Ünsüz yumuşamasının kuralları, yumuşamayan kelimeler

Ünsüz yumuşamasının kuralları, yumuşamayan kelimeler

Soru: Ünsüz yumuşaması olmayan kelimeler nelerdir?

Bazı alıntı kelimelerde tonlulaşma (yumuşama) olmaz. Bunlar genellikle yabancı kökenli kelimelerdir.

  • ahlak / ahlakın
  • cumhuriyet / cumhuriyete
  • evrak / evrakı
  • hukuk / hukuku
  • ittifak / ittifaka
  • sepet / sepeti
  • tank / tankı
  • bank / bankı

Ünsüz Nedir?

Ses yolunda bir engele çarparak çıkan seslere ünsüz denir.

Dilimizde yirmi bir ünsüz vardır: b, c, ç, d, f, g, ğ, h, j, k, l, m, n, p, r, s, ş, t, v, y, z

Ünsüzler ses tellerinin titreşime uğrayıp uğramamasına göre iki gruba ayrılır:

  • 1. Ses tellerinin titreşmesiyle oluşan ünsüzlere yumuşak (ötümlü, tonlu) ün­süzler adı verilir: b, c, d, g, ğ, j, l, m, n, r, v, y, z
  • 2. Ses telleri titreşmeden oluşan ünsüzlere sert (ötümsüz, tonsuz) ünsüzler denir: ç, f, h, k, p, s, ş, t

Ünsüz yumuşamasının kuralları

  1. Kökeni Türkçe olan kelimelerin so­nunda b, c, d, g ünsüzleri bulunmaz. Ancak anlam farkını belirtmek üzere ad, od, sac gibi birkaç kelimenin yazılışında bu kurala uyulmaz: ad (isim), at (binek hayvanı); od (ateş), ot (bitki); sac (yassı demir), saç (kıl).
  2. Dilimizdeki hac, şad, yâd gibi birkaç örnek dışında, alıntı ke­limelerin özgün biçimlerinin sonlarında bulunan yumuşak ünsüzler sertleşir:   vb. Bu gibi alıntılar ünlü ile başlayan bir ek aldıklarında kelime sonlarındaki sert ünsüzler yumuşar: kitap / kitabı, sebep / sebebi; bant / bandı, bent / bendi, cilt / cildi, etüt / etüdü, metot / metodu, standart / standardı; ahenk / ahengi, hevenk / hevengi, renk / rengi vb.
  3. UYARI: Bazı alıntı kelimelerde yumuşama olmaz: ahlak / ahlakın, cumhuriyet / cumhuriyete, evrak / evrakı, hukuk / hukuku, ittifak / ittifaka, sepet / sepeti, tank / tankı vb.
  4. Çok heceli kelimeler ünlüyle başlayan bir ek aldıklarında sonlarında bulunan p, ç, t, k ünsüzleri yumuşayarak b, c, d, ğ’ye dönü­şür: kelep / kelebi; ağaç / ağacı, kazanç / kazancı; geçit / geçidi, kanat / kanadı; başak / başağı, bıçak / bıçağı vb. Ancak birden fazla heceli olduğu hâlde sonlarındaki ünsüzleri yumuşamayan kelimeler de vardır: anıt / anıtı, bulut / bulutu, kanıt / kanıtı, ölçüt / ölçütü vb.
  5. Tek heceli kelimelerin sonunda bulunan p, ç, t, k ünsüzleri ise iki ünlü arasında korunur: ak / akı, at / atı, bük / bükü, ek / eki, et / eti, göç / göçü, ip / ipi, kaç / kaçıncı, kök / kökü, ok / oku, ot / otu, saç / saçı, sap / sapı, suç / suçu, süt / sütü vb. Buna karşılık tek heceli olduğu hâlde sonlarındaki ünsüzleri yumuşayan kelimeler de vardır: but / budu, dip / dibi, gök / göğü, kap / kabı, kurt / kurdu, uç / ucu, yurt / yurdu vb.

k > ğ Ünsüz Yumuşaması Olmayan Kelimeler

Ünlü ile başlayan ek alınca sonlarındaki 'k' sesi yumuşamayan ('ğ' olmayan) sözcükler... Bu kelimelerin eklerini, -ğı, -ğa, -ğu, -ğü olarak getirmek hatadır.

  • ayyuk, -ku (ayyu:ku, ayyu:ka) göğün en yüksek yeri
  • erzak, -kı (erza:kı) uzun süre saklanabilen yiyeceklerin genel adı, 'rızk'ın çoğulu
  • evrak, -kı (evra:kı) resmî kurumlarda işlem gören belgeler, varak'ın çoğulu
  • firak, -kı (fira:kı) ayrılık
  • hakkâk, -ki (hakkâ:ki) Oymacı
  • halik, -ki (ha:lili) bazı özel kullanımlarda halık, -kı (ha:lıkı)
  • helak, -ki (hela:ki, l ince okunur) Ölme, öldürme, yok etme, yok olma
  • hukuk, -ku (huku:ku) Toplumu düzenleyen ve devletin yaptırım gücünü belirleyen yasaların bütünü, tüze 'hak'ın çoğulu
  • Irak, -k'ı (Irak'ı) Irak ülkesi
  • idrak, -ki (idra:ki) Anlama yeteneği, anlayış, akıl erdirme
  • ilhak, -kı (ilha:kı) Katma, bağlama, ekleme
  • iltihak, -kı (iltiha:kı) Katılma
  • imsak, -ki (İmsa:ki, imsa:ke) (günümüzde imsağa ne kadar var deniyor)
  • infilak, -kı (infila:kı, l ince okunur) Güçlü bir biçimde patlama
  • intibak, -kı (intiba:kı) Uyum
  • istihkak, -kı (istihka:kı) Hakkı olma, hak kazanma
  • istimlak, -ki (istimla:ki, l ince okunur) Kamulaştırma
  • iştirak, -ki (iştira:ki) Ortaklık, ortak olma, paydaşlık
  • iştiyak, -kı (iştiya:kı) Göreceği gelme, özleme
  • ittifak -kı (ittifa:kı) Anlaşma, uyuşma, bağlaşma
  • layık, -kı sıfat (la:yık, l ince okunur) Nitelikleri, özü, hareketleri, davranışlarıyla bir şeyi elde etmeye hak kazanmış olan
  • mahluk, -ku (mahlu:ku, l ince okunur) Yaratık
  • malik, -kı (ma:lik) Sahip, iye
  • merak, -kı (mera:kı) Bir şeyi anlamak veya öğrenmek için duyulan istek
  • meşk, -ki (meşki) Bir öğretmenin, aynısını yazmaları için öğrencilerine verdiği yazı örneği
  • mihrak, -kı (mihra:kı) isim, fizik (mihra:kı) Odak
  • mutabık, -kız (muta:bıkız) Birbirine uyan, aralarında anlaşmazlık olmayan
  • müştak, -kım (müşta:kım) Özleyen, göreceği gelen
  • müttefik, -ki (müttefi:ki) Bağlaşık,
  • nifak, -kı (nifa:kı) Geçimsizlik, anlaşmazlık, ara bozuculuk
  • refik, -ki (refi:ki) Arkadaş, dost
  • rızık, -zkı (rızkı) Yiyecek, içecek şey, azık
  • saik, -ki (sa:iki) sebep
  • sibak, -kı (siba:kı) önde veya öncü olma
  • siyak, -kı (siya:kı) sözün gidişi bağlamı
  • şavk, -kı (şavkı) ışık
  • şerik, -ki (şeri:ki) ortak
  • taalluk, -ku (taalluku, l ince) İlgisi olma, ilgisi bulunma, ilgi, ilinti
  • tahakkuk, -ku (tahakkuku) Gerçekleşme, yerine gelme
  • tahkik, -ki (tahki:ki) Soruşturma
  • tasdik, -ki (tasdi:ki) Doğrulama
  • tatbik, -ki (tatbi:ki) Uygulama
  • tazyik, -ki (tazyi:ki) Sıkıştırma, darlaştırma
  • tebrik, -ki (tebri:ki) Kutlama (TDK 'tebrik -ği' öneriyor)
  • tedarik, -ki (teda:riki) Araştırıp bulma, sağlama, elde etme
  • tefrik, -ki (tefri:ki) Ayırma, ayırt etme
  • temellük, -kü (temellükü) Kendine mal etme
  • temlik, -ki (temli:ki) Mülk olarak verme
  • teşvik, -ki (teşvi:ki) İsteklendirme, özendirme
  • tetkik, -ki (tetki:ki) İnceleme
  • tevafuk, -ku (teva:fuk) Birbirine uyma, uygun gelme

Kaynak: TDK

Yorumlar (0)
açık