SAHAF BERTAN METİN YENİCİ’Yİ KAYBETTİK.

SAHAF BERTAN METİN YENİCİ’Yİ KAYBETTİK.

Sahaflar Çarşısı’na ilk kez 1962 yılının yazında geldim. Küçük dayım Hulusi Arpaç hakim idi. Çalıştığı adliyenin müsdahdemleri adliye bodrumunu temizlerken Arap harfleri ile yazılmış üç yazma bulup dayıma getrmişler. Dayım da beni yanına alıp Beyazıt’taki Sahaflar Çarşısı’na götürdü. “Burada bu yazmaları en iyi değerlendirecek kişi Sahaf Muzaffer Ozak’tır” dedi. İlk girdiğim sahaf dükkanı odur. 

Muzaffer Hoca yazmalara baktı. “Bunlar eski fıkıh kitaplarıdır” dedi. Dayım da “Hocaefendi! Bu kitaplar sizde kalsın. Tez yapan birisine verirsiniz” dedi. Dükkândan çıktık. Ama ben kitap hastası idim. “Dayı, burayı gezelim” dedim. Çarşıyı iyi bir şekilde gezdik. Benim dikkatimi Ekrem Karadeniz’in dükkanından iki veya üç önceki bir kitapçı çekti. Kitapçı Yavuz. 

O cep kitaplarını Çağlayan, Plastik ve Ekicigil yayınlarını tezgahta sergileyerek satıyordu. Ben de babamın kütüphanesinde mevcut olan kitapların listesini yapmıştım. O yaz 4-5 kez Sahaflar Çarşısı’na geldim. Eksik olan romanları aldım. Ceyhan’a evimize dönerken bir büyük bavul dolusu kitapla dönüyordum. 

1964 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nin Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’ne kaydolmuştum. Sahaflar Çarşısı  sınıf arkadaşım Şener Uğursal ile birlikte en çok gittiğimiz yer olmuştu. Yeditepe ile Varlık yayınlarının kitaplarını topluyordum. Dergilerden de Yaşar Nabi Nayır’ın yayımladığı Varlık Dergisi ile Türk Dil Kurumu’nun Türk Dili dergisi’nin eski sayılarını topluyor, koleksiyonumu zenginleştiriyordum. 

Varlık Dergisinin 300-900 sayılarını topladım. İki sayı mükerrer numaralı idi. Gittim Varlık Yayınevi’nde Yaşar Nabi Nayır’a gösterdim. Öğrencilik yıllarımda neler ile uğraşmışım. Türk Dili dergisi ise 1932’den bu güne kadarki sayıları ile bende tam koleksiyon olarak mevcuttur. O öğrencilik yıllarımda günün birinde Türk Dili dergisinde yazılarımın yayımlanacağını bilemezdim.

Bazan öğle tatillerinde de Çınaraltını geçip Beyazıt Meydanı kapısından Sahaflar Çarşısına girerdik. Solda Turan Türkmenoğlu ile Muhittin Eren vardı. Sağ kolumda ise üç kitapçı vardı. Burhan, Enver ve Metin. Gençlerle dost, arkadaş hatta kardeş olduk. Muhittin ile Tünel’deki dükkanında her ay buluşur, hasret gideririz. Enver’in kızı Nur yıllar sonra öğrencimiz oldu. Enver’in kardeşi Tosun da 7-8 yıl kadar önce sahaflığı bıraktı. Bodrum’a yerleşti. Bu beş arkadaşın içerisinde en yakın olduğum kişi Metin oldu. Tam adı ile yazayım. 

Bertan Metin Yenici. Öyle ki bir kitap satın alacak olsam. “Sen takdir et” derdi. Birlikte çok güzel günler geçirdik. Bir olayı burada anlatmalıyım. Kitap kurdu olan bir dostumuz vardı. Muhittin Nalbantoğlu. Tam bir kitap hastasıydı. Bir gün ona bir şaka hazırladık. Metin “Muhittin abi. Yeniçeşme Mason Locası’nın kütüphanesini boşaltmışlar. Bizim seyyarlar almış. Yarın bana getirecekler. Erken gel” demiş. Muhittin de saat 10’dan önce gelemem. Ama benden önce hiç bir kişi bakmayacak” şartını koşmuş. Muhittin sabah saat ona beş kala gelmiş. İlk sözü “Kitapları gören oldu mu?” sorusu olmuş. Metin de “ben kimseye göstermedim ama, tuvalete gittiğimde Enver mani olamamış. Osman gelmiş. Btün kitapları elden geçirmiş. Beş kitap almış, gitmiş. Ben metinle sonra hesaplaşırım demiş. Reşat altını bunlar Reşat altını diyormuş” sözlerini duyan Muhittin mahvolmuş. Elindeki kitapları yere atmış. “Kimbilir hangi kıymetli kitapları alıp gitti” diye epeyi söylenmiş. Bu Kuruçeşme Mason Locası hikâyesinin öncesi de var. 

Kapalıçarşı tarafından çarşıya girip merdivenleri çıktığınızda solunuzda Mehmet abimizin dükkanı var. Hem yeni yayın satar. Hem de sahaf. Bir gün dükkanını temizlemiş. Bir büyük çuval dolusu hurda kitap çıkmış. Mehmet Abimiz de bir patates mührü yaptırmış. Kuruçeşme Mason Locası Kütüphanesi. O hurda kitaplara damgayı vurdurmuş. Şifreli demirbaş numaraları koymuş. Çuvalın içerisine 9-10 kadar da masonluk ile ilgili kitap koymuş. Hastalara haber uçurmuş. “Kuruçeşme locasının kütüphanesini aldım”. Bir hasta gelmiş. Çuvalın fiyatı 250 liradan pazarlıkla 175 liraya inmiş. Mehmet Abimiz bir çuval hurda kitabı satmış. 25 lira etmeyecek hurda kitaplar 175 liraya gitmiş.

İbrahim Manav da biz gençleri kollardı. Macaristan’dan gelen gençler yanlarında kitap getirir onları İbrahim Bey’e satarlar. Yeni kitaplar alıp giderlerdi. Getirdikleri kitapları da biz alırdık. 

Necati Bey’den kitap sorardık. “Şu rafta olabilir. Bakın” derdi. Biz aradığımızı bulurken aramadıklarımızı da görür alırdık. Ta’lim-i Edebiyat, Istılahat-ı Edebiyye, Zemzeme, Demdeme, Yazmış Bulundum vs onlarca kitabı ondan aldık. Turfanda Mı Yoksa Turfa Mı?, Mai ve Siyah, Kaynanam Kasıl Kudurdu? vs gibi onlarca romanı Necati Bey’den aldık. Kızı Ferhan da bizim bölümde öğrencimiz oldu. 

Benim sahaf dostum Metin idi. Bazan okuyup da kütüphanemde yer tutmasını istemediğim kitapları, romanları götürüp ona bırakmışımdır. Tabii ki ücretsiz olarak. 

Yıllar su gibi aktı. Metin’in üç kızı vardı. Belgin, Burcu ve Bengü. Metin Cağaloğlu’nda Yenici Sahaf adı ile bir kitapçı dükkanı açtı. Açılışta tabii ki ben de vardım. Eski günleri yad ettik. 

Zaman zaman telefon ile konuşurduk. Son olarak o beni aradı. Rahatsızlıklarından bahsetti. “Metinciğim! Artık yaşlanıyoruz. Bunlar normal ama geçecek, sen üzülme” şeklinde moral verdim. “Görüşelim” temennisinde bulunduk. Görüşemedik. Dün Facebook’de onu kaybettiğimizi gördüm. 1 Mart 2019 Cuma günü Fatih Camiinde namazı kılındı. 55 yıllık dostumdan, arkadaşımdan, kardeşimden Yüce Tanrı rahmetini esirgemesin. Ailesine ve sevenlerine baş sağlığı diliyorum. Mekânı Cennet olsun. Nurlar içerisinde uyusun.

YORUM EKLE