İngiliz Atasözleri, İngilizce Atasözleri, Atasözleri Sözlüğü

İngiliz Atasözleri, İngilizce Atasözleri, Atasözleri Sözlüğü

İngiliz Atasözleri, İngilizce Atasözleri, Atasözleri Sözlüğü

İngiliz Atasözleri, İngilizce Atasözleri, Atasözleri Sözlüğü

İngiliz Atasözleri, İngilizce Atasözleri, Atasözleri Sözlüğü

“You can’t make an omelette without breaking some eggs first.”

Anlamı : Yumurtaları kırmadan omlet yapamazsın. Yani bazen bazı şeyleri başarmak için birilerini incitmek ya da kırmak zorunda kalabiliriz.

“A leopard can’t change its spots.”

Anlamı : Huylu huyundan vazgeçmez. Can çıkar huy çıkmaz. “bir huy, alışkanlık edinmiş kişiyi bu huyundan, alışkanlığından vazgeçirmek için ne denli uğraşılsa boştur, insanın huyu değişmez” anlamında söylenir.

“Every cloud has a silver lining.”

Anlamı : Her şeyde/işte bir hayır vardır. “olan biten her işi, başka biçime sokmak elimizde olmadığına göre, iyiye yormak gerekir, bu insanı kötümser olmaktan kurtarır” anlamında söylenir.

“The grass is always greener on the other side of the fence.”

Anlamı : İnsanlar sahip olmadıkları şeyleri gözlerinde büyütür ve daha çok isterler. Davulun sesi uzaktan hoş gelir. Komşunun tavuğu komşuya kaz görünür.

“Two wrongs don’t make a right.”

Anlamı : İki yanlış bir doğru etmez. Yani size kötü şeyler yaptığı için birisinden intikam almaya çalışmanın yalnızca daha fazla kötü şey yaşamanıza neden olacağını söyler.

“The pen is mightier than the sword.”

Anlamı : Kalem kılıçtan keskindir. Yazı gücünün, bilginin, düşünce gücünün, kaba kuvvetten daha ezici bir güç olduğunu vurgular.

“When in Rome, do as the Romans.”

Anlamı : “Romadayken, bir romalı gibi yap.” Daha çok yurtdışına çıkıldığında, farklı yaşayan insanlarla karşılaşıldığı zaman, oraya ayak uydurmak ve onlar nasıl yaşıyorsa öyle yaşamak anlamında kullanılan söz.

“The squeaky wheel gets the grease.”

Anlamı : “Gıcırtılı tekerlek yağ alır.” Eğer bir şey hakkında şikâyetçi olursanız daha iyi bir hizmet alabilirsiniz. Eğer sabırla beklerseniz, kimse size yardımcı olmayacaktır. Türkçe de daha çok “Ağlamayan çocuğa meme vermezler.” şeklinde kullanılır.

“Fortune favors the bold.”

Anlamı : Şans cesur olandan yanadır. Cesurca istediklerinin peşinden giden insanlar, güvenli bir şekilde yaşamaya çalışan insanlardan daha başarılıdır.

“Hope for the best, but prepare for the worst.”

Anlamı : En iyiyi umut et ama en kötüsü için de hazırlıklı ol.

“Better late than never.”

Anlamı : Geç olsun güç olmasın. Amaca geç ulaşmak, hiç ulaşamamaktan daha iyidir.

“Birds of a feather flock together.”

Anlamı : İt ulur, birbirini bulur. Tencere yuvarlanmış, kapağını bulmuş. İnsanlar kendilerine benzeyen kişilerle beraber vakit geçirirler.

“Keep your friends close and your enemies closer.”

Anlamı : Dostlarını yakın, düşmanlarını daha yakın tut. Eğer bir düşmanınız varsa ona açık bir savaş ilan etmektense, arkadaşınız gibi davranın. Bu sayede sizin için ne planladıklarını öğrenebilirsiniz.

“The early bird catches the worm.”

Anlamı : Erken kalkan yol alır. Yapacakları işe erken girişenler kazançlı olurlar, işlerinde ilerlerler.

Büyük seller küçük kaynaklardan meydana gelir.

Cahil kral taç giydirilmiş eşektir.

Cahiller, okumuşların cevaplayamayacağı soruları sorarlar.

Cesurlar bir kere ölür, korkaklar bin kere.

Cüret başarının başlangıcıdır.

Dereyi görmeden paçayı sıvama.

Düşünmeden konuşmak, nişan almadan ateş etmeye benzer.

Erken kalkan yol alır, erken evlenen döl alır.

Her kuş kendi türüyle uçar.

İnsan,kuyusu kurumadıkça suyunu özlemez.

Kadınlar gülebildikleri zaman gülerler, istedikleri zaman ağlarlar.

Kalem kılıçtan keskindir.

Kedilerin dokuz canı vardır, üçü oyun için, üçü çiftleşmek için ve üçü de yerleşmek için.

Kör ata ha göz kırpmışsın, ha başını sallamışsın

Körler ülkesinde tek gözlü adam kraldır.

Kusurlarını yüzüne söyledikleri için düşmanlarını sev.

Mutlu doğmak, zengin doğmaktan iyidir.

Nerde çokluk orda bokluk.

Sağır bir koca ile kör bir karı her zaman mutlu bir çifttir.

Sakla samanı gelir zamanı.

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.

Sırça köşkte oturan, taş atmaktan çekinmelidir.

Sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yer.

Şöhret kabiliyetin gölgesidir.

Ucuz şey alabilecek kadar zengin değilim.

Yarası olan gocunur.

Yaşlı köpeğe yeni numara öğretemezsin.

Two wrongs don’t make a right.

İki yanlış bir doğru yapmaz.
When someone has done something bad to you, trying to get revenge will only make things worse.

The pen is mightier than the sword.

Kalem kılıçtan keskindir.
Trying to convince people with ideas and words is more effective than trying to force people to do what you want.

When in Rome, do as the Romans.

Roma’da Romalılar gibi yap.
Act the way that the people around you are acting. This phrase might come in handy when you’re traveling abroad notice that people do things differently than you’re used to.

The squeaky wheel gets the grease.

Gıcırdayan teker yağı alır.
You can get better service if you complain about something. If you wait patiently, no one’s going to help you.

When the going gets tough, the tough get going.

İşler zorlaştığında, sert olan yol alır.
Strong people don’t give up when they come across challenges. They just work harder.

Fortune favors the bold.

Şans cesur olanı kayırır.
People who bravely go after what they want are more successful than people who try to live safely.

People who live in glass houses should not throw stones.

Camdan evlerde yaşayan insanlar taş fırlatmamalıdır.
Don’t criticize other people if you’re not perfect yourself.

Hope for the best, but prepare for the worst.

En iyisini umut et ama en kötüsü için hazırlan.
Bad things might happen, so be prepared.

Better late than never.

Geç, hiçbir zamandan daha iyidir.
It’s best to do something on time. But if you can’t do it on time, do it late.

Keep your friends close and your enemies closer.

Dostlarını yakın, düşmanlarını daha yakın tut.
If you have an enemy, pretend to be friends with them instead of openly fighting with them. That way you can watch them carefully and figure out what they’re planning.

Paylaştığımız İngilizce atasözlerinin birçoğunun Türkçe versiyonları da var. Ancak bu yazımızda dlimize uyarlanmış hallerini değil direkt Türkçe çevirilerine yer verdik.

A picture is worth a thousand words.

Bir resim, bin söze bedeldir.
Pictures convey emotions and messages better than written or spoken explanations. Hello7’da GIFler ile İngilizce öğretmemizin bir sebebi de budur.

YORUM EKLE