Sözcükte Anlam: TERİM ANLAM, TERİM ANLAM NEDİR?

TERİM ANLAM, TERİM ANLAM NEDİR? TERİM ANLAM, TERİM ANLAM NEDİR?TERİM ANLAM, Nitel Anlamlı Sözcükler, Nicel Anlamlı Sözcükler, Sözcükte Anlam

Sözcükte Anlam: TERİM ANLAM, TERİM ANLAM NEDİR?

 TERİM ANLAM, TERİM ANLAM NEDİR?

TERİM ANLAM, TERİM ANLAM NEDİR?TERİM ANLAM, Nitel Anlamlı Sözcükler, Nicel Anlamlı Sözcükler, Sözcükte Anlam, Güzel Adlandırma, Güzel Adlandırma Nedir? Söz Öbekleri, Yansıma Sözcükler, Özdeyişler, Vecizeler, Dolaylama, Güzel Adlandırma, gerçek anlam, temel anlam, yan anlam, mecaz anlam, argo anlam, Soyut anlam, EŞ ANLAMLI SÖZCÜKLER, Eş anlam, Zıt anlam, karşıt anlam

SÖZCÜKTE ANLAM KOLAY ERİŞİM ÇİZELGESİ

Sözcükte Anlam: SOMUT ANLAM, SOYUT ANLAM, Somut Anlamlı Sözcükler, Soyut Anlamlı Sözcükler, Nitel Anlamlı Sözcükler, Nicel Anlamlı Sözcükler, Ad Aktarması,  Anlam aktarması, deyim Aktarması Söz Öbekleri, Yansıma Sözcükler, İkilemeler, TERİM ANLAM, TERİM ANLAM NEDİR?TERİM ANLAM, Nitel Anlamlı Sözcükler, Nicel Anlamlı Sözcükler, Sözcükte Anlamgerçek anlam, temel anlam, yan anlam, mecaz anlam, argo anlam, Soyut anlam, EŞ ANLAMLI SÖZCÜKLER, Eş anlam, Zıt anlam, karşıt anlam

TERİM ANLAM NEDİR?

Herhangi bir bilim, sanat ya da meslekle ilgili özel bir kavramı karşılayan sözcüklere terim denir. Yeni bulunan bir kavram, yeni bir terimle karşılanabileceği gibi, günlük hayatta kullanılan bir sözcüğe özel bir anlam verilerek de karşılanabilir. Örneğin “ağız” sözü “Adamın ağzında diş kalmamış, hala genç gibi davranıyor.” cümlesinde gerçek anlamında ve günlük kullanımıyladır. Aynı söz “İstanbul’da büyümüş; ama Karadeniz ağzıyla konuşuyor.” cümlesinde dilbilgisinde bir tanım olan “yöresel konuşmalara dilde verilen karşılık” anlamına gelerek bir terim oluşturmuş. Ya da “Irmağın ağzı toprakla dolmuştu.” cümlesinde olduğu gibi “ırmağın denize karıştığı yer” anlamında kullanılarak coğrafi bir terim olmuştur.

Terim Anlam Ek Açıklamalar

Sözcükler zaman içinde ihtiyaçlar doğrultusunda çeşitli yeni anlamlar kazanabilir. Sözcük, temel anlamından uzaklaşarak kimi zaman mecaz anlama kimi zaman yan anlama gelebilecek şekilde kullanılabilir. Bazen de bu sözcükler kendilerine bir bilim, spor, meslek, sanat dallarıiçinde yer bulurlar. Örneğin “sahne” tiyatro ile, “zamir”  Türk Dil Bilimi ile ilgili bir terimdir. Yine “paralel” Matematik ile ilgili bir terimken “smaç” Basketbol ve Voleybol ile ilgili bir terimdir. İşte sözcüklerin yukarıda saydığımız alanlarda kullanılan, bu alanlara özel kazandığı anlamı o sözcüğün “terim anlamı“dır.

Örnekler

Terim Anlam

Bitkiler besinlerinin yaklaşık % 85’ini kökleri sayesinde alırlar.
(Terim Anlam-Biyoloji Terimi)

Meseleyi kökten halletmek için buralara kadar geldi.
(Mecaz Anlam)

NOT: Bir sözcük bir çok dalda terim anlamda kullanılabilir.

Hiç bir ek almamış halde bulunan kelimelere kök denir. (Dil Bilgisi)

Dokuz kök dışına  üç olarak çıkar. (Matematik)

Bitkiyi toprağa bağlayan köklerdir. (Coğrafi Terim)

Terim Anlam / Matematik Terimi

Geometri dersine tahtaya bir doğru çizerek başladık.
(Terim Anlam)

Doğru haber yayınlayan kanalların sayısı azaldı. 
(Temel Anlam)

 Terim Anlamlı Sözcüklere Örnekler

a)  TIP TERİMLERİ: Adrenalin, akne, bakteri, kist, üreter, narkoz…

b)  MATEMATİK TERİMLERİ: Dikdörtgen, açı, basamak, küme, yamuk, logaritma…

c)  EDEBİYAT TERİMLERİ: Roman, hikaye, şiir, kinaye, beyit, kompozisyon, münazara…

d)  HUKUK TERİMLERİ: Beraat, feragat, hüküm, şerh, tahliye…

e)  MÜZİK TERİMLERİ: Akor, nota, porte, aralık, melodi, metronom, tuşe…

f)   ASTRONOMİ TERİMLER: Astroid, atmosfer, gezegen, gök taşı, meteor…

g)  SANAT TARİHİ TERİMLERİ: Atölye, bezeme, cephesellik, taraklama…

h)  DİN BİLİM TERİMLERİ : Hadis, hakikat, halife, ehlibeyt…

Sözcükte Anlam Test

1. I. O zaman başından aşkındı derdi

Kaç yanık yolcuya soğuk su verdi.

II. Çoktandır tekneyi aldı sular

Çoktandır ümitler sende ölüm

III. Nicedir uyku girmez gözüme

Geçer gider yüreğindeki sevgim diye

IV. Başındayım sanki bir mucizenin

Su sesinden ve kanat şakırtısından

Yukarıdaki dizelerde altı çizili sözlerden hangi ikisi yakın anlamlıdır?

  1. I. ve II. B) I. ve III. C) II. ve IV. D) III. ve IV. E) II. ve III.

2. I. O gülüş kalbime aksettiği an

Duymadım ilk ateşin düştüğünü

II. Aç mısın yok mudur ekmeğin aşın

Odan ne karanlık yok mu ateşin?

III. Nereden nereye sevmişim yâri

Ateşi koymuyor, yakıyor beni

IV. Boşuna tetiği ne kurcalarsın

Var daha zaman ateşe be Ali!

Numaralanmış ikili dizelerin hangi ikisinde “ateş” sözcüğü “aşk” anlamında kullanılmıştır?

  1. I. ve II. B) II. ve III. C) I. ve III. D) III. ve IV. E) II. ve IV.

3. Aşağıdaki dizelerin/cümlelerin hangisinde “açılmak” sözcüğü “gitmek” anlamında kullanılmıştır

A) Her gün aynı pınardan doldurun testimizi

Kırlara açılırız çıngıraklarımızla.

B) Açıldı ağzı nihayet, açılmaz olaydı.

C) Her ufuktan bu geliş eski seferlerdendir.

O seferle açılmış, nice yerlerdendir.

D) Yanından, göğsünden açılır yara

Yâr gelmezse yaraların elletme

E) Bir bahar yağmuru yağmış da açılmış havayı

Hisseden kimse hakikat sanıyor hülyayı

4. Ara sıra ahiretten haber gelseydi, ölüm bu kadar müthiş olmayacaktı. Giden gidiyor, hiç dönmüyor ve gittiği yerden hiç ses çıkmıyor. Dönmesin kalsın. Fakat bu ağır, bu yoğun, bu korkunç sessizlik neden?

Aşağıdakilerden hangisi, bu parçada geçen “ağır” sözcüğünün anlamca yerini tutamaz?

A) Bunaltıcı B) Sıkıntı verici C) Dehşetli D) Rahatsız edici E) Duygusuz

5. I. Son yıkamada çamaşırlar kar gibi ağarmıştı.

II. Vaktaki sular, şarkılar inlerken ağardı

Bendim geçen ey sevgili sandalla denizden

III. Ortalık ağarmaya, sisli ufuklardan pembe bir güneş yükselmeye başlamıştı.

IV. Hamit Bey, iki taraftan ağarmış sakalıyla köşede oturuyordu.

Yukarıdaki dizelerin/cümlelerin hangi ikisinde “ağarmak” sözcüğü aynı anlamda kullanılmıştır?

  1. I. ve II. B) II. ve III. C) I. ve III. D) III. ve IV. E) II. ve IV.

6. Düşünen her insanımız gibi ben de hayatımızın değişmesi için sabırsızdım. Fakat canlı hayata, yaşayan ve duyan insana, cansız madde karşısındaki bir mühendis gibi değil, bir kalp adamı olarak yaklaşmayı isterdim.

Yukarıdaki parçada geçen “kalp adamı” sözüyle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

A) Huzuru, saadeti Allah ve insan sevgisinde bulan kimse

B) İnsanlar hakkında bilgi ve tecrübe sahibi olan kimse

C) Hayata, olaylara olumlu ve duygusal yönden bakan kimse

D) İnsanlığa ilmiyle hizmet eden kimse

E) Halktan gelen veya halka yakın kalmayı bilen kimse

7. Aşağıdaki ikili dizelerin hangisinde, anlatımda karşıtlıklardan yararlanılmıştır?

A) Gül gülse daim ağlasa bülbül acep değil

Zira kimine ağla demişler, kimine gül

B) Artık cümbüşte yoksam geceleri

Sanmayın tarafımdan ihanet var

C) Şimdi de kalmadı paranın nazarımda kadri

Kirli ellerde görünce paradan iğrendim.

D) Yeme el malını er geç verirsin

İğneden ipliğe sorulur bir gün

E) Bastım da kırıldı iğdenin dalı

Kötüye düşenin böyle olur hali

8. Aşağıdaki dizelerin hangisinde “içinde” sözcüğü “ara, orta” anlamı dışında kullanılmıştır?

A) Ağlama sevdiğim yine gelirim

Güzeller içinde bulurum seni

B) Çalılar içinde kuytu yerlerde

Ötücü kuşların yuvası vardır

C) Şurada bir güzelin salınışını

Selviye benzettim dallar içinde

D) Serhatler içinde Budin’dir başı

Kan ile yoğrulmuş toprağı taşı

E) Elbisem çivide canlanır o an

İçinde bir başka vücudu saklar.

9. Aşağıdaki ikili dizelerin hangisinde abartmaya başvurulmuştur?

A) Karacaoğlan, devranım var, demim var

Yâr yitirdim, düşmanım var, gamım var.

B) Yanılıp derdime derman katarsın

Dünya sele gitti gözüm yaşından

C) İmdat umar iken akan sellerden

Kendim gibi akan sel bulamadım

D) İster azat eyler, ister öldürür

Sefil Veysel kapısında kul gibi

E) Dokuz aylık yoldan sefere geldim

Dünya denen yere indirdin beni

10. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük gerçek anlamının dışında kullanılmıştır?

A) Sadece bu ânı ve bu aydınlığı Bursa ovası denen kadehten içmekle kalacağım.

B) İçki bilginin ve aklın düşmanıdır; içkinin adı gerçekte kavga ve gürültüdür.

C) Sabahları annem beni bebek gibi pencerenin kenarına oturturdu.

D) Birkaç saat için yanardağın homurtuları diner gibi oluyordu.

E) Eski İstanbul için Silivri yoğurdu kışın sonu demekti.

11. I. Üç derdim var, birbirinden seçilmez:

Bir ayrılık, bir yoksulluk, bir ölüm.

II. Sen de bu köprüden gel geç diyorlar

Buyur bir makam da sen seç diyorlar.

III. Görebilsin diye sonsuzluğu her yerden iyi

Seçmiş İstanbul’un ufkunda bu kudsi tepeyi

IV. Uzaklar seçilmiyor, gönüldür geçilmiyor

Gönül bir top ibrişim, dolaşmış açılmıyor.

Numaralanmış ikili dizelerin hangi ikisinde “seçmek” sözcüğü “benzerleri arasında hoşa gideni, yararlanmak için ayırmak, beğenmek.” anlamında kullanılmıştır?

  1. I. ile II. B) II. ile III. C) III. ile IV. D) II. ile IV. E) I. ile III.

12. Kötü günde beraberdir dost düşman

Kazanırsan bâri yine dost kazan

Aşağıdakilerden hangisinde bu dizelerdeki “bâri” sözcüğünün anlamca yerini tutabilecek bir sözcük kullanılmıştır?

A) Murat alıp doya doya gezmedim

Bu kara yazıyı kendim yazmadım

B) Herkes sevdiğinden doydu usandı

Neden kaldık böyle bahtı kara biz

C) Yazıktır şu geçen ömrüme yazık

Bir dost bulamadım gün akşam oldu.

D) Güzel olsa, esmer olsa el verir

Kadir Mevlâm ihsan eder yel verir.

E) Tam anlamıyla zengin olamasan da

Hiç değilse gönül zenginliği iste.

13. I. Geçen gün, Zeynep Kadını, sokak kapısının önünde benden yakınırken yakaladım.

II. Bir insana çok yakışmış bir elbise, başkasına o derece yakışmaz.

III. Gel bahar gel bahar yakınlarda gül

Denize renginden armağan bırak

IV. Beni İstanbul’a üniversiteye göndermediği için zaman zaman babama sızlanırdım.

Numaralanmış cümlelerde altı çizili sözcüklerden hangi ikisi yakın anlamlıdır?

  1. I. ile II. B) II. ile III. C) II. ile IV. D) I. ile IV. E) III. ile IV.

14. I. Bilmiyorum ne haldeyim

Gidiyorum gündüz gece

II. Bilemedim gece ile gündüzü

Seçemedim güneş ile yıldızı

III. Küçüksu’da gördüm seni

Gözlerinden bildim seni

IV. Demirden döverdi en keskin kılıçları

Bilirdi, çeliğe su vermesini de

Numaralanmış dizelerin hangi ikisinde “bilmek” sözcükleri yakın anlamlı kullanılmıştır?

  1. I. ve II. B) II. ve III. C) III. ve IV. D) II. ve IV. E) I. ve III.

15. Bir hastane dönüşü sandviç almak için elini cebine attığı anda, herkesi bir gün kavrayacak olan karanlık onu da kavradı.

Bu cümle ve onu oluşturan sözcükler için aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

A) “Karanlık” sözcüğü gerçek anlamının dışında kullanılmıştır.

B) “Elini” sözcüğü gerçek anlamının dışında kullanılmıştır.

C) “attığı” sözcüğü, başka bir sözcüğün anlamca yerini tutmuştur.

D) “elini cebine atmak” bu cümlede deyim olarak kullanılmıştır.

E) “Kavradı” sözcüğü gerçek anlamı dışında kullanılmıştır.

16. Şairler, duyduklarını anlatırken salt somut sözcüklerle yetinmez, soyut sözcüklerden de yararlanırlar.

Aşağıdaki dizelerin hangisinde, soyut anlamlı sözcüğe yer verilmemiştir?

A) Yan yana sessizce mevsimle keder

B) Hicrana aldanmış kalbimde geçsin

C) Esen rüzgârlara sen neşeni ver

D) Bunca güzelliği nasıl koyup gideceğiz

E) Tahtayı kurt oydu, taş yosunlandı

17. I. Canı cânânı bütün varımı alsın da Hûda (Allah)

Etmesin tek beni vatanımdan dünyada cüda (ayrı)

II. Her mihnet (sıkıntı) kabulüm, yeter ki,

Gün eksilmesin penceremden

III. Güzelsin ya, ne olursan ol, girdin hikâyeme

Çok değil evi barkı terk edip sana uyduğum

IV. Lâkin bana pek güvenme her derdin için

Aslında ben, ey yeryüzü, yerlin değilim

Numaralanmış ikili dizelerin hangi ikisinde, altı çizili sözcükler yakın anlamlıdır?

  1. III. ve IV. B) I. ve III. C) II. ve III. D) I. ve II. E) II. ve IV.

18. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük gerçek anlamında kullanılmıştır?

A) Ağzında bal olan arının kuyruğunda iğnesi vardır.

B) Ağızla pilav pişmez, yağla pirinç gerek.

C) Bu da dördüncü ordu kumandanı için ağır bir darbe olmuştu.

D) Son günüm yaklaştı görünesiye

Kalmadı bir adım yol ileriye

E) Söz oyunlarında öyle açmazlar olur ki, iki dakikada insanı mat eder.

19. (I) Kimselere benzemeyen o hali birden aklıma geldi.

(II) Onu seyrederken gördüğünde öylesine şaşırıyordu ki…

(III) İçimden bir an derin bir pişmanlık sızısı yükseldi.

(IV) Giderken ansızın dönüp pencereme bakardı bazen.

Yukarıda numaralanmış cümlelerin hangi ikisinde altı çizili sözcükler anlamca en yakındır?

  1. I. ile II. B) II. ile III. C) III. ile IV. D) I. ile IV. E) II. ile IV.

CEVAP ANAHTARI

1-E 2-C 3-A 4-E 5-B 6-C 7-A 8-E 9-B 10-A 11-B 12-E 13-D 14- A 15-B 16- E 17-D 18-A 19-D

EŞ ANLAM

EŞ ANLAM

Biçimi farklı, anlamları benzer veya yakın olan sözcükler eş anlamlı sayılır: duymak, işitmek, dinlemek; sözcük, kelime; kara, siyah; beyaz, ak vb. Eş anlamlı sözcükler, özellikle sözlükçülükte sözcük tanımını kolaylaştırır. Örneğin dilek sözcüğü, tek dilli sözlüklerde arzu, emel vb. gibi eş anlamlılarının yardımıyla tanımlanır.

Dillerde, her bağlamda aynı anlama gelen, anlamın bütün boyutları örtüşen tam eş anlamlılık pek rastlanan bir durum değildir. Sözcükler arasında üslup, derece, duygusal değer, yerellik vb. açılardan farklar vardır. Ayrıca bağlam da önemlidir. İki sözcük bir cümlede eş anlamlı iken başka bir cümlede eş anlamlı olmayabilir: ak ve beyaz, siyah ve kara sözcükleri eş anlamlı sayılırlar. Ancak ak alın deyiminde beyaz, kara baht örneğinde siyah kullanılamaz. Pek çok sözlükte eş anlamlı olarak listelenen sözcükleri, bu nedenle yakın anlamlı saymak gerekir.

Basit bir sözcük, birleşik bir sözcükle eş anlamlı olabilir: ambulans-cankurtaran vb. Kimi sözcükler eş anlamlı gibi görünse de duygu değerleri farklı olabilmektedir: asker krş. Mehmetçik vb. Farklı üslupları da çağrıştırabilirler: mangır-para, inek-çalışkan vb.

Türkçede eş anlamlı sözcüklerin yanında, özellikle dil devrimi sırasında üretilen yeni sözcükler veya Türkçeye yeni giren yabancı sözcüklere üretilen karşılıklar sonucu çok ilgi çekici eş anlamlılık durumları ortaya çıkabilmektedir. Örnek olarak şu sözcükler sıralanabilir: etki-tesir, ilgi-alaka, görev – vazife, yazım – imla, güncel-aktuel vb. İlgi çekici bir eş anlamlılık türünü de star -yıldız gibi örnekler oluşturur.

Aynı kavramı karşılayan farklı sözcükler eş anlamlıdır. Örneğin “ayakkabı” sözü ile “kundura” sözü aynı nesneyi karşıladıkları için eş anlamlı sayılır. Ancak bir sözcük daima başka bir sözcükle eş anlamlı olmaz. Bazen aynı sözcük farklı cümlelerde eş ya da farklı anlamlar da taşıyabilir. Cümlenin gelişine göre eş anlamlılık durumu değişir. Örneğin; “Çocuğun kara gözleri, büyüleyiciydi.” cümlesindeki “kara” yerine “siyah” diyebiliriz. Ancak “Ah alnımın kara yazısı!” sözündeki “kara” yerine “siyah” getirilemez. Çünkü “kara” sözü cümlelerin ikisinde de farklı anlamlar veriyor. Dolayısıyla ikinci cümlede mecaz anlama geldiği için yerine “siyah” sözcüğünü getiremiyoruz.

KARŞIT ANLAM, ZIT ANLAM

KARŞIT ANLAM, ZIT ANLAM

Zıt anlamlılık, sözcükler arasında bulunan ters çıkarım ilişkisidir: güzel-çirkin, doğru-yanlış, karı-koca vb. İki kavram arasında zıtlık ilişkisinin olması için, ortak özelliklerinin bulunması gerekir. Ancak bu şekilde kavramlardan biri, ters çıkarım yoluyla diğerini çağrıştırabilir. Örneğin güzel ve çirkin olma nitelikle, yaşlı ve genç olma yaşla ilgili özelliklerdir; ancak ilişki ölçeğinin iki ayrı ucunda bulundukları için zıt anlamlıdırlar.

Zıt anlamlılığın farklı biçimleri bulunur. Sözcükler ve ifadeler arasındaki anlam ilişkisinin yönüne ve biçimine göre değişik zıtlık ilişkilerinden bahsedilebilmektedir. Örneğin evli-bekâr sözcük çiftleri arasında bütünleyici zıtlık ilişkisi görülür. Evli ve bekâr sözcükleri, kültürel olarak evlenebilirlik diye kabul edilen ölçütün uygulanabilirliğini varsayar ve bu ilişki çerçevesinde birbirlerini tamamlar. Eril-dişi, kadın-erkek, soru-cevap, ölü-sağ, var-yok gibi sözcük çiftleri arasında da bütünleyici zıtlık ilişkisi bulunur.

Derecelendirilebilir zıt anlamlılar da vardır. Derecelenebilir zıtlık ilişkisi, derecelenebilir bir niteliğin, ilişki ölçeğinde bulunan iki farklı ucu arasındaki anlam ilişkisidir. Dar-geniş, yaşlı-genç, büyük-küçük, uzun-kısa vb., nitelik bakımından derecelenebilen ve bir niteliğin farklı derecelerini ifade eden bir dizi sıfat çifti bu tür zıtlığa örnek verilebilir. Bazen iki zıt anlamlı arasında farklı derecelendirmeler yapmak da mümkündür: büyük-küçük, uzun-kısa, sıcak-soğuk vb. Bu tür zıt anlamlılarda, olumsuz biçim zıt anlam değildir. Örnek olarak uzun değil illa ki kısa anlamına gelmez.

Üçüncü bir zıt anlamlılık türü de almak/satmak, karı/koca, öğrenci-öğretmen vb. sözcük çiftleri ile ilgilidir. Bu sözcüklerde belirtilen kavramlardan birinin varlığı diğerinin varlığına bağlıdır, biri olmadan diğerinin olması mümkün değildir. Yer-yön bildiren zıt anlamlılar da ilişkili zıtlık kategorisine dahil edilebilir: aşağı/yukarı, önde/arkada, kuzeyde/güneyde vb.

Akrabalık bildiren sözler arasındaki zıtlık ilişkileri de ilişkili zıtlıklar için ilginç olabilir: Anne-baba, kız kardeş-erkek kardeş, amca-hala. Bunlar hem zıt akrabalık ilişkilerini hem de cinsiyet farklılıklarını göstermektedir.

Birbirine karşıt kavramları karşılayan sözcüklerdir. Karşıt anlamlı sözcükler iki zıt noktayı belirtirler. Örneğin; “güzel” sözcüğünün karşıtı “itici” olamaz çünkü iticilikte sevimsizlik anlamı da vardır. Oysa “güzel” sözü sevgiyi beraberinde ifade etmez. Bunun karşıtı ancak “çirkin”dir. Aynı durum eylemlerde de görülür. Örneğin; “sevmek” eyleminin karşıtı “sevmemek” değildir. Çünkü “sevmek” iyi bir duygunun varlığını bildirir. Sevmemekte ise bu duygunun bulunmadığı anlamı vardır. Oysa karşıtlıkta, olan duygunun tam karşıtı olmalıdır; bu da “nefret etmek”tir. Bu nedenle karşıtlıkla olumsuzluğun farkını görmek önemlidir.

DEYİM NEDİR? DEYİMLER VE ANLAMLARI

En az iki sözcükten meydana gelen, sözcüklerden en az birisi mecaz anlamıyla kullanılan, cümlede eylem bildiren söz öbekleridir. Deyimi oluşturan sözcükler çoğu zaman kendi anlamlarından uzaklaşmış görülürler. Örneğin; “Haberi duyunca etekleri zil çaldı.” cümlesinde “etekleri zil çalmak” çok sevinmek anlamına gelen bir deyimdir. Ancak burada etek, zil, çalmak sözlerinin sevinmekle bir ilgisinin olmadığı açık.

Bazı deyimlerde ise sözcükler gerçek anlamlarını tamamen yitirmemiş olabilir. Örneğin; “Yükte hafif pahada ağır ne varsa getirin.” cümlesindeki altı çizili deyimde “yük” ve “paha” sözcüklerinin gerçek anlamlı olduğu açıktır.

Deyimler genellikle bir eylem bildirir. Bu nedenle bir eylem gibi çekimlenebilir. Bu yönüyle atasözlerinden farklılık gösterir. Atasözleri daima cümle halinde bulunup yargı bildirirlerken, deyimler mastar olarak da kullanılabilir. Örneğin “küplere binmek” deyimdir ve “sinirlenmek” anlamındadır. Mastar halinde de anlamlıdır. Ancak bu açıklamaya uymayan deyimler de vardır. Örneğin, “Dün az kalsın kaza yapıyordum.” cümlesinde altı çizili söz deyim olarak verilmiş. Biz bu deyimi “az kalmak” şeklinde mastar olarak kullanamayız. Aslında bir eylem de bildirmeyen bu tür sözler, deyimlerin genel niteliklerine pek uymaz.

ATASÖZÜ NEDİR?

Yıllar önce söylenmiş, dilden dile aktarılarak günümüze kadar gelmiş, öğüt bildiren, genel kural niteliği taşıyan söz öbekleridir. Uzun deneme ve gözlemlere dayanılarak söylenmiş ve halka mal olmuş, öğüt verici nitelikte sözlerdir. Genellikle kesin bir yargı bildiren cümleler biçiminde görülür. Atasözleri, kültürümüzün taşıyıcılığını yapan ve Türk milletinin deneyimlerini yansıtan çok değerli sözlerdir. Çünkü yaşanmış olaylar sonunda, tüm milletin duyarlı ve tedbirli olması gerektiğini vurgulayan mesajlar içerirler.

Atasözlerinin söyleyeni belli değildir. Sadece mecaz anlam veren atasözü olabileceği gibi, sadece gerçek ya da hem gerçek hem mecaz anlam taşıyanlar da vardır. Örneğin; “Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır.” atasözü sadece mecaz; “Dost ile ye iç, alışveriş etme.” sadece gerçek; “Taşıma su ile değirmen dönmez.” hem gerçek hem mecaz anlam verir.

Güncelleme Tarihi: 27 Şubat 2019, 23:00
YORUM EKLE