Kelimsek

KELİMSEK; GELME, GELME GELİNTİ; GELİNTİ

BİR KAVRAM, BU KAVRAMI ÇAĞDAŞ TÜRKÇE KOLLARINDA KARŞILAYAN “TÜRKÇE KÖKENLİ SÖZLER”,
BU SÖZLERDEKİ “SÖZ TÜRETME EKLERİ”
BİR KAVRAM (tüşünük; mefhum): Bir yerden başka yere gelmiş, yerleşikliği (mukimliği) belirsiz, daha çok sığıntı durumunda, konumunda olan kimse, sığıntı göçmen, gelinti.
Türkiye Türkçesi yazı - edebiyat dili ile TDK sözlüğünde “GELİNTİ” sözü olmamasına karşılık bu kavramın Türkçe kökenli bu sözle karşılanması düşüncesi ile ilk kez bu yazımda kullandım.
SUNU (İTHAF)
Bundan üç yıl önce bir yazımda İzmit’in Kandıra ilçesinden derlenmiş “SÖYLEMSEK (geveze)” sözcüğünü kullandığımda aramızda kısa bir tartışma yaşadığımız “sonra çok iyi arkadaş olduk” Sayın Kemal Güler Beğ ile;
Azerbaycan Türkçesinde bu kavramın karşılığını yazıp Türkiye Türkçesindeki karşılığını sorarak konuyu gündeme getiren Güney Azerbaycan, Niyar’lı “ORTAK TÜRKÇE” ülküdeşimiz Sayın Farzad A Niyar Beğ’e:
Aşağıda, değişik Türkçe kollarında karşılıklarını verdiğim “SIĞINTI GÖÇMEN” kavramının Samsun’un Bafra ilçesinden 1952 yılında derlenmiş “GELİNTİ” sözünden özge, başka, “TEK SÖZCÜK” olarak türemiş karşılık yok. “Benim bilmediğim bir söz varsa, yorumlarda yazarsanız -SEVİNCEK(memnun)- olurum.
ÇAĞDAŞ UYGUR: İḲİNDİ (buradaki ”K”, art damak “K”si = Ḳ’dir),
ÄḲİNDİ.
ÖZBEK: KÉLGİNDÏ; KÉLİMSÄK
KAZAK: KÉLİMSEK
KIRGIZ: KÉLİMSEK
KAZAN TATAR: KİLMÊŞEK (I), (II)
TÜRKMEN: GÉLMİŞEK(I), (II)
KUMUK: GÉLGİNÇİ
KELİMSEK : Özbek Türkçesi: “KÉLİMSÄK” ile
Kazak, Kırgız Türkçelerindeki “KÉLİMSEK” sözünün eki:
“-(I)MSAK / -(İ)MSEK; -MSAK / -MSEK” ekinin yansımasından (versiyonundan) Türkiye Türkçesinde türemiş sözler:
[BU EK TÜRKİYE’DE YAYINLANMIŞ DİLBİLGİSİ KİTAPLARINDA YOK. TÜRKÇE’NİN GRAMERİ- T. Banguoğlu, TÜRK DİL BİLGİSİ - M. Ergin, TÜRK DİLİ BİLGİSİ - Jean Deny.. başta olmak üzere, taradığım otuz dolayında dilbilgisi kitaplarında yok.]
DERLEME SÖZLÜĞÜ I. Cilt =A=
Türk Dil Kurumu Yayınları - 1963 yılı ANKARA
[acımsak] : Az acı, acımsı. (Hamzabali *Bozdoğan, -AYDIN; -SAMSUN)
≡--- ---   ---
DERLEME SÖZLÜĞÜ - VIII. CİLT =K=
Türk Dil Kurumu Yayınları, 1963 yılı - ANKARA
3012. s. kurumsak (neteg.) (I) = Onurlu, gururlu. (-AMASYA; -NİĞDE)
kurumsak (neteg.) (II) = Alçak, onursuz, arsız. (*Urla -İZMİR; *Lapseki -ÇANAKKALE; -KONYA)
≡--- ---  ---
DERLEME SÖZLÜĞÜ - IX. CİLT =L -R=
Türk Dil Kurumu Yayınları - 1963 YILI - ANKARA
3333. s. [ölümsek -1] (neteg.) = Ölecekmiş gibi arık, cılız olan. (-SAMSUN; -GAZİANTEP; Çomaklı *Korkuteli -ANTALYA)
≡--- ---  ---
DERLEME SÖZLÜĞÜ: X. CİLT =S - T=
Türk Dil Kurumu Yayınları - 1963 yılı ; ANKARA
3677.s. [söylemsek] (neteg.) = Çok söyleyen, çok konuşan, geveze. (*Kandıra -KOCAELİ) -“sölegen” kökteş söz öbeği içerisinde.-
3635.s. [silimsek] (neteg.) = Yemek seçen, boğazsız. (*Bozdoğan -AYDIN; *Milas -MUĞLA) -“silimsi” kökteş söz öbeği içerisinde.-
3616.s. sırımsak(neteg.) = 1. Dayanıklı, sağlam (ağaç gibi). (Salda *Yeşilova -BURDUR; Bahçeli *Bor -NİĞDE; Çandırlar -ADANA) 2. [à sırım (V) -1]
≡--- ---  ---
DERLEME SÖZLÜĞÜ XI. CİLT = U - Z =
Türk Dil Kurumu Yayınları. - 1963 yılı - ANKARA
4129.s. yakımsak (neteg.) = Cana yakın, uysal, çabuk alışan. (Yenice -MUĞLA)
karş.:
ESKİ UYGUR TÜRKÇESİ (8. - 13. y. y.)
yakmak (nesneli durum eyl.) (I) = Beğenmek, hoşlanmak, hoşa gitmek.: TURFAN TEXTE I. 10, 77.
--- karş.: Türkmen Türkçesi: Yakımlı; Özbek Türkçesi: Yäqımli; Kırgız Türkçesi: Cağımduu; Kazak Türkçesi: Jağımdı = Hoş (Farsça)..
4145.s. yalımsak (neteg.) (I) = Obur. (Hisarcık -KAYSERİ)
4145.s. yalımsak (neteg.) (II) = Başıboş kişi. (-KAYSERİ)
≡--- ---  ---
Aşağıda verdiğimiz “-(I)MSAK / -(İ)MSEK; -MSAK / -MSEK” eki ile türemiş sözcük Türkiye Türkçesi Yöre Ağızlarında kullanılmasına karşılık Türk Dil Kurumu Sözlüğü’nde de, üç büyük derleme sözlüğü’nde de yok:
ağlamsak (neteg.) = Ağlak: Ağlamaklı. Sürekli ağlamaya yatkın, sürekli duygulanıp ağlayacak yapıda olan (kimse).
--- EK BİLGİ: Bu sözü değişik yöre ağızlarında dinledim.
“DERLEME SÖZLÜĞÜ, 1. CİLTTE: AĞLAMSEK sözü var, ancak Yöre Ağızlarımızda çok yaygın biçimde kullanılan, 1980’li yıllarda yazı edebiyat diline de kazandırılan ”AĞLAMSAK”  sözü yok.
Aşağıdaki “benimsek” ile “delimsek” sözcüklerinin eki “EYLEMDEN NETEGLİK” değil, “ADDAN NETEGLİK” türetme eki işleyişindedir:
“+(I)MSAK / +(İ)MSEK; +MSAK / +MSEK”
+(İ)MSEK: BEN+(İ)MSEK
benimsek (neteg.) = Kibirli, kendini beğenmiş.
--- EK BİLGİ: Bu sözü Tokat’ın Reşadiye ilçesi Hasanşeyh bucağında öğretmen iken burada yaşayan değişik kimselerden dinleyerek derledim.
+MSEK: DELİ+(İ)MSEK
delimsek (neteg.) = Delişmen, çok yürekli, çılgınca davranışları olan (kimse).
[delimsek] : (-ESKİŞEHİR; *Maçka -TRABZON ile çevresi)
DERLEME SÖZLÜĞÜ 4. CİLT:
1517.s. dirimseklik (durum adı) = Egemenlik. (Savur -MARAŞ)
DERLEME SÖZLÜĞÜ 4. CİLT:
“dirimseklik” durum adı “DİRİMSEK” biçiminde bir sözün varlığını gösteriyor.
Unutulmuş, karşılaştırma yöntemi ile “egemen, hakim” anlamında kullanılmış olabileceğini söyleyebiliriz?
“sarımsak” sözcüğündeki ““+(I)MSAK” eki başlangıçta yalnız neteglik (sıfat) anlamında bir söz iken bu göğertinin karşılığı olarak kipleşmiştir.
TÜRKİYE TÜRKÇESİ
TÜRKİYE TÜRKÇESİ YÖRE AĞIZLARI
ANADİLDEN DERLEMELER - II. CİLT- Hamit Koşay, Orhan Aydın
T. D. K. C. I. 19
TÜRK TARİH KURUMU BASIMEVİ -1952 yılı -ANKARA.
61. s. GELİNTİ (neteg.) = Yabancı “başka köyden gelip o köye yerleşen adama söylenir.”: Bafra ile köyleri - SAMSUN.
--- İRDELEME:  Bu yöreden derlenmiş “GELİNTİ” sözcüğünün gerek tanımı, gerekse “KÜÇÜLTME, AŞAĞILAMA” işleyişinde kullanılan “-İNTİ” eki dolayısıyla: “SIĞINTI, SIĞINTI GÖÇMEN” anlamında kullanıldığı anlaşılıyor.
karş. Kazan Tatar: KİLMÊŞEK (II); Türkmen: GELMİŞEK.
≡--- ---  ---
AZERBAYCAN TÜRKÇESİ
Kuzey - Güney Azerbaycan
gelme (neteg.) = Bir yere başka bir yerden gelip oraya yerleşmiş, ancak sığıntı gibi olan (kimse).
gelmeler (çokluk neteg.) = Bir yere başka bir yerden gelip oraya yerleşmiş, ancak sığıntı gibi olan (kimseler).
gelme gelinti (neteg.) = Bir yere başka bir yerden gelip oraya yerleşmiş, ancak sığıntı gibi olan (kimse).
gelme gelintiler (çokluk neteg.) = Bir yere başka bir yerden gelip oraya yerleşmiş, ancak sığıntı gibi olan (kimseler).
≡--- ---  ---
TÜRKMEN TÜRKÇESİ
EK: işitilen geçmiş zaman eki : MİŞ + küçültme eki: +AK /+EK:
GÉLMİŞEK (neteg.) (I) = Bir yere başka, yad yerden yokluk, sıkıntı yüzünden göçüp gelmiş (olan).
GÉLMİŞEK (neteg.) (II) = Bir yurda başka yurttan art, kötü düşünce ile gelmiş kimse, çaşıt (casus, ajan).
≡--- --- ---
ÖZBEK TÜRKÇESİ
EK: küçültme eki: -İNDİ:
KÉLGİNDÏ [kelimsek] (neteg.) = Yaddan gelen, yad, yabancı olan (kimse). Sığıntı, sığıntı göçmen, gelinti. bkz.: kélimsäk. < (?) KÉL(İ)G+İNDÏ.
KÉLİMSÄK [kelimsek] (neteg.) = Yaddan gelen, yad, yabancı olan (kimse). Sığıntı, sığıntı göçmen, gelinti. bkz.: kélgindï.
--- --- ---
ÇAĞDAŞ UYGUR TÜRKÇESİ:
İḲİNDİ (buradaki ”K”, art damak “K”si = Ḳ’dir), ÄḲİNDİ (neteg.) = Yaddan gelen, yad, yabancı olan (kimse). Sığıntı, sığıntı göçmen, gelinti.
--- EK BİLGİ: “AKMAK” eyleminden: “AKINTI” > “ÄḲİNDİ”, “İḲİNDİ”
Çağdaş Uygur Türkçesinde “ÜNLÜ - ÜNSÜZ UYUMU” yoktur.
≡--- --- ---
KAZAK TÜRKÇESİ
KÉLİMSEK “kelimsek” (neteg.) = Yaddan gelen, yad, yabancı olan. Sığıntı, sığıntı göçmen, gelinti.
--- --- ---
KIRGIZ TÜRKÇESİ
KÉLİMSEK “kelimsek” (neteg.) = Yaddan gelen, yad, yabancı olan. Sığıntı, sığıntı göçmen, gelinti.
--- --- ---
KAZAN TATAR TÜRKÇESİ
KİLMÊŞEK (neteg.) (I) = Bir yere yaddan gelen, yad, yabancı olan (kimse). Sonradan gelme. Göçmen.
KİLMÊŞEK (neteg.) (II) = Bir yere, yurda sonradan gelmiş olan, sığıntı, sığıntı göçmen, gelinti.
--- --- ---
KUMUK TÜRKÇESİ
GÉLGİNÇİ “gelginçi” (neteg.) = Yaddan gelen, yad, yabancı olan. Sığıntı,  sığıntı göçmen, gelinti.
≡--- --- ---
SONUÇ
Türkçe kollarındaki bütün sözler, söz öbekleri, bütün ekler.. kavramlara, kavram boşluklarına göre belirlenmelidir.
Bu söz varlıkları bilgili, anglı (bilinçli), ülkücü (idealist) Türk dilcilerinin işçimenliği ile, birbirleri ile sürekli işbirliği yapan ayrı Türk topluluklarından uzagut (mütehassıs), bu işe gönül vermiş aydınların işbirliği sağlanarak BİR YANDAN YAYGINLAŞTIRILMALI, ÖBÜR YANDAN DA İŞLEKLEŞTİRİMELİDİR.

YORUM EKLE