19.06.2024, 20:30

Tanım, Terim ve Bu sözcük onu karşılamaz!

Türkiyeli, Türkiye Bayrağı, Türkiye Milleti, Türkiye edebiyatı, Türkiye milliyetçisi vb. olanlar kadar.
Ölürüm Türkiyemciler kenara kaçmasın!
Seni selamlamadan uçun kuşun yuvasını yıkarımcılar ayaklanmasın. Bu yazı söze geldi mi mangalda kül bırakmayanlara adanmıştır.

Yoksa Vatan, bayrak edebiyatı boşa düştü, çöktü mü?



Bir örnek ile anlatacak olursak "iyi" ve "güzel" gibi kavramların tanımı çokça farklı algılanabilir, kişiden kişiye değişebilir. Kimine göre iyi olan güzelken kimine göre yararlı olan güzel, kimine göre ilgi çekici olan güzel olabilir. Hatta kimi düşünürler (felsefeci) uyumlu olana güzel der. Onlara göre dünya bir uyum içinde hareket eder ve o yüzden güzel gelir. Öyleyse uyumlu olan güzeldir.

Dolayısıyla bir konuda tanım, terim ya da karşılık bulmak istediğimizde kendimize göre bir buluş yapmamız gerekir ki yoksa yapacağımız iş ya çeviri olur ya da öykünme (taklit).

Pekiyi, kendimize göre derken "kendimiz" kim oluyor? Türkçe için konuşuyorsak Türkler. Türkiyeliler değil. Hatta Türkler derken bile anlaşılan artık tüm Türkler mi demeli?

Biz de yeni bir kavram geliştirelim. Önerimdir. Bundan böyle biz de "Türkler" hatta "Tüm Türkler" diyelim!

Çünkü Türkiye'yi, Türkiye Türklerini anlatmıyorum. Yalnızca Türkleri anlatıyorum. Zaten Türkçe demek de budur. Yalnızca Türk olandır. Türk düşünce yapısına uygun olanı, gereği olanı, Türkçenin tüm iyelerini (sahip) anlatıyorum.

Bu düşünce yapısına uygun olanı bulmak için "Bin yıldır söylüyoruz, artık dilimize işlemiş, ya da bu artık Türkçeleşmiş" gibi dönemsel, yöresel, kişisel durumlarımızı öne süremeyiz. Bu ne dilbilgisine uygun, ne köken bilgisine uygun ne kanıtlanabilir bir durum ne de uluslararası geçerliliği olan bir durum. Bu yalnızca siyasi sınırları olan bir topluluk için geçerli olabilir. Tek yurdu yaşadığı yer olanlar için geçerli olabilir. Bu Türkiyelilere uygun gelir, sevinir.

Bu durum/kafa değişmezse dil devşirme, döndürme, özenme veya öykünme (taklit) olarak sürüp gider ve bir gün dilde gider, kimlikte!

Bir sözcüğe karşılık bulunurken bu sözcük o anlamı karşılamıyor denilemez.

Örneğin ilk telefon ile şimdiki telefon aynı aygıt mı? Ya da genel sekreter sözcüğü için bu işi yapana yazman, sözcü dersek karşılığında bu sözcük onu karşılamaz deme hakkınız olur mu?

Karşılamıyorsa sekreter sözcüğünü o sözcüğün iyeleri sekreteri değişsin. Bize ne oluyor!

Don derken hem iç giyimi hem hava durumunu anlayabiliyorsak burada da görülen sözcüğün çıkış noktasıdır.

Ama önemli olan sözcüğün kendimizcesidir! Türkiyeliler için ise hava hep hoş, onlarda kaygı yok, duruş yok, kimlik çok. Onlar için dilimize girmiş, bin yıldır kullanıyoruz vs. vs. de olur.

Dil yaşayan bir olgu ise elle tutulup, gözle görülen varlıklarda değişmeler (ilk telefon ile bugün kullandığımız gibi) olabildiği gibi anlamlarda da (Don / don) değişimler, çeşitlenmeler olabilmektedir.

Dolayısıyla sözcük bulurken çıkış noktası gibi kendimizce olması önemlidir ki dil kimliktir deniyorsa öyleyse kimliğimize göre davranmalıyız. Türk'ün, Türk'ten, Türk'e göre, Türk için; Türkçe! 

Büyük Türk Ulusuna olan umut, inanç ancak kaygılarımla...

Yorumlar (0)