Öykü Tahlilleri, Semaver Öyküsünün Tahlili

Öykü Tahlilleri, Semaver Öyküsünün Tahlili

Öykü Tahlilleri, Semaver Öyküsünün Tahlili

Yazan: Aslı Maral

Semaver, Sait Faik Abasıyanık’ın ilk baskısı 1936 yılında Remzi Kitabevi  tarafından yapılmış olan ilk öykü kitabının adı ve bu kitaba adını veren öyküsüdür.
 
Sait Faik, 1935 yılında Bir Ermeni okulunda Türkçe öğretmenliği yapmış bir ama  mizacına uymayan bu mesleği yapamadığı için öğretmenliği bırakmış, babasının kurduğu ve sadece  altı ay süren tahıl toptancılığı işinden de iflas edip boş dükkanı babasına teslim ederek bu işten de ayrılmıştı. 
 
Öğretmenlikten ve  tüccarlıktan sonra hiç bir iş yapmaya yeltenmeyen Sait Faik 1936 dan sonra kendisini tamamen öykü yazarlığıan vermiş, o güne kadar yazdığı öykülerin bazılarını toparlayarak  Semaver adlı kitap dosyasını oluşturmuştu.  On dokuz hikayeden oluşan bu kitabını Remzi Kitabevine  teslim etmiş , kitabın basım ücretini de babası ödemişti.  
 
Sait Faik, Semaver adlı öykü kitabının içinde kitaba adını veren Semaver adlı öyküsü ile birlikte yazdığı toplam on dokuz hikâyesini yerleştirmiş, yazarın bu kitabı yayımlanan ilk öykü kitabı da olmuştur.
 
 Sait Faik’in ilk eseri olan Semaver adlı kitabı, Çocukluk gençlik, İstanbul ve Fransa günlerini anlatan öyküleri olmak üzere üç gruba ayrıllırlar. kitapta yer alan öykülerin pek çoğu daha önceden devrin çeştili dergilerinde yayımlanmış olan öykülerden oluşmaktadır.
 
Sait Faik'in Semaver adlı kitabında yer alan.İpekli Mendil Babamın İkinci Evi,Kıskançlık ,Bohça  ,Orman ve Ev ,Düğün Gecesi  adlı hikayelerinde Adapazarı ve çocukluk günlerini anlatmıştır. , Bir Kıyının Dört Hikayesi Stelyanos Hrisopulos Gemisi , ve Şehri Unutan Adam ile Üçüncü Mevki  gibi öyküleri  konusu İstanbul'da geçen  öyküleridir. 
Sevmek Korkusu, Louvre'dan Çaldığım Heykel, Robenson, İhtiyar Talebe, Bir Vapur ve Bir Kadın adlı öyküleri ise Fransa ve Grenoble'da geçirdiği günleri anlatan öyküleridir. 
 
Yazarın ekonomi öğrenimi için gittiği Fransa’dan dönüşünün akabinde yazılan ve basılan bu öyküler yazarın ilk dönem eserleridir.  Yazar bu kitabına aldığı öykülerinde fakir, işsiz güçsüz, sıradan insanların hayatlarından kesitler sunmaktadır. Yazarın bu öykü kitabındaki öykülerin pek çoğunda yazarın bu kitabına alınan ve 1933 ile 1936 yılları arasında  dergilerde tefrika edilmiş hikayeler olmaktadır. Yazar çeşitli dergilerde çıkan bu öykülerini  bu kitabında toplamıştır. Kitaba adını veren Semaver adlı öyküsü de kitabın ilk öyküsü olmaktadır. 
 


SEMAVER KİTABINDA YER ALAN ÖYKÜLER



1-Semaver
2- Stelyanos Hrisopulos Gemisi
3-Meserret Oteli 
4-Bir Kıyının Dört Hikayesi 
5-Babamın İkinci Evi 
6-İpek Mendil,
7-Kıskançlık,
8-Bohça
9- Orman ve Ev 
10-Düğün Gecesi 
11-Şehri Unutan Adam
12-Üçüncü Mevki 
13-Garson
14- Bir Takım İnsanlar 
15-Benimle Beraber Seyahatten Dönenler
16-Sevmek Korkusu 

17-Louvre'dan Çaldığım Heykel 
18-Robenson 
19-İhtiyar Talebe 
20-Bir Vapur 
 
Semaver adlı öyküsü müstakil bir öykü halinde ilk kez 1935 yılında varlık dergisinde yayımlanmış, yazarın ilk kitabına da adını veren bu öykü kitabın da ilk öyküsü olmuştur.  Sait Faik'in bu öyküsü tipik bir durum ve kesit hikayesidir. Sait Faik Türk edebiyatında Çehov Tarzı  da denilen durum kesit  hikâyeciliğinin ilk temsilcisidir. ( bkz Çehov Tarzı Durum Kesit Hikayeciliği ve Örnekleri)


 
SEMAVER ÖZETİ


 Ali annesiyle yaşamaktadır. Nihayet bir iş bulmuş tam bir haftadır İstanbul’da Halıcıoğlu’ndaki bir fabrikada çalışmaktadır. Annesi onu sabah ezanı ile kaldırmış semaveri yakmıştır. Ali,  odanın kızarmış ekmek kokusu içinde kaynayan semaverin kaynama sesleri ile düşüncelere dalar.  Bu semaverin sesi onun her sabah duyduğu ve hissettiği bir sestir ve Ali’ye sabahın olduğunu hayata yeniden başlaması gerektiğini hatırlatan bir işarettir.  Bu semaver annesi ile yaşadığı bu evin saadetinin sembolü, varlıklarının ve mutluluklarının emaresidir. .
Semaver, Ali’nin dünyasında acıların, ıstırapların, grevlerin ne de patronların olmadığı bir âlemi ifade etmektedir. Fakat. Ali bi,r gün annesini namaz kılarken ölmüş olarak  bulmuş ve artık o evde o semaver bir daha kaynamamıştır.

Hikâyenin Olay Örgüsü

Ali'nin bir hafta önce işe başlaması, işine gitmesi için annesi tarafından uyandırılması. 
Ali'nin  annesi ile birlikte öz değerleri yaşaması. 
Fabrika ve nesnelerin kuşatması sonucunda makineleşen, ötekileşenAli'nin  hayat karşısındaki benlik kazanma mücadelesi. 
Ali'nin annesinin ölmesi 
Ölen anne ve onu hatırlatan semaverin ortadan kaldırılması

KİŞİLER VE ÖZELLİKLERİ:

Ali: Hikayenin başkahramanı, yeni iş bulmuştur, annesiyle birlikte mutlu bir yaşamı vardır, semaver Ali 
için sevgi ve sıcaklığı çağrıştıran dış dünyanın ve sunileşen 
yaşamın karşısında bir sembol gibidir. 
Anne: Ali'nin annesi, hayattan oğlundan başka kimsecikleri olmayan,namazında, abdestinde bir kadındır...
Ali'nin arkadaşları,Ali'nin ustası ve komşu kadın diğer kişilerdir.

Mekan ve Özellikleri:


Hikâyede sadece iki mekân vardır. Bu mekânlardan biricisi “içeri” evdir. Ev 
sıcaklığın, huzurun ve geleneksel değerlerin temsilcisi olarak karşımıza çıkar.Ali
için ev, sıcaklığın, güvenin ve öz değerlerin bütüncül olarak yuvalandığı yerdir. Bu yüzden 
evde mutlu ve huzurludur. Eğer mekân, insanı rahatlatıp çoğaltıyorsa bu tür 
mekânlar, “besleyici” yani geniş mekândır. Ev, temsil ettiği değerler acısından, “besleyici”/ 
geniş mekândır. Çünkü ev, ferdin dış etkenlerden korunduğu mikro bir dünyadır. İkinci 
olarak, karşıt değerleri simgeleyen fabrika “dışarı” gelir. Fabrika, “yutucu”/kapalı bir 
mekândır. Kapalı mekân, insana ıstırap veren, insanı değerleri yıpratan, bir atmosfere sahiptir. 
Bu tür mekânlar insanları, içerisinden kurtulması zor bir labirente iteler.

Zaman ve Özellikleri:


Hikâyede zaman, sabah ve akşam arsına sıkışmıştır. “Sabah ezanı okundu. Kalk 
yavrum. Akşama, arkadaşlarına yeni bir dost, yeni bir kafadar, ustalarına sağlam bir işçi 
kazandırdığına emin ve memnun evine döndü.” (a.g.e., 142) 
Küçük Adam, sabah ezanı ile uyanır ve işe gitmek için evden çıkar. İşin bitmesiyle 
tekrar eve döner. Sabah ve akşam arsındaki zaman dilimi, makineleşen insanın, iş sürecini 
göstermektedir. Yazar, bu zaman dilimi içerisine bütün insanları dahil eder.. Böylece insanlar, 
sabah ile akşam arsına sıkışmış bir yaşamın mahkûmları olarak karşımıza çıkar. 

Bakış Açısı ve Anlatıcısı:

Hikayenin anlatıcısı her şeyi öncesi ve sonrasıyla bilen, İLAHİ BAKIŞ AÇILI HAKİM ANLATICIDIR.

Yorumlar (0)
18°
açık