Sıkça yapılan yazım yanlışları, yazımı karıştırılan sözcüklere örnekler 2

Sıkça yapılan yazım yanlışları, yazımı karıştırılan sözcüklere örnekler 2

Sıkça yapılan yazım yanlışları


Sıkça "geri iade etmek, vazcaymak, kendini intihar etmek, ful dolu" gibi aynı anlama gelen yabancı sözcük ile Türkçe sözcüğü bir arada kullanma yanlışı yapılıyor. Oysa dilimize "iade" olarak girmiş olan Arapça sözcük, yardımcı eylem ile "iade etmek" olarak "geri vermek" demektir. Başına bir daha geri sözü getirilmesi, "iade" sözcüğüne güvenmemek ve anlamını benimsenmemek değildir de nedir?


Benzer durum, Arapçadan gelen ve yardımcı eylemle kullanılan "vazgeçmek" ve "intihar etmek" gibi sözlerde de var. Oysa bunlar için Türkçede "caymak" ve "kendini öldürmek" sözleri var. İngilizceden giren "dolu" anlamına gelen "ful" (full) sözcüğü için de durum aynıdır. "Tümüyle dolu" ("tam" Arapçadır) demek ve anlamı güçlendirmek için aynı anlama gelen biri yabancı diğeri Türkçe iki sözcüğü yanyana getirmek, hem yanlış hem de bir çırpınıştır.

Yazım yanlışları, En sık yapılan yazım yanlışları

Yazım kılavuzumuzdan yararlanmak için tıklayınız.

Yazım yanlışları, En sık yapılan yazım yanlışları, Nasıl yazılır, yazılışı nasıl, yazımı nasıl, doğru yazılışı, doğru yazımı, kelimelerin doğru yazılışı tdk, yanlış yazılan kelimelerin doğru yazılışı, yazımı karıştırılan sözcükler ve doğru yazımları, yazımı karıştırılan sözcükler tdk 2019, yazım kuralları, yazımı karıştırılan sözcükler tablosu, kelimelerin doğru yazımı testi, yazım yanlışları ve doğruları, herşey nasıl yazılır, hiçbir nasıl yazılır?

Yazım yanlışları, En sık yapılan yazım yanlışları

Nasıl Yazılır Sözlüğümüzde 100.000 dolayında sözcüğün doğru yazılışı verilmiştir.

Sözcüklerin doğru yazılışını araştırmak için tıklayınız: NASIL YAZILIR SÖZLÜĞÜ

Gerek yazılı anlatımda gerekse sözlü anlatımda (=konuşmada) sıkça kullanılan ve yazımı karıştırılan bazı sözcükler şunlardır:

(Önce sözcüğün yanlış yazımı sonra doğru yazımı verilmiştir.)

Yazım yanlışları, En sık yapılan yazım yanlışları -A-

  • ablem / amblem,
  • acaip / acayip,
  • acenta / acente,
  • acitasyon / ajitasyon (kışkırtma, duygu sömürüsü yapma),
  • adele / adale,
  • afaroz / aforoz (Hristiyanlıkta cemaatten kovma cezası, darılıp biriyle konuşmama, uzaklaştırma),
  • afilli/ afili (gösterişli, çalımlı),
  • ahçı/ aşçı,
  • ahpap/ ahbap,
  • akapunktur/ akupunktur (iğne batırılarak yapılan tedavi),
  • alarım/ alarm,
  • aliminyum – alimünyum/ alüminyum,
  • allerji / alerji,
  • alobora / alabora (geminin yan yatması),
  • amartisör/ amortisör,
  • anfi / amfi (basamaklı olarak yükselen büyük derslik),
  • anotomi / anatomi,
  • antiparantez / antrparantez,
  • antreman/ antrenman,
  • aparatif – aperatif / aperitif (ön içki),
  • aporlor – hoporlör – opörler / hoparlör,
  • aptes/ abdest,
  • arabeks / arabesk,
  • arefe / arife,
  • arozöz/ arazöz (yolları ve yol kenarlarındaki yeşillikleri sulamakta kullanılan araç),
  • artiz – artis / artist,
  • askari/ asgari (en az, en düşük),
  • assubay / astsubay,
  • asvalt / asfalt,
  • aşentiyon – aşantiyon / eşantiyon,
  • aşofman – eşortman- / eşofman,
  • ataç / ataş (tutturgaç),
  • atelye/ atölye,
  • ateşe / ataşe (elçilik uzmanı),
  • avut/ aut (dış),
  • Azerbeycan / Azerbaycan…

Yazım yanlışları, En sık yapılan yazım yanlışları -B-

  • barsak/ bağırsak,
  • bilader / birader,
  • bilimum / bilumum,
  • birfiil/ bilfiil,
  • birhaber / bihaber,
  • boğa yılanı / boa yılanı,
  • boy pos / boy bos,
  • boğça – poaça – poça / poğaça,
  • büsküüt- püsküüt – pisküüt – pisküvi – püsküvüt… / bisküvi…

Yazım yanlışları, En sık yapılan yazım yanlışları

-C-Ç-

  • canbaz/ cambaz,
  • candarma- cenderme/ jandarma,
  • celatin / jelatin,
  • ceryan / cereyan,
  • ceton / jeton,
  • cimnastik / jimnastik,
  • ciyer / ciğer,
  • çekinser / çekimser,
  • çiflik / çiftlik,
  • çinakop / çinekop,
  • civa / cıva,
  • çukulata- çukolata / çikolata…

Yazım yanlışları, En sık yapılan yazım yanlışları

-D-

  • dekarasyon / dekorasyon,
  • dekaratör / dekoratör,
  • dersane / dershane,
  • dinazor / dinozor,
  • direk / direkt,
  • döğmek / dövmek,
  • döküman / doküman (belge),
  • dökümanter / dokümanter (belgesel)…

-E-

  • egzantrik-ekzantrik- egsantrik/ eksantrik (dış merkezli, ayrıksı),
  • egzos- egsoz- eksoz-egzost- eksozt / egzoz,
  • ensitü / enstitü,
  • entellektüel / entelektüel,
  • entrasan / enteresan,
  • erezyon / erozyon (aşınma),
  • eskirim / eskrim,
  • espiri / espri,
  • eşgal-eşkal / eşkâl (dıştan görünüş, biçim),
  • evsane / efsane,
  • ezzane / eczane…

-F-

  • faliyet /faaliyet,
  • fantazi / fantezi (değişik heves, değişik beğeni),
  • fasülye/ fasulye,
  • fermar/ fermuar,
  • fesetmek/ feshetmek (bozmak, dağıtmak),
  • fiat/ fiyat,
  • filim/ film,
  • fites/ vites,
  • florasan/ floresan…

-G-

  • gangaster/ gangster,
  • gangren/ kangren,
  • gardolap/ gardırop,
  • gaste- gazte/ gazete,
  • gravat/ kravat…

-H-

  • halel (bozma, bozukluk) ⇒ helâl (dinin kurallarına aykırı olmayan, dinî bakımdan yasaklanmamış olan, haram karşıtı)
  • hakkaten/ hakikaten,
  • halisinasyon- halisünasyon / halüsinasyon (sanrı),
  • haremlik selamlık/ harem selamlık,
  • harfiyat/ hafriyat (kazı),
  • herkez- herkeş/ herkes,
  • heycan/ heyecan,
  • Hıristiyan / Hristiyan…

-I-İ-

  • ıskonto/ iskonto,
  • Istanbul- İstambul / İstanbul,
  • ıstırap/ ızdırap,
  • istakoz / ıstakoz,
  • ilizyon- ilüzyon/ illüzyon (yanılsama),
  • inkilap / inkılap,
  • insiyatif / inisiyatif (öncelik, üstünlük),
  • istepne / stepne (yedek lastik),
  • istihap hatti / istiap haddi (içine alma sınırı, sığdırma sınırı)
  • izalasyon / izolasyon…

-K-

  • karsör- karisör/ karoser,
  • kakafoni/ kakofoni (ses uyumsuzluğu),
  • kalemşör / kalemşor (kalem savaşçısı),
  • kanpanya / kampanya,
  • kaporo / kaparo,
  • karegrafi- kareografi/ koreografi (figür ve anlatımların bütünü),
  • karekter/ karakter,
  • karnıbahar / karnabahar,
  • kavonoz / kavanoz,
  • katalok / katalog,
  • kaysı / kayısı,
  • kırahatane / kıraathane,
  • kilot/ külot,
  • kipri / kirpi,
  • kiprik/ kirpik,
  • kitlemek / kilitlemek,
  • klavuz/ kılavuz,
  • klüp / kulüp,
  • kokreç- kokareç / kokoreç,
  • kolanya / kolonya,
  • kollej / kolej,
  • kolleksiyon / koleksiyon,
  • kollektif / kolektif,
  • komidin / komodin (küçük dolap),
  • kominist/ komünist,
  • komünükasyon / komünikasyon (iletişim),
  • konsansüs / konsensüs (uzlaşma),
  • kontür- kontur / kontör,
  • kopye / kopya,
  • kurdela- kordale- kurdale / kurdele,
  • küpür / kupür (giyside kesim),
  • küvöz / kuvöz (yaşanak)…

-L-

  • layik / laik,
  • labaratuar- labaratuvar- laboratuar / laboratuvar,
  • lağbo- lavobo / lavabo,
  • laylon/ naylon…

-M-

  • mahçup / mahcup,
  • mahfolmak / mahvolmak,
  • mahsuz- masus / mahsus,
  • makina / makine,
  • maktül / maktul (öldürülmüş),
  • manüpülasyon / manipülasyon (yönlendirme, seçme),
  • matamatik / matematik,
  • mataryal / materyal,
  • maydonoz / maydanoz,
  • mefta / mevta (ölü, ölmüş kimse),
  • megoloman- megolaman/ megaloman (kendini çok büyük gören kimse),
  • melemen/ menemen,
  • melhem / merhem,
  • menapoz/ menopoz,
  • menejer- menecer / menajer,
  • mentalite / mantalite (anlayış),
  • menüsküs / menisküs,
  • meyva / meyve,
  • miğde / mide,
  • mokasen / makosen (kısa ökçeli, bağsız ayakkabı),
  • motorsiklet/ motosiklet,
  • mozayik/ mozaik,
  • mönü/ menü (yemek listesi),
  • muacir / muhacir,
  • muaffak / muvaffak,
  • muhattap / muhatap,
  • mundar / murdar (kirli, pis),
  • mustarip / muzdarip,
  • muşanba / muşamba,
  • muzur / muzır (zararlı),
  • münübüs/ minibüs,
  • müracat / müracaat,
  • mürüvet- mürivet / mürüvvet (cömertlik, yiğitlik),
  • müsayit/ müsait,
  • müsbet/ müspet,
  • müsvette / müsvedde,
  • mütaakip / müteakip,
  • mütahit/ müteahhit…

-N-

  • nalet / lanet,
  • naturel/ natürel (doğal),
  • nergiz / nergis,
  • nisbet/ nispet,
  • nötür/ nötr (etkisiz)…

-O-Ö-

  • oce/ oje,
  • okşizen / oksijen,
  • oparasyon / operasyon,
  • opsayd / ofsayt,
  • orjinal / orijinal,
  • şok olmak / şoke olmak,
  • öğe / öge,
  • ötenazi/ ötanazi (ölme hakkı)…

-P-

  • palyanço- palyoça / palyaço,
  • panaroma/ panorama (genel görünüm),
  • pantalon/ pantolon,
  • parağraf/ paragraf,
  • pardesü / pardösü,
  • parelel / paralel,
  • parende / perende (havada dönerek atılan takla),
  • parlementer / parlamenter,
  • parlemento / parlamento,
  • payton / fayton,
  • penbe/ pembe,
  • peştemal / peştamal,
  • pisiklet / bisiklet,
  • proğram- prooram / program,
  • proleterya/ proletarya (emekçi sınıfı),
  • promasyon / promosyon (özendirme),
  • provakatör / provokatör (kışkırtmacı),
  • psikiyatrist/ psikiyatr…

-R-

  • radyosyon/ radyasyon,
  • rakkam / rakam,
  • raslantı / rastlantı,
  • rasgele / rastgele,
  • restoran/ restoran,
  • revanş/ rövanş,
  • rezarvasyon / rezervasyon,
  • riks/ risk.
  • Roma rakamları / Romen rakamları,
  • ropörtaj / röportaj…

-S-

  • sada / seda: (ses),
  • safa / sefa (gönül rahatlığı),
  • sağnak/ sağanak,
  • sandoviç- sandöviç- sandüviç/ sandviç,
  • sarmısak / sarımsak,
  • satlık / satılık,
  • sellektör / selektör,
  • seramoni / seremoni (tören),
  • serbes/ serbest,
  • seyehat/ seyahat,
  • sezeryan/ sezaryen,
  • silahşör/ silahşor,
  • sohpet/ sohbet,
  • soy kırımı/ soykırım,
  • statyum / stadyum,
  • su basmanı / subasman (oturmalık),
  • subap- supab-sibop/ supap,
  • sueter / süveter,
  • südyen- sudyen / sütyen,
  • sükûtuhayal/ sukutuhayal (hayal kırıklığı),
  • süpriz- süprüz /sürpriz,
  • sütüdyo / stüdyo…

-Ş-

  • şanzuman/ şanzıman,
  • şarter/ şalter,
  • şarz / şarj,
  • şayibe/ şaibe,
  • şemşiye/ şemsiye,
  • şevkat/ şefkat,
  • şifai/ şifahi,
  • şohben / şofben,
  • şöför / şoför…

-T-

  • tabiyat/ tabiat,
  • tahüt/ taahhüt,
  • taamüden-tamüden/ taammüden (kasten, tasarlayarak),
  • tafsiye/ tavsiye,
  • tahtarevalli/ tahterevalli,
  • taktim / takdim,
  • taktir/ takdir
  • tastik / tasdik,
  • tanpon/ tampon,
  • tasfir/ tasvir,
  • tasviye/ tasfiye (arıtma),
  • taşaron/ taşeron (ikinci derecede müteahhit),
  • teferuat/ teferruat,
  • tekneloji / teknoloji,
  • tekrardan/ tekrar,
  • temize gitmek / temyize gitmek,
  • tenbel/ tembel,
  • tenbih/ tembih,
  • tenefüs/ teneffüs,
  • teravi- terevi/ teravih,
  • tesbih/ tespih,
  • tesbit / tespit,
  • teşfik/ teşvik,
  • tetanoz/ tetanos,
  • tiskinmek/ tiksinmek,
  • tiyo/ tüyo (gizli bilgi),
  • tolorans/ tolerans,
  • tos/ tost,
  • traş/ tıraş,
  • tribuşon- tirbüşon/ tirbuşon (burgu),
  • türübün / tribün…

-U-Ü-

  • ukte / ukde (yükümlülük, sorumluluk),
  • ultrasyon/ ultrason (yansılanım),
  • ultümaton- ültimatom/ ültimatom (bir devletin başka bir devlete verdiği nota),
  • usûl / usul,
  • utopya / ütopya,
  • ünüforma / üniforma,
  • ünvan/ unvan,
  • üvertür/ uvertür (konser öncesi çalınan parça)…

-V-

  • valeybol- veleybol/ voleybol,
  • vehamet/ vahamet (güçlük, tehlikeli durum),
  • vejeteryan/ vejetaryen (etyemez),
  • vürüs/ virüs (parazit)…

-Y-

  • yalnış/ yanlış
  • yayınlamak/ yayımlamak,
  • yımırta/ yumurta,
  • yövmiye / yevmiye…

-Z-

  • zenaat/ zanaat,
  • zerafet / zarafet (zariflik),
  • zınba / zımba….

Yazım kılavuzumuzdan yararlanmak için tıklayınız.




Yanlış..........Doğru..........Açıklama
* , ve..........ve (ve'den önce ya da sonra virgül kullanılmaz.)
* 70 li..........70'li
* aklı evvel..........aklıevvel
* Allahaşkına..........Allah aşkına
* Arapça'sı..........Arapçası
* arkadaşdan..........arkadaştan
* arttırmak..........artırmak.........."artmasını sağlamak" anlamında.
* ayırım..........ayrım.........."fark" anlamında.
* azçok..........az çok
* başetmek..........baş etmek
* bende kullanıyorum..........ben de kullanıyorum.........."de" İngilizcede "also" anlamında
* bir kaç..........birkaç
* bire birdir..........birebirdir..........Örneğin ilaç için, "çok iyi gelir" anlamında
* birebir çeviri..........bire bir çeviri.........."aynen çeviri" anlamında
* birşey..........bir şey
* birşeye..........bir şeye
* birşeyler..........bir şeyler
* bugünlerde..........bu günlerde
* çoğunuzda böyle düşünüyor..........çoğunuz da böyle düşünüyor.........."da" İngilizcede "also" anlamında
* çok bilmiş..........çokbilmiş
* dükkan..........dükkân
* farketmek..........fark etmek
* gel gelelim..........gelgelelim.........."ne var ki" anlamında
* gidiş geliş..........gidişgeliş
* güçlendirmeğe..........güçlendirmeye
* haketmek..........hak etmek.........."hakkı olmak" anlamında
* hakketmek..........hak etmek.........."hakkı olmak" anlamında
* hala..........hâlâ..........İngilizce "yet" anlamında
* ham madde..........hammadde
* hergün..........her gün
* herkesden..........herkesten

* herşey..........her şey
* hiç bir..........hiçbir
* hukuğun..........hukukun..........Arapça kökenli kimi sözcüklerde yumuşama olmuyor
* imkan..........imkân
* İngilizce'nin..........İngilizcenin
* iş yeri..........işyeri
* kat etmek..........katetmek
* Lise I de bize öğretilen..........Lise I'de bize öğretilen..........
* maaşallah..........maşallah
* madem ki..........mademki
* malesef..........maalesef
* malolmak..........mal olmak
* merağımı yenemedim..........merakımı yenemedim..........Arapça kökenli kimi sözcüklerde * yumuşama olmuyor
* mesala..........mesela
* mualif..........muhalif
* noluyor..........n'oluyor; ne oluyor
* olup ta..........olup da
* öğünç..........övünç
* öğünmek..........övünmek
* önerilebilinecek..........önerilebilecek..........Yanlış, çift edilgen olmasında.
* pekçok..........pek çok
* rastgeldim..........rast geldim
* rastgele..........rasgele
* sabahdan..........sabahtan
* senli benli..........senlibenli
* tabi..........tabii.........."doğallıkla" anlamında
* taktir etmek..........takdir etmek.........."övmek" anlamında
* tarihde..........tarihte
* tebriği..........tebriki..........Arapça kökenli kimi sözcüklerde yumuşama olmuyor
* tetenoz..........tetanos
* Türkçe'de..........Türkçede.........."In Turkish" anlamında.
* Türkçe'mizin..........Türkçemizin
* Türkçe'yi..........Türkçeyi
* ve,..........ve
* yada..........ya da
* Yalıkavak'da..........Yalıkavak'ta
* yasa dışı..........yasadışı
* yer adı..........yeradı
* yer adları..........yeradları
* zıtı..........zıddı..........İngilizcede "opposite"

Dr. S. Sadi SEFEROĞLU

Güncelleme Tarihi: 02 Nisan 2019, 13:04
YORUM EKLE