KPSS Türkçe Konu Anlatımı, KPSS Türkçe ders notları 8

KPSS Türkçe Konu Anlatımı, KPSS Türkçe, KPSS Türkçe, KPSS Türkçe test,  KPSS Türkçe konu anlatımı pdf,  KPSS Türkçe ders notları,  KPSS Türkçe konu anlatımı video,  KPSS Türkçe dilbilgisi,  KPSS Türkçe çıkmış sorular,  KPSS Türkçe soru bankası, KPSS

KPSS Türkçe Konu Anlatımı, KPSS Türkçe ders notları 8

KPSS Türkçe Konu Anlatımı, KPSS Türkçe ders notları 8

KPSS Türkçe Konu Anlatımı, KPSS Türkçe, KPSS Türkçe, KPSS Türkçe test,  KPSS Türkçe konu anlatımı pdf,  KPSS Türkçe ders notları,  KPSS Türkçe konu anlatımı video,  KPSS Türkçe dilbilgisi,  KPSS Türkçe çıkmış sorular,  KPSS Türkçe soru bankası, KPSS

SES DÜŞMESİ
Sözcüğün aslında bulunduğu halde, ek geldiğinde bazı sesler düşebilir. Bu düşme hem ünlülerde hem ünsüzlerde görülür.

Ünlü Düşmesi
Sözcüğün aslında bulunan bir ünlünün düşmesidir.

Örneğin;
“Yapraklar daha şimdiden sarardı.”
cümlesinde sözcüğün aslı “sarı”dır; “-ar-” eki geldiğinde sözcüğün sonundaki “ı” düşmüştür.

* * *
Ünlü düşmesinin en yaygın kullanımı ise “Hece düşmesi” adıyla anılan kuraldır. Buna göre, sözcüğün son hecesinde bulunan dar ünlüler, ünlüyle başlayan bir ek sözcüğe eklendiğinde düşer. Bu özellik bazı organ isimlerinde, Arapçadan dilimize geçen bazı sözcüklerde, bazı Türkçe fiillerde görülür.
sabır
akıl
burun
gönül
savurmak
devirmek
kahır

ı
ı
u
üm
savrulmak
devrilmek
olmak

sabrı (sabrım tükendi)
aklı (aklımı seveyim)
burnu (burnu kanıyor)
gönlüm (gönlümü çaldı)
savrulmak (savruldu çiçekler)
devrilmek (devrildi ağaçlar)
kahrolmak (kahrolsun)

Örneğin;
“Kahvaltıya hazırlanın.”
cümlesinde altı çizili söz “kahve altı” sözlerinin birleşmesinden oluşmuş, bu sırada “kahve” sözündeki “e” düşmüştür.

Ünsüz Düşmesi
Sözcüğün aslında bulunan ünsüzün, ek geldiğinde düşmesidir.

küçük
¯
büyük
¯


cük

cek

küçücük

büyücek
örneklerinde sözcüklerin sonlarında bulunan “k” ünsüzlerinin düştüğü görülüyor.

SES TÜREMESİ
Sözcüğün aslında olmadığı halde, ek geldiğinde ortaya çıkan seslerdir.
genç
¯
bir
¯
az
¯


cik

cik

cık

gencecik

biricik

azıcık
örneklerinde ünlü türemesi görülmektedir. Buna benzer bazı sözcükler de vardır. Bunlar “öpücük, gülücük” gibi fiilden türeyen sözcüklerdir. Ancak “-cik”” eki isim soylu sözcüklerden yeni sözcükler türetebilir. Fiilden türeyen bu sözcüklerin “öpüşcük, gülüş – cük” gibi sözcüklerden “ş” sesinin düşmesiyle oluştuğunu söylemek daha mantıklı olacaktır. Dolayısıyla bir ünlü türemesinin olduğunu söylemek bu sözcükler için pek doğru olmaz.
Bazen sözcüklerde ünsüz de türeyebilir. Arapçadan dilimize geçen his, af, zan gibi sözcükler ek ya da yardımcı fiil aldıklarında, sonlarındaki sessizler çiftleşir.
his
af
zan



etmek
etmek
etmek
®
®
®
hissetmek
affetmek
zannetmek
örneklerinde bu görülüyor. Burada aslında bir ses türemesinden çok sözcüğün Arapçadaki aslında bulunan şeklinin ortaya çıktığını söyleyebiliriz. Ancak sözcükler Türkçe kurallara göre incelendiğinden, bu, türeme olarak alınagelmiştir.

ÜNLÜ DARALMASI
Sözcüklerin sonlarında bulunan geniş ünlüler (a, e) özellikle “-yor” ekinin darlaştırıcı özelliğinden dolayı daralarak, ı, i, u, ü dar ünlülerine dönüşür. Buna ünlü daralması denir.
bekl = e-
kalm = a-
özl = e-
soll = a-

yor
yor
yor
yor

bekli=yor
kal=mıyor
özlü=yor
sollu=yor
örneklerinde bu daralma görülmektedir. “-yor” ekin den başka bir ekin ya da sesin darlaştırma özelliği yoktur. Ancak tek heceli olan “de- , ye-” fiilleri, kendinden sonra gelen “y” sesinden dolayı darlaşabilir.
de
de
de



yor
erek
en

diyor
diyerek
diyen
ye
ye
ye


yiyor
yiyerek
yiyen
Ancak bazen darlaşma olmayabilir.
de

ince
®
deyince

KAYNAŞTIRMA HARFLERİ (KORUYUCU ÜNSÜZLER)
Türkçe kurallara göre bir sözcükte iki ünlü yan yana gelmez. Araya kaynaştırma harfi girer. Türkçe’de dört tane kaynaştırma harfi vardır: ş, s, n, y.
Bunların her birinin özel kullanım yerleri vardır.

ş kaynaştırma harfi:
Üleştirme sayı sıfatlarında kullanılır.
İki-ş-er, altı-ş-ar, yedi-ş-er

s kaynaştırma harfi
Üçüncü tekil şahıs iyelik ekinden önce kullanılır.
Daha çok isim tamlamalarında tamlanan görevindeki sözcükte görülür.

Çocuğun oda-s-ı
Balığın koku-s-u
Ancak “su” ve “ne” kelimeleri bu kurala uymaz:
Yemeğin su-y-u yok.
Çocuğun ne-y-i kaybolmuş.
örneklerinde olduğu gibi

n kaynaştırma harfi:
Zamirlerden sonra ek geldiğinde kullanılır.
O-n-a haber verin
Bu-n-u biliyoruz.

İyelik eklerinden sonra hal eki gelirse kullanılır.
Çocuğun kitabı-n-ı almışlar.
Fakirin evi-n-i yıkmışlar.

İlgi eklerinden önce kullanılır.
Soba-n-ın kapağı düşmüş.
Sene-n-in sonu geldi.
Kasaba-n-ın sıcağı çok bunaltıcı.

y kaynaştırma harfi:
Yukarıdaki kuralların dışında olan her yerde “y” kaynaştırma harfi kullanılır.
Oda-y-a girdim.
Üşü-y-erek uyandım.
Ağla-y-anı tanıyorum.

Kaynaştırma harfleri aslında iki ünlü arasında kullanılır. Ancak bazen iki ünlü arasına gelmediği halde de kullanıldığı olur.
Özellikle “ile, idi, imiş, ise” gibi sözcükler ünlüyle biten bir sözcüğe eklendiğinde baştaki “i” ünlüsü düşer ve yerine “y” kaynaştırma harfi gelir.
silgi
soba
hasta
kısa
bitti





ile
ile
idi
imiş
ise

silgiyle
sobayla
hastaydı
kısaymış
bittiyse
Örneklerinde görüldüğü gibi “y” kaynaştırma harfi iki ünlü arasında değildir.
Bu durum “n” kaynaştırma harfinde de görülebilir. Zamirlerden sonra hal eki geldiğinde gerekmese de bu harf bulunur.

Örneğin;“Ondan bunu hiç beklemezdim.”
cümlesinde altı çizili sözcükte “n” kaynaştırma harfi iki ünlü arasında değildir.

ULAMA
Sessizle biten sözcükten sonra sesliyle başlayan bir sözcük gelirse, iki sözcük birbirine bağlanarak okunur. Buna ulama denir.
Bakkaldan ekmek aldım.
cümlesinde iki yerde ulama yapılmıştır. Sözcükler arasında herhangi bir noktalama işareti varsa ulama yapılmaz.

NOKTALAMA İŞARETLERİ

NOKTALAMA İŞARETLERİ
Dilimizde ilk kez Tanzimat döneminde kullanılan noktalama işaretleri, yazının daha kolay anlaşılmasını sağlar. Yazının okunmasını kolaylaştırır ve anlam karışıklığına düşülmesine engel olur.
Biz konuşurken cümlede anlatmak istediklerimizi ses tonumuzla açık olarak ortaya koyabiliriz. Nerede duracağımızı nerede vurgu yapacağımızı biliriz. Ancak yazıda böyle bir vurgulama yapamadığımızdan, bunu noktalama işaretleriyle sağlamaya çalışırız.
Şimdi noktalama işaretlerinin neler olduğunu ayrıntılarıyla görelim.

NOKTA (.)
Anlamca tamamlanmış cümlelerin sonunda kullanılır.
“Bu konuyu mutlaka öğrenmeliyim.”
“Seni de bekliyoruz bu akşamki yemeğe.”

Sözcüklerin kısaltılarak yazılmaları halinde kullanılır.
“Seni bir de Dr. Ali Bey’e götürelim.”
“Askerlere Yzb. Ahmet emir vermiş.”
Sözcüklerin baş harflerinin alınmasıyla yapılan kısaltmalarda artık nokta kullanılmıyor.
“Arkadaşım DSİ’de çalışıyormuş.”

Rakamla yazılan tarihler arasında kullanılır.
“15.5.1995 tarihinde anlaşma imzalandı.”

Sıra bildiren “-ncı, -nci” eklerinin yerine kullanılır.
“Şimdi de 2. maddeyi inceleyelim.”

Saat ve dakikaların yazımında kullanılır.
“Bugün 8.45’te toplantı var.”

VİRGÜL (,)
Eş görevli sözcük ve söz öbeklerinin aralarında kullanılır.
“Kitaplarını, defterlerini, kalemlerini alıp gitti.”
cümlesinde nesnelerin ayrılmasında,
“Kırmızı, güzel bir arabası vardı.”
cümlesinde sıfatların ayrılmasında kullanılmıştır.

Anlamca karışan öğelerin ayrılmasında kullanılır.
“Yaşlı kadının yanına yaklaştı.”
“Yaşlı, kadının yanına yaklaştı.”
cümlesinde virgül özneyi ayırmakta kullanılmıştır. Eğer olmasaydı, “yaşlı” sözü sıfat olurdu.

Arasözlerin başında ve sonunda kullanılır.
“Bu evi, çocukluğumun geçtiği yeri, asla sattırmam.”

İçinde başka virgül bulunmayan sıralı cümlelerin ayrılmasında kullanılır.
“Beni çağırdı, kendisi gelmedi.”

Cümle içindeki ünlem bildiren sözcüklerden sonra kullanılır.
“Yoo, bu kadarına dayanamam!”

Seslenme bildiren sözcüklerden sonra kullanılır.
“Arkadaşlar, biraz beni dinler misiniz?”

NOKTALI VİRGÜL ( ; )
Öğe sayısı fazla olan ya da cümle içinde virgül bulunan sıralı cümleler arasında kullanılır.
“Öğretmen, elindeki not defterini açtı; sözlü yapacağı bir öğrenci aradı.”

Bir bağlaçla birbirine bağlanan cümleler arasında bağlaçtan önce kullanılır.
“Beni davet etmediniz; ama bunun için size kızmıyorum.”

Aralarında nitelik farkı bulunan söz öbeklerinin ayrılmasında kullanılır.
“Sözcükler isim, sıfat, zamir, zarf; edat, bağlaç, ünlem; fiil gibi gruplara ayrılabilir.

Öznenin diğer öğelerle karıştığı yerlerde kullanılır.
“Küçük; eski bir eve girdi.”
cümlesinde giren “küçük”tür. Eğer virgül koysaydık bu sözcük evin sıfatı olarak da düşünülebilirdi.

İKİ NOKTA ( : )
Bir cümlede açıklama yapılacaksa, açıklamaya başlamadan hemen önce iki nokta kullanılır.
“Türkçe’de sözcük kökleri iki ana gruba ayrılır: İsim ve fiil.

Kavramlar tanımlanırken ya da açıklanırken kullanılır.
İsim: Varlıkları, kavramları karşılayan sözcüklerdir.

Konuşma metinlerinde kullanılır.
Ahmet: “Ne zaman geldiniz eve?” diye sordu.

ÜÇ NOKTA (…)
Benzer örneklerin sürdürülebileceğini göstermek için kullanılır.
“Bahçede elma, portakal, … daha birçok meyve ağacı vardı.”

Anlamca tamamlanmamış cümlelerin sonunda kullanılır.
“Bir de istediğimi almamışsa….”

Söylenmek istenmeyen sözler yerine kullanılır.
“Bu suçu … işlemiş olabilir.”

Bir alıntının alınmayan yerleri yerine kullanılır.
Ahmet Haşim “… sözden ziyade musikiye yakın …” sözleriyle tanımlamıştır şiiri.

Sözün bir yerde kesildiğini anlatmak için kullanılır.
– Niçin gelmedin?
– Benim …
– Mazereti bırak da gerçeği söyle.

Yüklemi bulunmayan cümlelerin sonunda kullanılır.
“Karşıda başı dumanlı dağlar … Yan tarafta küçük bir dere …”

SIRA NOKTALAR (…..)
Şiirde alınmayan dizelerin, yazıda alınmayan bölümlerin yerine kullanılır.
Ne sitem ne korku yalnızlıktan
…..
Süslenmiş gemiler geçse açıktan
…..
dizelerindeki kafiyeleri inceleyelim.

Konuşmalarda kişinin sustuğunu göstermek için kullanılır.
– Neden geldin?
– …..
– Seni o mu çağırdı?

KISA ÇİZGİ (-)
Bir olayın başlangıç ve bitiş tarihleri arasında kullanılır.
“Bu savaş 1939 – 1945 yılları arasında olmuştur.”

Birbiriyle ilgili ülke ya da kavram isimleri arasında kullanılır.
“Türkiye – Suriye ilişkileri biraz gergin.”
“Devlette yasama – yürütme – yargı organları net olarak ayrılmalıdır.”

Cümle içindeki arasözlerin başında ve sonunda kullanılır.
“Bu konuyu – sen de hatırlarsın – onunla konuşmuştuk.”

Cümle sonunda sözcük yarım kaldığında kullanılır.
“Şiir konusunda onun da benimle aynı görüşte olduğunu duyunca çok sevindim.”
Eğer satır sonunda özel isim bitmiş ve ona ait olan ek diğer satıra düşmüşse, arada kısa çizgi değil kesme (‘) kullanılır.
“Sizinle geçen yıl bugün yine aynı şehirde Ankara’da karşılaşmıştık .”

Dilbilgisinde eklerin ve mastar halindeki fiillerin gösterilmesinde kullanılır.
“Kitapçı” sözcüğü “-çı” yapım ekini almıştır.
“Çalışkan” sözcüğü “çalış-” fiilinden türemiştir.

Osmanlıca tamlamalarda kullanılır.
“Servet-i Fünun edebiyatından sonra Fecr-i Ati topluluğu gelir.”

YORUM EKLE