KIRIM

Eşsiz doğası, tarihi zenginliği ile stratejik konumdaki Kırım tarihsel olarak Peçeneklerden Kıpçaklara, bozkırın konar göçerlerinden Hunlara, Venediklilerden Ruslara, Bizans'tan Osmanlı’ya birçok medeniyetin derin izlerini taşımaktadır. Bu hanlar ve hanedanlar ülkesi 1238’de Altın Orda Devleti (Kıpçak Türklerinden oluşan Altın Orda) Berke Han’ın hanlığında Müslümanlığı kabul etti. Ta ki 1419’da Emir Timur Altın Ordu Devletini yıkana kadar.

1441’de Hacı Giray Han, Kırım Hanlığını kurdu. 1454’te ise Fatih ile Osmanlı – Kırım ilişkisi başlar. 1941-44 yılları arasında ise iftira ve suçlamalarla 8 ayrı halk yerlerinden yurtlarından edilerek Orta Asya ve Sibirya’ya sürüldü. Bunlar Türk Halklarından Kırımın sakinleri Kırım Tatarları, Kafkasya’da yaşayan Karaçay ve Balkarlar, Güney Gürcistan’da Ahıska (Mesket) Türkleri ve yine Kafkas Türklerinden olan Çeçenler, İdil boyunda yaşayan Almanlarla Kalmuklardı.

En büyük göçler 1792, 1860-63, 1874-75, 1891-1902 yıllarında olmuştur.

Kırım yarımadası Rusya için olası ayrılıkçı hareketin kalbi olarak görülmesinin yanında “sıcak denizlere” inme hayalinin karşılığıdır. “Özellikle Kırım ve Sivastopol Limanı Moskova’nın Karadeniz üzerinden Akdeniz ve ötesinde etkili olma arzusunun gerekçeleridir.”

Karadeniz’e sahip olmak istiyorsanız Kırım’a sahip olmanız gerekmektedir.

Kırım 1996 Anayasasına göre Ukrayna içinde özerk cumhuriyet statüsünde Ukrayna’nın bir parçası durumundaydı.

Ama Yolbaşçı Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu’nun dediği gibi Kırım Ukrayna’nın değil Dünyanın meselesidir.

Sorun Kırım olarak gözükse de bu krizin arka planında Avrasyacı politika ve Atlantikçi politikadan ibaret olan bir durum yatmaktadır. Şekillenmesinde ise AB ve Rusya arasındaki enerji temelli ekonomik kaygılar vardır.

Zaten daha derin incelenirse Rusya için esas sorun Ukrayna’nın kendisidir. Kırım’ın işgali Ukrayna’nın Avrupa Birliği entegrasyonuna karşılık gelen bir hamle olarak görülse de Rusya’nın yayılmacı politikalarında Avrasya İmparatorluğu hayali yatmaktadır.

BM kararı ile Rusya işgalci ve saldırgan ilan edilse de, işgal ettiği topraklarda insanlık suçları işlediği belgelense de, Avrasya İmparatorluğu hedefi ve işkence devam ettiği sürece Rusya dünya için tehdit olmaya devam edecektir. AGİT tarafından 5 Eylül 2015’te yürürlüğe sokulan Minsk Ateşkes Antlaşmasının Kiev ile Moskova arasındaki problemleri çözecek bir içeriği yoktur.

II. Katerina ve 1774 Küçük Kaynarca Antlaşması Fatih Sultan Mehmet Han’dan beri Osmanlı Devletine bağlı olan Kırım Hanlığının bu antlaşma ile bağımsız hale getirilip Kırım’ın işgalinin ilk yapı taşlarının döşendiği makus talih ve tarihtir.

Kırım’ın bağımsızlığı zorlama, suni arayışlara değil, tarihi, coğrafi, ilmi ve toprak esaslı köklere dayanmaktadır. Kırım tarihte devlet olmuş derin ve geleneksel hükümranlık birikimi olan bir ülkedir.

Kırım’ın bağımsızlığı için savaşan Kırımlılara ve uluslararası kamuoyu ve kuruluşlar, bölgesel hukuksuzluğun yeterli dayanağını 1774 Küçük Kaynarca Antlaşmasının yasal metnine bakarak görebilirler.

Osmanlı ve Kırım halkını kahreden bu antlaşma, Kırım’ın istiklali için ümit kaynağı ve hukuki dayanaktır.

Kırım’ın işgali Ukrayna’nın rızası dışında olmuş, ilerleyen süreçte bu krize dönmüştür. Bu olay Rusya’nın ekonomik ve siyasi güçlenme çabaları ile diğer tarafta AB ve ABD’nin bu çabaların önüne geçme arzularının sonucudur.

ABD için Avrasyacı politika ve Atlantikçi politikanın çıkarlarının çakıştığı bir durumdur ve şekillenmesinde ise AB ve Rusya arasındaki stratejik ve enerji temelli ekonomik kaygılar vardır.

Sorunun Kırım olduğu düşünülse de asıl nedeninin Ukrayna olduğu çok açıktır. Ukrayna üzerinden uygulanan Rus yayılmacılığı Avrasya İmparatorluğu ütopyasının bir ayağıdır ve Ukrayna’nın Avrupa entegrasyonun karşılığıdır. Kırım, Rusya için sıcak denizlere inmekte  sıçrama tahtasıdır. Kırım, AB ile Rusya arasında tampon bölge olduğundan önemlidir. Burada asıl sorgulanması gereken Rusya’nın hedefinin Kırım değil de Kiev olup olmadığıdır.

Sonuçta Kırım Türklerini kültürel azınlık olarak teminat altına almak son derece önemlidir. Ruslarla bir çatışmaya girilmemesi, kültürel azınlığımızın selameti için gereklidir.

Gelinen noktada;

Gerekçelerini açıkladığımız nedenlerden dolayı yapılması gerekenleri sıralarsak Kırım’da çözüm;

  • Ana dilde okulların açılması
  • Gençlerin asimile edilmesinin engellenmesi
  • İş imkanlarının sağlanması
  • Mecliste Anayasal haklar elde edilmesi

Kırım konusunda hiç kimseye, özellikle de Avrupa’ya asla güvenilmemelidir.

Kırım sorunu AB ve Rusya için güçlerini test etme alanıdır. Hangi tarafın galibiyetinden ziyade, tarafların hangi ölçüde kazançlı çıkacağı meselesidir.

Yumuşak güç kullanarak uluslararası platformda Rusya’ya siyasi baskı yaparak özellikle müzakereler yoluyla Kırım’ın azınlık hakları statüsüne kavuşmasını sağlamaya çalışmak hedefimiz olmalıdır.

Yalova Kırım Türkleri Derneği Başkanı

Etem SEVİN

YORUM EKLE