Ermeniler ve biz! Prof. Dr. Ekrem Barak Arıkoğlu

ERMENİLER VE BİZ!

Ermeniler tarihte Türklerle birlikte en uzun süre dost olarak yaşamış Müslüman olmayan topluluktur. Rusya ve Batılı Emperyalist güçlerin kışkırtmalarıyla bize düşman olmuşlar, bunun sonucu olarak yüz binlerce insanımızı şehit etmişlerdir. Van başta olmak üzere Doğunun pek çok vilayetini yakıp yıkmışlar, asırlardır iyi komşu oldukları insanları zalimce şehit etmişlerdir. Kendileri de Türklere düşman olmanın acısını çekmişler, çoğu yaşadıkları bölgeyi terk etmek durumunda kalmışlardır. Türklerle dost olmadıkları sürece tarihin bundan sonraki dönemlerinde de huzurlu bir hayatları olmayacaktır. Türk'e düşmanlıkları yok olmalarına sebep olur ancak.

Bugün Ermenistan olarak bilinen ülke toprakları Anadolu’ya son geldiğimiz 10 asırdan beri Türk topraklarıdır. Daha öncesi yazının konusu olmadığı için değinmiyorum ama biz Türklerin 8 bin yıl öncesinde Anadolu’nun Doğusundan yeryüzüne yayıldığımız yolunda pek çok bilimsel görüş vardır. 19. asrın başına kadar bugün Ermenistan olarak bilinen bölgede % 5 kadar Ermeni yaşıyordu. Bu nüfus Doğu Anadolu’dan ve İran bölgesinden Rusların Ermenileri bugünkü Ermenistan sınırlarına taşımasıyla çoğalmıştır. Bölgede çoğunluk Türklerden oluşuyordu. 1918-1920 yıllarında bugünkü Erivan ve çevresinde iki yıl kadar yaşayan Ermenistan Demokratik Cumhuriyeti adıyla devlet kurulsa da bu devlet 1920 yılında Sovyetler Birliğine katılmıştır. 

Esasen Ermenistan diye bir devletin varlığı 1991 yılında Sovyetlerin dağılmasıyla ortaya çıkmıştır. Ermenistan’ın devlet olarak tarihi 30 yıldır. 1920 ile 1991 yılları arasında 70 yıl kadar Sovyetler Birliği içerisinde Ermeni Bölgesi olarak kalmışlardır.  Bu Türk topraklarının bizim idaremizde kalması belki 8 bin yıllıktır. Fakat bunun 9 asrını biz kesin olarak biliyoruz.  Selçuklu, Akkoyunlu, Osmanlı, Safavi Türk devletlerinin asırlar boyunca toprağı idi bugünkü Ermenistan. Bu topraklar Ruslar tarafından işgal edilmiş ve Turan Yurdunun kalbine Ermenistan adında bir hançer olarak saplanmıştır. Bu hançer bir asırdır yüreğimizi sızlatmaktadır.  Turan Ülküsünün önündeki tek fiziki engel yüreğimize saplanan bu hançerdir. Bu hançer çıkarılınca Piriştine’den Kumul’a Türk Turan coğrafyası engelsiz bağlanmış olacaktır. Ülkünün gerçekleşmesi bu hançerin çıkarılması, yaranın tedavi edilmesi, bu toprakların Turan elinin bir parçası haline getirilmesiyle mümkün olabilecektir.


1990 yılından itibaren Ermeniler Azerbaycan’ın kalbi Karabağ’a saldırmışlar, 1991-1994 yıllarında, Rusya’nın desteğiyle Karabağ’la birlikte Azerbaycan’ın topraklarının % 20’sini işgal etmişlerdir. İki milyon insanımız yerinden yurdundan olmuş, yüz binlerce insanımız vahşice katledilmiştir. 26 Şubat 1992 tarihinde Hocalı katliamını yapmışlardır.  Bu katliamlar yapılırken Özal, “Onlar şii biz sünniyiz”, diyecek kadar basiretsizlik göstermiş, Demirel bir helikopter kaldıramayacak kadar korkak davranmıştır. 
Bu süreçte Rusya’nın Ermenilere açık desteği bilinmektedir. Fakat Azerbaycanlı kardeşlerimizin vatan müdafaasını ne olursa olsun yaptığını söylemek de doğru olmaz. Cepheden Rusya’nın merkezine kaçanlar, Moskova’dan asker olmamak için dönmeyenler çok olmuştur. Hayatta yapılabilecek en büyük kahramanlığın vatan uğruna çarpışarak şehit olmak olduğu anlayışı yaygınlaştırılamamıştır. Aradan geçen 30 yıla yakın sürede Azerbaycan ordusunun şehit ola ola vatanından düşmanı püskürtecek düşünce seviyesine gelemediği anlaşılıyor. Elçibey gibi bir kahraman görünmüyor ortada. Azerbaycan’ın yapacağı bir düşman ülkesine saldırmak değil, işgal edilmiş topraklarından düşmanı püskürtmek olacaktır. Yani Azerbaycan davasında haklıdır. Haklı dava uğruna mücadele etmek, gerekiyorsa şehit olmak Türk’ün şanındandır. Bu süreçte Türkiye de gereğini yapmamış, İki devlet olduğumuzu görmüş ama bir millet olduğumuzun gereğini yerine getirmemiştir. Azerbaycan'ın toprağı benim toprağım, canı benim canım, kanı benim kanım, diyememiştir. 


Dün Ermeniler dört Canımızı şehit etmiş. Gerekli dersi alacaklarını düşünseler bunu yapamazlar. Demek ki Azerbaycan yöneticilerinin kendilerine gerekli cevabı vermeyeceğini düşünüyorlar. Az önce dış işleri Bakanımız Çavuşoğlu’nu dinledim. Çok güzel konuştu. Her türlü, her şekilde Azerbaycan’ın yanındayız, dedi. 


En taze yaralarımız Hocalı ve Serebrenitsa’da insanlık dışı muamelelerle soykırıma uğratılan canlarımızdır. İkisinin birbirinden farkı yoktur. İkisi de Türk ve Müslüman oldukları için soykırım yapılmıştır. Türk ve Müslümanın yapacağı tek bir şey var. Düşmandan daha güçlü olup onun merhametine sığınmamak. Tarihten biliyoruz ki onda merhamet, insanlık yok. 
Azerbaycan’ın işgal edilmiş topraklarını kurtarma zamanı çoktan geldi de geçti…

Yorumlar (0)
açık