1. Doğrudan alıntıları göstermek için kullanılır. Bir yazıda başkasından söz alınıp kullanılacaksa olduğu gibi aktarılan başkasının sözünün basma ve sonuna konur.
Örnek: “Birazdan atlılar Çiftekoyaklar ‘in başına varıp beklerler.” diye düşündü. (Murathan Mungan).

Not: Tırnak içindeki alıntının sonunda bulunan işaret (nokta, soru işareti, ünlem işareti vb.) tırnak içinde kalır:
“İzmir üzerine dünyada bir şehir daha yoktur! ” diyorlar. (Yahya Kemal Beyatlı)

2. Vurgulanmak istenen sözleri göstermek için kullanılır:
Örnek: Var mı böyle bir zaman, adı “şimdi” olan?
(Erendiz Atasü)

– Onların mutluluk kaleleri benim gibi “gerçekçiler” tarafından yıkılamayacak kadar sağlamdı. (Murathan Mungan)

3. Söylendiği şekilde yazıya aktarılmayan kişilerin sözleri tırnak içine alınmaz.
Örnek: Atatürk Türk olmanın mutluluğunu belirtmiştir.

4. Uzun alıntılarda her paragraf ayrı ayrı tırnak içine alınır.
Örnek: “Küçük salonun fes renginde, kalın, ağır perdeli penceresinden dışarı, muhteşem, parlak bir suluboya levhası gibi görünüyordu. Saf mavi bir sema… Çiçekli ağaçlar… Uyur gibi sessiz duran deniz… Karşı sahilde mor, fark olunmaz sisler altında dağlar, korular, beyaz yalılar…”

“Birden, üç dişi kalan buruşuk ağzını açtı. Esnedi. Bir mumya uzvu kadar sararmış, katılaşmış elini başına götürdü. Kahve rengindeki yemenisinin altında daha beyaz görünen saçlarına dokundu. Bir an düşündü.”
(Ömer Seyfettin; Bahar ve Kelebekler)