütün işlerde dâima doğruluğu göz önünde bulundur. 
Törü tüz yorıtğıl bodunka köni, künüŋ edgü bolğay könilik küni Halka kanunu doğru ve dürüst tatbik et ki, kıyamet gününde bahtiyar olasın. 
Özüŋ otka atma bu dünyâ üçün, havâ boynı biçgil et özke öçün Bu dünya için kendini ateşe atma; vücûddan öcünü al, nefsin boynunu kopar. 
Bu dünyâ begi sen aŋa bolma kul, seni kodmaz erken anı kodğu tul Sen bu dünyanın beyisin, ona kul olma; o seni bırakmadan, sen onu dul bırak. 
Küvezlenme artuk kötürme köŋül, ınanç kılğu ermez bu dünyâ tüŋül Fazla kibir ve gurura kapılma; bu dünyaya güven olmaz, sen ondan vaz geç. 
Yakın tut özüŋke kişi edgüsi, isizdin yırak tur tokığay yası îyi insanları kendine yakın tut; kötülerden uzak dur; zararları dokunur. 
Kişi sukıŋa bermegil sen işiŋ, vefâsız kişike yitürme aşıŋ îşini insanların harisine tevdi etme, yemeğini nankör insanlara yedirme. 
Tapuğka erig bol yazukta tıdın, saŋa teggü ermez tapuğda adın İbâdette gayretli ol, günahtan sakın; sana âhirette ancak ibâdetin faydası dokunur. 
Ölümüg unıtma aŋar yok tolum, busuğdın çıkar teg çıkar bu ölüm Ölümü unutma, ona karşı hiç bir silâh yoktur; ölüm, pusudan çıkar gibi, bir gün karşına çıkar. 
Neçe kaçsa âhır ölüm tutğusı, neçe kalsa âhır ölüm yetgüsi Ne kadar kaçarsan-kaç, ölüm nihayet seni yakalayacaktır; ne kadar kalırsan-kal, nihayet ölüm seni alıp-götürecektir. 
Ölümke usanma köŋül tut tirig, neçe keç tirilse töşeŋü yerig Ölüme gafil avlanma, gönlünü diri tut; ne kadar çok yaşarsan-yaşa, bir gün toprağa gireceksin. 
Kanı kim kutuldı ölümdin kaçıp, kanı kim aşundı üdindin keçip Hani, kim ölümden kaçıp kurtulmuştur; hani, kim ecelini geciktirmiş ve vaktini aşmıştır. 
İdi yakşı sözler bilig yaŋzatu, bu üd kün tirigliklerig meŋzetü Âlim bu zamanı ve hayatı, bir yakıştırma ile, çok güzel anlatmıştır. 
Apa oğlanı körse arkış sanı, örüg turğu bolmaz örügler kanı insan oğlu, bakarsan, bir kervana benzer, konak yerinde devamlı kalınmaz, menziller nerede? 
Ata arkasmdın tuğulsa oğul, ana karnı menzil kaç aylık amul Çocuk babasının sulbünden çıktıktan sonra, ana karnı onun için, bir kaç aylık istirahat menzilidir. 
Anasında tuğsa atansa atı, musâfir bolup mindi üdlek atı Anasından doğup, adı verilince yolcu olarak, zamane atına biner. 
Küni bir maŋım ol tüni bir maŋım, iletür ölümke kurıtur eŋim Gündüzü bir adım, gecesi bir adım; bu at onu ölüme götürür ve benzini soldurur. 
Ajun bir tüşün ol gûrüŋ bir tüşün, bu tüş tün kopursa tüş tün ol ajun Bu dünya—bir konak, mezarın—ikinci bir konaktır; bundan sonraki ilk konak — öteki dünyadır. 
Küder ol ajunda saŋa iki yol, bu iki yoluŋda kayu erki yol O dünyada seni iki yol bekler; bu iki yoldan, acabl, hangisi sana nasip olacaktır. 
Yoluŋ oŋça kelse itildi işiŋ, kalı solça kelse ulıp çal başıŋ Yolun sağa doğru ise, işin yolundadır; eğer sola doğru ise, inleyerek, başını yerden-yere çal. 
Tarığlağ erür dünyâ ilig kutı, tarısa orar er tirilgü otı Ey devletli hükümdar, dünya bir tarladır; insan bu tarlayı ekerse, hayat ekinini biçer. 
Negü ekse yerke yana ol önür, negü berse evre anı ok alur Yere ne ekilirse, yine o biter; ne verilirse, karşılığında aynı şey alınır. 
Kişi neŋi alma yeme tökme kan, bu iki yazukka ulır çıksa cân Başkasının malını alma ve kan dökme; ölüm döşeğinde insan bu iki günah yüzünden inler. 
Bu tüş teg tiriglik keçer belgüsüz, kerek beg kerek kul barır kelgüsüz Bu rüyaya benzeyen hayat, farkına varılmadan geçer; gerek bey, gerek kul, bir daha gelmemek üzere gider. 
Kanı tüş sanı boldı keçmiş künüŋ, ökünçte adın yok bu kalmış künüŋ Hani, geçen günlerin, rüya gibi oldu; kalan günlerinde de peşimanlıktan başka bir şey yoktur. 
Negü ter eşitgil odunmış kişi, odunmış ta kedin ökünmiş kişi Uyanmış ve uyandıktan sonra peşiman olmuş insan ne der, dinle. 
Tüşüŋ teg keçürdüŋ tiriglik oduğ, kanı asğı körkit maŋa bir boduğ Uyanık olduğun hâlde, hayatını rüya gibi geçirdin; faydası hani bana bundan bir iz göster. 
Künüŋni keçürdüŋ tilek ârzûka, tiriglik tükedi ökünç ol yoduğ Heves ve arzuların için ömrünü harcadın, hayat tükendi; elde ettiğin sâdece peşimanlıktır. 
Usanma tiriglikke artuk sakın, tiriglik ölümke idi ök yakın Hayatta pek gafil davranma, dikkat et; hayat ölümle çok yakındır. 
Saran bolma ilig akı bol akı, kalır meŋü ölmez akılık atı Ey hükümdar, hasis olma, cömert ol, cömert; cömertliğin adı ebedî kalır, ölmez. 
Er at sü bu neŋke küvenme üküş, asığ kılmağay sü bu altun kümüş Askere, orduya ve mala güvenme; ordu ve bu altın-gümüşün sana bir faydası olmayacaktır. 
Yuluğ kılma özni adınlar üçün, suyurka özüŋni küyürme küçün Başkaları için kendini feda etme; kendine acı da zorla ateşe atma. 
Seninde ozakı ajun begleri, ajun kodtı bardı yatur kör gûri Senden önceki dünya beyleri de dünyayı bırakıp gittiler; işte mezarları, yatıyorlar. 
Saŋa ma anunmışturur bu ölüm, üdiŋe küder ay yarumış künüm Ey benim parlak güneşim, bu ölüm senin için de hazırlanmıştır; ancak vaktim bekliyor. 
Negü ter eşit dünyâ aybın bilip, saŋa sözlegüçi ukuştın alıp Dünyanın eksik ve kusurlu taraflarını bilen ve üzerinde düşünmüş olan insan sana ne der, dinle. 
Açığ suv teg ol kör bu dünyâ neŋi, neçe içse kanmaz ölimez eŋi Bu dünya malı acı su gibidir; insan ne kadar içerse-içsin, kanmaz; onun dili bile ıslanmaz. 
Kölike teg ol kör bu dünyâ toŋa, ederse kaçar kaçsa yapçur saŋa Ey yiğit, bu dünya bir gölge gibidir; onun peşine düşersen, kaçar; sen kaçarsan, o sana koşar. 
Sakığ ol körü barsa dünyâ işi, tutayın teyü sunsa yitrür kişi Dikkat edersen, dünya işi bir seraptır; insan tutmak için elini uzattıkça, onu kaybeder. 
Ay ilig katığlan özüŋ edgü bol, begi edgü bolsa bodun edgü ol Ey hükümdar, gayret et, kendin iyi ol; beyi iyi olursa, halk da iyi olur. 
Bodun koy sanı ol begi koyçısı, bağırsak kerek koyka koy kütçisi Halk koyun gibidir; bey onun çobanıdır; çoban koyunlara karşı merhametli olmalıdır. 
Kapuğda tirildi kalın aç böri, ay ilig koyuğ ked küdezip yorı Kapıda bir çok aç kurt toplanmıştır; ey hükümdar, koyunları iyice muhafaza altına al. 
Buşı bolma işte sen övke yığın, buşı bolsa begler buzar beglikin işinde hiddetli olma, öfkene hâkim ol; beyler hiddetli olurlarsa, mülk ve saltanat haleldar olur. 
İrig sözlemegil kişike tilin, irig til ot ol kör küyer teg yalın İnsanlara kaba söz söyleme; kaba söz alev-alev yanan bir âteştir. 
Örüg bol amul bol tüzün bol silig, kamuğ edgülükke tegürgil elig Sakin, halîm-selîm ve yumuşak huylu ol ve böylelikle bütün iyiliklere elini uzat. 
Yüz utruturur bu uzun yol sefer, ukuşluğ bu yolka azuk ked eter Önünde uzun bir yol, bir sefer vardır; akıllı olan bu yol için azığını iyice hazırlar. 
Sarây karşı itme ay ilig kutı, anundı saŋa ev kara yer katı Ey devletli hükümdar, sen saray ve köşkler yaptırma; kara toprak altında senin evin hazırdır. 
Ediz keŋ bedizlig sarâyıŋ kalıp, karaŋku yer evde yatur sen ulıp Yüksek, geniş ve süslü sarayların burada kalacak, sen de inleyerek, karanlık toprak evde yatacaksın. 
Nerek kenç urur sen bu altun kümüş, saŋa teggüsi ol iki böz ülüş Niçin bu altın-gümüşten hazîne topluyorsun; senin hissene düşecek şey iki parça bezden ibarettir. 
Muŋar meŋzetü aydı şâir tili, bu şâir sözi kör açar söz yolı Şâir buna benzer bir söz söylemiştir; şâirin bu sözü, bak, söze yol açar. 
Osal yalŋuk oğlı üküş neŋ tirer, yegüke tegirmü sakınmaz birer Gafil insan-oğlu çok mal toplar; kendisine yemek nasip olacakını, bunu düşünmez bile. 
Bayusa tileki bulunsa tükel, tüketür tiriglik uçup cân yırar Zenginleşip, bütün dileklerine kavuşunca, ömrü de sona erer ve canı uçar gider, ondan uzaklaşır. 
Avınma erejke küvenme ay beg, avınçıŋ küvençiŋ udığa ot teg Ey hükümdar, avunma ve huzura güvenme; bu avunman ve güvenmen seni gaflet uykusuna düşürür. 
Tiriglik yava kılma dünyâ üçün, keçigliturur bolğa emgek küçün Dünya uğrunda hayatı boşuna harcama, dünya geçicidir; sonra sana zorla zahmet çektirirler. 
Ağı çuz töşenür özüŋ oğlağu, kara yer töşeŋüturur ay bügü îpek sırma ile örtülen vücûdun kara toprağa serilecektir, ey hakîm. 
Avınçu sevügler bile avnur öz, kara yer katında yaşıp yatğu tüz Seni avutan zevklerinle avunan vücûdun kara toprak altında gizlenip, sırt-üstü yatacaktır. 
Yayılmaz yorığa keveldin tüşüp, edersiz yığaç miŋü muŋluğ bolup Sarsmayan, rahvan küheylan attan inip, aciz içinde, eyersiz bir ağaca bineceksin. 
Bularnı sakınğıl ölümke itin, ökünme yarın bu kara yer katın Bunları düşün ve ölüme hazırlan; yarın bu kara yer altında peşiman olma. 
Kamuğ işke tevfik bayattın tile, bayat birge şeksiz saŋa küç bile Her işe Tanrıdan tevfik dile; bil ki, sana ancak Tanrı yardım edebilir. 
Negü kelse tapla kör edgü isiz, boyun bir kazâka köni tut ağız iyi veya kötü, ne gelirse, ona razı ol; kazaya boyun eğ, ağzım bozma. 
Özüŋ kolsa iki ajun begliki, bu beş işke yakma bu ol yegliki Eğer her iki dünya beyliğini istiyorsan, en iyisi budur, sen şu beş işe yaklaşma. 
Harâmka katılma yeme kılma küç, kişi kanı tökme hasım kılma öç Harama karışma, zulüm etme, insan kanı dökme, düşmanlık besleme ve kin gütme. 
Bor içme fesâddın yırak tur tez e, bu kaç neŋ yorır tutçı beglik buza Şarâp içme, fesattan uzak dur, ondan kaç; bunlar dâima mülke ve saltanata halel veren şeylerdir. 
Özüŋ meŋü beglik tilese tuçı, törü kıl bodundın kötürgil küçi Eğer devamlı ve ebedî beylik istiyorsan, adaletten ayrılma ve halk üzerinden zulmü kaldır. 
Bodunka başı sen ay ilig bu kün, bodunuğ küdezgil oduğ tur ögün Ey hükümdar, sen bugün halkın başında bulunuyorsun; halkı gözet, aklın başında ve uyanık ol. 
Uluğ yük boyunka yüdürdi ilig, osal bolma saklan ay kılkı silig Hükümdarların omuzlarına ağır yük yüklenmiştir; ey iyi huylu insan, ihmalkâr olma, tedbirli davran. 
Et öz ârzû sürgen havâka bulun, bulun bolma bolsa özüŋni yulun Vücût arzusuna tâbi olan insan nefsinin esiridir; onun esiri olma, olursan da kendini kurtarmağa bak. 
Keçürmiş tiriglik tüpi boldı yel, bu kalmış tiriglik neçe berge el Geçirdiğin hayat rüzgâr ve tipi gibi geçti; kalan hayatın daha ne kadar saltanat temin eder. 
Yava kılma emdi bu kalmış künüŋ, özüŋdin arıtğıl yazukuŋ münüŋ Kalan ömrünü artık boşuna geçirme; kendini günah ve kusurlardan temizle. 
Vefâ kılğu ermez bu dünyâ bilin, keçer dünyâda öz azukuŋ alın Bil ki, dünya sana vefa edecek değildir; bu geçici dünyadan sana lâzım olan azığı al. 
Negü ter eşitgil sakınuk kişi, sakınuk kişi ol ajunda başı Takva sahibi ne der, dinle; dünyada takva sahibi insanlar muvaffak olurlar. 
Bu ajun tüşün ol sen arkış sanı, tüşünde neçe bolğa arkış küni Bu dünya bir konaktır, sen kendini kervan say; bir kervan konakta ne kadar kalabilir. 
Sarây ol ajun kör bu kazğanç yeri, negü bulsa munda naru ıd yorı Dünya bir saraydır, bir kazanç yeridir; buradan oraya götürebileceğin ne varsa, götür. 
Özüŋ köçgü mundın köçüŋ aşnu ıd, kerekligni alğıl kereksizni tıd Sen buradan göç edeceksin, göç yükünü önceden gönder; ancak lüzumlu olanları al, lüzumsuzları bırak. 
Munu men barurmen meni kör odun, katığlan özüŋke at edgü kodun işte ben gidiyorum, bana bak ve ibret al; burada kendin için iyi bir ad bırakmağa gayret et. 
Negü ter eşitgil ölügli tirig, ölürde berip bardı öt sav erig Ölmek üzere bulunan, intizar hâlinde öğüt ve nasihat vererek ölen insan ne der, dinle. 
Ölügli tirigke berür pend tilin, eşitgil anı sen köŋülke alın Ölmekte olan insan yaşayanlara nasihat eder, sen onu dinle ve gönlüne yerleştir. 
Ayur ay tirig sen usanma odun, usandım ökünçün yaturmen yılın O der ki : — Ey diri, sen gafil olma, uyan; ben gaflet ettim, şimdi yıllarca peşimanlık içinde yatacağım. 
Ay ilig bu beglik uzun kolsa sen, kaç iş kıl kaç iş kod kılur erse sen Ey hükümdar, bu saltanatın uzun sürmesini istersen, şu bir kaç işi yap, şu bir kaç şeyi de bırak. 
Törü kıl katığlan yulup kılma küç, tapuğ kıl bayatka anır kapğı kuç Adaletle iş gör, buna gayret et; hiç bir zaman zulüm etme; Tanrıya kulluk et ve onun kapısına yüz sür. 
İkinçi osal bolma sak tur oduğ, saŋa tegmesün bir müfâca yoduğ ikincisi — gafil olma, dikkatli ol, uyanık dur; sana başkasının yüzünden, ansızın, bir suç isnat edilmesin. 
İki üdte kılma kayu erse iş, havâ övke kelse serip kısğu tiş Heves ve öfke ânında hiç bir iş yapma; her iki hâlde de dişini sık, sabret. 
Bu kaç neŋ küdezgil küdezildi el, uzun turğa beglik saŋa berge el Bu bir kaç şeye dikkat edersen, memleket gözetilmiş olur; saltanat uzun sürer ve sana sulh ve sükûn te'min eder. 
Kamuğ edgülerig ağır tut kötür, isizlerni tutma iligdin kotur Bütün iyilere hürmet göster ve onları yükselt; kötülere yüz verme, onları kapına dahi yanaştırma. 
İsiz öŋdi urma törü edgü ur, künüŋ edgü bolğay kutuŋ bağa kur Kötü teamül kurma, iyi kanun koy; ömrün iyi geçer ve saadet sana yâr olur. 
Negü ter eşitgil ay bilge külüg, bu sözdin kötürgil özüŋke ülüg Ey hükümdar, meşhur âlim ne der, dinle; bu sözden sen kendine hisse çıkar. 
Törü edgü ur ay törü bergüçi, turu öldi isiz törü urğuçı Ey kanun yapan, iyi kanun koy; kötü kanun yapan kimse, daha hayatta iken, ölmüş demektir. 
İsiz öŋdi urma ay ilçi bügü, isiz bolsa bolmaz ajunuğ yegü Ey hakîm devlet adamı, kötü teamül koyma; kötü kanunlarla dünyaya hüküm edilmez. 
İsiz öŋdi ursa özi öz üdin, isiz kodtı atın özinde kedin Bir kimse kendi zamanında kötü teamül vaz'ederse, kendisinden sonra kötü bir nâm bırakmış demektir. 
Kim erse urup kodsa edgü törü, anın tikti atın adakın örü Bir kimse iyi kanun vaz'edip bıraktı mı, adının ayakta durmasını sağlamış demektir. 
Özüŋni yarılma ay ilig bakın, tüp üŋni unıtma öyü tur sakın Ey hükümdar, dikkat et, kendini şaşırma; aslını unutma, bunu dâima hatırında tut ve düşün. 
İsiz kılkı tutma ay elgi uzun, isiz kılk ulıtur ikigün ajun Ey iktidar sahibi kötü hareketleri benimseme; kötü hareket seni her iki dünyada inletir. 
Uzun boldı elgiŋ bodunka yakın, füsûsun keçer bu tiriglik bakın iktidara geldin ve halka yakın oldun; dikkat et, sonra bu ömür efsûsla geçer. 
Keçigliturur dünyâ keçti sakın, keligli ölüm utru keldi sakın Bu dünya geçicidir, sen onu şimdiden geçti bil; ölüm muhakkak gelecektir, sen onu karşına artık geldi bil. 
Meni kör meniŋdin kötür öt erig, ökünme yarın sen bu kün sen tirig Benim hâlime bak, benden öğüt ve nasihat al; yarın peşiman olma, sen bugün henüz dirisin. 
Kişi ölse andın kumaru kalır, munukı kumarum saŋa ay bilir İnsan ölünce, ondan bir miras kalır; ey bilgin, benim sana mirasım da işte budur. 
Severim sen erdiŋ ay ilig maŋa, asığlığ kumarumnı kodtum saŋa Ey hükümdar, benim en çok sevdiğim insan sendin; faydalı mirasımı sana bırakıyorum. 
Asığlığ kumaru kişike söz ol, kumaru sözüg tutsa asğı yüz ol insan için faydalı miras sözdür; miras olarak kalan sözü tutmanın yüz türlü faydası vardır. 
Munu söz bitip kodtum emdi çını, unıtma bu sözni unıtma meni işte şimdi sözün doğrusunu yazıp, bıraktım; beni hatırla ve bu sözlerimi unutma. 
Neçe keç yaşap öz tirig tursa sen, ölüm boldı âhır yanış körse sen Ne kadar çok yaşarsan-yaşa ve ne kadar hayatta kahrsan kal, dikkat edersen, en son karşılaşacağın şey ölümdür. 
Seziksiz ölüm bir kün âhır kelir, tirilmiş bu cânlığ cânın alğalır Şüphesiz, bir gün nihayet ölüm gelecektir ve bütün canlıların canını alacaktır. 
Okığçı kelürke anunğu kerek, uzun yol yorırka itiŋü kerek Dâvetçinin gelmesine hazırlanmak ve uzun yol yürümek için, hazırlık yapmak gerektir. 
Ölümdin kutulu yeri yok bilin, ölümke itiŋil kerekiŋ alın Ölümden kurtulmak için bir çâre yoktur; bunu bil; ölüme hazırlan ve ancak bunun için lâzım olanları al. 
Negü ter eşitgil ögi yetmiş er, ölümüg ölürde oza ukmış er Alalı eren ve ölümü, ölmeden önce, anlamış olan insan ne der, dinle. 
Kezigçe kelir bu ölümnüŋ kurı, ölümke özüŋ çın anuklap yorı Ölümün sırası nöbetle gelir; ölüme her an kendini hazır bulundur. 
Kümüş kur bağuçı munu men teyü, ölüm tuttı erse üzüldi kurı Gümüş kuşak bağlayarak,— "îşteben!"— diyenin kuşağı, ölüm tutunca, kopar. 
Ay ilig munu men ötedim hakıŋ, tükel kıldım emdi bağırsaklıkıŋ Ey hükümdar, işte ben senin hakkını ödedim; bana gösterdiğin yakınlığın karşılığını yerine getirdim. 
Bayat bersü tevfik kamuğ edgüke, kutadsu bu edgü yegü kedgüke Bütün iyilikler için Tanrı sana tevfik ihsan etsin; yiyecek ve giyecek hususunda da bu iyiliklerin sana hayrı dokunsun. 
Esenin tirilgil üküş yıl yaşa, sevinçin avınçın üküş el aşa Ömrünü sıhhatle geçir, çok seneler yaşa; saltanatın sevinç ve huzur içinde geçsin. 
Bağırsaklık erdi meniŋ bu sözüm, esen kal selâmet ay körklüg yüzüm Bu sözlerim sana karşı içten bir bağlılığın nişânesidir; ey güzel yüzlüm, sağ ve esen kal. 
Munu men barırmen ay ilig kutı, turu kaldı oğlum bu bağrım otı Ey devletli hükümdar, işte ben gidiyorum; oğlum, bu ciğer-pârem, burada kalıyor. 
Bayatka tutuzdum munı yalvara, tilese küdezgey küyer ot ara Onu yalvararak, Tanrıya emânet ettim; o isterse, yanar âteş içinde de olsa, onu korur. 
Saŋa hâcetim bu körü ber munı, süre ıdma bolğay yavalar sanı Senden dileğim şudur: ona nezâret et, kendinden uzaklaştırma; yoksa, o yabanî bir diken gibi olur. 
Kamuğ neŋke teŋri kılur ol sebeb, kamuğ edgü isiz aŋar öz ulap Tanrı her şeye bir sebep yaratır; iyi ve kötü, her şeyi o nasîb eder. 
Oğul kız sebebi ata ol ana, kılınç artasa ya itilse yana Çocukların iyi veya kötü olmalarına anne ve babalan sebep olur. 
Munu men atası ölürmen bu kün, kiçig kaldı oğlum yetim ögsüzün îşte onun babası olan ben bugün ölüyorum; oğlum küçük yaşta yetim ve öksüz kalıyor. 
Bar erse kalı bu tapuğçı hakı, sebeb bol munı edgü yolka okı Eğer bu hizmetkârın sende bir hakkı varsa, sebep ol ve onu iyi yola şevket. 
Körü ıdma ögretgil erdem bilig, bilig erdemin bulsu ilke elig Gözden uzak bulundurma, ona fazilet ve bilgi öğret; bilgi ve fazilet ile memlekette mevki sahibi olsun. 
İtilsü kılınçı tüzülsü yorık, tusulsu tapuğka alınsu alık Tavır ve hareketi mâkul, muntazam ve iyi ahlâklı, hizmete lâyık ve meziyet sahibi olsun. 
Yava ıdma boşlağ yığa tut kısa, yığa tutsa oğlan bulur kut basa Serbest ve başı-boş bırakma, sıkı tut ve kötü hareketlerine mâni ol; çocuk sıkı bir terbiye altında bulundurulursa, sonunda bahtiyar olur. 
Negü ter eşitgil karı köklemiş, sınamış ukup hem bilip sözlemiş Tecrübe ile anlayarak, bilerek söyleyen ve işin künhüne vâkıf olan pîr ne der, dinle. 
Kiçig erken ögret oğulka bilig, kiçigde bilig bilse kötrür elig Oğula bilgiyi henüz küçük iken öğret; küçüklüğünde bilgi öğrenirse, hayatta muvaffak olur. 
Ayama oğul kızka berge yetür, oğul kızka berge bilig ögretür Gerekirse, oğula-kıza acımadan dayak at; dayak oğula-kıza bilgi öğretir. 
Kiçiglikte bilse oğul kız neni, karıp ölmeginçe unıtmaz anı Oğul-kız küçüklükte ne öğrenirse, yaşlanıp, ölünceye kadar onu unutmaz. 
Tüketti bitig türdi badı türe, alıp oğlıŋa berdi elgin sunup Mektubu tamamladı, dürüp bağladı; eli ile uzatarak, oğluna verdi. 
Ayur bu bitig tut yitürme oğul, iligke tegürgil kumarum bu ol Oğlum —dedi—bu mektubu sakla, kaybetme; hükümdara götür, ona mirasım budur. 
Bitigim okısun sözüm tutsunı, ölümke anunsun işin itsüni Mektubumu okusun, sözümü tutsun; ölüme hazırlansın ve işini ona göre tanzim etsin 
Uluğ tındı ötrü oğulka baka, ayur sen munı uk könike yaka Uzun bir müddet sustu, sonra oğluna bakarak, dedi:—Sen bunu anla, doğruluktan ayrılma. 
Yana aldı oğlın koyıŋa kuça, öpüp yığladı barnu yaşın saça Oğlunu kucaklayarak, tekrar bağrına bastı; öpüp ağladı, yüzü göz yaşları ile kaplandı. 
Ayur ay oğul kördüŋ emdi meni, ne hâlin barırmen unıtma munı Ey oğlum;— dedi— işte beni görüyorsun; ben ne hâlde gidiyorum, bunu hatırından çıkarma. 
Saŋa ma seziksiz bu üd kelgü ol, osal bolma âhır özüŋ ölgü ol Sana da, şüphesiz, bu an gelecektir; gafil olma, bir gün sen de öleceksin. 
Kereklig sözüg men tutuzdum saŋa, sözümni unıtma duâ kıl maŋa Ben sana gereken sözleri söyledim; sözümü unutma ve bana duâ et. 
Kalı ilig üdlep tilese seni, yorık tüz tapuğ kıl basınma anı Eğer gün gelir de hükümdar seni isterse, tavır ve hareketini düzelt, ona hizmet ve hürmette kusur etme. 
Yava bolma boşlağ yügürme özün, köni bol silig bol kılınçın sözün Aylak olma ve başı-boş dolaşma, kendi-kendine koşma; işinde ve sözünde dürüst ve mülayim ol. 
Keçe yatsa keç yat yana erte tur, yatıp erte kopğan kutın arturur Gece geç yat, yine de^ erken kalk; yataktan erken kalkan saadetini arttırır. 
Bayat yarlığın sen ağır tut ağır, iligke tapuğ kıl isiŋil bağır Tanrı buyruğuna çok itaat et; hükümdara hizmet et ve ona gönülden bağlan. 
İsizke yağuma yırak tur teze, yorı edgülük kıl yorık yol tüze Kötüye yaklaşma, ondan uzak dur; kaç; dâima iylik yap, tavır ve hareketini düzelt. 
Sözüŋni küdezgil selâmet yorı, özüŋni küdezgil esenin karı Sözünü gözet, emniyet içinde yaşa; kendini gözet, esenlik ile ihtiyarla. 
Sözin kesti oğlın kuçup yığladı, olındı yana ol ökünçler yedi Sustu, oğlunu kucaklayıp, ağladı; tekrar ah-vah etti ve peşimanlıklar getirdi. 
Ayur ay ınançsız ajun bivefâ, nelük kıldıŋ emdi maŋa sen cefâ Ey vefasız, güvenilmez dünya, — dedi—niçin şimdi baha cefa ediyorsun. 
Tü nimet bile bu igidmiş özüm, kirür bu kara yerke körklüg yüzüm Bol nimet içinde beslenmiş olan bu vücudum ve bu güzel yüzüm kara toprağa giriyor. 
Anadın neteg toğdum erse bu kün, anıŋ teg barırmen yalıŋın muŋun Anadan nasıl doğdum ise, bugün o şekilde ve aciz içinde gidiyorum. 
Negü ter eşitgil ölügli ök er, ölümke ökünüp ulığlı bek er Ölmek üzere bulunan ve ölürken peşiman olarak, inleyen kuvvetli insan ne der, dinle. 
Karındın çıkardıŋ karınka kirür, şekerdin igidtiŋ yılanka berür Karından çıkardın, tekrar karına giriyorum; şeker ile beslediğin bu vücûdu yılana veriyorum. 
İsizim yegitlik tiriglik isiz, ökünçün sığıt birle gûrke kirür Bana yazık oldu, gençliğime ve hayatıma yazık oldu; peşimanlıkla ve ağlayarak, mezara giriyorum. 
Sığıt kodtı ay toldı yetrüp ögin, kumaru üledi kişike neŋin Ay-Toldı başına aklını topladı, ağlamağı bıraktı; malını, miras olarak, başkalarına dağıttı. 
Bahil koldı barça kadaşlarka ol, tiler boldı cânı yaşıl kökke yol Bütün akrabaları ile helâllaştı; canı mâvî göğe doğru yol almak istedi. 
Közin kökke tikti kötürdi elig, şahâdet bile kesti teprer tilig Gözünü göğe dikti, elini kaldırdı; son sözü kelime-i şehâdet oldu. 
Yaruk cân üzüldi tünerdi küni, bayat atı birle kesildi tını Nurlu can ayrıldı, günü karardı; Tanrı adı ile son nefesini verdi. 
Edizlik tiledi süzük cân turuğ, uçup bardı cân kaldı kalbüd kuruğ Saf ve temiz ruhu yükselmek diledi; ruhu uçtu, gitti, boş bir kalıp kaldı. 
Bolup toğmaduk teg yitip bardı cân, ajunda atı kaldı belgü nişân Rûh, hiç doğmamış gibi, kayboldu, gitti; dünyada alâmet ve nişan olarak, yalnız adı kaldı. 
Negü ter eşit emdi köŋli köni, osallık usındın odunmış küni Şimdi dürüst gönüllü ve gaflet uykusundan uyanmış insan ne der, dinle. 
Et öznüŋ evi ol bedizlig eviŋ, süzük cân evi ol bediz teg teniŋ Bu süslü evin vücûdun evidir; o heykel gibi vücûdun temiz ruhun evidir. 
Kuruğ kaldı kalbüd uçup barsa cân, bayat bildi kança barır erse cân Rûh uçup gidince, vücût boş kalır; ruhun nereye gittiğini ancak Tanrı bilir. 
Ediz boldı ornı ay kutluğ kuta, töŋitse kodı ense boldı yuta Ey devletli, onun yeri yükseklerdedir; onun yükselmesi saadet, aşağı inmesi felâkettir. 
İkide biri boldı şeksiz ülüg, tirildi ölümsüz uzun meŋlüg Şüphesiz, ona ikisinden biri nasip olur; o ölümsüz, uzun, ebedî bir hayat sürmeğe başlar 
Ne muŋluğturur körse yalŋuk özi, yorırda yiter atı keslür sözi Dikkat edersen, insan ne kadar âciz bir mahlûktur; yürürken, yere serilir ve sesi kesilir. 
Kayudın kelir erki kança barır, kayudaturur erki kayda yorır Nereden gelir, nereye gider; nerede durur, nerede yürür. 
Biligli bilirmü negü ter negü, ukuğlı ukarmu negü ter bügü Bunu bilen varını, ne der, ne; akıllı anlarmı, hakîm buna ne der? 
Biligli bayat ol bilir bu işig, ukuğlı uğan ol ukar bu işig Bu işi bilen, ancak her şeyi bilen Tanrıdır; bu işin hikmetini ve sırrını bilen, ancak hüküm eden Allahtır. 
Ara yer içer kör yorır belgüsüz, ara köz körürde bolur belgüsüz Bâzan kaybolur, kendisini göstermeden dolaşır; bâzan daha göz önünde iken, silinip gider. 
İdi kısğa özlüg bu yalŋuk özi, sakınçı uzun hem bedük til sözi Bu insanın kendisi çok kısa ömürlüdür; fakat emeli uzun, dili ve sözü büyüktür. 
Körü barsa yalŋuk bu erksizlikin, nelük munça yavlak kötürdi egin İnsanın bu aczine dikkatle bakarsan, kötülerin niçin bu kadar gurur getirdiklerine hayret edersin. 
İki künlük erter ajunuğ bulup, nelük kerdi kögsin kaya teg bolup İki günlük bu geçici dünyayı bulunca, niçin kaya gibi, göğüs kabartırlar. 
Negü ter eşitgil odunmış kişi, ölümüg ukup yolka könmiş kişi Uyanmış ve ölümü anlayarak, doğru yola girmiş olan insan ne der, dinle. 
Ne teŋsiz ölüm sen ay yavlak ölüm, tusulmaz saŋa itse tük miŋ tolum Ey kötü ölüm, sen ne eşi-benzeri olmayan bir şeysin ki, yüz binlerce silâhın sana karşı bir tek faydası yoktur. 
Tözüke tegir sen kutulmaz biri, isiz edgü neŋke sen ök sen turı Her kese gelirsin, hiç kimse senden kurtulamaz, iyi ve kötü şeylerin hepsini tuzağına düşürürsün. 
Kerek erdi bilge tirilse kutun, kamuğ ölsün erdi biligsiz otun Alimlerin saadet içinde ömür sürmeleri lâzımdı, bütün câhil küstahlar hep ölmeli idiler. 
İsiz edgü kalmaz neçe tüz ölür, uluğ ya kiçig tut kara yer bolur iyi veya kötü, hiç biri kalmaz, hepsi de ölür; büyük veya küçük, hepsi kara toprak olur. 
Ölümtin keçig yok tirig buldaçı, nece keç tirilse ölüm keldeçi Ölümden kurtuluş yoktur; insan ne kadar çok yaşarsa-yaşasın, ölüm gelecektir. 
Ne yakşı ayur bu bodun başlar er, biligin ukuşun işin işler er Halkın başında bulunan, bilgi ve anlayış ile işini gören insan ne güzel söylemiştir. 
Ne edgü iş erdi ölüm bolmasa, ne körklüg iş erdi kişi ölmese Ölüm olmasa idi, ne iyi olurdu; insan ölmese idi, ne güzel olurdu. 
Erinçke tegürdi meni bu ölüm, ölüm ol buzuğlı tüp üm hem ulum Bana zevk ve saadet veren bu hayatımdır; benim esas ve temelimi bozan ölümdür. 
Ölümke taŋ ermez toğuğlı ölür, toğuğlı ölür kör kara yer bolur Ölüme hayret edilmez, her doğan ölür; doğan ölür ve kara toprak olur. 
Kişi isiz ermez kişilik isiz, eren isiz ermez könilik isiz İnsana yazık değil, insanlığa yazıktır; ferdlere yazık değil, doğruluğa yazıktır. 
Bu kurtğa kılınçı bu ol öŋdisi, kerek öŋdi tutğıl kerek tüŋdisi Bu dünya acuzesinin huyu ve âdeti budur; ister beğen, ister beğenme. 
Küntoğdı İlig Ögdilmişni Okimişin Ayur Hükümdar Kün-Toğdı'nın Öğdülmiş'i Çağırdığını Söyler 
Bu ay toldı yasın keçürdi ilig, okıp oğlıŋa berdi öt sav erig Hükümdar, Ay-Toldı'nın yası sona erince, onun oğlunu çağırtarak, ona öğüt ve nasihatte bulundu. 
Ayur ay oğu kılma artuk sakınç, sakınç keçse âhır tüp inde sevinç Dedi : — Ey oğul, fazla üzülme; keder geçer ve arkasından sevinç gelir. 
Saŋa tegmedi bu sakınç yalŋuzun, maŋa tegdi kadğu sakınçlar uzun Bu keder yalnız sana dokunmadı; bu benim için de sonsuz kaygı ve üzühtü oldu. 
Köŋülni çökürme özüŋni avıt, baka tur maŋa öz tapuğka ivit Gönlünü çökertme, kendini avut; benim yanıma gel ve hizmetimde bulun. 
Ataŋ öldi erse ata men saŋa, atalık kılayın oğul bol maŋa Baban öldü ise, ben de sana bir babayım; ben sana babalık edeyim, sen de bana oğul ol. 
Öğdülmiş cevabı İligke ÖĞDÜLMİŞ'İN HÜKÜMDARA CEVABI 
Yer öpti kör ögdülmiş aydı ilig, uzun keç yaşağıl aşayu ilig Öğdülmiş yer öptü ve dedi : — Ey hükümdar, Allah sana devletin başında uzun ömürler versin. 
Men igdiş kuluŋ men tapuğçı seniŋ, yuluğ bolsu cânım iligke meniŋ Ben senin himaye ettiğin bir kulunum, senin hizmetkârınım; hükümdar için canım feda olsun. 
Atam cânı boldı iligke yuluğ, yuluğ kılsu teŋri saŋa bu kuluğ Babamın canı hükümdarın hizmetinde feda oldu; Tanrı sana bu kulu da feda etsin. 
Çıkardı atası bitigin oğul, iligke ötündi kör akru amul Çocuk babasının mektubunu çıkardı, edep ve hürmetle hükümdara takdim etti. 
İlig aldı açtı okıdı bitig, sözin uktı aydı isiz ay tetig Hükümdar mektubu aldı ve açıp okudu; ne demek istediğini anladı ve dedi : — Ne yazık, ey akıllı insan. 
Ayur ay bağırsak kişide burun, kapuğum kurıttıŋ kor ittiŋ orun Ey merhametli insan, ey insanların ileri geleni, kapımı kimsesiz ve yerini boş bıraktın. 
Tirigle tapındıŋ ötediŋ hakım, ölürde muŋadıp yidiŋ hem ğamım Hayatta iken, hizmet ettin ve hakkımı ödedin; ölürken de beni düşündün ve benim için üzüldün. 
Hakıŋnı öteyümedim men seniŋ, bayat ok ötesün seniŋ haklarıŋ Ben senin hakkını ödeyemedim; senin hakkını bizzat Tanrı ödesin. 
Neteg kim sevinçlig men sendin bu kün, bayat bersüni miŋ sevinçiŋ kutun Sen beni bugün nasıl memnun ettin ise, Tanrı da seni öyle memnun etsin. 
Sözin kesti ilig közi yaş saça, turup çıktı andın sakınçığ kuça Hükümdar süzünü kesti, gözünden yaşlar akıttı; Öğdülmiş keder iyinde, oradan kalkıp, çıktı. 
Eviŋe kelip kirdi köŋli tüşük, kapuğ yaptı kaç kün sakınçın tügük Gönlü sıkıntı içinde, gelip evine girdi; bir kaç gün her kese kapısını kapalı tutup, kederi ile baş-başa kaldı. 
Bu ay toldınıŋ kıldı oğlı yoğı, çığayka üledi kümüş hem ağı Oğlu, Ay-Toldı için, ölüm aşı yaptı; fakirlere gümüş ve ipekli kumaşlar dağıttı. 
Keçürdi yeme ök ata kadğusın, yakın kıldı özke kişi edgüsin Babasının matemini böyle hayırlı işler yaparak geçirdi; iyi insanları kendisine ahbap edindi. 
Ata pendi tuttı yorıdı köni, kutı künde arttı yarudı küni Baba öğüdünü tuttu ve doğruluktan ayrılmadı, saadeti günden güne arttı, güneşi parladı. 
Negü ter eşit emdi öglüg kişi, başında keçürmiş bilir el işi Şimdi akıllı, görmüş-geçirmiş ve memleket ışını bilen insan ne der dinle. 
Ata pendini sen katığ tut katığ, kutadğay künüŋ berge künde tatığ Baba nasihatini sen sıkı tut, sıkı; günün kutlu olur ve sana her gün bir sevinç getirir. 
Ataŋnı anaŋnı sevindür tapın, yanut berge tapğuŋ tümen miŋ asığ Babanı, anneni hoşnut eyle, onlara hizmet et; bu hizmet karşılığı binlerce fayda elde edersin. 
İlig me katığlandı anda naru, küniŋe uru bardı edgü törü Hükümdar da o günden itibaren gayretle çalıştı, günden-güne iyi kanunlar vaz'etti. 
Bayudı bodun hem itildi ili, iligke duâ kıldı bodnı tili Halk zenginleşti, memlekette nizam kuvvetlendi; halk hükümdara duâ etti. 
İlig bir kün oldurdı yalŋuz özün, kemişti kitâb ötrü baktı uzun Hükümdar bir gün tek-başına oturuyordu; elindeki kitabı bıraktı uzun uzun düşündü. 
Tügüldi ögi köŋli yetlümedi, tiledi ayıtğu kişi bulmadı Bir yere aklı takılmıştı, anlayamadı; sormak için biriniara di, fakat bulamadı. 
Sakındı kör ay toldı erdemleri, ayur ay diriğâ ol erde eri O zaman Ay-Toldı'nın faziletlerini hatırladı ve : — Ah yazık, o erler eri idi — dedi — 
Kapuğ körki erdi maŋa edgü iş, bodun asğı erdi aŋar tegse iş O bana ıyı arkadaş idi ve bârgâhımın süsü idi; o her işinde halkın faydasını düşünürdü. 
Kuruğ kaldı ornı irildi işim, irükler bütürgü kanı bir kişim Arkadaşım kayboldu, yeri boş kaldı; hani bu boşluğu dolduracak bir insan. 
Yana saknu aldı kör ögdülmişig, ayurmen unıtmışmen edgü işig Sonra birden-bire Öğdülmiş'i hatırladı ve dedi : — Ben bu iyi işi unutmuştum. 
Ölürde ol ay toldı oğlın maŋa, tutuzdı anı men unıttım taŋa Ay-Toldı ölürken, oğlunu bana emânet etmişti; hayret, ben onu nasıl unuttum. 
Ata öldi erse oğul bar tirig, birisin yitürdüm tutayın birig Babası öldü ise, oğlu hayattadır; birini kaybettim, bari birini tutayım. 
Kişi ıdtı terkin kör ögdülmişig, okıdı öziŋe bekitti işig Derhâl adam gönderdi, Öğdülmiş'i huzuruna çağırttı ve bu işi de böylece yerine getirdi. 
Öğdülmiş Küntoğdı İlig Tapuğıŋa Körünmişin Ayur Öğdülmiş'in Hükümdar Kün-Toğdı'nın Huzuruna Çıktığını Söyler 
Yorıp kirdi ögdülmiş utru turup, iligke köründi sevinçlig bolup Öğdülmiş yürüyüp, içeri girdi ve huzura kabul edilerek, hükümdarın karşısında sevinçle durdu. 
İlig suali Öğdülmişke HÜKÜMDARIN ÖĞDÜLMİŞ'E SUÂLİ 
İlig kördi terkin okıdı anı, ayıttı negü kıldı üdlek seni Hükümdar onu görünce, hemen yanma çağırdı ve sordu: —Felek sana neler yaptı? 
Negü teg keçer bu keçigli künüŋ, könimü yorır sen ya egri yoluŋ Günlerin nasıl geçiyor; doğrumu yürüyorsun, eğri yoldamısın? 
Negü kıldı üdlek ataŋda kedin, sevinçmü berür ya sakınç kadğudın Babandan sonra felek sana neler yaptı; sem sevındirdimı, yoksa yerindirdi mi? 
Öğdülmiş cevabı İligke ÖĞDÜLMİŞ'lN HÜKÜMDARA CEVABI 
Ötündi bu ögdülmiş ilig kutı, uzun keç tirilsü yadılsu atı Öğdülmiş arzetti : — Ey devletli hükümdar, Allah uzun ömürler versin, şöhretin dünyaya yayılsın. 
Yırak boldum ilig tapuğında taş, iriglendi üdlek maŋa tügdi kaş Felek bana gadretti ve kaşını çattı; hükümdarın hizmetinden uzakta ve dışarda kaldım. 
Büte boldı ilig yüzin körmedim, sakınç kadğu birle yorıp külmedim Çok zaman geçti, hükümdarın yüzünü görmedim, üzüntü ve kaygı içinde idim; yüzüm gülmedi. 
Bu kün edlep ilig meni ündedi, umınçlığka devlet maŋa kur badı Bugün hükümdar beni hatırlayarak, çağırttı; şimdi ümitli olabilirim, çünkü saadet bana yâr olmağa başladı. 
İlig yarlığını eşitti özüm, künüm edgü boldı yarudı közüm Hükümdarın emrini duyunca, gözüm parladı ve bana gün doğdu. 
İlig tegme törlüg ayıttı bilig, ötündi bu ögdülmiş açtı tilig Hükümdar türlü suâller ile bilgisini denedi ve Öğdülmiş bunların hepsine uygun cevaplar verdi. 
Öğdülmiş Küntoğdı İlig Tapuğiŋa Kirmişin Ayur Öğdülmiş'in Hükümdar Kün-Toğdi'nin Hizmetine Girdiğini Söyler 
İlig aydı munda naru ay oğul, maŋa tapnu turğıl çökürme köŋül Hükümdar:— Ey oğlum —dedi— bundan sonra benim hizmetimde bulun; artık gönlünü ferah tut. 
Ataŋ tapğı bar erdi artuk telim, öteyümedim bardı kaldı birim Senin babanın çok büyük hizmeti vardı; hakkını ödeyememiş ve ona borçlu kalmıştım. 
Ötegü kerek men bu haklar saŋa, kişiler tili bolmasa ber maŋa Töhmet altında kalmamak için, bu borcu şimdi sana ödemem gerektir. 
Negü ter eşitgil uç ordu begi, bilip sözlemiş sözke yetrüp ögi Sözü bilerek ve anlayarak söylemiş olan Uç-Ordu beyi ne der, dinle. 
Kişi emgek ıdsa saŋa belgülüg, unıtma ol emgekni bolma ölüg Sana bir kimsenin gerçekten emeği geçmiş ise, bu emeği unutma ve ona karşı, ölü gibi hareketsiz kalma. 
Kişilikni kodma ay aslı kişi, kişilik kılu tur kişike tuşı Ey asîl insan, insanlığı bırakma; insanlara karşı dâima insaniyet ile muamele et. 
Kimiŋ emgeki kirse kimke birer, yanutın üküş kıl sen ötrü aŋar Kimin sana bir az emeği geçerse, sen ona karşılık daha fazlasını yapmalısın. 
Kişi emgekini bilümez kişi, tükel ud bolur bu ay ilçi başı Başkasının emeğini takdir etmeyen kimse, tam mânası ile, bir öküz olur; ey devlet adamı. 
Yorı ud atanma kişilik kıl a, kişike kişi bol kişilik bile Yürü, adın öküze çıkmasın, insanlık yap; insanlara karşı insaniyetle hareket ederek, insan ol. 
Kişilik üçün at urundı kişi, kişilik bile at kötürdi kişi insana insanlığından dolayı bu ad verilmiştir; insan insanlık ile adını yükseltir. 
Öğdülmiş cevabı İligke ÖĞDÜLMİŞ'İN HÜKÜMDARA CEVABI 
Yer öpti kör ögdülmiş aydı ilig, ilel köz yarutsa maŋa buldum ig Öğdülmiş yer öptü ve dedi:—Ey hükümdar, hükümdarın memnuniyeti bana her şeyden üstündür. 
Tapuğçı kuluŋmen begim sen uluğ, uluğ beg ağırlar tapuğçı kuluğ Ben hizmetkâr kulunum, sen benim büyük beyimsin; büyük bey hizmetkâr kulunu değerlendirir. 
Tilese ağır tut tilese uçuz, yuluğ kıldım emdi saŋa men bu öz İstersen değer ver, istersen değersiz bul, ben kendimi artık senin hizmetine vakfettim. 
Turup çıktı akru kapuğka kelip, bir ança yorıp bardı evke tegip Kalktı, kapıya gelip, yavaşça çıktı; bir az dolaştıktan sonra, evine döndü. 
Kurın badı ögdülmiş anda naru, kıyıksız tapuğ kıldı ilde turu Bundan sonra Öğdülmiş kollarını sıvadı; kapıdan ayrılmayarak, saadetle hizmete başladı. 
Tapındı keçe taŋda tepremedi, tünin yattı yatğak aş anda yedi Sabah-akşam aralıksız hizmet etti; yemeğini orada yedi ve geceleyin de muhafızlık etti. 
İlig köŋliŋe sığdı erse tapuğ, elig berdi devlet açıldı kapuğ Hükümdar hizmetinden memnun kaldıkça, saadet ona el verdi ve kapılar açıldı. 
Negü ter eşit bu tapuğ kılğuçı, tapuğ birle devlet atın miŋüçi Hizmet eden ve hizmetinden dolayı saadet atına binen insan ne der, dinle. 
Ay begler sevinçi tilegli kişi, kamuğ beg tileki öze kıl işi Ey beyleri memnun etmek isteyen kimse, her işi beylerin arzusuna göre yap. 
Begi taplamaz işni kılsa kulı, ilenç özke kılğu sarılsa kalı Kul beyinin hoşuna gitmeyen bir işi yapar da nikbete uğrarsa, kabahati kendinde aramalıdır. 
Kalı kılsa begler tapısız tapuğ, yava kıldı tapmış tiriglik kamuğ Eğer beylerin beğenmeyeceği şekilde hizmet ederse, o hizmette geçirdiği bütün hayatını boşuna harcamış olur. 
Yakın tuttı ilig kör ögdülmişig, törüçe ayu berdi tegme işig Hükümdar Öğdülmiş'i günden-güne kendisine yakın tuttu, her işin nasıl yapılacağını ona anlattı. 
Yana bir kün oldrup muŋadtı ilig, ayur ay diriğâ yitürdüm erig Yine bir gün hükümdar üzüntü içinde kendi-kendine : — Ne yazık, o mükemmel insanı kaybettim — dedi — 
Kapuğda kalın bod terildi tolu, kanı bir işimke yarağlı talu Hizmetimde bir çok insanlar var, fakat hani işime yarayan, seçkin biri. 
İşim barça sındı yok ol bildeçi, kanı bir bağırsak işim kıldaçı Bütün işlerim bozuldu, iş bilen yok; bana yardım edecek, candan bağlı bir insan nerede? 
Negü ter eşitgil sınamış kişi, sınap edgü isizni bilmiş kişi Tecrübeli ve tecrübesi ile iyiyi ve kötüyü tefrik eden insan ne der, dinle. 
Tilese bulur barça ârzû kişi, tilek teg kişi bulmaz edgü başı İsterse, insan bütün arzularına kavuşur, fakat istediği gibi ve iyilerin başı olan bir insan bulamaz. 
Bu bod sın yoŋlı kara baş kalın, kişi tep ınanğu kişi yok bilin Bu insan kılığında dolaşan hizmetkâr takımı kalabalıktır; fakat bil ki, içlerinde insan diye güvenilecek kimse yoktur. 
Kişide kereki yarağlısı ol, yarap hem tusulup yorığlısı ol Lâzım olan insan, işe yarayan insandır; işe yarayan insan da, faydalı olan insandır. 
Negü ter eşitgil bu şir ayğuçı, sözüg mani birle tizip kodğuçı Şiir söyleyen ve sözü mâna ile birlikte dizip, bize bırakan insan ne der, dinle. 
Yorığlı körürmen yarağlısı yok, yarağlı bulunsa yorığlısı yok Etrafımda dolaşanları görüyorum, fakat işe yarayanı yok; işe yarayanı da bulunursa, benim etrafımda dolaşmaz. 
Kalın bod kara baş yorığlı telim, telimde tilese tusuğlısı yok Hizmetkâr kılığında dolaşan kalabalık çok; bu kalabalık arasında, istediğim zaman, bir faydalısı bulunmaz. 
Yana aydı ilig meselde kelir, uruğluğ kişi ölse urğı kalır Hükümdar devam etti : — Şöyle bir mesel vardır, asîl insan ölse dahi soyu kalır — dedi — 
Negü ekse yerke yana ol önür, oğul tuğsa kılkı ataka barur Yere ne ekilirse, yine o biter; oğlunun tabiatı da babasına çeker. 
Bu ay toldı oğlı ata yurnı ol, ata barsa oını oğul ornı ol Ay-Toldı'nın oğlu da babasından bir parçadır; baba giderse, yerine oğlu kalır. 
Ata bardı ornı kuruğ hem kokuz, kokuz tolğuka kördüm oğlın ked uz Baba gitti, yeri boş ve açık kaldı; bu boşluğu doldurmak için, oğlunu çok el-verişli gördüm. 
Munı edleyin men bu bolsun kişi, kişi bolmış asğın tusulğay tuşı Ben onu yetiştireyim, adam olsun; adam olan her vakit faydalı olur. 
Boluğluğ körürmen yarağu munı, kiçiglikte taştın adın yok müni Ben onun işe yarayacağını ve yetişeceğini görüyorum; yaşının küçüklüğünden başka bir kusuru yoktur. 
İdi yakşı aymışıla atlığı, bodunda bedüki kişi kutluğı İnsanların büyüğü ve kutlusu olan, Ha'nın mâruf şahsiyeti çok yerinde söylemiş. 
Elig ursa begler kimi edlese, yakur baş bolur bu beginde basa Beyler kime el uzatıp, yetiştirırlerse, sonunda beye yakın olur ve sırada beyden sonra o gelir. 
Kimi tutsa begler öziŋe yakın, yağudı tileki kereki bakın Beyler kimi kendilerine yakın tutarlarsa, onun dilek ve arzusu eli altında bulunur. 
Küle baksa begler kişike turup, aŋa yığlu tirlür er at yüz urup Beyler kime güler yüz gösterırlerse, hükümdarın hizmetinde bulunanlar onun ağzına bakar ve onun etrafında toplanırlar. 
İlig aydı emdi maŋa çâre yok, munı edlesemen kişi bolğu ok Hükümdar devam etti : — Şimdi benim için başka bir çâre yok; onu yetiştirirsem, o muhakkak adam olur. 
Ötemiş bolayın atası hakın, kılayın kişilik bağırsaklıkın Ona şefkatle insanlık göstereyim, böylece babasının hakkını da ödemiş olurum. 
Bu ay toldı tapğı telim erdi kör, kişilik kılayın anıŋ yaŋı kür Ay-Toldı'nın hizmeti çok idi; ona karşılık merdce hareket edeyim ve insaniyet göstereyim. 
Kişilik tidüküm bolur edgülük, bu edgü bolur ol yegü kedgülük İnsaniyet dediğim, iyiliktir; bu iyilik, başkalarını yedirmek ve giydirmektir. 
Kişi aslı edgüg unıtmaz bolur, kişi urğı köŋlin emitmez bolur İnsanın asılı iyiliği unutmaz olur; insanın soylusu gönlünü başka tarafa kaydırmaz olur. 
Negü ter eşitgil avıçğa sözi, avıçğa sözin tut unıtma kozı Atalar sözü ne der, dinle; atalar sözünü tut, ey kuzum, bunu unutma. 
Bu edgü kılu tur ay edgü kişi, karımaz bolur edgü meŋü yaşı Ey iyi insan, iyilik yapmakta devam et; iyilik ihtiyarlamaz, onun ömrü ebedîdir. 
Bu edgü karımaz yeme opramaz, yaşı ked uzun ol atı artamaz İyilik ihtiyarlamaz ve yıpranmaz; onun ömrü çok uzundur; iyiliğin kötü olmak ihtimâli yoktur. 
Ağırladı ilig kör ögdülmişig, aŋar aydı edgü isiz öz işig Hükümdar Öğdülmiş'i takdir etti; iyi ve kötü, bütün işlerini ona danıştı. 
Açındı ilig kör kötürdi örü, bolu berdi evren emitti naru Hükümdar ona ihsanlarda bulundu ve onu yükseltti; bir gün geldi, devlet idaresine âit bütün kanunlara vâkıf oldu. 
Oŋardı törü hem toku iç tapuğ, açıldı tapuğdın tilemiş kapuğ Kanun, erkân ve iç-hizmeti muvaffakiyetle yerine getirdi; bu hizmetinden dolayı, kendisine arzu ettiği kapılar açıldı. 
Müni boldı erdem sözi boldı söz, ilig turdı erse aŋar açtı köz Kusuru fazilet oldu, sözü söz oldu; hükümdar uyanır-uyanmaz, ilk defa onu görür idi. 
İlig aydı emdi tilemiş işim, tüzü itlü barğay içim hem taşım Hükümdar : — içeride ve dışarıda arzu ettiğim işler şimdi yoluna girecektir — dedi — 
Boluğı bar erdi munuŋ belgülüg, anın edledim kıldım açığ ülüg Bunun, belli ki, bir mayası vardı; onun için onu yetiştirdim ve ona ihsanlarda bulundum. 
Munu boldı emdi tilek teg kişi, takı bolğusı bar yetilse yaşı îşte şimdi, arzu ettiğim gibi, bir adam oldu; yaşı büyüdükçe, daha da inkişaf edecektir. 
Uluğ bolğu olan ne ersig toğan, kiçigde bolur barça belgü nişân Doğuştan merd ve insan olup, yükselecek olan çocuğun daha küçükken bütün alâmetleri belirir. 
Muŋar meŋzer emdi bu beytig okı, uka barsa mani açılğay takı Şimdi buna benzeyen şu beyti oku; düşününce, mânası da anlaşılır. 
Kamuğ bolğu neŋke bolur belgü teŋ, kiçigde bedüginçe ol bolğu teŋ Bütün olacak şeylerin olacağını gösteren bir belirtisi vardır; küçüklükten itibaren büyüyünceye kadar belirti hep kendisini gösterir. 
Yimiş yegü nimet çeçekinde kör, kamuğ neŋke yaŋzağ munı bilgü teŋ Meyveyi, yiyecek nimetleri, çiçekte iken, görmeli; her işte misâl olarak, bunu örnek tutmalı. 
Tapındı bu ögdülmiş utru turup, kıyılmadı taŋda keçe üd bolup Öğdülmiş hükümdarın huzurunda hizmet etti; sabah-akşam dâima hizmette bulundu, hiç bir kusur göstermedi. 
Kiterdi özindin yarağsız muhâl, tusuldı kamuğ törlüg işke tükel Uygunsuz ve lüzumsuz hareketlerini terkettı, her türlü işte tam istifade edilecek hâle geldi. 
Kutuldı ilig kitti emgekleri, bodun asğı arttı yenip yükleri Hükümdar bir çok zahmetlerden kurtuldu; halkın üzerindeki yük hafifledi ve kazancı arttı. 
İlig suali Öğdülmişke HÜKÜMDARIN ÖĞDÜLMİŞ'E SUÂLİ 
İlig ündedi bir kün ögdülmişig, aŋar sözledi söz ukup bilmişig Hükümdar bir gün Öğdülmiş'i çağırdı, düşündükleri ve bildikleri hakkında onunla konuştu. 
İlig aydı emdi eşit ay oğul, söz aytur özüm sen maŋa tut köŋül Hükümdar : — Ey oğlum — dedi — şimdi dikkat et, sana soracaklarım var, beni can ve gönülden dinle. 
Ayu ber kişike tusulur kayu, kayu ol tususı maŋa ay sayu Söyle, bakalım, insan için faydalı olan şeyler nedir, faydaları nelerdir; bana bunları birer-birer anlat. 
Öğdülmiş cevabı İligke ÖĞDÜLMİŞ'İN HÜKÜMDARA CEVABI 
Yanut berdi ögdülmiş aydı ay beg, bilig ordusı ay kişilerde yeg Ögdilmiş cevap verdi :—Ey beyim, ey bilgi hazinesi, ey insanların iyisi — dedi — 
Kişike tusulğu ikigü ajun, kılınç edgüsi ol ay kılkı tüzün Ey asîl tabiatli, her iki dünyada insanlara faydalı olan şey, iyilik yapmaktır. 
İkinçi uvut ol üçünçi köni, bu üç neŋ bile er bulur kut küni ikincisi — haya, üçüncüsü — doğruluktur; insan bu üç şey ile saadet güneşine erer. 
Kılınç edgü bolsa kamuğ halk sever, kılıkı köni bolsa törke ağar îyı hareket eden kimseyi her kes sever, dürüst tabiatli olan insan baş köşeye çıkar. 
Uvut ol tıdığlı kamuğ teŋsizig, uvutsuzluk erke idi teŋsiz ig Her türlü densizliğe haya mâni olur; hayâsızlık insan için çok fena bir hastalıktır. 
Takı bir siliglik kılınçı köni, ikigü ajunda kutadur küni Bir de yumuşak huylu olan ve doğru hareket eden insanın her iki dünyada günü kutlu olur. 
Könilik uvut hem bu edgü kılınç, üçegün birikse bu buldı sevinç Doğruluk, haya ve iyi hareket — bu üçü kimde bileşirse, o insan mes'ûd olur. 
İlig suali Öğdülmişke HÜKÜMDARIN ÖĞDÜLMİŞ'E SUÂLİ 
Yana aydı ilig eşittim bu söz, tusulmaz kayu ol kişike yavuz Hükümdar tekrar sordu:—Bu sözleri dinledim; peki, insan için kötü ve faydasız olan şeyler nedir? 
Öğdülmiş cevabı İligke ÖĞDÜLMİŞ'İN HÜKÜMDARA CEVABI 
Yanut berdi ögdülmiş aydı ilig, bügülep bu sözke yetürsü bilig Ögdilmiş cevap verdi : — Hükümdar kendi feraseti ile bunun cevabını bulabilir — dedi — 
Kişike tusulmaz tükel yas kılur, bu üç neŋturur kör ay ilçi unur Ey kudretli devlet adamı, faydasız olan ve insana dâima zarar veren şu üç şeydir. 
Biri arkuk erse bu kılkı yavuz, takı biri yalğan tüzer erse söz Biri—kötü tabiatli ve inatçı olmak, biri — yalan söylemektir. 
Takı bir saran ol kişide eli, bu üç neŋ üçegü biligsiz yolı Biri de — insanları aşağılık eden hasisliktir; bunların üçü de bilgisizlikten ileri gelir. 
Kimiŋ bolsa arkuk kılınçı otun, işi barça tetrü bolur tuğsa kün Kim haşîn tabiatli ve inatçı olursa, onun işi her zaman ters gider. 
Çavıksa kim erse bu yalğan tilin, savı bardı yalŋuk ara sen bilin Eğer bir kimse yalan söylemekle şöhret bulmuşsa, bil ki, o insanlar arasında dâima bu şöhretle anılır. 
Saranlıkta ınğa negü bar adın, terer neŋ yeyümez kalır neŋ kedin Hasislikten daha kötü başka ne var; hasis toplar, yiyemez ve malı arkada kalır. 
Negü ter eşitgil saranığ bilig, ay çırğuy ay muŋluğ ay tügmiş elig Bilgi hasis hakkında ne der, dinle : —Ey zavallı, ey biçâre, ey sıkı el. 
Tere bildiŋ altun yeyü bilmediŋ, bu altun yığıp bir nelük bermediŋ Altın toplamasını bildin, fakat yemesini bilmedin, bu altını yığdın da, bir tanesini olsun, neden başkasına vermedin. 
Ay dünyâ terip sen yeyümez kişi, yegüçi anundı anuk tut aşı Ey bu dünyayı toplayıp, yiyemeyen kimse, yiyiciler hazırlandı, sen yiyeceği hazırla. 
Ol üç neŋ kimiŋ bolsa keldi kutı, bu üç neŋ kimiŋ bolsa yitti atı O üç şey kimde varsa, saadet onundur; bu üç şey kimde varsa, onun adı mahvolur gider. 
İlig suali Öğdülmişke HÜKÜMDARIN ÖĞDÜLMİŞ'E SUÂLİ 
Yana aydı ilig eşittim munı, takı bir sözüm bar ayu ber anı Hükümdar yine dedi : —Bunları dinledim, bir sözüm daha var, ona da cevap ver. 
Anadınmu bilge tuğar bu kişi, azu ögrenürmü yetilse yaşı insan anadanmı âlim olarak doğar, yoksa yaşı ileriledikçemi öğrenir? 
Öğdülmiş cevabı İligke ÖĞDÜLMİŞ'İN HÜKÜMDARA CEVABI 
Yanut berdi ögdülmiş ilig kutı, bilig hem ukuş ol bu erdem atı Öğdülmiş cevâp verdi : — Ey devletli hükümdar, bu faziletin bir adı da bilgi ve akıldır. 
Biligsiz tuğar ol turu ögrenür, bilig bilse ötrü kamuğ iş unar İnsan bilgisiz doğar ve yaşadıkça öğrenir; bilgi sahibi olunca, her işinde muvaffak olur. 
Anadın toğuğlı biligsiz tuğar, bilig ögrenür ötrü törke ağar Anadan doğan bilgisiz doğar, bilgi öğrenir ve böylelikle itibar kazanır. 
Ukuş ol anı yalŋuk ögrenmedi, tadu birle katlıp törütür idi Çalışmakla elde edilemeyen şey akıldır; Tanrı onu insanın hamuruna katar. 
Ukuşta adın barça erdemlerig, kişi ögrenür ötrü yetlür bilig insan akıldan başka bütün faziletleri öğrenir ve böylece bilgisi gelişir. 
Sevindi ilig kör eşitti bu söz, ayur öz tilekini buldı bu öz Hükümdar bu sözleri işitti ve sevindi : — Ben istediğimi buldum — dedi — 
Atasın yitürdüm munukı oğul, ata ornı tutlı bulup edgü yol Babasını kaybettim, fakat işte oğlu, doğru yolda yürüyerek, babasının yerini aldı. 
Bayatka şükür kılğu emdi üküş, bodunka törü kılğı edgü ülüş Şimdi halika şükür ve halka da hakkı olan iyi nizam ile hüküm etmeliyim. 
Bağırsak körürmen bu ögdülmişig, bütünlük bile kıldı barça işig Ben bu Ögdilmiş'i bana sadâkatle bağlı görüyorum; her işi dürüstlük ile yerine getiriyor. 
Aŋar ma bu kün kılğu edgü yanut, ol edgü yanutın bu bulsu anut Ona da bugün iyilik ile mukabele etmeliyim; iyiliğinin karşılığını o hazır bulsun. 
Negü ter eşitgil kişi üdrümi, kişi üdrümi hem bodun ködrümi Halk arasında temayüz etmiş olan seçkin insan ne der, dinle. 
Kişilik kılurka kişilik anut, kişilik teŋinçe törü kıl yanut insanlık edene karşı insanlık göster, insana insanlığı nisbetinde mukabele et. 
Vefâka vefâ ol kişilik hakı, vefâ kıl kişi bol atıŋnı bedüt Vefaya karşı vefa göstermek insanlık vazifesidir; vefakârlik et, insan ol, ve adını yükselt. 
Küniŋe ağırladı ilig anı, kamuğ ilke toldı kör atı üni Hükümdar onu günden-güne yükseltti; adı ve şöhreti bütün ülkeye yayıldı. 
Bodunda bedük boldı belgü nişân, ajunda çavı bardı edgü duân Derecesi ve mevkii halk arasında yükseldi; hayır-duâlar aldı ve şöhreti dünyaya yayıldı. 
Uluğ boldı iş tuş ara belgülüg, bedük boldı begler ara bu külüg Eşi-akrânı arasında yükselmiş olduğu gibi, bu şöhreti ile beyler arasında da büyüklerden oldu. 
Köŋül til kiçig tuttı kılkı oŋay, yaraştı kamuğ birle keçti kün ay Her kese karşı tevâzû gösterdi, mülayim davrandı; her keşle iyi geçindi; böylece günler ve aylar geçti. 
Köŋül kodkı tuttı tilin söz süçig, bodunuğ işitti taşığ hem içig Alçak gönüllü ve tatlı dilli idi; içten ve dıştan halkı kendisine ısındırdı. 
Adaş koldaş ardaş tutundı kalın, adaş koldaş ol erke arka bilin Bir çok dost ve arkadaş edindi; dost ve arkadaş insan için bir destektir. 
Kimiŋ bolsa koldaş adaşı telim, anıŋ arkası bek kaya ol yalım Kimin arkadaşı ve dostu çok ise, o arkasını sağlam ve yalçın bir kayaya dayamış demektir. 
Kimiŋ arkası bolsa küçlüg bolur, bu küçlüg kişi kutka tüplüg bolur Kimin arkası varsa, kuvvetli olur; kudretli insanın saadeti temelli olur. 
Ne edgü bolur kutka kodkı köŋül, ne körklüg bolur bilge bolsa amul Saadete alçak gönüllülük ne kadar uyar; âlim bir insana hilm ve şefkat ne kadar yakışır. 
Yeme yakşı aymış bu öglüg kişi, kim öglüg sözin tutsa itlür işi Akıllı insanda ne güzel söylemiş; kim akıllı insanın sözünü tutarsa, işi yoluna girer. 
Kimiŋ birle devlet yaraşsa kelip, köŋül kodkı tutğu kiçiglik kılıp Saadet gelip, kiminle bağdaşırsa, o kimse tevâzû göstermeli ve alçak gönüllü olmalıdır. 
Kelir erse devlet kişike küle, tutup berklegüsi kiçiglik bile Saadet gelir ve insanın yüzüne gülerse, bil ki, onun devamını sağlayacak şey tevâzûdur. 
Köçüt teg bolur kut tüpi hem tözi, köŋül kodkısı ol anıŋ yıldızı Saadet aslında göç atı gibidir, göçer-gider; onu bulunduğu yerde tutan kök, alçak gönüllülüktür. 
Ne edgü bolur kodkı alçak kişi, ne körklüg bulur künde itlür işi Alçak gönüllü insan ne kadar iyi ve güzel olur; onun işi dâima yolunda gider. 
Uluğsığ küvez kür kişi ol turı, küniŋe kodı ol küvezlik kurı Büyüklük taslayan, kibirli ve küstah adam tatsız ve sevimsiz olur; kibirli insanın itibârı günden-güne azalır. 
Kamuğka yaraşur bu kut ursa yüz, ukuşluğka artuk yaraşur ked uz Saadet gelirse, her kese yakışır; fakat akıllı insanlar ile daha çok bağdaşır. 
Muŋar meŋzer emdi bu beytig okı, okığıl uka bar ay elgi akı Ey iyi ve cömert insan, şimdi bu mealde olan şu beyti oku da mânasına iyice nüfuz et. 
Biligsizke devlet yaraşsa kelip, biligligke artuk yaraşur bilip Saadet bilgisize de gelir ve yakışırsa da, bunun mâhiyetini daha iyi bildiği için, bilgiliye daha çok yakışır. 
Biligsiz bile tursa devlet kalı, biliglig bile turğa tüp lüg erip Mademki saadet bilgisiz ile birlikte yaşayabiliyor, bilgili ile elbette daha esaslı surette bağdaşacaktır. 
Biligsiz bedük bolsa devlet bile, biliglig bedükrek kü çav at bile Saadet bilgisizi yükseltirse, elbette bilgiliyi, şöhret ve nâm ile, ondan daha çok yükseltecektir. 
Biligsizke devlet kelir erse kut, turumaz bu devlet anıŋ birle büt Bilgisize saadet ve ikbâl gelirse de, bil ki, bu sâadet onda devamlı olmaz. 
Munukı bu sözke tanuk keldi söz, okığıl munı sen ayâ köŋlin tüz İşte buna şu söz şâhiddir; ey kalbi temiz, sen bunu oku. 
Kelir kut kişike ağırlar anı, siŋer ol ağırlık yorısa köni Saadet insana gelir ve onu yükseltir; insan doğru hareket erderse, bu itibâr ona yâr olur. 
Bolumsuzka devlet kelü berse kut, teper devletin ol keçürmez küni Olmayacak himseye devlet ve saadet gelirse, o ayağına gelen bu devleti derhâl teper. 
Sınadı kör ilig bu ögdülmişig, könilik öze buldı barça işig Hükümdar bu Öğdülmiş'i tecrübe etti ve bütün işlerini sadâkatle ifâ ettiğini gördü. 
Ağırladı ança kötürdi örü, uçuzladı ança yavuzrak körü Bâzan itibar gösterdi, onu yükseltti; bâzan sert muamele ile, onun itibarını kırdı. 
Ağırlık üdinde kişig sermedi, uçuzluk üdinde tapuğ kesmedi İtibarda iken, o başkalarına kaba muamele etmedi, itibardan düştüğü zaman da işini aksatmadı. 
İligke yışığ boldı köŋlin bütüp, ağı kaznakı berdi edgü tutup Hükümdara sadâkatle bağlanarak, ona bir siper oldu; hazineyi ve malı iyi idare etti. 
Emanet yüdürdi boyunka uluğ, emanet yüder erke cânım yuluğ Boynuna büyük bir emânet yüklendi; emânet yüklenen insana canım feda olsun. 
İşin sürdi ögdülmiş artuk köni, küniŋe yakın tuttı ilig anı Öğdülmiş büyük bir sadâkatle işine devam etti; hükümdar onu günden-güne kendisine yaklaştırdı. 
Aça adra tuttı kamuğ işlerin, sakışlığ bitip kodtı barça barın Bütün işlerini açık olarak ve yerli-yerinde yaptı; her birinin hesabını ayrı-ayrı kaydetti. 
Küdezdi öziŋ neŋke suklanmadı, tapundı bu kılça kıyık kılmadı Hükümdarın malını iyi idare etti, kendi çıkarını düşünmedi; hizmette kıl kadar eğrilik göstermedi. 
Negü ter eşitgil yetilmiş yaşı, tiriglikte kızrak bütün çın kişi Yaşını-başmı almış, hayatta nâdir bulunan, doğru ve dürüst insanlardan biri ne der, dinle. 
Ağır neŋ kişike bu altun kümüş, özin tutğuçı er kümüşte küsüş insan için altın-gümüş kıymetli bir şeydir; fakat kendisine hâkim olan kimse, gümüşten daha kıymetlidir. 
Kümüşke ilinmegli yalŋuk bütün, tegir çın tükel bu ajunka kutun Gümüşe kapılmayan, doğru insan saadet içinde tam ve gerçek dünyaya erişir. 
Biliglig bilig berdi bilgin kör e, köni çın kişi bolsa közke süre Bilgili insan bilgisi ile şu öğüdü vermiştir: doğru ve dürüst insan bulursan, onu sürme gibi, gözüne çek. 
Takı munda yegrek ayur kör ukuş, bağırsakka cân berse ermez üküş Bak, akıl bundan daha iyi söyler: şefkatli bir insana canını dahi feda etsen çok değildir. 
Köni tep ayurlar kayu ol köni, könilik kılığlı emânet küni Doğru diye söylerler; emânete hiyânet etmeyen doğru nerede? 
Erende kayu ol tükel irtegü, köni erse kılkı anı er tigü İnsanlar arasında hangisi mükemmeldir; aramalı, tavır ve hareketi doğru ise, ona er demeli. 
Kişide kayu ol kişi öggüsi, akı öggüsi ol saran sökgüsi İnsanlar arasında öğülmeğe değer kimdir; cömert öğülmeğe ve hasis ise, söğülmeğe lâyıktır. 
Apa oğlanın körse muŋluğ tigü, bütün kün tirer neŋ bulumaz yegü İnsan oğlu ne kadar zavallıdır, o bütün gün toplar, fakat yiyecek bir şey bulamaz. 
Kayu yügrü tınmaz ajun tezginür, kayu cân yuluğlar teŋizke kirür Kimi durmadan koşar, dünyayı dolaşır; kimi canını feda eder, denize dalar. 
Kayu tağ kazar körse toplur kayağ, kayu yer kulaçlayu yügrür yadağ Kimi dağ kazar, bakarsın, kayaların dibine iner; kimi yeri kulaçlayarak, yaya koşar. 
Kayu art aşar kör ögüzler keçer, kayu yer kazar suv kuduğda içer Kimi, bak, tepeler aşar, dereler geçer; kimi yer kazar ve suyu kuyudan içer. 
Kayusı çerigde kılıç baldu yer, kayusı turada yuluğda karır Kimi orduda kılıç ve balta yer; kimi kaleyi muhafazaya memur olur, orada ihtiyarlar. 
Kayu oğrı tevlig karakçı kunuk, kayusı basımçı ölütçi kıruk Kimi hırsız, sahtekâr, yan-kesici, dolandırıcı; kimi zâlim olur, kimi öldürücü ve yıkıcı olur. 
Bu emgek neçe boğuzı egni üçün, tirer neŋ yemez ölse emger küçün insanın bunca zahmet çekmesi hep boğazı ve sırtı içindir; mal toplar, yiyemez; öldükten sonra da vebali altında kalır. 
Bu barça biligsiz kişi kılkı ol, biligsiz kişiler tükel yılkı ol Bunlar hep bilgisiz insanların işidir; bilgisiz insanlar tam bir hayvan sürüsüdür. 
Bayatka bütügli biliglig kişi, tegürmiş üdinde tükel yer aşı Tanrıya inanan bilgili insan, kısmetinde ne varsa, onunla iktifa eder. 
Negü ter eşitgil ukuşluğ amul, yorığlı tınığlı küdezçisi ol Hayatın bu tecellilerini iyi gören akıllı ve sakin insan ne der, dinle. 
Kerek yat kerek dünyâ tezgin yügür, negü erse kısmet saŋa ol tegür ister yat, ister dünyayı dolaş, koş; kısmetin ne ise, sana o nasip olur. 
Köŋül til köni tut ay bilge bügü, saŋa eksümegey üdinde yegü Ey âlim hakim, gönül ve dilini doğru tut; vakti gelince, yiyeceğin eksik olmaz. 
Bu baylık tilese ajun edgüsi, könilik bile ol anıŋ bulğusı Zenginlik ve dünya nimetleri istersen, bunlar doğruluk ile elde edilir. 
Takı bir ajunuğ bulayın tese, könilik bütünlük bile kol usa Âhiretini de mâmur etmek istersen, elinden gelirse, bunun çâresini doğrulukta ve imanda ara. 
Yeme yakşı aymış ögi yetmiş er, könilik bile bu ajun tutmış er Aklı eren ve doğruluk ile dünyayı elde eden insan da iyi söylemiş. 
Bu dünyâda baylık tilese özüŋ, köni bol könilik öze tut sözüg Bu dünyada zenginlik dilersen, özünle ve sözünle doğru ol. 
Takı bir ajunuğ tutayın tese, könilik bile tut köŋül til özüŋ Âhireti kazanmak istersen, özünü, sözünü ve gönlünü dâima temiz tut. 
Ay ilig körü bar kişiler küni, ne körklüg keçer ol yorısa köni Ev hükümdar, dikkat et, doğru hareket ederlerse, insanların hayatı ne kadar güzel geçer. 
Könilik bütünlük bile kıl bu iş, kişilik bile kıl kamuğ törlüg iş Bunu doğruluk ve imanla kendine eş edin, her türlü işi insanlık ile yap. 
Kopurdı kutı künde ögdülmişig, sav aydı bodunka eşitti kişig Öğdülmiş'i saadeti günden-güne yükseltti; halka emirler verdiği gibi, onların dileklerini dinlemeği de ihmâl etmedi. 
İlig me sınadı kamuğ törlügün, bütünlük bile buldı baktı ögün Hükümdar da onu her şekilde denedi, iyice tetkik etti, onun doğru ve dürüst hareket ettiğini gördü. 
Bütün buldı ilig kör ögdülmişi, seziksiz köni tep negü kılmışı Bütün yaptıklarının şüphesiz, doğru olduğunu gören hükümdar öğdülmiş'in sadâkatine inandı. 
Negü ter eşit emdi bilge öge, biligsiz ukup emdi boynuŋ ege Hükümdara her hususta yol-iz gösteren âlim müşavir ne der, dinle; ey bilgisiz, bunu anla ve itiraz etme. 
Körü barğu begler tapuğçı kulın, tapındurğu kulnı sınayu ulın Beyler hizmetkârlarına dikkat ve hizmete girecekleri de esaslı bir şekilde tecrübe etmelidir. 
Begiŋe yarağlığ körünse kulı, aŋar ötrü açğu ağırlık yolı Ancak kulun işin ehli olduğu görüldükten sonra, bey ona izzet ve ihsan kapısını açmalıdır. 
Tilekçe bolur iş tapuğçı bedür, tapuğçı bedüse beg atı bedür İşi beyin arzu ettiği şekilde olursa, hizmetkâr büyür; hizmetkâr büyüyünce, beyin de şöhreti artar. 
İdi yakşı aymış bu yağma begi, kamuğ işke bilgi yetilmiş ögi Her işe bilgisi ve aklı ermiş olan Yağma beyi çok iyi söylemiş. 
Ayâ beg işig iş biliglike ber, yarağlığ köni tüz yorığlıka ber Ey bey, işi işin ehline, işe yarayana, hareketi doğru ve dürüst olana ver. 
Kayu beg yarağsızka berse işi, yarağsız özi kıldı kılmaz kişi Eğer bir bey işi ehliyetsiz bir kimseye verirse, ehliyetsizliği başkası değil, kendisi göstermiş olur. 
Bayat kimni erse kötürse kutun, aŋar işçi berür yarağlığ bütün Tanrı bir kimseyi mes'ûd etmek ve yükseltmek isterse, ona ehliyetli ve dürüst hizmetkârlar verir. 
Kötürmişni ilmek tilese yana, aŋar işçi berür yarutmaz küne Eğer yükselttiğini tekrar düşürmek isterse, ona gün göstermeyen hizmetkâr verir. 
Yeter ol biligsiz barır bu otun, işi barça buzlur kopar kök tütün O bilgisiz idare dizginini eline alır ve bu odun onu takip eder; böylece bütün işi bozulur ve toz-dumana katılır. 
Ağırladı ilig kör ögdülmişig, ınandı aŋar berdi yumğı işig Hükümdar Öğdülmiş'i yükseltti; ona inandı ve bütün işleri onun eline verdi. 
Kamuğ ilke kıldı kör elgi uzun, uzun boldı elgi yorık til sözün Bütün memlekete onu hâkim kıldı; o her işte kudret ve nüfuz sahibi oldu. 
Ayağ berdi tamğa at üstem kedüt, ağırladı aşru tükel boldı kut Ona unvan, mühür, at, koşum ve hil'at verdi; çok itibar gösterdi; o ikbâlin son derecesine vâsıl oldu. 
Üküş edgü yarlığ tümen edgü söz, ilig yarlıkadı yakın boldı öz Hükümdar ona verdiği beratlarda kendisinden büyük bir sitayişle bahsetti ve o hükümdarın yakınlarından oldu. 
Kapuğdakı er at kiçig ya uluğ, taŋuk tuttı barça kılıp cân yuluğ Kapıda hizmet eden büyük-küçük, her kes, ona candan fedaya hazır olduklarını bildirdiler. 
Kamuğ işçi barça köründi kelip, tapuğ tozğu birle neŋ artut kılıp Hizmetinde bulunanların hepsi gelip, tebrik ettiler; hediye olarak, yiyecek ve giyecek bir çok şeyler takdim ettiler. 
Uru bardı ögdülmiş edgü törü, ağrladı tegme kişisin körü Öğdülmiş iyi kanunlar vaz'etmekte devam etti; her keşi, derecesine göre, taltif etti. 
Bodundın kötürdi kamuğ küç basınç, özindin kiterdi yarağsız kılınç Halk üzerinden bütün zor ve tazyiki kaldırdı;- kendisinden hiç bir uygunsuz hareket sâdir olmuyordu. 
Tüzüldi törü hem itildi eli, ilig inçke tegdi bekip el ulı Kanunlar vaz'edildi ve memleket düzene girdi; ülkenin temeli sağlamlaştı ve hükümdar huzura kavuştu. 
Sevigli telim boldı sevmez yağı, ilin kodtı kaçtı süzüldi toğı Onu sevenler çoğaldı, sevmeyen ve düşman olanlar ülkesini bırakıp, kaçtı; artık meydanda toz-duman nâmına bir zerre kalmadı. 
Kutuldı ilig kıldı inçin sevinç, tatıldı tirigük bu buldı avınç Hükümdar sıkıntıdan kurtuldu, huzur ve sevince kavuştu; işleri görüldü, kendisi rahat etti. 
Bu yaŋlığ asığlar biligdin kelir, ukuşluğ biliglig siligdin kelir Bu gibi faydalar bilgiden gelir; akıllı, bilgili ve iyi huylu kimseden gelir. 
Kalı ögmegü ol ukuşluğ kişig, neteg yirmegü bu ukuşsuz işig Akıllı insan nasıl öğülmez, akılsız kimsenin işi nasıl yerilmez. 
Uğuşluğ işi barça ülgülüg ol, biligsiz işi barça telgülüg ol Akıllının işi hep ölçüye göre biçilir; bilgisizin işi ise, hep gelişi güzel kesilir. 
Ne edgü yaraşur ukuşluğka kut, ya edgü kılınçlığ biligligke büt Akıllıya saadet ne güzel yakışır; akıllıya veya iyi hareket eden bilgiliye saadet ne iyi uyar, düşün. 
Negü ter eşitgil ıla beg sözi, sözi manisi ol sözüŋke tözi Ila beyi ne der dinle; bu sözün mânası senin sözlerine temel olsun. 
Biligsizke devlet kelür erse kut, bodun barça buzlur bolur elke yut Bilgisize devlet ve saadet gelirse, halkın arasına fesat girer ve bu, memleket için, öldürücü bir felâket olur. 
Ukuşuğka tegse adın begliki, ilin inçke tegrür bu bir sözke büt Eğer beylik akıllı bir insanın eline geçerse, o ülkesini huzura kavuşturur; sen bu söze inan. 
Bilig inçke tegdi yarudı küni, bayatka şükür kıldı ögdi anı Hükümdar huzura kavuştu, günü aydınlandı; Tanrıya şükür, hamd ve sena etti. 
Közin kökke tikti kötürdi elig, ayur ay idim sen birigli bilig Gözünü göğe dikti, elini kaldırdı ve:— Ey rabbim—dedi — bilgi veren sensin. 
Bilig berdiŋ ilke elig berdiŋ erk, könilik öze tut köŋül bolsu berk Bilgi verdin ve kuvvetle beni ülkenin hâkimi kıldın; gönlüme kuvvet ver ve beni doğru yoldan ayırma. 
Sen ök bir maŋa küç kamuğ edgüke, elig asrakılar yükin yüdgüke Ey rabbim, bana kuvvet ihsan et; bütün iyiliklere muvaffak olayım ve tebeamın yükünü cesaretle yükleneyim. 
Çığayka üledi ökü neŋ tavar, köŋül tüzdi rabka kamuğdın sıŋar Fakirlere çok eşya ve mal dağıttı; her hususta Tanrı'ya gönül bağladı. 
Tirildi bu yaŋlığ sevinçin kün ay, tüzü el karası tükel boldı bay Günler ve aylar böyle sevinç içinde geçti; bütün memleket halkı hep zenginleşti. 
Kişi üdrümi kör bu yaŋlığ bolur, isizim bu yaŋlığ kişiler ölür Seçkin insan, bak, böyle olur; ne yazık ki, böyle insanlar da fânidir. 
Meŋilig bodun kim bu yaŋlığ begi, meŋelig beg ol kolsa bodnı yegi Böyle bir beye sahip olan halk bahtiyardır; halkının iyiliğini isteyen bey, dirayetli bir beydir. 
İsiz edgüler ölse toprak bolur isiz, neçe bolsa toprak kör atı kalur îyi veya kötü, ölünce, hep toprak olur; fakat ne kadar toprak olsalar bile, adları kalır. 
İlig suali Öğdülmişke HÜKÜMDARIN ÖĞDÜLMİŞ'E SUÂLİ 
İlig bir kün oldurdı yalŋuz özi, bu ögdülmişig ündep aydı sözi Hükümdar bir gün tek başına oturuyordı; Öğdülmiş'i çağırdı ve konuşmağa başladı. 
Ayur ay ögdülmiş bak emdi maŋa, ataŋ emgeki kirmedi bir saŋa Ey Öğdülmiş— dedi— şimdi bana bak, sana babanın hiç bir emeği geçmedi. 
Ataŋ öldi kaldıŋ sen oğlan kiçig, kiçigke bedüktin bolur yol keçig Baban öldüğü zaman sen bir çocuk idin; küçüklere yolu-izi büyükler gösterir. 
Ataŋ ögretümedi erdem bilig, tegümedi mendin yeme ök elig Baban sana fazilet ve bilgi öğretmedi; ben de bu hususa sana. pek yardım edemedim. 
Neteg met yumıttı bu erdem saŋa, ayu bergil emdi munı sen maŋa Nasıl oldu da bunca fazilet sende toplandı; şimdi sen bana bunu söyle. 
Öğdülmiş cevabı İligke ÖĞDÜLMİŞ'İN HÜKÜMDARA CEVABI 
Yanut berdi ögdülmiş aydı ilig, uzun keç yaşasu bu üsteŋ elig Öğdülmiş cevap verdi ve : — Hükümdarın ömrü ve devleti uzun olsun — dedi — 
Bayat kimke berse inâyet ülüg, tilekke tegir boldı atlığ külüg Tanrı kime inayet eder ve kısmet verirse, o dileğine kavuşur, şöhret sahibi olur. 
Muŋar meŋzetü aydı türkçe mesel, başında keçürmiş bu kökçin sakal Görmüş-geçirmiş şu ak-sakal, şu türkçe mesel, bu hususta, bak, ne der : 
Bayat fazlı birle bedür ol kişi, tilekin bulur künde itlür işi İnsan Tanrı fazlı ile büyür ve dileğine kavuşur; onun işi günden güne yoluna girer. 
Bayat bermişin halk tıdumaz küçün, yağız yer yaşıl kök tirilse öçün Kara toprak ile mavi gök, öç almak için, birleşse bile, Tanrı'nın verdiğine insan mâni olamaz. 
Bayattın kerek barça işke yölek, anın bulsa ötrü kişi öz tilek Her işte Tanrının yardımı şarttır; insan ancak onunla dileğine kavuşabilir. 
Yana ma ay ilig ata alkışı, oğulka tegir ol sevinçi tuşı Bir de, ey hükümdar, çocuk ne kadar babasının rızasını alırsa, o kadar onun duasına nail olur. 
Atam kıldı erdi kör edgü duâ, duâ birle tegdim bu yerke ağa Babam bana hayır-duâ etmiş idi; ben o duâ ile yükselerek, bu mevkie ulaştım. 
İligni sebeb kıldı erklig idim, bu erdem biligdin turu kalmadım Kadir rabbim hükümdarı da sebep kıldı, ben de bu fazilet ve bilgiden hâlî kalmadım. 
Elig urdı ilig meni edledi, bolu berdi evren özüm yokladı Hükümdar beni tuttu ve beni değerlendirdi; felek de müsait davrandı ve ben yükseldim. 
Küle baksa begler kimi edlese, ava yığlur ârzû kerek ol yese Beyler kime gülerek bakar ve kimi değerlen dirirlerse, istediği şeyler ona doğru koşar ve etrafına üşüşür; yeter ki, o bundan faydalanmasını bilsin. 
Kişi köŋli bağ ol yaşarğu suvı, bu begler sözü birle edgü savı İnsanın gönlü bir bahçedir; onu yetiştiren su, beylerin sözleri ve nasihatleridir. 
Kayu bağka tegse suv eksümedin, çeçek yazlur anda tümen tü yıdın Hangi bahçe devamlı sulanırsa, orada binlerce renkli ve kokulu çiçek açılır. 
Begi yarlığı bolsa edgü söze, kulı köŋli yükser yazar kaş köze Bey onun hakkında iyi sözler sarfederse, kulun gönlü açılır ve yüzü güler. 
Kalı bolmasa edgü yarlığ tilin, yaşarmış çeçekler kurır terk bilin Eğer bey ona karşı lütuf kâr davranmazsa, yeşeren çiçek çabuk kurur; bunu böyle bil. 
Bayat fazlı kolğu kerek kul kamuğ, bayat fazlı bolsa açıldı kapuğ Kul dâima Tanrının fazıl ve inayetini istemelidir; .Tanrının fazıl ve inayeti olursa, kapılar açılır. 
Muŋar meŋzetü aydı şâir bu söz, munı ukğıl emdi ayâ edgü öz Şâir bu mânada şu sözü söylemiştir; ey iyi insan, şimdi bunu dinle ve anla. 
Bayat fazlı birle ağırlar kuluğ, bilig kapğı açlur oŋarur yoluğ Tanrı kulunu fazıl ve inayeti ile yükseltir; ona bilgi kapısı açılır ve isteği rast gider. 
Bilig bilse künde kutadur küni, neçe me kiçig erse bolur uluğ insan bilgi bilirse, hayatta günden-güne saadeti artar; kendisi ne kadar küçük olsa bile, yeri büyük olur. 
İlig suali Öğdülmişke HÜKÜMDARIN ÖĞDÜLMİŞ'E SUÂLİ 
Yana aydı ilig ay ögdülmişe, bilig bilgüçiler neteg bilmişe Hükümdar tekrar dedi:—Ey Öğdülmiş, peki, bilgi sahibi olanlar bunu nasıl elde ederler. 
Kişi ögrenipmü bolur ol bügü, azu tadu birle tuğarmu tigü İnsan öğrenerekmi hakîm olur, yoksa doğuştanını böyle doğar? 
Öğdülmiş cevabı İligke ÖĞDÜLMİŞ'İN HÜKÜMDARA CEVABI 
Yanut berdi ögdülmiş açtı tilin, ayurmen urayın bu sözke ulın Öğdülmiş cevap verdi; söze başladı ve : — Bunun esâsını izah edeyim — dedi — 
Törütürde berse bayat ög köŋül, tükel mâye buldı biligke oğul Tanrı yaratırken, akıl ve gönül ihsan ederse, çocuk bilgi için tam bir sermâye elde etmiş olur. 
Küniŋe neŋedür turu öglenür, negüni tilese bilür ögrenür O günden-güne gelişir, gittikçe aklı tekâmül eder ve her istediğini öğrenir, bilir. 
Biligke tegir ötrü bilge bolur, bu bilgi bile asğı ilke tolur Böylece bilgiye erişir ve bir gün âlim olur; bu bilgi ile memlekete çok faydası dokunur. 
Törütür üdinde köŋül bermese, tilekke tegümez bu anda basa Tanrı yaratırken, gönül vermezse, insan hiçbir dileğine erişemez. 
Takı bir sebeb kolsa oğlan bilig, kiçigde tegürgü biligke elig Bir şart daha var; çocuk bilgi isterse, öğrenmeğe küçük yaştan başlamalıdır. 
Kiçig oğlan erken bilig ögrenür, uluğ bolsa ötrü tilekke tegür însan, küçük çocuk iken, bilgi öğrenir ve büyüyünce, dileğine kavuşur. 
Bilig erdem edgü kılınç ya kılık, kişi ögrenür ötrü tüzlür yorık Bilgi, fazilet, iyi tavır ve hareketi insan öğrenir ve böylece gidişi düzelir. 
Bilig tut ya erdem kişi ögrenür, meger bu ukuş ol tadudın önür Bilgiyi olsun, fazileti olsun, insan öğrenebilir; fakat akıl ise, insan ile birlikte doğar. 
Muŋar meŋzetü keldi türkçe mesel, okığıl munı sen asığ özke al Buna benzer türkçe bir ata-sözü vardır; bunu oku ve istifâde et. 
Kişi ögrenür bilgi artar üküş, neçe ögrenip uksa bolmaz ukuş İnsan çok şeyler öğrenir ve bilgisi artar; fakat ne kadar öğrense ve anlasa bile, yine aklı elde edemez. 
Bayattın erür bu ukuş bolğusı, tadu birle kirse bolur belgüsi Akıllı olmak Tanrı vergisidir; ancak buna doğuştan sahip olursa, aklın emareleri kendisini gösterir. 
Bayattın atâ ol ukuş belgülüg, ukuştın bulur er miŋ edgü ülüg Akıl, şüphesiz, Tanrının ihsanıdır; insan akıl ile bin türlü iyi kısmet ve nimete nail olur. 
Kişide uluğrak ukuşluğ kişi, ukuş boldı erke miŋ erdem başı Akıllı insan insanların büyüğüdür; akıl insan için bin türlü faziletin başıdır. 
Ukuşsuz kişini kişi temegü, neçe sözlese söz yeme bütmegül Akılsız insana insan dememeli; ne kadar söylerse-söylesin, ona inanmamalı. 
İlig suali Öğdülmişke HÜKÜMDARIN ÖĞDÜLMİŞ'E SUÂLİ 
Yana aydı ilig eşittim bu söz, takı bir sözüm bar ayıtğu bu öz Hükümdar yine dedi: — Bu sözleri dinledim, soracak bir sözüm daha var. 
Ukuşuğ adırtu biligde öŋi, negü tegturur ay sözüŋnüŋ oŋı Aklı bilgiden başka bir şey olarak ayırdın, bununla ne demek istiyorsun, doğrusunu söyle. 
Negü ol ukuş ornı kaydaturur, kayudın kopar kopsa kayda barur Aklın yeri neresidir, o nerede bulunur; nereden çıkar ve çıkınca, nereye gider? 
Öğdülmiş cevabı İligke ÖĞDÜLMİŞ'İN HÜKÜMDARA CEVABI 
Yanut berdi ögdülmiş aydı ukuş, ağır neŋturur ol kişike küsüş Öğdülmiş cevap verdi ve:—Akıl insan için aziz ve kıymetli bir şeydir — dedi — 
Ukuş ornı üstün meŋedeturur, ağır neŋ üçün ornı başta erür Aklın yeri üstte, beyindedir; kıymetli bir şey olduğu için, onun yeri baştadır. 
Kişen ol kişike ukuş belgülüg, kılınçı köni ol işi ülgülüg Akıl insan için, şüphesiz, bir köstektir; hareketi doğru ve işi ölçülüdür. 
Bağırsak bayat kör üdürmiş kulın, kişedi ukuş birle kılkın tilin Merhametli Tanrı seçmiş olduğu kulunun hareketini ve dilini akıl ile kösteklemiştır. 
Ukuşsuz ölüg ol ukuşluğ tirig, ukuş munça teŋlig adırtlar erig Akılsız ölüdür, akıllı ise, diridir; akıl insanları bu şekilde bir birinden ayırt eder. 
Karartğku ev ol bu kişi tün sanı, ukuş bir yula teg yarutur anı insan, gece gibi, karanlık bir evdir; akıl, bir meş'ale gibi, onu aydınlatır. 
Ukuştın kelür kör kamuğ edgülük, biligin bedür er bolur belgülük Her türlü iyilik akıldan gelir; insan bilgi ile büyür ve temayüz eder. 
Bu iki bile boldı yalŋuk uluğ, bu ikin oŋarur könilik yoluğ însan-oğlu bu ikisi ile yükselmiştir; o doğruluk yolunda bu iki şey ile muvaffak olur. 
Biligin seçildi kişi yılkıdın, biligde bedükrek negü bar adın İnsan hayvandan bilgisi ile ayrılmıştır; bilgiden daha büyük başka ne vardır. 
Muŋar meŋzetü sözledi kör ukuş, ukuş işke tutsa kör asğı üküş Aklın buna benzer bir sözü vardır; akıl yerinde kullanılırsa, faydası çoktur. 
Kişi yılkı birle adırtı bilig, bilig birle yalıŋuk kötürdi elig İnsanı hayvandan ayıran şey bilgidir; insan-oğlu bilgi ile hâkim vaziyete geçmiştir. 
Yorı yılkı bolma bilig ukuş, bilig birle sözle yorık tut tilig Yürü, hayvan olma; akıllı ol ve bilgi öğren; bilgi ile söyle, sözün muteber olsun. 
İlig suali Öğdülmişke HÜKÜMDARIN ÖĞDÜLMİŞ'E SUÂLİ 
Yana aydı ilig takı bir sözüm, erür bu ayurmen ay körklüg yüzüm Hükümdar tekrar dedi:— Ey benim güzel yüzüm, sormak istediğim bir şey daha var. 
Maŋa ayğıl emdi ukuş sûreti, negü teg bolur ol yörügi atı Şimdi bana aklı tarif et, onun mâhiyeti nasıldır ve adı nedir? 
Yüzi körki kılkı kılınçı ne ol, yaşı kurı bod sın avınçı ne ol Yüzü, görünüşü, tavır ve hareketi nasıldır; yaşı, derecesi, boyu posu nasıldır ve ne ile avunur? 
Öğdülmiş İligke Ukuş Sûretin Ayur Oğdülmiş Hükümdara Aklın Tarifini Söyler 
Yanut berdi ögdülmiş aydı ukuş, kılınçı köni kör küvençi üküş Ögdilmiş cevap verdi ve : — Aklın hareketi doğru ve itibarı büyüktür — dedi — 
Yüzi körki körklü ne yaşı kiçig, kamuğ edgülükke anıŋdın keçig Yüzü, şekli güzel ve dâima genç ve dinçtir; her türlü iyiliğe geçit veren odur. 
Örüg hem silig ol ne kılkı amul, kamuğ teprenürke bağırsak köŋül Halîm, selîm ve sakin tabiatlıdır; o bütün canlılar için şefkat dolu bir gönüldür. 
Kayuka elig ursa itlü barır, kayuka sözi tegse yetlü barır Nereye eli dokunursa, orası düzelir; sözü nereye erişirse, orası o söze uyar. 
İsig yüzlüg ol kör kamuğka sevüg, kişilerke andın asığlar ülüg Sıcak yüzlü, her kes için sevimlidir; insanlar ondan fayda görürler. 
Yiti közlüg ol kör bakışı yırak, kayu işke tegse bekitür adak Keskin gözlü ve uzak görüşlüdür; hangi işe el uzatırsa, ayağını sağlam basar. 
Neçe bulğanuk işke tegse süzer, neçe ters tügün erse baksa yazar El sürdüğü iş ne kadar bulanık olursa-olsun, süzülmüş, sâf bir hâle gelir; ne kadar ters düğüm varsa, bir bakışla onu çözer. 
Bakar soldın oŋdın hem öŋdün kedin, kamuğ iş yarağın bilir hem üdin İşlere sağdan, soldan, önden, arkadan, her cephesinden bakar; hall çâresini ve zamanını bilir. 
Kaçığlığ yeter ol uçuğlığ tutar, sınukuğ sapar ol buzukuğ iter Kaçana yetişir, uçanı yakalar, kırığı sarar ve bozuğu düzeltir. 
Ukuşsuz ökündi ayur ay ukuş, seniŋsiz muŋadurmen artuk üküş Akılsız hayıflandı ve dedi:— Ey akıl, sensiz ben çok bunalıyorum. 
Maŋa tegmedi bir seniŋdin ülüg, seniŋsiz kişi köŋli boldı ölüg Bana senden bir parça nasip olmadı; sensiz insanın gönülü ölü sayılır. 
Yula ol ukuş kör karağuka köz, ölüg tenke cân ol ağın tilke söz Akıl bir meş'aledir, kör için gözdür; ölü vücût için can, dilsiz için sözdür. 
Ukuşluğ ukuşka ayur ay işim, ne edgü işim sen itigli işim Akıllı akıla der:— Ey arkadaşım, sen benim işlerimi düzelten ne iyi bir arkadaşsın. 
Kılınç oŋ tutar hiç solı yok ukuş, bütün çınturur hiç alı yok ukuş Akıl dâima sağdan hareket eder, onun hiç solu yoktur; o doğru ve dürüsttür, hiç bir hilesi yoktur. 
Ukuş kimde bolsa bu ol belgüsi, bu belgü bile ol ukuş bilgüsi Akıl kimde ise, belirtileri şöyle olur ve akıl bu belirtilerden anlaşılır. 
Ukuşnuŋ eŋ aşnu kılıkı oŋay, könilik bile ol yorıkı yıl ay Her şeyden önce aklın tavır ve hareketi mâkuldür; aylar ve yıllar geçse dahi, gidişi aynı doğru yoldan taşmaz. 
Ukuşluğ köni hem silig til sözi, bütünlük bile boldı kılkı tözi Akıllı doğrudur, dili ve sözü yumuşaktır; hareketinin esâsı doğruluk üzerine kurulmuştur. 
Örüg ol amul ked serimlig sabûr, körüp işni yetrü ol akru tegür O halım, sakin, çok mütehammil ve sabırlıdır; işe dikkatle bakar ve sükûn ile ele alır. 
Kılınçı karı körse yaşı yegit, aŋar muŋluğ ârzûn öge ya tegit Tavır ve hareketi ihtiyarlara benzer; fakat dikkat edilirse, yaşı gençtir; ister hükümdarın has müşaviri, ister en âdî bir köle olsun, onu iştiyakla ararlar. 
Muŋar meŋzer emdi bu sözni okı, uka tursa mani açılğay takı Şimdi buna benzer şu sözü oku; nufûz edersen, mânası da aydınlanır. 
Kılınçı karı oğlan özlüg ukuş, ukuş kayda bolsa aŋar bar yapuş Akim hareketi ihtiyardır, fakat kendisi gençtir; akıl nerede ise, ona git, yapış. 
Kiçigi seviglig karısı amul, özi tüzün alçak kör asğı üküş Küçüklüğü sevimli, ihtiyarlığı sakin, kendisi halîm, alçak gönüllü ve çok faydalıdır. 
İlig cevabı Öğdülmişke HÜKÜMDARIN ÖĞDÜLMİŞ'E CEVABI 
Bu sözler eşitti sevindi ilig, ayur ay odunmış sözi ög bilig Hükümdar bu sözleri işitti, sevindi ve şöyle dedi: — Ey sözü akıl ve bilgiden ibaret olan, uyanık adam. 
Bayat berdi barça tükel edgülük, bayattın atâ sen maŋa belgülüg Tanrı bana her nimeti eksiksiz ihsan etti; şüphesiz, sen de bana Tanrının bir ihsanısın. 
Bu emgek yük ol bir ağır yüdgüke, anı yüdse ötrü tegir edgüke Bu zahmet, yüklenmesi güç olan bir yüktür, fakat insan bunu yüklenmekle iyiliğe erişebilir. 
Kim edgü tilese ağır yük yüder, ağır yük yüdügli tilekin küder Kim iyilik dilerse, ağır yük yüklenir; ağır yük yüklenen dileğine ulaşmak ister. 
Yükümni yüder sen tilek iş yorır, meni tındurur sen saŋa yük tegir Yükümü yükleniyorsun, dilek ve iş oluyor; beni rahat ettiriyorsun, fakat sana zahmet oluyor. 
Bayat bersü tevfik maŋa emdi küç, hakıŋnı öteyin yanut birke üç Tanrı bana şimdi tevfik ve kudret versin, senin hakkını bire karşı üç olarak ödeyeyim. 
Bilirmen bu yaŋlığ tapuğ kıldukuŋ, bağırsaklık ol bu meni koldukuŋ Senin nasıl hizmet ettiğini biliyorum; beni düşünmen, senin bana candan bağlılığından ileri geliyor. 
Bağırsak tapuğçı tükel ol bolur, öz asğın kodup kör beg asğın kolur Sâdık ve tam hizmetkâr kendi nefsini değil, beyin menfaatini gözetendir. 
Negü ter eşit bu tapuğçı tili, begin inçke tegrür tapuğsak kulı Hizmetkârın dili ne der, dinle; severek hizmet eden kul beyini huzura kavuşturur. 
Meŋilig bolur beg tükel kut başı, bağırsak kulı bolsa kılsa işi Kulu candan bağlı olur ve işini yaparsa, bey memnun olur ve tam bir saadete kavuşur. 
Tapuğçı bile beg kötürdi egin, tilek teg tapuğ kılsa tındrur begin Bey hizmetkârı sayesinde göğüsünü kabartır; o arzu edildiği şekilde hizmet ederse, beyini rahat ettirir. 
Baş ağrığ yük emgek kötürse kulı, begiŋge aça berse ârzû yolı Kul sıkıntı, yük ve zahmetleri ortadan kaldırmalı, beyine arzu ettiği yolları açmalıdır. 
Kayu beg bulur erse mundağ kuluğ, bayattın atâ ol arığar ked uluğ Hangi bey böyle bir kulu bulursa, bu ona Tanrının büyük bir ihsanıdır. 
Ajun begleri öldi bizde oza, üküşreki bardı bu ârzû öze Bizden önce ölen dünya hâkimlerinden büyük bir kısmı da bunun hasreti ile ölüp gitmiştir. 
Ajun bodnı tındı avınçın kutun, iligke duâ kıldı bodnı bütün Dünya halkı huzur ve saadet içinde rahata kavuştu; bütün halk hükümdara duâ etti. 
Adın el kişisi eşitti munı, yüzin körgüke ârzûladı anı Başka memleketlerin halkı da bunu işitti ve onun yüzünü görmeği arzu etti. 
Keçürdi yıl ay kün bu ârzû öze, ilin itti edgü törüsin tüze Böylece aylar ve yıllar geçti; hükümdar iyi kanunlar vaz'ederek memleketini idare etti. 
İlig suali Öğdülmişke HÜKÜMDARIN ÖĞDÜLMİŞ'E SUÂLİ 
İlig bir kün ündedi ögdülmişig, ayur aytayın söz sen ay bilmişig Hükümdar bir gün Öğdülmiş'i yanına çağırdı ve : — Sana bir şey soracağım, bu hususta bildiğini söyle — dedi — 
Et öz yeti endâmka baksa kör er, tatığ buldı barça öz ülgin terer İnsan kendi vücûduna, yedi endama bakarsa, bunlarda zevk bulur; bunların her biri kendi kısmetini toplar. 
Köŋül tatğı ne ol bu köz tatğı ne, bu iki tatığdın özüm ülgi ne Gönül zevki nedir, göz zevki ne; bu iki zevkten benim kısmetim nedir? 
Öğdülmiş cevabı İligke ÖĞDÜLMİŞ'İN HÜKÜMDARA CEVABI 
Yanut berdi ögdülmiş aydı tatığ, köŋül ârzû kolsa bekürtse katığ Öğdülmiş cevap verdi ve:— Gönlün arzu ettiği ve kuvvetle özlediği şey zevktir — dedi — 
Sevitmiş yüzin körse közke tatığ, köŋül ârzûsın bulsa özke tatlğ Göz için, sevdiği yüzü görmek zevktir; gönül için arzusuna kavuşmak zevktir. 
İlig suali Öğdülmişke HÜKÜMDARIN ÖĞDÜLMİŞ'E SUÂLİ 
Yana aydı ilig ay ögdülmiş ay, seviglig nişânı negü ermiş ay Hükümdar tekrar sordu : — Ey Öğdülmiş, söyle; sevgilinin nişanesi nedir? 
Severmen teyü barça davi kılur, bu davika mani negü teg bolur Her kes sevdiğini iddia eder; bu iddianın mânası nedir? 
Öğdülmiş cevabı İligke ÖĞDÜLMİŞ'İN HÜKÜMDARA CEVABI 
Yanut berdi ögdülmiş aydı bolur, sevüg yüzke baksa severin bilür Öğdülmiş cevap verdi ve : — Baş-üstüne; insan sevgilinin yüzüne bakınca, sevdiğini anlar — dedi — 
Kamuğ neŋke örtüg bolur baksa köz, köŋülke yok örtüg munı bilgü öz Göz için, bakarken, her şey örtülü olabilir; fakat gönül için örtü yoktur; bunu bilmelisin. 
Sever sevmezin öz bileyin tese, köŋülke baka körgü bilgey basa Sevip-sevmediğini anlamak isterse, insan gönüle bakmalı; bu gönülden anlaşılır. 
Sevügler yüzinde bolur belgü neŋ, közin közke tikse anı bilgü teŋ Sevgililerin yüzünde bunu belirten bir alâmet bulunur; göz-göze gelince, onlar birbirlerini anlarlar. 
Muŋar meŋzetü aydı şâir sözi, ukup tırlayu al kişi erbüzi Şâir buna benzer bir söz söylemiştir; dinleyip, anlamağa çalış; ey insanların karpuzu. 
Sevigli kişiniŋ yüzi belgülüg, tili açsa mani sözi belgülüg Seven insan yüzünden bellidir; ağzını açsa, sözünün mânasında sevgi kendisini gösterir. 
Sever sevmezin öz bileyin tese, saŋa tetrü baksa közi belgülüg Birinin sevip-sevmediğini bilmek istersen, gözüne dikkat et; sana doğru bakınca, gözünden belli olur. 
İlig suali Öğdülmişke HÜKÜMDARIN ÖĞDÜLMİŞ'E SUÂLİ 
İlig aydı uktum eşittim bu söz, takı bir sözüm bar anı aysu öz Hükümdar tekrar dedi : — Bu sözü dinledim, anladım; daha bir sözüm var, onu da bana söyle. 
Kereklig söz ayturmen emdi saŋa, idi ked bakıp sözleyü ber maŋa Şimdi sana çok mühim bir şey soracağım; bana iyice düşünerek, cevap ver. 
Öğdülmiş cevabı İligke ÖĞDÜLMİŞ'İN HÜKÜMDARA CEVABI 
Yanut berdi ögdülmiş ilig kutı, bilig birle begler bedütti atı Öğdülmiş cevap verdi:— Ey devletli hükümdar, beyler adlarını bilgi ile yükseltmişlerdir. 
Bilig ordusı ol bu begler özi, biligsiz bolur kul nerek kul sözi Beylerin kendileri bilgi sarayıdır, kul bilgisiz olur; kul sözünün ne kıymeti var. 
Ayıtmak oŋay boldı tersi cevâb, cevâbka ilig bilgi bolğay savâb Sormak kolay, fakat cevabı güçtür; vereceğim cevap esasen hükümdarın bilgisi dahilindedir 
Oŋayın ilig tuttı tersi maŋa, kemişmegil emdi ay ersig toŋa Kolayını hükümdar aldı; ey yiğit kahraman, güç olanı şimdi bana bırakma. 
İlig cevabı Öğdülmişke HÜKÜMDARIN ÖĞDÜLMİŞ'E CEVABI 
İlig aydı aytığlı muŋluğ bolur, özi bilmedükin anıŋdın kolur Hükümdar: — Soran muhtacdır; kendisi bilmediği için, bunu karşısındakine sorar — dedi — 
Kalı mundağ erse seviŋü kerek, ayıtmış sözümni sen ayğu kerek Bu böyle olunca, senin buna sevinmen ve sorduğum söze cevap vermen gerekir. 
Öğdülmiş cevabı İligke ÖĞDÜLMİŞ'İN HÜKÜMDARA CEVABI 
Yanut berdi aydı ay edgü törü, eşitmek ked ol sözlemekte körü Öğdülmiş cevap verdi ve:—Ey iyi nizam sahibi, dinlemek söylemekten daha iyidir — dedi — 
Sözüg sözlegüçi bu cân yavrıtur, eşitgüçi avnur et öz semritür Söz söyleyen canını üzer; dinleyen ise, rahat eder ve vücûdunu semirtir. 
Negü ter eşitgil sınamış bügü, sözüg sözlemegü eşitgü ögü Tecrübesi olan hakîm ne der, dinle; çok söz söylememeli, daha çok dinlemeli ve düşünmelidir. 
Eşitmek bile boldı bilge kişi, bu söz sözlemektin barır er başı insan dinlemekle âlim olur : çok söz söylemekten insanın başı gider. 
Eşitse bolur ol kulakka tatığ, telim sözlemiş sözde bolmaz asığ Dinlemek kulak için bir zevktir; çok söz söylemekte fayda yoktur. 
Sözüg sözlemese sav altun sanı, bakır boldı tildin çıkarsa anı Söylenmeyen söz som altın sayılır; ağızdan çıkınca, bakır olur. 
İlig cevabı Öğdülmişke HÜKÜMDARIN ÖĞDÜLMİŞ'E CEVABI 
İlig aydı emdi köni sözlediŋ, sen emdi öziŋke kutun kur badıŋ Hükümdar şöyle dedi : — Şimdi doğru söyledin, sen kendine saadet kuşağını bağladın. 
Öğdülmiş cevabı İligke ÖĞDÜLMİŞ İN HÜKÜMDARA CEVABI 
Yanut berdi ögdülmiş ilig kutı, özüm yegledüki bu kulluk atı Öğdülmiş cevap verdi:—Ey devletli hükümdar, ben kul olmağı tercih ettim — dedi — 
Kulı cân sızurğu avınsa begi, kalı yetlür erse bu kulnuŋ ögi Eğer aklı eriyorsa, beyinin rahat etmesi için, kul kendi canını eritmelidir. 
Eşitsü ayayın özüm bilmişin, ilig me keçürsün hatâ bolmışın Ben kendi bildiğimi söylerim; hükümdar dinlesin ve yanlış bulduklarını affetsin. 
Beglikke Sezâ Bolğu Teg Beg Negü Teg Kerekin Ayur Beyliğe Lâyık Bir Beyin Nasıl Olması Gerektiğini Söyler 
İlig aydı emdi ayıtğu sözüm, bu erdi munu emdi aytur özüm Hükümdar bunun üzerine şöyle dedi : — Sormak istediğim şey işte şudur. 
Törütti apa oğlanın bir bayat, uığ bar kiçig bar isiz edgü at Bir olan Tanrı insan-oğlunu yarattı; bunlar arasında büyük var, küçük var; kötü ve iyi adlı olanları var. 
Biliglig biligsiz çığay bar ya bay, ukuşluğ ukuşsuz otun bar ked ay Bilgili, bilgisiz, fakir ve zengin var; akıllı, akılsız ve küstah var. İyi söyle, 
Negü teg kerek beg munı başlasa, çavı barsa atı işin işlese Beyin nasıl olması gerek ki, o bunların başına geçsin, işini görsün, nâm ve şöhreti dünyaya yayılsın. 
İtilse eli hem bayusa bodun, atı edgü bolsa ol erter üdün Memleketi düzene girsin, halk zenginleşsin; göçtüğü zamanda, iyi nâm bıraksın. 
Hazine o urunsa kümüş hem ağı, yağı boynı yençse kiterse çoğı Gümüş ve sırmalar ile hazinesi dolsun; düşman boyun eğsin ve kargaşalık ortadan kalksın. 
Yumıtsa er at bolsa küçlüg elig, yorıtsa törü tüz yetürse bilig Asker toplansın, kudretli bir ele sahip olsun; yeter bilgi ile memleketi idare etsin. 
Çavıksa ajunda yadılsa atı, bedüse küniŋe kötürse kutı Şöhret kazansın, adı dünyaya yayılsın; günden-güne yükselsin ve saadeti artsın. 
Erejin avınsa yese el uzun, bütün cân üzülse yese ol ajun Huzur içinde ömür sürsün, uzun zaman hükümran olsun; bütün canlar feda olsun, tek o yaşasın. 
Öğdülmiş cevabı İligke ÖĞDÜLMİŞ'İN HÜKÜMDARA CEVABI 
Yanut berdi ögdülmiş aydı ilig, idi ters ayıttı maŋa bu bilig Öğdülmiş cevap verdi ve : — Hükümdar bana çok zor bir şey sordu — dedi — 
Bu beglik işin barça begler bilir, törü öŋdı kılk yaŋ olardın kelir Bu beylik işini hep beyler bilir; kanun ve nizam, örf ve âdet onlardan gelir. 
Anasında tuğsa tuğar beglikin, körü ögrenür iş bilür yeglikin Bey doğarken, beylikle doğar; görerek öğrenir ve böylece işlerin hangisinin daha iyi olduğunu bilir. 
Bayat kimke berse bu beglik işi, berür ög köŋül kör ol işke tuşı Tanrı kime bu beylik işini verirse, ona işi ile mütenâsip akıl ve gönül de verir. 
Kimi beg törütmek tilese bayat, berür aşnu kılk yaŋ ukuş yüg kanat Tanrı kimi bey olarak yaratmak isterse, ona önce münâsip tavır ve hareket ile akıl ve kol kanat verir. 
Bu beglik işi boldı begler işi, bu begler işin bildi beglik kişi Bu beylik işi beylerin işidir; beylerin işini bey olan kimse bilir. 
Bu işni ilig mende yegrek bilür, atası beg erdi özi begturur Bu işi hükümdar benden daha iyi bilir; babası bey idi, kendisi de beydir. 
İlig cevabı Öğdülmişke HÜKÜMDARIN ÖĞDÜLMİŞ'E CEVABI 
İlig aydı uktum bu söz barça çın, köni sözlediŋ söz yıpar burdı kin Hükümdar dedi : — Anladım, bunların hepsi doğrudur; bu sözü doğru söyledin, sözün misk gibi koktu. 
Bu iş kılğuçı kılur öz işi, mün erdem biligli körügli kişi İşi yapan adam kendi vazifesini yapar; bunun kusur veya fazilet olduğunu gören insan takdir eder. 
Men iş kılğuçımen sen iş körgüçi, işig körgüçidin bilür kılğuçı Ben iş yapan insanım, sen ise, onu gören insansın; yapan adam işinin nasıl olduğunu görenden öğrenir. 
Bayat berdi emdi saŋa ög köŋül, ukuş hem bilig birle bolduŋ amul Şimdi Tanrı sana akıl ve gönül verdi; akıl ve bilgi sayesinde sen işleri sükûnetle ele alıyorsun. 
Maŋa ok tapındıŋ kiçigde berü, körü ögrenü bildiŋ edgü törü Küçüklüğünden beri hep benim hizmetimde bulundun; görüp öğrenerek, iyi kanunlar elde ettin. 
Kamuğ işni uktuŋ ma bildiŋ özün, maŋa ma bağırsak sen kılkın sözün Bütün işleri artık sen anladın ve kavradın; bana da işin ve sözlerinle candan bağlısın. 
Bağırsakka aytur kişi öz sözin, bağırsak yuluğlar kişike özin insan işini kendisine candan bağlı olana danışır; sâdık insan kendisini başkası için feda eder. 
Bağırsak üçün sen bütermen saŋa, bağırsaklıkın ay bu sözler maŋa Bana içten bağlı olduğun için, sana inanıyorum; sözlerime samimiyetle cevap ver. 
Negü ter eşitgil bağırsak kişi, bağırsaklık ol kör kişilik başı Dinle, şefkatli insan ne der; insanl-ığın başı merhamettir. 
Bağırsaknı ögdi ukuşluğ üküş, bağırsak kişiler kişike küsüş Merhametli insanı akıllı çok öğdü; merhametli kimse insan için azizdir. 
Bağırsaknı bulsa bağırka urun, maŋa mundağ aydı bilig hem ukuş Merhametli birini bulursan, bağrına bas; bilgi ve akıl bana böyle dedi. 
Öğdülmiş cevabı İligke ÖĞDÜLMİŞ'İN HÜKÜMDARA CEVABI 
Yanut berdi ögdülmiş aydı ilig, esen inç tirilgil ay üsteŋ elig Öğdülmiş cevap verdi ve: — Ey hükümdar, ey üstün el, sağ ol ve huzur içinde yaşa — dedi — 
Bu beglikke aşnu tüp aslı kerek, atım alp katığ kurç yana toŋ yürek Beylik için insanın ilk önce asîl soydan gelmesi gerektir; bey cesur, kahraman, kuvvetli ve pek yürekli olmalıdır. 
Atası beg erse oğul tuğdı beg, oğul tuğsa beg hem ataları teg Babası bey ise, oğul bey doğar; o da babaları gibi, bey olur. 
Ukuşluğ kerek hem biliglig kerek, akılık kerek hem siliglik kerek Bey bilgili ve akıllı olmalıdır; cömert ve yumuşak huylu olmak da lâzımdır. 
Bilig birle begler bodun başladı, ukuş birle el kün işin işledi Beyler bilgi ile halka baş oldular ve akıl ile memleket ve halkın işini gördüler. 
Beg atı bilig birle bağlığturur, bilig lâmı kitse beg atı kalur Bey adı bilig kelimesi ile ilgilidir; bilig'in lamı giderse, beg adı kalır. 
Ked öglüg kerek hem biligli ukuş, biliglig kişiniŋ yağısı üküş Bey çok akıllı olmalı ve aklın kıymetini bilmelidir; bilgili insanın düşmanı çok olur. 
Negü ter eşitgil bilig bilmiş er, başında keçürmiş üküş yilmiş er Bilgiyi takdir eden, görmüş-geçirmiş ve çok gezmiş insan ne der, dinle. 
Biliglig kerek beg ukuşluğ oduğ, aŋar tegmese bir müfâcâ yoduğ Ansızın bir iftiraya uğramaması için, beyin bilgili, akıllı ve uyanık olması lâzımdır, 
Kılınç edgü erdem kerek miŋ tümen, atı edgü bolsa tutunsa boduğ Adının iyiye çıkması ve boyanın tutması için, iyi tavır ve hareket ile binlerce fazilet lâzımdır. 
Apa oğlanı barça açlı bedük, bilig birle boldı kör ödrüm ked ök Bütün insan-oğullarının menşei büyüktür; seçkinler ise, bilgi ile temayüz etmiştir. 
Uruğ edgü bolsa er edgü tuğar, er edgü bolup ötrü törke ağar Uyruğu iyi ise, insan iyi olarak doğar ve iyi olduğu için baş-köşeye geçer. 
Iduk ol bu beglik arığlık tiler, arığlık bile ilde saklık tiler Bu beylik mukaddestir, temizlik ister; halkın da temiz ve uyanık olması lâzımdır. 
Bodunka talusı kerek alp atım, bedük işke ötrü bu bolsa titim Halk için beyin cesur ve kahraman olması iyidir; büyük işleri ancak bu meziyetler ile karşılamak mümkündür. 
Negü ter eşitgil ötüken begi, sınap sözlemiş sözni yetrüp ögi Tecrübeli, sözünü düşünerek söylemiş olan Ötüken beyi ne der, dinle. 
Bodunka begi artuk üdrüm kerek, köŋül til köni kılkı ködrüm kerek Halk için beyin çok seçkin olması lâzımdır; özü, sözü doğru ve tabiatı güzide olmalıdır. 
Biliglig ukuşluğ bodunka talu, akı hem közi tok ne köŋli tolu Bilgili, akıllı, halka muamelesi iyi, cömert, gözü tok ve gönülü zengin olmalıdır. 
Kamuğ edgüke bolsa elgi uzun, uvutluğ silig hem kılınçı tüzün Her türlü iyiliğe el uzatmalı; haya sahibi, yumuşak huylu ve asil tabiatlı olmalıdır. 
Sezâ beg bolur bu bodunka uluğ, munıŋdın kelir ötrü edgü uruğ Böyle bir bey halka lâyık, büyük bir bey olur ve bu beyden de iyi bir hanedan yetişir. 
Bilig birle başlar kişi iş başın, ukuş birle uksa oŋarur işin insan her işe başlarken, bilgi ile başlar ve akıl ile sona erdirir. 
Bodunuğ bilig birle bastı begi, bilig bolmasa işke yakmaz ögi Bey halkı bilgi ile elinde tutar; bilgisi olmazsa, aklı işe yaramaz. 
Yaŋılsa bu begler ay ilig kutı, anıŋ begligi igler itgü otı Beyler işlerinde yanılırlarsa, ey devletli hükümdar, onların beyliği hastalanmış demektir; tedavi etmelidir. 
Bu beglik igiŋe otı ög bilig, ukuş birle emle ay kılkı silig Beylik hastalığının ilâcı akıl ve bilgidir; ey yumuşak huylu, onu akıl ile tedavi et. 
Biliglig ukuşluğ kerek beg tetig, anın kılsa ötrü igiŋe itig Bey bilgili, akıllı ve zeki olmalıdır; beyliğin hastalığına ancak bunlar ile bir çâre bulunabilir. 
Biliglig ukuşluğ bügü ilçi beg, ikigün ajunda bolur ornı yeg Bilgili, akıllı ve hakîm hükümdarın her iki dünyada da makamı yüksek olur. 
İkigün ajunuğ buluğlı kişi, idi kutluğ ol bu tükel kut başı Her iki dünyayı bulan insan çok mes'ûd olur ve bütün saadetlerin başında bulunur. 
Muŋar meŋzetü aydı şâir bu söz, körü barsa mani biligsizke köz Şâir şu sözü buna benzeterek söylemiştir; dikkat edersen, mânası bilgisiz için gözdür. 
Meŋilig kayu ol maŋa ay yora, kişi kutluğı kim kişiler ara Saadet nedir; bana tarif et; insanlar arasında mes'ûd olan kimdir. 
Yese berse dünyâ tirilse kutun, takı bir ajunda bu buldı töre Kendisi yaşar, başkalarını da yaşatır ve ömrünü saadet içinde geçirirse, böyle bir insan âhirette de baş-köşeyi bulur. 
Kılınçı oŋay bolsa kılkı köni, sevinçin keçer kör uş ol beg küni Tabiatı iyi ve hareketi doğru ise, bak, o beyin hayatı sevinç içinde geçer. 
Bayat kimke berse bu edgü kılık, bu edgü kılık birle edgü yorık Tanrı kime bu iyi tabiatı ve bu iyi tabiat ile birlikte iyi gidişi kısmet ederse, 
Anıŋ boldı dünyâ tü nimet bile, tilese özüŋ ye tilese üle Bu dünya, her türlü nimeti ile birlikte, onun olur; isterse, kendisi kullansın, isterse, başkalarına dağıtsın. 
Bayat berse fazlı kulıŋa kutun, bolur kılkı edgü kılınçı bütün Tanrı kuluna saadet ile fazileti nasîp ederse, onun tabiatı iyi ve hareketi mükemmel olur. 
Kılınç edgü erdem kerek miŋ tümen, anın tutsa el kend kötürse tuman II ve şehirleri idare, sulh ve sükûneti te'min etmek için, hükümdarın iyi tabiat ve binlerce fazilet sahibi olması lâzımdır. 
Ne edgüturur bu kılınç edgüsi, kılınç edgü erke yegü kedgüsi Bu iyi tabiat ne güzel şeydir; tabiatı iyi olan insanın hayatı da güzeldir. 
Bayat kimke berse kılınç arkukı, anı emgetür bu zamane okı Tanrı kime kötü bir tabiat vermiş ise, bu felek oku ona eziyet çektirir. 
Kayu begde bolsa bu arkuk kılınç, işi barça tetrü sevinçi sakınç Hangi bey kötü bir tabiata sahip olursa, her işi ters gider; sevinç yüzü görmez, dâima keder içinde yaşar. 
Sakınuk kerek beg ne kılkı arığ, arığlık tiler tutçı urğı arığ Bey takva sahibi ve temiz olmalıdır; aslı temiz olan dâima temizlik ister. 
Sakınuk kişi köŋli korklık bolur, köŋül korksa begler işig tüz kılur Takva sahibi, hataya düşmemek için, dâima titiz davranır; böyle titiz hareket eden beyler doğru iş görürler. 
Kalı bolmasa beg sakınuk süzük, arığsız bolur barça kılkı üzük Eğer bey takva sahibi ve temiz kalpli olmazsa, hiç bir vakit temiz ve isabetli hareket edemez. 
Örüglük amulluk bolur begke körk, bu beglik işiŋe bu ol bağu örk Sabır ve sükûnet bey için bir ziynettir; bunlar beyliğin başta gelen meziyetleridir. 
Ked ögüg kerek beg oŋarsa işin, bilip başlasa ötrü işler başın J$e bilerek başlamak ve başarı ile tamamlamak için, beyin çok akıllı olması gerektir. 
Bu öglüg kişiler oŋarur işig, yırak tutğu işte bu ögsüz kişig îşi akıllı insanlar başarırlar; akılsız kimseleri işten uzak tutmalıdır. 
Köŋül bolmasa er közi asğı yok, ögi bolmasa er köŋül osğı yok Gönül olmazsa, insan gözünün faydası yoktur; akıl olmazsa, insan gönülünden layıkı ile istifade edemez. 
Negü ter eşitgil ay ilçi başı, örüg ked köŋüllüg sınamış kişi Ey hükümdar, dinle, sakin, iyi gönüllü ve tecrübeli insan ne der. 
Kayu erde bolsa ukuş birle ög, anı er atağıl neçe ögse ög Hangi insanda akıl ve anlayış varsa, ona insan de, onu ne kadar öğersen öğ. 
Ukuş ög bilig kimde bolsa tükel, yavuz erse ked te kiçig erse ög Akıl, anlayış ve bilgi tam olarak kimde bulunursa, kötü ise, onu iyi, küçük ise, büyük bil. 
Ne edgüturur bu kişike öge, ögi bolsa ötrü atağu öge însan için akıl ne iyi şeydir; akıllı insanlara müşavir nazarı ile bakmalı. 
İveklik beliŋ ol kamuğka yavuz, kalı bolsa begke yüzi boldı boz Acelecilik her kes için fenadır ve derûnî bir korku neticesidir; eğer bu beyde olursa, onun yüzü kül renkli olur. 
İvek kurğu kılkı kılınçı buşı, biligsizke belgü bolur bu işi Acelecilik, zevzeklik ve hiddetli mizaç — bunlar bilgisizlik alâmetleridir. 
İve kılmış işler neçe yeg bolur, ive yese aş suv neçe ig bolur Acele yapılan işler acı olur; acele yemek-içmek yüzünden hastalık gelir. 
Kamuğ iş içinde amulluk üdür, meger tâat erse iviŋü yügür Her işte sükûneti tercih et; yalnız ibâdette acele et, çabuk davran. 
Közi tok kerek hem uvutluğ tüzün, açuk hem yaruk bolsa kılkın sözün Bey tok gözlü, haya sahibi ve yumuşak tabiatlı olmalı, sözünde ve hareketinde açık ve vazıh davranmalıdır. 
Todumsuz bolur ol közi suk kişi, közi sukka yetmez bu dünyâ aşı Gözü aç adam hiç bir şey ile doymaz; gözü aç olana, bütün dünya nimeti kâfi gelmez. 
Bu sukluk ig ol bir otı yok emi, anı emleyümez bu dünyâ kamı Aç gözlülük, ilâcı ve devası bulunmayan bir hastalıktır; onu, bütün dünya kâhinleri bir araya gelse, yine tedavi edemezler. 
Kamuğ aç yese içse âhır todur, közi aç kişi ölse açlık kodur Bütün açlar yer ve içerlerse, nihayet doyarlar; aç gözlü adamın açlığı ancak ölümle nihayete erer. 
Közi suk kişi neŋke bolmaz bu bay, kamuğ dünyâ bulsa âhır suk çığay Aç gözlü adamı mal doyurmaz; bütün dünyaya sahip olsa bile,o yine dâima aç gözlü ve fakirdir. 
Uvutluğ kerek beg kişide talu, uvutluğ kılınçı irilmez tolu Bey haya sahibi ve insanların seçkini olmalı; haya sahibinin tavır ve hareketi eksilmeyen bir bütündür. 
Kimiŋde uvut bolsa kılkı silig, kamuğ tersiz işke tegürmez elig Haya sahibi kimse yumuşak tabiatlı olur; kendisine yakışmayan hiç bir işe el sürmez. 
Bayat kimke berse uvut köz suvı, aŋar berdi devlet tükel yüz suvı Tanrı kime haya ve iz'ân vermişse, ona devlet ile birlikte bütün şerefleri vermiş demektir. 
Kamuğ teŋsiz iştin yığığlı uvut, kamuğ edgü işke ulağlı uvut Bütün uygunsuz işlere mânı olan hayadır; bütün iyi işlere ulaştıran da hayadır. 
Ne edgü neŋ ol bu uvut erke körk, kamuğ edgü işke uvut boldı örk Bu haya ne kadar iyi şeydir ve insan için ne büyük bir zînettir; haya insanı her iyi işe sevkeden bir vâsıtadır. 
Tili çın kerek bolsa köŋli köni, bodunka asığ kılsa tuğsa küni Beyin dili dürüst ve kalbi doğru olmalı ki, halka faydalı olsun ve güneşi doğsun. 
Kalı bolsa begler hiyânet köŋül, bodınka asığ bolmaz andın tüŋül Eğer beylerin gönülünde hiyânet bulunursa, halka faydaları dokunmaz; onlardan vaz geç. 
Köŋül til oŋay bolmasa kör kılık, ol ildin kaçar kut tapulmaz yorık Beyin gönülü, dili ve tabiatı düzgün olmazsa, saadet o memlekette dolaşamaz, kaçar. 
Sözin kıyğuçı begke tutma umunç, tiriglik yava bolğa kılğay ökünç Sözünde durmayan beye ümit bağlama, ömrün boşuna geçer ve peşiman olursun. 
İdi sak kerek beg yana ked oduğ, usat bolsa begler tokınur yoduğ Bey çok ihtiyatlı ve çok da uyanık olmalı; beyler ihmalkâr olurlarsa, bunun cezasını başkaları çeker. 
İki neŋ tuıur ilke bağı beki, biri saklık ol bir törü el köki Bir memleketin bağı ve kilidi iki şeyden ibarettir; biri— ihtiyatlılık, biri — kanun; bunlar esastır. 
Kayu beg sak erse ilin bekledi, yağı boynı yençti öze irkledi Hangi bey ihtiyatlı ise, o memleketini muhafaza eder; düşmana boyun eğdirir ve onu sım-sıkı bağlar. 
Kayu beg törü berse elde köni, ilin itti kodtı yaruttı küni Hangi bey memlekette doğru kanun koydu ise, o memleketini tanzim etmiş ve gününü aydınlatmıştır. 
Bu beglik bağı kör bu iki bolur, bu iki tükel bolsa beglik turur Beyliğin başı işte bu iki şeydir; bu ikisi tam olursa, bey beylik yapar. 
Negü ter eşitgil yağıçı kür er, bu saklık bile öz yağısın urar İhtiyat ile hareket edip, düşmanını yenen, cesur muharip ne der, dinle. 
Ayâ ilçi begler ilig kolsa sak, bu saklık bile sen tüzü ilke bak Ey ülke beyi, memleketin korunmasını istersen, memleketin her tarafında ihtiyat tedbirleri al. 
Bu saklık bile arttı begler eli, osallık körü buzdı beglik ulı Ihtiyatlılık beylerin ülkesini genişletir; ihmalkârlık ise, beyliğin temelini göz göre-göre sarsar. 
Bu saklık bile sen yağı boynı yenç, bodunka törü kıl tiril keŋrü inç Bu ihtiyat ile sen düşmanın boynunu vur, halka hüküm et, rahat ve huzur içinde yaşa. 
İki neŋ bile ilçi beglik buzar, kirür egri yolka könidin azar Bey iki şey ile kendi beyliğini bozar, eğri yola girer ve doğru yoldan şaşar. 
Biri küç birisi osallık kılur, bu iki bile beg ilin artatur Bunlardan biri zulüm, biri ihmalkârlıktır; bu ikisi ile bey memleketini harap eder. 
Yağı boynı yençmek tiler erse sen, kulak köz kerek sak kılıp tursa sen Düşmanın boynunu kırmak istersen, gözünü, kulağını tetikte bulundurmalısın. 
Bu saklık bile sançtı begler yağı, osallık bile buzdı beglik bağı Beyler düşmanı ihtiyat ile vurmuşlar ve ihmalkârlık ile beyliğin bağlarını çözmüşlerdir. 
Osal bolsa begler işin bütrümez, osal beg bütün bilgü beglik yemez Beyler ihmalkâr olurlarsa, işlerini başaramazlar; bey iyice bilmelidir ki, ihmalkârlık ederse, beyliği devam edemez. 
Sak er tutçı itnip osalığ busar, osal bolmağınça yağığ kim basar ihtiyatlı insan dâima hazırlıklı bulunur ve ıhmâlkâre pusu kurar. 
Sak erse begi ilke tegmez elig, kalı tegse yetrür ukuş ög bilig Bey ihtiyatlı olursa, memleketine el dokundurmaz; eğer dokunursa, o bu tecâvüzü akıl, fikir ve bilgisi ile karşılar. 
Bu küçkey kişi kendü beglik yemez, bu küçkey küçini bodun kötrümez Zâlim adam üzün müddet beyliğe sahip olamaz; zâlimin zulmüne halk uzun müddet dayanamaz. 
Negü ter eşitgil biliglig sözün, yeyümedi küçkey ilin keç uzun Bilgili bunu nasıl ifâde eder, dinle; zâlim memleketine uzun müddet hüküm edemez. 
Köyer otturur küç yağusa küyer, törü suvturur aksa nimet öner Zulüm yanar âteştir, yaklaşanı yakar; kanun— sudur; akarsa, nimet yetişir. 
Uzun el yiyeyin tese ay bügü, törü tüz yorıtğu bodunuğ kögü Ey hakîm, memlekette uzun müddet hüküm sürmek istersen, kanunu doğru yürütmeli ve halkı korumalısın. 
El artar törü birle itlür ajun, el eksür bu küç birle buzlur ajun Kanun ile ülke genişler ve dünya düzene girer; zulüm ile ülke eksilir ve dünya bozulur. 
Telim ordular buzdı küçkey küçin, toru öldi âhır bu küçkey açın Zâlim zulmü ile bir çok sarayları harap etmiş ve sonunda kendisi açlıktan ölmüştür. 
Köŋül tüzse begler yorıtsa törü, bu beglik buzulmaz turur keç örü Beyler gönüllerini temiz tutar ve kanunu tatbik ederlerse, beylik bozulmaz ve uzun müddet ayakta durur. 
Kamuğda yarasız ay ilig kutı, bu begler öze kopsa yalğan atı Ey devletli hükümdar, en kötüsü beylerin adının yalancıya çıkmasıdır. 
Sözi çın kerek beg ne kılkı bütün, ınansa aŋar halk tirilse kutun Beyin sözü doğru olmalı, tavır ve hareketi itimat telkin etmelidir ki, halk ona inansın ve huzur içinde yaşasın. 
Bu yalğan kişiler vefâsız bolur, vefâsız kişi halkka teŋsiz kılur Yalancı insanlar vefasız olur; vefasız kimseler halkın hayrına uygun olmayan işler yaparlar. 
Negü ter eşitgil vefâlığ kişi, vefâ ol kişike kişilik başı Vefalı insan ne der, dinle; insan için insanlığın başı vefadır. 
Tili yalğan erniŋ cefâ kılkı ol, cefâ kimde erse uş ol yılkı ol Sözü yalan olan kimsenin tavır ve hareketi cefâdır; cefâ kimde ise, o kimse hayvandır. 
Kişi yalğanmda tileme vefâ, bu bir söz sınanmış üküş yılkı ol Yalancı adamdan vefa bekleme; bu uzun yıllardan beri tecrübe edilmiş bir sözdür. 
Yüreklig kerek beg yeme alp atım, yürek birle boldı yağıka titim Bey cesur, kahraman ve atılgan olmalı; bey cesareti ile düşmana karşı koyar. 
Sü başlar eren kür yüreklig kerek, yüreksiz er at alsa andın yürek Korkak askerin cesaret alması için, kumandanın kahraman ve cesur olması lâzımdır. 
Yüreklig yüreksizke bolsa başı, yüreklig bolur ötrü tegme kişi Cesur insan korkakların başına geçer ve her kes ondan cesaret alır. 
Bu sözke tanukı bu beytig okı, bu sözke anuk tut köŋül ög takı Bu söze şahit olarak, şu beyti oku; bu sözü gönülüne al ve aklına koy. 
Kür arslan bolu berse ıtka başı, bu ıt barça arslan bolur öz tuşı Arslan köpeklere baş olursa, köpeklerin her biri kendi karşısındakine arslan kesilir. 
Kalı bolsu arslanka ıt başçısı, ol arslan bolur barça ıt sakışı Eğer arslanlara köpek baş olursa, o arslanların hepsi köpek gibi olur. 
Akılık kerek begke kodkı köŋül, bu kodkı köŋül birle kılkı amul Beye cömertlik ve alçak gönüllülük lâzımdır; alçak gönllülük ile birlikte tabiatı da sakin olmalıdır. 
Akı bolsa begler atı çavlanur, atı çavı birle ajun beklenür Beyler cömert olursa, adları dünyaya yayılır; bunların nâm ve şöhretim üc dünya korunur. 
Ava yığlu tirlür er at sü bolur, er at sü bile er tilekin bulur Etrafına üşüşerek, asker toplanır ve ordu olur; asker ve ordu ile insan dileğine kavuşur. 
Negü ter eşitgil urup yegli er, urup al ay alp er yana erke ber Harp eden ve hayatını bununla kazanan insan ne der, dinle : ey kahraman, vur al ve aldıklarını tekrar yiğitlere ver. 
Akı bol bağışla içür hem yetür, kalı eksüse ur yana al yetür Cömert ol, bağışla, yedir ve içir; eğer malın eksilirse, tekrar vur, al ve eksileni tamamla. 
Azığlığ kür erke bu neŋ eksümez, tutuğlı ürüŋ kuşka meŋ eksümez Cesur, gözü pek olan insan için mal eksik olmaz; ak doğan için derem eksik olmaz. 
Kılıç baldu ok ya kavi küç yürek, bar erken ked er neŋke korkmaz kerek Kılıç, balta, ok, yay ile kuvvet ve cesaret varken, yiğit adam mal için endişe etmemelidir. 
Ajunçı bügü beg nelük kenç urur, er at kayda bolsa anuk kenç alur Dünya hâkimi hakîm bey niçin hazîne toplar; asker nerede ise, oradan hazır hazîne alır. 
Bu el tutğuka köp er at sü kerek, er at tutğuka neŋ tavar tü kerek Memleket tutmak için, çok asker ve ordu lâzımdır; askeri beslemek için de çok mal ve servete ihtiyaç vardır. 
Bu neŋ alğuka bir kerek bay bodun, bodun baylıkıŋa törü tüz kodun Bu malı elde etmek için, halkın zengin olması gerektir; halkın zengin olması için de, doğru kanunlar konulmalıdır. 
Bularda biri kalsa törti kalur, bu törti yeme kalsa beglik ulur Bunlardan bin ihmâl edilirse, dördü de kalır; dördü birden ihmâl edilirse, beylik çözülmeğe yüz tutar 
Adın ma bu beş neŋ yırak tutğu beg, atı edgü bolsa kü çav bolğu teg iyi nâm ve şöhretle adının yayılmasını isterse, bey bir de şu beş şeyi kendinden uzak tutmalıdır. 
Birisi iveklik birisi saran, üçünçi buşılık serin öz tiren Biri acelecilik, ikincisi cimrilik ve üçüncüsü hiddettir; bunlara karşı mukavemet et, mağlûp olma. 
Bu törtünç yavuz begke arkuk kılınç, beşinçi yarağsız bu yalğan erinç Bir bey için fena olan şeylerin dördüncüsü inatçılıktır; yakışmayan bu şeylerin beşincisi, şüphesiz, yalancılıktır. 
Bu kaç neŋde begler yırak tutğu öz, atı artamasa yorık bolsa söz Adının kötüye çıkmaması ve sözünün itibârını kaybetmemesi için, beyler bunlardan kendilerini uzak tutmalıdır. 
Bularda eŋ ınğa bu arkuk kılınç, bu arkuk kılınçlığ ne muŋluğ erinç Bunların en kötüsü bu inatçılıktır; inatçı kimse, hiç şüphesiz, çok sıkıntı çeker. 
Muŋar meŋzetü sözni şâir ayur, bu şâir sözi tutsa sözke bayur Şâir buna benzer bir söz söylemiştir; şâir sözüne değer veren insanın ifâdesi zenginleşir. 
Ağır yük kişike kılınç arkukı, kılınç arkuk erse bulun at okı İnatçılık insan ıçm ağır bir yüktür; inatçılıktan kendini kurtar ve onunla savaş. 
Yağı kılmağusın kılınçı kılur, yağı bu yağıda negü adrukı Düşmanın yapamadığı fenalığı onun kendi hareketi kendisine yapar; bunun düşmandan farkı nedir, bu da düşmandır. 
Üküş el tutayın tese ay ilig, üç iş kılğu ötrü yetilse elig Ey hükümdar, bir çok memleketleri elde etmek istersen, yapabilirden, şu üç işi yap. 
Oŋ elgin kılıç tutsa ursa salıp, sol elgi bile neŋ ülese alıp Sağ elin ile kılıç sallar ve vururken, sol elin ile mal dağıt. 
Tilin sözlese söz şekerde süçig, boyun berdi beg kul uluğ ya kiçig Ağzından çıkan sözler şekerden daha tatlı olsun; böylece bey-kul, büyük-küçük, hepsi sana boyun eğer. 
Ay ilig bu kaç ner kerek begke kör, bodunka sevülse orun bolsa tör Halk tarafından sevilmesi ve itibar görmesi için, ey hükümdar, beyin şu bir şeye sahip olması lâzımdır. 
Küler yüz süçig söz silig öz kerek, kılınçı bularka tükel tüz kerek O güler yüzlü, tatlı sözlü, yumuşak huylu olmalı ve bütün hareketlerinde de bunkra uygun davranmalıdır. 
Köŋül tutsa kodkı hem elgi akı, bularka yaraşı bağırsaklıkı Bey gönülünü alçak tutrralı, eli açık olmalı, merhameti de bunlarla mütenâsip bulunmalıdır. 
Kamuğ törlüg erdem bu bilse tükel, yırak erse andın yarağsız muhâl Her türlü fazileti tam olarak elde etmeli; uygunsuz ve olmayacak şeylerden uzak durmalıdır. 
Kişi üdrümi bu bodunda talu, talu üdrüm ol bu irüksüz tolu Böyle bir bey insanların seçkini ve halkın iyisidir; seçkin ve iyi olan kimse eksilmeyen bir aya benzer. 
Ajun bodnı barça aŋar kul bolur, ajun yer bu begler tilekin bulur Bütün dünya halkı ona kul olur; bu gibi beyler dünyaya hâkim olurlar ve bütün dileklerine kavuşurlar. 
Tügük yüz irig söz küvez kür kılık, kişig yirgürür köndrü bilmez yorık Asık suratlı, kaba sözlü, kibirli ve mağrur insan her keşi kendisinden nefret ettirir ve işini yoluna koyamaz. 
Otunluk iveklik yinik kurğuluk, kara kılkı ol bu yırak turğuluk Küstahlık, acelecilik, zevzeklik, bunlar avam tabiatıdır; bey bunlardan uzak bulunmalıdır. 
Kara kılkı begke kereksiz yağuk, yağuk bolsa begke uçuzluk anuk Avam tabiatının beye yakın olması uygun düşmez; bu tabiat yaklaşırsa, bey itibârını derhâl kaybeder. 
Kara kul karası bolur beg ürüŋ, karalı ürüŋli adırttı körüŋ Siyah — kul rengidir, bey — beyaz olur; siyah ve beyaz renkleri ayırt edilmiştir. 
Talu beg bolayın tese belgülüg, talu tutğu erdem ay atlığ külüg Seçkin bir bey olabilmek için, fazilete kıymet verilmelidir, ey namlı meşhur. 
Atı beg bolur bolsa kılkı kara, karada bu ınğa bolur halk ara Bir kimsenin adı bey, fakat tabiatı avamınki gibi olursa, o halk arasında avamdan daha aşağı görülür. 
Yüzi körki körklüg kerek beg yülüg, bodı ortu bolsa ne çavluğ külüg Bey güzel yüzlü, saçı-sakalı düzgün, yakışıklı ve orta boylu olmalı; aynı zamanda nâm ve şöhret sahibi bulunmalıdır. 
Köŋli yüzin körse sevse körüp, eli bodnı baksa küvense turup Yüzünü gören her kes, bakınca, onu sevmeli; memleketi ve halkı ona bakıp, güvenle yaşamalıdır. 
Yağıka katığ bolsa ersigliki, körür közke suv berse körklüglüki Düşmana karşı cesur ve mert olmalı; güzelliği bakan gözü sevgi ile parlatmalıdır. 
Ayı bod uzun bolsa ögmez bilig, ayı ma çöküt bolsa bolmaz silig Bilgi nazarında boyunun çok uzun olması makbul değildir; onun çok bodur olması da güzel düşmez. 
Kalı mundağ erse bod ortu kerek, bodı ortu bolsa bolur edgürek Onun için bey orta boylu olmalıdır; orta boylu olması daha iyidir. 
Negü ter eşitgil sınamış kişi, başında keçürmiş yaşamış kişi Çok yaşamış ve başından çok şeyler geçirmiş, tecrübeli insan ne der, dinle. 
Bodı kısğa yunçığ kılınçı buşı, buşı kayda bolsa tütüşke başı Kısa boylu, bodur kimseler hırçın tabiatlı olurlar; hırçın nereye giderse, orada kavga başlar. 
Bod ortu kerek hem teŋinçe yarağ, işiŋ ortu tut ay biliglig kişi Boy orta ve her şey bununla mütenâsip olmalı; ey bilgili insan, her işte itidalden ayrılma. 
Bor içmez kerek beg fesâd kılmasa, bu iki kılıktın kaçar kut basa Bey içki içmemeli ve fesatlık yapmamalıdır; bu iki hareket yüzünden, sonunda ikbâl elden gider. 
Süçigke süçinse ajun begleri, açığ boldı el kün bodun igleri Dünya beyleri şarabın tadına alışırlarsa, memleketin ve halkın bundan çekeceği zahmet çok acı olur. 
Oyunka avınsa ajun tutğuçı, ilin buzdı boldı özi koltğuçı Dünyaya sahip olan vaktini kumara verirse, memleketin bozar ve kendisi de muhtaç duruma düşer. 
Üdinde keçürse bu beglik işin, anı yetse bolmaz ederse kuşın Devlet işleri ihmâl edilir ve vakfında yapılmazsa, arkasından avcı kuşla takip etsen bile, bir daha ele geçmez. 
Negü ter eşitgil bilig bergüçi, biligsizni bordın söküp tıdğuçı Bilgi veren ve bilgisizi yererek, içkiden men'eden insan ne der, dinle. 
Bor içme ayâ borçı boğuzı kulı, bor içse açıldı çığaylık yolı Ey içki düşkünü, boğazının esiri, içki içme; içki içersen, sana fakirlik yolu açıldı demektir. 
Kara borçı boldı neŋi boldı yel, begi borçı bolsa kaçan turğa el Avam içkiye müptelâ oldu, malı rüzgâr gibi uçtu; bey içkiye müptelâ olursa, memleketi nasıl durur. 
Yağı ol bu bor timçi eltür kümüş, kılınçı tütüş boldı kılkı uruş Bu içki ve meyhaneci düşmandır, insanın parasını alır; içki içen hırçın ve kavgacı olur. 
Esürse kişi telve munduz bolur, bu telve işi kör kaçan tüz bolur insan sarhoş olursa, deli olur ve aklını kaybeder; deli hiç doğru iş yapar mı. 
Negü ter eşitgil sakınuk tili, bu söz işke tutğıl ay boğuzı kulı Takva sahibi insan ne der, dinle; ey boğazının kulu, bu söze göre hareket et. 
Neçe kılğu işler bor içse kalur, neçe kılmağu iş esürse kelür Yapılacak nice işler içki yüzünden yapılamaz; yapılmaması gereken nice işler de sarhoşken yapılır. 
Neçe teŋsiz işler bor içse bolur, neçe edgü işler esürse kalur Nice uygunsuz işler içki yüzünden işlenir; nice iyi işler sarhoşluk yüzünden geri kalır. 
Bor içse oyunka avınsa begi, kaçan yetgey el kün işiŋe ögi Bey içki içer ve oyunla vakit geçirirse, memleket işini düşünmeğe ne zaman fırsat bulur. 
Fesâd kayda bolsa kaçar kut teze, fesâd çın yorır tutçı beglik buza Nerede fesat olursa, oradan saadet kaçar, gider; fesat, şüphesiz, her yerde dâima beyliğe halel getirir. 
Arığ ol bu kut kıv arığlık tiler, süzük ol bu devlet süzükni yüler Saadet ve ikbâl temizdir, her yerde temizlik arar; bu saadet durudur ve ancak saf olanı destekler. 
Begi içgüçi bolsa mufsid otun, kamuğ içgüçi boldı bodnı bütün Bey içkiye müptelâ, müfsit ve kaba: olursa, onun bütün halkı da ayyaş olur. 
Kara teŋsizin barça begler iter, begi kılsa ternsiz anı kim yeter Halkın bütün uygunsuzluklarını beyler düzeltir; bey uygunsuzluk ederse, onu kim yola getirir. 
Arığsıznı yalŋuk suvun yup arır, kalı artasa suv negün yup arır insan temiz olmayan şeyleri su ile yıkayıp, temizler; eğer su kirlenirse, o ne ile ve nasıl temizlenir. 
Kişi iglese ot otaçı berür, otaçı igiŋe otın kim kılur İnsan hastalanırsa, tabip bunun ilâcını verir; eğer tabip hastalanırsa, onu kim tedavi eder. 
Arığ tutğu begler köni kılk kılık, bodun beg yolındın tüzer yol yorık Beyler tavır ve hareketlerini temiz ve doğru tutmalıdırlar; halk yolunu ve gidişini beyin yoluna uydurur. 
Neteg tutsa begler kör öŋdi törü, bodun boldı andağ ol öŋdi körü Beyler örf ve kanuna nasıl riâyet ederlerse, halk da aynı şekilde örf ve kanuna itaat eder. 
Bu sözke tanukı munu bu söz ol, söziŋe baka körse mani tuz ol İşte şu söz de buna şahittir; bu sözün, dikkat edersen, mânası buna uygundur. 
Bu begler ne yolça yorısa kalı, uş ol beg yorıkı bu kulnuŋ yolı Beyler hangi yoldan giderlerse, beylerin bu gidişi kulun da yoludur. 
Begi edgü bolsa yorıkı köni, takı artuk edgü yorığay kulı Beyi iyi ve gidişi doğru ise, kulu da daha iyi yürüyecektir. 
Küvez kür kereksiz ne köŋli uluğ, küvezlik azıtur könilik yoluğ Bey mağrur, kabadayı ve kibirli olmamalı; gurur insanı doğru yoldan çıkarır. 
Uluğ boldı begler kutun belgülüg, kiçig tutğu köŋlin kötürse ülüg Beyler, şüphesiz, saadetle büyük olurlar; bundan nasip alabilmeleri için gönüllerini küçük tutmalıdırlar. 
Negü ter eşitgil ukuşluğ yeg er, bodunda talusı biliglig beg er Akıllı, insanların iyisi, halk arasında seçkin ve bilgili bey ne der, dinle. 
Uluğsığ bedük tutsa begler köŋül, seziksiz uçuzluk körür ay oğul Beyler büyüklük taslar ve kibirli olurlarsa, ey oğul, onlar, şüphesiz, itibar görmezler. 
Küvezlik bile kökke ağmaz kişi, kalı kodkı bolsa buzulmaz işi Gurur ile insan göğe yükselmez; alçak gönüllü olmakla da işi bozulmaz. 
Küvezlik asığsız köŋül tumlıtur, köŋül kodkı bolsa kişig yoklatur Gurur faydasızdır, o insanları kendinden soğutur; alçak gönüllülük insanı yükseltir. 
Beg alçak kerek bolsa kodkı köŋül, munı teg yok erse sen andın tüŋül Bey mütevazı ve alçak gönüllü olmalıdır; eğer böyle değil ise, sen ondan elini çek. 
Beg alçak kerek bolsa köŋli açuk, yazukluğ kişidin keçürse yazuk Bey mütevazı ve alçak gönüllü olmalı, suçlu kimselerin de suçunu affetmelidir. 
İsinür er at terk bağırsak bolur, bağırsak kişiler tapuğsak bolur Hizmetinde bulunanlar ona çabuk ısınırlar ve gönülden bağlı olurlar; gönülden bağlı olan, candan adamlar severek hizmet ederler. 
Bodun başçı begke bu himmet kerek, bu himmet bile hem mürüvvet kerek Halka baş olan beye himmet lâzımdır; bu himmet ile birlikte mürüvvet de bulunmalıdır. 
Bu himmet mürüvvet bile barsa çav, bolur beg tileki yorır ötrü av Bey himmet ve mürüvvet ile şöhret bulursa, dileğine erişir ve av ayağına gelir. 
Kimiŋ himmeti bolmasa ol ölüg, ikigün ajunda bu bulmaz ülüg Himmet sahibi olmayan kimse ölüdür; o her iki dünyada da mahrum kalır. 
Bu himmet bile hem siyâset kerek, siyâsetka beglik riyâset kerek Himmeti ile beraber, bir de siyâset lâzımdır; siyâset için de beylik şartlarını hâiz bir beyin riyaseti lâzımdır. 
Siyâset bile beg tüzer el törü, kara kılkı itlür siyâset körü Bey memleket ve kanunu siyâset ile düzene koyar; halk hareketini onun siyâsetine bakarak, tanzim eder. 
Bu sözke yanutı bu beyt ol tanuk, tanuk kayda bolsa bu huccet anuk Şu beyitler bu söze cevap ve şahittir; şahit nerede ise, hüccet de oradadır. 
Bu begler kapuğın siyâset bezer, siyâset bile beg ilini tüzer Beylerin kapısını siyâset süsler; bey siyâset ile memleketini düzene koyar. 
İsizke siyâset yorıtğu kerek, bodun bulğanukın siyâset süzer Kötü insanlara karşı siyâset yürütmeli; halk arasında kargaşalığı siyâset yatıştırır. 
Bu el tutrukı hem tüpi bekliki, iki neŋturur aslı yıldız köki Memleketin direği, temeli, sağlamlığı, esâsı ve kökü iki şeye bağlıdır. 
Birisi bodunka törü ol ülüş, birisi er atka ülese kümüş Bunlardan biri halkın hakkı olan kanun, diğeri de hizmette bulunanlara dağıtılan gümüştür. 
Törü birle bodnı sevinse turup, kümüş bolsa er at yarunsa körüp Kanun himayesinde halk sevinç içinde yaşamalı ve parayı görerek, hizmet edenlerin de yüzleri gülmelidir. 
Bu iki kotu bulsa begdin sevinç, eli kapı itlür bulur beg avınç Bu iki zümre beyden memnun olursa, memleketi ve idaresi düzene girer; bey huzura kavuşur. 
Kayu beg bodunka törü bermese, küdezmese bodnın yegüçi yese Her hangi bir bey halka kanun vermez, halkı korumaz ve halkın serveti kapanın elinde kalırsa, 
Ot ıdtı bodunka buzuldı eli, yıkıldı seziksiz bu beglik ulı O halkın içine ateş atmış olur; memleketi bozulur ve hiç şüphesiz, beyliğin temeli yıkılır. 
Kayu beg er atnı sevindürmese, kılıç kında çıkmaz anuŋda basa Hangi bey askerini memnun etmezse, kılıç da kınından çıkmaz. 
Kılıç birle begler uzatur elig, kılıçsız osal beg basumaz ilig Beyler kılıç ile memleketlerine hâkim olurlar; kılıçsız, gafil bey memleketine sahip olamaz. 
Kılıç baldu boldı bu el sakçısı, kılıçın alır el bodun başçısı Kılıç ile balta memleketin bekçisidir; halkın başında bulunan, kılıç sayesinde memleketler ele geçirir. 
Negü ter eşitgil ajun tutğuçı, kılıç baldu birle yağığ utğuçı Dünyayı elinde tutan, kılıç ve balta ile düşmanını yenmiş olan ne der, dinle : 
Ayâ el tutuğlı ilig saklağu, osallık bile yer yegüçi ağu Ey memlekete hâkim olan, onu muhafaza etmeli; zehir yiyen kimse bunu gaflet yüzünden yer. 
Kılıç baldu sakçı tutun ay unur, kılıç sakçı bolsa beg inçlik bulur Ey kudretli, kılıç ve baltayı kendine muhafız yap; kılıç bekçi olursa, bey rahata kavuşur. 
Kılıç teprer erken yağı tepremez, kılıç kınka kirse beg inçlik yemez Kılıç kımıldadığı müddetçe düşman kımıldayamaz; kılıç kınına girerse, beyin huzuru kaçar. 
Sevinçlig tut ay beg kılıç urğuçığ, sevinçin tiril tutçı körme açığ Ey bey, kılıç kullananı her vakit memnun et ve böylece kendin de dâima sevinç içinde yaşa ve zahmet yüzü görme. 
Yana aydı ögdülmiş ilig kutı, bu el işleri ters uluğ kör atı Öğdülmiş tekrar dedi : — Ey devletli hükümdar, memleket işleri çok ağır, fakat şerefi büyüktür. 
Bedük iş bodun başlamakı ağır, baş ağrığ bile tutçı emgek tegir Halka baş olmak büyük ve ağır bir iştir; o dâima başa dert olur ve insana eziyet verir. 
Sevinçi az ol körse kadğu üküş, az ol öggüçisi telimrek söküş Dikkat edersen, sevinci az, kaygısı çoktur; öğeni az, fakat söğeni daha çoktur. 
Kayuka baka körse korkınçturur, sevinçin sora körse azrak erür Nereye bakarsan, orada bir tehlike vardır; sevincini sorarsan, o daha azdır. 
Üküş sevmegüçi severi az ol, kerişi telimrek ereji az ol Sevmeyeni çok, seveni nâdirdir; didinmesi çok, rahatı azdır. 
Bütünsüz bolur tegme yerde köŋül, köŋül bütmese erke artuk muŋ ol Hiç bir yerde gönülü emin olmaz; gönülün emin olmaması, insan için, büyük bir ıstıraptır. 
Körü barsa tegme işinde hatar, hatarlığ işig körse tatığ kiter Dikkat edersen, onun her işinde bir tehlike vardır; tehlikeli işin tadı kaçar. 
Negü ter eşitgil ukuşluğ sözi, ukuşluğ sözi körse yinçü tözi Dinle, akıllı sözü ne der; akıllının sözü, dikkat edersen, tamamen bir inciye benzer. 
İlig boynı kılça ükekçe başı, aŋar ked ınanmaz ukuşluğ kişi Hükümdarın boynu kıl gibi, başı ise, burç kadardır; akıllı insan ona pek inanmaz. 
Kılıç baş özele mesel beglik ol, küniŋe aŋar miŋ hafarlığ işi Beylik baş üzerinde bir kılıç gibidir; her gün onun için tehlikeli bin iş vardır. 
Bu yaŋlığturur barça beglik işi, kayusı erej yer kayu öz başı Her beylik işi böyledir; bazısı huzura kavuşur, bâzısı ise, kendi başını yer. 
Özüŋ dünyâ ukbi bulayın tese, bu kaç işni kodma katığlan usa Dünya ve âhireti, bunların her ikisini birden bulmak istersen, şu bir kaç ışı bırakma; muktedirsen, bunları yerine getir. 
Köŋül til köni tut bayatka sığın, idi yarlığın sen ağır tut tapın Gönül ve dilini doğru tut, Tanrıya sığın; Allanın emrine itaatsizlik etme. 
Negü kelse rabdın tapı bol tapı, özüŋ kullukı ol tapılık tüpi Tanrıdan ne gelirse, ona razı ol; her şeye razı olmak kulluk icâbıdır. 
Tüzü halkka köŋlün bağırsak bulun, tuçı edgülük kıl sen edgü bulun Bütün halka içten gelen bir merhamet göster; dâima iyilik yap ve kendin iyilik bul. 
Bodunka asığ kıl yulıp kılma yas, kılınç edgü tutğıl isiz yası bas Halka faydalı ol, ona zarar verme; ıyı hareket et, kötülerin zararlarını ortadan kaldır. 
Seniŋ boldı dünyâ tiŋlik bile, tiŋlik bulunsa yatıp ye küle Dünya ve hayat senin oldu; hayatta iken, ondan sevinçle istifâde et. 
Bütün cân üzülse umunç tut uluğ, bayat birge edgüke edgü yoluğ Can çıksa dahi, ümidini kesme; inan ki, Tanrı iyiye iyi yol gösterir. 
Munukı men aydım eşitti ilig, bu yaŋlığ kerek begke erdem bilig İşte benim bu söylediklerimi hükümdar işitti; bey için böyle bir fazilet ve bilgi lâzımdır. 
Kayu erde bolsa bu erdem törü, anı beg atap ilke tikgü örü Hangi insanda bu fazilet ve bu terbiye bulunursa, onu, bey olarak, memlekette yükseltmelidir. 
Tükel beg bolur bu bodunka başı, anıŋdın bulur tegme edgü kişi Böylesi mükemmel bir bey ve halka baş olur; insan ondan her türlü iyilik bulur. 
Negü ter eşitgil biliglig tetig, biliglig tetig bilgi ilke itig Bilgili ve zeki insan ne der, dinle; bilgili ve zeki insanın bilgisi memleket için bir zînettir. 
Biliglig kerek beg ukuşluğ köni, yüreklig hem öglüg bedüse üni Bey bilgili, akıllı ve âdil olmalı; şöhretinin yayılması için de cesur ve tedbirli davranmalıdır. 
Akı hem tüzün hem uvutluğ silig, bağırsak bolup ked küdezse ilig Bey, memleketini iyice koruyabilmesi için, bir de asıl, haya sahibi, yumuşak huylu ve merhametli olmalıdır. 
Közi tok serimlig ne kodkı köŋül, suyurkap keçürgen ne kılkı amul O gözü tok, sabırlı, alçak gönüllü, şefkatli ve sakin tabiatlı olmalıdır. 
Kamuğ erdemi bolsa erde örü, bodunka berür bolsa edgü törü Bütün faziletlerde her keşten üstün olmalı; halka karşı adaletle muamele etmelidir. 
Kayu ilke bolsa bu yaŋlığ begi, kutuldı ol el bodnı kitti igi Hangi memleketin beyi böyle olursa, o memleket halkı kurtulur; derdi kalmaz. 
Tuğar kut küni ilke inçlik bolur, diriğa bu yaŋlığ kişiler ölür Orada saadet güneşi doğar ve memleket huzura kavuşur; fakat ne yazık ki, bu gibi insanlar çok yaşamazlar. 
Bu erdi ay ilig meniŋ bilmişim, munukı ötündüm saŋa ukmışım Ey hükümdar, benim bildiğim bunlardır; aklımın erdiklerini işte sana arzettim. 
İlig suali Öğdülmişke HÜKÜMDARIN ÖĞDÜLMİŞ'E CEVABI 
İlig aydı uktum köni sözlediŋ, kereki bu erdi bilig yazmadıŋ Hükümdar : — Anladım, doğru söyledin, bana lâzım olan bunlar idi, bilgide yanılmadın— dedi — 
Takı bir ayıtğu sözüm bar saŋa, anı ma açukluğ ayu ber maŋa Sana soracak bir sözüm daha var, onu aa bana açık olarak, söyle. 
Bu yaŋlığ begi bolsa erdem tolu, veziri negü teg kerek ay talu Beyi böyle her türlü fazilet sahibi olursa, ey seçkin insan, veziri nasıl olmalıdır ki, 
Kalın kaznak ursa bu altun kümüş, itilse eli artsa ol kend uluş Altın ve gümüşten zengin bir hazine toplasın; memleket düzene konsun, şehir ve eyâletler çoğalsın. 
İlin itse bassa tüz öŋdi urup, isinse er at köŋli edgü bulup Memleketi tanzim eyleyerek, doğru kanun ile idare etsin; hizme tinde bulunanlar iyilik görerek, ona ısınsın, 
Bodun inçke tegse ilig tegmese, begi atı edgün yadılsa basa Halk huzura kavuşsun, kimse ona el uzatmasın; beyin adı iyilik ile dünyaya yayılsın. 
Öğdülmiş Beglerke Vezir Bolğu Ne Teg Er Kerekin Ayur Öğdülmiş Beylere Vezir Olacak İnsanın Nasıl Olması Lâzım Geldiğini Söyler 
Yanut berdi ögdülmiş aydı ilig, vezir boldı beglerke sunğu elig Öğdülmiş cevap verdi: — Ey hükümdar, vezir beylerin eli demektir; onlar işleri bu eller ile görürler — dedi — 
Seziksiz kerek boldı begke vezir, vezir edgü bolsa beg inçin udır Hiç şüphe yok, bey için vezir çok lüzumludur; vezir iyi olursa, bey rahat uyur. 
Vezir ol yüdügli bu begler yükin, vezir ol bekütügli beglik kökin Beylerin yükünü yüklenen vezirdir; beyliğin temelini sağlamlaştıran da vezirdir. 
İdi artuk üdrüm talu er kerek, ögi köŋli yetse urunsa yürek Bu işe halk içinde çok temayüz etmiş, seçkin insan lâzımdır; aklı, gönlü ermeli ve işe yürekten bağlanmalıdır. 
Ukuşı üküş bolsa bilgi teŋiz, kamuğ iş bütürse kızartsa meŋiz Aklı çok ve bilgisi deniz gibi derin ve geniş olmalı, her iş elinden gelmeli ve beyin yüzünü güldürmelidir. 
Uruğluğ kerek hem sakınuk köni, könilik öze keçse ötrü küni Asîl bir aileden gelmeli, takva sahibi ve dürüst olmalı, hayatını da dürüstlük ile geçirmelidir. 
Uluğ iş bu işke er üdrüm kerek, bütünlük bile kılkı ködrüm kerek Vezirlik mühim bir iştir; bu iş için seçkin insan lâzımdır; o doğru ve asîl tabiatlı olmalıdır. 
Ukuşluğ kerek hem biliglig kerek, tetiglik kerek hem siliglik kerek Vezir akıllı ve bilgili olmalıdır; bu iş için zekâ ve yumuşak huylu olmak lâzımdır. 
Ukuşluğ kişi urğı edgü uruğ, kopar kayda bolsa bu kalmaz kuruğ Soyu iyi olan akıllı insan her yerde yükselir ve hiç bir şeyden mahrum kalmaz. 
Sakınuk kerek din idisi arığ, imin bolsa el bodnı andın arığ Vezir imanlı, takva sahibi ve temiz olmalı, memleket ve halk ondan her bakımdan emin bulunmalıdır. 
Sakınuk kişi ol kişi üdrümi, muŋadmışka barça bu ol ot emi insanların seçkini takva sahibi olan kimsedir; o bütün muhtaçlara ilâç ve devadır. 
Sakınuk kişi işte saklık kılur, yarağsızka yakmaz iş uğrın bilür Takva sahibi insan işte tedbirli davranır; yakışıksız işlere yaklaşmaz ve işin vaktim bilir. 
Beginde basa ilke elgi uzun, vezir ol iligke kılınçın sözün Beyden sonra, onun yerine, hareket ve söz ile memlekete hükmeden insan vezirdir. 
Uruğsuz kişiler arığsız bolur, arığsız vezirka yarağsız bolur Soysuz adamlar temiz olmazlar; temiz olmayan kimse vezirliğe yakışmaz. 
Vefâlığ bolur bu uruğluğ kişi, cefâçı bolur ol arığsız işi Soylu insan vefalı olur, temiz olmayanın işi dâima cefâdır. 
Negü ter eşitgil törülüg kişi, törülüg kişi boldı el tör başı Kanun adamı ne der, dinle; kanun adamı her yerde itibar görür. 
Uruğluğ kişiler kılınçı silig, vefâ birle halkka yadığlı elig Soylu insanların hareketi zarif olur; onlar ellerini halk üzerine vefa ile uzatırlar. 
Arığsız kılınçı vefâsız cefâ, neçe me yitürse şeker hem yilig Ne kadar şeker ve ilik ile beslesen dahi, temiz olmayanın hareketi vefasız ve cefalı olur. 
Uvutluğ kerek hem közi tok bütün, uvutsuz kişi ol kişide otun Vezir haya sahibi, gözü tok ve itimat edilir bir insan olmalıdır; insanların kabası hayâsız adamdır. 
Közi tok kerek neŋke suklanmasa, közi aç todumaz bu dünyâ yese Onun gözü tok olmalı ve onda mal hırsı bulunmamalıdır; gözü aç olan kimse, bütün dünyaya nail olsa bile, doymaz. 
Kişide talusı uvutluğ kişi, uvutluğ kişi ol kişide başı İnsanların seçkini haya sahibi olanıdır; haya sahibi olan kimse, insanların başıdır. 
Uvut kimde bolsa kamuğ işni ur, uvut birle yalŋuk otun kapğı tur Kimde haya varsa, ona her işi teslim et; insan haya ile küstahın yolunu tıkar. 
Uvutsuz kişi ol kişide eli, köni sözlemez söz uvutsuz tili İnsanların aşağısı — hayâsız adamdır; hayâsızın dili doğru söz söylemez. 
Negü ter eşitgil uvutluğ tüzün, saŋa ötler emdi bağırsak özün Haya sahibi, yumuşak huylu insan ne der, dinle; bak, acıdığı için, sana nasihat verir. 
Uvutsuz kişide yırak tur yırak, uvutsuz bolur üsteŋli karak Hayâsız adamdan uzak dur, uzak; hayâsız inkâr eden gözdür. 
Uvutsuz yüzi körse etsiz süŋük, uvutsuz özi körse bütmez irük Hayâsızın yüzü, dikkat edersen, etsiz bir kemiktir; hayâsızın özü ise, kapanmaz bir gediktir. 
Uvut birle yalŋuk yüzi suvlanur, uvut bolsa ötrü közi suvlanur Hava ile insanın şerefi artar; haya sahibinin bundan dolayı gözü parlar. 
Yüzi körki körklüg kerek hem yülüg, kılınçı köni tegse halkka ülüg Vezirin yüzü güzel ve düzgün, kendisi de, halkın hakkını alabilmesi için, âdil olmalıdır. 
Kılınçı köni bolsa kılkı oŋay, munıŋdın tegir halkka edgü yıl ay Doğru hareketli ve mülayim tabiatlı olursa, ondan halka her vakit iyilik gelir. 
Köni bolmasa işte işçi başı, kamuğ egri boldı bu begler işi Hizmetkârların başı olan vezir doğru hizmet etmezse, beylerin işi hep eğri olur. 
Könilik bütünlük kerek işçike, anın bütse begler işin bergüke Hizmetkârın doğru ve dürüst olması lâzımdır ki, beyler inanıp, işlerini emniyetle ona tevdi etsinler. 
Bu körklüg kişi kılkı körklüg bolur, kılınç bolsa körklüg el asğı tolur Güzel insanın tabiatı da güzel olur; hareketi de güzel olursa, memlekete faydası dokunur. 
Kimiŋ bolsa körklüg yüzi taş özi, taşı teg yeme körklüg ol iç yüzi Kimin yüzü ve dış görünüşü güzel ise, dışı gibi, onun içi de güzel olur. 
Negü ter eşitgil sınamış kişi, sınap edgü isizni bilmiş kişi Tecrübe etmiş ve tecrübe ile iyiyi, kötüyü ayırt etmiş insan ne der, dinle. 
Kişi körkiŋe iç kılıkı iş ol, yüzi körki birle kılınçı tuş ol insanın iç tabiatı onun dış görünüşüne eştir; yüzü ve kıyafeti ile hareketi birbirine denktir. 
Taşı körse tap tut içiŋe tanuk, taşı teg içi ol içi teg taş ol Dışını görürsen, bunu içi içm yeter şâhıt say; insanın içi dışı gibi ve dışı »da içi gibidir. 
Yülüg bolsa kaşığ bolur ol vezir, vezir bolsa kaşığ işi ked yorır Saçı-sakalı düzgün olan vezir heybetli olur; vezir heybetli olursa, işi yolunda gider. 
Sakışçı kerek bolsa bilge tetig, bilig birle bilse bu törlüg bitig Vezir hesap bilir, âlim ve zeki olmalıdır; bilgili olmalı ve çeşitli yazıları bilmelidir. 
Vezir işi barça sakışlar bolur, sakış bilmese işçi işi kalur Vezirin işi hep hesapla döner; hesap bilmezse, hizmetkârın işi kalır. 
Sakış birle saklar kişi iş küdüg, sakışın seçer er yıl ay kün üdüg İnsan işini-gücünü hesap ile yapar; yıl, ay, gün ve zamanı hesap ile tâyin eder. 
Sakış saklıkın boldı atı sakış, körü barsa sakış idi ök sak iş Hesabın adı hesaplı davranmaktan hesap olmuştur; dikkat edilirse, hesap çok hesaplı bir iştir. 
Tetig bolmasa iş oŋarmaz kişi, tetiglik bile kıldı yalŋuk işi İnsan zeki olmazsa, işi başaramaz; insan işini zekâ ile yapar. 
Bitig birle yalŋuk bitir bilmişin, bitise bilür er negü kılmışın İnsan bildiklerini yazı ile yazar; yazarsa, ne yapmış olduğunu bilir. 
Tetiglik nişânıturur bu bitig, bitig bilgüçi er bolur ked tetig Bu yazı zekâ nişanıdır; yazı bilen insan çok zeki olur. 
Bitig bilmez erse apa oğlanı, negü bilgey erdi yıl ay kün sanı İnsan-oğlu yazı bilmese idi, yıl, ay ve günün sayısını nasıl bilirdi. 
Bitip kodmasa erdi bilge bitig, sakışka negü erdi al yaŋ itig Alimler kitap yazıp bırakmamış olsalar idi, hesap yapmağa nasıl bir çâre ve imkân bulunurdu. 
Törütmezde aşnu bayat bu âlem, törütti yorıttı bu levhu kalem Tanrı bu âlemi yaratmadan önce, levh ile kalemi yaratmıştır. 
Ferişte bitir kul negü kılmışın, idi ötrü aydur yarın ol işin Kulun neler yaptığını melek yazar, sonra Tanrı yarın o işi sorar. 
Kerek köŋli kodkı ma yumşak tili, bu ol kör kişike sevitür yolı Vezirin gönülü alçak ve dili yumuşak olmalıdır; böylelikle insan kendisini başkalarına sevdirir. 
Köŋül kodkı bolsa sevitür kişig, sevitmiş kişiler avıtur işig Alçak gönüllülük insanı sevdirir; kendisini sevdiren kimseler arkadaşlarını da memnun ederler. 
Negü ter eşitgil kör alçak amul, ne edgü bolur erke kodkı köŋül Alçak gönüllü ve sakin tabiatlı insan ne der, dinle; insan için alçak gönüllü olmak ne iyi şeydir. 
Bodunda sevüg boldı kodkı kişi, sevügsüz bolur köŋli katkı kişi Alçak gönüllü insan halk arasında sevimli olur; haşin ve kibirli adam ise, sevimsiz olur. 
Uluğluk uzun yer kişi kodkısı, bedüklükke tegmez bodun katkısı Alçak gönüllü insan uzun müddet itibarda kalır; haşin ve kibirli insanlar büyüklüğe ulaşamazlar. 
Vezirlıkka artuk bütün er kerek, okığlı bitigli ked öglüg kerek Vezirliğe çok olgun bir insan lâzımdır; o okuyan-yazan ve çok anlayışlı bir insan olmalıdır. 
Tili köŋli bir hem kılınçı köni, uvutluğ bağırsak bodunda çını Sözü, gönülü bir, hareketi doğru, haya sahibi, merhametli ve halk arasında dürüst olarak tanınmış olmalıdır. 
Közi tok oduğ sak biligli işig, adırğan yarağlığ yarağsız kişig Gözü tok, uyanık, ihtiyatlı ve işinin ehli olmalı; işe yarayan ve yaramayan kimseleri ayırt edebilmelidir. 
Tapuğsak ne özkey yine eymenük, emânet bile bolsa köŋli süzük Hizmete hâzır, vefalı, emânete karşı titiz ve bir de temiz gönüllü olmalıdır. 
Tükel kimde bolsa bu erdem bilig, vezirlık aŋar berse bolğay ilig Bu fazilet ve bilgiler kimde tam olarak bulunursa, hükümdar vezirliği ona verebilir. 
Bu yaŋlığ kişi bolsa begke vezir, begi birle bodnı tüz inçke tegir Beye böyle bir kimse vezir olursa, bey ve halk, her ikisi de huzura kavuşur. 
Tilekçe tükel bolğa ilig işi, itilgey eli hem bayuğay kişi Hükümdarın işi, dilediği gibi, tam olur; memleketi düzene girer ve insanlar zenginleşir. 
Vezir bolsa ilke yarağsız yavuz, ol el bodnı buzlur çığay bayı tüz İşe yaramayan, fena biri memlekete vezir olursa, o memleket halkı, fakiri ve zengini, hepsi bozulur. 
Vezir edgü bolsa bodunka asığ, bodun asğı birle iligke tatığ Vezirin iyi olması halk için faydalıdır; halka faydalı olduğu gibi, hükümdar için de zevklidir. 
Negü ter eşitgil ay bilgi ögüz, bilig birle köŋli yarunmış kögüz Bilgisi deniz gibi derin, bilgi ile gönülü ve göğüsü aydınlanmış olan insan ne der, dinle. 
Begi edgü bolsa ne köŋli tili, tutar işçileri könilik yolı Beyin sözü ve gönülü iyi olursa, onun hizmetinde bulunanlar doğruluk yolunu tutarlar. 
Kalı bolsa begler bu küçkey isiz, anıŋ işçileri buzar edgü iz Eğer beyler zâlim ve kötü olurlarsa, onların hizmetinde bulunanlar iyi izden ayrılırlar. 
Begi edgü bolsa anığ işçisi, bolur kılkı edgü tegürmez yası Bey iyi olursa, onun hizmetinde bulunanların hareketi iyi olur ve zararları dokunmaz. 
İsiz bolmağınça bu begler bakın, isizig yakurmaz öziŋe yakın Beyler kendileri kötü olmadıkça, dikkat et, kötü kimseleri yanlarına yaklaştırmazlar. 
İsiz kayda bolsa isizler bile, ay edgü yorı sen iş edgü tile Kötülük nerede ise, kötüler de beraberdir; ey iyi insan, sen yürü ve iyi arkadaş ara. 
İsiz edgü birle yaraşmaz bolur, köni egri birle küreşmez bolur Kötü iyi ile hiç bir zaman anlaşamaz; doğru eğri ile hiç bir zaman başa çıkamaz. 
Kara tün yaruk künke yakmaz yağuk, yaşıl suv kızıl otka bolmaz konuk Karanlık gece aydınlık güne yaklaşmaz, yeşil su kırmızı ateşe konuk olmaz. 
Bilişmez kişig sen bileyin tese, bilişin ayıtğıl ukulğay basa Tanımadığın adamı tanımak istersen, onun tanıdıklarını sor, o zaman anlarsın. 
Kamuğ neŋ katıldı öz ügri bile, köni tur katılma sen egri bile Her şey kendisi gibi olanlar arasına katılır; sen doğrulukla yaşa, eğrilere katılma. 
Bu sözke tanukı bu beyt ol okı, bu beytig okı sen köŋülke tokı Bu söze şahit olan şu beyti oku; bu beyti oku ve onu gönlüne yerleştir. 
Yorığlı uçuğlı kamuğ neŋni kör, tutar özke iş tuş özi teŋni kör Yürüyen, uçan her şeye bak; her biri kendi dengini kendisine eş ve akran seçer. 
İsiz edgü birle katılmaz kaçar, kamuğ neŋke yaŋzağ bu bir yaŋnı kör Kötü iyiye katılmaz, kaçar; her şeye tatbik edilebilen bu kaideye dikkat et. 
Vezir begke tutçı keŋeşçi bolur, keŋeşçi kişiler teŋeşçi bolur Vezir bey için dâima bir müşavirdir, müşavirler her işte kıyasla hareket ederler. 
İsizke katılma kara edgüsi, isiz boldı kılkı ağır yüdgüsi Kötüye katılma, onun işi kara ve tabiatı fena olur; bu ağır yükü kolay yüklenemezsin. 
Bu begler yakın tutsa edgü kişi, atı edgü kaldı hem el kün işi Beyler iyi insanları kendilerine yakın tutarlarsa, memleketin işi yoluna girer ve iyi ad bırakırlar. 
Yana beg yakın tutsa isiz kişi, isiz kıldı atın hem el kün işi Eğer bey kötü adamları kendisine yakın tutarsa, adını lekeler ve memleket işini bozar. 
Bu yaŋlığ bulunsa ay(!) ilig vezir, begin inçke tegrür karası udır Ey hükümdar, böyle bir vezir bulunursa, o beyini huzura kavuşturur ve halkı rahat uyur. 
Bolur beg tileki anıŋdın tükel, işi barça itlür kayu erse hâl Bey onun vâsıtası ile bütün arzularını elde eder; durum ne olursa olsun, bütün işi düzene girer. 
Bayur ötrü bodnı hem itlür eli, hazine köpedür kutadur yılı Halkı zenginleşir, memleketi de tanzim edilir; hazine çoğalır, beyin hayatı saadet içinde geçer. 
Bolur atı meŋü karımaz bolup, bolur ornı edgü karısa ulup Adı, şöhreti tazeliğini hiç bir vakit kaybetmez, ebedî kalır; kendisi yıpranarak ihtiyarlasa bile, yeri sağlamlığını muhafaza eder. 
Yedi bu ajunuğ yegey ol ajun, tirilgey kutun tutçı meŋü uzun O bu dünya saadetini elde ettiği gibi, öbür dünya saadetine de nail olur; uzun uzaman hep devlet ve ikbâl içinde yaşar. 
İlig suali Öğdülmişke HÜKÜMDARIN ÖĞDÜLMİŞ'E SUÂLİ 
İlig aydı uktum bu sözler ögün, idi edgü sözler yorıdı bu kün Hükümdar:—Bu sözleri iyice anladım — dedi—bugün çok güzel şeyler konuşuldu. 
Maŋa ayğıl emdi sü başlar kişi, negü teg kerek kılsa begler işi Şimdi bana söyle, beylerin işini iyi görmesi için, kumandan nasıl olmalıdır ki, 
Süsin başlasa hem işin işlese, işin başka eltse hatâ tüşmese Ordunun başına geçsin ve işini başarı ile yapsın ve hataya düşmesin. 
Ayu ber maŋa sen kayusı yarar, çerigin sögüp ol yağısın tarar Bana söyle, kim bu işe yarar ve düşmanın ordusunu bozarak, onu darmadağın eder? 
Öğdülmiş İligke Sü Başlar Er Negü Teg Kerekin Ayur Öğdülmiş Hükümdara Kumandanın Nasıl Olması Lâzim Geldiğini Söyler 
Yahut berdi ögdülmiş aydı ilig, yağıka tuçı bolsu üsteŋ elig Öğdülmiş cevap verdi ve;— Ey hükümdar, düşmana karşı her vakit üstün ol — dedi— 
Seziksiz kerek begke sü başçısı, yaraşmaz yağıdın kötürse usı Anlaşmak istemeyen düşmanın uykusunu kaçırmak için, şüphesiz, beye bir ordu kumandanı lâzımdır. 
Bu işke idi kurç katığ er kerek, başında keçürmiş tükel toŋ yürek Bu işe çok çevik, sert, tecrübeli, tam ve pek yürekli bir adam lâzımdır, 
İdi ök uluğ iş bu sü başlamak, çerig tüzmeki hem yağını sımak Orduya kumanda, asken idare etmek ve düşmanı kırmak çok büyük bir iştir. 
Talu er kerek sak bu işke oduğ, aŋar tegmese bir osalın yoduğ Bu iş için seçkin insan lâzımdır; ihmalkârlık yüzünden töhmet altında kalmaması için, o ihtiyatlı ve uyanık olmalıdır. 
Akı alp atım bolsa alçak köŋül, tuzı etmeki keŋ ne kılkı amul Cömert, cesur, alçak gönüllü, sofrası açık ve soğuk kanlı olmalıdır. 
Akı bolğu artuk sü başlar kişi, tirilse aŋar ötrü üdrüm başı Etrafına en seçkin kimselerin toplanması için, ordu başında bulunan insanın çok cömert olması lâzımdır. 
Ülese er atka kamuğ bar mâlın, adaş koldaş ardaş tutunsa kalın O bütün malını askere dağıtmalı ve bir çok kimseleri dost ve silâh arkadaşı edinmelidir. 
Öziŋe bir at ton tolum kodsa tap, çavıksa ajunda atın yadsa tap Kendisine bir at, giyim ve silâh ayırması kâfidir; meşhur olup, dünyaya nâm salmak ona yeter. 
Oğul kız kişim tep neŋin irkmese, ya yer suv bağım tep kümüş termese Çoluk-çocuk ve karım diye, mal toplamamak veya mülk ve bağbahçe edineceğim diye, gümüş yığmamalıdır. 
Kılıçın tilese kamuğ ârzûsın, urup alsa berse bedütse küsin O bütün arzusunu kılıcı ile istemelidir; vurmalı, almalı, vermeli ve böylelikle şöhretini büyütmelidir. 
Yetürse içürse kedürse kedim, at üstem kız oğlan bu berse telim Silâh arkadaşlarını yedirıp-içirmeli ve giydirip-kuşatmalı; onlara çok at-koşum, köle ve câriye ihsan etmelidir. 
Aŋar tirlür ötrü kür ersig eren, sevüg cân yuluğlap yatur tağ kayan Böyle olursa, onun etrafına mert yiğitler toplanır ve tatlı canlarını feda ederek, cesetlerinden dağlar ve kayalar meydana getirirler. 
Yüreklig kerek artuk öglüg kerek, kögüzlüg kerek hem köŋüllüg kerek O çok cesur, zeki ve aynı zamanda da mert ve geniş yürekli olmalıdır. 
Yağıda kereksiz yüreksiz kişi, yüreksiz kişi ol tişiler işi Harpte korkak kimselere lüzum yoktur; korkak insanlar kadınlara benzerler. 
Yüreksiz kişiler çerig artatur, çerig artasa er erig artatur Korkak kimseler orduyu bozarlar; ordu bozulursa, askerler birbirini ifsat ederler. 
Yağıda yüreklig seringü kerek, yağı at kemişse tirengü kerek Harpte cesur yiğitler dayanmalı, düşman at salarsa, hemen toplanmalıdır. 
Ayıklığturur bu ölüm belgülüg, üdi kelmeginçe er ölmez külüg Ölüm için, hiç şüphesiz, ecelin gelmesi lâzımdır; eceli gelmeden, hiç bir yiğit ölmez. 
Negü ter eşitgil azığlığ kür er, ölümüg unıtsa yağısın urar Ölümü hatırına getirmeyerek, düşmanını vuran, yaman ve pek yürekli adam ne der, dinle. 
Kişi üdsüz ölmez anadın tuğup, nelük korkar özüŋ yağını körüp Anadan doğan hiç kimse ecelsiz ölmez; düşmanı görünce, neden korkarsın? 
Yağıka yaluç teg eren teg uruş, ecelsiz ölüm bolmaz özke bolup Düşmana yalın hücum et, erkekler gibi vuruş; eceli gelmeyince, insan kat'iyen ölmez. 
Uvutluğ kerek er uvutı üçün, yağı birle karşur kadıtmaz öçün Kumandan haysiyet sahibi olmalıdır; o şerefi için düşmana karşı koyar ve intikamını almadan, ondan yüz çevirmez. 
Uvut birle yalŋuk yağısın saçar, yağıda eŋ aşnu uvutsuz kaçar Şeref duygusu ile insan düşmanını darma - dağın eder; harpte ilk önce şerefsiz kimseler kaçar. 
Uvutka bolup korklık alplık kılur, ögünçke bolup er özin öldürür Korkak kimse dahi haysiyetini korumak için, kahramanlık gösterir; öğülmesi için insan kendisini ölüme atar. 
Yüreklig tegüçi uvutluğ bolur, uvutluğ kişi ölse urşu ölür Cesur dediğin haysiyet sahibi olur; haysiyetli insan ölürken, vuruşarak ölür. 
Kılınçı oŋay bolsa kodkı köŋül, bodunka sevitür özin bu yaŋ ol Kumandan iyi tabiatlı ve alçak gönüllü olmalıdır; o böylelikle kendisini halka sevdirir. 
İsitür kişi körlin alçak kiş, yıratur erenig tili el buşı Alçak gönüllü kimse insanların kalbini kendisine ısındırır; kötü dilli ve hiddetli kimseler insanları kendisinden uzaklaştırırlar. 
Bedük tutsa köŋlin bu sü başlar er, seziksiz yağıdın bu er berge yer Ordu kumandanı mağrur olursa, şüphesiz, düşmandan dayak yer. 
Bu köŋli bedük er osallık kılur, osal er ya buzlur ya üdsüz ölür Mağrur adam ihmalkârlık eder; ihmalkâr adam ya bozulur yahut vakitsiz ölür. 
Kür ersig kerek bolsa kaşığ yülüg, yadılsa atı bolsa çavluğ külüg Namlı ve şöhretli olması ve adının yayılması için, onun cesur, heybetli, saçı-sakalı düzgün ve mert insan olması lâzımdır. 
İsizlerke kaşığ kerek korksalar, yavaşlarka edgü kerek sevseler Kendisinden korkmaları için,- onun kötülere karşı heybetli görünmesi, sevmeleri için de, yumuşak huylu kimselere iyi davranması lâzımdır. 
Siyâset yorıtğu kerek sü başı, siyâsetka aşlığ bolur sü işi Ordu kumandanı siyâset etmesini bilmeli; ordu ışı siyâsete bağlı olur. 
Siyâset yorıtsa sü başlığ bolur, süsi başlığ erse er aşlığ bolur Siyâset tatbik edilirse, ordu başsız kalmaz; ordu başlı olursa, asker birbirine bağlı kalır. 
Kayu sü bolur bolsa başsız tuşaŋ, uş ol sü buzuldı ilig keç yaşaŋ Hangi ordu başsız kalırsa, onu bırak; o ordu bozulur; ey hükümdar sen çok yaşa. 
İsizlerke hışmet siyâset kerek, yana edgüke tutçı hürmet kerek Kötülere haşmet ve siyâset, iyilere ise, dâima hürmet lâzımdır. 
Tegür edgülerke tükel edgülük, sevinçin tilegü yüdürmegü yük iyi insanlara her türlü iyilikleri ver; onları memnun etmeli ve onlara yük yükletmemelıdir. 
Bu edgüg tiler barça yalŋuk turup, kişi kul bolur erke edgü bulup Bütün insanlar bu iyilikleri ararlar; insan iyiliğini gördüğü adama kul olur. 
Negü ter eşitgil ay kılkı tüzün, bu beytig okığıl avınğıl özün Yumuşak huylu insan ne der, dinle; bu beyti oku ve kendini teselli et. 
Boş âzâd kişi barça edgü kulı, sen edgü kılu aç könilik yolı Hür ve serbest insanların hepsi iyilik kuludur; sen iyilik yaparak, doğruluk yolunu aç. 
Kişilik kılurka kişi bol tuşı, kişi mundağ urdı kişilik ulı insanca hareket etmek için, sen dâima insan ol; insan insanlığın temelini böyle tesbit etmiştir. 
Kerek sü başıŋa bu bir kaç kılık, yağıka yüz ursa bu tüzse yorık Düşmana karşı sefere çıkmak ve ordunun hareketini idare edebilmek için, kumandanın şu bir kaç vasfa sahip olması gerekir. 
Yağıda kür arslan yüreki kerek, karıştukta esri bileki kerek Onun yüreği harpte arslan yüreği gibi ve dövüşürken de bileği kaplan pençesi gibi olmalıdır. 
Toŋuz teg titimlig böri teg küçi, adığlayu azğın kotoz teg öçi O domuz gibi inatçı, kurt gibi kuvvetli, ayı gibi azılı ve yaban sığırı gibi kinci olmalıdır. 
Yana alçı bolsa kızıl tilkü teg, titir buğrası teg kör öç sürse kek Aynı zamanda, kırmızı tilki gibi, hîlekâr olmalı; deve aygırı gibi, kin ve öç gütmelidir. 
Sağızğanda sakrak kerek tutsa öz, kaya kuzunı teg yırak tutsa köz Kendisini saksağandan daha ihtiyatlı tutmalı; gözünü, kaya kuzgunu gibi, uzaklara çevirmelidir. 
Uluğ tutsa hamyet kür arslanlayu, ügi teg usuz bolsa tünle sayu Arslan gibi, hamiyeti yüksek tutmalı; baykuş gibi, geceleri uykusuz geçirmelidir. 
Bu yaŋlar bile er yağıçı bolur, yağıçı bolur hem yarağçı bolur insan bu vasıflar ile harpçi olur; harpçi olur ve işinin ehli olur. 
Yağıçı yarağçı kişi ol tuçı, yağı sançğuçı hem yetürgen öçi Harpçi her vakit silâh taşıyan kimsedir; o düşmanı vurur ve zafer kazanır. 
Tuzı etmeki hem aşı keŋ kerek, atı ton tolumı aŋar teŋ kerek Onun tuzu-ekmeği ve yemeği bol, atı, elbisesi ve silâhı da buna denk olmalıdır. 
Aş içgü tuz etmek yadar er atı, aş içgüturur bu tiriglik otı însanın adını tuz-ekmek, yiyecek ve içecek dünyaya yayar; bu hayatın devası yiyecek ve içecektir. 
Negü ter eşitgil ıla atlığı, tuz etmek keŋüt ay kişi kutluğı Ha'nın meşhur şahsiyeti ne der, dinle; ey insanların kutlusu, tuzun ekmeğin bol olsun. 
Kü çav at tilese tuz etmek yitür, tiriglik tilese anı ok yetür Adının namlı ve şöhretli olmasını dilersen, başkalarına tuz-ekmek yedir; yaşamak dilersen, yine aynı şeyi yap. 
Kişilik kılığlı ınançlığ akı, tuz etmek hakı tep öter er hakı İnsanlık yapan, itimat kazanan ve cömert olan insana, tuz-ekmek hakkı diye, askerler bunun hakkını öderler. 
Uluğluk tilese aş içgü üle, uzun yaş tilese bulur aş bile Büyüklük dilersen, yiyecek ve içecek dağıt; uzun ömür istersen, o da bununla bulunur. 
Kerek hayl başıŋa bu bir kaç kılık, itilse işi ötrü tüzse yorık işinde muvaffak olması ve gidişinin düzenlenmesi için, kumandanda şu bir kaç vasıf bulunmalıdır. 
Sözi çın kerek bolsa kavli bütün, uluğ bolsa yalğan ınanmaz bodun Söyledikleri doğru olmalı ve sözüne emniyet edilmelidir; büyükler yalancı olursa, halkın itimâdı kalmaz. 
İkinçi akılık kerek berse neŋ, saranka yumıtmaz kişi alğu yaŋ İkincisi—cömert olmalı ve ihsanlarda bulunmalıdır; bir şeyler almağı âdet edinen hiç bir kimse hasisin etrafında toplanmaz. 
Üçünçi yüreklig kerek kögsi kür, yüreksiz yağı körse iglep yatur Üçüncüsü—cesur ve göğsü pek olmalıdır; korkan kimse düşmanı görünce, hastalanarak, yatağa düşer. 
Bu törtünç kerek alçı hile bilir, bu hile bilir erke arslan ulır Dördüncüsü—hîle ve kurnazlık yollarını bilmelidir; çâresini bulan kimseye arslan bile baş eğer. 
Titimlig kerek hem topulsa çerig, yitilik kerek ked komıtsa erig Orduları yarıp-delmek için, sebatlı bulunmalı, askeri coşturmak için de kesin kararlı olmalıdır. 
Bu erdem bile bolsa sü başçısı, yağı sançğa yadğa yağınıŋ küsi Ordu kumandanı bu faziletlere sâhıp olursa, düşmanını vurur ve onun şöhretini yere serer. 
Bu yaŋlığ sü başçı bu sü başlasa, elig bulğa düşmân öze işlese Böyle bir kumandan askerin başına geçerse, düşmana karşı her vakit muvaffak olur. 
Yüz ursa yağıka bu sü başçısı, oduğ turğu tün kün kiterse usı Ordu kumandanı düşmanla karşılaşınca, gece-gündüz uyanık bulunmalı ve uykuyu bırakmalıdır. 
Üküş er kereksiz er üdrüm kerek, er üdrüm bulunsa tolum tüm kerek Çok adama lüzum yoktur, fakat asker seçme olmalı; asker seçme olduğu gibi, onun silâhı da tam olmalıdır. 
Üküş sü çerig erse başsız bolur, bu başsız çerig sü yüreksiz bolur Kalabalık asker ve ordu başsız olur; bu başsız asker ve ordu cesaretsiz olur. 
Sınamış yağıçı kişi teŋlemiş, on iki miŋ er sü üküş sü timiş Tecrübeli harp adamı kıyas etmiş ve on iki binlik ordunun büyük bir kuvvet olduğunu söylemiştir. 
Çerig sançmış alp er tutuzmış ayu, maŋa tört miŋ er sü tükel sü teyü Ordular mağlûp etmiş olan kahraman adam: — Benim için dört bin asker tam bir ordudur — demiştir. 
Kalın sü yayılsa için bulğaşur, anı itse bolmaz yarağsız tuşur Kalabalık ordu yayılınca, içinden karışır; nizâma sokulamaz, kötü bir durum hâsıl olur. 
Çavıkmış kür alp er yeme sözlemiş, er üdrüm kerek sü tolumluğ temiş Şöhretli, cesur ve kahraman yiğit: —Orduda seçme ve ıyı silâhlı yiğitler lâzımdır— demiştir. 
Negü ter atıkmış yağıçı eşit, bu söz eştip ötrü özüŋke iş et Adı dünyaya yayılmış meşhur harp adamı ne der, dinle; bu sözü dinle ve ona göre hareket et. 
Üküş sü tileme er üdrüm tile, er üdrüm tile hem tolum tüm bile Çok asker isteme, seçme asker iste; askerin seçkm ve tam techizatlı olmasını iste. 
İtiglig az edgü üküşte körü, telim tuştı artak üküş sü bile Az sayıda ve muntazam bir ordu. çoğa nisbetle, daha iyidir; çok kimseler çok askerle bozguna uğradılar. 
Yağıka kalı yortsa sü başlar er, yakın tutğu özke yağığ işler er Ordu kumandanı düşmana karşı harekete geçerken, düşmana karşı koyacak esas kuvvetleri etrafında bulundurmalıdır. 
Adırğu üdürgü yezek tutğakı, yırak tutğu saklap közi kulğakı Öncü ve keşif kollarını seçip ayırmalı; ihtiyatlı olmalı, göz ve kulağını uzaklara çevirmelidir. 
Yezek hem telim yetse tutğak kitip, yağığ basğu bolsa urunsa kayıp Keşif kolu gidip, düşmanın kalabalık öncü kuvvetleri ile karşılaşınca, eğer düşmana saldırmak icap ederse, geri dönüp hücum etmelidir. 
Süsin itse yapsa ma yortuğ tüzüp, kedin kalmasa er ya öŋdün ozup Askerî tanzim ve tertip ile muhafız alayını teşkil etmeli ve hiç kimse geride kalmamalı veya öne geçmemelidir. 
Tüşün bilse yortuğ tüze bilse ked, er at tutsa sakçı oduğ tursa ked Konak yerlerini ve muhafız alayını düzenlemesini iyice bilmeli; askerden nöbetçiler tâyin etmeli ve bunlar da çok uyanık durmalıdır. 
Yorıkın küdezse alem başlar er, öŋi turmasa bir yağığ işler er Alemdar harekâtı iyice takip etmeli, düşmana hücum edecek askerlerden kimse hâriç kalmamalıdır. 
Tüşürse toyuğ ked körüp berk yirig, yırak ıdmasa tıdsa yığsa erig Karargâh kurarken, çok dikkat etmeli ve mahfuz bir yer seçmeli; askeri toplu bir hâlde bulundurarak, uzaklaşmasına mâni olmalıdır. 
Usa bolmasa bolsa artuk oduğ, osal bolsa tegrür basımçı yoduğ Kumandan ihmalkâr olmamalı ve çok uyanık bulunmalıdır; o ihmalkâr olursa, düşmanın baskınından zarar görür. 
Yağıka yağusa yezekin alu, tüşürse toyuğ körse ot suv talu Öncü kuvveti ile düşmanın yakınlarına sokulmalı; otuna ve suyuna iyice dikkat ederek, karargâh kurmalıdır. 
Süsin ked küdezse til ıçğınmasa, süsi az üküşin yağı bilmese Askerini çok ıyı gözetmeli ve dil yakalatmamalıdır; askerinin az veya çok olduğundan düşman haberdar olmamalıdır. 
Katığlaŋu aşnu til alğu kerek, bu tildin yağı kılkı bilgü kerek Daha önce dil yakalamağa gayret etmeli ve bu dilden düşmanın durumunu öğrenmeğe çalışmalıdır. 
Aŋar teŋlese ötrü itse işin, yağı boynı yençse kiterse başın Sonra işini, alınan malûmata göre, tanzim etmelidir; ya düşmanın boynu kesilir yahut başı ezilir. 
Bu saklık bolur hem oduğluk bolur, yağıda kayusı sak erse unur Böyle hareket etmek ıhtıyatlılık ve uyanıklık olur; harpte kim ihtiyatlı davranırsa, o muvaffak olur. 
Oduğ beg süsi kör böke yolçılığ, kür arslan münügli kılıç kamçılığ Uyanık beyin askeri, bak, ejderha kumandasında arslana binmiş, kılıç kamçılı orduya benzer. 
Yağı sançğuka tutğu iki tolum, bu iki tolumdın yağı yer ölüm Düşmanı vurmak için, şu iki silâh kullanılmalıdır; bu iki silâh düşmana ölüm getirir. 
Erig aşnu yağıka kerek hile al, bu hile bile kıl yağı meŋzi al Her şeyden önce düşmana karşı hîle ve hud'aya baş vurulmalıdır; bu hîle ağına düştüğü için, utancından düşman yüzünü kızartsın. 
İkinçi bu saklık oduğlukturur, kayusı sak erse ol üsteŋ bolur İkincisi — ihtiyatlılık ve uyanıklıktır; harpte kim ihtiyatlı davranırsa, o galip gelir. 
Kayusı sak erse yağıda oduğ, seziksiz yağıka bu tegrür yoduğ Harpte kim ihtiyatlı ve uyanık bulunursa, hiç şüphesiz, düşmanı o felâkete uğratır. 
Yağıŋ sü telim tutsa azrak seniŋ, tokışka ivinme yarağ kör anıŋ Eğer düşmanın askeri çok ve seninki daha az ise, savaşa acele etme ve ona göre tedbir al. 
Yaraşğu yarağı bar erse yaraş, yok erse yarıklan bil alşıp küreş Anlaşmak imkânı varsa, onunla anlaş; yok ise, zırhını giy, düşmana sıkı-sıkı yapış ve güreş. 
Katığlan usandur usa bas keçe, keçe az üküşüg ne bilgey aça Gayret et, düşmanı rahat bırakma, mümkün ise, gece baskını yap; gece karanlığı içinde kuvvetinin az veya çok olduğunun kim farkına varacak. 
Kalı basğuka bulmasa sen yarı, yalavaç ıdıp sen bar illeş yorı Eğer sen galebe çalmak için imkân bulamazsan, elçi göndererek, sulh yapmağa çalış. 
Tilin arsık el bol küdezgil özüŋ, tokışka ivinmegü kesgil sözüg Sözle oyala, sulh ol, kendini koru ve savaşa acele etme; işte bu kadar. 
Takı bolmaz erse yağı oğrasa, tokışmak tilese köŋül bermese Böyle olmazsa ve düşman anlaşmak istemeyip, savaşmakta ısrar ederse, 
Uzatma işiŋ sen çerig ter tokış, üle neŋ eŋ ög tokış at okış İşi uzatma, askeri topla ve savaş; askere mal dağıt, onların kahramanlık duygularını okşa ve her vâsıtaya baş vur. 
Tokışığ uzatsa yağı öglenür, üküş körse erniŋ közi ögrenür Savaşı uzatırsan, düşmanın aklı başına gelir; iş uzadıkça, kuvvetinin derecesini anlar. 
Negü ter eşitgil yağı sançmış er, başında keçürmiş közün körmiş er Düşmanlarını mağlûp etmiş, görmüş-geçirmiş, tecrübeli yiğit ne der, dinle. 
Körüşmez yağınıŋ küsi ked yırak, körüşse basınur körügli karak Görünmeyen düşmanın şöhreti uzaktan büyük görünür; meydana çıkınca, onunla karşılaşanlar nazarında bu şöhret küçülür. 
Yağıka yalu teg neŋiŋ almasu, uzatsa basıttıŋ yiti kıl adak Düşmana yalın hücum et, ağırlığın düşmanın eline geçmesin; işi uzatırsan, mağlûp oldun demektir; ayağını çevik tut. 
Çerigde bir ança busuğka kigür, yadağ okçı tüşrüp sen öŋdün yügür Askerin bir kısmını pusuya yatır, yaya okçuları harekete geçirerek, kendin önden koş. 
Yağıçı ürüŋ kırğıl ersiglerig, yağıka alın kıl kötürsü çerig Düşmanın karşısına yaşlı-başlı yiğitler koy; askeri onlar götürsünler. 
Ürüŋ kırğıl artuk yağıçı bolur, yağıçı bolur hem yarağçı bolur Harpte saç-sakal ağartmış insanlar daha iyi savaşırlar; bunlar harpçidirler ve bu işi çok iyi bilirler. 
Kiçig kur yegitler bolur ked yiti, kalı yüz evürse udıtur otı Genç ve toy yiğitler çok ateşli olurlar; fakat bir yüz çevirdiler mi, bu ateşten eser kalmaz. 
İnanur erig kılğıl öŋdün kedin, oŋuŋdın soluŋdın bir ança adın Öne ve arkaya emin kimseleri koy; bir kısmını da sağa ve sola yerleştir. 
Yağusa çerigke ilişse eri, tuşınça tegişgü kemişse urı Askerler yaklaşıp, erler birbirleri ile harbe tutuşunca, her kes kendi karşısındaki ile harp etmeli ve nâra atmalıdır. 
Erig aşnu yıraktın tegişgü okun, yağusa süŋün teggü berse boyun İlk önce uzaktan oklar ile vuruşmalı; yaklaşınca ve yüz-yüze gelince de, süngü ile hücum etmelidir. 
Katılsa kılıç baldu birle tegiş, tişin tırŋakın teg yaka tut iliş Saflar karışınca, kılıç ve balta ile vuruş; dişle, tırnakla saldır, yakasından tut, yapış. 
Tiren arka berme yağıka bolup, yağığ sanç yok erse uruş yat ölüp Dayan, düşmana hiç bir suretle arka verme; düşmanı vur veya vuruşarak, orada öl. 
Negü ter eşitgil karışğan kür er, seriŋil seriŋen yağısın urar Dinle, düşmanın içine giren cesur asker ne der; dayan, dayanan asker düşmanını ezer. 
Kelin kız sevinçi küden tünleri, kür alp er küvençi çerig künleri Gelin kızların sevinçli anları zifaf geceleridir; cesur ve kahraman erkeğin iftihar edeceği zamanlar da harp günleridir. 
Küvez alp sekirtıp çerig sürse bat, laçın kuş kovar teg töker kanları Mağrur kahraman seyirterek, sür'atle ordusunu sürer; şahinin kuşlara saldırması gibi, hücum eder ve kanlar döker. 
Yağı körse alp er köpirtür izig, bu karşur adınlarka tegmez kezig Kahraman yiğit düşmanı görünce, tozu dumana katar; her yere o atılır, başkalarına sıra gelmez. 
Çerig körse alp er kür arslan bolur, sekirtür ya öldrür ya urşu ölür Kahraman yiğit asker görünce, arslan kesilir; seyirtir, ya öldürür veya vuruşarak ölür. 
Yağı körse alp er kızartur meŋiz, karışsa bodulur kızıl hem yağız Kahraman yiğitin, düşmanı görünce yüzü güler; düşmanla kapışınca, kızıl kana boyanır. 
At üstem yarıklar bolur kıp kızıl, ğızıl kızğu eŋler bolur yap yaşıl At, koşum ve zırhlar kıp-kırmızı olur; kırmızı ateş gibi yanan yanaklar mos-mor kesilir. 
Yağı at kemişse saŋa oğrasa, serin arka berme saçılsa basa Düşman at salar ve senin üzerine yürürse, dayan, arka verme; kendiliğinden dağılır. 
Yağ teprese sen udu tepregil, ite ud adakın yorı turmağıl Düşman harekete geçerse, sen de ona göre hareket et; durma, hazır durumda onun her hareketini karşıla. 
Kalı kaçsa sendin yağı turmasa, erig yetgü tutğu bulun tutmasa Eğer düşman karşı duramayıp, senden kaçarsa, onu takip et ve esir almağa çalış; böyle yapmazsan, 
Yağı sançmış ersig eren bulnukup, yana evre sançtı yağısın utup Düşmanı mağlûp eden kahraman yiğitlerin safı karışınca, düşman dönüp, tekrar hücum eder ve galip gelir. 
Yağı kaçsa tap kıl ederme yırak, kalı yandru yansa kaçumaz adak Düşman kaçarsa, onu ölçülü takip et, pek uzaklara gitme; eğer düşman geri dönerse, sonra kaçamazsın. 
Muŋuksa yağı yüz ölümke urur, ölümke yüz ursa kim utruturur Düşman ümitsizliğe düşerse, ölümü göze alır; ölümü göze alan kimse, çok şiddetle karşı koyar. 
Bu yerge özüŋni küdezgil oğul, küdezgil yok erse özüŋdin tüŋül Ey oğul, böyle durumlarda kendini iyi koru; kendini koru yahut her şeyi göze al. 
Osal bolsa er kör yorırda ölür, osal bolmasa er tilekin bulur insan ihmalkâr olursa, yürürken ölür; ihmalkâr olmazsa, dileğine erer. 
Maŋa mundağ aydı sınamış kişi, sınamış kişiler sözi söz başı Bana tecrübeli insan böyle dedi; tecrübeli insanların sözü sözlerin başıdır. 
Yağı kaçsa tap kıl ederme udu, edertçi yedi körse berge todu Düşman kaçarsa, ölçülü takip et; arkasından pek ileri gitme, çok ileri giden doyuncaya kadar kamçı yer. 
Yağığ bir saçıtsa yana tirlümez, otuğ suv udıtsa yana tirlümez Su ateşi söndürünce, ateş nasıl tekrar alevlenmezse, düşman da dağılınca, bir daha toplanamaz. 
Muŋukmış kişiler ölümüg kolur, ölümüg koluğlı er öldrü ölür Ümitsizliğe düşen insanlar ölümü ararlar; ölümü isteyen kimse evvelâ öldürür, sonra ölür. 
Kim iş kılsa terkin aŋar bergü neŋ, uş ol neŋ bile er kızıl kılsa eŋ Bir kimse bir yararlık gösterirse, ona derhal mükâfatını vermeli ve bununla onun yüzünü güldürmelidır.- 
Kim er tutsa öggü açınğu kerek, ol açığ bile er urunsa yürek Kim bir esir yakalarsa, onu öğmeli ve ihsanda bulunmalı ki, o da bu ihsan ile öğünsün. 
Yavuz ögdi bulsa idi ked bolur, kedig ögse kendü kaçan kin kalur Kötü insan öğmekle çok iyi olur; iyiyi öğersen, bu ondan hiç geri kalır mı? 
Eri ögse elgin kür arslan tutar, atığ ögse yügrür uçarığ yeter Askeri öğersen, eli ile arslan tutar; atı okşarsan, koşar ve uçan kuşa yetişir. 
Balıkmış bar erse sen emlet körü, bulun bolmış erse yulup ol kirü Yaralanan varsa, sen bakıp, tedavi ettir; esir olan varsa, kurtar, geri al. 
Kalı ölmiş erse ağırlap kötür, oğul kız bar erse aŋar hak yitür Eğer ölen olursa, hürmetle kaldır; çoluk-çocuğu varsa, onlara haklarını ver. 
Er at körse ötrü sevinçlig bolur, yağı oğrı bolsa sevüg cân berür Askerler bunu görünce, sevinirler; savaş günlerinde de sevgili canlarını feda ederler. 
İsig söz küler yüz bile bergü neŋ, bu üç neŋ kişike bolur edgü yaŋ Tatlı söz ve güler yüz ile onlara mal vermelidir; bu üç şey insan için ıyı bir an'ane olur. 
Boş âzâd kişiler muŋar kul bolur, bu kul cân yuluğlar sevinçin kolur Serbest ve hür insanlar ona kul olur; bu kul, onu memnun etmek için, canını feda eder. 
Muŋar meŋzer emdi bu söz ay bügü, körü barsa yetrü çın aymış tigü Ey hakim, buna benzer bir söz vardır; iyice dikkat edersen, bunun doğru olduğunu tasdik edersin. 
Küler yüz isig söz üle neŋ tavar, boş âzâd kişiler bu üçke avar Onlara güler yüz göster, tatlı söz söyle, mal ve mülk dağıt; serbest ve hür insanlar bu üç şeyin etrafına toplanır. 
Sen altun kümüş birle alma kuluğ, bu üç neŋ yulu kıl karnuğnı yavar Sen kulu altın ve gümüş ile alma; bu üç şeyi feda et, o her keşi sana getirir. 
Sü başlar kişi bolsa mundağ kerek, anın başlasa sü bolur edgürek Ordu kumandanı böyle olmalıdır; böyle bir adam orduya baş olursa, çok iyi olur. 
Sen altun kümüşni ülegil neŋin, yuluğ kılğa cânın sav altun teŋiŋ Sen altınını, çümüşünü ve malını dağıt; sen ne kadar som altın verirsen, onlar da o kadar canlarından fedakârlık ederler. 
Bu üç neŋke bolur tapuğçı kulı, munı tutsa begler kamuğ neŋ ulı Hizmetkârlar bu üç şey için ona kul olurlar; beyler buna göre hareket etmeli, bu her şeyin temelidir. 
Bu yarŋlığ sü başçı bulur erse beg, işi başka barğay küvenç bolğu teg Bey böyle bir ordu kumandanı bulursa, işim emniyetle sona erdirir. 
Bu yaŋlığ bolur erse sü başlar er, işi barça itlıp küvençke teger Ordu kumandanı, böyle olursa, bütün işi yoluna girer ve kendisi takdire mazhar olur. 
Yarağlığ vezir kolsa andağ kerek, sü başçı tiler erse mundağ kerek Ehliyetli bir vezir istersen, öyle oJmaJı; ehliyetli bir kumandan dilersen, böyle olmalıdır. 
Aŋar ötrü begler ınansa bolur, tilemiş tilekin beg andın bulur Böyle bir adama beyler inanabilirler; bey onun vâsıtası ile arzu ettiği şeyi bulur. 
Yana aydı ögdülmiş ilig kutı, iki iş bedük iş uluğluk atı Öğdülmiş tekrar dedi : — Ey devletli hükümdar, şu iki vazife büyük vazifelerdir; büyüklüğün atıdır. 
Vezir bir ikinçi sü başlar alem, birisi kılıç tuttı biri kalem Biri vezirlik, ikincisi ordu kumandanlığıdır; bunlardan biri kılıç tutar, biri kalem. 
Bu el bağı örki bu iki tüzer, bu iki birikse anı kim üzer Memleketin nizâmını ve dizginini bu ikisi ellerinde tutar; bu ikisi el-ele verirse, onu kim koparır. 
İdi artuk öçirüm kerek bu kişi, kalı öznese begke eltür başı Bunların pek seçkin insanlar olması lâzımdır; eğer beye karşı baş kaldırırlarsa, başlan gider. 
Tusulsa idi ök tususı üküş, kalı öznese yası el kend uluş Faydalı da olurlarsa, memlekete çok faydalı olurlar; eğer baş kaldırırlarsa, memleket bunların çok zararını çeker. 
Begi bolsa edgü kişi üdrümi, bu iki tapuğçı bodun ködrümi Bey iyi ve insanların seçkini olduğu gibi, bu iki hizmetkârı da halk arasında ileri gelen kimseler olmalıdır. 
Bulardın bolur ötrü ilke asığ, bu asğı bile ötrü begke tatığ Bunlardan memlekete fayda gelir ve bundan dolayı bey de huzura kavuşur. 
Negü ter eşitgil kör ilçi bügü, bügü sözlerin bulsa aş teg yegü Memleketi idare eden, hakîm insan ne der, dinle; hakimlerin sözünü bulunca, nefis bir yemek gibi yemelidir. 
Kılıç birle aldı kör el alğuçı, kalem birle bastı ol el basğuçı Memleketi alan onu kılıç ile almıştır, memleketi tutan onu kalem ile tutmuştur. 
Kılıç birle alsa bolur terk ilig, kalem bolmağınça basumaz elig Bir memleketi kılıç ile derhâl ele geçirmek mümkündür; fakat kalem olmayınca, insan onu elinde tutamaz. 
Kılıç birle alsa kayu el küçün, anı sürse bolmaz üküş yıl öçün Her hangi bir memleket kılıç ve kuvvetle alınabilir; fakat bu hâkimiyet şiddet ve intikam ile uzun yıllar devam ettirilemez. 
Kalem birle tutsa kayu kend uluş, tilek tegrür anda tözüke ülüş Hangi şehir ve eyâlet kalem ile idare edilirse, orada her kes kendi arzu ve nasibini bulur. 
Bu erdi ay ilig özüm bilmişi, munukı ötündüm ayıtmış tuşı Ey hükümdar, benim bildiklerim bunlardır; sorulduğu için, işte arzettim. 
İlig suali Öğdülmişke HÜKÜMDARIN ÖĞDÜLMİŞ'E SUÂLİ 
İlig aydı uktum munı belgülüg, takı bir sözüm bar anı ay külüg Hükümdar : — Bunu açıkça anladım; daha bir sözüm var, onu da söyle, ey şöhretli insan — dedi — 
Maŋa sözle emdi körüp edgürek, uluğ hâcibığ ay neteg er kerek Şimdi bana, iyice düşünerek söyle; ulu hâcib nasıl bir insan olmalı ki, 
Hâciblar özele bu bolsa uluğ, bağırsaklıkın kılsa cânın yuluğ O diğer hâciblere baş olsun ve sadâkatle beye canını feda etsin. 
Küvense begi hem özi hem eli, olarka duâ kılsa bodnı tili Gerek beyin kendisi, gerek memleketi ona güvensin; halk da onlara duâ etsin. 
İlig aydı sözle yeme bu sözüg, munı ma ayu ber yarut bu közüg Hükümdar: — Bu sözüme de cevap ver; bunu da izah ederek, beni sevindir— dedi. 
Öğdülmiş İligke Uluğ Haciblıkka Negü Teg Er Kerekin Ayur Öğdülmiş Hükümdara Ulu Hâcibin Nasıl Bir İnsan Olması Lâzım Geldiğini Söyler 
Yanut berdi ögdülmiş açtı tilin, ayur inç tirilsü ilig miŋ yılın Öğdülmiş cevap verdi, söze başladı ve : — Hükümdar huzur içinde çok yıllar yaşasın — dedi. 
Uluğ hâcib artuk bütün çın kerek, bu çınlık bile ked bütün din kerek Ulu hâcib çok emniyetli, dürüst ve bu doğrulukla birlikte de iyi ve dini bütün bir insan olmalıdır. 
Tüp aslı kerek edgü kılkı oŋay, tusulsa bodunka toğursa kün ay Halka faydalı olması ve bununla halkın başına güneş ve ay doğması için, onun soyu-sopu temiz ve tabiatı iyi olmalıdır. 
Tüpi edgü bolsa er edgü bolur, bu edgü kişi halkka edgü kolur Soyu iyi olan insan iyi olur; bu iyi insan halk için de iyilik ister. 
Kişi edgüsindin kelir edgülük, yegü içgü miŋü takı kedgülük iyi insanlardan yiyecek, içecek, giyecek ve binecek hususunda ancak iyilik gelir. 
Kılınçı oŋay bolsa teŋler söz ök, sözüg teŋler erniŋ işi ked süzük Tabiatı iyi olursa, sözlerini tartarak söyler; sözleri tartan insanın işi çok temiz olur. 
Közi tok kerek hem uvutluğ silig, tetiglik kerek hem tümen tü bilig Gözü tok, haya sahibi ve nâzik olmalıdır; zeki ve bin türlü bilgiye sahip bulunmalıdır. 
Közi tok kişi işte almaz orunç, orunç alsa hâcib bolur beg külünç Gözü tok olan insan vazife başında rüşvet almaz; hâcip rüşvet alırsa, bey gülünç duruma düşer. 
Orunç ol buzuğlı oŋulmış işig, orunç yeg kılur ol bütürmiş işig Yoluna girmiş işi bozan rüşvettir; olgunlaşan işi çiğ bırakan da rüşvettir. 
Uvutluğ silig bolsa kılkı tüzün, kelir andın edgü kılınçın sözün Hâcip haya sahibi, temiz ve nâzik bir insan olursa, ondan işte ve sözde ancak iyilik gelir. 
Uvutluğ kişi kılmaz isiz işig, yarağsızka yakmaz bu sermez kişig Haya sahibi olan insan kötü iş yapmaz, münâsip olmayan şeylere yaklaşmaz ve başkalarına kabalık etmez. 
Silig erke devlet siŋimlig bolur, silig bolsa kutka tegimlig bolur Nâzik insan saadeti hazmeder; insan nâzik olursa, devlete lâyık olur. 
Tetig bolsa mâlka muŋadmaz bolur, bilig bilse işte yaŋılmaz bolur insan zeki olursa, hiç bir vakit mala muhtaç olmaz; bilgili olursa, işinde hiç bir vakit yanılmaz. 
Yeme yakşı aymış biliglig bedük, biligligke tegdi öz ülgi ked ök Bilgili ve büyük insan da çok güzel söylemiş; kısmetine en çok kavuşan bilgili insandır. 
Biliglig kerek kılsa begler işi, kamuğka yaramaz biligsiz kişi Beylerin işini görmek için, bilgili insan lâzımdır; bilgisiz adam hiç bir işe yaramaz. 
Bilig tegmese kimke erse ülüg, tirig tese bolmaz anı tut ölüg Bir kimse bilgiden nasibini alamamış ise, ona diri demek doğru olmaz; sen onu ölü bil. 
Bilig birle yalŋuk bedüp çavlanur, kişilerde üster kamuğ iş unur insan bilgi ile büyür ve şöhret bulur; her keşten üstün olur ve her işi başarır. 
Biligsiz kişi ol kuruğ sır bediz, biliglig kişi ornı kökte ediz Bilgisiz adam boş bir kalıptan ibarettir; bilgili kimsenin yeri gökten daha yüksektir. 
Ukuşluğ kerek işte artuk oduğ, oduğluğ bile işte tutnur boduğ Hâcib vazifede çok uyanık ve anlayışlı olmalı; insan işinde uyanıklık ile boya tutturur. 
Ukuş bolsa asğı idi ök üküş, kamuğ edgülük ülgi ol bu ukuş Akıllı olmak çok faydalıdır; bütün iyiliklerde aklın hissesi vardır. 
Ukuşsuz kişi ol yemişsiz yığaç, yemişsiz yığaçığ negü kılsun aç Akılsız adam meyvasız ağaç gibidir; aç kimse meyvasız ağacı ne yapsın. 
Ukuşluğ yese yer ikigün ajun, ukuşluğ atanur atansa tüzün Ancak akıllı kimse her iki dünyayı elde eder; asîl vasfını ancak akıllı insan alır. 
Ukuşluğ biliglig kişi ol kişi, kişide talusı bodunda başı Akıllı ve bilgili adam — adamdır; o insanların seçkini ve halkın ileri gelenidir. 
Yüzi körki körklüg kerek hem yülüg, toğan ersig ünlüg sözi belgülüg Hâcibin yüzü ve kıyafeti güzel, saçı-sakalı düzgün, erkek sesli ve açık sözlü olmalıdır. 
Sevitür yüzi körki körklüglüki, yaraşur kirip çıksa ersigliki Yüzü ve kıyafetinin güzelliği onu sevdirir; huzura girip-çıkarken, merdâne tavrı iyi tesir yapar. 
Yülüg ersig erniŋ bolur hışmeti, bu hışmet bile ol kişi hürmeti Saçı-sakalı düzgün erkek haşmetli olur; insan bu haşmet ile hürmet bulur. 
Sakınuk kerek din idisi arığ, bolsa kılkı kılınçı arığ Hâcib takva sahibi ve dindar olmalıdır; tabiatı temiz olursa, hareketi de temiz olur. 
Sakınuk arığ din idisi kişi, irinmez kılur barça yalŋuk işi Takva sahibi, temiz ve dindar insan üşenmez, dâima başkalarına hizmet eder. 
Sakınuk kişi yer kişi kadğusı, sakınuk kişi ol kişi edgüsi Takva sahibi insan başkalarının kaygısını çeker; insanların iyisi takva sahibi olan insandır. 
Yüz utru bolur tutçı hâcib özi, körür közke körklüg kerek ol yüzi Hâcib dâima her kesin gözü önünde bulunduğu için, onun yüzü göze güzel görünmelidir. 
Bu körklüg yüzüg körse köz suvlanur, köŋül açlur anda bu cân yemlenür Bu güzel yüzü görünce, insanın yüzü güler; içi açılır ve canı zevk bulur. 
Muŋar meŋzetü aytur emdi bilig, biliglig sözi tut ay kılkı silig Bilgili işte buna benzer bir söz söylemiştir; bilgilinin sözünü tut, ey yumuşak huylu insan. 
İdi edgü neŋ bu kişi körki yüz, bu yüz körkiŋe suv içer iki köz insanda bu yüz güzelliği çok iyi bir şeydir; yüz güzelliği karşısında gözler parlar. 
Kupa körklügüg kör kılın özke fâl, işiŋ edgü bolğay kamuğ sözni üz Kumral güzeline bak ve onu kendine uğur tut, işin iyi olur; başka sözü bırak. 
Köŋüllüg kerek hem ked öglüg kerek, amul bolsa kılkı takı edgürek Hâcib gönül sahibi ve çok akıllı insan olmalıdır; bir de sakin tabiatlı olursa, daha iyi olur. 
Köŋüllüg kişi söz unıtmaz bolur, köŋülsüz sözüg ked tutumaz bolur Gönül sahibi olan insan verdiği sözü unutmaz; gönül sahibi olmayan insan ise, sözünü tutmaz. 
Köŋül bolmasa er körümez işig, ögi bolmasa er itümez işig Gönül olmazsa, insan arkadaşını seçemez; aklı olmazsa, işini yapamaz. 
Köŋülsüz kişiler kuruğ kep bolur, köŋül birle yalŋuk kamuğ iş kılur Gönülsüz insanlar kuru bir kalıp olur; insan her işi gönül ile yapar. 
Ögi ked kerek köŋli alçak amul, çığay tul yetimke bağırsak köŋül O çok akıllı, alçak gönüllü olmalı; fakir, dul ve yetimlere karşı şefkatli gönül lâzımdır. 
Tetiglik kerek hem törü ked bilir, ajun körki barça tetigdin kelir Zeki olmalı ve kanunu iyi bilmelidir; dünyayı süsleyen şeyler hep zekâ mahsûlüdür. 
Köŋül kodkı bolsa kamuğka kiçig, tili bolsa yumşak şekerde süçig Her kese karşı küçük ve alçak gönüllü davranmalı; dili yumuşak ve şekerden daha tatlı olmalıdır. 
Yaruk tutsa yüz köz kişike küle, kılınç edgü tutsa kişilik bile İnsanlara açık ve güler yüz göstermeli; başkalarına karşı insaniyet dâiresinde ve iyi muamele etmelidir. 
Negü ter eşitgil kişi alçakı, köŋül til kiçig tut ay er kıvçakı Alçak günüllü insan ne der, dinle; ey boş insan, gönülünü alçak ve dilini kısa tut. 
Köŋül kodkı tutsa bulur kut erig, küler yüz isig sözke tirlür tirig însan gönlünü alçak tutarsa, saadet gelip, onu bulur; hayatta herkes güler yüz ve tatlı söz etrafında toplanır. 
Küler yüz ısığ sözke yalŋuk isir, isinse bu yalŋuk bolur kul esir Güler yüz ve tatlı söze insan ısınır; insan kime ısınırsa, ona kul-köle olur. 
Serimlig kerek hem tuta bilse öz, közin ked küdezse tilin tıdsa söz Sabırlı ve kendisine hâkim olmalıdır; gözünü iyi gözetmeli ve dilini sakınmalıdır. 
Kulakı sak erse ögi bilgi keŋ, yorıkı tüz erse tili köŋli teŋ Kulağı delik, aklı ve bilgisi geniş, tavrı ve hareketi doğru, sözü ve özü bir olmalıdır. 
Tükel bilse erdem bitise bitig, kamuğ işke bilgin bu kılsa itig Bütün faziletlere sahip olmalı ve kalem sahibi bulunmalıdır; her türlü işi bilgisi ile yürütmelidir 
Bu erdem bilig kör kerek barça tüz, uluğ hâcib ötrü kızıl kılsa yüz Ulu hâcib, işinde muvaffak olabilmesi için, bu fazilet ve bilgilerin hepsine birden sâhıp bulunmalıdır. 
Tapuğlarda artuk bu yinçge tapuğ, hâciblıkturur baksa yetrü kamuğ Dikkat edersen, hizmetler arasında en ince hizmet hâcibliktir. 
Bu kaç neŋ kerek kim atansa hâcib, kişi başlasa yolka öŋdün keçip Hâcıb olmak ve öne geçip, insanlara yol göstermek için, şu bir kaç şey lâzımdır. 
Muŋar meŋzer emdi bu şâir sözi, bu şâir sözi ol biligsiz közi Buna benzer şöyle bir şâir sözü vardır; şâir sözü bilgisize gözdür. 
Hâciblıkka aşnu bu on neŋ kerek, yiti köz kulak sak köŋül keŋ kerek Hâciblik için önce şu on şey lâzımdır; keskin göz, delik kulak, geniş, gönül. 
Yüzi körki bod til ukuş ög bilig, kılınçı bularka tükel teŋ kerek Yüz, kıyafet, boy, dil, anlayış, akıl, bilgi; tavır ve hareketi de bunlara tam denk olmalıdır. 
Uzun keç yaşasunı ilig özi, uluğ hâcib ol begke körgü közi Hükümdar çok yaşasın; fakat bir beyin gören gözü ulu hâcibdir. 
Törü hem toku öıedi yinçge tapuğ, uluğ hâcib itse açar yol kapuğ Kanun, usûl ve örfü yerine getirmek ince bir iştir; ulu hâcib bunu tanzim ederek, yol ve kapıları açar. 
Muŋar meŋzetü keldi bilge sözi, eşitse köŋül bersü alsu özi Bir âlimin buna benzer bir sözü vardır; duyan bu söze gönül versin ve benimsesin. 
Uluğ işturur bu hâciblık işi, munı başka eltmez meger ked kişi Bu hâciblik işi büyük iştir, bunu ancak çok ehil insan başarabilir. 
Hâciblar işi tut ya begler işi, uluğ ya kiçig tut ötügçi kişi ister hâciblerin, ister beylerin işi olsun, büyük veya küçük, o bütün mâruzâtta bulunmak isteyenleri kabul eder. 
Açğıçı bitigçi ya iş tutğuçı, ya tonçı etükçi âmil bolğuçı Hazinedar veya kâtip gibi memurlar ve elbiseci veya ayakkabıcı gibi san'atkârlar ile münâsabettedır. 
Ya yat baz yalavaç keliş ya barış, boşuğ bergü açığ olarka tegiş Yat-yabancı elçilerin geliş ve gidişine, onların istihkakları olan ihsan ve hediyelerin verilmesine o bakar. 
Konukları körgü ya boğuzı yemi, açığlığ açığsızka kılsa emi O bunların kalacakları yeri ve yiyecekleri yemeği tâyin eder, hediyeli veya hedıyesizlerin usûl ve çâresine bakar. 
Uğrında erse kişi başlağu, törüsin tokusın yazım kılmağu Yol ağzında ise, insanlara rehberlik eder; merasim, örf ve âdetin yanlış yapılmamasına dikkat eder. 
Çığay tul yetim kıssa berse ötüg, anı barça tıŋlap ötünse ötüg Fakir, dul, öksüz ve yetim dileklerini dinler ve bunları beye arzeder. 
Mezâlim üdinde ötügçilerig, körü alsa yol kılsa bolsa erig Haksızlığa uğrayarak, hak talebinde bulunanları kabul etmeli, yol göstermeli ve onlara karşı haşin davranmamalıdır. 
Yana körse iç taş yarağsızlarığ, ayu berse tıdsa kötürse arığ Yine içte ve dışta uygunsuzları görürse, onları ikaz ederek, hareketlerine mâni olmalı ve bunlara meydan vermemelidir. 
Bu yaŋlığ tü işler neçe ülgülüg, uluğ hâcib elgi tegir belgülüg Bu çeşit bir çok ölçülü işleri, şüphesiz, ulu hâcib halleder. 
Bu işke basut barça andın kelir, kalı artasa kalsa andın kalır Bu işlere her türlü yardım ondan gelir; eğer işler bozulur veya yapılmazsa, yine onun yüzünden kalır. 
Ay ilig hâciblarka saklaŋu ol, bu kaç yerde artuk katığlaŋu ol Ey hükümdar, hâcibler bir kaç yerde ihtiyatlı olmalı ve bu hususlarda çok gayret etmelidirler. 
Biri beg sözini katığ tutsa berk, ikinçi havâka ukuş kılsa örk Biri—hâcib beyin sözünden kat'iyen dışarı çıkmamalı; ikincisi hava ve heveslerine aklını yular yapmalıdır. 
Üçünçi körürde küdezse özin, tilinde çıkarmasa tegme sözin Üçüncüsü—huzurda müteyakkız olmalı ve ağzına gelen her sözü söylememelidir. 
Orunç almasa kılsa barça işig, yağutsa begiŋe yıramış kişig Rüşvet almamalı, üzerine düşen bütün işleri yapmalı ve uzaklaşmış olan insanları beyine yaklaştırmalıdır. 
İki neŋ kişide bulunsa ilig, aŋar bermegil iş uzatma elig Ey hükümdar, bir insanda şu iki şey varsa, ona iş verme ve yakınlık gösterme. 
Biri tilde yalğan çıkarsa sözin, biri egrilik ol sikirtse özin Bunlardan biri yalancılık ve diğeri de insanı doğru yoldan saptıran kötü huydur. 
Bu iki kılınç kimde bolsa köni, özüŋke yakurma ay ilig anı Bu iki tabiat gerçekten kimde bulunursa, ey hükümdar, onu kendine yaklaştırma. 
Adın üç iş ol kör tapuğçı işi, küdezmese andın özi yer başı Bak, daha şu üç şey vardır ki, hizmetkâr bunlardan korunmazsa, kendi başını yer. 
Biri söz eşitse katığ tutsa berk, biri körse teŋsiz közin yumsa terk Biri—her duyduğu şeyi ifşa etmemeli; ikincisi—görmemesi icap eden uygunsuz şeyleri görünce göz yummasını bilmelidir. 
Üçünçi özin tutsa tursa köni, sevinçin keçürgey bu bulmış küni Üçüncüsü —kendisine hâkim olmalı ve doğrulukla yaşamalıdır; böylelikle hayatını sevinç içinde geçirir. 
Negü ter eşitgil bügü bilge beg, bu söz işke tutsa saŋa bolğa yeg Hakîm ve âlım bey ne der, dinle; bu söze göre hareket edersen, senin için çok iyi olur. 
Başıŋ kolsa begler sözin sözleme, yana ilke yazma başıŋnı yeme Başını korumak istersen, beylerin söylemesi icap eden sözleri sen söyleme ve memlekete karşı suç işleyerek, kendi başını yeme. 
Kara ilke yazsa kurıtur başın, tili sözde yazsa uşatur tişin Avam memlekete karşı suç işlerse, başı gider; konuşurken dili suç işlerse, dişi kırılır. 
Telim körmişim bar tegimsiz kişi, turup ilke yazdı kesildi başı Çok görmüşümdür, liyakatsiz kimseler günün birinde memlekete karşı suç işlemişler ve başları kesilmiştir. 
Üküş me eşittim bu til sözlemiş, köŋül sırrı açlıp erin başlamış Sonra çok okudum, dil ihtiyatsız konuşurken, gönül sırrını ifşa etmiş ve o kimseyi yaralamıştır. 
Yana aydı bilge bügü sözledi, özin tutnumaz er başın yer tedi Alim ve hakimler de : — Kendisine hâkim olmayan insan kendi başını yer —demişlerdir. 
Hâciblarka artuk küdezgü özüg, körürde közüg hem ötügde sözüg Hâcibler kendilerini çok gözetmeli, huzurda gözlerine ve mâruzâtta bulunurken de, sözlerine dikkat etmelidirler. 
Üdi bolmağınça özi kirmese, ayıtmazda aşnu ötüg bermese Vakti gelmeden içeri girmemeli ve kendilerine sorulmadan da mâruzâtta bulunmamalıdırlar. 
Negü ter eşitgil ukuşluğ tili, ukuşluğ tili açtı mani yolı Akıllı insan ne der, dinle; akıllının dili mâna yolunu açmıştır. 
Üdi bolsa körkit meliklerke yüz, ayıttukta sözle tilin sözke söz Meliklere vakti gelince yüzünü göster, sordukları vakit söyle ve ancak sorduklarına cevap ver. 
Kamuğ neŋke vakt ol üdi belgülüg, üdi boldı erse körür iki köz Her şeyin muayyen bir vakti ve zamanı vardır; vakti geldi ise, bunu iki göz görür. 
Bu yaŋlığ kerek barça erdem bilig, uluğ hâcib ötrü uzatsa elig Bütün fazilet ve bilgilerinin böyle olması lâzımdır; bu vasıfları hâiz olan ulu hâcıb vazifesine başlayabilir. 
Bu erdi ay ilig özüm bilmişi, munukı ötündüm ayıtmış tuşı Ey hükümdar, benim bildiklerim bunlardır; işte sorulduğu için arzettım. 
İlig suali Öğdülmişke HÜKÜMDARIN ÖĞDÜLMİŞ'E SUÂLİ 
İlig aydı uktum eşittim bu söz, takı bir söz aytur seniŋdin bu öz Hükümdar: — Bunları dinledim, anladım — dedi—sana bir şey daha soracağım. 
Maŋa ayğıl emdi kapuğ başlar er, negü teg kerek ay bu iş işler er Şimdi gelelim kapıcı-başına; bu vazifeyi üzerine alan insan nasıl olmalıdır? 
Öğdülmiş İligke Kapuğ Başlar Er Negü Teg Kerekin Ayur Öğdülmiş Hükümdara Kapıcı-Başının Nasıl Olması Lâzım Geldiğini Söyler 
Yanut berdi ögdülmiş aydı ilig, esen inç tirilgil ay kılkı silig Öğdülmiş cevap verdi ve:-—Ey hükümdar, huzur içinde uzun seneler yaşa; ey yumuşak huylu — dedi — 
Kapuğ başlar er ked bağırsak kerek, teni cânı birle tapuğsak kerek Kaptcı-başı olan insan çok sâdık olmalı ve bu hizmeti canla başla benimsemiş bulunmalıdır. 
Kapuğda yarutsa karaŋku tünüg, kapuğda batursa yarumış künüg O karanlık geceyi hizmet kapısında ağartmak ve parlak güneşi de aynı kapıda batırmalıdır. 
Törü hem toku bilse kılsa tapuğ, oŋay bolsa kılkı kılınçı kamuğ Hizmet ederken, usûl ve erkânı bilmeli; tabiatı, bütün tavır ve hareketi mülayim olmalıdır. 
Tuzı etmeki keŋ akı bolsa ked, kümüş berse altun er at terse ked Tuzu-ekmeği bol ve kendisi çok cömert olmalı; gümüş ve altın vererek, etrafına çok insan toplamalıdır. 
Keçe bolsa yatğak bu yatsa burun, ayu berse tegme kişike orun Gece olunca, daha yatmadan, saray nöbetçilerini lüzumlu yerlere dikmelidir. 
Azak yat baz erse ayıtğu kerek, oduğrak kim erse yağutğu kerek Nereden geldiği belli olmayan yat ve yabancı varsa, onları soruşturmak ve aralarında en gözü açık olanları hizmete almalıdır. 
Körü bekletip çıksa karşı kapuğ, tükel boldı ol künki barça tapuğ Saray kapısını gözü önünde kapatıp çıkınca, o günün bütün hizmeti tamamlanmış olur. 
Yana erte tursa kapuğ başlasa, keçe taŋda turğaknı tepretmese Sabahleyin kalkınca, kapıdaki vazifesinin başına geçmeli; sabah akşam nöbetçileri yerinde tutmalıdır. 
Kalı yol üdi bolsa başlap kirip, körünse hılın barça yumğı terip Kabul zamanı gelince, o bütün takımını toplayarak, onların başında huzura çıkmalıdır. 
Özi çıksa körnüp üküş turmasa, kapuda kişi kolsa özde basa Huzurda çok kalmamalı, şöyle bir görünüp çıkmalı; kapıda da kendi yerine bir adam bırakmalıdır. 
Er at kirse hılça körünse tüzü, bu körse yarağlı yarağsız azu Hizmetkârlar takım hâlinde, birden huzura çıkarken, o buna lâyık olan ve olmayanları gözden geçirmelidir. 
Kalı yol kesilse kapuğ başçısı, yana kirgü bolsa er at sözçisi Kabul zamanı sona erince, kapıcı-başı hizmetkârlardan mâruzâtta bulunacak kimse varsa, onunla tekrar huzura girmelidir. 
Ötünse er at ötgi kolsa tilek, muŋadmış kişike bu bolsa yölek Onların isteklerini arzetmeli, arzularını desteklemeli ve onlara yardım etmelidir. 
Alu berse açı kör altun kümüş, kayuka at alsa kayuka yumuş Onlara hükümdardan altın-gümüş, ihsanlar koparmalı; bâzılarına unvan ve bâzılarına da vazife verilmesi hakkında tavassutta bulunmalıdır. 
Erig tapnurı kim bağırsak seve, tapınmaz kayusı yorığlı yava Kim gönülden, severek hizmete gayret ediyor, kim hizmet görmeyerek, boşuna geziyor. 
Yarağlığ kayu ol asığlığ kayu, boluğluğ kayu ol tusuluğ kayu Uygun ve faydalı olanı kim; ileride faydalı olacak bir istidada sahip bulunanı kim. 
Ötünse begiŋe bu tegme birig, aça adra berse kötürse erig Bunları hep beyine arzetmeli ve birer-birer açıklayarak, lâyık olanı yükseltmelidir. 
Çıkıp edgü yarlığ tegürse tilin, er at köŋli mundağ isitse alın Çıkınca, hükümdarın taltif ve takdir hakkındaki fermanlarını bizzat tebliğ etmeli ve hizmette bulunanların gönlünü böyle tedbirler ile ısındırmalıdır. 
Kapuğda ite tursa oldruğ turuğ, tüzülse orun kalmasa bir kuruk Kapıda oturacak ve duracak yerleri dâima nizam altında bulundurmalı ve öyle tertip etmeli ki, hiç kimse açıkta ka-lmasın. 
Körü alsa yat baz keligli kişig, ağır tutsa koldaş kılınmış işig Gelen yat ve yabancı kimseleri karşılamak ve arkadaş edindiği kimselere de hürmet göstermelidir. 
Liv aş tirki kirse körü ıdsa köz, yarağsıznı körse anı tıdsa öz Yemek tepsisi girdiği vakit, onu göz altında bulundurmalı ve münâsip olmayan şeyleri görürse, buna mâni olmalıdır. 
Şireni çıkarda körüp saklasa, aŋar toğru yolda elig tegmese Şıra çıkarken, onu nezâret altına almalı ve yolda her hangi bir elin ona dokunmamasına dikkat etmelidir. 
Kapuğda çıkarsa liv aş tirkini, körü tüz ületse begi körkini Kapıdan yemek çıkarken, tepsilere nezâretle bunun, beyin şanına lâyık bir şekilde, her kese dağıtılmasına dikkat etmelidir. 
Neçe ka tegürgü kerek bu aşığ, kuruğ kodmasa bir içig hem taşığ içte ve dışta hiç kimseyi açıkta bırakmamak için, kaç kap yemek dağıtmak lâzım geldiğini bilmelidir. 
İki neŋ bedütür bu begler çavı, ilinde tuğı kör törinde livi Beylerin şöhretini iki şey büyütür: eşiğinde— tuğu ve baş köşesinde — sofrası. 
Adın ma iki neŋ kapuğ körki ol, bedütür beg atın açar kutka yol Şu iki şey de kapının süsüdür; bunlar beyin adını büyütür ve saadete yol açar. 
Uluğ hâcibı bolsa âzâd kişi, takı bir yarağlığ kapuğ el başı Bunlardan biri — hür insan olan ulu hâcıb, biri de— işinin ehli olan bir kapıcı-başıdır. 
Bu iki kişi birle itlür kapuğ, uluğluk bile atı yadlur kamuğ Bu iki kimse ile kapı tanzim edilir ve beyin adı büyüklükle her tarafa yayılır. 
İdişçi töşekçi yeme aşçıka, tüzü köz kemişse yeme tuğçıka Kapıcı-başı şarapçı, döşekçi, aşçı ve tuğcuları hep göz önünde tutmalıdır. 
Yeme kuşçı kişçi yeme ok yaçı, anuk tutsa künde kapuğda tuçı Doğancı, avcı ve okçuları da her gün ve her an kapıda hâzır bulundurmalıdır. 
Turup barsa evke hılın koldaşın, özi birle eltse yetürse aşın Oradan kalkıp, evine giderken, yardımcı ve arkadaşlarını birlikte götürerek, onlara yemek ikram etmelidir. 
Yetürse içürse todursa karın, kuruğ ıdmasa berse özde barın Yedırip-içırerek, karınlarını doyurduktan sonra da, boş göndermemeli; neyi varsa, onlara ihsanda bulunmalıdır. 
Öziŋe bir at ton tolum kılsa tap, adının ülese bir az kodsa tap O bir at, bir kat elbise ve silâh ile yetinmelidir; kendisine az bir şey kalsa yeter; kalanı başkalarına dağıtmalıdır. 
Tapuğka kelir erse yat baz kişi, körü alsa itse otağı işi Yat-yabancı bir kimse hizmete gelirse, onu karşılayıp, kalacağı yeri ve arkadaşlarını tâyin etmelidir. 
Tapuğka körüŋinçe körse anı, aşı boğuzı ornı atı hem tonı Huzura çıkmadan önce, onu görmeli; yiyeceğine-içeceğine, yerine, atına-elbisesine dikkat etmelidir. 
Yeme aytu tursa er at hâllerin, açı hem tokı ya tonın oprakın Hizmetkârların hâllerini sormalı, açmıdırlar-tokmudurlar, yiyecekleri varmı; bunlar ile dâima ilgilenmelidir. 
Muŋadığlı barmu elig tarlıkın, muŋıŋa yarasa ötese hakın Eli darda kalan varsa, onun ihtiyâcını karşılamak ve hakkını vermelidir. 
Kim erse kapuğka birer kelmese, ayıtsa tilese ne bolmış tese Bir kimse bir müddet kapıya gelmezse, ne olduğunu sormalı ve sebebini araştırmalıdır. 
Kalı iglig erse ayıtğu kerek, yavalık kılur erse tıdğu kerek Eğer hasta ise, hâlini sormalı; haylazlık ediyorsa, buna mâni olmalıdır. 
Bu barça begiŋe bağırsaklık ol, sevinçin tilep bu tapuğsaklık ol Bütün bunlar beye karşı içten bağlılık ifâde eder; bu onu memnun etmek için, candan yapılması lâzım gelen bir iştir. 
Negü ter eşitgil tapu kılmış er, tapuğ birle begde ağır bolmış er Hizmet etmiş ve hizmeti ile beyden takdir görmüş insan ne der, dinle. 
Tapuğçı begiŋe bağırsak kerek, bağırsak tegüçi tapuğsak kerek Hizmetkârın beyine içten bağlı olması lâzımdır; içten bağlı olanında candan hizmet etmesi lâzımdır. 
Tapuğsak bir özkey bağırsak kulı, bekütür yarı künde beglik ulı Candan hizmet eden sâdık ve candan bağlı bir kulun hizmeti beyliğin temelini günden-güne sağlamlaştırır. 
Öz asğı tilemez bağırsak bolup, beg asğı tiler künde edgü kolup Candan hizmet eden kimse kendi faydasını düşünmez; o her gün iyi niyetle beyin menfaati için çalışır. 
Asığ kılsa azğan anıŋ men kulı, çeçek yaslığ erse biçermen ulı Yaban çiçeği faydalı ise, ben onun kuluyum; eğer özenilerek yetiştirilmiş çiçek zararlı ise, onun kökünü keserim. 
Bağırsız tusulmaz oğulda körü, bağırsak tapuğçı tususı örü Candan bağlı hizmetkârın kıymeti merhametsiz ve hayırsız evlâttan, daha yüksektir. 
Asığsız tusulmaz kadaş erse kod, tusulur adaş tut asığ birle tod Faydasız ve değersiz ise, kardeş olsa bile onu bırak; istifâde edebileceğin insanı arkadaş edin ve onun bol-bol hayrını gör. 
Tili birle yumşak süçig tutğu söz, köŋül tutsa alçak yaruk tutsa yüz Kapıcı-başı yumuşak ve tatlı sözlü olmalı; gönülünü alçak tutmalı ve her vakit güler yüz göstermelidir. 
Tügük yüz açığ söz kişig tumlıtur, tiriglikte kitmez köŋülde yatur Çatık yüz, acı söz insanı soğutur ve bunun tesiri bütün hayat boyunca devam eder, insanın gönlünden çıkmaz. 
Muŋar meŋzer emdi bu beytig okı, sözi mani birle ukulğay takı Şimdi buna benzeyen şu beyti oku; sözü ile birlikte mânası da anlaşılır. 
Sözün sökse yalŋuk açıtsa tilin, süŋükke sızığ ol köŋülke yalın insan sözü ile söğer ve dili ile acıtırsa, bu kemiğe sızı ve gönüle ateş olur. 
Urup berge başı büter terk söner, tilin sökse bütmez açığı yılın Vurulan kamçı yarası kapanır ve çabuk geçer; dil acısı ise, yıllarca dinmez. 
Kalı atlanur bolsa begler süke, ya kuşka çögenke ya el körgüke Beyler sefere, ava, cirit oyununa veya memleket gezisine çıktıkları vakit, 
İdi sak küdezgü bu yerde begin, yoduğ tegmese anda teŋsizlikin Beyini çek dikkatle gözetmeli; başına kötü bir hâdise, bir felâket gelmesini önlemelidir. 
Kalı tuşsa beglerke yaŋluk hatâ, tuşar at öze kuşta avda süde Eğer beylere bir felâket ve belâ gelirse, bu avda, kuş avında veya seferde hareket esnasında gelir. 
Bütünsüz bar erse yıratğu anı, siziklig bar erse sakıŋu anı İtimat edilemeyecek kimseleri onun yanından uzaklaştırmalı, şüpheli kimselere karşı ihtiyat tedbirleri almalıdır. 
Bütün çın sevigli bağırsak kişi, yakın yortsa begke küdezse başı Onun başını korumak için, itimatlı, doğru, onu seven ve ona gönülden bağlı insanları beyin etrafında bulundurmalıdır. 
Sü başçı tüze tursa yortuğ kurın, eriglerni yığsa yetürse soŋın Kumandan beyin muhafız alayını tanzim ederken, kimsenin ileri gitmemesine ve geri de kalmamasına dikkat etmelidir. 
Kiçig kur uluğlar ara kirmese, yırak taş yorığlı yakın yortmasa Küçük rütbeli kimseler büyükler arasına girmemeli; uzak ve dışarıda bulunması icap edenler de yakın gelmemelidir. 
Kapuğda neteg erse oldruğ turuğ, bu yortuğda andağ kerek ay uluğ Her kesin saray kapısındaki mevkii ve yeri ne ise, bu hareket esnasında da olduğu gibi muhafaza edilmelidir; ey büyük. 
Kapuğ başlar erniŋ bağırsaklıkı, bu yaŋlığ kerek ay ajunçı akı Kapıcı-başı olan kimse böyle içten bağlı olmalı, ey cömert hükümdar. 
Bu yaŋlığ kerek bu kapuğ başlar er, begi etmeki yep işin işler er Kapıyı bekleyen ve beyinin ekmeğini yiyip, işini gören insan böyle omalıdır. 
Munukı men aydım eşitti ilig, talu er tilese üdürsü bilig işte ben söyledim ve hükümdar dinledi; eğer seçkin insan dilerse, bilgiyi tercih etsin. 
İlig suali Öğdülmişke HÜKÜMDARIN ÖĞDÜLMİŞ'E SUALİ 
İlig aydı uktum munı belgülüg, takı bir sözüg ay maŋa ülgülüg Hükümdar:—Bunu iyice anladım; bir şey daha soracağım, buna da düşünerek, cevap ver — dedi — 
Bilir sen seziksiz ajun begleri, yalavaç ıdur ildin ilke eri Şüphesiz, bilirsin ki, dünya beyleri memleketten memlekete elçi gönderirler. 
Ayu ber maŋa bir bilig söz uzı, yalavaç ıdur ildin ilke özi Bana mühim bir söz söyle, bir bilgi daha ver; bir memleketten bir memlekete elçi gönderirken, 
Negü teg kerek bu yalavaçlık er, aŋar bütse begler karılatsa yer Beylerin ona inanması ve onu yollaması için, bu elçiliğe nasıl bir insan lâzımdır? 
Öğdülmiş İligke Yalavaç Idğuka Negü Teg Er Kerekin Ayur Öğdülmiş Hükümdara Elçi Göndermek ıçin Nasıl Blr İnsan Lâzım Olduğunu Söyler 
Yanut berdi ögdülmiş aydı ilig, bu işke idi ked yetürsü bilig Öğdülmiş cevap verdi ve — Hükümdar bu meseleyi çok iyi düşünmelidir — dedi — 
Kamuğ erde üdrüm yalavaç kerek, biliglig ukuşluğ talu ked yürek Elçi insanlar arasında mümtaz, akıllı, bilgili, seçkin ve çok cesur bir kimse olmalıdır. 
Bayat kullarında eŋ üdründüsi, yalavaçlar erdi kişi edgüsi Tanrının kulları arasında en seçkinleri ve insanların en iyileri onun elçileri idi. 
Yalavaçtın itlür telim törlüg iş, yalavaçtın ötrü kelür körklüg iş Pek çok işler elçiler ile görülür; iyi neticeler elçiler vâsıtası ile elde edilir. 
Ukuşluğ kerek ked yalavaç örüg, biliglig kerek sözke bilse yörüg Elçi çok akıllı, temkinli ve sözünü ifâde edebilmesi için de bilgili olmalıdır. 
Yana bilse söznüŋ içi hem taşı, itilse anıŋ ötrü tüzmiş işi Vazifesinde muvaffak olabilmesi için, elçinin bir de sözün içini ve dışını bilmesi lâzımdır. 
Negü ter eşitgil ajunçı beg er, bodun başlağuçı biliglig yeg er Dünya beyi, halkı idare eden, bilgili ve iyi insan ne der, dinle. 
Öküşte talu er ukuşluğnı bil, bodunda bedüki biligligni kıl insanların en seçkini, akıllı ve tam bilgili insanı halka âmir tâyin et. 
Kayu işte aşnu aşunsa ukuş, ol iş baçka bardı sınadım üküş Hangi işte akıl ön-ayak olursa,.o iş başarı ile neticelenir; bunu çok tecrübe ettim. 
Kayu işke bilge yetürdi bilig, anı yetti tuttı tegürdi elig Alim hangi işte bilgisini kullanırsa, ona ulaşır; onu tutar ve elde eder. 
Ukuş işke tutsa bilig başlasa, üküş işler itlür kişi işlese insan aklını kullanır ve işine bilgi ile başlarsa, giriştiği her işte muvaffak olur. 
Bağırsak kerek hem közi köŋli tok, bütün çın kılıkı köni bolsa ok Elçi gözü, gönülü tok, içten bağlı, itimat edilir, doğru ve dürüst tabiatlı bir insan olmalıdır. 
Bağırsak tapuğçı beg asğın tiler, beg asğın tilegli begin çın sever Candan bağlı olan hizmetkâr beyin faydasını ister, beyin faydasını isteyen — beyini gerçekten sever. 
Begiŋe asığçı bağırsaknı bil, bağırsaknı bulsa özüŋ bağrı kıl Bil ki, beyine faydalı olan, ona gönülden bağlı kimsedir; içten bağlı birini bulursan, onu bağrına bas. 
Bağırsak tapuğçı bağır sanı teg, bağırda yakınrak yürek kanı teg içten bağlı hizmetkâr insanın bağın gibidir; belki de bağırından daha yakın, yürek kanı gibidir. 
Közi suk kişi özke erksiz bolur, bu suklar yalavaçka teŋsiz bolur Aç gözlü adam kendisine hâkim olamaz; haris olanlar elçiliğe lâyık değildirler. 
Közi tok çığay erse bayka sanur, serinse kişi tegme işte unur Gözü tok insan, fakir olsa dahi, zengin sayılır; insan sebat ederse, her işte muvaffak olur. 
Suk er umduçı ol yavuz umduçı, kişi umduçısı atı koltğuçı Haris kimse tamahkâr olur, tamahkârlık fenadır; tamahkâr insanlara dilenci derler. 
Negü ter eşitgil közi tok kişi, közi tok kişi boldı baylar başı Gözü tok insan ne der, dinle; gözü tok insan en zengin insandır. 
Çığay kılsa kimni közi suklukı, bayutmaz anı bu ajun toklukı Aç gözlülük kimi fakir yapmış ise, bu dünya onu ne kadar doyursa, yine zenginleştiremez. 
Kimi erse umdu kılur erse kul, anıŋ boşlukı kör ölüm birle ol Kim tamahkârlığın esiri olur ise, ondan ancak ölümle kurtulabilir. 
Takı yakşı aymış bilig bergüçi, közi sukka öt sav erig bergüçi Bilgi veren, aç gözlü olana öğüt ve nasihat veren insan çok güzel söylemiş. 
Tükel bay bolayın tese belgülüg, köŋül baylıkı kol ay ersig külüg Tam mânası ile zengin olmak istersen, hiç şüphesiz, gönül zenginliği dile, ey şanlı yiğit. 
Neçe me kul erse közi tok beg ol, suk öz beglikindin bu kulluk yeg ol Gözü tok olan, kul olsa bile, beydir; haris kimsenin beyliğinden bu kulluk daha iyidir. 
Kayu beg suk erse çığay ol çığay, kayu kul közi tok beg ol köŋli bay Hangi bey haris ise, o fakirdir, fakir; hangi kulun gözü tok ise, o gönülü zengin bir beydir. 
Uvutluğ kerek ked amul hem silig, siliglik bile bilse törlüg bilig Elçi haya sahibi, çok sakin ve nâzik bir insan olmalı; hilm ile beraber, her türlü bilgiye de sahip bulunmalıdır. 
Uvut bolmasa er otun el bolur, uvut birle yalŋuk bütünlük kılur Haya olmazsa, insan küstah ve âdi olur; haya sahibi insan dürüst hareket eder. 
Amul bolsa ötrü atanur tüzün, silig bolsa kılkı sevitür özün insan sakin tabiatlı olursa, ona halım denilir; nâzik kimse, kendisini her kese sevdirir. 
Tetiglik bile bolsa erke bilig, tüzü işke tegrür bu bilgi elig İnsanda zekâ ile birlikte bilgi de bulunursa, o bu bilgisi ile her işte muvaffak olur. 
Bu beytig okığıl negü ter eşit, bilig birle başlap özüŋke iş it Şu beyti oku, ne der, dinle; her işe bilgi, ile başla ve ona göre hareket et. 
Ukuş birle uk iş bilig birle bil, künüŋ bolsu kutluğ kutadsunı yıl İşi akıl ile anla, bilgi ile bil; günün kutlu olsun, hayatın mesûd geçsin. 
Tetiglik bile er tilekke tegir, bilig bil ukuş uk işiŋ ötrü kıl İnsan dileğine zekâ ile ulaşır; önce bilgi edin, iyice kavra, sonra işe giriş. 
Tetiglik bile bilse törlüg bitig, bitig bilse ötrü bolur er tetig Elçi zekâ ile birlikte bir de inşanın nev'ine vâkıf olmalı; inşa bilen insan zâten zeki olur. 
Bitise okısa eşitse sözüg, anın ötrü bilge kılur er özüŋ Yazmalı, okumalı ve başkalarının sözünden de istifâde etmelidir; insan bu suretle âlim olur. 
Kamuğ törlüg erdem bu bilse tükel, bu erdem bile er meŋiz kılsa al O her türlü faziletleri tam olarak bilmelidir; bu faziletler ile insan yüzünü ağartır. 
Kitâblar okır hem bilir erse söz, ukar erse şir hem koşar erse öz Çok kitap okumalı, söz söylemesini bilmeli; şiirden anlamalı ve kendisi de şiir yazmalıdır. 
Nücûm bilse tıb hem yora bilse tüş, anıŋ yormışı teg sözi kelse tuş Hey'et ilminden ve tıptan anlamalı; rüya yormasını bilmeli ve sözü yorduğu gibi çıkmalıdır. 
Bilir erse sakış yeme hendese, aded cedri kılsa misâhat basa Hesaba, bir de hendeseye vâkıf olmalı; cezir ile mesaha ilmini de bilmelidir. 
Yana nerd ü şatranc bilir erse ked, harifleri andın ulır erse ked Bundan başka, bir de çok iyi tavla ve satranç oynamasını bilmeli ve rakiplerini iyice sıkıştırmalıdır. 
Çögenke ked erse atar erse ok, yeme kuşçı avçı ajunda ozuk Cirit oyununda mahir olmalı ve ok atmasını iyi bilmeli; kuşçuluk ve avcılıkta da başkalarına üstün gelmelidir. 
Kamuğ til bilir erse açsa tilig, kamuğ hatnı bilse bitise elig Konuşurken, bütün dilleri konuşmalı; yazarken, bütün yazıları, yazmalıdır. 
Bu yaŋlığ kerek barça erdem bilir, bu yaŋlığ yalavaç tilekke tegir Elçilik için bütün bu faziletleri bilen bir insan lâzımdır; böyle elçi işinde muvaffak olur. 
Yalavaç tetig bolsa bilge oduğ, beg asğı bolur anda tutnur boduğ Elçi zeki, âlim ve uyanık olursa, her yerde hoş karşılanır ve beyine faydalı olur. 
Yalavaç yavuz bolsa kıvçak kovı, seziksiz tüker anda begler suvı Elçi kötü, kof ve boş olursa, onun gittiği yerde, şüphesiz, beylerin itibârı kaybolur. 
Yalavaç barır er idi ked kerek, kamuğ törlüg işke bu tutsa yürek Her işte emniyetle hareket edebilmesi için, elçi olarak gidecek kimsenin çok iyi bir insan olması lâzımdır. 
Kayu törlüg erdem aŋar satsalar, anı utsa ötrü ağır tutsalar Karşısına ne gibi meziyetler ile çıkarlarsa-çıksınlar, o rakiplerini yenmeli ve kendisini saydırmalıdır. 
Kayu törlüg er me sözin sözlese, anı uksa bilse yana kizlese O her çeşit insanın sözünü dinlemeli, anlayıp bilmeli, fakat bunu açığa vurmamalıdır. 
Yalavaç bilir bolsa erdem kamuğ, bedüyür begi atı ilde uluğ Elçi her türlü fazilete sahip olursa, beyi büyür ve adı o memlekette yükselir. 
Negü ter eşitgil bilir kök ayuk, bu söz ukmasa er anıŋ ögi yok Bu işleri bilen kök-ayuk ne der, dinle; bu sözü anlamayan insanın aklı yoktur. 
Kimiŋ erdemi bolsa atı yorır, kalı bolmasa erdem atsız karır Kim faziletli ise, onun adı her tarafa yayılır; eğer bir kimsenin fazileti yoksa, adı anılmadan, ihtiyarlar, gider. 
Kişi erdemi birle erdin keçer, üküş bolsa erdem er örlep uçar insan fazileti ile başkalarına üstün olur; kimin fazileti çok ise, o uçar gibi yükselir. 
Elig sunsa erdem bile er tegip, uluğ tağ başın yere ildrür egip Kim fazilet ile elini uzatırsa, yüce dağların başını eğerek, yere indirir. 
Söz ukğan kerek bolsa hâzır cevâb, cevâb kılsa bermiş söziŋe savâb Sorulan suâle doğru cevap verebilmesi için, onun sözden anlar ve hazır cevap bir kimse olması lâzımdır. 
Bor içmez kerek ked özin tutğuçı, özin tutğuçı er bulur kut küçi O şarap içmemeli ve nefsine çok hâkim olmalıdır; nefsine hâkim olan insan, kendisini saadete erdirecek kudrete sahip olur. 
Biliglig bor içse biligsiz bolur, biligsiz esürse adın ne kalur Bilgili kimse içki içerse, bilgisiz olur; bilgisiz sarhoş olursa, geriye ne kalır. 
Bor ol bu biligke ukuşka yağı, bor atı hakikat tütüş ol çoğı içki bilginin ve aklın düşmanıdır; içkinin adı, hakikatte, kavga ve gürültüdür. 
Neçe me biliglig ukuşluğ kişi, başın borka soksa buzar öz işi Ne kadar bilgili ve akıllı insan olursa-olsun, kendisini içkiye verirse, işini bozar. 
Neçe me uvutluğ silig kılkı uz, bor içse otunluk kılur barça öz Ne kadar haya sahibi, nâzik ve iyi tabiatlı olursa-olsunlar, içki içince, insanlar kabalık ederler. 
İsizim uvut ya ukuş ög bilig, arığsız bu borka berür ay silig Ey nâzik insan, ne yazık ki, insan hayasını ve aklını, idrâkini, bilgisini bu pis içkiye verir. 
Bor içme bor içse barır er kutı, bor içse bolur tilve munduz atı îçki içme, içki içen insanın saadeti elden gider;.içki içenin adı deli ve budalaya çıkar. 
Karınka süçig kirse çıkrur sözüg, bu çıkmış söz ök yandru örter özüg Şarap mideye girerse, sözü dışarı çıkarır; bu çıkan söz de tekrar kendisini yakar. 
Negü ter eşitgil bu beyt ayğuçı, okığıl açılğay taşı hem içi Şu beyti söyleyen ne der, dinle; okursan, onun içini ve dışını anlarsın. 
Kalı içtiŋ erse esürgü süçig, köŋül sırrı açtı çıkardı içig Eğer sarhoş eden şarâbı içersen, gönülün sırrını açmış ve içindekileri dışarı dökmüş olursun. 
Biliglig bor içse biligsiz bolur, biligsiz bor içse bolur kenç kiçig Bilgili, içki içerse, bilgisiz olur; bilgisiz kimse içki içerse, kimse küçük çocuğa döner. 
Tili uz kerek hem köŋüllüg kerek, sözi uz kerek hem ked öglüg kerek Elçi fasîh dilli ve gönül sahibi bir kimse olmalı; sözde usta ve akılda üstün bulunmalıdır. 
Siŋimlig bolur ol tili uz kişi, sözi uz yorısa yarar er işi Hoş-sohbet insanlar her yerde iyi kabûl görürler; sözde usta kimse işte de muvaffak olur. 
Köŋüllüg kerek ked unıtmasa söz, negü söz eşitse katığ tutsa öz O kuvvetli bir hafızaya sahip olmalı ve sözü unutmamalı; ne gibi söz duyarsa-duysun, onu sıkı tutmalıdır. 
Yüzi körki körklüg kerek hem bodı, yülüg bolsa bod sın kişide kedi Yüzü güzel, kendisi yakışıklı ve saçı-sakalı düzgün olmalı ve boy posça da insanlar arasında temayüz etmelidir. 
Özi ersig erse bedük himmeti, bu iki bile ol kişi kıymeti Elçi büyük himmet sahibi ve merd. bir insan olmalıdır; insanın kıymeti bu iki şey ile ölçülür. 
Sözi bolsa yumşak şeker teg süçig, süçig sözke yumşar uluğ hem kiçig Sözü yumuşak ve şeker gibi tatlı olmalı; tatlı söze karşı, büyük küçük, her kes yumuşar. 
Yalavaç işi kör neçe söz bolur, sözi yakşı bolsa tilekin bulur Elçinin işi hep sözle olur; sözü iyi olursa, dileğine kavuşur. 
Bu yarlığ kişi bulsa ilig kutı, aŋar berse bolğay yalavaç atı Devletli hükümdar böyle bir insan bulursa, onu elçi olarak seçebilir. 
Anı ıdsa bolğay yalavaçlıkın, yırak erse yat baz öz erse yakın İster uzakta yat-yabancılara, ister yakındaki kendi adamlarına olsun, onu elçilikle gönderebilir. 
İlig suali Öğdülmişke HÜKÜMDARIN ÖĞDÜLMİŞ'E SUÂLl 
İlig aydı uktum eşittim munı, takı bir sözüm bar ayu ber anı Hükümdar : — Dinledim ve bunu anladım — dedi — bir sözüm daha var, onu da söyleyiver. 
Seniŋdin ötelsün maŋa söz takı, meniŋdin ötelsün saŋa söz hakı Sen bana fikrini söyle, ben de sana sözünün hakkını ödeyeyim. 
Bitigçi negü teg kerek ay tetig, aŋar beg ınanıp bititse bitig Ey akıllı, kâtip nasıl olmalıdır, ki, bey ona itimat ederek, yazılarını yazdırabilsin. 
Öğdülmiş İligke Bitigçi Ilımğa Negü Teg Kerekin Ayur Öğdülmiş Hükümdara Kâtibin Nasıl Olması Lâzım Geldiğini Söyler 
Yanut berdi ögdülmiş aydı ilig, bu işke idi ked yetürsü bilig Öğdülmiş cevap verdi ve : — Hükümdar bu husus hakkında çok düşünmelidir — dedi. 
Ötüg berdi ögdülmiş aydı ay beg, yorayın bu sözni köŋülteki teg Öğdülmiş devamla şunları arzetti :— Ey bey, bu sözü düşündüğüm gibi izah edeyim — dedi — 
Neçe me bilig bilse begler özi, bitigçi kerek ol bitise sözi Beyler kendileri ne kadar bilgili olurlarsa-olsunlar, sözlerini yazmak için, onlara yine de kâtip lâzımdır. 
Bitigçike ayğu kerek iç sözin, küdezse bitigçi üküş ya azın Kâtibe sırları söylemek icap edecektir; kâtip, az veya çok olsun, bunları gizli tutmalıdır. 
Bu iç söz tutuğlı bütün çın kerek, bütünlükke artuk bütün din kerek Bu sırlara vâkıf olan kimse itimat edilir, dürüst bir insan ve itimat kazanmak için de, dini bütün olmalıdır. 
Kalı tutmasa bu bitigçi sözüg, begi sırrı açlur bu örter özüŋ Eğer kâtip sır saklamasını bilmezse, beyinin sırrı fâş olur ve bu da kâtibi yakar, mahveder. 
Neçe me bu begler sözin kizlese, bu iki kişike kerek sözlese Beyler sözlerini ne kadar gizlerlerse-gizlesinler, onu şu iki kimseye açmak zorundadırlar. 
Birisi bitigçi birisi vezir, bu iki kişike söz açmak tegir Bunlardan biri — kâtip, biri — vezirdir; bu iki şahsa sırrı tevdi etmek icap eder. 
Bu iki kişike söz açğu kerek, söz açsa avağları yüdgü kerek Bu iki kişiye sırrı açmak ve sırrı açınca da nazlarını çekmek lâzımdır. 
Bu iki kişide bolur barça söz, bu söz tutmasa öz işin buzdı öz Bütün sırlar bu iki insanda bulunur; bu sırları saklamazlarsa, kendi işlerini kendileri bozmuş olurlar. 
İdi yakşı aymış ötüken begi, tilin tutzu bermiş saŋa söz yegi Ötüken beyi çok iyi söylemiş, sözlerin iyisini sana dili ile ulaştırmıştır. 
Ay begler ınançı sözüg kizle berk, sözüg kizlemese başıŋ barğa terk Ey beylerin itimâdını kazanan insan, sırrı iyi sakla; sırrı saklayamazsan, derhâl başın gider. 
Bu ağzıŋ misâli üŋür sanı teg, sözüg çıksa andın sehar tanı teg Bu ağız bir in gibidir; sözün oradan çıkarsa, seher yeli gibi olur; 
Yazıldı ajunka anı tirgüsüz, eşitti tüzü halk anı örtgüsüz Dünyaya yayılır ve artık toplanmaz; onu bütün halk duyar ve artık örtülemez. 
Ağızdın ara ot ara suv çıkar, birisi itigli birisi yıkar Ağızdan bâzan ateş, bâzan da su çıkar; bunların biri yapar, biri de yıkar. 
Küyer ot teg ol bu kereksiz sözüg, ağızdın çıkarmağu küygey özüŋ Lüzumsuz söz yanan ateş gibidir; onu ağızdan çıkarmamalısın, sonra kendin yanarsın. 
Akar suv teg ol bu tilin edgü söz, kayuka bu aksa çeçek öndi tüz Dilin söylediği iyi söz ise, akar su gibidir; nereye akarsa, orada çiçek açar. 
Ayâ er atanmış biliglig bügü, köŋül sırrı artuk katığ kizlegü Ey merd tanınmış bilgili hakîm, gönül sırrını çok sıkı saklamalıdır. 
Negü ter eşitgil bu beytig okı, köŋül sırrı kizle ay köŋlüm tokı Şu beyti oku, bak, ne der; ey gönülümü doyuran, gönül sırrını gizli tut. 
Köŋül sırrı berk tut sen ayma tilin, kalı aydıŋ erse ökünçi yılın Gönül sırrını iyi muhafaza et, sen onu söyleme; eğer söylersen, peşimanlığı yıllarca sürer. 
Kızıl til kara başka yavlak yağı, bu yavlak yağığ bekle inçin salın Kırmızı dil kara başın amansız düşmanıdır; bu kötü düşmanı sıkı tut ve huzur içinde yaşa. 
Bitigçi biliglig ukuşluğ kerek, hatı uz belâğat takı edgürek Kâtip bilgili ve akıllı olmalı, güzel bir hatta ve üstün bir belâgate sahip bulunmalıdır. 
Bitigde hat uz bolsa açlur köŋül, okığu kelir baksa avnur köŋül Mektubun hattı güzel olursa, gönül açılır; onu görünce, insan okumak ister, gönül avunur. 
Belâğat bile hat teŋeşse kalı, idi edgü til bu bitig söz tili Hattın güzelliği eğer belagat ile de bırleşırse, yazılı söz mükemmel bir ifâde bulmuş olur. 
Negü ter eşitgil ıla sır teŋi, idi edgü yaŋ bu bitig söz yaŋı ila kâtibi ne der, dinle; yazılı söz usûlü mükemmel bir usûldür. 
Kamuğ edgü sözler bitigde bolur, bitinmiş üçün söz unıtmaz kalur Her türlü iyi söz kitaplarda bulunur; yazılmış olan söz unutulmaz, kalır. 
Bitimedi erse bitigli bitig, negü bilgey erdiŋe bu hikmet bilig Yazanlar kitapları yazmamış olsalar idi, bu hikmet ve bilgileri biz nasıl öğrenebilecektik. 
Bitip kodmasa erdi bilge bügü, biziŋde ozakığ kim erdi tigü Alim ve hakimler yazıp bırakmamış olsalardı, bizden evvel gelenlerden kim bahsedebilirdi. 
Yok erse bitig bu kişiler ara, tilin sözke kim bütgey erdi kör e İnsanlar arasında yazı olmasa idi, dille söylenen söze kim inanırdı. 
Kişi ildin ilke söz ıdğu bolur, bitig bolmasa söz neçe sözleyür İnsan bir yerden başka bir yere her vakit haber gönderir; yazı olmasa, fikrini nasıl ifâde eder. 
İdi ked kerekligturur bu bitig, bitig birle begler iter el itig Yazı çok lüzumlu bir şeydir; beyler memleket işlerini yazı ile tanzim ederler. 
Bu begler işiŋe tusulur kişi, bu üç törlüg ol kör ay ilçi başı Beylerin işine yarayan kimseler şu üç türlü insanlardır, ey hükümdar. 
Birisi biliglig ukuşluğ bügü, takı bir bitigçiturur sözlegü Biri — bilgili, akıllı ve hakîm kimse, biri — kendisine sırlar tevdi edilen kâtip, 
Üçünçi kür ersig er ol toŋ yürek, yağıka börike bu ersig kerek Üçüncüsü cesur, merd ve pek yürekli yiğittir; düşmana ve kurda karşı böyle bir yiğit lâzımdır. 
Ukuşluğ biliglig bu öglüg bügü, keŋeşke tusulur aŋar ne tigü Anlayışlı, bilgili, akıllı ve hakîm kimse istişare için faydalı olur; ona söz yok. 
Kamuğ el işin barça itgen bitig, bitigin tutar el kirişin tetig Bütün memleket işlerini tanzim eden hep yazıdır; zeki insan memleketin gelirini yazı ile zapteder. 
Kılıç alsa ersig eren işlese, yağı boynı yençse öze iglese Yiğit adam ise, eline kılıç alır ve onu kullanarak, düşmanın boynunu vurur ve onu ayak altına alır. 
Yumıtsa kayuda bu üç törlüg er, tilekin bulur er tümen ârzû yer Bu üçü nerede bir araya gelirse, insan orada dileğine kavuşur ve bütünarzularına nâıl olur. 
Bularda narukı kalın bu kotu, bu üçke udu bardaçı ol botu Bunların dışında kalan bir sürü insan, bu üçüne uyarak yürüyen köşeklerdir. 
Kılıç birle tutlur kalı tutsa el, kalem birle baslur kalı bassa el Eğer memleket tutulursa, kılıç ile tutulur; eğer memlekete hüküm etmek icap ederse, kalem ile edilir. 
Biligin ukuşun tegip el tüzer, bu üç neŋ bile er ajunuğ süzer İnsan bilgi ve akıl ile memleketi tanzim eder; bu üç şey ile insan dünyayı duru bir hâle getirir. 
Bilig birle başlar begi el törü, ukuş birle işler kamuğ iş körü Bey memleket ve kanunları bilgi ile ele alır; bütün işleri akıl ile görür. 
Kılıç el tutar hem bodun kazğanur, kalem el tüzer hem hazine urur Kılıç memleket zapteder ve zafer kazanır; kalem de memleket tanzim eder ve hazine toplar. 
Kılıç kan tamuzsa begi el alır, kalemde kara tamsa altun kelir Kılıç kan damlatırsa, memleket alır; kalemden mürekkep damlarsa, altın gelir. 
Bu ikiturur bu ajun tutrukı, oza keçmiş iş hem kelir utrukı Gerek geçmişte, gerek gelecekte bu dünyanın bize verip-vereceği bu iki şeydir. 
Ayâ beg bu iki uluğ erdem ol, bügü ilçi begler munı tutğu yol Ey bey, bu iki şey büyük bir fazilettir; hakîm hükümdarlar bunu kendilerine düstûr edinmelidirler. 
Muŋar meŋzetü keldi emdi bu söz, eşitgil munı sen ayâ edgü öz Şimdi buna benzer bir söz vardır; ey iyi insan, sen bunu dinle. 
İdi edgü erdem bilig bilse er, takı artuk erdem kılıç ursa er insanın bilgili olması çok iyi bir fazilettir; insanın kılıç kullanması daha üstün bir fazilettir. 
Kılıç birle tutlur talu edgü el, kalem birle itlür tilek ârzû yer Güzel ve iyi bir memleket kılıç ile zapt ve kalem ile tanzim edilir; her kes dilek ve arzusuna kavuşur. 
Közi tok kerek hem özi umdusuz, bağırsak kerek çın özi koltğusuz Kâtibin gözü tok olmalı ve tamahkâr olmamalıdır; doğru, içten bağlı ve gönülü gani olmalıdır. 
Közi tok kişi neŋke suklanmaz ol, kişi neŋ bile bolsa arsıkmaz ol Gözü tok insanda mala karşı hırs olmaz; böyle kimse mal ile aldatılmaz. 
Kişi umduçı bolsa boldı bulun, suyurka anı sen ay körki tolun insan tamahkâr olursa, nefsinin esîri olur; ey dolun ay gibi güzel yüzlüm, sen onu bağışla. 
Neçe me beg erse kul ol umduçı, kişide eli umduçı ol tuçı Tamahkâr, ne kadar bey olursa-olsun, kuldur; tamahkâr her vakit aşağılık bir insan olarak kalır. 
Suk erse bitigçi bilig artatur, bitir umdu birle bitig artatur Kâtip haris olursa, bilgisini kötüye kullanır; tamah ederek yazar ve yazıyı tahrif eder. 
Kümüş körse altun aŋar arsıkar, idisi başın yer ya baş alsıkar Altın ve gümüş görünce, ona aldanır; efendisinin başını yer yahut kendi başını kaybeder. 
Bağırsak tapuğçı eşik yastanur, tiledükte tutçı kapuğdaturur Sâdık hizmetkâr eşiği yastık yapar ve her istenildiği zaman kapıda hazır bulunur. 
Bağırsak tapuğçı beg asğın tiler, teni cânı mâlın begiŋe ular Vefalı hizmetkâr beyin faydasını ister; tenini, canını ve malını beyine feda eder. 
Bor içmez kerek bolsa kılkı arığ, yarağsız kılınçığ yıratsa arığ Kâtip içki içmemeli ve temiz tabiatlı olmalı; yakışık olmayan bütün hareketleri kendisinden uzaklaştırmalıdır. 
Bitigçi bor içse biligdin tezer, biligdin tezigli bitigdin azar Kâtip içki içerse, bilgiden uzaklaşır; bilgiden uzaklaşan yazıda şaşırır. 
Bitigçi keçe taŋda elde kerek, neçede kerek bolsa anda kerek Kâtip sabah-akşam kapıda durmalı, lâzım olduğu zaman hazır bulunmalıdır. 
Kişide talula bu iki kişig, aŋar ötrü bergil bu iki eşig İnsanlar arasında şu iki kişiyi seç ve onlara şu iki işi ver. 
Birisi bitigçi hatı belgülüg, birisi yalavaç tili ülgülüg Biri — yazmasını bilen kâtip, biri — konuşmasını bilen elçi. 
Yakında yağukta ya yat baz ara, tuşar erse övke bulardın kör e Gerek yakın-akraba, gerek yat-yabancılar arasında kırgınlıklar hâsıl olursa, bil ki, bunlar yüzündendir. 
Bu iki kişidin tuşar tuşsa iş, bu iki kişiler iter itse iş Ne iş gelirse, bu iki kişiden gelir; işleri yoluna koyarsa, bu iki kişi koyar. 
Birisi bitigde yaŋılsa sözüg, birisi tili birle etse sözüg Biri yazıda sözü yanlış yazarsa, ikincisi dili ile bunu tashih etmelidir. 
Bitigçi bu yaŋlığ kerek ay elig, ınansa aŋar berse bolğay elig Ey hükümdar, kâtip böyle olmalıdır; böylesine inanılır ve itimat edilebilir. 
Bu yaŋlığ kişike ınansa bolur, kişilik tilese anıŋdın kelür Böyle bir insana inanmak mümkündür; insanlık istersen, onda bulursun. 
Bu erdi ay elig meniŋ bilmişim, ötündüm eligke tükendi işim Ey hükümdar, benim bildiğim bu kadardır; işte hükümdara arzettim, başka bir diyeceğim yoktur. 
İlig suali Öğdülmişke HÜKÜMDARIN ÖGDÜLMİŞ'E SUÂLİ 
Elig aydı uktum munı ma ögün, takı bir sözüm bar anı ay bu kün Hükümdar : — Bunu da iyice anladım — dedi — bir sözüm daha var, bugün ona da cevap ver, 
Ağıçı negü teg kerek ay maŋa, aŋar bütse begler yitürse neŋ e Bana söyle, hazinedar nasıl olmalı ki, ona beyler itimat etsin ve hazineyi eline teslim edebilsin. 
Ağı kaznakı tutsa altun kümüş, ol er başka eltse bu aymış yumuş Hazinede altın, gümüşü muhafaza etsin ve kendisine verilen işleri başarabilsin. 
Öğdülmiş İligke Ağiçi Negü Teg Er Kerekin Ayur Ögdilmiş Hükümdara Hazinedarın Nasıl Blr İnsan Olması Lâzım Geldiğini Söyler 
Yanut berdi ögdülmiş elig kutı, sevüg neŋ bu altun kümüş cân otı Öğdülmiş cevap verdi : — Ey devletli hükümdar, altın ve gümüş sevinilecek şeydir ve cana ilâcdır — dedi — 
İdi çın bütün ked kerek er köni, köŋül yaymasa ötrü tutsa munı Beyin gönülüne şüphe girmemesi ve onu hizmette tutması için, hazinedarın çok doğru, itimat edilir, iyi ve dürüst bir insan olması lâzımdır. 
Negü ter eşitgil bu şartlar başı, ajun tezginip neŋeke tegmiş kişi Dünyayı dolaşan ve böylece servet sahibi olan tüccar-başı ne der, dinle, 
Sevüg neŋe bu cân cânda yegrek sevüg, kümüş altun ol cânda kedrek sevüg Bu can sevilecek bir şeydir, ondan daha çok sevilecek şey, altın ve gümüştür; o candan çok daha kıymetlidir. 
İtilmez köŋülüg iter bu kümüş, egilmez kişini eger bu kümüş Perişan olan gönülleri bu gümüş huzura kavuşturur; eğilmeyen başları bu gümüş eğer. 
Kümüş körse yalŋuk köŋül tutmasa, yarağay anı çın firişte tese insan gümüşü görür ve ona gönül bağlamazsa, ona hakikî bir melek demek daha doğru olur. 
Kür er kördi altun özi yumşadı, irig sözlüg erniŋ sözi yumşadı Altın görünce, pek yürekli insanlar bile yumuşar; kaba sözlü insanların da sözü nâzikleşir. 
Közi tok kerek hem kılınçı bütün, barı arta barsa küniŋe kutun Servetin günden-güne ve saadet içinde artmakta devam etmesi için, hazinedarın gözü tok olmalı, tavır ve hareketi de güven telkin etmelidir. 
Üküş neŋe körü todmış erse közi, yana korkar erse bayatka özi Çok mal görerek, gözü doymuş olmalı ve kalbinde Allah korkusu bulunmalıdır. 
Halâl hem harâm adrar erse aça, yarağlığ yarağsıznı bilse seçe Helâl ve haramı iyice ayırt etmeli; yarayan ve yaramayanı iyice seçebilmelidir. 
Közi tok kişiler neŋiŋ edlemez, bütün çın kişiler özin yeglemez Gözü tok kimseler senin servetini kendi menfaatları için kullanmazlar; doğru ve dürüst insanlar kendilerini lekelemezler. 
Kiçigde körü kalsa altun kümüş, anıŋ suklukı bolmaz ança üküş Küçüklüğünde altın ve gümüş görmüş olan kimse kendisini pek fazla mal hırsına kaptırmaz. 
Özi korkar erse bayatka kalı, bu er tutğa şeksiz könilik yolı Eğer kendisinde üstelik Allah korkusu da varsa, bu kimse, şüphesiz, doğruluk yolunu tutar. 
Könilik mün ol barça edgü asığ, bu asğı bile buldı meŋü tatığ Doğruluk bir sermâyedir ve bütün iyilikler bu sermâyenin kârıdır; bu kâr ile insan ebedî tadı bulmuştur. 
Köni bolsa yalŋuk küni edgü ol, küni edgü bolsa kutı meŋü ol insan doğru olursa, günü iyi olur; günü iyi olursa, ebedî saadete kavuşur. 
Negü ter eşitgil bağırsak sözi, bu söz işke tutğıl ay ajun tözi Samimî insan ne der, dinle; ey dünyanın temeli, bu söze göre hareket et. 
Köŋül til köni tut kılınçıŋ bütün, saŋa kelge devlet bu dünyâ bütün Düşüncen ve sözlerin doğru, hareketin güvenilir olsun, saadet ve bütün bu dünya nimetleri sana gelir. 
Köni bolduŋ erse kutadğay künüŋ, selâmet tirilgil sevinçin kulun Doğru olursan, günün kutlu olur; sevinç ve saadet içinde, selâmetle ömür sür. 
Bağırsak kerek hem oduğ sak tetig, tetiglik bile er kılur miŋ itig Hazinedar gönülden bağlı, uyanık, ihtiyatlı ve zeki olmalıdır; insan zekâ ile her işinde muvaffak olur. 
Uvutluğ kerek hem yeme ög köŋül, uvutsuz kişide yırak tur tüŋül O akıllı ve tedbirli olduğu gibi, haya sahibi de olmalıdır; hayâsız adamdan uzak dur, ondan vaz geç. 
Uvut ol tıdığlı yarağsız işig, uvut ol iter kılkı artak kişig İnsanı yakışıksız işlerden alıkoyan hayadır; kötü tabiatlı insanları düzelten de yine hayadır. 
Bor içmez kerek hem özin tutğuçı, özin tutğuçı er kutuğ tapğuçı O içki içmemeli ve nefsine hâkim olmalıdır; nefsine hâkim olan insan saadeti bulur. 
Bor içse akılık kılur ol neŋin, kişike üler neŋ alumaz teŋin içki içerse, mal ile cömertliğe kalkışır; malı etrafına dağıtır, fakat karşılığını alamaz. 
Bu işke ağıçı saran edgürek, saranlık bile neŋ küdezgü kerek Bu iş için eli sıkı bir hazinedar daha iyidir; hazinenin malı hasisçe gözetilmelidir. 
Bağırsak tapuğçı kör özkey bolur, bu özkey tapuğçı begin bay kılur Sâdık hizmetkâr sâdık olur; sâdık hizmetkâr beyini zengin eder. 
Bağırsak kişi ol kişi üdrümi, bağırsaknı bek tut ay er ködrümi içten bağlı kimse insanların seçkinidir; içten bağlı olan kimseyi sıkı tut, ey insanların ileri geleni. 
Ağıçı oduğ bolsa iş artamaz, sakışlığ tutar neŋ özin örtemez Hazinedar uyanık olursa, işler bozulmaz; malı hesaplı tutar ve kendisini de yakmaz. 
Ögi bolsa yalŋuk unıtmaz bolur, sanu saknu işler yaŋılmaz bolur Akıllı olan insan hiç bir şeyi unutmaz; işini hesaplı ve düşünerek görür ve hiç bir vakit yanılmaz. 
Unıtğan bolur körse ögsüz kişi, bu ögsüz ağıçı buzar öz işi Akılsız adam, dikkat edersen, unutkan olur; akılsız hazinedar kendi işini bozar. 
Tetiglik kerek kılsa törlüg sakış, tetig bolmağınça kalı adrar iş Her türlü hesabı yapmak için, zekâ lâzımdır; zekâ olmayınca, insan hesap işlerini karıştırır. 
Bitigçi kerek uz kamuğ hat bilir, sakışığ bitigin küdezse kalır Onun usta bir muhasebeci olması ve her çeşit kaydı bilmesi lâzımdır; hesabın iyice tutulması için, dikkatle kayda geçmesi gerektir. 
Bitigçi küdezgü kiriş hem çıkış, bitigin küdezgü kamuğ törlüg iş Muhasebeci gelir ve giderleri yazı ile tesbit etmeli; her türlü muamele kayda geçirilmelidir. 
Yıl ay öd bitise küni belgülüg, açukluğ adırtlığ sanı belgülüg Yıl, ay ve günü yazılırsa, tarihi belli olur ve sayılar açık ve vazıh olarak bilinir. 
Sakış saklıkı çın bitig birle ol, bitip kodsa sakış kapuğ açtı yol Hesapta emniyet, şüphesiz, kaydetmekle temin edilir; hesap muntazam kaydedilirse, işler aksamaz. 
Negü ter eşitgil bağırsak kişi, sakış birle bek tutğu işçi işi Candan bağlı insan ne der, dinle; hizmetkâr işinin hesabını sağlam tutmalıdır. 
Bitigsiz işig bek tutumaz köŋül, köŋülke ışanma biti ay oğul Kayda geçmeyen işleri insan gönlünde iyice tatamaz; gönüle inanma, yaz, ey oğul. 
Bitise kalır söz usansa barır, osal bolsa işçi sakışta ulır Söz yazılırsa, kalır; ihmâl edilirse, gider; ihmalci hizmetkâr hesap verirken, çok zahmet çeker. 
Bilir bolsa tegme bu törlüg bitig, anın saklasa ötrü kılsa itig Hazinedar bütün bu çeşit kayıt usûllerini bilmeli ve böylece işini emniyetle tanzim etmelidir. 
Sakışta usansa kayu işçiler, sakış berdükinde ulır baş çalar Hangi hizmetkâr hesapta ihmalkâr davranırsa, hesap verirken inler ve başını yerden-yere vurur. 
Elig sakışın bilse artuk yete, bışursa ögi köŋli sakış tuta Hazinedarın kara-cümlesi çok iyi olmalı; aklını ve gönlünü hesap tutmağa iyice alıştırmalıdır. 
Elig sakışında keçer erse sen, kerek hendese sakışı tutsa sen Kara-cümleden sonra, hendese hesabını ele alması lâzımdır. 
Körü barsa yinçge sakış hendese, munı birle yer kök bolur ol sasa Dikkat edersen, hendese ince hesaptır; bununla yer ve gök hesapları yapılabilir. 
Negü ter eşitgil ay bilge bügü, biliglig sözi bolsa aş teg yegü Alim hakîm insan ne der, dinle; bilgili insanın sözü yemek gibi yenilmelidir. 
İdi me batığ hendese sakışı, anın tezginür kör hakimler başı Hendese hesabı çok derin bir hesaptır; bu hesap hakimlerin bile başını döndürür. 
Evin teg yarır bu yeti kat köküg, adırttı biçim teg yer erse kaşı O yedi kat göğü bir tane gibi yarar; ova ve tepeleri ise, saçma tanesi gibi, birbirinden ayırır. 
Biliglig ukuşluğ kerek kılkı tüz, ukuşluğ kişiler işi barça uz Bilgili, akıllı, tavır ve hareketi doğru olmalıdır; akıllı insanların işi dâima iyi olur. 
Biliglig kişiler bolur çın köni, köni kayda bolsa yaruyur küni Bilgili insanlar doğru ve dürüst olurlar; doğru insanın her yerde güneşi parlar. 
Ukuş bolmasa er özin tutnumaz, bilig bolmasa er işin itnümez Akıl olmazsa, insan kendisim tutamaz; bilgi olmazsa, insan işini yapamaz. 
Bolur karşı içre ağıçı işi, özin ked küdezgü bu yaŋlığ kişi Hazinedarın işi saray içinde olur; hükümdarın yakınında çalışan kimseler kendilerine çok dikkat etmelidirler. 
Köŋül til köni tutsa kılkı bütün, aŋar tegmese ot yalını tütün Ateşin alevi ve dumanı dokunmaması için, onun gönülü ve dili doğru, hareketi ve tabiatı uygun olmalıdır. 
Közin ked küdezse tilin beklese, ukuş birle ârzû havâğ örklese Gözünü iyi gözetmeli ve dilini muhafaza etmeli; aklı ile arzu ve heveslerine gem vurmalıdır. 
Közün körse ötrü köŋül ârzûlar, köŋül ârzû kolsa anı kim yığar Gözün gördüğü şeyi gönül arzular; gönül arzu edince, ona kim karşı koyabilir. 
Köŋül begturur yeti endam öze, begi başlasa bodnı yügrür tüze Gönül yedi endam üzerine beydir; bey yol gösterince, halk tereddütsüz onu takip eder. 
İdi yakşı aymış biliglig sözüg, ay ersig küdezgil köŋülüg közüg Bilgili çok yerinde bir söz söylemiştir; ey yiğit, gönülü ve gözü gözet. 
Et öz yeti endâm köŋülke udar, köŋül birle yalŋuk ağır yük yüder Vücût, yedi endam, gönüle uyar; insan gönülü ile ağır yük yüklenir. 
Tükel sır bediz ol köŋülsüz kişi, köŋülsüz kişi bilge atın yodar Gönülsüz insan yalnız bir şekil ve kalıptan ibarettir; gönülsüz insan âlim adını kaybeder. 
Kerek elgi berk sak kereksiz akı, saçılmasa ötrü ağı kaznakı Hazine ve servetin israf edilmemesi için, hazinedar eli sıkı ve ihtiyatlı olmalıdır; cömertliğe lüzum yoktur. 
Akılık idi ked unı kodmağu, kişi neŋi birle akı bolmağu Cömertlik çok iyi bir şeydir, onu elden bırakmamalı; fakat el kesesinden cömertlik olmaz. 
Satığçı kerek bilse törlüg satığ, satığ bilmese er kılumaz asığ O tüccar olmalı ve her türlü ticâretten anlamalıdır; insan ticâretten anlamazsa, kâr edemez. 
Kamuğ neŋ tavarığ biligli kerek, ağırın uçuzun ukuğlı kerek Bütün eşya ve malları bilen, her şeyin pahalısını ucuzunu tanıyan bir insan olmalıdır. 
Bilir bolsa kıymet ol arsıkmasa, satığda tavığda neŋ alsıkmasa Her şeyin değerini bilmeli, alış-verişte malca zararlı çıkmamalıdır. 
Alımka berimke oŋay bolsa öz, uluğka kiçigke süçig tutsa söz Alış-verişte muamelesi mülayim olmalı; büyüğüe, küçüğe karşı tatlı dil kullanmalıdır. 
Negü ötnü alsa yana berse terk, aŋar bergeler neŋ kaçan kolsa terk Ödünç aldığı şeyleri zamanında öderse, ona da istediği malı derhâl verirler. 
Satığka oŋay bolsa kılkı köni, aŋar eksümez neŋ kereklig küni Ticârette mülayim, tavır ve hareketi doğru olursa, lâzım olduğu vakit onun için mal eksik olmaz. 
Kalı berse begler er atka açığ, tegürse anı bolmasa yüz açığ Eğer beyler askere ihsanda bulunurlarsa, o bunu, yüzünü ekşitmeden, verine getirmelidir. 
Açığ tıdsa işçi er at köŋli sır, er at köŋli sınsa alır begke kir Hizmetkâr ihsana mâni olursa, askerin gönülü kırılır; askerin gönülü kınhrsa, beyin adı lekelenir. 
Negü ter eşitgil akılar başı, köŋülke alıŋıl ay çırğuy kişi Cömertlerin başı ne der, dinle; ey cimri insan, bunu hatırında tut. 
Severig sevügsüz kılayın tese, tilin ayğu neŋni tıdıp bermese Sevilen kimseyi gözden düşürmek ve onu sevimsiz yapmak istenilirse, va'd edilen şeye mâni olmak ve vermemek kâfidir. 
Ayıp bermegü neŋ tilin aymağu, tilin aydıŋ erse anı tıdmağu Verilmeyecek şeyi va'd etmemeli; bir kerre de va'd edıldımı, ona mânı olmamalıdır. 
Sözin kıysa begler umınç kötrülür, umınç kitti erse neŋiŋ kotrulur Beyler sözlerinde durmazlarsa, itimâdı kaybederler, itimat kaybolunca, mal da gider. 
Oduğ sak kerek ked kereksiz azak, azak bolsa işçi bolur iş uzak Hazinedar çok uyanık ve dikkatli olmalıdır; savsaklamağa lüzum yoktur; hizmetkâr savsaklayıcı olursa, işler sürüncemede kalır. 
Bu beglerke tapnur tapuğçı kamuğ, muŋadıp kelip tuttı tapğun kapuğ İdlerin yanındaki bütün bu hizmetkârlar, ihtiyaçlarından dolayı girmiş ve kapılanmışlardır. 
Muŋadsa tapuğçı elig tarlıkın, begi eştip ıdsa açığ yarlığın Hizmetkâr darlıkta kalır ve muhtaç duruma düşerse, onun sıkıntısını duyan bey ihsan fermanını göndermelidir. 
Uzatsa ağıçı bu neŋ bermese, muŋadmış tapuğçı tüŋülgey basa Hazinedar işi uzatır ve ihsan edileni vermezse, muhtaç duruma düşen hizmetkâr sonra ondan yüz çevirir. 
Kerekinde bulsa kişi öz muŋı, yam erse yaŋança bolur ol teŋi insan muhtaç olduğu şeyi zamanında bulursa, bu çöp olsa dahi, ona fil kadar gözükür. 
Negü ter eşitgil bu kökçin saŋa, muŋadmış muŋıŋa yara ay toŋa Bu ak saçlı sana ne der, dinle; ey kahraman, muhtaç olanın ihtiyâcını karşılamağa çalış. 
Tilemişte bulsa tilegli neŋin, yanut kılsa bolmaz cânında öŋin isteyen istediğini zamanında bulursa, buna karşılık icâbında canını feda eder. 
Kerek üdte bir yam yaŋança bolur, kamuğ neŋke yaŋzağ munu bu teŋin Lâzım olduğu zaman bir çöp fil kadar olur; her şey bunun gibidir. 
Bu yaŋlığ kişi bulsa emdi elig, ukuşluğ biliglig uvutluğ silig işte hükümdar böyle akıllı, bilgili, haya sahibi ve yumuşak huylu bir insan bulursa, 
Aŋar berse bolğay ağı kaznakı, ınansa yarağay küdezse hakı Hazine ve serveti ona tevdi edebilir; ona itimat eder ve onun hakkını gözetirse, yerinde olur. 
İlig suali Öğdülmişke HÜKÜMDARIN ÖĞDÜLMİŞ'E SUÂLİ 
Elig aydı uktum yaruttuŋ meni, takı bir sözüm bar ayu ber anı Hükümdar: — Anladım, beni aydınlattın—dedi—daha bir sözüm var, onu da söyleyiver. 
Ayak tirki başlar bu aş başçısı, negü teg kerek ayğıl aş işçisi Aşçı-başı kaplan ve sofrayı idare eder; bu aşçı-başı nasıl olmalıdır ki, 
Seziksiz yese beg anıŋdın aşığ, ınansa aŋar beg küdezse başığ Bey, şüphe etmeden, onun elinden yemeğini yesin; ona itimat etsin ve hayatı tehlikeye düşmesin. 
İdi tersturur bu aş içgü yegü, siziklig kişidin yese ay bügü Ey hakîm, şüpheli insanın elinde bulunursa, bu yemek-içmek işi çok güç bir mesele hâlini alır. 
Munı ma ayu bergil emdi maŋa, bileyin ukayın ay ersig toŋa Şimdi bana bunu da söyleyiver; ey merd kahraman, bunu da bileyim ve anlayayım 
Öğdülmiş İligke Aş Başçi H V Ân Sâlâr Negü Teg Kerekin Ayur Öğdülmiş Hükümdara Aşçı-Başının Nasıl Olması Lâzım Geldiğini Söyler 
Yanut berdi ögdülmiş aydı elig, bu işke bütün er kerek ked silig Öğdülmiş cevap verdi ve : — Ey hükümdar, bu işe mükemmel ve temiz ruhlu bir insan lâzımdır — dedi — 
Kişide talusı köni çın kişi, üdürgü aŋar bergü aş suv işi İnsanlar arasında doğru, dürüst ve seçkin bir kimse bulmalı ve yemek içmek işini onun eline bırakmalıdır. 
Bu işke idi çın bütün er tile, bağırsak tapuğsak uvutı bile Bu iş için çok dürüst ve doğru bir insan ara; o şefkatli, işine gönülden bağlı ve haya sahibi bir kimse olmalıdır. 
Bağırsak tapuğçı bütün çın kişi, begiŋe yuluğlar et öz cân başı İçten bağlı olan hizmetkâr, doğru ve dürüst insan tenini, canını ve başını beyine feda eder. 
Boğuzdın bolur barça begke hatar, işin kılsa aşçı anı kim yeter Bey için her türlü tehlike boğazdan gelir; aşçı işini yaparken, onu kim sevk ve idare eder. 
Kamuğ yerde begler küdezgü özin, yigü içgüde açğu saklık közin Beyler her yerde kendilerini gözetmelidirler; yemek-içmekte ise, bilhassa ihtiyat gözünü açmalıdırlar. 
Bodun başlar erke bolur miŋ yağı, yağı bolsa kimke yadığlığ ağı Halkın başında bulunan kimsenin bir çok düşmanı olur; kimin düşmanı varsa, ona karşı ağ hazırlanmış demektir. 
Bütün çın bışığ bolmasa bu kişi, hatarlığ bolur aşta begler işi Aşçı güvenilir, doğru ve olgun bir kimse olmazsa, yemek-içmekte beylerin durumu tehlikeye girer. 
Muŋar kiçki eski tapuğçı kerek, açınu süçinü aşın berse terk Bu iş için çok eski ve emektar bir hizmetkâr lâzımdır ki, beyi esirgeyerek, yemeği zevkle ve vaktında hazırlasın. 
Telim tapğı erse üküş emgeki, aŋar bütse bolğay açınmış begi İhsanını esirgemeyen bey hizmeti uzun ve emeği çok olan kimseye güvenebilir. 
Negü ter eşitgil kişi edgüsi, kalı teŋlemiş teg ukuş belgüsi Zekâsı bu vasıfları hâiz olan, insanların iyisi ne der, dinle. 
Kayu neŋe emgek katılsa üküş, sevüg boldı ol neŋ kamuğda küsüş Hangi işe çok emek sarfedilmiş ise, insan onu sever ve onu her şeyden tutar. 
Kayu neŋke ıdsa tiriglik kişi, sevüg boldı ol neŋ sevüg cân tuşı insan ömrünü hangi şeye sarfederse, o şey sevimli can kadar kıymetli olur. 
Tiriglik isiz ermez emgek isiz, bu emgekke bermez tiriglik isiz Ömür aziz değil, emek azizdir; bu emeğe sarfedilmeyen hayata yazıktır. 
Tiriglik barır er açımaz tilin, yava bolsa emgek açır kiç yılın Hayat gider, insan buna acıdığını itiraf etmez; emek boşa giderse, bunun acısı uzun seneler unutulmaz. 
Közi tok kerek ked yeme köŋli bay, arığlık kerek hem yüzi körki ay Aşçı-başının gözü çok tok ve gönlü zengin olmalı; temiz olduğu gibi, yüzü ve kıyafeti de ay gibi parlamalıdır. 
Sakınuk kerek din şeriat bilir, bu mundağ kişidin bütünlük kelir Takva sahibi, din ve şeriatı tanır bir insan olmalıdır; böyle insandan doğruluk gelir, 
Arığ boldı begler tadusı özi, arığ bolmasa aş kaçan yer kozı Beylerin kendileri ve onları vücûda getiren dört unsur temizdir; yemek temiz olmazsa, onu nasıl iştihâ ile yiyebilirler. 
Arığ bolsa aşçı arığ aş berür, arığ bolsa aş suv seve ked yelür Aşçı temiz olursa, temiz yemek verir; yemek temiz olursa, seve-seve yenilir. 
Közi suk kişi aşka sukluk kılur, elig tegrür aşka aşığ artatur Aç gözlü kimse yemeğe karşı haris davranır, yemeğe elini sokar ve onu berbat eder. 
Közi suk kişiniŋ kılınçı yeg ol, kılınç yegliki erke teŋsiz ig ol Aç gözlü adam çiğ tavırlı olur; çiğ tavırlı olmak insana yakışmayan bir hastalıktır. 
Neçe me bütün çın er erse köni, anıŋda bütün çın özüŋ bil munı Ne kadar güvenilir, doğru ve dürüst bir insan bulsan bile, bil ki, senin için en güvenilir ve doğru kimse yine kendinsin. 
Bütün tutğu barça kişig çın bışığ, özüŋ ked sakıŋu küdezgü başığ Bütün doğru ve olgun insanlara güvenmeli; fakat insan daha çok kendi-kendisini korumalı ve başını gözetmelidir. 
Muŋar meŋzetü keldi emdi bu söz, unıtma bu sözni ayâ edgü öz Buna benzer şöyle bir söz vardır; ey iyi insan, bu sözü unutma. 
Kamuğnı bütün tut küdezgil özüŋ, özüŋke bağırsak seniŋ öz közüŋ Her kese güven, fakat kendini gözet; sana karşı şefkatli olan, senin kendi gözündür. 
Kamuğda azizrek bu cânıŋ aziz, aziz cânnı bek tut uzatma sözüg Her şeyden daha fazla bu canın azizdir; azız canı koru ve sözü uzatma. 
Yüzi körki körklüg kerek kılkı uz, yülüg bolsa bodluğ tili köŋli tüz Onun yüzü, kıyafeti güzel, tavrı iyi, saçı-sakalı düzgün, yakışıklı ve özü-sözü bir olmalıdır. 
Bu körklüg kişi közke körnür arığ, arığ bolmasa aş boğuzka karığ Böyle güzel bir kimse göze temiz görünür; yemek temiz olmazsa, insanın boğazında kalır. 
Arığlıknı sevmişturur bir bayat, arığlık bile er bulur edgü at Tanrı temizliği sever, temizlik ile insan iyi ad kazanır. 
Arığlıknı barça kişiler tiler, arığ bolsa aş suv kişi ârzûlar Temizliği bütün insanlar ister; yemek temiz olursa, insan ona arzu duyar. 
Yırak tutğu aşta arığsız kişi, arığsız kişiniŋ arığsız işi Temiz olmayan kimseyi yemekten uzak tutmalı; temiz olmayan insanın işi de temiz değildir. 
Könilik kerek hem bülün çın kılık, köni bolmasa er tüzümez yorık Âşçı-başı doğru, dürüst ve itimat edilir bir kimse olmalıdır; doğru olmayan insan gidişini düzeltemez. 
Kalı egri bolsa bu aş başçısı, kamuğ egri boldı anıŋ işçisi Eğer aşçı-başı eğri olursa, onun bütün yamakları da eğri olur. 
Yumıtsa kalın yeg bu aş oğrısı, kaçan körki kelgey begi tirkisi Bu ham insan sürüsü, yemek hırsızları, mutbahta toplanırsa, beyin safrası nasıl güzel olur. 
Könilik kerek erke edgü kılınç, anın bulsa ötrü tilemiş sevinç İnsana doğruluk ve iyi hareket lâzımdır; insan bunlar ile arzu ettiği sevinci bulur. 
Negü ter eşitgil köni kılklığ er, köni kılkı bolsa ajun bütrü yer Doğru hareketli insan ne der, dinle; doğru hareket eden insan dünyanın bütün nimetlerine nail olur. 
Köni kayda bolsa kutadur küni, tünermez küni er yorısa köni Doğru insan nerede olursa-olsun, onun günü kutlu olur; doğru hareket eden insanın gündüzü geceye dönmez. 
Hıyânet kayu yerde ursa adak, asığ bergü barça kaçar ked yırak Hıyanet nereye ayak basarsa, faydalı olan her şey oradan çok uzaklara kaçar. 
Hıyânet kişi kayda sunsa elig, teŋiz erse suğlur kurıtur yerig Hıyanet eden adam bir yere el attımı, deniz bile olsa, kurutur. 
Bağırsak kerek ked begini sever, uvutluğ kerek ked özini yığar Aşçı-başı sâdık olmalı ve beyini çok sevmeli; nefsine hâkim ve haya sahibi bir kimse olmalıdır. 
Ukuşluğ kerek hem biliglig kerek, üdi bolsa aşka eriglig kerek Aşçı-başı akıllı ve bilgili olmalı; yemek vakti gelince, elini çabuk tutmalıdır. 
Törüçe yorısa tapuğ kılsa öz, kirürde çıkarda köni tutsa köz Usûl ve erkânı dâiresinde hareket ile hizmet etmeli ve girip-çıkarken, dâima önüne bakmalıdır. 
Ukuş işke tutsa küdezse özin, bilig işke tutsa tıdusa közin Aklını kullanarak, kendisini gözetmeli; bilgisini kullanarak, gözüne olmalıdır. 
Vefâ kılsa begke tilep edgü at, ol at birle edgü kalır meŋü at İyi ad dileyerek, beye vefalı olmalı; bu iyi ad ile onun adı da ebedîleşmiş olur. 
Ukuşluğ kişiler at edgü kolur, biliglig kişiler ınançlığ bolur Akıllı insanlar iyi ad isterler; bilgili insanlar itimâda lâyık olurlar. 
Ukuşluğ kişidin kişilik kelür, biliglig kişiler kişisi bolur Akıllı insandan İnsanlık gelir; bilgili kimse insanların insanı olur. 
Negü ter eşitgil ukuşluğ kişi, ukuşluğ kişi ol kişide başı Akıllı insan ne der, dinle; insanların başı akıllı insandır. 
Ukuşluğ vefâlığ kişi tüzüni, yuluğlar kişike kamuğ özini Akıllı, vefalı kimse insanların asilidir; o başkaları için her vakit kendisini feda edebilir. 
Arığsız cefâlığ kılınçı otun, kalı aydı erser kıyar sözini Temiz olmayan, cefakâr ve küstah kimse, söz vermiş olsa dahi, sözünden döner. 
Munu aydım emdi ay elig kişi, bu yaŋlığ kerek bolsa aşçı başı Ey hükümdar, Şte söyledim; aşçıbaşı olacak insan böyle olmalıdır. 
Kirip ötrü tirki ayak başlasa, anıŋdın begi aş seziksiz yese Böyle bir kimse sofra ve kapları idare eder ve beyi de, ondan şüphe etmeden, yemeğini yiyebilir. 
Bu erdi ay elig özüm bilmişin, ayu berdim emdi köŋül bulmışın Ey hükümdar, benim bildiğim bunlardır; hatırıma gelenleri işte arzettim. 
İlig suali Öğdülmişke HÜKÜMDARIN ÖĞDÜLMİŞ'E SUÂLİ 
Elig aydı uktum eşittim munı, takı bir sözüm bar ayu ber anı Hükümdar : — Bunu dinledim ve anladım — dedi — bir sözüm daha var, onu da soyleyiver. 
Maŋa ayğıl emdi idişçi başı, negü teg kerek kılsa içgü işi Şimdi bana içkici-başını anlat; içki işine bakan insan nasıl olmalıdır ki, 
İnansa aŋar beg ne köŋli bütüp, alıp içse içgü anı çın tutup Bey ona inansın ve iç huzuru ile onu doğru bilerek, elinden içki içsin. 
Öğdülmiş İligke İdişçi Başı Negü Teg Kerekin Ayur Öğdülmiş Hükümdara İçkici-Başının Nasıl Olması Lâzım Geldiğini Söyler 
Yanut berdi ögdülmiş aydı elig, muŋar ma idi ked yetürsü bilig Öğdülmiş cevap verdi ve: — Hükümdar bu hususu da çok iyi düşünmelidir — dedi — 
Öz igdiş kerek ked sınamış yılın, köŋül basmış erse könitmiş yolın Öz kardeşlerinden veya uzun yıllar iyice tecrübe edilmiş, nefsine hâkim ve doğru yolda yürüyen biri olmalıdır. 
Bütün çın bağırsak közi köŋli tok, köni bolsa kılkı mesel atğu ok Güvenilir, doğru, sâdık, gözü ve gönülü tok, tabiatı da atılan ok gibi doğru olmalıdır. 
Anın ötrü bolsa idiş tutğuçı, yarağay bu işke yetilgey küçi Bu işe içkiyi iyi muhafaza eden ve bunu hazırlamağa muktedir böyle biri münâsip olur. 
Kamuğ törlüg otlar idişçi tutar, güvâriş ya macûn ya çurnı katar Içkici-başı her türlü otları hazır bulundurur; hazım, kuvvet veya müshil ilâcı, hazırlar. 
Telim törlüg otlar anıŋda bolur, yegü yalğağu ot ya içgü kolur Onun elinde yenilen, yalanan veya içilen, arzu edilen her türlü ilâç bulunur. 
Kuruğ öl yemiş tut ya içgü süçig, anıŋdın bolur bu boğuzka keçig Kuru veya yaş meyva yahut içki ve şarap, bunlar boğaza hep onun elinden girer. 
Boğuzdın bolur barça begke hatar, boğuz tatğı aşçı idişçi tutar Bey için her türlü tehlike boğazdan gelir; boğazın tadı aşçı ve içkicinın elindedir. 
Bu aşçı idişçi bütün bolmasa, idi sarp bolur begke içse yese Aşçı ve içkici itimat edilir kimseler olmazsa, beyin emniyetle yiyip içmesi çok güç olur. 
Negü ter eşit ay biliglig bügü, boğuz ked küdezgü aş akru yegü Bilgili ve hakîm insan ne der, dinle; boğaza çok dikkat etmeli ve yavaş-yavaş yemelidir. 
Boğuzuğ küdezse başıŋa asığ, aşığ az yese bu ağızka tatığ Boğazı gözetmek, baş için faydalıdır; az yemek, ağıza tatlı gelir. 
Üküş kördüm erni yava kıldı baş, küdezmedi boğuzın kovı kıldı yaş Çok insan gördüm; boğazını gözetmediğinden, beyhude yere başına kıydı ve hayatını heder etti. 
Boğuzdın kirür ig kişike kemi, boğuzdın bolur hem aŋar ot emi Hastalık ve rahatsızlık insana boğazdan gelir; tedavi ve ilâç da boğazdan olur. 
Ukuşluğ kerek hem bilig ked bilir, ukuşluğ kişidin kişilik kelir O akıllı ve çok bilgili olmalıdır; akıllı insandan insanlık gelir. 
İsizke katılmaz ukuşluğ kişi, bütün çın bolur bu biliglig işi Akıllı insan kötüye karışmaz; bilgili insan da doğru ve dürüst hareket eder. 
Köni ermese küygey erdi ulun, köni turmasa kör bolur er bulun Ok düz olmasa idi; doğru gitmezdi; insan doğru hareket etmezse, başkalarının esîri olur. 
Köni bol sen iş kıl ay ersig begim, könilikte taştın yok ermiş yegim Ey kahraman beyim, sen doğruluk ile çalış; bence doğruluktan daha iyi bir şey yoktur. 
İdişçi başı ked koyuğ er kerek, köni tutsa ötrü köŋül ög yürek îçkici-başılık için çok titiz insan lâzımdır; o gönlünü, aklını ve yüreğini doğru tutmalıdır. 
Könilik öze işlese iş bütün, yakurmasa özke yarağsız otun Bütün işleri doğruluk ile yapmalı; uygunsuz ve küstah kimseleri kendisine yaklaştırmamalıdır. 
Öz elgi bile katsa içgü körüp, özi beklese kodsa tamğa urup İçkiyi bizzat kendi eli ile karıştırmalı; kendisi mühürleyerek, muhafaza altına almalıdır. 
Yegü içgü katmış kamuğ otlarığ, öz elgi bile katsa tutsa arığ Yemek ve içkiye karıştırılan bütün otları kendi eli ile katmalı ve bunların temizliğine dikkat etmelidir. 
Kuruğ öl yemiş ya cülengbin cülâb, özi katğu tutğu bu barça şerâb Kuru, yaş meyva veya gül-balı, gül-şurûbu, bütün bu içkileri kendisi yapmalı ve muhafaza etmelidir. 
Açınu süçinü bağırsaklıkın, idişin küdezse ötese hakın Şefkat, sevgi ve sadâkatle beyin içkisini gözeterek, onun hakkını ödemelidir. 
Kirür otrü emgek begi tapğıŋa, ol emgek tusulur kulı asğıŋa Böylece beyinin hizmetine onun emeği geçer ve bu emek kulun faydasını te'min eder. 
Kayu neŋke kirse kişi emgeki, uş ol neŋde boldı cânınıŋ köki İnsanın hangi şeye emeği geçerse, onun canı o şeye bağlanmış olur. 
Muŋar meŋzetü sözledi söz silig, siligler sözi körse barça bilig İyi tabiatlı insan buna benzer bir söz söylemiştir; böyle insanların sözü, dikkat edersen, hep bilgidir. 
Kayu neŋke kirse kişi emgeki, sevüg boldı ol neŋ sevüg cân köki İnsanın hangi şeye emeği geçerse, o şey sevgili can kökü gibi sevilir. 
Kişi emgek ıdsa tiriglik ıdıp, anı sevgü yüdgü yüdürse yüki İnsanın ömür boyunca emek verdiğini sevmeli ve yüklenince de onun külfetine katlanmalıdır. 
Bu yaŋlığ bulunsa idişçi başı, aŋar berse bolğay idişçi işi Böyle bir içkici-başı bulunursa, içki işi ona verilebilir. 
Bu işke munı teg silig er kerek, munıŋ tapğı körki yarutsa yürek Hizmetinin iyiliği ile içten memnun kalmak için, bu işe böyle temiz tabiatlı bir insan lâzımdır. 
Munıŋda basakı bu boşğutları, sakalsız kerek barça körki yarı İçkici-başının sakileri de hep genç ve güzel yüzlü olmalıdırlar. 
Yalıŋ yüzlüg oğlan tolun teg yüzi, bodı tal kara saç bediz teg özi Yüzünde henüz tüy belirmemiş bu oğlanların yüzü dolun ay, boyu fidan, saçı kara ve görünüşleri tasvir gibi güzel olmalıdır. 
Beli bolsa yılmık yana yarnı keŋ, ürüŋ bolsa kırtış kızıl kızğu eŋ Belleri ince, omuzları geniş, teni beyaz ve yanakları al-kırmızı olmalıdır. 
Yaşıl kök sarığ al ağı ton kedip, aşağu kötürse yaraşur yorıp Onların yeşil, mavi, san ve pembe ipek elbiseler giyip dolaşmaları ve yemek taşımaları hoş olur. 
Sakalsız kerek bu idişçi arığ, küdezilse içgüde kıl tü yamığ İçkinin kıl, tüy ve çer-çöpten korunması için, içkici sakalsız ve temiz bir insan olmalıdır. 
İdişte tü bolsa yarağsız bolur, tü aş suvka tüşse tatığsız bolur İçkide kıl bulunursa, yakışık almaz; kılın yemeğe ve içkiye düşmesi tatsız bir şeydir. 
Munın aydı bolğay bilig bergüçi, sakalsız kerek tep idiş tutğuçı Bilgi veren bundan dolayı — "Kadeh sunanlar sakalsız olmalıdır" — demiş olacaktır. 
İdişçi arığ bolsa körklüg yüzi, anıŋdın siŋer içse içgü kozı Kadehçi temiz ve güzel yüzlü olursa, içilen içki iştiha ile içilir ve insanın içine siner. 
Negü tutsa körklüg kişi kılkı uz, yaraşur alır kör bu cân ülgi köz Güzel yüzlü, tavır ve hareketi zarif olan kimse ne sunsa, yakışır; bak, göz ondan canın hissesini alır. 
Negü ter eşitgil bu beyt ayğuçı, eşitgil munı sen ayâ bilgüçi Şu beyti söyleyen ne der, dinle; ey bilen insan, bunu sen dinle. 
Yüzi körki körglüg kerek kılkı uz, negü tutsa andın tamar barça tuz Yüzü-gözü güzel, tavır ve hareketi zarif olmalıdır; o ne sunarsa sunsun, zevkle içilir. 
Karın açmış erke yüzi körse aş, usup susamış ka körüp kanğusuz Karnı acıkmış insana onun yüzünü görmek bir yemektir; susamış insan için, o bakıp kanılmaz bir içkidir. 
İdişçi başı kör uş andağ kerek, idiş tutğuçılar bu mundağ kerek İçkıci-başı işte böyle, sâkîler de öyle olmalıdır. 
İnansa aŋar ötrü begler bütüp, yakın tutsa bolğay bütün çın tutup Beyler onlara itimât ederek, inanır ve doğru-dürüst insan olarak, onları kendilerine yakın tutabilirler. 
Ay elig kaç işke er üdrüm tile, bağırsak közi tok uvutı bile Ey hükümdar, şu bir kaç işe sâdık, gözü tok ve haya sahibi, seçkin insanlar ara. 
Birisi yalavaç bitigçi biri, takı bir idişçi kör aşçı biri Bunlardan biri — elçi, biri — kâtip, biri — içkici-başı ve biri de — aşçı-başıdır. 
Bularığ idi ked talula birin, kalı tuşsa teŋsiz ökünme yarın Bunların her birini çok iyi seç; eğer uygunsuz kimseler seçilirse, sonra peşiman olma. 
Yalavaç bitigçi kalı bolsa yig, anıŋ yası elke tokır ay tetig Eğer elçi ile kâtip olgun kimseler olmazsa, ey zeki insan, bunun zararı memlekete dokunur. 
İdişçi ya aşçı yeg erse kalı, anıŋ yası cân kör tiriglik ulı Eğer içkici ve aşçı-başılar çiğ olurlarsa, bunların zararı hayatın esası olan cana dokunur. 
Katığlan ay elig bu bir kaç kişig, talulayu üdrü tutuzğıl işig Ey hükümdar, gayret et, bu birkaç insanı iyi seç, sonra işleri onların ellerine bırak. 
Yana aydı ögdülmiş elig kutı, bedük boldı begler işi teg atı Öğdülmiş devamla : — Ey devletli hükümdar, beylerin işi gibi, adı da büyük olur — dedi — 
Bedük işte teŋsiz baş ağrığ bolur, baş ağrığ kötürmese beglik kalur Büyük işin her türlü derdi olur; bu derdler ortadan kaldırılmazsa, beylik ortadan kalkar. 
Negü ter eşitgil keŋeşçi öge, keŋeşte töker begke yünçü üke Dinle, istişarede beyin önüne yığınla inci döken has-müşâvir ne der. 
Ayâ beg erej kolma emgek kötür, erej birle emgek adakşu yatur Ey beyim, rahat arama, zahmeti ortadan kaldır; rahat ile zahmet bir arada bulunur. 
Beg emgep el itse bodun şük bayur, bayusa bodun beg tileki bolur Bey zahmet çekip, memleketi tanzim ederse, halk kendi-kendine zenginleşir; halk zenginleşirse, beyin her arzusu yerine gelir. 
Sevinme ked artuk erejlig kişi, bolur âhır emgek erejke tuşı Ey huzur içinde yaşayan bey, buna fazla sevinme; sonunda huzuru zahmet takip eder. 
Neçe me bu aşçı idişçi saŋa, bütün erse artuk ay ersig toŋa Ey cesur kahraman, aşçı ve içkici-başılar sana ne kadar çok itimat telkin ederlerse-etsinler, 
Olarda bağırsak özüŋe özüŋ, adın bolmağay sen uzatma sözüg Seni onlardan daha çok esirgeyecek olan yine kendinsin; sözün kısası, bu başka bir kimse olamaz. 
Negü ter eşitgil öge buyrukı, unıtma munı sen biti hem okı Has-müşâvir ne tavsiye eder, dinle; bunu unutma, yaz ve dâima oku. 
Sevüg cân özele iminde imin, kolup bulmadım men özümde öŋin Aradım, aziz can için kendimden daha emin başka bir kimse bulamadım. 
Katığlan küdezgil katığ tut anı, kalı bardı erse tileme emin Gayret et, gözet, onu sağlam tut; eğer giderse, ona çâre bulunmaz. 
Ayıtmış nı aydım ay elig kutı, negü teg kerekin emi hem otı Ey devletli hükümdar sorulanlara cevap verdim; onun nasıl olması lâzım geldiğini, çâre ve tedbirini bildirdim. 
Bu yaŋlığ kişi birle begler bedür, yağı boynı yençer kü çavın ıdur Beyler böyle insanlar ile yükselir, düşmanın boynunu ezer, kendilerinin nâm ve şöhretini yayarlar. 
Munu sözledim men saŋa belgülüg, takı bir sözüm bar adın ülgülüg İşte sana açıkça söyledim, fakat üzerinde durulacak başka bir sözüm daha var. 
Elig tıŋlar erse anı sözleyin, yok erse bu sözni özüm kizleyin Hükümdar dinlemek lutfunda bulunursa, onu da söyleyeyim; eğer münâsip görmezse, sözüm bana kalsın. 
İlig suali Öğdülmişke HÜKÜMDARIN ÖĞDÜLMİŞ'E SUÂLİ 
Yanut berdi elig ayur ay bügü. negü ol maŋa ay sözüg sözlegü Hükümdar cevap verdi ve : —Ey hakim, diyeceğin nedir, bana söyle —dedi— . 
Seniŋdin eşitgü kerek barça söz, biligke teriz sen ukuşka ögüz Senden her sözü dinlemek icap eder; sen bilgi denizi ve akıl deryâsısı. 
Öğdülmiş cevabı İligke ÖĞDÜLMİŞ'İN HÜKÜMDARA CEVABI 
Yanut berdi ögdülmiş aydı elig, eligdin tegir elke törlüg bilig Öğdülmiş cevap verdi ve : — Ey hükümdar, memlekete her türlü bilgi hükümdardan gelir — dedi— 
Eligke ötündüm tapuğçı yolı, negü teg tapınğu begiŋe kulı Hizmetkârların yolunu ve kulun beyine nasıl hizmet etmesi lâzım geldiğini hükümdara arzettim. 
Yeme bilgü begler tapuğçı kulın, negü teg açınğu tapınsa yılın Beyler de hizmetkâr kullarına ve yıllarca hizmet edenlere nasıl ihsanda bulunmak lâzım geldiğini bilmelidirler. 
Neçe beg hakı erse kullar öze, yeme kul hakı yokmu begler öze Kullar üzerinde beyin o kadar hakkı var da, beyler üzerinde kulların hakkı yokmudur. 
Kalı beg hakın körse kullar turup, kerek kul hakın körse tapğın körüp Eğer kullar beyin karşısında hizmet ile, onun hakkını yerıne getirirlerse beyin de, hizmetlerine göre, kullarının hakknı vermesi lâzımdır. 
Tapuğçı tapuğ kılsa dünyâ üçün, kalı bulmasa dünyâ emger küçün Hizmetkâr dünyalığı için hizmet eder; eğer, dünyalığını bulamazsa, gadre uğramış olur. 
İlig suali Öğdülmişke HÜKÜMDARIN ÖĞDÜLMİŞ'E CEVABI 
Elig aydı keldür maŋa ay aça, negü ol tapuğçı hakı ay seçe Hükümdar : — Haydi, bana açık söyle ve bir-bir anlat; hizmetkâr hakkı ne demektir — dedi. 
Öğdülmiş İligke Tapuğçilar Haki Begler Öze Negü Teg Erdükin Ayur Öğdülmiş Hükümdara Hizmetkârların Beyler Üzerindeki Haklarının Neler Olduğunu Söyler 
Bu ögdülmiş aydı bu begler öze, tapuğçı hakı bar tapuğda oza Öğdülmiş dedi: — Beyler üzerinde hizmetkârın, daha hizmete başlamadan evvel, bir alacağı vardır. 
Eŋ aşnu yegü içgü bergü kerek, tapınğu itiglerin itgü kerek Ona ilk önce yiyecek ve içecek vermek ve onun hizmet esbabını hazır: lamak lâzımdır. 
Tapuğ kılmak emgek katığ iş bolur, munı bilse begler tapuğ tiş kılur Hizmet etmek zahmetli ve ağır bir iştir; beyler bunu takdir ederlerse, hizmetkâr daha çok gayret eder. 
Et öz cân yuluğlar tapuğ kılğuçı, tiler beg sevinçi bu kul bolğuçı Hizmet eden insan tenini ve canını feda eder; kulluk eden beyini memnun etmek ister. 
İsig tumlığ aç tok yadağ hem yalıŋ, kılıç baldu ok yer ay elig biliŋ Onlar sıcakta, soğukta, aç, tok, yaya ve çıplak hâlde, kılıç, balta ve ok darbelerine mâruz kalırlar; ey hükümdar, bunu bil. 
Kedin öŋdün oŋ sol bolur bu turup, begin inçke tegrür bu emgek körüp Onlar öne, arkaya, sağa ve sola giderler; oralarda beylerini huzura kavuşturmak için, zahmet çekerler. 
Yağıka bu öŋdün bolur bek tolum, tiriglik tiler begke özke ölüm Onlar düşmana karşı ön safta bir silâh vazifesi görürler; beyin yaşaması için kendilerini ölüme atarlar. 
Bu yaŋlığ beginiŋ sevinçin tilep, özin emgetür tünni künke ulap Bu şekilde beyinin huzurunu diler ve geceyi gündüze katarak, zahmet çekerler. 
Bu tapğı üçün beg ötegü hakın, anı edgü tutğu bağırsaklıkın Bu hizmetleri için bey onların hakkını ödemeli; onlara şefkatle muamele etmelidir. 
Negü ter eşitgil uç ordu hanı, bodunda talusı kişide çını Halk arasında seçkin ve insanların doğrusu olan Üç-Ordu hanı ne der, dinle. 
Ayâ beg boluğlı bodunka uluğ, bedüt edgü tutğıl tapuğçı kuluğ Ey halkın büyüğü ve bey olan kimse, hizmetkâr kullarına iyi muamele et ve onları yükselt. 
Tapuğçı bile begler elgi uzar, tapuğçı bile erklig el kend tüzer Beyler hâkimiyetlerini hizmetkârlar vâsıtası ile elde ederler; hükümdar hizmetkârlar ile memleketini düzene koyar. 
Neçe beg uluğ bolsa aslı bedük, tapuğçı bile boldı atı bedük Beyin aslı ne kadar ulu ve kendisi ne kadar büyük olursa-olsun, onun adı hizmetkârları ile yükselir. 
Ay elig kişilik mürüvvet bolur, mürüvvet kişike tarikat bolur Ey hükümdar, insanlık— mürüvvettir; mürüvvet— insan için, bir tarikattır. 
Mürüvvet tarikat bu ol belgülüg, kişi emgeki bilse kılsa ülüg Mürüvvet ve tarikat, hiç şüphesiz, insanın emeğini takdir ile hakkını vermektir. 
Tapuğçı kapuğda umınçka turur, umınç bermese beg mürüvvet barur Hizmetkâr kapıda ümit ile hizmet eder; bey onun umduğunu vermezse, mürüvvet gider. 
Körü barğu begler tapuğçı neçe, tusulur neçe ol tusulmaz neçe Beyler hizmetkârın nasıl olduğuna ve işe yarayıp-yaramadığma her vakit dikkat etmelidirler. 
Tusulur teŋinçe açıŋu kerek, tapınmış teŋi hak tegürgü kerek işe yaradığı nisbette ona ihsanda bulunmak ve hizmeti nisbetinde onun hakkını ödemek lâzımdır. 
Kişi yılkıda ınğa ermez ay beg, munı teŋlese iş bolur ülgü teg Ey hükümdar, insan hayvandan daha aşağı bir mahlûk değildir; bunu kıyâs tutarsan, iş ölçüsüne göre olur. 
Boğuz todrur aşnu kişi yılkınıŋ, basa asğı kötrür bu yalŋuk anıŋ insan önce hayvanın karnını doyurur; sonra bu insan ondan istifâde eder. 
Açığ berse begler tilin edgü söz, tapuğçı yuluğlar begiŋe et öz Beyler ihsanda bulunur ve iyi sözle onu takdir ederlerse, hizmetkâr beyine kendisini feda eder. 
İsinür tapuğçı bağırsak bolur, özin emgetür beg sevinçin kolur Hizmetkâr böylece onu sever, ona candan bağlanır; beyinin huzûrunu temin için, kendisi zahmet çeker. 
Muŋar meŋzetü sözlemiş söz tetig, bilig birle yalŋuk uzatur elig Zeki bir insan buna benzer bir söz söylemiştir; insan bilgi ile etrafına hâkim olur. 
Kişi edgülükke sevüg cân berür, bir edgü yanutı on edgü kılur insan, iyiliğe karşılık, aziz canını verir; bir iyiliğe karşı on iyilik yapar. 
Asığ bolsa yalŋuk özin kul kılur, aŋar kul bolur özke emgek urur Menfaati olursa, insan kendisini kul yapar; başkasının kölesi olur ve zahmete katlanır 
Tapuğka körü bergü edgü açığ, yalıŋnı bütürgü todurğu açığ Ona, hizmetine göre, bol ihsanlarda bulunmalı; çıplak ise, giydirmeli; aç ise, doyurmalıdır. 
Negü beg bolur ol ay elig kutı, kitermese kuldın çığaylık atı Ey devletli hükümdar, eğer kuldan fakir adını kaldıramazsa, o nasıl bir bey olur? 
Negü ter eşitgil avuçğa sözi, avuçğa sözi ol yegitler közi İhtiyarlar ne derler, dinle; onların sözü gençlerin gözüdür. 
Kişi emgek ıdsa kişi yurnıŋa, yanutı kişilik kılur ornıŋa Bir kimsenin bir insan parçasına emeği geçerse, o buna karşılık ona insanlık yapar. 
Kişi emgeki bilmegüçi kişi, kişi tep atamağu yılkı tuşı însan emeğini takdir etmeyen kimseye insan dememelidir; o hayvana benzer. 
İki törlüg ol bu tapuğ kılğuçı, biri boş biri kul umınç tutğuçı Hizmette bulunan kimseler iki türlü olur; biri — hür, biri — kul. 
Bu kul kendü erksiz tapuğçı bolur, tapuğ kılmasa begde berge bulur Kul kendi ihtiyarı dışında hizmet eder; işi görmezse, beyden dayak yer. 
Boşuğ kör bu tapnur özin kul kılıp, munıŋ emgekin yulğu tapğın bilip Hür insana bak, o kendisini kul edip, hizmet eder; onun hizmetini takdir etmek ve emeğini karşılamak lâzımdır. 
Boş âzâd kişi barça edgü kulı, bularka aça bergü edgü yolı Hür ve serbest insanlar hep iyiliğin kuludurlar; bunlara her vakit iyilik yolunu açık bulundurmalıdır. 
Boşuğ kul bile tutsa bolmaz bu tüz, boşuğ boş teŋi tut kuluğ kulça üz Hür insanı kul ile bir tutmak olmaz; hür insana hür muamelesi yap, kulu da kul gibi kullan. 
Bu begler kapuğı erej kapğı ol, erej kapğı tutmak özüŋ asğı ol Beylerin kapısı huzur kapısıdır; huzur kapısına kapılanmak, kendi menfaati icâbıdır. 
Tapuğçı bayusa beg atı bolur, bu atı duâ birle meŋü kalur Hizmetkâr zenginleşirse, bey nâm kazanır ve bu nâmı duâ ile ebedî kalır. 
Ay elig tapuğçı bile beg mesel, satığçı osuğluğ bolur çın tükel Ey hükümdar, hizmetkâr ile bey arasındaki münâsebet, gerçekten, tam bir alıcı-satıcı münasebeti gibidir. 
Satığçı berür neŋ aŋar mün sanı, alığlı alır elde evrer anı Satıcı mal verir ve bu ona sermâye olur; alıcı da bunu alır ve bunu memleketten-memlekete dolaştırır. 
Yıl ay kün tükese asığ yomdarur, yüz utru ulaşur öz asğı alur Yıl, ay ve günler geçince, kâr birikir; tekrar karşılaşırlar ve her biri kendi kârını alır. 
Muŋar meŋzer emdi tapuğçı kişi, begi birle ortuk sakışlığ işi işte bunun- gibi, hizmetkârın işi de beyi ile ortak hesaba bağlıdır. 
Begi neŋ berür kulka edgü sözün, tapuğçı et öz birle tapnur özün Bey kula mal verir ve iyi sözle onu teşvik eder; hizmetkâr ise, kendi vücûdu ile ona hizmet eder. 
Urur cân yuluğlap tapuğçı kılıç, anıŋ asğı el kend uluşlar erinç Hizmetkâr canını feda ederek, kılıç sallar; bunun kârı, şüphesiz, ildeki memleket ve şehirlerdir. 
Yağı boynı yençer hazine urur, tilek ârzû nimet ulaşu kelür Düşmanın başını ezer ve hazine toplar; dilek, arzu ve nîmet birbiri ardınca gelir. 
Bu barça asığ sanı boldı tegim, asığ kılğuçığ edgü tutğu begim Bunların hepsi gelir ve kâr gibidir, ey beyim, kâr getiren hoş tutulmalıdır. 
Negü ter eşitgil bu sartlar başı, öz asğın tilep dünyâ kezgen kişi Tüccar-başı, kendi kârı uğurunda dünyayı dolaşan insan, ne der, dinle. 
Asığlığ kul erse oğulda yakın, asığsız oğulnı yağı bil sakın Faydalı olan kimse, kul bile olsa, oğuldan daha yakındır; faydasız oğulu düşman bil ve ondan sakın. 
Kamuğ teprenigli asığka yorır, asığ bolmasa avçı evde karır Bütün uğraşan insanlar menfaatleri uğrunda koşarlar; bir menfaati olmasa idi, avcı evinde ihtiyarlayıp giderdi. 
Er at boldı begler kanatı yügi, kanatsız kuş uçmaz ay begler begi Asker beylerin kanat tüyüdür; ey beyler-beyi, kanatsız kuş uçamaz. 
Er at birle begler küçi belgürer, er at birle begler tügünler yörer Beylerin kuvvet ve kudreti asker ile belli olur; beyler asker ile düğümleri çözerler. 
Yumıtsa kayu begke ersig eren, ajunka bu beg boldı sâhibkırân Hangi beyin etrafında cesur asker toplanırsa, o dünyaya sâhip-kıran bir bey olur. 
Kayu begde erdem yumıtsa tükel, aŋar yığlur ârzû ne kolsa tükel Hangi beyde bütün faziletler birleşirse, bütün istedikleri şeyler onun etrafında toplanır. 
Ajunçıkaerdem kerek miŋ tümen, bu erdem bile yer ajunçı cihân Dünya hâkimine binlerce fazilet lâzımdır; dünya hâkimi bu faziletler ile cihanı elde eder. 
Uçuz tutma erdemni ögren oğul, bu erdem yorıkı ürüŋ kuş teg ol Ey oğul fazileti kıymetsiz sayma, öğren; bu faziletin tabiatı ak kuşa benzer. 
Ürüŋ kuş kutı teg bu erdem kutı, yorı kuş atağıl sen erdem atı Bu faziletin saadeti ak kuşunki gibidir; haydi, sen fazilete kuş adını ver. 
Negü ter eşitgil ürüŋ başlığ er, ajunuğ karıtmış uzun yaşlığ er Dünyayı ihtiyarlatmış, çok yaşamış, ak saçlı insan ne der, dinle. 
Bilig erdem ögren ağır tut anı, ağır kılğay âhır ol erdem seni Bilgi ve fazilet öğren, ona hürmet et; bu fazilet sonra sana da hürmet te'min eder. 
Bilig bil ukuş uk yorıma yava, üdi kelse edgü berür ol küni Bilgi edin, anlayış sahibi ol, vaktini boş geçirme; vakti gelince, o sana iyilik getirir. 
İlig cevabı Öğdülmişke HÜKÜMDARIN ÖĞDÜLMİŞ'E SUÂLİ 
Bu sözler eşitti sevindi elig, ayur ay ukuşluğ uruğı silig Hükümdar bu sözleri dinledi, sevindi ve: — Ey akıllı, ey nesebi temiz — dedi — 
İdi yakşı urduŋ kişilik ulı, bu ol çın vefâlığ kişiler yolı İnsanlığın temelini çok iyi tesbit ettin; gerçekten vefalı insanların yolu budur. 
Bodun erki boldı meniŋ bu özüm, uzun boldı elgim yorık til sözüm Ben kendim halk üzerine hâkim oldum; her şeye muktedir oldum ve sözüm her yerde geçer oldu. 
Küvenmez men emdi bu beglik bulup, öz inçlik tilep me tiriglik bulup Şimdi ne bu beyliğe nail olduğum ve ne de bu hayatta kendi huzurumu dilediğim için öğünüyorum. 
Tilekim bu ol kim maŋa kelgüçi, bayusa meniŋdin bedüse küçi Asıl dileğim şudur : bana gelen kimse zenginleşsin, benim sayemde kudret ve nüfuzu artsın. 
Bu begler sevinçi yarınkı asığ, duâ tap maŋa edgü atın yanığ Bu beylerin sevinci yarının kârıdır; buna karşılık hayır-duâ ve iyi adla zikredilmem bana yeter. 
Bu barı hazine bu altun kümüş, er atka ülegüke tirdim üküş Bütün bu hazineyi, bu bir çok altın, gümüşü askere dağıtmak için biriktirdim. 
Kişike berürmen tilep edgü at, duâ artsu atım yorıtsu bayat İyi nâm kazanmak arzusu ile, bunları başkalarına veriyorum; çok duâ kazanayım ve Tanrı adımı dünyaya yaysın. 
Tilekim bu ol kim maŋa tapğuçı, bayup kalsa minde kedin kalğuçı Dileğim şudur: bana hizmet edenler ve bundan sonra yaşayacak olan hizmetkârlarım sıkıntı çekmesinler. 
Özüm köçse barsa kalır bu bodun, duâ birle tapsa maŋa ol üdün Ben göçüp giderim, bu halk kalır; o zaman beni diıâ ile anmalarını isterim. 
Öğdülmiş cevabı İligke ÖĞDÜLMİŞ'İN HÜKÜMDARA CEVABI 
Yanut berdi ögdülmiş aydı elig, yetürdi bu işke tükel ög bilig Öğdülmiş cevap verdi ve:— Hükümdar bu işi akıl ve bilgi ile çok ıyi kavradı — dedi — 
Ölügli kişike negü bar adın, meger edgü atı yorısa kedin Ölen insan için, kendisinden sonra iyi adının Jcalmasından daha başka ne olabilir. 
Bu dünyâ tilese ülegü kümüş, kalı ukbi kolsa bu ol hem yuluş Bu dünyayı isteyen insan gümüş dağıtmalıdır; ukbâ isteyen için de kurtuluş yolu budur. 
Bu altun kümüşüg üle ay elig, kayu el tilese yetilgey elig Ey hükümdar, altın ve gümüş dağıt; hangi memleketi istersen, oraya hâkim olursun. 
Negü ter eşitgil bügü beg tili, bu beglik işiŋe ol urmış ulı Hâkim bey ne der, dinle; bu devler işinin temelini o atmıştır. 
Ülegü neŋ er tutğu begler kalın, kaçan kolsa tutğay yağısı elin Beyler mal dağıtmalı ve çok asker tutmalıdır; ne zaman isterse, düşmanının memleketini ele geçirir. 
Hazine nerek köp er at çok kerek, begi bay kereksiz bodun tok kerek Hazine neye gerek, çok asker lâzım; beyin zenginliğine lüzum yok, halk tok olmalıdır. 
Er at bolsa begler eli eksümez, er at bolmasa beg elin keç yemez Asker bulundukça, beylerde memleket eksik olmaz; asker olmasa, bey memleketine uzun müddet hâkim kalamaz. 
Er at bolsa begdin sevinçlig yaruk, kayu el tilese bulur beg anuk Asker beyden memnun oidumu, bey hangi memleketi isterse, onu elinde bulur. 
Akı bolsa elgi ajun begleri, ikigü ajunnuŋ bu buldı töri Dünya beylerinin eli açık olursa, onlar her iki dünyada baş-köşeye otururlar. 
Negü ter eşitgil biliglig tilin, saranlık bile beg yeyümez elin Bilgili ne der, dinle; hasis bir bey memleketine hâkim olamaz. 
İki neŋ karıştı yakışmaz kaçar, saranka yağumaz akığ berk kuçar Bu iki şey birbirine zıddır, onlar birbirlerinden kaçarlar; insan hasise yanaşmaz, cömerde sıkıca yapışır. 
Sarandın kaçar barça erdemlig er, akıka yumıtur tilek ârzû yer Bütün faziletli insanlar hasisten kaçarlar ve cömerdin etrafında toplanarak, dilek ve arzularına kavuşurlar. 
Saranlık bile boldı beglik yağı, saranka kopar tegme yerde çoğı Hasislik ile beylik birbirine düşmandır; hasise karşı her yerde isyanedilir. 
Adın iki neŋ ol bu el tutrukı, birisi sav altun kılıç bir takı Memleketi ayakta tutan daha iki şey vardır : biri — som altın, biri de — kılıçtır. 
Akılık bile beklegü ol elig, akılık bile beg bedür ay elig Memleketi cömerdlikle muhafaza etmelidir; ey hükümdar, bey cömerdlikle büyür. 
Kür alp er kötürse yaşın teg temür, azığlığ erenlerde teşlür tamur Cesur, kahraman adam, yıldırım gibi kılıç sallarsa, azılı muhariplerin damarı patlar. 
Sav altun bile türtse begler elig, kılıçsız tili birle evrer elig Altın vere-vere eli nasır tutan beyler memleketi kılıç kullanmadan, söz ile idare ederler. 
Bu iki bile itgü uş bu elig, bu iki bile er bedür ay elig Memleketi şu iki şey ile tanzim etmeli; ey hükümdar, insan bu iki şey ile büyür. 
Sav altun yazar ol tügülmiş kişig, sav altun iter ol buzulmış işig Çatılan yüzleri som altın güldürür, bozulmuş işlen som altın yoluna koyar. 
Kılıç kayda erse kümüş anda ol, kümüş kayda erse kılıç tuttı yol Kılıç nerede ise, gümüş oradadır; gümüş nerede ise, kılıç oraya yönelir. 
Ayâ beg kümüş saç tirilsü ked er, kümüş yığsa saçlur kılıçlığ kur er Ey hükümdar, gümüş saç, yiğit kimseler toplansın; kendin için gümüş toplarsan, etrafındaki kılıçlı yiğitler dağılır. 
Kılıçlığ kür er kör kümüşke tutuğ, yumıtmış sav altun kılıçka yuluğ Kılıçlı, cesur yiğit, bak, gümüşe rehindir; toplanmış som altın kılıca feda olsun. 
Saran beg tirer neŋ hazine urur, akı beg kılıç birle artlap alur Hasis bey mal toplar ve hazine yapar, cömert bey bunu kılıç ile vuravura alır. 
Bu yaŋlığturur bu ajun öŋdisi, saranka söküşi akı öŋdisi Bu dünyada böyle âdet olmuştur: hasise söğerler, cömerdi öğerler. 
Sözin kesti ögdülmiş öpti yerig, eligke duâ kıldı ögdi birig Öğdülmiş sözünü bitirdi, yer öptü; hükümdara duâ etti ve Tanrıyı öğdü. 
İlig cevabı Öğdülmişke HÜKÜMDARIN ÖĞDÜLMİŞ'E CEVABI 
Bu sözler eşitti sevindi elig, duâ kıldı rabka kötürdi elig Hükümdar bu sözleri dinledi ve sevindi; ellerini kaldırarak, Tanrı'ya duâ etti. 
Ayur ay bağırsak ınanğu idim, katığlık yerinde sığıŋu idim Sonra dedi: — Ey inandığım, merhametli rabbim; ey müşkül anlarda sığındığım rabbim. 
Seniŋde adın yok yölekim maŋa, küvençim sen ök sen umınçım saŋa Benim senden başka istinatgahım yoktur; güvendiğim bizzat sensin, ümidim sendedir. 
Kayu edgü kaldı maŋa kılmadıŋ, negü ârzû kaldı maŋa bermediŋ Bana yapmadığın hangi iyilik var; yerine getirmediğin hangi arzum kaldı. 
Neteg tapnuğaymen bu ol çın sözüm, ayâ meŋü muŋsuz bu muŋluğ özüm Ey ebedî ve ganî Tanrım, doğrusunu söylüyorum, benim bu âciz varlığım sana nasıl lâyıkı ile kulluk edebilir. 
Seniŋdin kolurmen basut küç bile, köni yol öze tut meni sen yöle Sana niyaz ederim, yardımın ve kudretin ile doğru yola yönelt, bana destek ol. 
Kamuğ edgülükte takı artukı, bu ögdülmiş ol emdi köŋlüm tokı Bütün bu iyilikler arasında en iyisi, şimdi ruhumu doyuran bu Öğdülmiş'tir. 
Munı berdiŋ emdi maŋa sen atâ, kılurmen munıŋ şükri yüz miŋ kata Onu sen bana ihsan ettin; bunun için sana yüz bin defa şükür ederim. 
Et öz cân yuluğlar meniŋ işime, duâ arturur bu keçer yaşıma Benim işim uğrunda tenini, canını feda ediyor ve bu fâni hayatımda bana çok duâ kazandırıyor. 
Maŋa küç ber emdi öteyin hakın, sevinsü maŋa bolsu köŋli yakın Şimdi bana kuvvet ver, onun hakkını ödeyeyim; memnun olsun ve bana kalpten bağlansın. 
Yana aydı elig ay ögdülmişe, ukuşluğ biliglig seni ögmişe Hükümdar yine söyle dedi: — Ey öğdülmiş, akıllı ve bilgili her kes seni medhetmiştir. 
Ukuşluğ tilese ukuş sen tükel, biliglig tilese bilig sen kemâl Akıllı biri lâzım olursa, sen aklın kendisisin; bilgili biri lâzım olursa, sen bilginin kendisisin. 
İnançlığ bağırsak bütün sen silig, könilik bile sen kötürdüŋ elig Güvenilir, içten bağlı doğru ve temizsin; senin bütün hareketlerin dâima doğruluk yolunda olmuştur. 
Tapınduŋ açığda aşundı tapuğ, tapuğ kalmadı sen yetürdüŋ kamuğ Hizmet ettin, senin hizmetin benim ihsanımı aştı; yerine getirmediğin hizmet kalmadı. 
Meniŋdin kerek emdi edgü yanut, saŋa hak öteyin tiriglik anut Benden şimdi iyi bir karşılık görmelisin; sana hakkını ödeyeyim, sen hayatını ona göre tanzim et. 
Neteg kim sevindi seniŋdin köŋül, bayat bersü andağ sevinç ay oğul Benim gönlüm senden nasıl hoşnut ise, ey oğul, Tanrı seni de öyle sevindirsin. 
Sözüg kesti elig serindi turu, yer öpti tapuğçısı koptı örü Hükümdar sözünü bitirdi ve bir müddet sustu, durdu; hizmetkârı yer öptü ve ayağa kalktı. 
Turup çıktı andın sevinçlig bolup, atın mindi keldi eviŋe turup Oradan memnun ve mesrur olarak çıktı; bir az sonra atına binip, evine döndü. 
Kıyıksız keçe taŋda kıldı tapuğ, yaradı tapuğ açtı devlet kapuğ Yine sadâkatle, sabah-akşam hizmet etti; hizmeti takdir edildi ve saadet kapıları açıldı. 
Tirildi ögi hem koyuldı bilig, bolu berdi evren uzadı elig Felek dönüp, kudreti artınca, aklı derlenip toplandı, bilgisi derinleşti. 
Negü ter eşitgil kutı belgülüg, kutı birle elde çavıkmış külüg Saadete eren ve bu suretle memlekete adını yayan ve şöhreti bulunan insan ne der, dinle. 
Kimiŋ birle devlet yaraşsa kelip, başın kökke tegrür yokaru kılıp Kime saadet gelip, onunla uyuşursa, onun başını yükselterek, göğe erdirir. 
Kelü berse devlet yumıtsa bu neŋ, kişi körli tirlür bolur kızğu eŋ Saadet gelir ve servet toplanırsa, insanın gönülü huzura kavuşur, yüzü sevinçle parlar. 
Muŋar meŋzetü aydı kökçin saŋa, bu söz yakşı tıŋla ay ersig toŋa Kır saçlı sana buna benzer bir söz söylemiştir; ey kahraman yiğit, bu sözü iyice dinle. 
Kimiŋ bolsa devlet uzadı elig, kamuğ tetrüsi öŋ sözi ög bilig Kim devlete ererse, onun kudreti artar; bütün eğrisi — doğru, her söylediği — hikmetin tâ kendisi olur. 
Ajun feylesûfı neŋi bolmasa, neçe tıldam erse kişedi tilig Dünya feylesufu ne kadar natuk olursa-olsun, serveti yoksa, dili kösteklidir. 
Bu yaŋlığturur bu ajun öŋdüsi, yayığ dünyâ devlet çavıkar küsi Dünyanın âdeti böyledir; dönek dünya ve devletin adı böyle çıkmıştır. 
Yavuzka yüz ursa yüzi suvlanur, kiçigke köz açsa bedüklük bulur Eğer o kötü birine teveccüh ederse, o kimse şeref kazanır; eğer küçüğe bakarsa, o büyüklük bulur. 
Tegir erse kimke bu devlet kelip, tüzer iç taşını bu barça itip Bu devlet kime nasip olursa, onun içini-dışmı düzeltir ve her şeyini tanzim eder. 
Kalı kelse keldrür kamuğ ârzûlar, ajunda çavıkar atı belgürer Devlet kime gelirse, bütün istenilen şeyleri beraber getirir; o insan dünyada meşhur olur, adı her tarafa yayılır. 
Kalı barsa eltür bu keldürmişin, yağız yerke ildrür kötürmiş başın Eğer giderse, bu getirdiklerini de beraber götürür; yükselttiği başı tekrar kara toprağa indirir. 
Ayâ ög köŋüllüg ukuşluğ oduğ, ayı sevme dünyâ tokığay yoduğ Ey akıl ve gönül sahihi, anlayışlı ve uyanık olan insan, bu dünyaya hiç gönül verme, onun beklenmedik yerlerde sana zararı dokunur. 
Nerek bu karaŋku tünerig orun, süzük meŋü elke aşunğıl burun Bu karanlık zulmet yeri neye gerek, durulmuş ebedî ülke için önceden hazırlan. 
Tünek ol bu dünyâ kötürgil köŋül, ediz ordu el kol sen amrul amul Bu dünya bir zindandır, ona gönül bağlama; sen yüsek saray ve ülke iste, huzur ve sükûna kavuş. 
Negü ter eşitgil ay köŋli süzük, kamuğ iş içinde ay köŋli tüzük Gönülü durulmuş ve her işinde gönülü dürüst olan insan ne der, dinle. 
Ay himmet idisi ajun kol talu, talu koldaçı er kutı top tolu Ey himmet sahibi, güzel bir dünya iste; güzel olanı isteyen insanın saadeti eksiksiz olur. 
Keçer dünyâ kodğıl tile ukbini, kodu bermese dünyâ kodğay seni Bu fâni dünyayı bırak, ukbâyı dile; sen dünyayı bırakmazsan, o seni bırakır. 
Cefâçı bu dünyâ cefâ kıl aŋar, cefâ kılsa ötrü yaraşur saŋar Bu dünya cefakârdır, sen de ona cefâ et; ona ne kadar cefâ edersen, o da sana o kadar râm olur. 
Ayâ yolda azmış başı tezginük, ayı sevme dünyâğ tüpi ol öyük Ey yoldan azmış, başı dönmüş adam, bu dünyaya hiç gönül verme, onun dibi bataklıktır. 
Öyükke kirigli üyüldi kodı, örü kelmedi ol sevinç bulmadı Bataklığa giren dibe batar, oradan kimse bir daha çıkamaz; orada sevinç arama. 
Örü tartğıl özni öyüktin kutul, özüŋ kullukın sen tapuğ birle yul Kendini yukarı çek, bataklıktan kurtul; ibâdet ile kulluk vazifelerini yerine getir. 
Yana yanğıl emdi tilek birge öz, tiliŋ evre yandur turu kaldı söz Bugün tekrar ona dön, senin dileğini o verecektir; artık aksini söyle, başkaca söylenecek söz kalmadı. 
Köŋül tüzdi ilig kör anda naru, bodunka berü turdı edgü törü Bundan sonra hükümdar gönlünü doğrulttu; halka iyi kanunlar vaz'etmekte devam etti. 
Bodun inçke tegdi turuk semridi, severi bedüdi yağı yavrıdı Halk huzura kavuştu, zayıflar kuvvetlendi; onu sevenler yükseldi, düşmanları zayıfladı. 
Keçürdi küvençin sevinçin küni, ajunka yadıldı atı çav üni Gününü sevinç içinde güvençle geçirdi; adı, şöhreti ve nâmı dünyaya yayıldı. 
Tirildi bir ança yorıdı bu yaŋ, böri toklı birle kozı boldı teŋ Bir müddet böyle yaşadı ve böyle hareket etti; kurt ile kuzu müsavi oldu. 
İlig suali Öğdülmişke HÜKÜMDARIN ÖĞDÜLMİŞ'E SUÂLİ 
İlig bir kün oldrup kör ögdülmişig, okıdı ayıttı keçer kün işig Hükümdar bir gün yalnız otururken, Öğdülmiş'i yanına çağırttı; günlerin nasıl geçtiğini ve işleri sordu. — 
Negü teg keçer kün ay ögdülmiş ay, çığaymu telim boldı ilde ya bay Ey Öğdülmiş, söyle, gün ve aylar nasıl geçiyor; memlekette yoksul mu çoğaldı, yoksa zenginmi. 
El içre negü bar yarağsız yavuz, bodun hâli açğıl maŋa örtme söz Memleket içinde kötü, uygunsuz neler var; bana halkın vaziyetini anlat, benden bir şey gizleme. 
Bodun tillerinde negü söz yorır, söküşmü telimrek ya ögdi kelir Halk arasında ne gibi sözler dolaşıyor, öğenleri mi daha çok, yoksa, zammedenleri mi. 
Münümmü üküşrek azu erdemim, ayu ber maŋa sen kılayın emim Kusurummu daha çok, yoksa fazîletimmi; bana söyle, ben de ona göre tedbirler alayım. 
Öğdülmiş cevabı İligke ÖĞDÜLMİŞ'İN HÜKÜMDARA CEVABI 
Yanut berdi ögdülmiş aydı ilig, tilek keldi tuttı tegürdi elig Öğdülmiş cevap verdi ve: — Ey hükümdar, memlekette herkes arzu ettiği şeyleri bulmaktadır — dedi — 
İlig devletinde itildi ajun, sakınç kısğa boldı sevinçler uzun Hükümdarın devleti sayesinde dünya düzeldi; keder kısa ve sevinçler uzun oldu. 
Bayudı bodun inçke tegdi yatur, uluş kend bezendi köŋül yilgütür Halk zenginleşti ve huzura kavuştu; memleket ve şehirler süslendi, gönüller ferahladı. 
Erej birle erter bodun künleri, sevinçin keçer kör bütün tünleri Halk günlerini huzur içinde, gecelerini de hep sevinç içinde geçiriyor. 
Tilin sözledi barça edgü senâ, duâ birle tınmaz tınığlı tına Her kesin dilinde medih ve senan dolaşıyor, nefes alan her canlı durmadan sana duâ ediyor. 
Törü suv teg ol küç kör ot teg yoduğ, süzük suv akıttıŋ udıttı otuğ Kanun su gibidir; zulüm ise, ateş gibi her şeyi mahveder; sen berrak su akıttın ve ateş söndü. 
Törü tüz yorıttıŋ itildi ajun, kim erse küçek ilde körmez közün Kanunu doğru tatbik ettin, dünya düzene girdi; hiç kimse memlekette artık bir zorbaya rastlamıyor. 
Ay ilig üç iştin tegir küç basınç, biri beg osal bolsa tegse irinç Ey hükümdar, şu üç şey zulüm ve tazyıka sebep olur; biri— beyin ihmalkârlığı ki, bundan musibet gelir. 
İkinçi basınçak bodun başlar er, üçünçi suk erse bodun bağrı yer ikincisi — halkın başında bulunan insanın zayıf olması; üçüncüsü de — halkın bağrını yiyen tamahkârlıktır. 
Seniŋde yok emdi bu üçte biri, kayudın tegir ilke küçkey eri Şimdi bu üçünden hiç biri sende bulunmadığından, memleketin neresinde bir zorba zuhur edebilir. 
Ay edgü törülüg arığ beg silig, bayat berdi erdem saŋa ög bilig Ey âdil, temiz ve halîm bey, Tanrı sana akıl, bilgi ve bir çok faziletler verdi. 
Özüŋ buldı tevfik kamuğ edgüke, bodun todtı bütti yegü kedgüke Her türlü iyilik için Allah sana tevfik verdi; halkın karnı tok ve sırtı pek oldu. 
Şükür kıl bayatka tapuğ kıl sevin, erej kıl bir ança sen inçin avın Tanrıya şükür et, ibâdet kıl ve sevin; müsterih ol, bir az huzur ve rahat içinde yaşa. 
Taşırtın negü tuşsa yaŋluk yazuk, munu men yügürdeçi kulmen anuk Dışarıda yanlış veya yersiz ne olursa, işte senin hizmetine koşan kulun ben varım. 
Şükür kıldı artuk sevindi ilig, senâ kıldı rabka kötürdi elig Hükümdar şükür etti ve çok sevindi; elini kaldırdı ve Tanrıya sena etti. 
Ayur ay bağırsak idim sen uluğ, ağır kıldıŋ ilde bu yunçığ kuluğ Ey merhametli rabbim — dedi — sen büyüksün; bu zayıf kulunun memlekette itibârını yükselttin. 
Tegürdüŋ maŋa sen kamuğ edgülük, munıŋ şükri boynum öze boldı yük Sen bana her türlü iyilikleri ihsan ettin; şükür etmek boynumun borcudur. 
Bu şükrüğ kaçan kılğa özüm yete, munıŋ şükri mendin saŋa sen öte Ben sana bu şükrü ne zaman hakkı ile ödeyebilirim; benim şükür borcumu sana sen öde. 
İlig suali Öğdülmişke HÜKÜMDARIN ÖĞDÜLMİŞ'E SUÂLİ 
Yana aydı ilig ay ögdülmişim, bayat fazlı erdi seni bulmışım Hükümdar devam etti:— Ey Öğdülmişim, seni bulmam bana Tanrının bir lutfu idi. 
Sebeb sen sen emdi kamuğ edgüke, küçüg tıdğuka hem törü bergüke Zulme mâni olmama, adaleti yerine getirmeme ve her türlü iyiliğe sebep şimdi sen oldun. 
Bayat berdi emdi kamuğ edgülük, seni berdi artuk adın on ülüg Tanrı bana bugün bütün iyilikleri ihsan etti; bir de bunlardan on misli fazla değerde olan seni verdi. 
Neçe beg katığlansa yalŋuz özün, bolu bermese kul itümez uzun Bey yalnız, tek başına ne kadar gayret ederse-etšin, kulun yardımı olmazsa, bunu uzun zaman devam ettiremez. 
Beg içtin bolur körgü taştın közi, bağırsak kulı ol közi hem sözi Bey içeridedir, onun dışarıdaki gözü, sâdık kuludur; o beyin hem gözü, hem sözüdür. 
Közüm sen tilim sen elim sen maŋa, anın edgü boldı atım ay toŋa Sen de benim gözüm, dilim ve elimsin; ey mert yiğit, ben bu sayede iyi nâm kazandım. 
Negü ter eşit emdi hakan tili, ajun başlamış bütrü basmış eli Dünya hâkimi ve bütün memleketleri idaresi altına almış olan hakan ne der, dinle. 
Bağırsak kuluğ bulsa begler tilep, anı tutğu altun kümüşke kalap Beyler arayıp, sâdık bir kul bulurlarsa, onu altın ve gümüş mahfaza içinde tutmalıdırlar. 
Köni çın kişi bulsa begler bütün, özi inçke tegdi tirildi kutun Beyler doğru, dürüst ve itimat edilir bir insan bulurlarsa, kendileri huzura kavuşurlar ve hayatları saadet içinde geçer. 
Tapuğçı talusı bağırsak bolur, bağırsak tapuğçığ tilep kim bulur Hizmetkârın seçkini içten bağlı olur; böyle bir hizmetkârı kim arayıp bulabilir. 
Bağırsak yok erse ajunda talu, kişilik kaçan turğay erdi tolu Dünyada seçkin ve içten bağlı kimseler bulunmasa idi; insanlık nasıl kemâle erişirdi. 
Esirkermen emdi ay ögdülmiş e, bir ök sen ataŋdın maŋa kalmış a Bana babandan yadigâr olarak yalnız senin kalmana çok teessüf ediyorum. 
Takı bir bar erse seni teg adın, uda bergey erdi kör öŋdün kedin Senin gibi daha başka biri bulunmuş olsa idi, senden önce veya senden sonra aynı yolu takip etmiş olurdu. 
Bir ök sen maŋa kör ay kılkı köni, seni öz yetürse adın bir kanı Ey dürüst tabiatlı, benim yanımda şimdiden teksin; seni kaybedersem, başka birini nerede bulurum. 
Bu yalŋuzlukuŋka özüm eymenür, takı bir iş erse saŋa ay unur Ben senin böyle tek olmandan korkuyorum, ey kudretli insan; kâşki senin bir eşin daha bulunsa idi. 
Saŋa tegmegey erdi emgek üküş, maŋa ma duâ teggey erdi ülüş Bütün bu zahmet senin üzerinde kalmazdı; ben de daha çok duâ kazanmış olurdum. 
Tile barmu körgil kadaşlar ara, saŋa udğu teg bir ayıtğıl köre Ara, akrabaların arasında senin yolunu takıp edebilecek bir kimse var mı, soruştur. 
Öğdülmiş cevabı İligke ÖĞDÜLMİŞ'İN HÜKÜMDARA CEVABI 
Yanut berdi ögdülmiş aydı ilig, esen bolsu işke yetilgey elig Öğdülmiş cevap verdi ve : — Hükümdar sağ olsun, iş yapacak kimseler her vakit bulunur — dedi — 
Erejlensü ilig tuçı inçrünü, tilek ârzû kelsü özi tınçrunu Hükümdar her vakit rahat ve huzur içinde bulunsun; sükûn içinde bütün dilek ve arzuları yerine gelsin. 
Meniŋ emgerimke ilig altunı, ağır kılmasu köŋli tutsu köni Benim zahmetime karşılık hükümdarın altını var; hiç endişe etmesin ve gönülünü ferah tutsun. 
Maŋa tegse emgek erej me tegir, erej birle emgek yanaşu yorır Ben zahmet çekiyorsam, rahat da ediyorum; huzur ile zahmet yan yana yürür. 
Kalı el işiŋe tusulğu kişi, tiler erse ilig bodun el başı Eğer hükümdar memleket işinde faydalı ve halkın başında bulunacak bir insan istiyorsa, 
Negü ter eşitgil ay ilçi bügü, bügülep kılur ilçi künde ögü Bak, hikmeti ile her gün yeni bir tedbir arayan hakîm devlet adamı ne der, dinle. 
Üküş bolsa ilke basutçı tile, el itlür bedük beg yatıp yer küle Ne kadar çok olursa-olsun, memleket işine yardımcılar ara; memleket böyle tanzim edilir ve büyük bey huzur içinde bütün arzularına kavuşur. 
Telim bolsa ilde tusulur tetig, begig inçke tegrür kılur bu itig Memlekette faydalı ve zeki insanlar ne kadar çok olursa, işleri bunlar görürler, bey de o kadar rahat eder. 
Yok ermez kadaşlar ara bar meniŋ, bu yaŋlığ kişi bilgi artuk anıŋ Yok değil, benim akrabalarım arasında da çok geniş bilgili böyle bir insan vardır. 
Kamuğ erdemi bar sakınuk oduğ, kayu işke tegse bodur tü boduğ Kendisi her türlü fazilet ve takva sahibi olup, uyanıktır ve elinden her türlü iş gelir. 
Kılınçı köni atı odğurmış ol, kamuğ edgülükke elig urmış ol Hareketi doğru ve adı Odgurmış'tır; o her türlü iyiliğe el vurmuştur. 
Velikin evürdi bu dünyâda yüz, turup tağka kirdi köŋül kıldı tüz Fakat o bu dünyadan yüzünü çevirdi; kalkıp dağa çıktı, dünya endişelerini gönlünden uzaklaştırdı. 
Bayat tapğı birle özin emgetür, tapuğ birle yazuk igin emletür Tanrıya ibâdet ederek, kendisini zahmete veriyor ve ibâdetle günah hastalığını tedavi ediyor. 
Meniŋde yüz üsteŋ anıŋ erdemi, bodunda talusı kişi ködrümi Onun fazileti benimkinden yüz misli fazladır; o halkın ileri geleni ve insanların seçkinidir. 
Meni birle bolsa meniŋ ol kadaş, kamuğ işke bolğay anıŋ bilgi baş Benim bu akrabam burada yanımda bulunsa idi, o bize her işte bilgisi ile rehberlik ederdi. 
İlig altunı tınğa köŋli bütüp, sevinçin tirilgey ajunuğ tutup Hükümdar, altınına lüzum kalmadan, ona gönülden inanarak, dünyayı idare eder ve sevinç içindeyaşardı. 
İlig suali Öğdülmişke HÜKÜMDARIN ÖĞDÜLMİŞ'E SUÂLİ 
İlig aydı ârzûm tilekim bu ol, anı bulsa ötrü tayanğay köŋül Hükümdar:—Arzum ve dileğim budur — dedi— onu bulursam, her işte ona emniyet edebilirim. 
Negü teg kılur sen bu işke itig, maŋa yakru ber sen anı ay tetig Bu işin çâresi ne ise, bak; ey zeki, sen onu muhakkak benim yanıma getir. 
Negü teg okılım anı ay berü, kimi ıdsa bolğay okıtçı naru Onu buraya nasıl davet edelim, onu çağırmak üzere kimi gönderelim. 
Bitigmü kerek ya söz ıdsa tilin, yarağı negü teg sen andağ kılın Mektûpmu lâzım yahut ağızdan sözmü ulaştırmak; sen nasıl münâsip görürsen, öyle yap. 
Öğdülmiş cevabı İligke ÖĞDÜLMİŞ'İN HÜKÜMDARA CEVABI 
Yanut berdi ögdülmiş aydı bu söz, ayıtmış ka ilig cevâb kıldı öz Öğdülmiş cevap verdi: —Hükümdarın suâline cevabım şudur — dedi — 
Kadaşım barını ötündi özüm, kelirmü ya kelmez açılmaz sözüm Böyle bir akrabamın bulunduğunu arzettim, fakat gelip-gelmeyeceği hakkında bir şey söyleyemem. 
Kalı kelse edgü ağırladı söz, apaŋ kelmese bolğa yarlığ uçuz Eğer gelirse, çok iyi, emrinize hürmet gösterdi demektir; eğer gelmezse, fermanınıza ehemmiyet vermemiş olur. 
Sarılğaymu erki ilig altunı, ileŋeymü erki maŋa ol köni Hükümdarın altını acaba ona tesir ederrñi; o doğru insan acaba beni tekdir mi eder. 
İlig cevabı Öğdülmişke HÜKÜMDARIN ÖĞDÜLMİŞ'E CEVABI 
İlig aydı men söz ayıttım saŋa, sen öz bilmişiŋ sözni aydıŋ maŋa Hükümdar : — Ben sana bir şey sordum, sen de kendi bildiğini bana söyledin — dedi— 
Okı kelse kelgey kalı kelmese, negüke ileŋü sözüm tutmasa Çağır gelirse-gelir; eğer gelmezse ve benim sözümü dinlemezse, senin ne kabahatin var. 
Sen ögdüŋ anıŋ törlüg erdemlerin, ol erdem üçün men tilermen erin Sen onun her türlü faziletlerini öğdün, bu faziletlerinden dolayı ben onu istiyorum. 
Biliglig ukuşluğ tidüküŋ üçün, anı ârzûladım havâka öçün Hava ve hevese düşman olduğundan, sen de bilgili ve akıllı dediğin için, onu arzuladım. 
Biliglig ukuşluğ kişi ol kişi, anıŋda naru barça yılkı tuşı insan dediğin bilgili ve akıllı insandır; onun dışındakilerin hepsi de hayvan gibidir. 
Biliglig ukuşluğ bilir bilse iş, biliglig ukuşluğ kılur kılsa iş iş bilirse, bilgili ve akıllı insan bilir; iş yaparsa, bilgili ve akıllı insan yapar. 
Muŋar meŋzer emdi bu söz belgülüg, eşitgil munı sen ay ersig külüg Bu gerçekten şuna benzer; ey merd kahraman bunu dinle. 
Bilig birle yazlur kamuğ ters tügün, bilig bil ukuş uk tirilgil ögün Bütün kör düğümler bilgi ile çözülür; bilgi bil, anlayışlı ol, akıl ile yaşa. 
Bilig işke tutğıl takı til köni, takı ögrenü tur usanma bu kün Bilgi ile iş gör, sözün doğru olsun; öğrenmekte devam et, bu günü boş geçirme. 
Maŋa yalŋuz ermez anıŋdın asığ, saŋa ma kadaştın asığ hem tatığ Bu akrabandan yalnız ben değil, sen de istifâde edeceksin ve hoşnut olacaksın. 
Kadaşlığ bolur sen kerek bu kadaş, kadaş bolmasa tutğu erke adaş insanın akrabası varsa, yanında bulunmalı; akrabası yoksa, insan ahbap edinmelidir. 
İdi yakşı aymış kör ilçi başı, kamuğda küçi bek kadaşlığ kişi Dinle, memleket hâkimi çok yerinde söylemiş; akrabaları olan kimse her keşten daha kuvvetlidir. 
Kadaşlığ kişi küsi çavı bedük, adaşlığ kişi atı savı bedük Akrabaları olan kimsenin nâm ve şöhreti büyüktür; arkadaşları olan insanın adı ve sözü muteberdir. 
Kadaşıŋ yok erse yorı tut adaş, adaş edgü bolsa bu boldı kadaş Akraban yoksa, arkadaş ve ahbap edin, iyi arkadaş akraba gibi olur. 
Öğdülmiş cevabı İligke ÖĞDÜLMİŞ'İN HÜKÜMDARA CEVABI 
Yanut berdi ögdülmiş ilig kutı, anı çın tilese iteyin otı Öğdülmiş cevap verdi:— Ey devletli hükümdar, onu sen gerçekten arzu ediyorsan, çâresine bakayım —dedi— 
İlig yarlıkasa barayın özüm, okıyın anı men açayın sözüm Hükümdar emir buyurursa, kendim gideyim; meseleyi açarak, onu buraya davet edeyim. 
Tilin sözleyin men tükel törlügün, biligdin ukuştın söz üdrüp ögün Bilgi, akıl ve zekâmı kullanarak, türlü dil döküp, onu iknaya çalışayım. 
İlig me bitisü öz elgin bitig, okısu ılığ yarlığın ol tetig Hükümdar da kendi eli ile mektup yazsın ve o zeki insan da hükümdarın fermanını bizzat okusun. 
Maŋa bütsü mendin teyü bilmesü, yeme yarlığ eştip kite turmasu Bana itimat etsin ve bunun yalnız benim arzum olduğunu sanmasın; fermanı da duysun ve arzuya muhalefet etmesin. 
Neçe me özüm sözlese söz tilin, üilig yarlığı bu bitig söz adın Ben ağızdan ne kadar söz söylesem dahi, hükümdarın fermanı, yazılı sözü başkadır. 
Negü ter eşitgil ay aslı ağı, kara köŋlin avlar begi yarlığı Dinle, aslı sırmalı ipek gibi temiz ve kıymetli olan ne der : —Beyin fermanı halkın gönlünü avlar. 
Takı yakşı aymış biliglig özi, tügülmiş köŋülni yazar beg sözi Bilgili ne kadar güzel söylemiş : — Beyin sözü kapalı gönülleri açar. 
İsig sözlese kulka begler tilin, unıtmaz anı kul tirilse yılın Beyler kula iltifat ederlerse, kul bunu hayatı boyunca unutmaz. 
Kalı beg tili yumşak erse süçig, anı sevdi bodnı uluğ tut kiçig Eğer beyin dili yumuşak ve tatlı ise, onu, büyük-küçük, bütün halk sever. 
İlig cevabı Öğdülmişke HÜKÜMDARIN ÖĞDÜLMİŞ'E GEVABI 
İlig aydı emdi bu erse yarağ, bitiyin bitigim aŋar bolsu ağ Hükümdar:— Münâsip görüyorsan, şimdi mektubu yazayım, bu onu avlayacak bir ağ olsun — dedi — 
Saŋa barğu erse itiŋil itig, munu men özümdin bitiyin bitig Senin gitmen lâzım ise, hazırlan; ben de bir mektup yazıp, sana vereyim. 
Küntoğdı İlig Odgurmışka Bitig Bitip Idmışın Ayur Hükümdar Kün-Toğdı'nın Odgurmış'a Mektup Yazıp Gönderdiğini Söyler 
Devât koldı kâğıd bitidi bitig, bitig birle itti işiŋe itig Hükümdar hokka ve kâğıt istedi, mektup yazdı; mektup ile işini düzene koydu. 
Bayat atı birle sözüg başladı, törütgen igidgen keçürgen tedi Tanrı adı ile başladı: — Yaratan, besleyen ve göçüren odur— dedi. 
Ayurmen bitidim bayatım atı, bu at ol kamuğ törlüg igke otı Sonra devam etti : — Tanrının adını yazdım, bu ad her türlü derde devadır. 
Üküş ögdi artuk telim miŋ senâ, kılurmen bayatka aŋar yok fenâ Tanrıya pek çok hamd ve binlerce sena ederim, onun için fânilik yoktur. 
Tiledi törütti kamuğ teprerig, tirilgü berür yem tutar ol tirig Bütün hareket edenleri o diledi ve yarattı; onlara rızık ve hayat veren odur. 
Uğan ol köni çın törü bergüçi, törümiş kamuğ halkka yetrür küçi Kadirdir, âdildir, hak kanunları koyan odur; yarattığı bütün mahlûklara gücü yeter. 
Yaşıl kök yarattı yaruttı kün ay, kara tün yaruk kün sakışlığ yıl ay Mavi göğü yarattı, güneş ve ayı aydınlattı; karanlık gece ve aydın gün yıl ve ay hesabını bulmak içindir. 
Törütti bu evren tuçı evrülür, bayat hükmi takdir bile tezginür Bu feleği yarattı, durmadan döner; Tanrının hükmü ve takdiri ile hareket eder. 
Törütmezde aşnu yorıttı kazâ, kazâka tapı bol boyun eg uda Yaratmadan önce, kaza tâyin etti; kazaya razı ol, boyun eğ ve ona uy. 
Negü kolsa kıldı ne kolsa kılur, negü aysa boldı ne aysa bolur Ne istedi ise, yaptı ve ne isterse, yapar; ne dedi ise, oldu ve ne derse, olur. 
İligdin selâm köŋül aytu bitig, bitidim esenlik öze ay tetig Bu hükümdardan selâm ve hatır sorma mektubudur; ey zeki insan, bunu sana sağlık dileği ile yazdım. 
Esen barmu erki et öz inçlikin, negü teg yüder erki üdlek yükin Vücûdun sağ ve sıhhattemidir; devran yükünü acaba nasıl yükleniyor. 
Eşittim seniŋ edgü kılkıŋ yaŋıŋ, bu üdte yok ol tep saŋa tuş teŋiŋ Senin iyi tavır ve hareketini duydum; bu devirde sana denk ve eş bulunmadığını işittim. 
Bayat kılmış emdi saŋa edgülük, bilig bermiş erdem ukuş ög ülüg Tanrı sana şimdi lütfetmiş, bilgi vermiş; fazilet, akıl ve anlayış nasip etmiştir. 
Bu yaŋlığ kılınçıŋ eşitti özüm, sini ârzûladı ay körklüg yüzüm Senin böyle olduğunu işittim, ey güzel yüzlüm, gönülüm seni arzuladı. 
Kadaşıŋnı ıdtım bu ögdülmişig, sözümni tegürgey ukup bilmişig Akrabanı, Öğdülmiş'i gönderdim; sözümü ve anlayıp, bildiklerini sana eriştirecektir. 
Yakın ka kadaştın yitürmiş sen öz, uluş kend bodundın evürmiş sen yüz Sen yakın akraba ve kardeşlerden uzaklaşmışsın; köy, kasaba ve şehir halkından yüz çevirmişsin. 
Turup tağka kirmiş özüŋ yalŋuzun, tapuğ kılğuka bu tapuğ ked uzun İbâdet etmek için, kalkıp, tek başına dağa çıkmışsın; fakat bu ibâdet çok uzun sürmüş. 
Negü kıldı erdi kadaşlar saŋa, nelük yüz evürdüŋ aça ay maŋa Akrabaların sana ne yaptı, niçin onlardan yüz çevirdin; bunu bana izah et. 
Kalı tegdi erse saŋa küç basınç, berü kel maŋa ay bu kadğu sakınç Eğer zulüm görmüş isen, bana gel; bu dert ve endişeni bana anlat. 
Saŋa men bereyin törü küç bile, bu yerde tirilgil sevinçin küle Ben kudretimle senin hakkını te'min edeyim; neş'e ve sevinç içinde burada yaşa. 
Kadaştın kadaşka asığlar bolur, asığ birle yalŋuk tatığlar bulur Akraba akrabadan istifâde eder; insan bu suretle zevka kavuşur. 
Barışğu kerek ka kadaşlar bile, katılğu kerek iş adaşlar bile Akraba ve kardeşler ile barışmak, eş ve dostlar ile kaynaşmak lâzımdır. 
Kayuda yaraşıklık erse yakın, ol işte bolur asğı köŋlün bakın Nerede yakınlık ve uygunluk varsa, o işte fayda vardır; bunu iyice düşün. 
Negü ter eşitgil bu şir ayğuçı, ikigü yaraşsa asığ yer tuçı Şâir ne der, dinle; iki insan birbirine uygun düşerse, bu dâima onların faydalarına olur. 
Yağız yer yaşıl suv yaraştı bile, ara miŋ çeçekler yazıldı küle Kara toprak, mavi su birbiri ile uyuştu; ortada binlerce çiçek gülerek, açıldı. 
Yaraşık yorısa kadaş ya adaş, olardın bolur kap kadaşka bile Akraba veya arkadaşlar birbirlerine uygun hareket ederlerse, bunlardan yeni akraba ve ahbaplıklar meydana gelir. 
Kalı bardıŋ erse tapuğ kılğalı, tapuğ kendte kılğıl bu ol din yolı Eğer ibâdet etmek için oraya gittin ise, ibâdeti şehirde kıl; din yolu budur. 
Uluş kendte tâat telim bar ıduk, uş ol yerde yetrü körü barsa yok iyice düşünürsen, Allanın büyük emirlerini yerine getirmek fırsatı, oraya nisbetle, burada daha çoktur. 
Bilig ögren aşnu tapuğka üküş, biligsiz tapuğ asğı bolmaz ülüş ibâdet etmek için, önce çok bilgi edin, bilgisiz ettiğin ibâdet fayda gelmez. 
Kişi iki törlüg kişi atanur, biri ögretigli biri ögrenür iki türlü insana insan derler: biri —öğreten, biri— öğrenen. 
İkide naru barça yılkı sanı, tilese munı tut tilese anı Bu ikisinden başkasını hep hayvan olarak kabul et; hangisini istersen, onu seç. 
İlig pendi Odgurmışka HÜKÜMDARIN ODGURMIŞ'A NASİHATİ 
Sen emdi kayu sen maŋa ay aça, ikide biri bol üçünçte kaça Şimdi sen hangisisin, bana açıkça söyle; ikisinden biri ol, üçüncüsünden kaçın. 
Bilig bildiŋ erse tükel ögrenip, anı işlet emdi kör emgek ıdıp Zahmetle öğrenerek, bütün bilgilere sahip oldun; şimdi bunları, zahmet çekmeden, işlet. 
Kalı bilmediŋ erse ögren bilig, tapuğlarka ötrü tegürgil elig Eğer henüz öğrenmedin ise, bilgi öğren ve ibâdetlere de ondan sonra başla. 
Negü ter eşitgil bilig bergüçi, bilig birle tâat tapuğ kılğuçı Bilgi veren ve bilgi ile tâat ve ibâdet eden ne der, dinle. 
Bilig birle yakğıl bayat tapğıŋa, bilig tamğa bolur tamu kapğıŋa Tanrı ibâdetine bilgi ile yaklaş; bilgi cehennem kapısını mühürler. 
Bilig birle tâat muyanı tümen, biligsiz tapuğ kılsa bulmaz muyan Bilgi ile yapılan ibâdetin sevabı çoktur; bilgisiz kimse ibâdet ederse, sevap kazanamaz. 
Biligsiz tapuğ kılmışında körü, biliglig udımış muyanı örü Bilgisizin ibâdet ile meşgul olmasından, bilgilinin uyumasının sevabı daha çoktur. 
Uluş kend içinde tapuğ bar telim, uş ol yerde kılsa bulumaz yarım Köy ve şehir içinde yapılacak çok ibâdet vardır; orada bunun yarısı bile bulunmaz. 
Seniŋ anda tapğuŋ namâz ol biri, takı biri rûza tutar sen urı Senin oradaki ibâdetinin biri namaz, biri de tuttuğun oruçtur, ey oğul. 
Munıŋda adın anda tâat kayu, maŋa körkitü ber tilin sözleyü Bunlardan başka orada hangi ibâdet var; söyle, göster. 
Atandı özüŋ emdi zâhid atı, bu atıŋ saŋa boldı tâat yutı Sen şimdi zahit adını aldın; bu adın ibâdetin için sana büyük bir felâket oldu. 
Muŋar arsıkar erse emdi özüŋ, bu tâat yava boldı kesgil sözüg Bununla şimdi kendini aldatıyorsun, bu ibâdet boşunadır; sözünü kes. 
Tapuğ kılğu halktın anı kizlegü, üküş tâat erse anı azlağu ibâdet kılmalı, fakat onu halktan gizlemeli; ibâdet ne kadar çok olsa dahi, onu azımsamalıdır. 
Kişi edgüsi kılsa tâat tapuğ, anı halkta kizler yapar bu kapuğ insanların iyisi tâat ve ibâdet ederken, onu halktan gizler ve kapısını kapatıı. 
Negü ter eşit emdi mani bu söz, bu söz işke tutğıl ayâ edgü öz Şimdi bu sözün mânası nedir, dinle; ey iyi insan, bu söze göre hareket et. 
Eren er katında özin kizledi, tapuğ kıldı yüz yıl anı azladı Gerçek insan başkalarının yanında kendisini gizlemiş; yüz yıl ibâdet kılmış ve bunu da azımsamıştır. 
Tapuğ kizlegü kıl kişi körmesü, bu söz sırrım erdi özüm sözledi İbâdeti gizlemeli; yap, fakat insanlar görmesin; bu sözüm bir sır idi; iste şimdi açığa vurdum. 
Berü kel uluş kendte kılğıl tapuğ, kamuğ edgülükke açılsu kapuğ Buraya gel, köy veya şehir içinde ibâdet et; sana her türlü iyilik kapıları açılsın. 
Bodunka tusulğıl muŋıŋa yara, kadaşka bağır ber yakınlık ula Halka faydalı ol, muhtaçlara yardım et; akrabalarına yakınlık göster, bağrını aç. 
Telim ögsüzüg kör ya tul tulsakığ, ya közsüz ya oldrum yeme aksakığ Bak, burada bir çok yetim, dul, âciz, kör, kötürüm ve topallar vardır. 
Cemâat bile kıl fariza namâz, çığaylar hacı kıl âdina namâz Farz namazlarını cemâat ile kıl, fakirler haccı olan cuma namazlarını edâ et. 
Halâl dünyâ kazğan çığayka üle, kişi elgi tutğıl yanut kıl yöle Helâl dünyalık kazan ve fakirlere dağıt; insanlara yardımda bulun ve onlara güler yüzle muamele et. 
Bu samış tapuğ barça tâatturur, bu tâat bile barça râhatturur Bu sayılan hizmetler birer ibâdettir; bunları yerine getiren herkes müsterih olabilir. 
Munı barça kodtı özüŋ yalŋuzun, namâz rûza tuttı ay kılkı tüzün Bütün bunları sen terkettin; tek başına namaz kılıyor ve oruç tutuyorsun, ey asîl tabiatlı. 
Namâz rûza barça öz asğıŋturur, öz asğın tilegli bağırsız bolur Namaz ve oruç, bunlar hep kendi menfaatin içindir; hep kendi menfaatini düşünen insan hodkâm olur. 
İdi yakşı aymış kişi üdrümi, kişike bağırsak kişi ködrümi insanların seçkini ve olgun olanı merhametli insan çok güzel söylemiş. 
Kişi edgüsi bu öz asğın kodup, kişi asğı kolsa kör emgek yüdüp insanların iyisi — kendi menfaatini bırakıp, zahmet yüklenerek, başkalarının faydasını isteyen kimsedir. 
Bağırsak kerek er ne bağrı süçıp, törü berse edgü isizke açıp İnsan merhametli olmalı ve kötülere acıyarak, onlara şefkatle iyi yolu göstermelidir. 
Tirig yalŋuk oğlı tusulğan kerek, tusulmaz kişi tuğsa ölgen kerek Hayatta iken, insan-oğlu faydalı olmalı; faydalı olmayacak kimse, doğar doğmaz ölmelidir. 
Kişike tusulur kişi edgüsi, bu edgü kişi ol bodun todğusı insanların iyisi başkalarına faydalı olur; halk için lüzumlu olan bu iyi insandır. 
Tapuğka ınanıp kayu erse kul, bulumadı teŋri sevinçiŋe yol İbâdetine güvenen bir kul Tanrıyı memnun edecek yolu henüz bulamamış demektir. 
Bayatım sevinçi tilese özüŋ, müsülmân sevinçi tile kes sözüg Sen Tanrının rızasını elde etmek istersen, müslümanların memnun olmasını dile; sözü fazla uzatma. 
Seniŋ tapğıŋa muŋluğ ermez bayat, özüŋ kullukı kıl tile edgü at Tanrı senin ibâdetine muhtaç değildir; kendi kulluğunu yerine getir ve iyi ad kazanmağa bak. 
Kimiŋ atı kul bolsa kılkı tapuğ, tapuğsuz kul atı mecâz ol kamuğ Adı kul olanın yapacağı şey ibâdettir; bütün ibâdetsiz kulların adı bir mecazdan ibarettir. 
Tapuğ kıl tapuğ tınma kulluk bu ol, tapuğka baka kör me bekle bu yol ibâdet, durmadan ibâdet kıl, kulluk budur; ibâdete dikkat et ve bu yoldan ayrılma. 
İdi yakşı aymış bügü bilgi keŋ, munı işke tutğıl ayâ elgi keŋ Bilgisi geniş hakîm çok yerinde söylemiş; buna göre hareket et, ey eli açık insan. 
Tapuğ tâatim tep küvenme üküş, tapuğ kıl bayatka tapuğluğ küsüş İbâdet ve tâatte bulundum diye, fazla gurur getirme; ibâdete devam et, Tanrıya ibâdet eden insan azizdir. 
Tapuğ kıl bayatka bu ol kullukuŋ, tapındım teyü sen unıtma ukuş İbâdet kıl, Tanrıya kulluğun budur; fakat ibâdet kıldım diye, idrâkini kaybetme. 
Ay odğırmış emdi okırmen seni, öz asğı tiler tep sakınma meni Ey Odgurmış, bugün seni davet ediyorsam, kendi menfaatimi düşünüyorum zannetme. 
Kalı kelse asğı tususı saŋa, yeme kelmese sen yası yok maŋa Eğer gelirsen, senin için faydalı olur; gelmezsen de, bana bir zarar gelmez. 
Okırmen seni halkka edgü üçün, bu edgü bodun asğı buzma küçün Seni halkın iyiliği için davet ediyorum; bu iyilik halkın menfaatidir; buna karşı gelme. 
Baka körmen aymış bu sözler tapa, çın erse berü kelgil andın kopa Benim bu söylediklerime bir dikkat et; doğru ise, oradan kalk, buraya gel. 
Meni birle turğıl maŋa kıl basut, çığayığ yülegil neŋin edgü tut Benimle beraber ol, bana yardım et; fakirleri destekle, onların vaziyetini düzeltmeğe çalış. 
Özüŋke muyan ol maŋa edgü at, ikigü ajun birge erklig bayat Bu senin için sevaplı bir iş ve benim için ise, iyi bir addır; buna karşılık kadir Tanrı sana her iki dünyayı nasip eder. 
İnini edgeke yet özüŋ edgü bol, kişi edgü erdin tüzer edgü yol Beni iyiliğe doğru götür, kendin iyi ol; insan iyi insanlara bakarak, yolunu düzeltir. 
Sebeb bolğıl emdi maŋa edgüke, bayat birge edgü saŋa ay böke Bugün bana iyilik yapmam için bir sebep ol; ey pehlivan, Tanrı sana da bunun karşılığını verir. 
Negü ter eşitgil tejik bilgesi, tejik bilgeleri çavıkar küsi İranlı âlim ne der, dinle; iranlı âlimlerin şöhreti büyüktür. 
Begi bolsa edgü bodunka bütün, anıŋ asğı barça bodun yer kutun Bey halka karşı iyi ve âdil olursa, onun faydası bütün halka dokunur ve halk saadete kavuşur. 
Özüŋ edgü kolma begiŋ edgü kol, begi edgü bolsa bodun asğı ol Kendi iyiliğini istersen, beyin iyi olmasını iste; beyin iyi olması halkın menfaatidir. 
Kara edgü bolsa bir özke bolur, begi edgü bolsa bodun kün körür Halk iyi olursa, bu iyiliği onun yalnız kendisi içindir; beyi iyi olursa, halk gün görür. 
Kişi tep ayurlar kayu ol kişi, kişike asığ kılsa itse işi insan derler, insan kimdir; insan başkalarına faydalı olan ve onların işlerini gören kimsedir. 
Tüzü yalŋuk oğlı sever edgüni, bu edgü kayu ol ögeyin anı Bütün ınsan-oğulları iyiyi severler; iyi nerede, ben de onu öğeyim. 
Bu edgü ol ol kılsa halkka asığ, bu asğı bile bulsa bodnı tatığ iyi, halka faydalı olan ve bundan dolayı ona zevk veren şeydir. 
Bağırsak bolur halkka edgü kişi, bağırsak bolun bulduŋ edgü başı iyi insan halka karşı şefkatli olur; merhametli olursan, sen de iyi insan olursun. 
Munu sözledim söz bitigin ulam, tükettim sözümni kurıttım kalem işte yazı ile ulaştırılacak sözlerimi söyledim; sözümü bitirdim ve kalemi sildim. 
Takı ma negü erdi erse sözüm, kadaşıŋ tegürgey tilin ay yüzüm Bundan başka daha söylenecek. ne gibi sözüm varsa, akraban bunları da ağızdan bildirecektir, ey ay yüzlüm. 
Bitig türdi badı öze tamğalap, sunup berdi ögdülmiş aldı ulap Mektubu katladı, bağladı ve üzerini mühürleyerek, uzattı; Öğdülmiş gelip, elinden aldı. 
İlig aydı barğıl takı ma negü, yarağlığ söz erse tegür ay bügü Hükümdar : — Git, daha münâsip ne gibi söz varsa, ona ulaştır, ey hakîm — dedi — 
Katığlan anı keldür emdi maŋa, kuruğ kelme ansız maŋa ay toŋa Şimdi gayret et, onu bana getir; ey yiğit, bana onsuz, boş gelme. 
Biliglig negü ter eşitgil özüŋ, yalavaç tetig ıd tutuzma sözüg Bilgili ne der, dinle; zeki elçi gönder ve sözünü ona tevdi et. 
Negü tutzayın men saŋa emdi söz, kamuğ söz seniŋde ayâ köŋli tüz Ben sana şimdi ağızdan "ne söyleyeyim; ey kalbi doğru, söylenecek sözlerin hepsini sen biliyorsun. 
Negü sözlegü erse sözle tilin, yarağı ne erse sen andağ kılın Ne söylemek icap ederse, sen ağızdan söyle; nasıl münâsip görürsen öyle hareket et. 
İlel tep turup çıktı ögdülmişe, ol edgü kılınç birle igdilmişe iyi terbiyeye, iyi tavır ve harekete sahip olan Öğdülmiş— "Baş üstüne!"— diyerek, kalkıp çıktı. 
Atın mindi evke yüz urdı turup, kelip tüşti kirdi yaka kur yörüp Atına bindi, evine doğru hareket ederek, gelip indi; evine girdi, yaka ve kuşağını çözdü. 
Yaşık yandı yerke yakurdı başın, yaruk dünyâ meŋzi karardı ışın Güneş döndü, başını yere yaklaştırdı; dünyanın aydınlık yüzü kırmızı sise büründü. 
Küdı ıdtı kesme yaruk yüz tudı, sevüg zülfi toldı yokaru kodı Perçemini aşağı salıverdi, parlak yüzü kapandı ve güzel zülfü her tarafı kapladı. 
Turup yundı kıldı bu yatğu namâz, töşek koldı yattı udıp bardı az Kalkıp abdest aldı ve yatsı namazını kıldı; döşek istedi ve yatıp, bir az uyudu. 
Beliŋlep odundı kötürdi başın, kara zengi kılmış yüzini ışın Birden silkinerek, tekrar uyandı, başını kaldırdı; sis gök yüzünü siyah zenciye döndürmüştü. 
Turup yundı kıldı yana taŋ namâz, duâ kıldı tesbih yeme küdti az Kalkıp abdest aldı, sabah namazını kıldı; duâ etti, teşbih çekti; yine bir az bekledi. 
Tüme torku kalkan kötürdi öşün, yaruk yüz küler teg yarudı ajun Yüzünü örten ipek kalkan sıyrıldı; gülen parlak yüz gibi, dünya aydınlandı. 
Öğdülmiş Odgurmış Tapa Barmışın Ayur Öğdülmiş in Odgurmış'ı Ziyaretini Söyler 
Ederledi terkin atını tutup, kadaşı tapa bardı evdin turup Atını tutup, derhal eyerledi; oradan kalkıp, akrabasına doğru gitti. 
Yakın tegdi erse kadaşka barıp, atındın kodı tüşti tegdi yorıp Akrabasına yaklaşınca, atından aşağı indi, yürüyerek, kapısına geldi. 
Tegip akru elgin tokıdı kapuğ, turup çıktı odğurmış ıdtı tapuğ Gelip, eli ile yavaşça kapıyı çaldı; Odgurmış ibâdeti bıraktı, yerinden kalktı. 
Kapuğ açtı çıktı kadaşın körüp, kuçuştı esenleşti yüz köz öpüp Kapıyı açtı, çıktı; hısımını gördü, kucaklaşıp, öpüşerek selâmlaştı. 
Elig aldı evke kigürdi bat a, orun berdi oldurdı elgin tuta Elinden tutup, hemen içeri aldı; yer gösterdi ve elini tutarak, oturdu. 
İdi ök sevindi kadaşın körüp, bayatka şükür kıldı artuk ögüp Akrabasını gördüğüne pek çok sevindi; Tanrıya çok hamd ve şükür etti. 
Ne körklüg sevinç ol kişi adrılıp, selâmet kavuşsa tileyü kelip İnsanın ayrıldıktan sonra tekrar araması ve gelip, sağ-sâlim kavuşması ne büyük bir saadettir. 
Ne edgü bolur ol kadaştın yırap, barıp tegse tuşsa yağukluk ulap Akrabalardan uzaklaştıktan sonra, yakınlık hisleri ile tekrar kavuşup, görüşmek ne kadar hoş oluyor. 
Ne körklüg bolur kör bağırsak kadaş, kadaşka yağukluk ulasa adaş Akrabaların birbirine candan yakınlık ve samimiyet göstermeleri ne güzel şeydir. 
Ne körklüg bolur kör bağırsaklıkın, kadaşka kadaş köŋli bolsa yakın Akrabanın akrabaya merhametle ve gönülden bağlı olması ne güzel olur. 
Negü ter eşitgil bağırsak kadaş, yakınlık ulağlı köŋüldeş adaş Akrabasına dostluk ve gönülden yakınlık gösteren şefkatli akraba ne der, dinle. 
Kamuğ ğâyib özler körüşse közün, sakınç boldı kısğa sevinçi uzun Birbirini kaybedip, tekrar buluşan şahısların kederleri kısa, sevinçleri uzun sürer. 
Ne körklüg bolur kör kişi adrılıp, selâmet kavuşsa iki öz özün Ayrılıktan sonra iki şahısın tekrar birbirine sağ-sâlim kavuşması ne kadar güzel şeydir. 
Odgurmış suali Öğdülmişke ODGURMIŞ'IN ÖĞDÜLMİŞ'E SUÂLİ 
Ayıttı kadaşların odğurmışa, esen tep haber berdi ögdülmişe Odgurmış akrabalarını soruşturdu; Ögdilmiş onların sağ ve salim olduklarını söyledi. 
Yana aydı odğurmış ayğıl maŋa, kalı keldiŋ emdi ne boldı saŋa Odgurmış tekrar sordu:—Bana söyle, şimdi buraya ne maksatla geldin, sana ne oldu böyle. 
Eşittim seni men ilig birle tep, bodunka tusulur bilig birle tep Ben senin hükümdarın yanında bulunduğunu, bilgin ile halka faydalı olduğunu duydum, 
Nelük keldiŋ erki olarnı kodup, bodun yüklerin sen boyunka yüdüp Halkın yükünü boynuna yüklendikten sonra, onları bırakıp, nasıl buraya geldin. 
Öğdülmiş cevabı Odgurmışka ÖĞDÜLMİŞ'İN ODGURMIŞ'A CEVABI 
Yanut berdi ögdülmiş aydı özüm, seni ârzûladı ay körklüg yüzüm Ögdilmiş cevap verdi ve :—Ey güzel yüzlüm, benim seni göreceğim geldi — dedi— 
Turup keldim emdi köreyin teyü, sakınç kadğu bağın yöreyin teyü Seni merak ettim, bu meraktan kurtulayım — diye, kalkıp buraya geldim. 
Küser erdim artuk seni körgüke, bu kün buldum inçlik saŋa kelgüke Seni görmeği candan istiyordum; sana gelmek için ancak bugün fırsat bulabildim. 
Büte keçti üdlek seni körmedim, tiler erdim ârzûn üdi bulmadım Seni görmeyeli çok zaman geçti; görüşmeği çok arzu ediyordum, fakat vakit bulamadım. 
Üdi emdi ermiş munukı özüm, saŋa tuştı şükrin kılur til sözüm Vakti bugün imiş, işte geldim; çok şükür, sana kavuştum. 
Esen bolsa ermiş bu yalŋuk özi, tilekke tegir ay bağırsak kozı insan sağ olursa, dileğine ulaşırmış, ey benim cana yakın kuzum. 
Negü ter eşitgil küsemiş kişi, keçer üdlekig ked sınamış kişi Zamanın çok çabuk geçip-gittiğini iyice tecrübe etmiş ve kavuşmağı özlemiş olan insan ne der, dinle. 
Tirig bolsa yalŋuk tilekin bulur, tilek bulğuka mün tiriglik bolur İnsan sağ olursa, dileğini bulur; hayat dilek için bir sermâyedir. 
Tirig bolsa yalŋuk tilep tapşur ok, esen bolsa barmış yana kavşur ok İnsanlar sağ olurlarsa, birbirini arayıp bulurlar; can sağ olursa, ayrılan yine muhakkak kavuşur. 
Tiriglik tilegil tileme tilek, tilek bulğuka bu tiriglik yölek Dilek dileme, sağlık dile; hayat dileğe erişmek hususunda ancak bir yardımcıdır. 
Bayat berdi âhır tilekim maŋa, esenlik bile men kavuştum saŋa Tanrı nihayet arzumu yerine getirdi; ben sağ-sâlim sana kavuştum. 
Adın ma sözüm bar bu sözde basa, anı ma ayayın özüŋ tıŋlasa Bundan başka bir sözüm daha var; dinlersen, onu da söyleyeyim. 
Odgurmış Öğdülmiş Birle Münâzara Kılmışın Ayur Odgurmış'ın Öğdülmiş İle Münazara Ettiğıni Söyler 
Yanut berdi odğurmış aydı sözüg, eşittim sözümni eşitgil özüŋ Odgurmış cevap verdi : — Söylediklerini dinledim, sen de benim sözlerimi dinle — dedi — 
Yakınlık ulamış üçün bir bayat, muyan bersü miŋ miŋ tümen edgü at Gösterdiğin bu yakınlığın Tanrı ecrini ihsan etsin, iyi insanlara bahşettiği yüz binlerce sevaba sen de nail ol. 
Takı bir sözüg ay ne erki adın, anı ma maŋa sözle kodrna kedin Başka söyleyeceğin söz ne imiş, onu da bana söyleyiver. 
Öğdülmiş cevabı Odgurmışka ÖĞDÜLMİŞ'İN ODGURMUŞ'A CEVABI 
Cevâb kıldı ögdülmiş aydı bu söz, seni kördi erse yaruk boldı köz Öğdülmış cevap verdi ve : — Bu sözüm şudur — dedi— seni görünce, özüm parladı. 
Kişi öz tilekin yorısa yoluğ, aŋar tegmez emgek ay bilgi uluğ insan kendi arzusu ile yol yürürse, zahmet çekmez, ey bilgisi büyük. 
Negü ter eşitgil sınamış sözi, anıŋ manisi uk ay köŋli yazı Tecrübeli insan ne der, dinle; mânasına dikkat et, ey huzura kavuşmuş insan. 
Kayu işke ârzû yorısa tilek, adak ursa buldı ol ârzû yölek Hangi işe arzu ve dilek ile girişilirse, bu dilek her adımda ona bir destek olur. 
Tilek birle maŋsa yırak yer yakın, kaçan körse yüzin bulur cân ilek istekle yürüyünce, uzak yer yakın olur; arzuladığı yüzü görünce, can sahibini bulur. 
Yana aydı ögdülmiş uş bu özüm, saŋa kadğura tilde kesmez sözüm Öğdülmiş devam etti:—îşte ben dâima seni merak ediyorum, dilimden düşürmüyorum. 
Uluş kendni kodtuŋ yakın ka kadaş, kişide yıradıŋ biliş yok adaş Köy ve şehri, yakın akraba ve kardeşleri bıraktın, insanlardan uzaklaştın; burada hiç bir tanıdık ve ahbabın yok. 
Ağır yük yüdüp bu özüŋ yalŋuzun, yalıŋ aç yorır sen ne yunçığ özün Tek başına ağır zahmetlere katlandın; aç ve çıplak yaşıyorsun, dermansız bir hâldesin. 
Kadaş köŋli barça saŋa kadğurar, körü ıdsa bulmaz köŋül yelgürer Senin için bütün akrabaların sızlanıyor; görmek isteyince, bulamıyor ve iştiyak içinde çırpınıyorlar. 
Apa oğlanı barça yalŋuz umaz, özüŋ munda yalŋuz kalı iglemez Hiç bir insan tek başına yapamaz; sen burada yalnızsın, hasta da olabilirsin. 
Bu kadğu meni evde yatğurmadı, sakınç kadğu birle özüm umadı Bu düşünce ile ben evde duramadım; endişe ve kayguya karşı koyamadım. 
Saŋa ok törütmedi teŋri tamuğ, saŋa aymadı bu adâbığ kamuğ Tanrı cehennemi yalnız senin için yaratmadı; bütün bu azapları yalnız senin için zikretmedi. 
Negü ol nelük munça emger özüŋ, maŋa belgülüg ay bileyin sözüg Niçin ve neden kendine böyle eziyet ediyorsun; bana bunu açıkça söyle, ben de senin bu husustaki fikirlerini anlayayım. 
Odgurmış cevabı Öğdülmişke ODGURMIŞ'IN ÖĞDÜLMİŞ'E