14.03.2022, 16:39

Tanrı Demek Sevaptır

Yüce Tanrı’nın bengü (mengü) gücü ile söze başlayalım. Kimi bilgisiz/bilgisizler (cahil/cühela) takımı Türkçe olan -daha doğrusu Türkçe olduğu için- Tanrı sözcüğüne düşmanlık eder. Neymiş, Tanrı demek günah yani suçmuş. Tanrı diyenler günaha yani suça belenirmiş falan filan.. Arapça el-İlah (Âllah), Farsça Mevla, İbranice Rab, İngilizce God ve hatta ateşe tapan Zerdüştlerin “Allah yoluna cenk edelim, şan alalım şan / Kuran’da zafer vadediyor Hazret-i Yezdan” dizeleri ile mehter marşına kadar giren Yezdan sözcüğü ise sütten çıkmış ak kaşıktır hödükler için. Başta Diyanet İşleri Başkanlığı olmak üzere çeşitli kurum ve kuruluşların, oluşumların (dernek, vakıf, cemaat, tarikat vd.) İngilizce olarak basıp dağıttığı/sattığı Kuran’larda yer alan God sözcüğünün aslı Türkçedeki “kut” sözcüğü olup, Turanî Keltler yoluyla adaya taşınmıştır bu arada. Tıpkı khuda/kuda/huda/hüda/hweda diye giden söyleniş biçimlerinde olduğu gibi!..

İlk Müslüman Türk devleti İtil Bulgar Hanlığı’dır. İlk Türkçe Kuran çevirisi ise ikinci Müslüman Türk devleti olan Karahanlılar döneminde yapılmış ve bu çeviride Arapça el-İlah’a (Âllah) karşılık olarak Türkçe Tengri (Tanrı) sözcüğü kullanılmıştır. Karahanlı ülkesinde yetişmiş olan büyük bilgin Kaşgarlı Mahmut, Abbasî halifesine sunduğu Divan-ı Lügati’t Türk adlı ölümsüz eserinde ve yine gönüller sultanı Hoca Ahmet Yesevî, Divan-ı Hikmet’te yer alan deyişlerinde “Tengri (Tanrı)” demiştir. Bursa kadılığı da yapmış olan Süleyman Çelebi -kısaca Mevlit adıyla bilinen eserinde- “Birdir Allah, andan artık (ondan başka) Tanrı yok.” gibi dizelere yer vermiştir. Karamanlı ülkesinde yaşamış olan -Türkçe âşığı- Yunus Emre ise “Çalap” sözcüğünü kullanmıştır. Yunus’un -bize göre; ilgili ayet ve hadislerin en güzel yorumu (tefsir) olan- bir dörtlüğü şu şekildedir:

Gönül, Çalab’ın tahtı

Çalap, gönüle bahtı

İki cihan bedbahtı

Kim gönül yıkar ise.

(Gönül yere göğe sığmayan Tanrı’nın evidir. Tanrı, kulun gönlüne/niyetine bakar. Gönül kıranlar iki dünyada da kaybeder.)

Çalap/çelep, Oğuz Türkçesinde Tanrı demektir. Mevlana’nın oğlu Veled Çelebi, 5. Osmanlı padişahı Mehmet Çelebi, ünlü gezgin (seyyah) Evliya Çelebi, ünlü bilgin (âlim) Kâtip Çelebi diye giden tarihî kişiliklerden ve yine derviş, sofî (sufî) gibi yabancı sözcüklerin karşılığı olarak kullanılan “çelebî”den aklınızda kalsın. “Ameller, niyetlere göredir.” hadisini beyninizin akıllı tahtasına yazmayı da unutmayın. Araplar helvadan put yapıp taparken ve acıkınca oturup yerken Türklerin binlerce yıldır “tek Tanrı”ya inandığını da… Bunu kim söylüyor? “Ortaya çıkışlarından itibaren, dünyada tek Tanrı’ya inanan ilk ırk; Türklerdir.” diyen Japon Türkolog Masao Mori söylüyor. Birileri Arap ve/veya Fars (Pers) diline, kültürüne olduğu kadar Türkçeye, Türk kültürüne de sadık olsaydı/kalsaydı keşke!.

Türkistan’ın olduğu kadar Horasan’ın, Anadolu’nun, Balkanların da pîri ve yine öğrencisi/vekili Hacı Bektaşi Veli’yi Anadolu’ya gönderen kişi olan Hoca Ahmet Yesevî’nin Hikmet(ler) Divanı’ndan bir dörtlük:

Tengri Taala sözin

Resulu’llah sünnetin

İnanmağan ümmetin

Ümmet dimes Muhammed.

(Tanrı Teala sözüne / Resulullah sünnetine / İnanmayan ümmetine / Ümmet demez Muhammed.)

Malım -affedersiniz- malûm (bildik, bilindik, bilinen) birileri boşuna (beyhude) bir çaba ile Türk’ün dilinden, gönlünden Tanrı sözcüğünü dolayısı ile Tanrı’yı atmaya çalışmaktadır. Böylece Türk’ün, İslâm dünyasında başat oyuncu (aktör) değil vasat figüran olmasının önünü açacaklardır akılları sıra. Özlemleri Emevî dönemidir. Türklerin hizmetli/köle (mevalî) yapılmak istendiği yıllar… İslâm, babalarının malı; Kuran, dedelerinin günlüğüdür sanki.. Türk’ü yâr ve yardımcısından yani Tanrı’sından ayırmak, bu sayede onun manevî (moral) gücünü kırmak istemeleri de cabası.. Yeter ki Türk silkinip, özüne dönmesin. Hep mankurt kalsın. Delikanlıları köle savaşçı (memluk), genç kızları odalık (cariye) olsun. Ne güzel dünya be…

Tanrı’yı bilmek, sevmek; Tanrı’ya, “Tanrı” demek sevaptır canlar. Siz bakmayın “Aslını inkâr eden soysuz”lara… Kaldı ki bir çocuk hangi döşekte, ocakta, avulda (aile) doğmuşsa oraya; oranın diline, kültürüne aittir. Haliyle Arap’ın/Arapçanın el-İlah’ı varsa Türk’ün/Türkçenin de -adı görklü- Tanrı’sı vardır. Göklerin Tanrı’sı, yerde yarattığı Türk’e yâr olsun. Türk’ü; Türk’ün dilini, kültürünü var kılsın. Türk’e; Türk’ün diline, kültürüne düşmanlık edenleri ise el-İlah (Âllah) bildiği gibi yapsın deyip, sözü -Oğuzların çerağı- Yunus Emre’ye bırakalım:

Hak Çalab’ım, Hak Çalab’ım

Sencileyin yok Çalab’ım.

Günahlıyım, sen bağışla

Ey rahmeti çok Çalab’ım.

Aziz Dolu Atabey

https://azizdolu.wordpress.com/

Yorumlar (1)
Recai Tekten 9 ay önce
Sonuna kadar katılıyorum sayın hocam
parçalı az bulutlu