Saka Kelimesinin Kökeni Nedir? Saka Ne Demek?

Saka Kelimesinin Kökeni Nedir? Saka Ne Demek?

Saka kelimesinin kökeni Türkçedir çünkü saka sözü Türkçe Yaka (kıyı, kenar) kelimesinin İran dilinde aldığı biçimdir. Nitekim bugün de Yakut Türkleri kendilerine Saha (Saka) demektedirler ve Saha, Genel Türkçedeki yakanın Yakutçadaki karşılığıdır. İskit ise Saka sözünün Türkçe ve Moğolcada kullanılan +t çokluk ekiyle oluşturulmuş Sakat veya Sakıt biçiminin (krş. Oglan-oglıt, tarkan-tarkat, Kerey-Kereit) Yunancalaşmış şeklidir.

Saka Kelimesinin Kökü Nedir?

Askuz(ai) Asur dilinde, İşkıgulu ise Urartu dilindeki çokluk biçimleri olabilir. Zeki V. Togan, Saka boyları olan Targutae, Skolot ve Paralat'ların adlarını Türk, Çigil, Barula boy adlarıyla birleştirir (Togan 1981: 35). Dikkati çeken nokta her üç boy adında da Skit'te olduğu gibi +t çokluk ekinin kullanılmış olmasıdır. Kavim ve boy adlarında geçen +t çokluk eki, Sakaların bir Altay kavmi olduklarının en önemli delillerinden biridir.

Saka sözcüğünün TDK'ye göre anlamı ve açıklaması

Saka sözcüğünün TDK'ye göre anlamı ve açıklaması şöyledir.

  • saka (I), Arapça saḳḳā
  • 1. isim Evlere, çeşmeden su taşımayı iş edinmiş olan kimse.
  • 2. isim Kırsal bölgelerde sulama işlerini düzenleyen ve denetleyen kimse.
  • saka (II) isim, hayvan bilimi
  • Saka kuşu.
  • saka (III) isim, tıp, Arapça ṣaʿḳa
  • Baygınlık, kendinden geçme durumlarına yol açan bir hastalık.

Sakalar Türk mü?

Arkeolojik kazılardan, dil verilerinden ve efsanevî rivayetlerden çıkan sonuçlara göre Türkler M.Ö. üçüncü ve ikinci binlerde Ural ile Tanrı-Altay-Sayan dağları arasındaki bozkırlarda yaşamakta idiler. Merkezleri Işık Göl ve Çu havzası idi. M.Ö. 800 yıllarında Çin imparatoru Hunların atalarına saldırdı. Hunlar batıya çekildiler ve komşularını da batıya ittiler (Ögel 1981: 42).

Tarih boyunca Avrasya bölgesinde çok sık karşılaşılan büyük bir göç dalgası oluştu. Bunun sonucunda Massagetler Sakalan yenerek batıya sürdüler. Böylece Karadeniz'in ve Kafkasların kuzeyinde Sakalar büyük bir güç olarak ortaya çıktı. Bölgede yaşayan Kimmerler Sakaların önünden kaçıp Kafkasları aşarak 8. yüzyılın sonlarına doğru Doğu ve Orta Anadolu'ya girdiler. Sakalar da onları izleyerek Orta Anadolu ve Filistin'e kadar uzanmışlar, M.Ö. 7. yüzyılda Ön Asya'da büyük bir güç olmuşlardır.

Urartular, Medler ve Perslerle sürekli savaşmışlar; M.Ö. 585 yıllarında Urartuları orta-ian kaldırmışlar, fakat Perslere yenilerek tekrar Kafkasların kuzeyine çekilmişlerdir. Pers hükümdarı Dârâ'nın M.Ö. 513'te İstanbul Boğazı'nı geçerek ve Karadeniz'in batısını dolaşarak Sakaların üzerine yürüyüşü meşhurdur.

M.Ö. 7. yüzyılda Sakaların Asurlularla dostane münasebetleri olmuş, Asur kralı Asarhaddon (M.Ö. 680-668) Saka hükümdarı Bartatua'ya kızını vermiştir. Batıdan Gotların, doğudan Sarmatların baskısı altında kalan Sakalar milât yıllarında tarih sahnesinden çekilmişlerdir (Çay-Durmuş 2002: 494-502). Sakalarla Med ve Perslerin mücadeleleri Şehnâme'deki İran-Turan mücadelelerinin esasını teşkil eder.

Fars kaynaklarında Saka, Yunan kaynaklarında Skit(ai), Asur kaynaklarında Askuz(ai)/İskuz(ai), Urartu kaynaklarında İşkıgulu olarak geçen Sakaların kökeni hakkında fikir birliği yoktur. J. Fressel (1886), W. Tomaschek (1888), A. Herrmann (1921), J. Junge (1939), R. Grousset (1939), P. Golden (1992) gibi batılı bilginlerin birçoğu Sakaları İranî bir kavim kabul eder. Bunlardan bir kısmı Türklerin atalarının da Saka İmparatorluğu içinde yer aldığını düşünür. Bazı Rus bilginlerine göre ise Sakalar Slavların atalarıdır.

Türkçe kökenbilim sözlüğümüzden yararlanmak için TDH Türkçe Sözlüğü bölümüne bakabilirsiniz. Türkçe ve Göktürkçe başlığı altındaki yazılarımız da ilginizi çekebilir.

Kaynakça: Togan (1946), Emel Esin (1978), Taner Tarhan (1979), Yılmaz Öztuna (1990), Salim Koca (1990), Abdülhalûk Çay ve İlhami Durmuş (2002) Sakaların Türk olduğu görüşündedirler (Çay-Durmuş 2002: 483-486).

Yorumlar (0)
açık