Küçük Prens, Küçük Prens Özeti

Küçük Prens, Küçük Prens Özeti

Küçük Prens, Küçük Prens Özeti

Küçük Prens, Küçük Prens Özeti

Küçük Prens, Küçük Prens Özeti

KİTAP BİLGİLERİ

Küçük Prens - Antoine de Saint-Exupery

Kitap Türü:Çocuk Kitapları

Orjinal Adı:Le Petit Prince

Çeviren:Sumru Ağıryürüyen

İngilizce:Le Petit Prince Short Summary

Arka Kapak Bilgisi

Antoine de Saint-Exupéry tarafından New York’ta bir otel odasında yazılan Küçük Prens yayımlandığı günden bu yana milyonlarca insanın kalbini fethetmeye devam ediyor. Küçük Prens’in yaşadıklarını anlıyor, kırgınlıklarına üzülüyor, söylediklerine hak veriyoruz. Gezegenindeki çiçeğiyle pek anlaşamadığı için biraz uzaklaşmaya karar veren, yolculuğu sırasında Dünya’ya da uğrayan Küçük Prens Sahra Çölü’nde bir pilotla karşılaşır. İşte olan biteni de bu pilot anlatır bize. Kimdir Küçük Prens, neden sürekli sorular sorar, çiçeğiyle neden anlaşamamıştır, gittiği diğer gezegenlerde kimlerle karşılaşmıştır ve neler öğrenmiştir? Bu öyküyü dinlerken Küçük Prens’in yaşadıkları ve öğrendikleri sayesinde hayatımıza tekrar bakıyoruz ve yaşamı anlamlandırmada ‘ne kadar da büyüdüğümüzü” görüyoruz. Küçük Prens’in de dediği gibi “Büyüklere her şeyi açıklamak gerekir zaten.”

Küçük Prens Özeti

Israrla çocuk kitaplarıyla aynı rafa konulsa da her insanın hayatının farklı dönemlerinde mutlaka okuması gereken bir kitaptır. Yazar, Fransız bir savaş pilotu olan Antoine de Saint-Exupéry'dir. Yazar bu kitabı İkinci Dünya Savaşının ortalarında yazmıştır. Savaş sırasında da uçağı düşürülerek ölmüştür. Kitabı başlatan olay; Sahra Çölü'ne düşen pilotun, Küçük Prens'le karşılaşmasıdır. Küçük Prens'in gezegeninden ayrılıp, gördüğü altı ayrı gezegende ki tipik yetişkin yaşam biçimlerinin eleştirisi yapılır. Kralın gezegeni otorite tutkusunu; sanatçının gezegeni, kendini beğenmişliği ve sanatçının toplumla yitirmiş olduğu iletişimsizliği; sarhoşun gezegeni, umutsuzluk ve buna dayanan unutma isteğini; işadamının yaşadığı gezegen, amaçsız sahip olma tutkusunu; fenercinin gezegeni sorgulamaksızın yerine getirilen görev duygusunu; coğrafyacının gezegeni ise bilimi kimin için yaptığını unutan bilim adamını ve bilim anlayışını sembolize eder.

Kitabı anlamak kolaydır. İnsan, çocukluğundan parçalar taşıyor; çocukluğun nasıl bir şey olduğunu biliyor ise. Yoksa okuduklarını anlamlandıramaz insan. B612 gezegeninden gelip bize dünyanın aslında nasıl bir yer olduğunu anlatan bu sevimli dost, eminim her okuyana çok farklı şeyler katmıştır. Mesela büyüklere… Büyüklerin çocukları anlamak konusunda ne kadar yeteneksiz olduğunun bir kanıtıdır bu kitap. "Büyükler hiçbir şeyi kendi kendilerine anlayamazlar. Onlara durmadan her şeyi anlatmak da çocuklar için yorucudur." Diyerek durumu açıklamıştır Küçük Prens.

Yazar altı yaşında çizdiği ilk resmi büyüklere sorduğunda beklemediği yanıtlar alır. Sahi! Sizce o resimdeki şey ne?

Eğer hayal gücünüz ölmediyse ya da hala büyümediyseniz siz de benim gibi o resimde, fil yutmuş bir boa yılanı görüyor olacaksınız. 

Küçük Prens, bize sahip olduğumuz şeylerin çok özel olduğunu anlatır. Onun gezegeninde ki tek çocuk, prens. Tek gül de eşsizdir. 

"...güzelsiniz ama boşsunuz, diye ekledi. Kimse sizin için canını vermez. Buradan geçen herhangi bir yolcu benim gülümün size benzediğini sansa bile, o tek başına topunuzdan önemlidir. Çünkü üstünü fanusla örttüğüm odur, rüzgârdan koruduğum odur, kelebek olsunlar diye bıraktığımız bir kaç tanenin dışında bütün tırtılları uğruna öldürdüğüm odur. Yakınmasına, böbürlenmesine, hatta susmasına kulak verdiğim odur. Çünkü benim gülümdür o.”

Bu kitapta mutluluğun ve sevmenin birçok sebebi vardır. Ve insanlara öğretilir. 

"...aynı saatte gelmen daha iyi olur," dedi tilki. "Örneğin sen öğleden sonra dörtte geleceksen, ben saat üçte mutlu olmaya başlarım. Mutluluğum her dakika artar. Saat dörtte artık sevinçten ve meraktan deli gibi olurum...' 

"Bir yıldızda yaşayan bir çiçeği seviyorsanız, geceleyin yıldızlara bakmak hoştur. Ve geceleri gökyüzüne bakarsın. Her şeyin çok küçük olduğu gezegenimi gösteremem sana. Belki böylesi daha iyidir. Yıldızım senin için herhangi bir yıldız olsun. Böylece gökyüzündeki bütün yıldızlara bakmayı seveceksin."

Her insan, her yaşta farklı değerlendirir bu kitabı. Belki de onu bu kadar özel yapan şey budur. Size aktardıklarım da benim bu kitaptan kazandıklarımdır zaten.

"Asteroid B612'nin ünü açısından mutluluk verici bir şekilde, bir Türk diktatörü, halkına, Avrupalı gibi giyinmeyi emrederek, aksine davrananlara ölüm cezası verileceğini duyurdu. Astronom, 1920 yılında keşfini bu kez çok şık bir kıyafet içinde yeniden sergiledi. Ve bu kez bütün dünya onu dinledi."

Ve son olarak kitaba gölge düşüren bu paragraftan bahsetmek isterim. Bu paragraf sebebiyle eser yeri gelmiş 100 temel eser arasından çıkarılmış, yeri gelmiş ülkemizde sansürlenmiştir. İşte bu kısım kitabın size öğrettikleriyle ilgilidir. Olaya Atatürk'e ya da Avrupalılara eleştiri olarak bakabilirsiniz. Hiç bir zaman netleşmeyecek olan bu konu size kalmıştır. Zaten ne demiş Küçük Prens: "Gerçeğin mayası gözle görünmez."

Editör: Ceren Kozalıoğlu

Küçük Prens Konusu

BÜYÜKLERE MASAL: KÜÇÜK PRENS

Küçük Prens, Antonie De Saint Exupery tarafından 1943 yılında Newyork'ta bir otel odasında yazılmıştır. Kendisi de bir pilot olan Fransız yazarımız, Küçük Prens adlı başka bir gezegenden gelen bir çocuğun gözünden büyüklerin yanlışlarını anlatır. 

Küçük Prens kitabı yazarın 6 yaşında iken Yaşanmış Öyküler adlı bir kitapta, avını yutan bir boğa yılanının resmini anlatarak başlar. Bundan esinlenerek fil yutmuş bir boğa yılanı çizer. Büyüklere "korktunuz mu" diye sorar. Herkes bir şapkadan korkmayacaklarını söyler. Hiç kimse onun fil yutan bir boğa yılanı olduğunu anlamaz. Bunun üzerine büyükler tarih, aritmetik, coğrafya, dil bilgisine yoğunlaşmasını söyler ve yazarımızın resim yeteneği kaybolur. 

Yıllar sonra büyür ve pilot olur. Sahra Çölü üzerinde giderken bir uçak kazası yapar, motorunun bir parçası bozulur. Yardım isteyecek kimse yoktur. Ölüm kalım meselesi olur, çünkü yanında sadece 8 günlük suyu kalmıştır. Uyurken "Bana bir koyun resmi çizer misin?" diyen birinin sesiyle uyanır. Kimseye benzemeyen sarı saçlı küçük bir çocuktur bu. Farklı bir gezegenden gelen Küçük Prens'tir. Önce fil yutan boğa yılanını çizer. Prens, "Ben fil yutan bir boğa yılanı istemiyorum" der. Pilot şaşırır, çünkü kimse o güne dek bu resmi anlamamıştır. Sonra bir kaç denemeden sonra kapalı bir kutu çizer, içinde koyun var der. Prens bu resme bayılır. Sonra Küçük Prens kendi öyküsünü anlatmaya başlar. Biri sönmüş üç volkanı ve harika, kainatta eşi benzeri olmayan bir çiçeği ve baobap ağaçları kaplı küçük bir gezegende tek başına yaşadığını söyler. Kendine bir uğraş bulup bilgisini ve görgüsünü artırmak amacıyla bölgesinde bulunan diğer asteroidleri gezmeye karar verir. Hepsinde çok farklı ve ilginç karakterler vardır. Her gezisinin sonunda "Şu büyükler, kesinlikle çok ama çok tuhaf insanlar der." Gezenin birinde her şeyini yönettiğini söyleyen bir kral, diğerinde kendini beğenmiş bir adam, sayılarla uğraşan bir işadamı, devamlı fenerini yakıp söndüren bir fenerci ve devamlı içen bir ayyaşla karşılaşır. En sonuncu gezegende buluşlarını kaybeden bir kaşife rastlar. Kaşif ona dünyaya gitmesini salık verir. Böylece prensimizin gittiği yedinci gezegen dünya olur. Dünyada bir tilkiyi evcilleştirir. Tilki ona bir sır verir: "İşte sırrım, çok basit: En iyi yüreğiyle görebilir insan. Gözler asıl görülmesi gerekeni göremez." der. Diğer gezegenlerde gördüğü karakterlerin aynısının dünyada binlerce olduğunu görür. Böylece bir yıl kaldığı dünyadan kendi gezegenine dönmek ister. Çünkü orada bakmak zorunda olduğu bir çiçeği vardır. Aslında o çiçekten dünyada binlercesi vardır ama büyükler çiçeklerinin kıymetlerini bilemezler. Ayrılık pilotumuz için zor olur çünkü aradığı konuşma arkadaşını çok geç bulmuştur. Küçük Prens gezegenine döner, pilotumuz da uçağı tamir edip ülkesine döner. Hiçbir zaman prensi unutamaz ve altı yıl sonra bu öyküyü kaleme alır. "Eğer yolunuz Afrika'ya düşerse, eğer bir çocuk size doğru geliyorsa, gülüyorsa, altın sarısı saçları varsa o olduğunu hemen anlayacaksınız. O zaman n'olur, beni böyle kederler içinde bırakmayın geri döndüğünü yazın..." diyerek öyküsünü sonlandırır.

Kitap aslında bir masal gibi dursa da hem çocukların hem de özellikle büyüklerin okuyup anlamlar çıkarması gereken bir kitap. Kitap, büyüklerin hatalarına, yaptıkları yanlışlıklara eleştirel göndermeler yapıyor. İnsanların büyüdükçe çocuk ruhunu nasıl unuttuklarını anlatıyor. Kesinlikle yaşarken okunması gereken kitapların başında geliyor.

YORUM EKLE