Abdülhak Hamit Tarhan Kimdir, Yazarlar, şairler, düşünürler, biyografiler, kim kimdir?

Abdülhak Hamit Tarhan Kimdir, Yazarlar, şairler, düşünürler, biyografiler, kim kimdir?

Abdülhak Hamit Tarhan Kimdir, Yazarlar, şairler, düşünürler, biyografiler, kim kimdir?

Abdülhak Hamit Tarhan Kimdir, yazarlar, şairler, düşünürler, biyografiler, kim kimdir?

Biyografi, kısa biyografiler, biyografi, biyografi eserleri, ilginç biyografiler, önemli biyografiler, yazarlar, şairler, düşünürler, kim kimdir, yaşam öyküsü, yazarlar, şairler, düşünürler, biyografiler, kim kimdir? 

biyografi, kısa biyografiler, biyografi, biyografi eserleri, ilginç biyografiler, önemli biyografiler, yazarlar, şairler, düşünürler, kim kimdir, yaşam öyküsü, yazarlar, şairler, düşünürler, biyografiler, kim kimdir?

Bütün yazar, şair ve düşünürleri şu bağlantıdan okuyabilirsiniz.

Lütfen tıklayınız: Yazarlar-Şairler-Edebiyatçılar-Düşünürler

...

Abdülhak Hamit Tarhan Kimdir? Hayatı, Edebi Kişiliği, Eserleri

Abdülhak Hamit Tarhan (d.02 Ocak 1852, İstanbul - ö. 13 Nisan 1937, İstanbul)

Aristokrat bir aileye mensup olan Abdülhak Hâmid 1852'de İstanbul'da doğdu. Öğrenimini bu şehirde yaptı, özel derslerle kendisini yetiştirmeye çalıştı.

1861'de ağabeyi Nasuhî Bey'le Paris'e gitti. Orada bir yıl kadar bir kolejde eğitimine devam etti. Bir süre İstanbul'da Amerikan Koleji'nde okudu. Memurluk hayatına atıldı. Tahran Büyükelçiliği'ne atanan babasıyla birlikte İran'a gitti. 1866'da babasının ölümü üzerine İstanbul'a döndü. Paris Elçiliği'ne kâtip olarak atandı. (1876)

İki buçuk yıl burada kaldıktan sonra, Londra Elçiliği Müsteşarlığı'nda Brüksel Elçiliği ve Meclis-i Âyân üyeliğinde bulundu. Cumhuriyet devrinde milletvekili oldu ve bu görevde iken 13 Nisan 1937'de öldü.

Abdülhak Hamit Tarhan, Tanzimat dönemi Türk edebiyatında belirginleşen "eski -yeni" sancısı bağlamında divan şiirini gerek biçim gerekse içerik açısından "kesin bir dille" reddeden ilk önemli sanatçıdır.

Hamit, Türk şiirinin kendine özgü bir kimlik kazanması gerektiğini her fırsatta dile getirmiş bunun en somut örneklerini de kendi eserlerinde vermeye çalışmıştır. Özellikle vezin ve kafiye konusunda divan şiirinin getirdiği tüm sınırları reddederek serbest bir tavır sergilemiştir. Örneğin; beyit hakimiyeti onun şiirinde tamamen kırılmış ve anlam takip eden alt dizelere kadar yayılmıştır.

Batı şiir biçimlerini kullanmış, sanatı gölgeleyen ve sınırlayan tüm kuralları, gelenek ilkelerini reddetmiştir.

Abdülhak Hamit Tarhan, özellikle tiyatro alanında Tanzimat kuşağının en üretken kalemi olarak Türk edebiyatı tarihine adını yazdırmıştır.

Abdülhak Hamit Tarhan'ın "Şiir" Dünyası ve Eserleri

Eserlerine İlişkin Önemli Notlar

Abdülhak Hamit Tarhan, Türk şiirinin hem muhtevada hem de şekilde büyük yeniliklere açılmasını hazırlayan bir şairdir ve bu işlevi dolayısıyla kendisinden sonra gelenler özellikle de Servet-i Fünûn şairleri tarafından üstâd olarak kabul edilmiştir. Abdülhak Hamit Tarhan'ın şiir külliyatı oldukça dağınık bir yapı arz etmektedir. Birçok eseri bazı antolojiler sayesinde günümüze ulaşmıştır. Abdülhak Hamit Tarhan'ın birçok meşhur şiiri aslında mensur olarak kaleme aldığı tiyatro oyunlarında yer almaktadır. Örneğin; Duhter-i Hindu'daki Tanaggum; Tarık'taki mersiye, Finten'deki Davalaciro'nun türküsü, İbn Musa'daki Kraliçenin türküsü bunlardan birkaçıdır.

Abdülhak Hamit'e Dair Diğer Bilgiler

Hamit bir "tezatlar şairi" olarak anılır.

Düzensizlik, anlaşılmazlık onun şiirinin asli yönünü ihtiva eder.

Tabiat ve aşk kavramları şiirlerindeki ana temadır.

Tabiat konusunda J. J. Rousseua'nun etkisinde kalmış bir şair olarak değerlendirilir. Hindistan'da yazdığı Kürsî-i İstiğrâk ve Külbe-i iştiyâk adlı eserleri, Hamit'in tabiat karşısındaki coşkunluğunu ve metafizik düşünce ile karşılaşmasını ortaya koyan en önemli şiirleridir.

Şiirleri gerek lirizm açısından gerekse felsefe açısından zengindir diyebiliriz.

Hamit, şiirlerinde genellikle aruz ölçüsünü kullanmış sadece birkaç şiirde hece veznini denemiştir.

Belli bir dil anlayışına sahip değildir. Kimi şiirlerinde anlaşılır bir anlatım sergilerken kimi şiirlerinde de ağır, yoğun ve yüklü bir dil tercih etmiştir.

Şiirlerinde "sanat için sanat" anlayışına bağlı kalmıştır.

Edebiyatımızda "şair-i azâm" olarak anılagelmiştir ve bu yakıştırmayı ilk kez dile getiren kişi Süleyman Nazif'tir.

Eserleri ve Özellikleri

Sahra

Abdülhak Hamit Tarhan'ın kitap olarak çıkardığı ilk şiir kitabı Sahra'dır. (1879)

İlk kitabı Sahra olsa da Hamit'ln şiirde yaptığı ilk yenilik, Duhter-i Hindu'daki Tanaggum adlı eseridir. Hamit bu şiirinde açıkça divan şiirinin yüzyıllarca muhafaza ettiği her türlü yaklaşımı ve geleneği alt üst etmiştir. Şöyle ki divan şiirinde ıstırap veren, acı çektiren ve sevilen kişiyi temsil eden "kadın" figürü, bu şiirde ıstırap çeken ve seven özne olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu şiirde seven ve sevilen kişilerin her ikisinin de adı bellidir. Bir kadının bir erkeğe duyduğu aşkı somut bir şekilde dile getirmesi o dönem Türk şiiri için başlı başına bir yenilik adımıydı.

Sahra, Türk edebiyatının pastoral nitelikli ilk eseri olarak kabul edilmektedir. Bu şiirde medeniyetin aslî unsuru olarak kabul edilen "şehir" ile "kır" kavramları arasında birtakım fikrî ve duygusal mukayeseler yapan Hamit, kır yaşamını yüceltir ve ona dair olumlu bir söylem geliştirir.

Sahra'daki birçok şiir biçimsel açıdan daha önce örneği görülmemiş bir yapıya sahiptir. Hamit, bu eserindeki şiirlerinde kimi zaman nazım birimin kimi zaman kafiye şemasını kimi zaman veznin "tamamen kendine özgü hatta keyfi" bir tavırla değiştirerek ayrı bir yapı ortaya koymuştur.

Bunlar Odur

Bu eserin bir bölümü Hindistan'da yazılmıştır. (Hindistan coğrafyası ve Hint felsefesi Hamit'in sanatının asli bileşenlerinden biridir.) Bunlar Odur iki defa basılmıştır. İlk baskısı küçük bir kitapken Hamit, bu eserini Makber'den sonra yeniden yayımlamış ve Bunlar Odur'u "Makber dairesinde" şeklinde değerlendirmiş ve tanıtmıştır.

Makber

Sanatçının adıyla özdeşleşen en meşhur eseridir. Hamit Batılı şairlerden genellikle romantikleri örnek almış ve kendi birikimini de katarak şahsi bir şiir oluşturmuştur. Makber adlı eserde bu özelliği bariz bir şekilde hissedilmektedir. Ölüm duygusu Batılı romantiklerin eserlerinde yer alan en önemli temdi. Hamit, ölümü sadece varoluşsal bir sorun olmak çizgisinden çıkarıp farklı bir bakış zenginliği ile bu şiirinde değerlendirmiştir. Bu şiirin en önemli özelliği ve kendinden önce yazılan ölüm temalı şiirlerden farkı şudur:

Ölüm kavramının somut boyutunda kalarak duygularını bir dert yanma ya da bir sızlanma şeklinde ifade etmemiştir.

Ölüm kavramının insan hayatındaki etkilerini unutarak salt bir felsefi tartışma boyutunda da kalmamıştır.

Makber'in Felsefesi

Ölümün karanlığı ve boşluğun tehdidi altındaki hayat güzeldir. Hamit bunu fark edince duygularına keskin bir vicdan azabı eklenir. Şu soruları sormaya başlar şiirinde?

-Niçin güzel bir varlık ölmüştür?

-Eğer onu öldürmek nihaî hedefse Tanrı onu niye yaratmıştır?

Şair bu iki felsefi soruyu şiirinde çeşitli mısralarında sorarken hiçbir cevap bulamaz ve mutlak bir sessizliğe gömülerek beklediği teselliyi bulamaz.

İşte bu görüşten hareketle Makber adlı şiirin şu meşhur dizelerini kaleme almıştır:

İnsin nesi varsa kâinatın
Lâkin bu derin sükût dinsin

Hamit bir isyan içerisindedir fakat onun isyanı nihaî olarak bir teslimiyetle sonuçlanır. Eşi Fatma Hanım'ın ölümünün ardından yazdığı bu şiir "isyan" ile "teslimiyet" arasındaki gidiş gelişin en veciz ifadesi haline gelmiştir.

Makber'in Magazinel Boyutu

Eşinin Hindistan dönüşü vapurda ölmesi ve denize atılarak sonsuza karışması ihtimali onu çıldırtır. Fatma Hanım Beyrut'ta ölür ve Hamit bir cezbe halinde kırk gün içinde Makber'i yazar. (Kaynak: İnci Enginün -Yeni Türk Edebiyatı Tanzimat'tan Cumhuriyet'e 1839-1923)

"Makber" Hakkında Bilinmesi Gereken Biçimsel Özellikler

Eserin tamamı 2352 mısradır.

Eserde her bent 8 mısra olarak düzenlenmiştir.

Yani toplam 294 benttir.

Eser bir ottova-rima örneğidir.

Kafiye düzeni her bentte aynıdır. (Birkaç küçük değişiklik dışında)

Kafiye örgüsü "aabbaacb" şeklindedir.

Bu şiirin kalıbı "mef'ûlü mefâ'ilün fâûlün" şeklindedir.

"Ölü" ve "Hacle"

Makber adlı eserinde ölüm ve yaşam arasındaki zıtlığı anlatma konusunda zirveye ulaşan Hamit, peş peşe yayımladığı Ölü ve Hacle adlı eserlerinde de aynı konuyu ele almıştır. (Hacle, zifaf odası demektir.)

Ona göre ölümün karşısında hayat ve aşk vardır. Hamit "Hacle" adlı eserinde mezarın karşısına hayatı temsilen hacleyi çıkarır.

Hep Yahut Hiç

Bu eserde Abdülhak Hamit Tarhan'ın hiçbir kitabında yer almayan şiirler bir araya getirilmiştir. Bu önemli çalışma Prof. Dr. İnci Enginün tarafından 1982'de yayımlanmıştır.

İlham-ı Vatan

1916'da yani savaş yıllarında derlenmiştir. Pek de özenli bir yapısı yoktur. "Merkad-ı Fatih'i Ziyaret" ve "Kabr-i Selim-i Evvel'i Ziyaret" adlı meşhur şiirleri bu eseri içerisindedir.

Divaneliklerim yahut Belde

Paris izlenimlerini yansıtan şiirlerini bir araya getirdiği eseridir.

Validem

Annesinin hazin çocukluğu hakkında duyduklarını lirik bir söyleyişle dile getirmiştir. Uzun bir manzumedir ve özellikle "vatan" ve "anne" kavramları arasında özellikle durulmuştur. Bu eser aynı zamanda Türk edebiyatındaki ilk "kafiyesiz" şiir olma özelliğine sahiptir.

Garam

Hamit'in şiirindeki ana bileşenlerden biri olan "buhran" kavramını ele alan metafizik endişeleri yoğun bir şekilde işleyen, sosyal eleştirilerin yer aldığı uzun bir manzumedir. Hamit bu eserde "kadın hakları"ndan bahsederek devrinin çok ilerisinde bir düşünce yapısına sahip olduğunu göstermiştir.

Abdülhak Hamit Tarhan'ın "Tiyatro" Dünyası & Eserleri/ Eserlerine İlişkin Önemli Notlar

Abdülhak Hamit Tarhan 21 adet tiyatro kaleme almıştır.

Tiyatroları da tıpkı şiirleri gibi dağınık bir yapı arz etmektedir.

Tiyatrolarında "tezad" unsurunu sıkça kullanmıştır.

Oyunları sahnelenme tekniğine uygun değildir ve oyunları "okunmak üzere yazılmış tiyatro eserleri" olarak değerlendirilir.

Tarih, mitoloji, ölü medeniyetler, o güne değin Türk edebiyatında adı dahi geçmeyen uzak ülkelerin kültürel ve coğrafi özellikleri tiyatro eserlerindeki ana malzemelerdir.

Bazı tiyatro oyunlarını manzum olarak kaleme almıştır.

Hamit'in "ARUZ" ölçüsü ile kaleme aldığı tiyatro oyunları şunlardır:

Abdullahü's-Sagîr,

Sardanapal,

Yabancı Dostlar,

Nazife,

İlhan,

Tezer,

Turhan,

Ruhlar,

Tayflar Geçidi,

Arzîler,

Eşber.

Hamit'in "DURAKSIZ HECE" ölçüsü ile kaleme aldığı tiyatro oyunları şunlardır:

Hamit bu eserlerini "mukaffa" adı ile değerlendirmiştir.

Nesteren,

Liberte,

Cünûn-ı Aşk,

Hakan.

Hamit'in "Mensur" olarak kaleme aldığı tiyatro oyunları:

Macera-yı Aşk,

Sabr u Sebat,

İçli Kız.

Hamit'in "Nazım-Nesir" karışık olarak kaleme aldığı tiyatro oyunları:

Duhter-i Hindû,

Tarık,

İbni Musa,

Zeynep,

Finten,

Yadigar-ı Harb.

Abdülhak Hamit Tarhan'ın Eserleri Şu Şekilde de Tasnif Edilebilir

1. Konusu Orta Asya'da Geçen Efsanevi, Masalımsı Oyunlar

Macera-yı Aşk

Nesteren

Zeynep

Hakan

2. Konusunu Günlük Hayattan Alan Oyunlar

Sabr u Sebat

İçli Kız

Liberte

Yadigar-ı Harb

3. Konusunu Hindistan ve İngiltere'den Aldığı Siyasi Yoruma Elverişli Eserler

Duhter-i Hindu

Finten

Cünûn-ı Aşk

Yabancı Dostlar

4. Konusunu Tarihten Alan Oyunlar

Eşber ve Sardanapal » Eski Tarih

Nazife, Tezer, Tarık, İbn Musa » Endülüs Tarihi

İlhan, Tayflar Geçidi, Arziler, Ruhlar » İlhanlılar Tarihi

Eserlere İlişkin Notlar

Macera-yı Aşk adlı eserde din ve gelenek unsurlarının sevenleri birbirinden ayıran unsurlar olduğu üzerinde durulmuştur. (Süt kardeşlerin evlenme konusu)

Nesteren adlı eserinin konusu, Corneille'in Le Cid adlı eserinden alınmıştır.

Hakan, Türkçülükle ilgili kelimeleri bol miktarda kullanarak yazdığı bir oyundur.

İçli Kız, Namık Kemal'in Zavallı Çocuk adlı oyunuyla önemli benzerlikler taşır.

Sabr u Sebat, Paris'in sosyete yaşamı, ev içi sohbetler, kahve sohbetleri gibi kesitlerin ele alındığı bir oyundur. Bu oyunun iki sahnesi tamamen atasözleriyle doludur.

Liberte, alegorik bir eserdir. II. Abdülhamit'in Mithat Paşa'yı sürmesi konusu işlenmiştir. Siyasi atmoseferden ötürü yazıldıktan tam otuz yıl sonra basılmıştır. Eserde Mithat Paşa'yı övmek amacı söz konusudur.

Yadigar-ı Harb, I. Dünya Savaşı yıllarında yazılmıştır. Özellikle İngiltere'nin savaştaki olumsuz rolünü belirtilmiştir. Son eşi Lüsyen Hanım da bu eserin kahramanları arasındadır.

Finten, Hamit'in Shakespeare'in eserlerini anladığının en iyi örneğidir.

Cünûn-ı Aşk, sahnelenme tekniği açısından dili en uygun olan ilk eseridir.

Eşber, Hamit'in belagat konusundaki hakimiyetini gösteren eseridir.

Konusunu İlhanlılar tarihinden alan dört oyun birbirinin devamı olarak kabul edilmektedir. (İlhan, Tayflar Geçidi, Arziler, Ruhlar)

Abdülhak Hamit Tarhan'ın Eserleri

Şiir Kitapları

1. Sahra (1879). 
2. Makber (1885). 
3. Ölü (1885). 
4. Hacle (1885). 
5. Belde (1885),. 
6. Bunlar Odur (1885). 
7. Bâlâdan Bir Ses (1912). 
8. Garâm (1923). 
9. İlhâm (1913). 
10. Vâlidem (1913). 
11. İlhâm-ı Vatan (1916). 
12. Yabancı Dostlar (1924).

Tiyatroları

1. Macerâ-yı Aşk (mensur piyes, (1873). 
2. Sabr u Sebat (mensur piyes, (1875). 
3. İçli Kız (mensur piyes, (1875). 
4. Duhter-i Hindu (mensur piyes, (1876). 
5. Nazife (manzum piyes, (1876). 
6. Nesteren (manzum piyesi, (1878). 
7. Târik yahut Endülüs Fethi (manzum piyes, (1879). 
8. Tezer (manzum piyes, (1880). 
9. Eşber (manzum piyes, (1880). 
10. Kahbe yahut Bir Sefılenin Hasbihâli (manzum piyes, (1887).
11. Liberte (manzum piyes, tefrika (1913). 
12. Turhan (manzum piyes, (1916). 
13. İbn-i Musâ yahut Zâtü'l-Cemâl (manzum piyes, (1917). 
14. Abdullahu s-Sâgir (manzum piyes, (1917). 
15. Sardanapal (manzum piyes, (1917). 
16. Yâdigâr-ı Harp (manzum-mensur piyes, (1917).
17. Cunûn-ı Aşk yahut Mihrâce (manzum piyes, (1917). 
18. Tayflar Geçidi (manzum piyes (1917)
19. Zeyneb (manzum piyes, (1918). 
20. Finten (manzum piyes, (1918).
21. Ruhlar (manzum piyes, (1922). 
22. Arzîler (manzum piyes, (1925). 
23. Hâkan (manzum piyes, (1935). 
24. Kanûnî'nin Vicdan Azabı (manzum piyes, yayınlanmamıştır). 
25. Mektuplar (İ. Enginün tarafından yayınlanmıştır).

Makber

Eyvah ne yer ne yar kaldı
Gönlüm dolu ah u zar kaldı

Şimdi buradaydı gitti elden
Gitti ebede gelip ezelden

Ben gittim o haksar kaldı
Bir köşede tarumar kaldı

Baki o enisi dilden eyvah
Beyrutta bir mezar kaldı

Bildir bana nerde nerde Ya Rab
Kim attı beni bu derde Ya Rab

Nerde arayayım o dil rübayı
Kimden sorayım bi-nevayı

Derler ki unut o aşnayı
Gitti tutarak reh-i bekayı

Sığsın mı hayale bu hakikat
Görsün mü gözüm bu macerayı?

Sür'atle nasıl da değişti halim
Almaz bunu havsalam hayalim.

Çık Fatıma! lahdden kıyam et
Yadımdaki haline devam et

Ketm etme bu razı şöyle bir söz
Ben isterim ah öyle bir söz

Güller gibi meyl-i ibtisam et
Dağı dile çare bul meram et

Bir tatlı bakışla bir gülüşle
Eyyamı hayatımı temam et

Makber mi nedir şu gördüğüm yer
Ya böyle reva mı ey cay-ı dilber.

Güncelleme Tarihi: 13 Ocak 2019, 19:19
YORUM EKLE